Yazılar

Mevcut başkan yeni projeleri açıkladı

Mevcut başkan yeni projeleri açıkladı

Cumhur İttifakı’nın Eyüpsultan Belediye Başkan adayı ve ilçenin Belediye Başkanı Deniz Köken, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin projelerini anlattı. Deniz Köken, Eyüpsultan Kültür ve Sanat Merkezi’nde proje tanıtım programında konuştu.

Başkan Deniz Köken, Eyüpsultan için bugüne kadar spordan sanata, eğitimden sağlığa 90 eseri hayata geçirdi. İlçenin yaşam kalitesini artıran, daha kaliteli bir yaşam alanı kazandıran bu projeler Eyüpsultan’ı hem cazibe merkezi hem de İstanbul´un vazgeçilmez turistik ve kültür başkentlerinden biri haline getirdi.

Başkan Deniz Köken, Eyüpsultan Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen proje tanıtım programında, önümüzdeki 5 yıl için yapmayı planladığı projeleri ve Eyüpsultan’a değer katacak eserleri görseller eşliğinde Eyüpsultanlılara anlattı.

Projelerini “Yaşayan Şehir, Sağlık Şehri, Yeşil Şehri, Spor Şehri, Kültür Şehri, Eğitim Şehri ve Teknoloji Şehri” şeklinde 7 farklı kategoride sunan Başkan Deniz Köken, “Ben sadece bu şehrin hak ettiğini ona vermek istiyorum. Günübirlik politikalarla, günübirlik projelerle değil uzun vadede bu şehre ne katabiliriz onu düşünüyorum” dedi.

KADINLAR LOKALİ GELİYOR

Kadınlar Lokali konseptiyle çok güzel ve hoşunuza gidecek mekanlar tasarlıyoruz. İlk etapta Göktürk ve Akşemsettin bölgesinde açılacak.

SOSYAL KONUTLAR

5 yılda 1500 sosyal konutu yapımı

Epilepsi nöbetinde ilk müdahalelere dikkat!

Epilepsi nöbetinde ilk müdahalelere dikkat!

Tokat atmak, hastanın üzerine su dökmek, soğan ve sarımsak koklatmak, ağzına kaşık ve parmak sokarak çenesini açmaya çalışmak! Bu ve benzeri yanlışlar; halk arasında ‘sara hastalığı’ olarak bilinen epilepside, çevredekilerin nöbet geçiren hastaya iyi niyetle yaptığı ancak fayda yerine zarar veren davranışlardan sadece birkaçını oluşturuyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Erkan Acar hastanın hayatını kaybetmesine bile yol açabilecek bu tür davranışların, epilepsi hastalığına yönelik toplumsal farkındalığın az oluşundan kaynaklandığını belirterek “Kişiler ansızın kaskatı kesilerek kendini yere atan, çenesi kilitlenen ve ağzından tükürükler gelerek boğulacağı düşüncesine yol açan bir hastayı karşısında gördüklerinde paniğe kapılarak ne yapacaklarını şaşırabiliyor ve ellerinden gelen faydayı sağlamaya çalışıyorlar. Ancak yanlış yapılan uygulamalar hastanın ya ciddi şekilde yaralanmasına ya da hayati kaybına neden olabiliyor” diyor. Ülkemizde en sık görülen nörolojik hastalıklardan biri olan epilepside toplumsal farkındalığın az oluşunun, bu hastaların ‘akıl hastası’ olarak bile görülmesine yol açabildiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Erkan Acar “Epilepsi ne bir akıl hastalığıdır ne de bulaşıcıdır ancak özellikle gelişmemiş toplumlarda bu hastaların doğru tanı almaması ve tedavi edilmemesi onları toplum dışına iterek normal hayatın akışına uyum sağlamalarına engel olmaktadır” diyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Erkan Acar, epilepsi nöbetinde doğru sanılan 5 yanlış müdahaleyi ve doğrularını anlattı,  önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Öğretim Üyesi Erkan Acar

Dr. Erkan Acar

  • Tokat atmak: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Özellikle sokakta sıklıkla karşılaşılan ve yanlış bilinen bu ilk müdahalenin hastalara herhangi bir faydası olmamakla beraber, travmalara sebep olabilmektedir. Hastalara yapılacak en doğru müdahale, onları yatırıp yan çevirerek beklemektir. Böylece tükürük ve salyası kendiliğinden aşağı doğru akarken, ortaya çıkabilecek solunum yolu sıkıntıları (tükürük kaçması, dilin solunum yolunu tıkaması vs) engellenebilir.

Üzerine su dökmek: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Hasta yakınları ve çevredeki müdahale etmeye çalışanların sıklıkla başvurduğu bu yöntem hiçbir şekilde fayda sağlamamaktadır. Hatta hastaların bazen ağızlarına veya burunlarına su kaçmasına sebep olarak solunumlarının bozulmasına yol açabilmektedir. Hastanın üzerine su dökmekten kaçınarak boğazını saran bir giysisi varsa gevşetebilir, sakin ve yatıştırıcı şekilde davranarak başını yere çarpmamasına yardımcı olabilirsiniz.

  • Hastaları yerinden kaldırmak: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Epilepsi nöbeti esnasında sıklıkla yapılan hatalardan biri de hastaları yerinden kaldırmaya çalışmaktır. Bu esnada hastayı bir yerden bir yere taşımaya çalışmak, yaygın kasılmalar sebebiyle hastaların düşerek kafa travması gibi ciddi problemlerle karşılaşmalarına yol açabilmektedir. Bu nedenle hasta tehlikeli bir bölgede (trafik alanı, yol kenarı, düşebileceği bir yer) değilse en doğru müdahale hastayı yan çevirerek atağın geçmesini beklemektir.

  • Sarımsak/soğan koklatmak: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Epilepsi nöbeti esnasında yaygın bir inanış olan sarımsak/soğan koklatmanın hiçbir bir faydası olmamaktadır. Etraftan gelecek herhangi bir koku, nöbetin sonlanmasına katkısı bulunmadığı gibi aksine hastanın solunum yolunu kapatması durumunda nefes almasını engelleyerek hayati riske yol açabilir. Bu nedenle soğan ve sarımsak koklatmaktan kaçınmak gerekir.

  • Ağızlarına çatal/kaşık/parmak sokmak: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Dr. Öğretim Üyesi Erkan Acar “Epilepsi ataklarında sıklıkla görülen tüm vücutta kasılma hali sonrası oluşan çenede kilitlenme nedeniyle hastaların ağzı bir süre açılmamaktadır. Bu esnada çatal/kaşık kullanarak hastaların çenesini açmaya çalışmak tam tersine dişlerin kırılmasına, dudak/dil yaralanmalarına sebep olmaktadır. Hastaların ağızlarına parmaklarını sokmaya çalışan hasta yakınları ise şiddetli çene kasılmaları nedeniyle kendileri zarar görebilmektedir. Bu esnada yapılacak tek şey hastaları yan çevirip kasılmanın sonlanmasını beklemektir. Kasılma çoğunlukla birkaç dakika içinde bitecek ve hastanın çene kasılması da sona erecektir” diyor.

DASH diyeti ile yüksek tansiyon önlenebilir

DASH diyeti ile yüksek tansiyon önlenebilir

DASH diyetinin, yüksek tansiyon problemini tedavi etmek için geliştirilmiş bir beslenme planı olduğunu belirten VM Medical Park Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Nimet Kültekin, “Diyetin temel ilkeleri tuzu düşük düzeyde tutup; toplam yağ, şeker, kolesterol ve doymuş yağlardan fakir; protein, potasyum, magnezyum, kalsiyumdan ve liften zengin bir beslenme oluşturmaktır” dedi.

Tansiyon yükselmesinin genetik ve çevresel faktörlerden etkilendiğini ifade eden VM Medical Park Ankara Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Nimet Kültekin, “Genetik faktörlere müdahale edemesek de beslenme, fiziksel aktivite, psiko-sosyal faktörleri içerdiği düşünülen çevresel faktörlere müdahale ederek yüksek tansiyon riskini azaltabiliriz” diye konuştu.

Dyt. Nimet Kültekin

Dyt. Nimet Kültekin

2025’TE HİPERTANSİYONLU ORANI YÜZDE 29’A ÇIKACAK

DASH diyetinin, yüksek tansiyon problemini tedavi etmek için geliştirilmiş bir beslenme planı olduğunu söyleyen Dyt. Kültekin, “Hipertansiyon tanısı alan bireylerin sayısı tüm dünyada gün geçtikçe artmakta ve ölümler için en başta gelen risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. Dünyada yetişkinlerin 2000 yılında dörtte birinin hipertansiyonu olduğu ve bu oranın 2025 yılında yüzde 29’a çıkacağı tahmin edilmektedir” dedi.

AKDENİZ DİYETİNE BENZİYOR

Hipertansiyon hastalarının DASH diyetini uygulayabileceğine değinen Dyt. Kültekin, “Hipertansiyon ile mücadele için tanımlanan DASH diyeti (Dietary Approaches to Stop Hypertension – hipertansiyonu durduran diyet yaklaşımı) kan basıncını düşürmeye, kilo vermeye, böbrek taşı oluşumunun azaltılmasına, diyabet gelişiminin önlenmesine yardımcıdır. Akdeniz diyetine benzer bir diyet olan DASH diyeti, bütün dünyada kabul görmüş bir beslenme düzenidir” ifadelerini kullandı.

TUZ DÜŞÜK DÜZEYDE TUTULMALI

Beslenme planın nasıl olması gerektiğinden bahseden Dyt. Kültekin, “Diyetin temel ilkeleri tuzu dolayısıyla sodyumu düşük düzeyde tutup; toplam yağ, şeker, kolesterol ve doymuş yağlardan fakir; protein, potasyum, magnezyum, kalsiyumdan ve liften zengin bir beslenme oluşturmaktır. Diyetin sebze ve meyve, tam tahıl, kurubaklagil, yağlı tohum, kümes hayvanı ve balıktan zengin; kırmızı et, işlenmiş et ürünü, sakatatlar, işlenmiş karbonhidrat, şekerli içeceklerden, paketli ürünlerden fakir olması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

DASH BESLENME PLANI

Dyt. Kültekin, DASH diyeti örneğini şu şekilde paylaştı:

Günde 4-5 porsiyon sebze: 240 g çiğ yeşil yapraklı sebze, 120 g pişmiş sebze 1 porsiyon sebze yerine geçmektedir. Sebzeler lif, vitamin ve minerallerle doludur.  Dondurulmuş veya konserve yerine mevsiminde taze sebze yemeniz daha iyi olur.

Günde 4-5 porsiyon meyve: Meyveler de sebzeler gibi; lif, potasyum ve magnezyum gibi mineraller ve vitaminler yönünden zengindirler.120 g taze meyve, 60 g kurutulmuş meyve, 180 g meyve suyu 1 porsiyon meyveye örnek olarak verilebilir. Meyveler, yemeklerle ya da az yağlı yoğurt veya sütle birlikte ara öğün olarak tüketilebilir.

Günde 6-8 porsiyon tahıl: Ekmek, bulgur, pirinç ve makarna bu gruba girmektedir. 1 dilim tam buğday ekmeği, 120 g haşlanmış pirinç veya makarna veya 30 g kahvaltılık tahıl 1 porsiyon tahıl grubuna girmektedir. Bu diyette tam tahıllara yer verilmelidir. Çünkü bu besinler işlenmiş tahıllara göre daha fazla lif ve besin öğeleri içerir. Beyaz pirinç yerine esmer pirinç veya bulgur, normal makarna yerine tam buğdaylı makarna ve beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek kullanılmalıdır.

Günde 2-3 porsiyon süt ürünleri: Süt ve süt ürünleri düşük yağlı veya yağsız olarak tercih edilmelidir. Aksi takdirde yağ alımı fazla olabilmektedir. 240 g yağsız süt veya yoğurt veya kefir, 45-50 g peynir 1 porsiyon süt ve süt ürününe örnek olarak verilebilir.

6 porsiyondan az yağsız et, tavuk ve balık: Et ürünleri iyi birer protein, demir, çinko ve B vitamini kaynaklarıdır. Et, tavuk ve balığın yağsız olanları tercih edilmelidir. Balık seçiminde; somon ve ton balığı gibi omega 3 yağ asidi açısından zengin kalp dostlu balıklar tercih edilmelidir. Pişmiş et/tavuk /balık veya 1 yumurta 1 porsiyon ile eşdeğerdir.

Haftada 4-5 porsiyon kuruyemişler, tohumlar ve baklagiller: 45 g sert kabuklu yemiş, 2 yemek kaşığı yağlı tohum (keten tohumu gibi), 120 g pişmiş kurubaklagil 1 porsiyona örnek olarak verilebilir.

Günde 2-3 porsiyon katı ve sıvı yağlar: 1 tatlı kaşığı sıvıyağ, 1 tatlı kaşığı tereyağı veya margarin 1 porsiyon yağa örnek verilebilir.

Haftada 5 porsiyondan az tatlı: 1 yemek kaşığı şeker veya 1 yemek kaşığı şeker içeren tatlı, 1 yemek kaşığı reçel, 240 g limonata 1 porsiyon tatlı ile eşdeğerdir.

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN YASAKLAR

DASH diyeti yaparken kaçınılması gereken yiyecekler ve içecekler olduğunu vurgulayan Dyt. Kültekin, ”Uzak durulması gerekenler arasında şeker, kurabiye, cips, asitli ve gazlı içecekler, tuzlu kuruyemişler, hamur işleri, paketli atıştırmalıklar, hazır paketli makarna ve erişteler ve salata sosları yer almaktadır” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Popüler diyetler çok ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor!

Popüler diyetler çok ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor!

Kilo almanın temelinde yetersiz ve dengesiz beslenme ile hormonal değişiklikler ve zamanın ilerlemesiyle beraber metabolizma hızının yavaşlamasının yer aldığını dile getiren uzmanlar, ihtiyacı olmadığı halde kilo verme sonunun ölüme kadar giden çok ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebildiğini söylüyor. Diyet kavramının çok yanlış empoze edildiğini vurgulayan Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, “Beslenme süreci kişinin yaşam arkadaşıdır. Uygulanan beslenme listelerinin yaşam tarzına paralel olarak hazırlanıp yürütülmesi gerekiyor.” dedi.

Doç. Dr. Arslan: “Eğer gerçekten sağlıklı kilo vermek ve verilen kilo tekrardan geri alınmak istenmiyorsa diyetisyenlere gidilerek destek alınmalı.”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, sağlıklı beslenme ve diyet konusunu değerlendirdi.

Doç. Dr. Müge Arslan

Doç. Dr. Müge Arslan

 

“Kilo almanın temelinde yetersiz ve dengesiz beslenme ile hormonal değişiklikler yer alıyor”

Kilo almanın temelinde yetersiz ve dengesiz beslenme ile hormonal değişiklikler ve zamanın ilerlemesiyle beraber metabolizma hızının yavaşlamasının yer aldığını ifade eden Doç. Dr. Müge Arslan, “Nasıl ki yetersiz ve dengesiz beslenme paralelinde obezite sorununu getiriyorsa, ortoreksiya nevroza denilen sağlıklı beslenme takıntısı sorunuyla da karşıyayız. İdeal ağırlığında olmasına rağmen biraz daha, biraz daha, biraz daha ile gelip daha sonrasında çok ciddi bir sağlık problemine yol açan bir olay karşımıza çıkıyor. Bazı kişilerde vücut ağırlığı ideal olsa bile yine de biraz daha vermek istiyorum şeklinde yanlış düşünce oluyor. Beynin eğitilmesi denilen bir süreçten bahsediyoruz. Öncelikle vücut analizi yapılıp, kişinin gerçekten kilo vermeye ihtiyacı var mı, yok mu? Bunun çok iyi analiz edilmesi gerekiyor. Daha sonra bir uzman eşliğinde yeterli ve dengeli beslenme önemli. İhtiyacı olmadığı halde kilo verme süreçleri beraberinde hormonal değişikliklerden tutun, sonu ölüme kadar giden çok ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebiliyor.” dedi.

10 kilo verdiyse 20 kilo geri alıyorlar…

İnsanların doğru ya da yanlış birtakım yöntemler uygulayarak kilo verdiklerine dikkat çeken Doç. Dr. Müge Arslan, şunları dile getirdi:

“Zayıflıyorlar demiyorum, kilo veriyorlar. Fakat sonrasında 10 kilo verdiyse 20 kilo geri alıyor. 5 kilo verdiyse 10 kilo belki daha fazlasında geri alıyor. Yanlış uygulanan her metot, metabolizmaya bir çarpı koyuyor ve sonrasında daha fazla kilo olarak geliyor. ‘Hocam 3 ay boyunca sizin her dediğinizi yapacağız, egzersize çok fazla yoğunluk vereceğiz, aç kal deyin, aç kalacağız’ diyenler var. Temeldeki hata bu. Yetersiz ve dengesiz beslenme çözüldüğü zaman kilo alma gibi bir sorun olmuyor.”

“Diyet kavramı çok yanlış empoze ediliyor”

Diyet kavramının çok yanlış empoze edildiğine de dikkat çeken Arslan, “Diyet denince insanlar yetersiz beslendiklerini, yalnızca tek bir besin grubuna yönelik ya da sadece protein ağırlıklı sebze, meyve ağırlıklı besleneceklerini, aç kalacaklarını düşünüyorlar. Beslenme süreci kişinin yaşam arkadaşıdır. Bu nedenden ötürü yaşam arkadaşınızla birlikte hareket edebilmek çok önemli. Uygulanan beslenme listelerinin yaşam tarzına paralel olarak hazırlanıp yürütülmesi gerekiyor.” diye anlattı.

Yıllarca makarna yiyen birine sen makarna yemeyeceksin demek gerçekçi değil!

Yıllarca makarna yiyen bir insana ‘sen makarna yemeyeceksin’ demenin gerçekçi olmadığına işaret eden Doç. Dr. Müge Arslan, “Önemli olan makarnayı da yaşam tarzına adapte ederek sağlığını bozmayacak şekilde pişirilme yöntemleriyle beslenme sürecine dahil etmek.” dedi.

Popüler diyetlere de işaret eden Doç. Dr. Müge Arslan, “Çeşitli diyetler uygulanıyor. Atkins vardı, taş devri diyeti çıktı. Ketojenik diyet var. Glutensiz diyet bir ara çok modaydı. Fakat bunların tamamı Gastrointestinal (sindirim) sistemin mikrobiyotasını bozuyor ve çok ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor.” diye konuştu.

Kilo alma ya da verme sadece tartıdaki görülen rakam değil…

Doç. Dr. Müge Arslan, kilo verme sürecinin nasıl olduğuna vakıf olmak gerektiğini kaydederek, “Zaten bu oturduğu zaman, o vermesi gereken kiloyu verdikten sonra daha fazla kilo vermek istiyorum düşüncesi ortadan kalkıyor ve sağlıklı bir süreç geliyor. Nedir bu? Öncelikle ideal ağırlığın ne olduğunun analiz edilmesi lazım. Sadece beden kitle indeksini düşünerek ‘ben kiloluyum, obezim, şişmanım’ diye insanlar kendine komut veriyor. Fakat beden kitle indeksi boy ve kiloya endeks alarak ortaya çıkan bir ortalamadır. Yağı hesaba katmayan bir kriterdir. Bu nedenden ötürü insanlar kilo alma ya da verme eylemlerini sadece tartıdaki gördükleri rakamın düşüklüğü ya da yüksekliği olarak algılıyorlar. Bu nedenden ötürü kişinin beynine ideal ağırlığını, ideal vücut yağını ve buna göre nasıl bir yolda ilerleyeceğini söylemesi lazım.” şeklinde konuştu.

Doç. Dr. Müge Arslan

Yağ ideale gelmediği sürece o verilen kilo tekrardan geri geliyor…

İnsanların çok hızlı bir şekilde ve kısa sürede kilo verme hedefi içerisinde olduklarını, bunun da çok yanlış bir süreç olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Müge Arslan, “Çünkü kilo verme süreci kişiye göre değişir. Morbid obez denilen aşırı derecede şişman olan bir birey, fazla miktarda vücut ağırlığı olduğu için daha hızlı kilo verirken, zayıf diye kategorize edilen vücut ağırlığının altında olan ya da ideal vücut ağırlığında olan kişiler çok daha yavaş kilo verebilirler. Nedir bunun ortalaması? Literatür, bunu haftada yarım kiloyla bir kilo arası der. Ama kişiye göre değişen bir süreçtir. Bir manken danışan haftada 300 gram veriyor. Bu onlar için iyi bir sayı. Fakat çok aşırı kilolu dediğimiz morbid obez danışan haftada 4 kilo 5 kilo verebiliyor. Bu su kaybı oluyor. Verilen kilonun geri alınması konusu da bu. Yani vücut ağırlığınız iniyor aşağıya. Siz kilo verdim diyorsunuz, ama yağ ideale gelmediği sürece o verilen kilo tekrardan geri geliyor.” dedi.

“Kilo alma ya da verme süreci sadece beslenmeyle alakalı değil”

Kilo alma ya da verme sürecinin sadece beslenmeyle alakalı olmadığını da belirten Doç. Dr. Müge Arslan, şöyle devam etti:

“Egzersiz de önemli bir yere sahip. Yani alınan enerji ve harcanan enerjinin dengesiyle alakalı bir süreçten bahsediyoruz. Yaşın, ciddi bir önemi var. Zamanın ilerlemesiyle beraber her 10 yılda bir bazal metabolizma yavaşlıyor. Spesifik süreçler var menopoz süreci gibi. Özel dönemler var hamilelik süreci gibi, emzirme süreci gibi. Bazı hastalıkların araya girdiği süreçler var hipotiroidi gibi haşimato gibi. Endokrinolojik birtakım hastalıklar gibi. Bunların hepsi aslında kilo alma sürecini tetikliyor.

Fakat egzersiz olmayan bir hayat da oldukça önemli.  Bunun için insanlar çalışma hayatında çok aktif oldukları için özellikle masa başı çalışanlara, pratik önerilerde bulunuyoruz. Mesela arabalarını iş yerlerinden birazcık daha uzağa çekerek yürümek gibi, asansör kullanmamak gibi. Hafta sonları sahil kenarında ya da parkta, bahçede yürüyüş gibi… Bunlar hayatı hareketlendirebilecek küçük ip uçları. Beslenmenizi de düzelterek bunlara dikkat ettiğinizde kilo almanın önüne geçiyorsunuz.”

“Beslenme sadece tek besin grubuna yönelik bir şey değil”

Beslenme sürecinin pazar haline geldiğini, besin destekleri ve zayıflama pazarı denilen bir süreç haline geldiğini dile getiren Doç. Dr. Müge Arslan, şunları söyledi:

“Beslenme sadece tek besin grubuna yönelik bir şey değildir. Kişinin aldığı karbonhidrat, protein ve yağ miktarıdır. Kişi karbonhidrat da almalı, protein de almalı ve yağ da almalı. Bu denge o bireye özgü ayarlanmalı. Yapılan en büyük hatalardan bir tanesi bir kişinin zayıfladığı listeyi birçok kişinin uygulaması… Eğitimsiz insanların çok fazla basında göz önünde olması ve bunların beslenmeye yönelik tüyo vermesi. Yanlış ve yetersiz beslendiğinden dolayı yaşamını kaybeden çok fazla insan var. Sağlık sorununa neden olan çok fazla insan var.

Eğer gerçekten sağlıklı kilo vermek ve verilen kilo tekrardan geri alınmak istenmiyorsa diyetisyenlere gidilerek destek alınması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Beslenme uzmanı ve diyetisyenler tarafından vücut analizi yapılarak beslenme süreçlerinin ayarlanması oldukça önemli.”

Temeldeki sorun yaşam tarzına adapte edilmemiş diyet listeleri…

Doç. Dr. Müge Arslan, tek başına diyet ya da tek başına egzersizin etkili olamayacağını ifade ederek, “Bunların ikisi de bir bütün. Temeldeki sorun yaşam tarzına adapte edilmemiş diyet listeleri ve yaşam tarzını adapte edilmemiş egzersiz programları ile başka bir hayata bürünmek.” dedi.

PERA’dan “Gecenin En Güzeli”

PERA’dan “Gecenin En Güzeli”

Rock müziğin en başarılı gruplarından PERA’nın yeni şarkısı “Gecenin En Güzeli” Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanıyor.

Sözü ve müziği grubun solisti Gökhan Mandır’a ait olan şarkının düzenlemesinde ise grubun davulcusu Hakan Ünalan’ın imzası bulunuyor. Müzik prodüktörlüğünü

Sercan Samet Türksal’ın üstlendiği şarkının mix ve masteringi ise Çağan Tunalı’ya ait. Şarkının dikkatleri üzerine toplayan kapak ve imaj fotoğraflarını ise Semanur Yaman çekti.

“Gecenin En Güzeli” şarkısının lansman konseri ise  Kadıköy’deki Dorock XL’ta olacak. PERA – “Gecenin En Güzeli”  tüm müzik platformlarında yayımda.

Sözü ve müziği grubun solisti Gökhan Mandır’a ait olan şarkının düzenlemesinde ise grubun davulcusu Hakan Ünalan’ın imzası bulunuyor. Müzik prodüktörlüğünü

Sercan Samet Türksal’ın üstlendiği şarkının mix ve masteringi ise Çağan Tunalı’ya ait. Şarkının dikkatleri üzerine toplayan kapak ve imaj fotoğraflarını ise Semanur Yaman çekti.

 

Atom tedavisi nedir?

Atom tedavisi nedir?

Günümüzde radyonüklit tedavi yöntemleri, kanser tedavisinde önde gelen modellerden birini oluşturuyor. Radyoaktif ajanlar kontrollü ve amaca yönelik olarak doğru şekilde kullanıldığında, bazı hastalıkların tedavisini ve yaşam kalitesini olumlu yönde etkiliyor. Radyoiyot tedavisinin, tiroit bezinin çok hızlı çalıştığı hipertiroidi ve tiroit bezi kanserlerinin tedavisinde kullanıldığını belirten Nükleer Tıp Uzmanı Doç. Dr. Emel Ceylan sık sorulan soruları yanıtladı.

 

Doç. Dr. Emel Ceylan 

Doç. Dr. Emel Ceylan

Atom tedavisi nedir?
Halk arasında ‘radyoiyot’ tedavisi atom tedavisi olarak bilinir.  Radyaktif iyot 131’in yaydığı beta ışınları tedavi amacıyla kullanılırken, daha uzun mesafeli gama ışınları, görüntü elde etmeye olanak sağlar. Atom tedavisi kapsül veya sıvı şeklinde uygulanıp ağız yoluyla alınır. Sıvı şekli su tadındadır ve hastayı rahatsız etmez.

Tedavi kimlere uygulanır?
Atom tedavisi tiroit bezinin çok hızlı çalıştığı hipertiroidi durumunda (zehirli guatr) ve tiroit bezi kanserlerinin tedavisinde kullanılır. Hipertiroidi tedavisinde düşük dozlarda, tiroit kanserinde ise daha yüksek dozlarda uygulanır. Bu tedavinin hamile ve emziren hastalara uygulanması doğru değildir.

Atom tedavisinden sonraki süreç nedir?
Hastanın aldığı doz yatmasını gerektirecek düzeyde ise izolasyon amacıyla özel olarak hazırlanmış odalarda bir süre kalırlar. Bu odalar genellikle aydınlık ve konforludur. Bu odaların duvarlarında ve kapılarında özel malzemeler vardır ancak dışarıdan fark edilmez. Hastanın üzerinde bulunan radyoiyottan yayılan ışınların miktarı azaldıktan ve halk arasına karışılabilecek yasal doz sınırının altına indikten sonra hastalar taburcu edilebilir.

Taburcu olduktan sonra hastaların nelere dikkat etmesi gerekir?
Atom tedavisinden sonra uyulması gereken üç önemli konu var. Mesafe, süre ve temizlik.

Hastanın aldığı doza göre değişmekle beraber yaklaşık 1-2 hafta kadar dikkat edilmesi gereken kurallar vardır. Kalabalık ortamlarda uzun süreli bulunmamak, ev halkı ile uzun süreli ve yakın mesafede bulunmamak gibi. Hijyen diğer önemli bir faktör. Verilen radyoiyot idrarla atıldığından tuvalet temizliğine, çamaşır, çatal kaşık gibi eşyaların temizliğine özen gösterilmeli.

Radyoiyot tedavisi öncesinde iyottan fakir diyet önerisi
İyot içeren madde ve yiyecekleri tedavi öncesi doktorunuzun önerdiği sürelerde kısıtlamanız önerilir. Buradaki amaç tedavi öncesi iyot açlığını artırmaktır.  Tedaviden sonra normal beslenmenize dönebilirsiniz.

Kısıtlanması önerilenler:

  • İyotlu tuz (iyotsuz tuz kullanılabilir)
  • İyot içeren öksürük şurupları ve vitamin preparatları
  • İyot içeren vitamin ve mineral ilaçları
  • İyotlu pansuman ve gargaralar
  • Saç boyası yaptırılması
  • Tentürdiyot
  • Deniz ürünleri (Balık, karides, vb.)
  • Süt ve süt ürünleri (süt, yoğurt, ayran, vb.)
  • Soya sosları
  • Hazır konserveler, hazır şarküteri ürünleri (salam, sucuk vb.)
  • Turşu, cips vb tuzlu gıdalar

Kuşadası Belediyesi’nden Adalı Kart

Kuşadası Belediyesi’nden Adalı Kart

Kuşadası Belediyesi’nin Payten iş birliği ile hayata geçirdiği Adalı Kart projesi ile Kuşadası’nda ikamet eden vatandaşlar için avantajlar dönemi başladı.

Üye iş yerlerinde pek çok hizmet ve indirimi de bünyesinde barındıran sosyal sorumluluk projesi kapsamında verilen kartlara, belediye tarafından sadece sosyal yardımlar değil aynı zamanda kültür sanat etkinlikleri, özel günlerde kişiye özel ikramlar, gıda ve otopark gibi hizmet ve ürünlerin karşılanabilmesi için de bakiye yüklenebiliyor.

Gençler boğazda buluşuyor

Gençler boğazda buluşuyor

Şehir Hatları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin öğrenci yurtlarında kalan gençler için özel bir Boğaz turu düzenliyor. İstanbul dışından gelen gençler, 24 Şubat Cumartesi günü denizle buluşacak.

Geçtiğimiz ay denizden uzak kalan çocuklar için Boğaz Turu düzenleyen Şehir Hatları, bu kez de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin öğrenci yurtlarında kalan gençlere özel bir Boğaz turu düzenliyor. Üniversite eğitimi için şehir dışından gelen öğrencilere özel olarak düzenlenen tur boyunca gençler, İstanbul’un tarihi ve doğal güzelliklerini keşfetme fırsatı bulacak.

24 Şubat Cumartesi günü düzenlenecek olan tur Kabataş İskelesi’nden başlayacak ve Kabataş İskelesi’nde son bulacak.

Şehir Hatları, Vapur Kafe’siyle de etkinlik boyunca çay ve simit ikramında bulunacak. Gençler, İstanbul’un eşsiz atmosferini keyifli ikramlar ve sohbet eşliğinde tadacak.

Gökhan Özen “Sağım Solum Aşk”

Gökhan Özen “Sağım Solum Aşk”

Türkiye’ döndükten sonra konserlerine aralıksız devam eden ünlü popstar GÖkhan Özen, uzun zamandır yeni şarkı bekleyen hayranlarına sürpriz yaptı.

‘Sağım Solum Aşk’ adını taşıyan yeni Gökhan Özen teklisi, 23 Şubat Cuma günü  Poll Production etiketiyle tüm dijital platformlarda yerinde alacak.

Söz, beste ve düzenlemesi Gökhan Özen’e ait ‘Sağım Solum Aşk’ şarkısının video klibinin yönetmen koltuğuna da yine kendi oturdu. Los Angeles’da Gökhan Özen tarafından çekilen video klip, 15 saat süren çekimlerde 20 kişilik bir ekiple tamamlandı.

Türkiye’den otobüsle gidilebilecek şehirler

Türkiye’den otobüsle gidilebilecek şehirler

Otobüsle seyahat etmeyi tercih eden seyahat severler ülkemizden otobüsle gidebilecekleri yurt dışı şehirlerini merak ediyor. Seyahat Platformu ENUYGUN yalnızca bir otobüs bileti satın alınarak ülkemizden gidilebilecek en güzel şehirleri listeledi.

Selanik, Yunanistan

Selanik, Balkanların eşsiz coğrafyasını otobüs camından izleyerek ulaşabileceğiniz dünyanın en özgün şehirlerinden biri olmasıyla dikkat çekiyor. Gezilecek yerleriyle öne çıkan şehir aynı zamanda gastronomik zenginliğiyle de ünlü.

Seyahatiniz için bu şehri tercih edecekseniz gezinize Atatürk Evi’ni ziyaret ederek başlayabilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu ev halen korunuyor ve müze statüsünde ziyaret ediliyor. Selanik’in kalbi konumundaki Aristoteles Meydanı, şehrin simge yapılarından Beyaz Kule, Selanik Arkeoloji Müzesi ve Osmanlı Devleti’nden kalma Bey Hamamı şehirde mutlaka görmeniz gereken diğer cazibe merkezleri.

Seyahatiniz esnasında şehrin taze deniz mahsullerini tattığınıza emin olmanızı öneririz. Farklı deneyimlerle ve lezzetlerle dolu Selanik’e gitmek için otobüs biletinizi 1.200 TL’ye satın alabilirsiniz.

Sofya, Bulgaristan

Ülkemizden otobüsle gidilebilecek bir diğer şehir de Bulgaristan’ın başkenti Sofya. Sıradaki seyahatiniz için otobüs camında değişen manzaraları izleyerek keyifli bir yolculuk yapabileceğiniz Sofya’yı tercih ederseniz şehirde görmeniz gereken ilk yer Aleksandr Nevski Katedrali. Sadece Sofya’nın değil tüm ülkenin sembolü sayılan katedralin yanı sıra gezi listenizde Ulusal Kültür Sarayı, Borisova Bahçe Parkı ve Ivan Vazov Ulusal Tiyatrosu da yer almalı.

Komşumuz Bulgaristan’ın başkenti Sofya, coşkulu Balkan ruhuyla sakin bir şehir düzenini birlikte sunuyor. Yaklaşık 500 yıl Osmanlı egemenliğinde kalan, öncesinde de 300 yıl Bizans’a bağlı olan Sofya’da ilk yerleşimlerin M.Ö. 7 bine dek uzandığı tahmin ediliyor.

Otobüsle seyahat ederek Sofya’ya gitmek isterseniz otobüs bileti fiyatları 990 TL’den başlıyor.

Bükreş, Romanya

Ülkenin başkenti Bükreş de Türkiye’den otobüsle ulaşılabilecek yerlerden. Gotik, Rönesans ve Barok mimari tarzlarının etkileyici bir karışımıyla turistlerin ilgisini çeken Bükreş’e giderseniz dünyanın en büyük ikinci idari binası olan Parlamento Sarayı’nı gezmelisiniz. Bu sarayı keşfetmenin yanı sıra Bükreş Eski Kent Bölgesi’nde yer alan kafe ve restoranlarda vakit geçirmenizi öneririz. Bükreş Köy Müzesi, Herastrau Park, Ateneum ve Romanya Ulusal Sanat Müzesi şehirde keşfetmeniz gereken diğer noktalar.

Sıradaki seyahatiniz için şehri tercih edecekseniz 800  TL’den başlayan fiyatlarla Bükreş otobüs bileti alabilirsiniz.

Batum, Gürcistan

Şehre yalnızca çipli T.C. kimlik kartıyla giriş yapılabiliyor. Sınır komşumuz Batum, otobüsle yemyeşil bir yolculuk yaparak varılabilecek bir şehir ve gezilecek yerleriyle de öne çıkan bir yer.

Batum’a gidecekseniz sahil boyu uzanan 7 km uzunluktaki Batum Bulvarı’nı gezebilirsiniz. Şehrin büyüleyici manzarasını görmek için dönme dolaba binebilir, şehrin simgelerinden Ali ve Nino heykellerini görebilir ya da Batum Botanik Bahçesi’nde yeşilin yeni tonlarıyla tanışabilirsiniz. Ömrünüzce unutamayacağınız eşsiz bir manzara görmek içinse Argo Teleferiği’ne binerek manzarayı seyredebilirsiniz.

Batum otobüs bileti alarak çıkabileceğiniz bu yolculuk için biletler Trabzon – Batum rotası için 500 TL’den, İstanbul – Batum rotası içinse 1.100 TL’den başlıyor.

Atina, Yunanistan

Ülkenin başkenti Atina, Türkiye’den otobüsle gidilebilecek en güzel şehirlerden biri olmasıyla öne çıkıyor.

Keyifli bir otobüs yolculuğu sonrasında farklı bir kültürü keşfetmek için Atina’yı tercih edecekseniz Partenon’u, Akropolis’i, Akropolis Müzesi’ni ve Ulusal Arkeoloji Müzesi’ni keşfetmelisiniz.

Atina için otobüs biletinizi 2.250 TL’den başlayan fiyatlara alarak şehre doğru yola çıkabilirsiniz.

,