Yazılar

Çocuklarda Bacak Boyu Farkına Dikkat!

Çocukların sağlıklı büyümesi denildiğinde çoğu zaman boy ve kilo gelişimi ön plana çıkıyor. Ancak uzmanlar, iskelet sisteminin gelişiminin de en az bunlar kadar yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Çocukluk çağında fark edilmeyen bacak boyu eşitsizliği, ilerleyen yıllarda omurga ve eklem sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.

Central Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Can Yapıcı, bacak boyları arasındaki uzunluk farkının erken dönemde tespit edilmemesi halinde ciddi ortopedik problemlere neden olabileceğini belirterek, “Tedavi edilmeyen bacak boyu eşitsizliği zamanla omurgada eğrilik, kalça ve diz eklemlerinde erken kireçlenme ile kronik ağrılara yol açabilir” diyor.

Central Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Can Yapıcı’ya göre toplumda en yaygın yanlış inanışlardan biri, bu sorunun çocuk büyüdükçe kendiliğinden düzeleceğini düşünmek. Oysa özellikle büyüme plaklarının zarar görmesine bağlı gelişen eşitsizliklerde, çocuk büyüdükçe fark daha da belirgin hale geliyor.

Op. Dr. Can Yapıcı

Op. Dr. Can Yapıcı

Hangi belirtiler uyarıcı olmalı?

İki bacak arasındaki ölçülebilir uzunluk farkı olarak tanımlanan bacak boyu eşitsizliği, hafif düzeylerde çoğu zaman belirti vermeyebiliyor. Ancak fark arttıkça bazı işaretler ortaya çıkıyor.

Op. Dr. Can Yapıcı’ya göre şu belirtiler dikkate alınmalı:

  • Yürürken aksama veya topallama
  • Sürekli aynı bacağa ağırlık verme
  • Ayakkabı tabanlarının farklı şekillerde aşınması
  • Omuz ve kalça seviyelerinde belirgin asimetri
  • Duruş bozuklukları

Dünya genelinde her 100 çocuğun yaklaşık 3 ila 5’inde klinik olarak önemli kabul edilen bacak boyu farkı görülebiliyor. Bu çocuklarda zamanında tedavi uygulanmadığında kalıcı sağlık sorunları gelişebiliyor.

Neden ortaya çıkıyor?

Bacak boyu eşitsizliği doğuştan gelebileceği gibi sonradan da gelişebiliyor.

Çocukluk döneminde yaşanan ve büyüme plağını etkileyen kemik kırıkları, enfeksiyonlar ve gelişimsel kalça displazisi en sık nedenler arasında yer alıyor. Ayrıca bazı çocuklarda doğumsal uzuv gelişim eksiklikleri görülebiliyor. Bazı genetik ve sendromik hastalıklarda ise vücudun bir tarafı diğerine göre daha fazla büyüyebiliyor.

Daha nadir olarak kemik tümörleri ve çocukluk çağı romatizması da büyüme dengesini bozarak bacak boyu eşitsizliğine neden olabiliyor.

Hafif vakalarda ameliyatsız çözümler tercih ediliyor

Her bacak boyu farkı cerrahi müdahale gerektirmiyor. Özellikle 2 santimetrenin altında kalan eşitsizliklerde konservatif tedavi yöntemleri ön plana çıkıyor.

Kişiye özel tabanlıklar

Ayakkabı içine yerleştirilen özel tabanlıklar, kısa olan bacağı destekleyerek kalça ve omurga dengesinin korunmasına yardımcı oluyor. Böylece omurganın eğrilmesi önlenirken eklemlere binen yük de dengeleniyor.

Ayakkabı yükseltmeleri

Tabanlıkla düzeltilemeyecek ancak ameliyat gerektirmeyen durumlarda ayakkabı tabanına eklenen yükselticiler sayesinde iki bacak arasındaki fark azaltılabiliyor.

Büyük farklarda cerrahi yöntemler devreye giriyor

Uzmanlar, erişkin döneme kadar farkın 2-2,5 santimetrenin üzerine çıkmasının beklendiği çocuklarda cerrahi seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Günümüzde uygulanan yöntemlerin temel amacı, vücudun kendi kemiğini üretmesini sağlayarak uzunluk farkını gidermek.

Dıştan uygulanan sistemler

Eksternal fiksatör adı verilen metal çerçeveler kemiklere özel teller ve vidalarla sabitleniyor. Bu yöntem özellikle kemik kısalığıyla birlikte eğrilik bulunan vakalarda tercih ediliyor.

