Yazılar

Depresyon ve anksiyete birbiriyle yakın arkadaş gibi!

Depresyon ve anksiyete birbiriyle yakın arkadaş gibi!

Kişinin endişe, kaygı, korku gibi duygulara karşı aşırı tepkiler vermesine neden olan anksiyeteye işaret eden uzmanlar, bazı belirtilerin kişinin hayatının işlevselliğini ve ikili ilişkilerini etkileyebileceğini söylüyor. Anksiyetede kalbin hızlanması, nefes darlığı, bulantı ve baş ağrısı gibi fiziksel semptomların yaygın olarak görüldüğünü dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, “Depresyon ve anksiyete birbirlerine yakın arkadaş gibidirler. Bir tanesinin varlığında diğerinin ortaya çıkma olasılığı çok daha fazladır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, anksiyete ve depresyon birlikteliğine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Dr. Erman Şentürk

Dr. Erman Şentürk

Geçmişe nazaran farkındalıklar artığı için başvurular çok arttı

Son zamanlarda anksiyeteye olan farkındalığın artmaya başladığını dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, “Bununla ilgili olarak yaşamın hızlanması, teknolojinin gelişmesi ve insanların sürekli bir yere yetişmeye çalışması gibi pek çok uyaran vardır. Tüm bunlar değerlendirildiğinde geçmişe nazaran farkındalıklar artığı için psikiyatriye başvuranların çok arttığı da görülüyor.” dedi.

Hastalıkların ayrışık noktaları da var

Kişinin endişe, kaygı, korku gibi duygulara karşı aşırı tepkiler vermesine neden olan anksiyeteye dikkat çeken Dr. Erman Şentürk, “Yaygın anksiyete bozukluğu, panik atak, fobiler, agorafobi, sosyal fobi, ayrılık anksiyetesi ve travma sonrası stres bozukluğu gibi pek çok rahatsızlıklar bulunmaktadır. Hastalıkların birbirine benzeyen yönleri olduğu gibi ayrışık noktaları da vardır. Bazı belirtiler ise kişinin hayatının işlevselliği ve ikili ilişkilerini etkileyebilir. Bunlar kalbinin hızlanması, nefes darlığı, bulantı ve baş ağrısı gibi fiziksel semptomlar yaygın olarak görülmektedir. Bu belirtiler, kişinin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini önemli ölçüde zorlaştırabilir.” diye konuştu.

Depresyon klinik tablo

Dr. Erman Şentürk, “Depresyon klinik tablodur ve en az iki hafta kişinin o klinik tabloyu yaşaması gerekiyor. Gün içerisindeki ufak çöküşler, demoralize olduğu anlar ve kendini kötü hissettiği zamanlar depresyon olarak değerlendirilmemeli. Depresyon bunların çok daha ötesinde psikolojik açıdan ve motor fonksiyonları açısından gerilik yaratan bir durumdur.” dedi.

Anksiyete bozukluğu ve depresyonda tedaviler de benziyor

“Depresyon ve anksiyete birbirlerine yakın arkadaş gibidirler. Bir tanesinin varlığında diğerinin ortaya çıkma olasılığı çok daha fazladır. Hem anksiyete bozukluğunda ve depresyonda medikal anlamda kullanılan tedaviler benzerdir.” diyen Dr. Erman Şentürk, bireyin sürece kendisini alıştırması gerektiğini, durum eğer kötü hale gelirse klinik olarak tabloyu daha da kötüleştirebildiğini belirterek, “Normal yaşantıda da her zaman mutlu olma olasılığı yoktur. Yaşantıda olumsuz duyguların da yaşanması gerekmektedir. İnsanın iyi bir ilişki yumağının olması gerekmektedir.” şeklinde sözlerini şöyle tamamladı.

Sınav stresi beslenme düzenini de etkiliyor!

Sınav stresi beslenme düzenini de etkiliyor!

Sınav stresinin fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal yönden öğrencileri etkilediğini ifade eden uzmanlar, bu dönemin kimi öğrencilerde iştah azalmasına sebep olurken, kimi öğrencilerde de aşırı yeme davranışına neden olabildiğini söylüyor.

Yeme düzeninin bozulmasının da vücutta stres düzeyini arttırabildiğini kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Öğrenciler üzerinde yapılan klinik çalışmalarda, öğrencilerin sınav dönemlerinde çikolata, baklava gibi şekerli besinleri, çayı ve kahveyi normale göre daha çok tükettikleri görülmüştür.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sınav dönemi beslenme hakkında bilgi verdi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sınav dönemi beslenme hakkında bilgi verdi.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Sınav stresi beslenme düzenini de etkiliyor

Sınav stresinin fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal yönden öğrencileri etkilediğini ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Birçok öğrencinin sınav dönemlerinde strese bağlı beslenme düzenleri de etkileniyor. Kimi öğrencilerde bu dönem iştah azalmasına sebep olurken, kimi öğrencilerde aşırı bir yeme davranışına sebep olabilir.” dedi.

Şekerli besinler daha çok tüketiliyor

Sınav stresinin yeme davranışlarındaki bozulmayı etkilerden, yeme düzeninin bozulmasının da vücutta stres düzeyini arttırabildiğini kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Öğrenciler üzerinde yapılan klinik çalışmalarda, öğrencilerin sınav dönemlerinde çikolata, baklava gibi şekerli besinleri, çayı ve kahveyi normale göre daha çok tükettikleri görülmüştür.” diye konuştu.

‘Şeker zihni açar sözü’ yanlış mı?

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sınav dönemlerinde öğrencilerin daha rahat odaklanabilmeleri için vücudun ihtiyacı olan temel besin maddelerini almalarının oldukça önemli olduğunu ifade ederek, şunları anlattı:

“Birçok çalışmada, şeker tüketimi arttıkça stres düzeyinin da arttığı gösterilmiştir.  Peki yıllardır bizlere söylenen ‘Şeker zihni açar sözü’ yanlış mı? Beynin birinci enerji kaynağı glikozdur yani bir çeşit şekerdir. Ancak bu şekeri direkt rafine olarak almak yerine kuru meyvelerden, bulgur, tam buğday ekmeği, yulaf gibi tam tahıllardan almak daha doğrudur. Örneğin; bir adet kesme şeker yerine kuru üzümden alınan şeker, vücuda hem glikoz, hem de potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi mineralleri sağlayarak bilişsel aktiviteleri arttıracaktır.

Konsantrasyonun kolay dağılmasına sebep oluyor

Özellikle sınav dönemlerinde öğrencilerin çay, kahve gibi kafeinli besinleri de yüksek miktarda tüketildiği görülmektedir. Bu sıvıların yüksek miktarda tüketilmesi sık idrara çıkmaya, vücuttan sıvı kaybına, konsantrasyonun kolay dağılmasına sebep olabilmektedir. Özellikle sınav dönemlerinde günde 2 fincandan fazla kahve tüketimi uygun değildir.”

pausejournal

Yeterli miktarda su tüketimi oldukça önemli

Bu dönemde öğrencilerin özellikle beslenme rutininde olmayan farklı bir besini tüketmemelerinin daha uygun olduğunu da ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, şu önerilerde bulundu:

“Öğrencilerin rutinlerini bozmayacak şekilde ancak daha sağlıklı bir şekilde beslenmeleri, stres düzeylerini azaltacaktır. Son günler motivasyon arttırmak için gidilen fast food restoranları çok uygun olmayabilir. Yüksek şekerli, yüksek yağlı hazır besinler stres düzeyini arttıracaktır. Bunların yerine az yağlı etler, organik tavuk veya hindi etleri, Omega 3 zengini balıklar, kuru baklagil yemekleri, sebze yemekleri gibi daha çok ev yapımı yemekler, çiğ kuruyemişler, çiğ kuru meyveler tercih edilmelidir. Sınav öncesi birkaç gün kuru baklagiller ve brokoli, karnabahar gibi gaz yapan yiyeceklerden uzak durulabilir. Yeterli miktarda su tüketimi oldukça önemlidir ancak; su tüketilirken gün içine yayılmalıdır. Yavaş yavaş tüketilmelidir.”

Probiyo, aylık 60 bin satış adedine ulaştı

Probiyo, aylık 60 bin satış adedine ulaştı

Nilky, besleyici ve lezzetli bitkisel içerikleri bir araya getiren ürünleriyle sektörde öne çıkmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Aralık ayında piyasaya sunulan Probiyo, kısa sürede büyük ilgi görerek aylık yaklaşık 60 bin satış adedine ulaştı.

Probiyo, Hindistan cevizi bazlı özel formülü ile sadece kahvaltıda değil, günün her saatinde keyifle tüketilebilecek bir lezzet sunuyor. Laktoz içermeyen, tamamen vegan yapısıyla sindirimi kolaylaştıran Probiyo, şişkinlik yapmadan gün boyu rahat ve hafif hissettiriyor. Bitkisel içerikli Probiyo, dengeli yaşam tarzını benimseyenler ve doğaya duyarlı bireylerin ideal bir tercih olmanın yanı sıra, laktoz intoleransı olanlar ve vegan beslenenler için de uygun bir alternatif sunuyor.

Lezita Ege Bölgesi’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında 6’ncı sırada

Lezita Ege Bölgesi’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında 6’ncı sırada

Lezita, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO), şirketleri üretim ve satış performanslarına göre değerlendirdiği “İlk 100 Büyük Sanayi Kuruluşu” çalışmasında iki sıra birden yükselerek 6’ncı sırada yer aldı.

Ege’nin 100 büyük sanayi kuruluşu araştırması “2023 yılı üretimden satışlar” kriterine göre yapıldı. Sonuçlar, İzQ İnovasyon Merkezi’nde düzenlenen toplantıyla açıklandı. Lezita geçen yıl listede 8’inci sırada yer almıştı.

Lezita Genel Müdürü Mesut Ergül, Lezita’nın çalışmada ilk 10’daki yerini koruduğuna dikkat çekti. Ergül, “Türkiye ekonomisine yön veren dev şirketler arasında yer almaktan büyük gurur duyuyoruz. Lezita olarak kesintisiz olarak üretmeye, istihdam sağlamaya ve Türkiye ekonomisine katkıda bulunmaya devam ediyoruz. Global bir gıda markası olma vizyonumuz doğrultusunda yatırımlarımıza devam ediyoruz” diye konuştu.

Kızılay Maden Suyu’dan yeni aromalı ürünler

Kızılay Maden Suyu’dan yeni aromalı ürünler

Kızılay Maden Suyu, aromalı serisindeki yeni ürünlerini lezzetseverlerin beğenisine sundu. Kızılay Maden Suyu, karpuz-çilek, ananas-mango, elma, nar ve limon gibi birbirinden lezzetli çeşitlerin bulunduğu aromalı serisine cool lime, berry hibiskus, guava ve nar aromaları içeren yeni ürünlerini de ekliyor.

317 mg/L ile Türkiye’nin en zengin magnezyum oranına sahip Kızılay Erzincan kaynağından üretilen aromalı ürünler, yaz sıcaklarından ve koşuşturmalardan bunalanlara da ferahlık ve zindelik vadediyor.

Kızılay Maden Suyu’nun yenilikçi yaklaşımıyla hazırladığı aromalı ürünleri, doğanın zengin minerallerini ve eşsiz lezzetleri bir araya getiriyor. Koruyucu içermeyen, her biri özenle seçilmiş doğal aromalarla zenginleştirilen ve %100 pancar şekeri ile hazırlanan Kızılay Aromalı ailesi, içenleri doğallık ve lezzet yolculuğuna çıkarıyor.

Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum’da, Bayram daha eğlenceli

Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum’da, Bayram daha eğlenceli

Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum, Kurban Bayramı süresince misafirlerine müzik, eğlence ve canlı aktivitelerle dolu programlar hazırladı.

Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum, tüm alanlarında günün her saatinde canlı performansları, DJ müziği ve konserleri ile yetişkinlere keyifli anlar yaşatırken, çocuklara özel tasarlanmış içerikleriyle Kempi Kids Club’ıyla eğlence ve mutluluk vadediyor.

Bayram tatili boyunca sabahları Olives Restaurant’ta güne canlı piyano müziği eşliğinde başlayan misafirler, Barbarossa Beach Restaurant’ta gün boyu eğlenceli DJ müziği ile keyifli saatler geçirecekler. İtalyan mutfağının en güzel örneklerinin yer aldığı Mammadrau Restaurant’ta geceye canlı trio müziği ile başlanacak ve ilerleyen saatlerde DJ müziğinin enerjik ritimleri ile eğlenceli saatlere geçiş yapılacak. Bayramın ikinci günü sahne alacak Emir Ersoy ve Orkestrası geniş repertuarları ile misafirlere unutulmaz anlar yaşatacak.

Bayramın 3. günü ise çocukları muhteşem bir gösteri bekliyor; Paw Patrol Show. Tüm çocuklar, kahraman karakterler, eğlenceli şarkılar, danslarla ve büyüleyici hikayelerle dolu gösterinin tadını Gazebo Lounge’da çıkaracaklar.

Emirgan Sütiş, şimdi de Fişekhane’de

Emirgan Sütiş, şimdi de Fişekhane’de

Emirgan Sütiş, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasıyla ünlü mekânı Fişekhane ‘de yeni şubesini açtı.

Emirgan Sütiş, köklü geçmişi ve müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışıyla İstanbul’un lezzet haritasındaki yerini güçlendiriyor.

İlk şubesini 1950’li yılların başında Nişantaşı’nda açan ve daha sonra 1982 yılında Taksim’de ikinci şubesini hizmete sokan Emirgan Sütiş; bugün İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Sakarya, Eskişehir, Kayseri olmak üzere Türkiye genelinde birçok ilde toplam 22 şubede konuklarını ağırlıyor.

AERES Bodrum’a geliyor

AERES Bodrum’a geliyor

Dünyanın önde gelen mekân ve festivallerinde performans sergileyen elektronik müziğin yükselen yıldızı AERES, 8 Haziran’da Bodrum’da sahne almaya hazırlanıyor.

Yayınladığı albümler ve gerçekleştirdiği iş birlikleriyle elektronik dans müziğinin dinamik dünyasında hızla yükselen Hollandalı prodüktör ve DJ AERES, bu yıl yayınladığı ilk uzun albümünün (Extended Play) ardından dünya turnesi kapsamında Bodrum’a geliyor. Etnik ritimleri etkileyici melodilerle birleştiren müziğiyle dünya çapında geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan AERES, en son teknoloji dijital sahne gösterisiyle izleyicilere hem işitsel hem de görsel bir şölen sunacak.

Dünya turnesinin Türkiye ayağını 7 Haziran’da Soho House İstanbul’da ve ardından 8 Haziran’da Bodrum Vida Loca’da gerçekleştirecek.

Performans ve taşınabilirliğin vücut bulmuş hali

Performans ve taşınabilirliğin vücut bulmuş hali

İki yeni Acer Chromebook Plus model, Chromebook kullanıcılarına daha da gelişmiş deneyimler sunmak için ChromeOS’in bir parçası olan yeni Google AI özelliklerinden en iyi şekilde yararlanıyor.  Yeni modeller ChromeOS ekosisteminin gücüne, esnekliğine ve kullanıcı odaklı Chromebook Plus dizüstü bilgisayar tasarımının önemine işaret ediyor.

Kompakt, dayanıklı, performans odaklı yeni dönüştürülebilir Acer Chromebook Plus Spin 714 (CP714-1H), işte, okulda ve diğer projelerde işbirliği için mobil performansın ve çoklu görev verimliliğinin ideal kombinasyonunu sunuyor. Intel® Core™ Ultra 7’ye kadar olan işlemcilerle güçlendirilen Acer Chromebook, kullanıcıların yapay zeka destekli Google ve Adobe uygulamalarının keyfini çıkarmasına yardımcı olmaya hazır. Google AI kullanıcıların kolaylıkla yazı yazmasına ve benzersiz arka planlar tasarlamasına yardımcı olurken, Adobe Photoshop ve LumaFusion uygulamaları fotoğraf ve video düzenlemeyi son derece kolay hale getiriyor. Google Docs, Sheets, Slides ve Gmail’de yer alan Gemini, daha fazla üretkenlik ve daha iyi organizasyon için notlar oluşturmaya, özetlemeye ve e-postaları kişiselleştirmeye yardımcı oluyor. Ek olarak yeni Chromebook ile tüm gün üretkenlik standart hale geliyor. 2 kat daha fazla hız, bellek ve depolamayı[1] barındıran dayanıklı alüminyum kasa, MIL-STD 810 sertifikasına sahip. Hızlı şarj olabilen pil 10[2,4] saate varan uzun pil ömrü sunuyor.

 

“Eyvah! Çocuğumun boyu kısa mı kalacak?” diyorsanız…

“Eyvah! Çocuğumun boyu kısa mı kalacak?” diyorsanız…

“Çocuğumun boyu arkadaşlarına göre çok kısa!”, “Akranlarına göre daha mı yavaş büyüyor?”, “Genetik olarak kısa mı kalacak?” “Bizim ailede herkes kısa boylu ama çocuğumun da kısa kalmasını istemiyorum.” Bu ve benzeri düşüncelerle birçok anne baba, çocuğunun boyunun uzamasına yönelik araştırmalar yapıyor. Kimileri doktora danışırken kimileri ise yanlış besin takviyeleri ile hatalı ve zorlayıcı egzersizlere yönelebiliyor, yanıltıcı bilgileri uygulayabiliyorlar. Ancak dikkat! Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Ortopedisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Görgün, bilinçsiz uygulamaların, çocukların fiziksel gelişimi için risk oluşturabildiğini vurguluyor. Son yıllarda giderek daha fazla ilgi gören boy uzatma ameliyatının ehil ellerde, doğru zamanda ve uygun kişilere yapıldığında yüz güldürücü sonuçlar sağlayabildiğini belirten Doç. Dr. Görgün, boy uzatma ameliyatları hakkında en sık sorulan 7 soruyu yanıtladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Barış Görgün

Doç. Dr. Barış Görgün

SORU: Her çocuğa boy uzatma ameliyatı uygulanabilir mi?

CEVAP: Tıbbi amaçlı gerçekleştirilen boy uzatma işlemlerinde herhangi bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Kozmetik amaçlı yapılan boy uzatma işlemleri ise yalnızca 18 yaşından sonra tercih edilebilmektedir. Her vaka bireysel olarak değerlendirilmelidir. Uygunluğa karar verirken fiziksel muayene ile birlikte radyolojik yöntemler de kararımızı etkilemektedir.

SORU: Hangi durumlarda boy uzatma ameliyatı gereklidir?

CEVAP: Boy uzatma ameliyatı, bacaklar arasında uzunluk farkı olan çocuklarda uygulanabileceği gibi ciddi boy kısalığına neden olan hastalıklarda veya doğuştan gelen ya da travma sonrası oluşan deformitelerin düzeltilmesinde de tercih edilebilir. Ayrıca çeşitli sebeplerden dolayı kısa boylu olduğunu düşünen yetişkinlere de kozmetik nedenlerle bu cerrahi işlem yapılabilmektedir. Akondroplazi (doğuştan cücelik) gibi genetik sendromlar, bacak uzunluk farkları, doğuştan gelen kemik gelişim bozuklukları ve travma sonrası oluşan kemik kısalıkları gibi durumlarda boy uzatma ameliyatı yapılabilir.

SORU: Ameliyat sonrası boy ne kadar uzayabiliyor?

CEVAP: Çocuk Ortopedisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Görgün “Ameliyat sonrası günde ortalama 1 mm’lik bir uzatma sağlayacak şekilde toplamda yaklaşık 5-8 cm’ye kadar boy uzaması beklenir. Bu miktar; hastanın yaşına, kemik yapısına ve diğer bireysel faktörlere bağlı olarak değişebilir. Şayet daha yüksek bir miktarda uzatma hedefleniyorsa bu işlem birden fazla cerrahi seans ile mümkün olabilmektedir” diyor.

SORU: Hangi yöntemlerle boy uzatılabiliyor?

CEVAP: Boy uzatma ameliyatı kemiklerin cerrahi müdahale ile uzatılması işlemidir. Bu işlem, kemiğe uygulanan özel cihazlar ve teknikler kullanılarak gerçekleştirilir. Boy uzatma cerrahisinde; bireyin kemik kalınlığına, kemik yapısına ve sağlık durumuna bakılarak en az riskle uzatılabilecek miktar ve yöntem seçilir. Bu cerrahilerde geleneksel olarak kemiğe dışarıdan uygulanan ve ameliyat sonrasında cildin dışından da görülebilen cihazlar kullanılabildiği gibi, son yıllarda tamamı kemik içerisinde bulunan ve uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen cihazlar da kullanılmaya başlanmıştır.

SORU: Ameliyatın başarı oranı nedir?

CEVAP: Doç. Dr. Barış Görgün “Boy uzatma ameliyatlarının başarı oranı yüksektir. Ancak başarı oranı; hastanın genel sağlık durumuna, tedaviye uyum sürecine ve ameliyat sonrası bakımında gerekli kurallara dikkat etmesi ile doğrudan ilişkilidir. Doğuştan kısa uzuvlu bir hastamızın ameliyat sonrası yüzme şampiyonu olması bizi gururlandırmıştı. Yine, cücelik (akondroplazi) tanılı bir çocuk hastamız sosyal yaşama adapte olamıyordu. Asansör düğmelerine boyu yetişmiyor, okulda sınıf veya tuvaletin kapısına boyu yetişmiyordu. Günlük yaşamını kolaylaştırmak amacı ile yaptığımız boy uzatma cerrahisi ile erişebilirliği arttı” diyor.

SORU: Ameliyat sonrası bakım nasıl olmalıdır?

CEVAP: Ameliyat sonrası bakım; düzenli pansuman, fizik tedavi ve doktor kontrollerini içerir. Ayrıca, enfeksiyon riskine karşı dikkatli olunmalı ve doktorun tüm talimatlarına uyulmalıdır.

SORU: Ameliyat sonrası iyileşme süreci nasıldır?

CEVAP: İyileşme sürecinin bireysel farklılıklar gösterdiğini ve genellikle 6-12 hafta arasında sürdüğünü belirten Doç. Dr. Görgün “Bu süre, boyu uzatma miktarına bağlı olarak değişmekle birlikte süreç boyunca fizik tedavi desteği ve düzenli hekim takibi gerektiği unutulmamalıdır. İyileşme süreci tamamlandıktan sonra çocuklar normal aktivitelerine dönebilirler. Ancak spor ve yoğun fiziksel aktivitelere hekim kontrolünde başlanmalıdır” diyor.