Yazılar

Geçmeyen kalça ağrınız varsa…

Geçmeyen kalça ağrınız varsa…

En büyük eklem dokularımızdan biri olan kalça eklemi, vücudumuzun uyum içinde hareket etmesinde önemli bir rol üstleniyor; tüm yükümüzü taşıyor, rahatça yürümemizi ve oturup kalkmamızı sağlıyor. Bu görevini öyle başarıyla sürdürüyor ki bir gün ağrılar nedeniyle oturup kalkamaz, yürüyemez, hatta yardım almadan giyinemez hale gelinceye dek kıymetini çoğu zaman anlamıyoruz. Sıklıkla kireçlenme, kırık – çıkık durumları ve romatizmal hastalıklar gibi sağlık sorunlarında rastlanan bu yakınmalar kişinin günlük yaşamını sekteye uğratabiliyor.  Yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyen bu sorunlar ‘kalça protezi ameliyatı’ ile giderilebiliyor. Ameliyat sonrasında kalça bölgesinde oluşan ağrılar geçerken, aksama, bacaklarda kısalık veya topallama problemlerine de çözüm sağlanabiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, kalça protezi ameliyatının hastaların ağrısız ve özgürce hareket edebilmelerine imkan sağladığına işaret ederek, “Hastalarımız bize kasık ağrısı, yürümede zorluk, aksama veya topallama şikayetleri ile başvuruyorlar. Şiddetli ağrı ve yürürken yaşadıkları zorluklardan dolayı fiziksel aktivitelerinin oldukça kısıtlandığından yakınıyorlar. Kalça protezi hastaların ağrısız ve özgürce hareket etmelerini sağlayan bir yöntem. Kalça proteziyle birlikte ağrıları geçen hastalarımız günlük yaşamlarına sorunsuz devam ederken, diledikleri planlarını da gerçekleştirme şansını yakalıyorlar” diyor.  Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, kalça protezi ameliyatı hakkında en çok merak edilenleri yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş

Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş

  • Kalça protezi ne zaman gündeme geliyor?

Kalça protezi; hasarlı kalça ekleminin yerine kullanılan metalik, hareketli ve kalıcı bir implant olarak tanımlanıyor. Hastanın yapamadığı ya da yaparken zorlandığı kalça hareketlerini tekrar kazandıran, ağrısız ve aksamadan yürümeyi sağlayan kalça protezine genellikle ileri yaşlarda görülen kireçlenme nedeniyle başvuruluyor. Bunun dışında doğumsal eklem problemleri yaşayan hastalarda, kalça çıkığı ve büyüme plağı kayması gibi çocukluk çağı hastalık sekellerinde, kaza ve düşme gibi travmalar sonrasında ortaya çıkan eklem hasarlarında, romatizmal hastalıklarda, tümörler, ileri yaş kalça kırıkları ile kanlanma problemi sonrası kemik nekrozlarında kalça protezi tedavisi tercih ediliyor.

  • Protez için yaş sınırı var mı?

Kalça protezi 18 yaşından büyük olan her hastaya uygulanabiliyor. Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, “Geleneksel yaklaşımda, ihtiyacı olsa bile kalça protezi ameliyatı için hastaların en az 60 yaşına ulaşması beklenirdi. Fakat modern yaklaşımda,  kemik gelişimini tamamlayan, yani ortalama 18-19 yaşından sonra, ihtiyacı olan her yaş grubuna kalça protezi takılabilir. Hastaların en verimli oldukları 30 – 60 yaş arasında, hareket kısıtlılığı ve iş gücü kaybı  oluşturabilen sorunları kalça protezi ameliyatıyla giderebiliyoruz” diye konuşuyor.

  • Kalça protezi kimler için uygun değildir?

Vücutlarında enfeksiyon veya enfeksiyon şüphesi olan ya da onkolojik tedavi alan hastalara kalça protezi uygulanmıyor. Ağrısız yürüyüşler hedeflendiği için yatağa bağımlı hastalara da kalça protezi ameliyatı önerilmiyor.

  • Kalça protezinin çeşitleri nelerdir?

Kalça protezleri temel olarak ‘yarım’ ve ‘total’ olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Kalça kırıklarında yarım ya da total protez uygulanırken, kireçlenme varlığında total kalça protezine başvuruluyor. Total protezlerin de hasta özeline göre alt tipleri bulunduğu için hastanın anatomisine en uygun protezi kullanmak, ameliyatın başarısını arttırıyor.

kalça protezi

  • Kalça protezinin ömrü ne kadardır?

Kalça protezinin ömrünü hastanın yaşı belirliyor. Kuralına uygun yapılmış olan total kalça protezi, 40 yaş üstü hastalarda yaşam boyu sorun çıkarmıyor. Çok erken yaşlarda uygulanan total kalça protezlerinde yıllar içinde ağrı ve yetmezlik oluşursa protez yenisiyle değiştirilebiliyor.

  • Kalça protezi ameliyat nasıl yapılıyor?

Kalça protezi ameliyatının genel veya spinal anestezi altında yapılabileceğini belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, ameliyatın detaylarını şöyle anlatıyor: “Ameliyat öncesinde kan ve idrar tetkikleri yapılır. Hastalarda ameliyat öncesinde enfeksiyon varlığı mutlaka ekarte edilir. Hasarlı ekleme cerrahi olarak ulaşılıp, hasarlı bölgeler çıkarılır. Gerekli ölçümler yapılır ve açılar hesaplanır. İnsan anatomisine en uygun kalça implantları seçilip, yeni kalça eklemi oluşturulur. Hastalar ameliyatın ertesi günü yardımla veya yardımsız yürüyebilir ve genellikle hastaneden üç gün sonra taburcu olurlar”

  • Ameliyat sonrasında nelere dikkat etmek gerekiyor?

Ameliyat sonrasında hastaya ilk bir ay özenli ve kontrollü bir hayat öneriliyor. Öğretilen egzersizleri yapmak ve yasaklı bazı hareketlerden kaçınmak dışında ciddi bir kısıtlamaya gerek duyulmuyor. Dikkat edilmesi gereken en önemli konunun hastanın ameliyat sonrası düşmemesi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş,  “Ayağı kayıp düz zeminde düşme ya da merdivenden düşme gibi travmatik durumlarda, protezin kalça ekleminden çıkması ya da protez çevresindeki kemiklerde kırık söz konusu olabilir. Düşmeleri önlemek için dikkatli olmak, aceleci davranmamak, kaygan ve ışıklandırması kötü olan ortamlardan uzak durmak gerekir” diyor.

  • Hastalar günlük yaşamlarına ne zaman dönebiliyor?

Hastalar ameliyatın ertesi günü yürümeye başlıyor; tek başlarına yataklarından kalkıp banyoya gidebiliyor. Ancak uzun yürüyüşler, toplu taşıma kullanımı veya tek başına araç kullanmak için ameliyatın üzerinden bir ay geçmesini beklemek gerekiyor.

Pidenin yeni adı PİDEM, dönüşüyor

Pidenin yeni adı PİDEM, dönüşüyor

Türkiye’nin en yaygın pide zinciri PİDEM, marka dönüşüm yolculuğuna tüm hızıyla başladı

2024’te başladığı marka dönüşüm yolculuğu ile ulusal ve uluslararası alanda pideyi tanıtmayı ve daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlayan PİDEM, logosundan şubelerine markasını yenilerken, Pidenin geleneksel lezzetini koruyarak ona modern ve çekici bir dokunuş eklemeyi hedefliyor. Yakın zamanda duyurulan reklam kampanyası ‘Yiyenim’ ile yenilikçi ve dinamik yaklaşımını izleyicilere aktaran PİDEM, geleneksel lezzetlerini yeni tüketici profillerine de aktarmayı hedefliyor.

PİDEM Pazarlama Müdürü Göksu Şirin, ‘PİDEM olarak ilk günden bugüne koruduğumuz kalitemiz ve lezzetimizle misafirlerimizi ağırlıyoruz. Lezzetli bir pide hazırlamanın, hamur açmak gibi incelikli bir iş olduğunun farkındayız. Bunun için restoranlarımızda her siparişte kişiye özel günlük hamur açıyor, sürekli denetimden geçen en taze ve en kaliteli malzemeleri kullanarak pidelerimizi misafirlerimizin beğenisine sunuyoruz. Pideyi saflığı, tazeliği, iştah açıcılığı, bereketiyle yiyenler için daha değerli hale getirdikten sonra, pidenin önce ülkemizde gururla sahiplenilen ulusal bir lezzet, daha sonra ise globalde hak ettiği değeri gören bir yiyecek olmasını istiyoruz’ dedi.

Rubato üç günde üç şehirde konser verdi

Rubato üç günde üç şehirde konser verdi

Arabesk müziğinin sevilen gruplarından Rubato Grubu, yeni yıla da hızlı bir giriş yaptı. Peş peşe üç ilde konser veren Rubato Grubu, İstanbul, Trabzon ve Antalya’da sevenleriyle buluştu. 2023’de en çok konser veren sanatçılar arasında yer alan Grup, yeni yılda da hız kesmeden konserlerine devam ederek binlerce hayranıyla buluştu. Sevilen şarkılarının yanı sıra yeni albümleri “Rubato 5” de yer alan parçaların da sevenleriyle birlikte seslendiren Rubato Grubu, muhteşem performansıyla gönüllere bir kez daha taht kurdu.

Türk Gıda Sanayii 2023’te başarılı bir sınav verdi

Türk Gıda Sanayii 2023’te başarılı bir sınav verdi

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda sektörünün 2023 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Geçtiğimiz yıl artan hammadde maliyetleri nedeniyle oluşan gıda enflasyonu, gıda güvenliği ve iklim krizinin tarıma olumsuz yansımasının öne çıktığını belirten Sidar; “Yaşanan 6 Şubat depremiyle birlikte güvenli gıdaya ulaşmanın önemi bir kez daha anlaşıldı. TÜGİS olarak yıl boyunca başta gıdadaki bilgi kirliliği olmak üzere gıda sanayinde ve gıdalarda doğru bilinen yanlışları masaya yatırdık, gıda okuryazarlığının artması için çabalarımızı sürdürdük” dedi.

Türk Gıda Sanayii 2023’te başarılı bir sınav verdi

TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar; 2023 yılında dünyadaki arz-talep dengesizlikleri, enerji krizi, lojistik maliyetlerdeki artış ve yaşanan bölgesel gerginliklerin ilk olarak gıda sektörünü etkilediğini belirterek; “Geride bıraktığımız yıl, dünyada küresel iklim değişikliğinin tarım ve hayvancılığa olumsuz etkilerinin devam ettiği, artan hammadde maliyetlerinin gıda enflasyonunu da artırdığı, tarımda ve gıda endüstrisinde sürdürülebilirliğin daha da önem kazandığı bir yıl olarak geride kaldı” dedi.

“Gıdada doğru bilinen yanlışları vurguladık”

TÜGİS Bilim Kurulu ile başta gıdadaki bilgi kirliliği olmak üzere hem gıda sektöründe hem de gıda endüstrisinde doğru bilinen yanlışları masaya yatırdık. Güvenli gıdada ambalajın öneminin altını çizdiğimiz haber çalışmalarıyla, üretimden tüketime değin ambalajın gıdayı koruma işlevine değindik” ifadelerini kullandı.

Şarkıcı Özgün’den yeni açıklama geldi

Şarkıcı Özgün’den yeni açıklama geldi

Şarkıcı Özgün, prodüktörlüğünü Hayrettin Güneş’in  üstlendiği “Selamsız” isimli yeni çalışmasını Grand Müzik etiketiyle hayranlarının beğenisine sundu. Şarkısı çıkınca bir paylaşımda bulunan Özgün’ün başına gelmeyen kalmadı. Evliliğini gözlerden uzak yaşayan şarkıcının “Bunca şeyden sonra bize ayrılık kararı yakışmadı” yazılı bir paylaşım yapması akıllara boşanacağı iddiasını getirmişti.Çıkan haberlerin ardından bir açıklama yapan Özgün, “Şarkımızın sözünü paylaştık. Yanlış anlayanlar olmuş. Sıkıntı yok arkadaşlar” ifadelerini kullanmıştı.

Hala İnanmayanlar  Var

Yaptığı açıklamaların ardından bazı çevrelerin tatmin olmadığını dile getiten Özgün,

”Arkadaşlar hala inanmayanlar var.Açıklama yapmama rağmen ne zaman boşanıyorsunuz mesajları alıyorum.Yapmayın sadece şarkı sözlerimi paylaştım.Okullar tatil oldu eşim,oğlum ve ben şuan tatildeyiz.Evliliğim çok şükür yıllardır olduğu gibi muhteşem gidiyor.Burandan tekrar ve son kez söylüyorum.Boşanma,ayrılma ve benzeri şeyler yok” dedi.

Obezite kısırlığa yol açabilir

Obezite kısırlığa yol açabilir

Obezitenin kalp ve damar hastalıklarına, yüksek tansiyona, yüksek kolesterol ve damar tıkanıklığına neden olarak kalp krizi ve inme riskini artırdığına dikkat çeken VM Medical Park Mersin Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersan Semerci, “Aşırı kilo nedeniyle oluşan nefes darlığı, vücudun bütün hücrelerinin yeteri kadar oksijenlenememesine sebep olabilir. İleri evrede ise hormonları etkileyerek kadın ve erkeklerde infertiliteye (kısırlık) yol açabilir” dedi.

Obeziteyi vücudun kullanabileceğinden daha fazla kalori alınması olarak tanımlayan VM Medical Park Mersin Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ersan Semerci, günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, fazlasının yağ olarak vücutta depolandığını işaret etti.

Dr. Ersan Semerci

Dr. Ersan Semerci

YAĞ ERKEKLERDE GÖBEK, KADINLARDA KALÇADA DEPOLANIYOR

Diğer bir tanımla obezitenin vücutta yağ kütlesinin yağsız kütleye oranla çok fazla artması olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Ersan Semerci, vücutta artan yağların genellikle bazı vücut bölgelerinde (örneğin, erkeklerde göbek bölgesinde kadınlarda ise kalça ve göbek bölgesinde) depolanarak ileri evrede iç organlarda da yağlanmaya sebep olabileceğini, bunun da çeşitli sağlık problemlerinin temelini oluşturduğunu söyledi.

KALP KRİZİ VE İNME RİSKİNİ ARTIRIYOR

Damarlardaki yağlanmanın artmasıyla obezitenin kalp ve damar hastalıklarına, yüksek tansiyona, yüksek kolesterol ve damar tıkanıklığına neden olarak kalp krizi ve inme riskini artırdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Semerci, aynı zamanda metabolik bir hastalık olan tip 2 diyabete, karaciğer yağlanmasına bağlı karaciğer hastalıklarına ve uyku apnesi gibi problemlere sebep olabileceğinin altını çizdi.

KANSERE SEBEP OLABİLİR

Aşırı kilonun rahat nefes almayı önlediğini vurgulayan Uzm. Dr. Semerci, “Bu yüzden oluşan nefes darlığı vücudun bütün hücrelerinin yeteri kadar oksijenlenememesine sebep olabilir. İleri evrede hormonları etkileyerek kadın ve erkeklerde infertiliteye (kısırlık) yol açabilir. Ayrıca yapılan bazı çalışmalar obezitenin bazı kanser türlerine sebep olabileceğini göstermiştir” şeklinde konuştu.

BEL ÇEVRESİ KADINDA 88 CM, ERKEKTE 102 CM VE ÜZERİNDE İSE DİKKAT!

Kişilerde obezitenin varlığının çeşitli hesaplamalarla anlaşılabildiğini söyleyen Uzm. Dr. Semerci, vücut kitle indeksi hesaplamasının kişinin kilogram cinsinden kilosunun metre cinsinden boyunun karesine bölünerek elde edildiğini, ortaya çıkan vücut kitle indeksi değeri 30 ve üzerinde ise kişinin obez kabul edildiğini söyledi. Hesaplamalardan bir diğerinin ise bel çevresi ölçümü olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Semerci, bel çevresinin kadınlarda 88 cm; erkeklerde ise 102 cm ve üzerinde bir değerde olmasının da obezite olarak tanımlanabileceğini belirtti.

BİLGİSAYAR VE TELEVİZYON KULLANIMI RİSK FAKTÖRÜ

Obezite risk faktörlerine dikkat çeken Uzm. Dr. Semerci, “Günümüzde büyük şehirlerde yaşayan çocukların fiziksel aktiviteleri genellikle kısıtlıdır. Hemen hemen her çocuk sadece okulda beden eğitimi dersinde spor gibi fiziksel aktivitelerde bulunur. Çocuğunuzu daha çok spor yapmaya yönlendirmelisiniz. Çevresel risklerde dikkat edilmesi gerekenlerin başında bilgisayar kullanımı ve televizyon seyretmek gelir. Bu iki durum çocuğunuzun gün içinde daha az enerji tüketmesini ve daha fazla enerji depolamasını sağlar. Ayrıca televizyon veya bilgisayar başında daha fazla abur cubur yemesine olanak tanır. Özellikle reklamlarda gösterilen ve besin değeri düşük yiyeceklerin sık tüketimi de çocuğunuzun kilo almasını sağlar” diye konuştu.

YAŞITLARINA GÖRE FAZLA YEMESE DE AZ HAREKET EDER

Obezite hastası bir çocuğun yaşıtlarına oranla daha fazla yemek yemese bile genellikle daha az enerji harcadığına dikkat çeken Uzm. Dr. Semerci, “Çocuğun enerji tüketiminin az olması, kilo aldıran risk faktörlerinin başında gelir. Anne ve babanın her ikisinin birden kilolu olması sonucu doğacak çocukta yüzde 80 oranında obezite olma riski bulunur. Eğer sadece biri kilolu ise bu risk yüzde 40’lara kadar düşebilir. Unutulmamalı ki, obezitenin en büyük sebeplerinden biri çok yemek yeme değil, yenildiği kadar enerji harcamamaktır. Obezite sorunu ile mücadele eden çocukların ailelerinin de fiziksel aktivitelerde daha az bulunduğu gözlemlenmektedir” ifadelerini kullandı.

HORMONAL HASTALIKLAR OBEZİTEYE YOL AÇABİLİR

Obezite hastalığı olan çocukların mutlaka bir hormon hastalıkları uzmanı tarafından kontrol edilmesinin gerekli olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Semerci, “Obezite hastalığına sahip olan çocukların bazıları böbrek üstü bezleri, tiroit bezi hastalıkları ve şeker hastalığı gibi hastalıklar sebebiyle obeziteye yakalanabilir” dedi.

Dr. Ersan Semerci

OBEZİTE NEDEN OLUR?

Obezite hastalığının oluşmasındaki en büyük etkenin hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme düzeni olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Semerci, hastalığa neden olan sebepleri şu başlıklar altında sıraladı:

Yağlı besinler tüketmek: Yağlı besinlerle, fast-food gıdalarla beslenmek ve bu durumu alışkanlık haline getirmek vücudun yağ oranının artırarak obeziteye zemin hazırlar.

Hareketsizlik: Hareketsizlik ve düzenli olarak spor yapmamak, sağlıksız beslenmeyle beraber vücutta yağ yakımının azalmasına neden olarak obezite hastalığını oluşturur.

Eğitim düzeyi ve gelir durumu: Kişinin eğitim düzeyi, yaşadığı bölge, çevresindeki kültür, gelir durumu ve cinsiyeti çeşitli sorunları da beraberinde getirerek obezitenin oluşmasına neden olabilir.

Hormonal ve metabolik etmenler: Vücuttaki hormonal dengesizlik ve metabolizmanın yavaş çalışmasına bağlı olarak kişinin vücudu yağ yakmada güçlük çeker ve kişinin fazla kilo almasına neden olur. Hormonal dengesizliklerden kaynaklı olarak kullanılan ilaçlar iştah açarak obeziteye sebebiyet verebilir.

Genetik: Depresyon başta olmak üzere, anksiyete, duygu durum bozuklukları obezitenin ortaya çıkmasındaki temel etmenlerdir. Özellikle sosyal çevre, aile ilişkileri de obeziteye neden olabilir. Aile geçmişinde obezite hastalığının olması da risk oluşturur.

Yanlış diyetler: Sürekli olarak düşük kalorili diyetler yapmak yaşın etkisiyle beraber metabolizma hızının azalmasına neden olabilir. Hareketin de az olduğu durumda kilo almalar ortaya çıkar ve obeziteye sebebiyet verir.

Bazı ilaçlar: Kronik hastalıklara karşı kullanın bazı ilaçlar iştah açarak kişinin kilo almasına neden olabilir. Özellikle psikolojik sorunlara karşı kullanılan antidepresanlar dikkat edilmediği durumda kilo alınmasına neden olur.

Doğum aralığının azalması: Doğum sayısının artması ve doğum aralığının azalmasıyla kadınlarda kilo artışı yaşanarak obeziteye zemin hazırladığı görülür.

Yetersiz bağışıklık: Anne sütünden yeterli oranda alamamaktan kaynaklı olarak bağışıklık sisteminin zayıf olması, metabolik ve hormonal süreçlerin iyi gelişememesi obeziteye sebebiyet verebilir.

Solo’nun yeni reklamlarında Şahika Ercümen oynuyor

Solo’nun yeni reklamlarında Şahika Ercümen oynuyor

Solo Bambu Katkılı Tuvalet Kağıdı’nın suya dayanıklılık mesajı, Türkiye’nin suya en dayanıklı kadını Şahika Ercümen iş birliği ile sunuluyor.  Serbest dalış dünya rekortmeni Şahika Ercümen’in rol aldığı Solo Bambu Katkılı Tuvalet Kağıdı reklam filminde, marketten çıkarak evinin yolunu tutan Ercümen, kendisini yolda görenlerin suya dayanıklılık övgülerini aslında Solo Bambu Katkılı Tuvalet Kağıdı için kullandıklarını fark ediyor.

Film, Şahika Ercümen’in “Konu suya dayanıklılık olunca tabii ki Solo! Solo Bambu Katkılı Tuvalet Kağıdı, suya çok dayanıklı, benim gibi. Hem dayanıklı hem hesaplı.” mesajıyla sona eriyor.

Künye:

Reklamveren: Solo

Bilge Çiftçi – CMO

Ayşen Akalın – Kurumsal İletişim ve Medya Müdürü

Ayhan Arıcı – Pazarlama Direktörü

Gülben Kaya – Pazarlama Yöneticisi

Elif Erdoğan – Uzman Marka Yöneticisi

Ezgi Ergene – Kıdemli Medya ve Dijital Pazarlama Uzmanı

Sanem Kübra Özkal – Kıdemli Dijital Pazarlama Uzmanı

Ezgi Demirkol – Dijital Pazarlama Uzman Yardımcısı

Gamze Demir – Dijital Pazarlama Uzman Yardımcısı

Evrim Demir – Kurumsal İletişim Uzmanı

Bahar Tad – Pazar Araştırma Yöneticisi

Hilal Dursuner – Pazar Araştırma Uzmanı

Başak Arıcan – Pazar Araştırma Uzman Yardımcısı

Reklam Ajansı: Liberté İstanbul

Ajans Başkanı / Yönetici Kreatif Direktör: Cihangir Gümüş

Ajans Başkan Yardımcısı: Kutal Demir

Yaratıcı Ekip Lideri: Semih Özdemir

Yaratıcı Ekip: Ülkü Can, Ekremcan Arslan, Sercan Akkuş

Müşteri Direktörü: İrem Gül

Müşteri Temsilcisi: İrem Ergen

Kreatif Stratejist: Melih Ekim

Sosyal Medya Temsilcisi: Gizem Kızılay

Prodüksiyon Şirketi: Public Film

Yönetmen: Melih Eryılmaz

Müzik: Jingle House

Medya Ajansları: Mindshare Türkiye & Ingage

Sanatseverler “Mitoloji” sergisi

Sanatseverler “Mitoloji” sergisi

Renklerin İzinde Kültür ve Sanat Topluluğu, 25 – 31 Ocak 2024 tarihleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi 4. kat fuaye alanında gerçekleşecek olan “MİTOLOJİ” temalı sergiye ev sahipliği yapıyor.

Topluluk, “MİTOLOJİ” üçlemesinin bu son sergisinde farklı toplum ve kültürlerde ön plana çıkmış kahraman ve hikayelere yer veriyor. 34 farklı sanatçıyı buluşturan sergide 65 resim 5 adet heykel çalışması bulunuyor.

Küratörlüğünü Pınar Ülker’ in yaptığı sergi; “Mitoloji” teması aracılığıyla binlerce yıldır bu dünyada yalnız olmadığımızı, insanoğlunun doğadaki yerini ve bu yerden yola çıkarak bir arada yaşamanın nasıl da kolayca mümkün olduğunu anlatmak ve insanlık tarihine yeniden bir selam göndermek istiyor. Sergilerinin ilkini Bursa’da, ikincisini mitolojinin doğduğu topraklardan biri olan Ayvalık’ta açan topluluk, seriye İstanbul’da devam etmekten dolayı çok mutlu olduklarını ifade ettiler.

Parodontax’ın yeni reklam kampanyasının yüzü Demet Akbağ oldu

Parodontax’ın yeni reklam kampanyasının yüzü Demet Akbağ oldu

Diş eti uzmanı Parodontax’ın reklam kampanyasının yüzü ünlü oyuncu Demet Akbağ oldu. Diş eti problemleri ve diş eti kanamaları gibi sorunlara yönelik özel formüle sahip olan Parodontax, yeni reklam filmiyle tüketicileri diş etleri için harekete geçmeye davet ediyor.

Parodontax reklam filmi, dişlerini fırçalarken diş eti kanayan Selin’in aynada Demet Akbağ’ı görmesi ve Akbağ’ın da “Yine diş etlerin kanadı di mi? Sana Parodontax Lazım” önerisiyle devam ediyor.

TV ve dijital kanallarda yayına giren reklam filmi WPP ve Grey imzası taşıyor.

KÜNYE:

Reklamveren: Haleon Türkiye – Gülden Duykan Kankotan, Beyza Basim Azizlerli, Işıl Sağlam Balaban, Mehtap Öner Mutlay

Model/ Oyuncular: Demet Akbağ

Fotoğraf: Emre Yunusoğlu

Stylist: Erçay Başoğlu

Reklam Ajansı: 4129Grey/Publicis İstanbul

Yaratıcı Yönetmen: Setenay Özcan

Yaratıcı Grup Başkanları: Tuğkan Cabbar, Berat Kösemen

Yaratıcı Ekip: Baran Özen, Emre Karagöz, Kübranur Özdemir

Müşteri İlişkileri:  Gözde Aldinç Atamer, Melike İspirgil, Seray Şimşek, Banu Kantarcıoğlu, Handan Günay

Proje Lideri: Arzu Köksal

Prodüksiyon Şirketi: Kraft film

Yönetmen: Mert İçgören

Postprodüksiyon: Ali Hancı & Sevan Bedan

Fotoğraf Yapım Şirketi: Representer

PR Ajansı: DeVries Global

Şeker patlatma oyunu: Bağımlılığa giden büyük tehlike

Şeker patlatma oyunu: Bağımlılığa giden büyük tehlike

Sanal kumarın son gözdesi, masumane görünen “şeker patlatma” oyunları gençler arasında hızla popülerlik kazanırken, beraberinde bağımlılık ve sorunlarını da getiriyor. Oyuna yatırılan bahis nedeniyle gençlerin kontrolsüz para harcamalarının olması ve sıklıkla ihtiyacının dışında para talep etmesinin dikkat çekici bir unsur olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Akıllı telefonlarla kolaylıkla erişim sağlanması da oyuna olan ilginin dozunu arttırıyor.” dedi.”

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, şeker patlatma oyunu ve bağımlılık arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.

“Şeker patlatma” oyununun gençlerin yoğun ilgi gösterdiği sanal kumar olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Renkli şekerlerin eşleştirilmesi veya çeşitli kombinasyonlarının sağlanması üzerine bahis yapılan bu oyun türü şansa dayalı gözükse de neden olduğu kayıplar ve yol açtığı sorunlar açısından sanal kumar bağımlılığını gündeme getiriyor.” dedi.

Klinik Psikolog Sedef Koç Bal

Klinik Psikolog Sedef Koç Bal

Eğlence arayışı, oyuna para aktararak daha da arttırılıyor

Her kumar hikayesinin başlangıcında olduğu gibi bu oyunun da oyuncularına eğlence vadettiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Bu eğlencenin beynin ödül sistemindeki karşılığı ise dopamin salgılanmasıyla ortaya çıkan ‘haz’. Yalnızca oyunda uzun vakit geçirmekle sınırlı kalmayan bu eğlence arayışı, oyuna para aktararak daha da arttırılıyor.” diye konuştu.

Kaybettiklerini geri kazanma hedefinin sorunları beraberinde getirdiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, şöyle devam etti:

Gençlerin oyuna ilgisini canlı tutan etken akranlar arasında popüler olması

“Kazanmak ve kaybetmek arasındaki gelgitlerin yarattığı o heyecan bir süre sonra kayıpların da meydana gelmesiyle ‘Kaybettiklerimi tekrar kazanmalıyım’ diye yeni bir hedefi doğuruyor.

Gençlerin oyuna ilgisini canlı tutan diğer etken ise akranlar arasında popüler olması. Sosyal ortamlar gençleri arkadaş grubunun bir parçası olmak ve grubun dışında kalmamak için benzer deneyimleri tatmaya teşvik ediyor. Bir yandan ortak bir eğlencenin parçası olmak, diğer yandan grubun içerisinde kalmak için bu gibi etkileşimler dönem dönem şekil değiştirse de gençler arasında yaygın bir davranış biçimi.

Öte yandan akıllı telefonlarla kolaylıkla erişim sağlanması da oyuna olan ilginin dozunu arttırıyor.”

Aileler, çocuklarını bu tarz oyunlarda izlemeli ve belirtileri dikkatle takip etmeli

Dijital araçlarla geçirilen her an için ailelerin endişelenmesinin anlamlı olmayabileceğini, ancak bu davranışın sıklığı ve neden olduğu sorunların değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, belirtileri şu şekilde sıraladı:

“Sanal kumar bağımlılığından söz ederken diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi bireyin akademik, sosyal ve ailevi işlevselliğinin zayıfladığını gözlemliyoruz. Oyuna yatırılan bahis nedeniyle kontrolsüz para harcamalarının olması ve sıklıkla ihtiyacının dışında para talep edilmesi ilk dikkat çekici unsurdur.

Teknolojik araçlarla geçirilen zamanın yaş grubu için önerilen limitlerin üzerinde olması, bu dengenin bozulmasıyla birlikte akademik alanda başarının düşmesi, okul döneminde devamsızlıkların artması, keyif aldığı aktivitelerden uzaklaşması gibi değişiklikler sağlıklı iletişimi olan bir aile tarafından genellikle fark edilebilir.

Bireyin aile ortamında daha az bulunması, o anlarda da zihninin sürekli uzak kaldığı oyunda olması ve engellenmiş hissederek öfke belirtileri, tahammülsüzlük gibi tepkiler de bir sorunun varlığına işarettir.

Şeker patlatma oyunu sonrasında gözlemlenen bu değişim karşısında bireyle çözüme yönelik iletişim kurmakta zorlanılıyor ise özellikle bağımlılık alanında profesyonel destek alınması önemlidir.”

Klinik Psikolog Sedef Koç Bal

Sağlıklı sınırların çizilmesi önemli

Çocukların dijital dünya ile tanışmasını engellemek gerçekçi bir hedef olmayacağı için asıl meselenin sağlıklı sınırların çizilmesi olduğunu da anlatan Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Çocuğun gelişim dönemine uygun biçimde açık iletişim ilkesiyle ilerlenmeli; dijital dünyaya dair tehditler anlatılırken çocuğun duygu ve düşünceleri, birey olarak ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır. Neden sonuç ilişkisine dayandırılarak getirilen sınırlamalar daha kabul edilebilir olacaktır. Aynı zamanda eğlencenin tek bir yolunun olmadığı da çeşitli pratiklerle birlikte deneyimlenebilir.” dedi.

Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, bu tür oyunların eğlenceyle başlaması, ilgi çekici olması, çocuğun akran çevresinde oyunun popülerliği gibi kafa karıştırıcı birçok risk faktörü mevcut iken; çocukların kısıtlayan, yargılayan, yasaklayan veya cezalandıran bir tutum yerine karşısında kendisini anlamaya ve yardımcı olmaya istekli birine ihtiyaç duyduğunu da vurguladı.

Tedavi ve destek…

Kumar bağımlılığı geliştiğinde bireyde gizleme, yalan söyleme gibi davranışlar gözlemlenebildiğini de ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, sözlerini şöyle tamamladı:

“Utanç ve suçluluk duygularının yanı sıra kumar oynamaya devam edebilmek amacıyla da gerçeği saklama eğilimi olabilir. Sorun fark edildiğinde aile ve birey arasında sağlıklı iletişim sağlanamazsa çözüme ulaşma süreci genellikle uzamaktadır.

Tedavide amaç yalnızca erişim yollarını kısıtlamak değildir; nedenleri değerlendirerek gerekli durumlarda ilaç desteği almak, riskleri ve önlemleri belirlemek, baş etme yolları oluşturmak, finansal yönetim planı yapmak gibi kapsamlı bir süreç hedeflenir.

Şeker patlatma oyununda bağımlılık her yaş grubu için tehdit

Şeker patlatma oyununda en büyük risk grubu olarak gençler bilinse de bağımlılığın her yaş grubu için tehdit olduğunu hatırlatmak gerekir. Burada önemli olan bireysel farklılıkları gözeterek kişiye özel tedavi planı oluşturmaktır. Tedavi sürecinde aile desteği kritik öneme sahiptir ancak bu destek sınırsız maddi destek sağlamak, borçları kapamak gibi algılanmamalıdır. Bu noktada bağımlılık uzmanından destek almak ve süreci birlikte takip etmek en uygun seçenek olacaktır.”