Manyetik uzatma teknolojisi

Kemik içine yerleştirilen ve dışarıdan görünmeyen manyetik çiviler sayesinde uzatma işlemi kontrollü şekilde gerçekleştirilebiliyor. Daha düşük enfeksiyon riski ve estetik avantajları nedeniyle son yıllarda sık tercih edilen yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.

Kombine uygulamalar

İçten çivi ve dıştan fiksatörün birlikte kullanıldığı tekniklerde, dış cihazın kullanım süresi azaltılarak çocuğun konforu artırılabiliyor.

Büyüme hızının kontrol edilmesi

Epifizyodez adı verilen yöntemde ise uzun olan bacağın büyüme hızı kontrollü şekilde yavaşlatılıyor. Böylece kısa olan bacağın zaman içinde diğer bacağa yetişmesi hedefleniyor. Op. Dr. Can Yapıcı, çocukların büyüme döneminde düzenli ortopedik kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, erken tanının hem tedavi başarısını artırdığını hem de ileride oluşabilecek kalıcı iskelet sistemi sorunlarını önleyebildiğini vurguluyor.

Sütaş’tan Dünya Süt Günü Mesajı: “Süt, Bereketin En Saf Hali”

Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada sütün yalnızca beslenme değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma ve istihdam açısından da kritik bir değer zinciri oluşturduğunu vurguladı.

Ekonomik Katkı

Yılmaz, sütün milyonlarca kişiye istihdam sağladığını ve refahın toplum geneline yayılmasına katkıda bulunduğunu belirtti. Sütaş’ın 50 yılı aşan uzmanlığıyla sütün iyiliğini ve bereketini yaymaya devam ettiğini ifade etti.

Döngüsel Ekonomi

“Çiftlikten Sofralara” iş modeliyle gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik sağladıklarını söyleyen Yılmaz, biyogaz tesislerinden elde edilen enerji ve organik gübrelerle kaynakların geri kazanıldığını, tesislerin bulundukları bölgelerde kalkınma projeleri niteliği taşıdığını aktardı.

Sütçülüğün Bayramı

Yılmaz, “Sütçülük bizim için bir meslekten öte, hayatımıza anlam katan bir misyon” diyerek, 8 bin kişilik ekip ve tüm paydaşlarla Dünya Süt Günü’nü “Sütaşkıyla” kutladıklarını ifade etti.

 

#Sütaş #DünyaSütGünü #EkonomiHaber #SütSektörü #ÇiftliktenSofralara #DöngüselEkonomi #GıdaGüvenliği #Sürdürülebilirlik #İstihdam #Sütçülük  #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Modern çağın yaygınlaşan sorunu: Uykusuzluk!

“Gece boyunca dönüp duruyorum”, “Sabah kalkınca sanki hiç uyumamış gibi oluyorum”, “Başımı yastığa koyuyorum ama saatlerce uyuyamıyorum” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, uykusuzluğun sadece stres ya da yoğun tempodan kaynaklanmadığını, burun ve boğazdaki bazı sorunların da gece boyunca nefes almayı zorlaştırarak kaliteli uykuyu engelleyebildiğini söylüyor. Uykusuzluk sorununun sadece yetişkinlerle sınırlı kalmadığını, son yıllarda çocuklarda da sık karşılaşıldığını belirten Prof. Dr. Tatlıpınar, uykusuzluğun altında yatan sinsi nedenleri ve sağlıklı bir uyku için 5 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı ve özellikle gece geç saatlere kadar süren ekran kullanımı, son yıllarda uyku sorunu yaşayanların sayısını artırıyor. Birçok kişi uykusuzluğu stres ve zihinsel yorgunlukla ilişkilendiriyor ancak çoğu zaman gözden kaçan başka bir neden daha var: Burun ve boğaz hastalıkları. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar; “Özellikle ‘sabah yorgun uyanıyorum’, ‘gece sık sık uyanıyorum’ ya da ‘sanki hiç uyumamış gibiyim’ diyenlerin, mutlaka kulak, burun ve boğaz hastalıkları uzmanına başvurmasında fayda var. Çünkü horlama, burun tıkanıklığı, geniz eti, bademcik büyümesi ve uyku sırasında nefesin durması gibi kulak, burun ve boğaz kaynaklı sorunlar, gece boyunca kaliteli uykuyu engelleyebiliyor.”

Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar

Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar

Sinsi tehlike ‘uyku apnesi’ne dikkat!

Özellikle uykuda nefesin kısa süreli durduğu ‘uyku apnesi’ durumunda kişinin gece boyunca defalarca nefessiz kalabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Tatlıpınar, “Bu durum çoğu zaman kişinin farkında olmadan gerçekleşiyor. Kişi gece boyunca sık sık uyanıyor, derin uykuya geçemiyor ve sabah büyük bir yorgunlukla güne başlıyor. Gün içinde uyuklama, dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve odaklanma sorunları görülebiliyor” diyor. Burun eğriliği, geniz eti ve bademcik büyümesi, alerjiye bağlı burun tıkanıklığı, damak ve küçük dil sarkması gibi sorunların hava yolunu daraltarak uyku sırasında nefes almayı zorlaştırabildiğini belirten Prof. Dr. Tatlıpınar, tedavi edilmeyen uyku apnesinin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Tatlıpınar, yapılan araştırmalara göre uyku apnesinin, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, depresyon ve felç riskini de artırabildiğini söylüyor.

Çocuklarda da görülebiliyor

Uyku sırasında nefes alma problemleri, geniz eti ve bademcik büyümesi nedeniyle gece horlama, ağız açık uyuma ve huzursuz uyku sık görülebiliyor. Kaliteli uyuyamayan çocuklarda dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, huzursuzluk ve büyüme-gelişme sorunları ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar “Özellikle geceleri horlayan ve ağzı açık uyuyan çocukların mutlaka değerlendirilmesi gerekir” diyor.

Gece uykusunu bozan alışkanlıklara dikkat!

Uykusuzluğun sadece sağlık sorunlarından değil, bazı yanlış alışkanlıklardan da kaynaklanabildiğini belirten Prof. Dr. Tatlıpınar sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle telefon, tablet ve TV gibi cihazların yarattığı ışık ve ekran maruziyeti melatonin üretimini baskılayarak hem uykuya dalışı hem de uykunun derinliğini bozar. Her gün farklı saatlerde yatmak ve kalkmak uyku ritmini olumsuz etkiler. Stres, gece çok aç ya da tok yatmak, ortamda gürültü olması, fazla sıcak ortam, yastık ve yatak problemleri sık uyanmalara neden olabilir. Kafein içeren kahve, çay, çikolata gibi ürünler, bazı ilaçlar uykuyu olumsuz etkiler. Gece tuvalete kalkmaya neden olan sağlık problemleri de uykunun bölünmesine neden olur.”

Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem!

Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar sağlıklı, kaliteli ve yeterli uykunun hem ruhsal hem de fiziksel açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayarak, uykusuzluğa karşı 5 etkili önlemi şöyle sıralıyor;

  • Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde uyukluyorsanız mutlaka sağlık kontrolünüzü yaptırın.
  • Burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, geniz eti, bademcik ve burun eğriliği şikayetlerini önemseyin ve mutlaka tedavi olun.
  • Yatmadan önce telefon, tablet ve televizyon kullanımını azaltın.
  • Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaya özen gösterin.
  • Akşam saatlerinde kahve, çay ve ağır yemek tüketiminden kaçının. 

 

 

#Uykusuzluk #UykuSorunları #UykuApnesi #BurunBoğazSağlığı #ÇocuklardaUykusuzluk #UykuKalitesi #SağlıklıUyku #KBB #UykuBozukluğu #UykuTedavisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Güneş aynı, Hesap Farklı

Leica Telefoto Kamera ile Mobil Sürüş Deneyimi

Xiaomi, T Serisi’nin en yeni modelleri olan Xiaomi 17T ve Xiaomi 17T Pro’yu tanıttı. Gelişmiş Leica 5x telefoto kamera ve yüksek batarya kapasitesiyle dikkat çeken yeni seri, şık tasarımıyla güçlü bir mobil deneyim sunuyor.

Kamera Teknolojisi

Xiaomi 17T Serisi, Leica optikleri ile Xiaomi’nin gelişmiş görüntüleme teknolojilerini bir araya getiriyor. 50 MP ana kameraya sahip üçlü kamera sistemi; makro çekimlerden 120x AI Ultra Zoom’a kadar geniş bir kullanım imkânı sağlıyor. Özellikle Xiaomi 17T Pro, seride ilk kez 4K 60 fps sinematik video kaydı desteği sunuyor.

Leica Live Moment

Seri, klasik fotoğraf deneyiminin ötesine geçerek Leica Live Moment özelliğini getiriyor. Bu özellik, yalnızca çekim anını değil, öncesindeki hareketi ve duyguyu da kaydederek fotoğraflara daha fazla hikâye katıyor. Ayrıca Leica Live Portrait modu, doğal bokeh efektiyle portrelerde daha net sonuçlar sağlıyor.

Ekran ve Göz Konforu

Xiaomi 17T Serisi, Xiaomi Vision Care ekran teknolojisiyle göz sağlığını ön planda tutuyor. Ortam ışığına göre ekranı otomatik ayarlayan bu teknoloji, mavi ışığı ve titreşimi azaltarak gün boyu konforlu kullanım sağlıyor.

Batarya ve Performans

Xiaomi 17T Pro: 7000 mAh batarya kapasitesi, 100W kablolu ve 50W kablosuz HyperCharge desteği.

Xiaomi 17T: 6500 mAh batarya kapasitesi, 67W HyperCharge desteği.

Her iki modelde de Xiaomi 3D IceLoop soğutma sistemi bulunuyor ve yoğun kullanımda stabil performans sunuyor.

Renk Seçenekleri

Xiaomi 17T Pro; siyah, koyu mavi ve koyu mor renklerle gelirken, Xiaomi 17T modeli opal beyazı, mor ve siyah seçenekleriyle kullanıcıların beğenisine sunuluyor.

Daha fazla bilgi için Xiaomi Türkiye’nin resmi sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

#Xiaomi17T #Xiaomi17TPro #LeicaKamera #MobilFotoğrafçılık #AkıllıTelefon #XiaomiTürkiye #YeniXiaomi #TeknolojiHaber #AkıllıCihaz #Xiaomi2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tazmanya Testinde Rekor Yakıt Verimliliği

Nissan’ın yeni nesil SUV modeli Qashqai e-POWER, Avustralya’nın en zorlu rotalarından biri kabul edilen Tazmanya’da gerçekleştirilen uzun yol testinde dikkat çekici bir performans sergiledi. 55 litrelik yakıt deposu ile yola çıkan araç, ada çevresinde yeniden yakıt almadan 1303 kilometre yol kat ederek segmentinde öne çıkan bir menzil kapasitesi sundu.

 Test Rotası

Geelong’dan başlayan yolculuk; Devonport, Tamar Valley, Scottsdale, Pyengana, Bicheno, Triabunna, Huon Valley, Queenstown, Strahan ve Burnie gibi bölgeleri kapsadı. Başlangıçta 1100 km olarak planlanan rota, ek duraklarla birlikte 1303 km’ye ulaştı.

Yakıt Tüketimi

Araç, bu mesafe boyunca ortalama 4,5L/100 km yakıt tüketimi elde etti. Özellikle Hobart-Strahan arasındaki virajlı Batı Sahili yollarında rejeneratif frenleme sistemi devreye girerek inişlerde bataryayı şarj etti ve yakıt verimliliğine katkı sağladı.

e-POWER Teknolojisi

Nissan’ın e-POWER sisteminde benzinli motor yalnızca elektrik üretmek için kullanılıyor; tekerleklere güç aktarımı tamamen elektrik motoru üzerinden sağlanıyor. Bu yapı, elektrikli sürüş hissini geleneksel şarj gereksinimi olmadan sunmayı hedefliyor.

Gerçek Kullanım Koşullarında Performans

Tazmanya testi; kıyı yolları, dağ geçitleri, kırsal rotalar ve değişken hava koşullarında gerçekleştirildi. Yolculuğun sonunda araç, yol bilgisayarında 1209 km menzil ve 4,5L/100 km ortalama tüketim değerini gösterdi.

Nissan’ın resmi sitesinden daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz: Nissan Türkiye.

 

 

#NissanQashqai #ePOWER #SUV #YakıtVerimliliği #UzunYolTesti #Tazmanya #ElektrikliSürüş #NissanTürkiye #OtomobilHaber #Qashqai2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kapadokya’da Bi’Yoga Fest: Doğa ve Farkındalık Buluşması

Kapadokya, 19-21 Haziran tarihleri arasında yoga tutkunlarını büyüleyici atmosferinde ağırlamaya hazırlanıyor. Nevşehir’in tarihi Mustafapaşa bölgesinde düzenlenecek “Kapadokya’da Bi’Yoga Fest”, doğa, nefes ve farkındalık odaklı üç günlük bir deneyim sunacak.

Hindistan Ankara Büyükelçiliği ve Kapadokya Alan Başkanlığı’nın destekleriyle, Kapadokya Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşecek festival; yoga seansları, mindfulness çalışmaları, somatik deneyimler, nefes terapileri, sanat atölyeleri ve canlı müzik etkinlikleriyle katılımcılara bütünsel bir yaşam alanı yaratmayı hedefliyor.

 Festival Programı

Gün doğumu yoga: Balon manzarası eşliğinde vadi yürüyüşleri ve yoga akışları.

Mindfulness ve nefes: Somatik hareketler, nefes terapileri ve meditasyon.

Sanat ve müzik: Meditatif sanat terapisi, canlı konserler ve DJ performansları.

Uluslararası Yoga Günü: 21 Haziran’da özel etkinliklerle kutlanacak.

 Katılımcılar İçin Seçenekler

Festival, hem konaklamalı hem de günübirlik katılım imkânı sunuyor. Mustafapaşa’nın taş sokakları, tarihi dokusu ve sakin atmosferi, yoga ve farkındalık deneyimini daha da özel kılıyor.

 Organizasyon ve İş Birlikleri

Festivalin partnerleri arasında Bademsu, Servet Fethiye, Bite&More ve YogaBuShop gibi markalar yer alıyor. Yerel iş birlikleriyle bölge turizmine yeni bir soluk getirmeyi amaçlayan etkinlik, Kapadokya’nın kültür, sanat ve bütünsel yaşam alanında uluslararası ölçekte yeni bir buluşma noktası olmayı hedefliyor.

 

#KapadokyaYogaFest #BiYogaFest #KapadokyaEtkinlikleri #YogaFestival #Kapadokya2026 #YogaTutkunları #NevşehirYoga #UluslararasıYogaGünü #KapadokyaTatili #YogaVeDoğa #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türk Ziyaretçiler İçin Moskova’da Yazın En Lezzetli Rotası

Moskova, 30 Mayıs itibarıyla üçüncü kez düzenlenen “Moskova’da Yaz” Festivali ile kültür, sanat ve gastronomiyi bir araya getirerek şehri devasa bir açık hava sahnesine dönüştürüyor. Moskova Belediyesi’nin projesi olan festival, 500’den fazla mekânda binin üzerinde sanatçıyı ağırlarken; konserlerden tiyatroya, gastronomi deneyimlerinden tarihi keşiflere kadar geniş bir program sunuyor.

Festival Programı

Uluslararası Caz Festivali (8-14 Haziran): Zaryadye Parkı ve Çaykovski Konser Salonu’nda dünya sahnesinden isimler.

Zaryadye Yaz Müzik Festivali (6 Haziran – 5 Temmuz): Opera, senfonik konserler ve prömiyerler.

Tiyatro Bulvarı (30 Mayıs – 30 Ağustos): Moskova bulvarları tiyatro sahnesine dönüşüyor.

Moskova Malikaneleri (30 Mayıs – 6 Eylül): Tarihi malikanelerde kültürel deneyimler ve aristokratik miras.

Zamanlar ve Dönemler (10-14 Haziran): Tarihi canlandırmalar ve zanaat atölyeleri.

Gastronomi ve Yaşam Tarzı

Festival boyunca Moskova’nın bulvarları ve meydanları; açık hava restoranları, çatı katı terasları ve yaratıcı pavilyonlarla gastronomi tutkunlarına hitap ediyor. “Made in Moscow” pavilyonlarında yerel markalar, tasarım ürünleri ve modern Rus mutfağı öne çıkarken; Türk mutfağı restoranları da şehirde yaygın olarak bulunuyor.

Türk Ziyaretçiler İçin Özel Noktalar

Türk turistler için festival sadece kültür değil, aynı zamanda özel bir keşif rotası sunuyor. Nazım Hikmet’in Novodeviçi Mezarlığı’ndaki kabri, Puşkin Müzesi’ndeki “Truva Kazıları” sergisi ve Kremlin’deki Cephanelik Odası öne çıkan duraklar arasında.

Ulaşım ve Konfor

Türkiye’den Moskova’ya haftada 200’ün üzerinde direkt uçuş bulunuyor. Şehir, “Discover Moscow” platformu ile çok dilli dijital rehberlik, kolay ulaşım sistemleri ve hazır seyahat rotaları sunarak ziyaretçilere konforlu bir deneyim sağlıyor.

Festivalin tüm detaylarına Moskova Belediyesi’nin resmi sitesinden ulaşabilirsiniz.

 

#MoskovaYazFestivali #MoskovaGezisi #Gastronomi #KültürSanat #TürkTuristler #RusyaSeyahati #FestivalKeyfi #MoskovaTatili #YazFestivali #Moskova2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity