Yazılar

“Gaz için bitkisel takviye iyi gelir” diyerek hata yapmayın!

Çocuklarda ve özellikle bebeklerde gaz sorunu, ailelerin en sık başvurdukları sağlık şikâyetleri arasında yer alıyor. Uzmanlara göre,  her 10 bebekten 4’ü, yaşamının ilk aylarında, özellikle ilk 6 haftada,  gaz sancısı nedeniyle huzursuzluk yaşıyor. Gaz sancısı bebeklerin çoğunda 3–4. aydan sonra belirgin şekilde azalıyor ve genellikle 4–6 ay arasında kendiliğinden kayboluyor. Çoğu zaman masum nedenlere dayanan bu durum, ebeveynler için uykusuz gecelere ve endişeye yol açabiliyor. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Birincioğlu Çetin, bu süreçte bazı kurallara dikkat ederek gaz sancısının önlenebileceğini veya hafifletilebileceğini belirterek, “Ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken en önemli şey ise hekim tavsiyesi olmadan, bebeğe gaz sorununa karşı bitkisel içerikli takviyeler veya ilaçlar vermemek olmalı. Bunlar bebeğin sindirim sistemine zarar verebilir ve altta yatan bir hastalık varsa, tanısını geciktirebilir. Bitki çayları, şekerli su ve zeytinyağı da sindirim sisteminde sorun oluşturabilecekleri için verilmemelidir. Bunların yanı sıra emziren annelerin rezene çayı içmelerini de artık önermiyoruz. Çünkü, fazla tüketildiğinde,  içerisinde bulunan fitoöstrojenler anne ve bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir” diyor.

Dr. Ece Birincioğlu Çetin

Dr. Ece Birincioğlu Çetin

En yaygın neden: Sindirim sisteminin henüz tam gelişmemiş olması!

Bebeklik döneminde, özellikle 0-6 ay arasında, sindirim sisteminin henüz tam olarak olgunlaşmamış olması, gaz sancısının en yaygın nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte, bebeğin hızlı emmesi ve emme sırasında hava yutması, yanlış emzirme teknikleri ve bağırsak hareketlerinin düzensizliği de gaz oluşumuna yol açabiliyor. Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz çıkarma mekanizmasının yeterince gelişmemiş ve karın kaslarının henüz zayıf olmasının da bebeğin gazı rahatlıkla atamamasına neden olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunların yanı sıra genetik yatkınlık ve bağırsak florasının yapısı gibi bireysel faktörler de süreci etkileyebilir. Bazı durumlarda ise besin alerjisi veya laktoz intoleransı şeklinde altta tıbbi bir problem yatabilir.”

 Bu belirtiler gaz sancısına işaret edebilir! 

Gaz sancısı genellikle beslenme sonrasında veya akşam saatlerinde daha belirgin hale geliyor. Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz sancısı olan bebeklerde en sık görülen belirtileri şöyle sıralıyor:

  • Mırıldanmak ve devamlı ıkınma sesleri çıkarmak
  • Uykusunda sesler çıkarmak
  • Kıvranmak ve  ‘S’ şeklinde kasılma hareketleri yapmak
  • Karında şişkinlik ve sertlik
  • Bacakları karnına çekmek
  • Huzursuzluk, ağlama nöbetleri
  • Gaz çıkardıktan sonra belirgin şekilde rahatlamak
  • Emme sırasında sık sık memeyi bırakmak
  • Uykudan sık sık uyanmak

Gaz sancısını önlemek için 10 etkili öneri! 

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz sancısını hafifletmek için dikkat etmeniz gereken kuralları şöyle anlatıyor:

Her beslenme sonrasında gazını mutlaka çıkarın: Meme değişiminde de gazını çıkarmayı alışkanlık edinin. Omuza yaslama veya oturur pozisyonda hafif sırt sıvazlama, gazın daha kolay çıkmasına yardımcı olacaktır. Bacaklarını bisiklet çevirir gibi nazikçe hareket ettirmek de gazın bağırsaklarda ilerlemesine katkı sağlayacaktır.

Kısa süreli emzirmelerden kaçının: İlk süt laktozdan, son süt ise yağdan zengin oluyor. Bebeğinizin hem doyması hem de devamlı gaz yapan ilk süte maruz kalmaması için ilk 3 ayda en az 10-15 dakika emzirmeye özen gösterin.

Acele etmeyin: Acele etmeden, sakin ve hafif dik pozisyonda beslemeyi alışkanlık edinin. Beslenme sonrasında hemen düz yatırmayın. En az 30-45 derece açıyla yatırmaya dikkat edin.

Nazikçe karın masajı yapın: Tercihen ılıtılmış özel bebek masaj yağlarıyla, günde 1-2 kez ve özellikle akşam saatlerinde, saat yönünde nazikçe karın masajı yapın. Kusma riskine karşı masajı tok karnına yapmaktan kaçının.

Beslenmenize dikkat edin: Kendinizi gözlemleyin;  sizde hazımsızlık ve şişkinlik yapan besinlerden uzak durun.

Hava yutmasını önleyin: Beslenme sırasında hava yutmasını önlemek için memeyi veya biberonun emziğini tam kavradığından emin olun. Antikolik biberon tercih edin

Dümdüz pozisyonda beslemeyin: Beslenirken dümdüz pozisyonda olmasın. Kendi kendine beslenmesin. Biberonun emzik kısmına hava girmesine izin vermeden dik bir şekilde beslemeniz hava yutmasını engellemek için önemli.

Mamasını sürekli değiştirmeyin: Sürekli mama değişimi sindirim sistemini daha hassas hale getirebiliyor.

Mamayı hazırlarken, dikkat! Mama ile besleniyorsa, hazırlama şekline dikkat edin. Mama ölçüsünü doğru ayarlayın ve köpük oluşumunu azaltmak için biberonu fazla çalkalamayın.

Ilık banyo rahatlatır: Özellikle akşam saatlerinde ılık banyo da kaslarının gevşemesine yardımcı olabilir.

Çoğunlukla masum olsa da dikkat! 

Gaz sancısı genellikle önemsiz nedenlerden kaynaklansa da bazı belirtilere karşı dikkatli olunması gerekiyor. Çünkü, nadiren de olsa gaz sancısının altında yatan etken enfeksiyon, bağırsak tıkanıklığı, alerji veya laktoz intoleransı gibi sindirim sistemi sorunları olabiliyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı  Dr.  Ece Birincioğlu Çetin, mutlaka hekime başvurulması gereken belirtileri, “Özellikle şiddetli ve sakinleştirilemeyen ağlama, kusma (özellikle yeşil renkli ya da fışkırır tarzda olması), ateş, kilo alamama veya kilo kaybı, dışkıda kan görülmesi, uzun süre gaz ve gaita çıkışının olmaması, karında belirgin hassasiyet veya sertlik ile genel durum bozukluğu” olarak sıralıyor.

#BebekSağlığı #GazSancısı #ÇocukSağlığı #AnneBabaBilgilendirme #SağlıkUyarısı #DrEceBirincioğluÇetin #GazSorunu #BebekBakımı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Amasya Et Ürünleri’nden Ramazan’a Bereketli Dokunuş

Amasya Et Ürünleri, Ramazan ayına özel hazırladığı avantajlı paketle sofralara lezzet ve pratiklik katıyor. “Önce Et İyi Olacak” mottosuyla güvenilir üretim anlayışını sürdüren marka, protein açısından zengin ürünleriyle iftar ve sahurda dengeli beslenmeye destek oluyor.

Ramazan paketinde Şef Dana Kangal Sucuk, Çemeni Sıyrılmış Dana Pastırma ve Dana Kavurma yer alıyor. Yoğun tempoda çalışanlar için alışveriş kolaylığı sağlayan paket, hem hızlı hazırlanan sofralara hem de geleneksel tariflere uygun içerik sunuyor.

Amasya Et Ürünleri ayrıca, ambalajlara eklenen QR kodlu tarif kartları ile mutfakta yeni bir dönem başlatıyor. Kodları taratan kullanıcılar, bonfileden köfteye kadar birçok ürün için özel hazırlanmış pratik tarif videolarına anında ulaşabiliyor.

#RamazanSofrası #AmasyaEtÜrünleri #LezzetVePratiklik #RamazanBereketi #QRkodTarif #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

İftara Dakikalar Kala Çözüm: bonVeno’nun Pratik Lezzetleri

Ramazan ayının bereketli sofraları için bonVeno, zengin ürün çeşitliliği ve pratik çözümleriyle öne çıkıyor. Temel gıdadan kahvaltılık ve şarküteriye, Metro güvenceli taze meyve-sebzeden donuk ürünlere kadar geniş seçenek sunan bonVeno, iftar ve sahur sofralarının tüm ihtiyaçlarını tek çatı altında karşılıyor.

150’den fazla donuk ürün seçeneğiyle mutfakta hız sağlayan bonVeno, lahmacun, içli köfte, pide ve tatlı çeşitleriyle geleneksel lezzetleri dakikalar içinde sofralara taşıyor. Ayrıca “ısıt ve servis et” menüleriyle iftar vaktine az kala eksiksiz menü hazırlama imkânı sunuyor.

İstanbul’daki yaklaşık 80 mağazasıyla hizmet veren bonVeno, bu Ramazan’da da “Yeni Alışkanlık O” sloganıyla sofralara bereket ve kolaylık getiriyor.

#RamazanSofrası #bonVeno #MetroGüvencesi #PratikLezzetler #RamazanBereketi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

CarrefourSA’dan Ramazan’a Yerli Bakliyat Desteği

CarrefourSA, Kayseri Valiliği ve Kayseri Şeker iş birliğiyle yerli üretim nohut, kuru fasulye ve yeşil mercimeği Ramazan ayı itibarıyla raflarına taşıyor. Kayseri’nin tarımsal potansiyelini katma değerli ürünlere dönüştüren bu proje, hem yerel çiftçiye destek hem de tüketiciye güvenilir ürün sunmayı amaçlıyor.

CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu, “Yerli üretimi ve çiftçimizi desteklemek önceliğimiz. Bu iş birliğiyle hem üreticimize kazanç hem de tüketicimize kaliteli seçenek sunuyoruz” dedi. CarrefourSA, sürdürülebilir tarım ve bölgesel kalkınma yatırımlarını 2026’da da kararlılıkla sürdüreceğini açıkladı.

#RamazanSofrası #CarrefourSA #YerliÜretim #KayseriLezzetleri #BereketliTopraklar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ramazan Sofralarına Tatlı Dokunuş: Golf Maraşım %81 Sütlü

Ramazan sofralarının tatlı eşlikçisi Golf Maraşım %81 Sütlü, yüksek süt oranı ve pancar şekeriyle öne çıkıyor. Üstün Lezzet Ödüllü bu özel dondurma, iftar sonrası tatlı ikramlarının pratik ve lezzetli tamamlayıcısı oluyor.

Kahramanmaraş’taki tesislerde üretilen Golf Maraşım %81 Sütlü Sade, yerli üretim gücünü ve kalite odağını sofralara taşıyor. Baklava, kadayıf ve ev yapımı tatlılarla uyum sağlayan ürün; baton, kutu, külah ve kap seçenekleriyle farklı ikram anlarına kolayca eşlik ediyor.

Ramazan boyunca paylaşmanın ve bereketin simgesi olan sofralar, Golf Maraşım’ın tatlı lezzetiyle taçlanıyor.

#RamazanSofrası #GolfMaraşım #TatlıEşlikçi #ÜstünLezzet #RamazanBereketi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

McDonald’s’tan Baklavalı ve Kadayıflı Sundae

McDonald’s Türkiye, Ramazan’a özel hazırladığı Tel Kadayıflı Sundae ve Antep Fıstıklı Baklavalı Sundae ile misafirlerine farklı bir tatlı deneyimi sunuyor. Geleneksel şerbetli tatlıların çıtır dokusu ve eşsiz aroması, serinletici Sundae ile birleşerek iftar sonrası keyifli bir alternatif oluşturuyor.

Yeni tatlılar, Ramazan boyunca McDonald’s Türkiye restoranlarında tatlı severleri bekliyor. Ayrıca McHesaplı İftar Menüleri kapsamında uygun fiyatlı seçeneklerle iftar sofralarına eşlik ediyor.

#RamazanSofrası #McDonaldsTürkiye #TatlıYenilik #BaklavalıSundae #KadayıflıSundae #RamazanLezzetleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türkiye Sağlık Turizminde Küresel Güç Olma Yolunda

Türkiye, son yıllarda sağlık turizmi alanında küresel ölçekte öne çıkan ülkelerden biri haline geldi. 2012–2024 arasında sağlık amaçlı gelen turist sayısının 5 kat artması, sektörün yalnızca turizm değil aynı zamanda ekonomi için de stratejik bir alan olduğunu gösteriyor. 2026 itibarıyla Türkiye sağlık turizmi pazarının yeni bir rekabet dönemine girdiği değerlendiriliyor.

Ekonomik Katkılar

Gelir Artışı: Sağlık turizmi, Türkiye’nin toplam turizm gelirleri içinde giderek daha büyük bir pay alıyor. Estetik cerrahi, diş sağlığı, göz operasyonları ve organik tedavi yöntemleri en çok tercih edilen hizmetler arasında.

İstihdam: Hastaneler, klinikler, aracı kuruluşlar ve seyahat acenteleri aracılığıyla binlerce kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağlanıyor.

Kurumsal Yapılanma: Sağlık Turizmi Yetki Belgesi ve akreditasyon süreçleri, sektörde kaliteyi artırırken uluslararası güveni pekiştiriyor.

Güçlü ve Zayıf Yönler

Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü yanları arasında gelişmiş sağlık altyapısı, deneyimli uzman kadrolar ve uygun maliyetli hizmetler öne çıkıyor. Ancak tanıtım eksiklikleri, yabancı dil sorunları ve bazı bölgelerdeki altyapı yetersizlikleri sektörün potansiyelini sınırlayabiliyor.

Fırsatlar ve Tehditler

Fırsatlar: Artan küresel sağlık turizmi talebi, devlet teşvikleri ve Türkiye’nin coğrafi konumu.

Tehditler: Rekabetçi ülkeler (Hindistan, Tayland, Macaristan gibi) ve uluslararası yasal düzenlemeler.

Stratejik Öncelikler

Dijital Tanıtım: Sağlık hizmetlerinde reklam ve tanıtım mevzuatına uyum sağlanarak dijital görünürlüğün artırılması.

Kalite Standartları: Akreditasyon süreçlerinin yalnızca zorunluluk değil, rekabet avantajı olarak görülmesi.

Komplikasyon Sigortası: Uluslararası hastaların güvenini artıracak sigorta sistemlerinin yaygınlaştırılması.

Bölgesel Çeşitlilik: İstanbul ve Ankara dışındaki şehirlerde altyapı yatırımlarının artırılması.

Türkiye sağlık turizmi, hem bireysel hem kurumsal düzeyde ekonomiye güçlü katkılar sunuyor. 2026 itibarıyla sektörün büyüme ivmesi, Türkiye’yi küresel sağlık turizmi pazarında ilk sıralara taşıyabilecek potansiyele sahip. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir olması için kalite, güvenlik ve tanıtım alanlarında stratejik adımların hızla atılması gerekiyor.

#SağlıkTurizmi #TürkiyeEkonomisi #MedicalTourism #HealthTourismTurkey #Ekonomi #TurizmGelirleri #Türkiye2026 #SağlıktaDönüşüm #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Casper Nirvana X650 ve X750 ile Güç ve Mobilite Bir Arada

Casper, bireysel ve kurumsal kullanıcılar için geliştirdiği Nirvana X650 ve X750 modelleriyle mobilite, performans ve güvenliği bir arada sunuyor.

Nirvana X650, günlük kullanımda esneklik arayan bireysel kullanıcılar için tasarlandı. 13. Nesil Intel® Core™ işlemci seçenekleri, 64GB’a kadar DDR5 RAM ve PCIe 4.0 SSD teknolojisiyle yüksek hız ve verimlilik sağlıyor. 15.6” FHD IPS ekranı, hafif ve ince yapısı ile taşınabilirliği ön plana çıkarıyor.

Nirvana X750 ise kurumsal dünyaya yönelik güçlü bir çözüm sunuyor. TPM 2.0 desteği, BIOS koruması ve uzaktan yönetim özellikleriyle güvenliği artırırken, dayanıklı tasarımı ve uzun pil ömrüyle ofis ve saha kullanımına uygun hale geliyor.

#Casper #NirvanaX650 #NirvanaX750 #YeniNesilBilgisayar #Teknoloji #Performans #Mobilite #KurumsalÇözümler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Air Pro Cook ile Kalabalık Sofralara Yeni Nesil Çözüm

Karaca, mutfağın ilham veren ismi Refika Birgül ile işbirliğini bu kez keyifli bir reklam filmiyle ekranlara taşıdı. Karaca x Refika Air Pro Cook için hazırlanan filmde ürünün geniş haznesi, çift katlı pişirme özelliği ve çok fonksiyonlu yapısı ön plana çıkıyor.

“Bol Bol” söylemi etrafında şekillenen film; lezzeti, porsiyonu, pratikliği ve konforu bol tutan yeni nesil airfryer deneyimini Refika Birgül’ün sıcak anlatımıyla izleyiciye sunuyor. Kalabalık sofraların bereketi modern pişirme teknolojisiyle buluşurken, film yalnızca bir ürün tanıtımı değil; aynı zamanda sofraların geleneksel ruhunu yeni nesil mutfak anlayışıyla birleştiren bir hikâye aktarıyor.

KÜNYE:

KARACA REFİKA APC // VML

Enis Orhun – CEO

Ümit Taşlı – ECD

Fatih Tüylüoğlu – CSO

Semih Türkmen – Creative Director

Kübra Demirkaya – Creative Group Head

Öznur Yeniyol – Art Director

İrem Kasuto – Art Director

Ezgi Kara – Copywriter

Burak Kaçi – Strategy Director

Beyza Saraç – Strategy Planning

Yekta Gürel – Managing Director

Pınar Özçakır – Account Team Director

Lisa Simonoğlu – Account Supervisor

Özden Ersöz – Account Supervisor

Candan Canbulat – Acoount Executive

Fulya Akay – Head Of Production

Begüm Özkul – Agency Producer

Beril Girit – JR. Agency Producer

Hakan Tahan – Graphic Artist

SM EKİBİ:

Kreatif Ekip: Gizem Serin, Serra Torun, Ezgi Kara

Sosyal Medya Ekibi: Sera Aktüre Öngel, Berfin Atsız, Melis Tavacı, Sena Kara

BÖREK KÜNYE

Yapım: Börek Film

Yönetmen: Bahar Kitapçı

Görüntü Yönetmeni: İnan Öz

MUTFAK ŞEFLERİ:

Furkan Yılmaz

Osman Kinsun

Adile Sarıtaş

#Karaca #RefikaBirgül #AirProCook #BolBol #ReklamFilmi #MutfakKültürü #YeniNesilAirfryer #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yumurta dondurmayı düşünüyorsanız; Bu yaşı geçirmeden harekete geçin!

Son yıllarda anne olma yaşı eğitim, kariyere odaklanma ya da ekonomik sıkıntılar gibi gerekçelerle ertelenerek çoğunlukla 35’in üzerine çıkarken, yaş ilerledikçe doğurganlık kapasitesi ise azalıyor. İşte bu nedenle, ileride annelik hayaline kavuşabilmek amacıyla pek çok kadın yumurta dondurma konusunda araştırmalar yapıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Belgin Selam, “Doğurganlığı koruma yöntemlerinde yumurta dondurmanın yeri önemlidir. Kadın yaşlandıkça, doğurganlığı azalmaktadır. Günümüzde yumurta dondurma düşüncesi, isteği ve uygulamasının arttığını görüyoruz. Bu işlemin 35 yaşından önce yaptırılması yumurta sayısı ve kalitesi açısından önem taşıyor çünkü yaş ilerledikçe elde edilen yumurta sayısı azalıyor ve hamilelik şansı düşüyor” diyor. Prof. Dr. Belgin Selam yumurta dondurma hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Belgin Selam

Prof. Dr. Belgin Selam

  • Teknolojideki gelişmeler kaliteyi artırıyor

Son yıllarda teknoloji ve tıptaki gelişmeler; yumurta dondurmada yeni bilgileri ve uygulamaları gündeme getirdi. 1986 yılında dondurulmuş yumurtalarla ilk kez canlı doğum gerçekleşti. İlk yıllarda işlem için yavaş dondurma tekniği kullanılırken, günümüzde ise yumurtaların vitrifikasyon adı verilen yüksek hızlı dondurma tekniği ile -196 °C derecede sıvı azot tanklarında saklandığını belirten Prof. Dr. Belgin Selam “Vitrifikasyon tekniği ile ilk canlı doğum 1999 yılında gerçekleşti. Teknoloji ve tıptaki gelişmeler ile tüp bebek tedavisinde çözülen vitrifiye embriyoların gebelik oranlarının taze embriyolar ile aynı olduğu izlenmektedir” diyor.

  • 36 yaş ve üzerinde başarı oranı azalıyor!

Kadınlarda yaşla birlikte, yumurtalıklarda, üreme hücresi olan yumurta sayısında ve kalitesinde azalma izlenirken anomali oranları da artıyor. 36 yaş ve üzerinde başarı oranlarının anlamlı bir şekilde düşüş gösterdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Selam, sözlerine şöyle devam ediyor: “ESHRE Etik ve Hukuk Birimi planlanmış yumurta dondurma işleminin 35 yaş öncesinde yapılmasını, 38 yaş sonrasında uygulanmamasını önermektedir. 38 yaş, klinik gebelik için eşik değeri olarak izlenmektedir. Türkiye’de yumurta dondurma için yaş olarak üst veya alt sınır bulunmamaktadır.”

  • 40’lı yaşla birlikte şans iyice azalıyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Belgin Selam, yumurta dondurma işlemi için kaç yumurta dondurulması gerektiğine yönelik şu bilgileri veriyor: “Mümkün olduğu kadar çok sayıda olgun yumurta dondurulması tercih edilir. 1 canlı doğum yapma olasılığının yüzde 70 olması için 35 yaşında bir bireyde en az 10 olgun yumurta gerekirken, 40 yaşta ise yaklaşık 35 olgun yumurta gerekmektedir. Yaş arttıkça canlı doğum oranı azalmaktadır. Dondurulmuş ve çözülmüş bir yumurtadan canlı doğum oranı 30–34 yaşta yüzde 8.2, 35–37 yaşta yüzde 7.3, 38–40 yaşta yüzde 4.5, 41–42 yaşta ise yüzde 2.5 olarak rapor edilmektedir.”

  • Yumurtalar 5 yıl saklanabiliyor ama…

Ülkemizde yönetmeliğe göre; kanser hastalarında kemoterapi ve radyoterapi gibi yumurtalık hücrelerine zarar veren tedaviler ile üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak yumurtalıkların alınması gibi operasyonlar öncesinde yumurta dondurma işlemi yapılabiliyor. Ayrıca düşük yumurtalık rezervi olup henüz doğurmamış veya aile öyküsünde erken menopoz hikayesi olan kadınlar da yumurta dondurabiliyor. Dondurulan yumurtalar merkezlerde  5 yıl süreyle saklanırken, daha uzun süre saklanması Sağlık Bakanlığı’nın iznine tabi tutuluyor. Başvuruda bulunarak talebin devam ettiğini ifade eden imzalı dilekçe veriliyor.

  • Ortalama 2 haftada tamamlanabiliyor

Yumurta dondurma sürecinin yaklaşık 2 haftada tamamlanabildiğini belirten Prof. Dr. Selam, işlemin aşamalarını şöyle özetliyor: “Yumurtaların gelişmesi için adetin ilk günlerinde hormon tedavisi başlanıp, yumurtalıkların cevabına göre hormon iğnelerine 10-12 gün devam edilir. İğneden 34-36 saat sonra, anesteziyle, yumurtalar ultrasonografi eşliğinde toplanır. Uygun gelişim gösteren, olgun yumurtalar hızlı soğutmanın uygulandığı vitrifikasyon yöntemi ile dondurulur ve sıvı nitrojen tanklarında saklanır. Gebelik planlandığında bu yumurtalar çözülerek uygun spermle birleştirilip embriyo elde edilebilir ve kadın rahmine transfer edilebilir.”

#AnnelikHayali #YumurtaDondurma #Doğurganlık #KadınSağlığı #AnneOlmak #İleriYaşGebelik #Ramazan2026 #SağlıklıGelecek #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity