Yazılar

Profesyonel Kahve Lezzeti Artık Mutfaklarda

Electrolux, kahve tutkunlarına evde barista kalitesinde kahve hazırlama imkânı sunan Explore 8 Manuel Espresso Makinesi ile mutfaklara profesyonel bir deneyim getiriyor. 20 bar demleme basıncı, Dual ThermoBlock teknolojisi ve 30 farklı öğütme ayarıyla her fincanda dengeli aroma ve ideal kıvam sağlanıyor.

Mat Deniz Kabuğu Beyazı tasarımıyla modern mutfaklara uyum sağlayan Explore 8, süt köpürtme basıncı, mekanik basınç göstergesi ve kişiselleştirilebilir sıcaklık seçenekleriyle kahve hazırlama sürecini keyifli bir ritüele dönüştürüyor. Profesyonel ekipmanlarla uyumlu 58 mm PRO demleme başlığı ve hızlı ısınma özelliğiyle kullanıcılarına evde barista deneyimi yaşatıyor.

#ElectroluxExplore8 #BaristaDeneyimi #EvdeKahve #GurmeLezzet #EspressoTutkusu #KahveSeverler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mirada Del Mar 2 Nisan’da Kapılarını Açıyor

Antalya’nın en köklü tesislerinden Mirada Del Mar, yüz yıllık çam ağaçlarının gölgesindeki kumsalı, kristal berraklığındaki denizi ve yenilenen konfor alanlarıyla 2 Nisan’da yaz sezonunu açıyor. Kemer’in eşsiz doğasında konumlanan otel, aile tatillerinden gastronomi deneyimlerine, spor ve iyi yaşam aktivitelerinden çocuklara özel etkinliklere kadar geniş bir yelpazede misafirlerine unutulmaz bir tatil sunmayı hedefliyor.

542 odasıyla hizmet veren Mirada Del Mar, 2025 yılında tamamlanan renovasyon süreciyle modern bir tasarım anlayışına kavuştu. Mavi Bayraklı plajı, özel iskelesi, dünya mutfaklarından seçkin örnekler sunan restoranları ve geniş SPA alanıyla otel, konaklamanın ötesinde doğayla iç içe bir yaşam tarzı deneyimi vaat ediyor.

#MiradaDelMar #Antalya #Kemer #AkdenizTatili #Turizm #DoğanınKalbinde #YazSezonu #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Pol’s Gurme Reçelleri: Her Kavanozda Doğallık

Kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi reçeller, Pol’s Gurme ile sağlıklı ve lezzetli bir deneyime dönüşüyor. Çilekten ahududuya, vişneden ayvaya kadar mevsiminde toplanan en kaliteli meyveler, katkısız içerikleriyle kavanozlara taşınıyor. İlave şeker, koruyucu ve renklendirici içermeyen Pol’s Gurme reçeller, chia tohumu ile besin değerini artırarak kahvaltılara işlevsel bir dokunuş katıyor.

Vegan beslenmeye uygun olan Pol’s Gurme reçelleri, özel cam kavanozlarında uzun süre tazeliğini koruyor. Ermenek’in bereketli topraklarında %85 kadın istihdamıyla üretilen bu lezzetler, sürdürülebilir tarım modeliyle Türkiye genelinde 1000’den fazla çiftçiyle sözleşmeli üretim yaparak tarladan sofraya güvenli gıda zinciri sunuyor.

Pol’s Gurme, doğallığı sadece bir tercih değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak kavanozlara taşıyor.

#PolsGurme #Doğallık #KadınEmeği #SürdürülebilirTarım #KahvaltıKeyfi #GerçekMeyve #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Baharın Tatlı Renkleri Starbucks’ta

Kahve kültürünün dünyadaki en önemli temsilcilerinden Starbucks, bahar dönemine girerken kahveseverleri yepyeni tatlarla buluşturuyor. Mor renkli tatlı patates Ube’den ilham alan Ube Vanilla ailesi ve limonun ferahlatıcı aromasıyla vanilyanın yumuşak tadını bir araya getiren Lemon Vanilla ailesi, baharın enerjisini kahve fincanlarına taşıyor.

Ube Vanilla Latte’den Iced Ube Vanilla Matcha Latte’ye, Lemon Vanilla Latte’den Iced Lemon Vanilla Matcha Latte’ye kadar geniş bir yelpazede sunulan yeni içecekler, hem sıcak hem soğuk seçenekleriyle farklı damak tatlarına hitap ediyor. Starbucks’ın baharı çağrıştıran pastel tonları ve çiçek desenleriyle tasarlanan yeni dönem perakende koleksiyonu ise termoslar, kupalar ve aksesuarlarla kahve keyfini tamamlıyor.

Ayrıca koyu kiraz ve baharat notalarıyla öne çıkan Starbucks® Spring Season Blend, günün her anında ayrıcalıklı bir kahve deneyimi sunarak baharın tazeleyici ruhunu mağazalara taşıyor. Starbucks, bu özel dönemde misafirlerini baharın heyecanını birlikte paylaşmaya davet ediyor.

#StarbucksTürkiye #UbeVanilla #LemonVanilla #SpringSeasonBlend #KahveSeverler #BaharLezzetleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Müşteriden Patronluğa Uzanan Girişimcilik Hikâyesi

Etiler’in köklü güzellik markalarından BRC Beauty & Nail, artık Suzan Şen ve Nergis Çetinkaya’nın yönetiminde yeni bir döneme giriyor. Yıllardır müşterisi oldukları bu prestijli merkezi devralan ikili, “Müşterisiydik, patron olduk” diyerek girişimcilik yolculuklarını başlattı.

Pozitif enerjisiyle tanınan Suzan Şen, daha önce Cihangir’de açtığı işletme ile girişimcilik deneyimi kazanmıştı. Bu kez yakın dostu Nergis Çetinkaya ile güçlerini birleştirerek güzellik ve bakım sektöründe iddialı bir ortaklığa imza atıyor.

BRC Beauty & Nail, Etiler’de yıllardır hizmet veren ve sektörün önde gelen markalarından biri olarak biliniyor. Yeni yönetimle birlikte merkez, modern vizyon ve yenilikçi hizmet anlayışıyla müşteri deneyimini zenginleştirmeyi hedefliyor. Şen ve Çetinkaya, açılışta yaptıkları açıklamada, “Kendini keyifli, özel ve bakımlı hissetmek isteyen tüm kadınları merkezimize bekliyoruz” diyerek sektördeki iddialarını ortaya koydu.

Bu devralma, güzellik sektöründe müşteri deneyiminden yönetime uzanan bir dönüşüm hikâyesi olarak dikkat çekiyor. Yeni dönem, hem markanın kurumsal kimliğini güçlendirmeyi hem de sektörde rekabet avantajı yaratmayı amaçlıyor.

#BRCBeauty #SuzanŞen #NergisÇetinkaya #Ekonomi #İşDünyası #GüzellikSektörü #YeniDönem #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yolculuklarda Nitelikli Kahve Deneyimi Yaygınlaşıyor

Tchibo’nun Petrol Ofisi Grubu ile yürüttüğü Tchibo2Go iş birliği, Türkiye genelinde 1.100’ü aşkın istasyona ulaşarak yolculuk molalarında nitelikli kahve deneyimini yaygınlaştıran önemli bir kilometre taşına ulaştı.

75 yıllık global kahve uzmanlığıyla faaliyet gösteren Tchibo, Türkiye’deki 20 yılı aşkın yolculuğunda kahve deneyimini farklı tüketim anlarına taşıma hedefi doğrultusunda Petrol Ofisi Grubu ile geliştirdiği iş birliğini istikrarlı şekilde büyütüyor. Türkiye’nin dört bir yanındaki istasyonlarda yer alan Tchibo2Go noktaları sayesinde tüketiciler, Americano’dan Latte ve Cappuccino’ya kadar geniş bir lezzet yelpazesiyle yolculuklarına kaliteli kahve molaları katıyor.

Tchibo GMBH CEO’su Erik Hofstädter, “Kahve severlerin olduğu her yerde olma vizyonumuzla, yolculuklara lezzet katıyoruz. Nitelikli kahvenin bir lüks değil, günlük hayatın küçük ama değerli mutluluklarından biri olduğuna inanıyoruz” dedi.

Petrol Ofisi Grubu CMO’su Murat Zengin ise, “İstasyonlarımızı sadece yakıt noktası değil, yolculuklara değer katan yaşam alanları olarak konumluyoruz. Tchibo ile yaptığımız iş birliği sayesinde hizmette kalitenin çıtasını daha da yükseltiyoruz” ifadelerini kullandı.

 

#Tchibo2Go #PetrolOfisi #KahveMolası #NitelikliKahve #YolArkadaşı #KahveSeverler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Nakilli Anneler: Hayata Yeniden Dönüş

12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, kronik böbrek hastalığının Türkiye’de ulaştığı ciddi boyutlara dikkat çekti.

Türkmen’in paylaştığı verilere göre, kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı %16 seviyesine ulaşmış durumda. Bu oran, yaklaşık 10 milyon vatandaşın böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Hastalığın sinsi ve ilerleyici karakterine vurgu yapan Türkmen, erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini belirterek vatandaşları düzenli kontrole davet etti.

Türkiye’de her yıl yaklaşık 13 bin yeni hasta diyalize başlarken, organ nakli sayısı 3.500 civarında kalıyor. Türkmen, organ naklinin yalnızca yaşam kalitesini artırmakla kalmadığını, aynı zamanda diyalize oranla yaşam süresini de anlamlı ölçüde uzattığını ifade etti.

Kadavra Bağışında Batı ile Uçurum

Türkiye’nin cerrahi başarılarına rağmen organ bağışı oranlarının yetersiz olduğunu belirten Türkmen, Batı ülkelerinde nakillerin %90’ının kadavradan yapıldığını, Türkiye’de ise bu oranın tam tersine canlı donörlerden sağlandığını söyledi. Türkiye’de milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısı 5 iken, ABD ve İspanya gibi ülkelerde bu rakam 50 seviyelerinde.

Çapraz nakil sisteminin önemine değinen Türkmen, uyumsuzluk nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal havuzda toplanmasının nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini belirtti.

Nakilli Anneler: Hayata Dönüşün Simgesi

Organ naklinin bir başarı öyküsü olduğunu vurgulayan Türkmen, nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu ve bunun organ bağışının en somut meyvesi olduğunu söyledi.

Sonuç olarak; erken tanı, bağış bilinci, nakil sonrası titiz takip ve merkezlerin sağ kalım oranları üzerinden denetlenmesi, Türkiye’nin böbrek sağlığı politikasının temel taşlarını oluşturuyor.

#DünyaBöbrekGünü #OrganBağışı #Sağlık #ErkenTanı #BöbrekSağlığı #YaşamaBağış #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

En yaygın görülen 3’üncü kanser türü

Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1.9 milyon, ülkemizde ise 20 bini aşkın kişinin bu hastalığa yakalandığı belirtiliyor. Üstelik eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen kolon kanserine, günümüzde 40’lı yaşlarda, hatta genç erişkinlerde daha sık rastlanıyor. Son yıllarda obezitenin artması, hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve fast food tipi beslenmenin bu artışta etkili olduğu belirtiliyor. Kolon kanseri en yaygın görülen kanserler arasında 3’üncü sırada yer alırken, kansere bağlı ölüm nedenleri arasında da 2’inci sıraya yükseliyor. En ölümcül kanserlerde üst sıralarda yer almasının sebebi ise genellikle ileri aşamaya kadar belirti vermeden sinsice ilerlemesi! Bu nedenle tarama programı kritik önem taşıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, kolon kanserinin önemli bir bölümünün aslında tarama programı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle önlenebildiğine dikkat çekerek,  “Kolon kanseri tedavi edilmediğinde veya ileri evrede tanı aldığında yaşamı tehdit edebilen bir hastalıktır.  Bununla birlikte, bu kanserin en önemli özelliği tarama programıyla erken yakalanabilmesi, hatta kolonoskopi yönteminde saptanan poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılması sayesinde önlenebilmesidir” diyor.

Prof. Dr. Özlem Sönmez

Prof. Dr. Özlem Sönmez

Her iki yılda bir tarama testi şart!

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, bu nedenle düzenli yapılan tarama programının kolon kanserinde yaşamsal önem taşıdığını belirterek, şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın ulusal tarama programı; 50–70 yaş aralığında iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi şeklindedir. Hiçbir şikayet olmasa bile tarama yaptırmak; dışkıda kan, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve demir eksikliği anemisi gibi bulguları önemsemek,  hayat kurtarır.”  Prof. Dr. Özlem Sönmez, sağlıklı beslenmenin, düzenli hareket etmenin, ideal kiloyu korumanın ve sigara ile alkolden uzak durmanın ise kolon kanseri riskini azaltmanın temel taşlarını oluşturduğunu vurguluyor.

En yaygın nedeni polipler!

Kalın bağırsağın (kolon) iç yüzeyini döşeyen hücrelerde gelişen kötü huylu tümörler olan kolon kanseri, “kolorektal kanser” başlığı altında rektum kanseriyle birlikte değerlendiriliyor. İlerleyen yaş, aile öyküsü, erkek olmak, kalıtsal sendromlar (Lynch sendromu, ailesel adenomatöz polipozis) veya inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi kronik inflamasyon ve  radyasyona maruz kalmak, kolon kanseri için değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor.  En yaygın görülen ve önlenebilir riskler arasında ise “Obezite, hareketsiz yaşam, kırmızı ile işlenmiş etten zengin ve liften fakir beslenme, sigara ile alkol kullanımı” yer alıyor. Ancak, kolon kanserinin yaklaşık yüzde 90 gibi önemli bir oranından polipler sorumlu oluyor. Polip olarak başlayan iyi huylu lezyonların bir bölümü yıllar içinde genetik ve epigenetik değişiklikler sonucu kansere dönüşüyor. Bu nedenle, poliplerin tarama kolonoskopisiyle saptanıp çıkarılması, kanser gelişimini önleyebilen temel yaklaşımı oluşturuyor.

Ailede öyküsünde risk yaklaşık 4 kat artıyor!

Yapılan çalışmalara göre; birinci derece akrabasında (anne, baba, kardeş) kolorektal kanser öyküsü olan kişilerde risk genel nüfusa göre yaklaşık 2–4 kat artıyor. Akrabanın genç yaşta tanı alması ve ailede bir kişiden fazla görülmesi riski daha da yükseltiyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, risk grubunda olan kişilerin taramalara daha erken yaşta başlamaları gerektiğini belirterek, “Kolonoskopi taramasına 40 yaşında veya ailedeki en erken tanı yaşından 10 yıl önce (hangisi daha erkense) başlamaları gerekmektedir.  Bulgulara göre hastalar genellikle 5 yılda bir izlenmektedir. Şüpheli semptom varlığında ise yaş beklenmeden değerlendirme yapılmaktadır” diyor.

Bu sorunlarda zaman kaybetmeyin!

Kolon kanseri ve kanser öncülü polipler uzun süre belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez, kolon kanserinde en sık görülen belirtileri “Dışkılama alışkanlığında değişiklik (ishal-kabızlıkta yeni başlayan veya kalıcı değişim), dışkıda kan/ makattan kanama, nedensiz demir eksikliği anemisi, karın ağrısı–şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik” olarak sıralıyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez, bu belirtilerin özellikle 40 yaş üstünde veya aile öyküsü olanlarda “basit bir sorun” gibi görülmeden hızlıca hekime başvurmayı gerektirdiğini vurguluyor.

Erken evrede tam şifa mümkün!

Doğru zamanda yapılan tarama ve zamanında cerrahi, hastalığın doğal seyrini kökten değiştirebiliyor, gecikme ise tedaviyi daha karmaşık hale getiriyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, erken evrede yakalanan kolon kanserinde tam şifanın mümkün olduğunu vurguluyor. Tedavinin omurgasını genellikle cerrahi yöntemin oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Özlem Sönmez, sözlerine şöyle devam ediyor: “Patolojiye ve evresine göre bazı hastalarda ek tedaviler, özellikle lenf nodu tutulumu gibi risk faktörleri varsa, kemoterapi planlanmaktadır. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserle savaşmasını sağlayan immünoterapi ilaçları, özellikle bazı özel genetik özelliklere sahip hastalarda 2017 yılından itibaren kullanılmaktadır ve tedavi seçeneklerini genişletmektedir. Kanser hücrelerinin büyümesini hedef alan akıllı ilaçlar da yaklaşık 2000’li yıllardan bu yana uygun hastalarda kullanılarak tedavinin kişiye özel planlanmasına yardımcı olmaktadır.”

#KolonKanseri #ErkenTanı #TaramaProgramı #PolipKontrolü #Onkoloji #SağlıkHaber #GençErişkinlerdeKanser #YaşamTarzı #Kolonoskopi #KanserFarkındalık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ateşini hızla düşürmeye çalışmayın!

Yüksek ateş, özellikle kreş başlangıcıyla birlikte çocuklarda sık görülen sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Genellikle okulun ilk yıllarında, 2-3 haftada bir geçirilen viral enfeksiyonlar ateşle birlikte seyrettiğinde, ebeveynler için kaygılı bir sürece dönüşüyor. Normal vücut ısısı 36-37,8 derece arasında seyrederken, 38 derece üzerindeki değerler “ateş” olarak kabul ediliyor. Yüksek ateşte aileleri en çok endişelendiren durum ise ateş ölçerde gördükleri değerin 39-39,5 dereceye yükselmesi oluyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, ancak yüksek ateşin çocukların sağlığını belirleyen başlıca kriter olmadığına dikkat çekerek, “Ateşin yüksekliği değil, çocuğun genel hali önemlidir.  Ateşi yükselen çocuk keyifsiz olabilir; ancak ateşi düştüğünde keyfi yerine geliyor mu?, Sıvı alabiliyor mu?, Çevresiyle iletişimi devam ediyor mu? Ateşin yanı sıra kusma, ishal, solunum zorluğu ve kulak ağrısı gibi ek sorunlar var mı? Bizler için belirleyici olan aslında bunlardır” diyor.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, ateşin vücudun bağışıklık sistemini harekete geçiren mekanizmalardan biri olduğunu hatırlatarak, “Dolayısıyla, çocuklarda tamamen ateşsiz bir süreci hedeflemek yerine; ateşli dönemde konforu sağlayacak uygulamaları doğru şekilde yapmayı amaçlamalıyız. Çocukların ateşli enfeksiyon geçirmesini önleyemeyiz;  ancak ateşi nasıl yöneteceğimizi öğrenebiliriz” diye konuşuyor.  Çocukta genel halini bozan bir bulgu olmadığı sürece ateşin korkulması gereken bir durum  olmadığını ve ateş düşürücüyle takip edilebildiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, “Bunun tersine, özellikle üç günden uzun süren ateşli enfeksiyonlarda ve üç ayın altındaki bebeklerde, diğer kriterlere bakılmaksızın hastaneye başvurulması önem taşıyor” uyarısında bulunuyor.

Dr. İrem Bulut

Dr. İrem Bulut

Havale riskini doğrudan belirlemiyor!

Ebeveynlerin yüksek ateş karşısında  kaygı duymalarının en önemli nedeni ise ateşli nöbetler, toplumda bilinen adıyla “havale” oluyor.  Dr. İrem Bulut, 6 ay ile 5 yaş arasındaki her çocukta ateşli nöbet riski bulunduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ancak çocukluk çağındaki ateşli nöbetler çoğunlukla kısa sürer ve kalıcı hasar bırakmaz. Üstelik, ateş düşürücü vermek dahil hiçbir uygulama nöbet riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Çünkü, ateşli nöbet genellikle ateşin henüz yükselme evresinde, çoğu zaman fark edilmeden ortaya çıkar. Ateşin ne kadar yüksek olduğu da nöbet riskini doğrudan belirlemez. Önemli olan nöbeti engellemeye çalışmak değil, nöbet anında ne yapılacağını bilmek ve sakin kalmaktır.”

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, çocuklarda gelişen yüksek ateşte ebeveynlerin en sık yaptıkları 7 hatayı anlattı; önemli önerilerde bulundu.

Hata: Uygun olmayan yöntemlerle ölçüm yapmak

Doğrusu: Çocuklarda yaş grubuna göre tercih edilen ateş ölçerler değişiklik gösterebiliyor. Dr. İrem Bulut, en güvenilir yöntemin dijital dereceyle koltuk altından ölçüm yapmak olduğunu söyleyerek, “Ancak, bu yöntemde ölçüm uzun sürdüğü için bebeklik çağında öncelikle alından veya kulaktan ölçüm yapan cihazlarla bakılabilir. Ateş yüksek çıkarsa koltuk altından kontrol edilmelidir. Uzaktan alın bölgesinden ölçüm yapan cihazları vücudun farklı yerlerinde kullanmak ise doğru değildir. Çünkü bu cihazlar karın, boyun, ense ve koltuk altı gibi bölgelerde kullanıldığında ateşi gerçek değerinden daha yüksek yansıtır” diyor.

Hata: Ateş yükselmesin diye ateş düşürücü vermek

Doğrusu: Aslında vücut hastalıkta kendi ısısını yükselterek virüs ve bakterileri öldürmeye çalışıyor. Dr. İrem Bulut, ateşin vücudun savunma sisteminin en önemli unsurlarından biri olduğuna işaret ederek, “Bu nedenle, ateşi engellemeye çalışmak çocuklara bir fayda sağlamadığı gibi hem takip sürecini zorlaştırır hem de ilaca bağlı toksik etkilere yol açabilir” diye konuşuyor.

Hata: Ateşini hızla düşürmeye çalışmak

Doğrusu: Vücut kendi ısısını yükseltme çabasındayken soğuk duş aldırarak çocuğun ateşini hızlı bir şekilde düşürmeye çalışmak ısının daha dirençli yükselmesine neden olabiliyor. Ancak, ateş düşürücü verdikten sonra etki etmesini beklerken ılık duş veya ılık uygulama yapılabilir.

Hata: Etki süresini beklemeden tekrar ilaç vermek

Doğrusu: Ağızdan verilen ateş düşürücü ilacın  mideden emilimi ve kana geçişi de dahil olmak üzere, etkisinin başlaması için 45 dakika – 1 saat arası beklenmesi gerekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Bulut, “Tabloyu daha erken değerlendirip, ilacın etki etmediğini düşünmemeliyiz” diyor.

Hata: Gereksiz sıklıkta ateş düşürücü kullanmak

Doğrusu: Çocuklarda yüksek ateşte en sık yapılan hatalardan biri, gereksiz sıklıkta ateş düşürücü vermek oluyor. Dr. İrem Bulut, “Ateş düşürücü kullanımında amacımız ateş değerini normal aralığa getirmek değil; ateşli çocuğun konforunu arttırmak, huzursuzluğunu azaltmak ve ağızdan sıvı alımını sağlayabilecek iyilik halini sağlamaktır” diyor.  Dr. İrem Bulut, gereksiz sıklıkta başvurulan ilaçların çocukları ajite ettiğini, sürece uyumu zorlaştırdığını ve karaciğer ile böbreklerde yan etki riskini artırdığını vurguluyor.

Hata: Vücut ısısını 36 dereceye düşürmeye çalışmak

Doğrusu: Dr. İrem Bulut, “Ateş düşürücülerden beklentimiz, ateşin en yüksek değere göre 0,5-1 derece düşmesi ve çocuğun huzursuzluğunun azalmasıdır. Mutlaka 36 derece olması için tekrar ilaç vermek doz aşımına ve yan etkilere neden olabilir” uyarısında bulunuyor.

Hata: Dönüşümlü ateş düşürücü kullanmak

Doğrusu: Çocuklarda yüksek ateşin tedavisinde  parasetamol ve ibuprofen olmak üzere iki temel etken madde kullanılıyor. Bu iki ilacın dönüşümlü kullanılmasını önermediklerini vurgulayan Dr. İrem Bulut, “Dönüşümlü kullanım ilaçlara bağlı yan etkileri arttırır ve ateş kontrolünde ek bir fayda sağlamaz” bilgisini veriyor.

#ÇocukSağlığı #YüksekAteş #AteşTakibi #ÇocukHastalıkları #EbeveynBilgilendirme #SağlıkHaber #AteşYönetimi #ÇocuklardaAteş #DrİremBulut #AcıbademKartal #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mahkeme Alpu Ovası’nı Korudu, Termik Santrale ‘Dur’ Dedi

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Alpu Termik Santrali projesine karşı yürüttüğü hukuk mücadelesinde önemli bir kazanım elde etti. Bursa Bölge İdare Mahkemesi, Danıştay’ın bozma kararına uyarak verimli tarım arazilerinin enerji üretim alanı olarak kullanılmasına izin veren işlemleri iptal etti.

Mahkeme kararında, projenin en temel dayanağı olan “ÇED Olumlu” kararının iptal edildiği ve bu iptalin kesinleştiği hatırlatıldı. Çevre Kanunu uyarınca geçerli bir ÇED kararı bulunmayan projelerin uygulanamayacağı vurgulandı. Ayrıca alanın büyük kısmının “Alpu Büyük Ova Koruma Alanı” içerisinde kaldığı, termik santral gibi kirletici tesislerin tarımsal bütünlüğü bozacağı ve kamu yararı taşımadığı belirtildi.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Alpu Ovası’nı korumak için yürüttüğümüz hukuk mücadelesinde bir önemli kazanım daha elde ettik. Tarımın, doğanın ve yaşamın yanında durmaya, kentimizin geleceğini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz” dedi.

#Eskişehir #AlpuOvası #HukukZaferi #TermikSantral #ÇevreHaber #YerelYönetim #TarımAlanları #DoğaKoruma #MahkemeKararı #KentVeGelecek #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity