Yazılar

Yumurtalık kanseri riskini azaltmanın etkili yolları!

Yumurtalık kanseri riskini azaltmanın etkili yolları!

Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda görülme sıklığı giderek artan yumurtalık kanseri, kadın kanserleri arasında ikinci sırada yer alıyor. 2050 yılına gelindiğinde her yıl dünyada yumurtalık kanseri tanısı alanların sayısının yüzde 55,  bu kanserden dolayı hayatını kaybeden kadınların sayısının da yüzde 70 artacağı tahmin ediliyor. Ancak dünya ölçeğinde yapılan bir çalışma; yumurtalık kanseri tanısı alan kadınların üçte ikisinin bu kanser hakkında hiçbir bilgisinin hatta duyumunun bile olmadığını ortaya koyuyor! Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Bilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı “Kadın kanserlerine karşı toplumsal farkındalığın artırılması şarttır. Her kadının en azından yılda bir jinekolojik muayenesinin yapılması ve jinekolojik şikayetleri olduğunda da vakit kaybetmeden hekime başvurması hastalıkların erken tanısı açısından çok önemlidir. Yumurtalık kanserinde olguların yüzde 75’inden çoğu ileri evrelerde tanı alabildiğinden, kadın kanserleri arasında en ölümcül seyredenidir. Bu nedenle ‘sessiz katil’ olarak da adlandırılabilmektedir” diyor. Prof. Dr. Serkan Erkanlı 8 Mayıs Dünya Yumurtalık (Over) Kanseri Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada, yumurtalık kanseri hakkında bilinmesi gereken 8 önemli noktayı anlattı, çok önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Serkan Erkanlı

Prof. Dr. Serkan Erkanlı

Bu sinyalleri mutlaka dikkate alın!

Yumurtalık (Over) kanseri erken evrede genellikle hiç belirti vermeyebildiğinden erken teşhis edilemeyebiliyor. İlerlemeye başladığında ise; şişkinlik hissi ve masum görünen sindirim problemlerine yol açsa da hastaların bunu önemsememesi tanı ve tedavinin gecikmesine neden oluyor. Hastalık ilerlediğinde karında şişlik, kasık, bel ve karın ağrısı, sık idrara çıkma/idrar zorluğu, kabızlık, yorgunluk, kilo kaybı ve bazen de anormal kanama gibi belirtiler ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Serkan Erkanlı “Eğer bu şikayetler her gün oluyorsa ve birkaç hafta devam ediyorsa mutlaka detaylı değerlendirme için hekime başvurulması gereklidir. Özellikle menopoz döneminde vajinal kanama olursa hemen bir hekime başvurulmalıdır” diyor.

Artık genç yaşlarda da görülüyor!

Yumurtalık kanseri genellikle 60’lı yaşlarda görülmekle beraber son yıllarda obezite, östrojen hormon maruziyeti ve gebeliğin ötelenmesi gibi etkenlerle daha genç yaşlarda da karşımıza çıkıyor. Özellikle 20 yaş altındaki hastalarda germ hücreli tümörler olarak bilinen farklı bir türün görülme riskinin çok daha yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Erkanlı, bunlar arasında kanser olanların daha hızlı ilerlediğini söylüyor.

40 yaşından sonra risk artıyor!

Yumurtalık kanserinin gelişmesinde ilerleyen yaş en önemli risklerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bir kadının hayat boyu ameliyat gerektirecek bir over kitlesi geliştirme riski yüzde 5-7 arasında bulunurken, bu kitlenin kanser olma ihtimali yaş ile beraber ciddi oranda artıyor. “40 yaşından sonra risk artmakta, özellikle de menopoza girildiğinde çok daha riskli bir dönem başlamaktadır” diyen Prof. Dr. Erkanlı, bu nedenle her kadının en azından yılda bir jinekolojik muayenesinin yapılmasının ve jinekolojik şikayetleri olduğunda da vakit kaybetmeden hekime başvurmasının çok önemli olduğunu vurguluyor.

 Bu etkenler yumurtalık kanseri riskini artırıyor!

Yumurtalık kanserine zemin hazırlayan riskler arasında; yaşın yanı sıra, hiç doğum yapmamış olmak, erken yaşta adet görmeye başlamak (12 yaş öncesi), geç menopoza girmek (55 yaş), endometriozis, menopozda hormon tedavisi, infertilite ve yanlış yaşam alışkanlıkları gibi birçok etken bulunuyor. Ayrıca aile öyküsü ve bazı genetik kanser sendromlarında over kanser riski artıyor. Over kanserlerinin yaklaşık yüzde 20-25’inden kalıtsal genetik anormallikler sorumlu tutuluyor.

Yanlış yaşam alışkanlıklarına dikkat!

Prof. Dr. Serkan Erkanlı, günümüzde sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı, obezite, paketlenmiş hazır gıdaların tüketilmesi, fazla yağlı beslenmek gibi sağlıksız beslenme alışkanlıkları, kanserojen maddelere maruz kalınması, talk pudrası kullanılması gibi unsurların yumurtalık kanseri gelişiminde rol oynadığının düşünüldüğünü belirtirken, sigara içmenin de riski ciddi oranda artırdığını vurguluyor.

Prof. Dr. Serkan Erkanlı

Bu önlemler riski azaltabiliyor!

Yumurtalık kanserine yol açabilen yaş, aile öyküsü, genetik yatkınlık gibi bazı risk faktörleri değiştirilemese de diğer risk faktörlerini azaltmak veya tamamen ortadan kaldırmak mümkün olabiliyor. Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkanlı “Örneğin; sağlıklı beslenmek, yaşa uygun egzersizler yapmak, kilo kontrolü sağlamak, kanserojen maddelerden mümkün olduğunca uzak durmak ve toplum olarak farkındalığın artırılması fayda sağlayacak yaklaşımlardır. Gebelik ve emzirmenin yumurtalık kanseri riskini azalttığını biliyoruz. Bunun yanı sıra doğum kontrol hapları kullanımı her 5 yıl için yumurtalık kanseri riskini yüzde 20’ye varan oranlarda azaltmaktadır” diyor.

Önleyici cerrahiler ile riski azaltmak mümkün!

BRCA1 veya BRCA2 gibi genetik mutasyon taşıyan hastalarda yumurtalık ve fallop tüplerinin alınması şeklinde önleyici cerrahiler uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Serkan Erkanlı şöyle konuşuyor: “Bu hastalarda özellikle aile tamamlandıktan sonra mutasyon tipine göre BRCA1 için 35-40 ve BRCA2 için 40-45 yaşları arasında önleyici cerrahiler önerilmektedir. Bu cerrahi sonrasında yumurtalık kanserine yakalanma riski yüzde 85-%95 oranında azaltılmaktadır. Ayrıca son yıllarda yapılan çalışmalarda fallop tüplerinin yumurtalık kanseri gelişimindeki rolü saptanmıştır. Dolayısı ile rahim alınması için ameliyat olan hastalarda fallop tüplerinin alınması yapılan çalışmalara göre yumurtalık kanseri riskini azaltmaktadır.”

Çocuk sahibi olunabiliyor

Yumurtalık kanserinde ana tedaviyi cerrahi oluşturuyor. Erken evrede yapılan iyi bir cerrahi sonrasında başka alanlara sıçrama saptanmazsa, tümör tipi vb kriterler de uygun olduğunda sadece cerrahi yeterli olabiliyor ve ek tedaviye ihtiyaç kalmıyor. Özellikle son dönemlerde gebelik yaşının artmasıyla beraber over kanseri tanısı alıp da henüz çocuk sahibi olmamış hastaların sayısının arttığını belirten Prof. Dr. Serkan Erkanlı “Bu durumda hastalığın evresi ve tümör tipine göre üremeyi koruyucu cerrahiler yaparak, üreme organlarını kısmen koruyarak hastanın kanserden kurtulma ve çocuk sahibi olma şansını artırabiliyoruz” diyor. İleri evrelerde ise kapsamlı cerrahilerle hastanın sağkalım oranları artabiliyor. Cerrahi sonrası kemoterapi ile tedavinin desteklenmesi gerekirken, uygun şartlara sahip olan hastalarda ‘akıllı ilaçlar’ denilen yeni tip ilaçlar kullanılarak hastaların sağkalım süresi artırılabiliyor.

On yıl önce kaybolan Malezya uçağı tekrar aranacak

On yıl önce kaybolan Malezya uçağı tekrar aranacak

Malezya, 239 kişiyle kaybolan yolcu uçağını arama çalışmalarına yeniden başlayabilir. Kayıp Malezya Havayolları 370 sefer sayılı uçağın Çin’den gelen yolcularının aile üyeleri, onuncu yıllık anma etkinliği sırasında mesaj panosuna bakıyor.

Malezya, 239 kişiyle birlikte 10 yıl önce kaybolan MH370 sefer sayılı yolcu uçağını arama çalışmalarını yeniden başlatabilir. Malezyalı yetkililer yaptıkları açıklamada, 2018 yılında uçağı arayan bir ABD şirketinin Hint Okyanusunun güneyinde yeni bir arama yapılmasını önerdiğini duyurdu. Malezya Havayolları’na ait uçağının on yıl önce bu noktaya düştüğüne inanılıyor.

Boeing 777 uçağı 8 Mart 2014 tarihinde havalandıktan kısa bir süre sonra radardan kayboldu. Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’dan Pekin’e giden uçak, çoğu Çin vatandaşı 239 kişiyi taşıyordu.

Uydu verileri uçağın uçuş rotasından saparak Hint Okyanusu’nun güneyine yöneldiğini ve burada düştüğüne inanıldığını gösterdi.

Kayboluştan kısa bir süre sonra, Doğu Afrika kıyılarında ve Hint Okyanusu adaları kıyılarında enkaz bulunmasına rağmen, çok uluslu aramalarda herhangi bir ipucu bulunamadı.

Diğer Yunan adalarda kapıda vize istiyor

Diğer Yunan adalarda kapıda vize istiyor
Türk turistler için 10 Yunan adası için hayata geçirilen kapıdan vize uygulaması başarılı olunca, diğer Yunan adaları da kendilerine aynı ayrıcalığın tanınmasını istiyor.
Yunanistan’dan Türk turistlere bazı Yunan adaları için kapıdan bir hafta süreyle vize uygulamasına başlamasının ardından, bu ayın ilk 10 günü içinde, geçen yıl aynı döneme oranla bu adalara gelen turist sayısı üç misli arttı.
Türk turistlere 10 Yunan adası için hayata geçirilen kapıdan vize uygulaması başarılı olunca, diğer Yunan adaları da kendilerine aynı ayrıcalığın tanınmasını istiyor ve bunun için yönetime baskı yapıyor.
Türkiye’den gelen turistler
Bunun dışında Sakız Adası’na gelen turist sayısı 2 bin 716’dan 4 bin 993’e, Samos’a gelen turist sayısı 299’dan 2 bin 851’e, İstanköy’e gelen turist sayısı 2 bin 400’den 3 bin 300’e ve Rodos’a gelen ise 2 bin 320’den 5 bin 726’ya yükseldi.
Toplamda, bu beş adaya gelen turist sayısı 2023’te 5 bin 969 iken şimdiden 20 bin 690’a ulaştı.
Türkiye’den gelen turistler için kapıda vize uygulaması ilk olarak bu 5 ada için başlatılmıştı.

30 Nisan’dan sonra ise bu adalara ilave olarak Patmos, Simmi, Meis, Leros ve Kalimnos adalarına da Türk turistler kapıda vize alarak gidebilecek.
Yunana basını, nisan ayının ilk hafta sonundan bu yana ziyaretçi sayısındaki artışın, adaların alışveriş trafiğine ve yerel ekonominin canlanmasını sağladığı yorumu yapıldı.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis yaptığı açıklamada, Türk ziyaretçiler için kapıdan vize uygulamasının başarıyla sürdüğünü ifade etti.

Türk turistler iki misli daha fazla para bırakıyor
Adalardan sorumlu Bölge Valisi Kostas Moutzouris, kapıdan vize uygulamasından duyduğu memnuniyeti dile getirirken, “Adalar turistlerle dolup taşıyor. Türkiye’den gelen her ziyaretçi, charter uçuşlarla gelen ziyaretçilere göre yaklaşık iki kat daha fazla yerel ekonomiye katkı sağlıyor.” dedi.
Kairidis, kapıdan vize uygulamasının diğer adalar için genişletmesi yönünde baskı altında olduklarını belirterek, Patmos, Taşoz ve Semadirek’in de bu uygulamadan faydalanmak istediğini bildirdi.
Turizm, Yunan ekonomisi için hayati bir öneme sahip. Merkez Bankası verilerine göre Yunanistan geçen yıl 32,7 milyon yabancı turist ağırlayarak 20,5 milyar euro gelir elde etti.

Kapı vizesi için ne gerekiyor?
Yunanistan adalarına kapıda vize alabilmek için 60 euro ödemek gerekiyor.
Kapı vizesi alabilmek için en az 6 ay geçerliliği olan bir pasaport, 2 biyometrik fotoğraf, seyahat masraflarını karşılayacak kadar bakiyenin bulunduğu 3 aylık banka hesap dökümü, otel rezervasyonu, feribot bileti, yolcuk sağlık sigortası, kimlik fotokopisi ve başvuru formu ile pasaportta KKTC vize damgasının bulunmaması gerekiyor.

Türk ziyaretçilerin kendilerinden istenen evrakları, başvuru formuyla Yunan yetkili birimlerine ulaştırmaları gerekiyor.
Gerekli evraklar, adaya geçiş noktalarında yetkili birimlere teslim ediliyor ancak girişlerde bekleme yaşanmaması için evrakların ziyaret öncesinde adalar ve Türkiye arasındaki feribot seferlerini düzenleyen seyahat acentelerine teslim edilmesi tavsiye ediliyor.

Karada ve denizde enerjiniz bitmesin

Karada ve denizde enerjiniz bitmesin

Honda tarafından üretilen mobil jeneratörler bu baharda; kamp alanlarına, teknelere, işletmelere, yazlık evlere ve açık hava etkinliklerine kesintisiz ve ekonomik “güç” sunuyor.

Yaşam alanlarında ve açık hava etkinliklerinde kesintisiz enerji sağlamak ve elektrik kesintisinin konfor şartlarını bozmasını önlemek isteyenlerin ihtiyaç duydukları tek şey ise taşınabilir bir jeneratör oluyor.

Honda EU 22i, Honda EU 30is ve Honda EU 32i jeneratörler, yaşam alanlarında ve işletmelerde; aydınlatma, buzdolabı, fırın, bilgisayar, saç kurutma makinesi ve küçük el aletleri gibi elektronik cihazların elektrik ihtiyacını karşılıyor. Ayrıca sıcak havaların vazgeçilmezi olan açık hava etkinliklerine de güç sağlıyor.

OHV 4 zamanlı motorteknolojisi sayesinde jeneratör ürün gruplarında yakıt sarfiyatını düşüren Honda, aynı zamanda çevrenin korunmasına da katkıda bulunuyor. 2,2 kVA güç kapasitesine sahip olan Honda EU 22i jeneratör saatte yaklaşık 1.2 litre yakıt tüketirken; 3 kVA’lık Honda EU 30is jeneratör saatte sadece 1.8 litre; 3,2 kVA’lık Honda EU 32i jeneratör ise saatte 1.4 litreyakıt tüketiyor.

Anadolu Isuzu’un elektrikli otobüsleri Berlin fuarında

Anadolu Isuzu’un elektrikli otobüsleri Berlin fuarında

Anadolu Isuzu, Berlin’de düzenlenen BUS2BUS Fuarı’na katılarak sektöre öncülük eden modellerini katılımcılarla buluşturdu.

Anadolu Isuzu, yüksek enerji verimliliği, uzun menzilli ve düşük işletme maliyetleri ile dikkat çeken yeni elektrikli ulaşım çözümleri NovoVolt ve NovoCiti VOLT modellerini sergiledi.

Anadolu Isuzu’nun servis ve turizm sektörü için tasarladığı ilk tam elektrikli otobüsü olan NovoVolt, 2008 yılında tanıtılan ve büyük başarı elde eden NOVO’nun geliştirilmiş modeli olarak öne çıkıyor. 320 kW’lık güçlü bir motor ve 165 kWsa’lik batarya ile donatılan NovoVolt, 225 kilometreye kadar menzil sunarak verimlilik ve çevrecilik konusunda yeni standartlar belirliyor. NovoVolt, 29 yolcuya kadar oturma kapasitesini geniş bir iç mekan ve yüksek yolcu konforuyla birleştirerek orta-uzun mesafeli taşımacılık için ideal bir çözüm sunuyor. NovoVolt 2025 yılından itibaren satışa sunulacak ve markanın orta boy elektrikli otobüs ürün gamını genişletecek.

NovoCiti VOLT

Kendini kanıtlamış bir model olan NovoCITI LIFE’ı temel alarak geliştirilen tamamen elektrikli orta boy NovoCiti VOLT, geleceğin şehir içi toplu taşıma taleplerini karşılamak için özel olarak tasarlandı. NovoCiti VOLT, sıfır emisyonu ve Akustik Araç Uyarı Sistemi (AVAS) ile Anadolu Isuzu’nun yenilikçi yaklaşımını yansıtıyor. Gelişmiş donanıma sahip NovoCiti VOLT, elektrikli motor teknolojisi ve akıllı ulaşım sistemleri ile geleceğin trafik altyapılarının ihtiyaçlarını karşılayarak çevre dostu bir ulaşım çözümü sunuyor. Model, daha önce birçok Avrupa şehrinde sergilendi ve yerel yönetimlerin de ilgi odağı oldu.

Hyundai SANTA FE, Red Dot araçlar kategorisinde yılın tasarımı ödülüne layık görüldü

Hyundai SANTA FE, Red Dot araçlar kategorisinde yılın tasarımı ödülüne layık görüldü

Hyundai, yakın zamanda Türkiye’de de satışa sunacağı Yeni SANTA FE ile bir ödüle daha layık görüldü.

Dünyanın en saygın tasarım ödüllerinden biri olan Red Dot, “2024 Yılın Ürün Tasarımı, Araçlar” kategorisinde Hyundai SANTA FE’yi en iyi tasarım olarak seçti. SANTA FE, bu prestijli ödülü kazanarak markanın global tasarım başarısını bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.

Beşinci nesil SANTA FE, uzatılmış dingil mesafesi ve genişletilmiş bagaj kapağı açıklığı sayesinde yolcu ve yükleme kapasitesi açısından sınıfının lideri olmaya aday. Oldukça geniş bir yaşam alanı sunarak outdoor kullanım tarzına da uyum sağlayan otomobil, aynı zamanda daha uzun dingil mesafesiyle de üçüncü sıra oturmayı kolaylaştırarak konforlu bir sürüş sağlıyor.

Yeni SANTA FE, uzun dingil mesafesi ve geniş bagaj kapağı alanından türetilen dört köşeli bir şekle ve farklı bir siluete sahip. Aracın ön kısmı, yüksek motor kapağı, H şeklindeki farları ve cesur çamurluklarıyla farklı bir izlenim uyandırıyor. H şeklindeki tasarım öğeleri, Hyundai’nin ‘H’ amblemini yeniden yorumlarken uzatılmış dingil mesafesi, cesur bir tavan çizgisine, çamurlukların etrafında güçlü bir hacme, keskin biçimde tanımlanmış tekerlek kemerlerine ve kısaltılmış ön çıkıntıya hayat veriyor. Ayrıca, 21 inç jantlar ve onu saran lastikler üzerinde hareket eden otomobilin arka kısmı da H şeklindeki stop lambalarıyla dengelenmiş ve sadeleştirilmiş.

Hyundai ayrıca “Çoklu Fener” ile en iyi ürün tasarımını da kazandı. “Dış Mekan ve Kamp Ekipmanları” kategorisinde yer alan Çoklu Fener, Red Dot Ödülü’nün sahibi olurken, farklı kullanıcı ihtiyaçlarını karşılamak için iki özelliği birleştiriyor. Dış mekan etkinlikleri için taşınabilir bir el feneri işlevi gören fener, yarı saydam bir ışık difüzörüyle kullanıldığında da sıcak renkli bir ruh hali ışığına da dönüşebiliyor

Hadise, Trendyolmilla reklamlarında

Hadise, Trendyolmilla reklamlarında

Trendyolmilla, “Kendini Yansıt” mottosuyla farklı tarz ve beklentilere uygun, erişilebilir fiyatlı koleksiyonlarını kullanıcılarla buluşturduğu yeni uygulamasını, ünlü sanatçı Hadise ile iş birliği yaptı.

Trendyolmilla’nın farklı tarzların buluşma noktası olma özelliğinden yola çıkan reklam filminde Trendyolmilla, Trendyol Man, Trendyol Curve, Trendyol Modest ve Edit by Trendyol markalarının karakteristik özelliklerini temsil eden oyuncular yer alıyor. Hadise, Trendyolmilla ile herkesi kendi tarzını yansıtmaya çağırıyor.

Reklam Künyesi

Reklamveren: Trendyolmilla
Reklamveren Prodüksiyon Danışmanı: Hilal Erdebil
Reklam Ajansı: Havas İstanbul

CCO: Volkan Dalkılıç
Kreatif Direktör: Eray Hökelek
Kreatif Ekip Liderleri: Hüseyin Gündüz, Gizem Arlı Sirkeci

Kreatif Ekip: Semih Talha Türk, Muhammet Avşar, Arda Tokatlıoğlu
Trafik Direktörü: Enhar Giritli Baydar
Ajans Prodüksiyon Direktörü: Sıla Salgın
Ajans Prodüktörü: İdil Yalçınöz
Müşteri İlişkileri Direktörü: Yağmur Erengül
Marka Direktörü: Yeşim Tamuroğlu Kaya
Marka Ekibi: Ceren Doğaner, Meleknaz Uysal

Stratejik Planlama: Oğulcan Türe
Prodüksiyon Şirketi: Depo Film
Yönetmen: Elif Kalkan
Görüntü Yönetmeni: Firar Güney Kayran
Post Prodüksiyon: Post Garden

Fotoğraf: Emre Ünal- PPR İstanbul
Müzik Düzenleme: FFW

Edis, NESCAFÉ Xpress reklamlarında

Edis, NESCAFÉ Xpress reklamlarında

NESCAFÉ Xpress’in yeni reklam yüzü EDİS, eğlence dolu reklam filmiyle modları yükseltiyor.

Enfes tadı ve buz gibi gerçek kahve lezzetiyle gençleri harekete geçirmeyi amaçlayan NESCAFÉ Xpress, bu yıl EDİS ile birlikte modları yükseltiyor. EDİS’in, “Demeyeyim şimdi bir şey, reklama girer.” sözleriyle başlayan reklam filmi; deniz, kum, güneş görüntüleriyle yazı şimdiden getiriyor ve yaz boyunca modları yükselteceğini hissettiriyor. Reklam filmi, EDİS için yeniden düzenlenen jingle eşliğinde, gençlerin arasında geçiyor

CarrefourSA 400’üncü bayisini açtı

CarrefourSA 400’üncü bayisini açtı

Sabancı Holding iştiraki CarrefourSA, küçük esnafı destekleyen bayilik sistemiyle 400’üncü bayisini hizmete açtı.

“Yeni Nesil Market” anlayışıyla girişimcileri ve küçük esnafı destekleyen CarrefourSA, Doğrusu CarrefourSA’da söylemiyle büyümeye devam ediyor.

Sabancı Holding iştiraki, Türkiye perakende sektörünün öncü markası CarrefourSA 60 ilde 1.100 mağazası ve 11.000 çalışanıyla, müşterilerine 50.000’den fazla ürün çeşidi sunarak doğru ürünü, doğru üreticiden doğru fiyata ulaştırırken, küçük esnaf ve girişimciyi desteklediği bayilik sistemiyle büyümeye devam ediyor.

CarrefourSA İcra Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Bulut Batum, “Sektörümüzün sürdürülebilirliği için ekonomik kalkınmayı desteklememiz gerekiyor. Bu doğrultuda, organize gıda perakendesini daha güçlü hale getirmek için küçük esnaf ve girişimcinin sisteme dahil olması çok önemli. Hayata geçirdiğimiz bayilik sistemiyle esnaf ve girişimciye CarrefourSA güvencesiyle ticaret yapma imkânı sunuyoruz. Bulunduğu bölgeyi ve mahalleyi en iyi bilen esnaflara, CarrefourSA güvencesini sağlayarak ailemizin bir parçası haline getiriyoruz” dedi.

 

Swissôtel 16 Roof Restoran & Bar’da sezon başlıyor

Swissôtel 16 Roof Restoran & Bar’da sezon başlıyor

Swissôtel 16 Roof Restoran & Bar, sezonu başlatıyor ve yine şehrin en gözde buluşma noktası oluyor.

Swissôtel The Bosphorus’un terasında yer alan 16 Roof, nefes kesen panoramik Boğaz manzarası ve kusursuz hizmet anlayışıyla konuklarını ağırlarken gastronomi, iyi müzik ve ambiyansı tek çatı altında toplamayı da başarıyor.

Swissôtel 16 Roof Restoran & Bar

Şef Taha Emrah Özçelik’in hazırladığı 16 Roof menüsünde yer alan birbirinden özel seçeneklerin yanı sıra imza lezzetler arasında yer alan “Smoked levrek”, “Tunaviche”, “Çökertme”, “Dana Yanak” ve “Lagos” geceye lezzetli bir dokunuş katıyor.

Swissôtel 16 Roof Restoran & Bar

3 Mayıs’ta Taykunku ile başlayan DJ performanslarına sezon boyunca Doğuş Çabakçor, Orkun Bozdemir, Menachem26, Murat Tokuz, Almina B2B Kuntay ve Konuralp gibi isimlerin performanslarıyla devam ediyor ve İstanbul’un ritmini arttırıyor.