Yazılar

Hem sağlıklı hem kolay kilo vermek için…

Her yeni yıl öncesi ‘bu kez çok kararlıyım’ diyerek diyet için kolları sıvıyor ancak bir türlü ideal kilonuza ulaşma mutluluğunu yaşayamıyor musunuz? Üstelik diyet süreciniz sıkıcı, baskıcı kısıtlamalarla psikolojinizi olumsuz etkiliyor, bıraktığınız anda da, verdiğiniz kiloları çok daha hızlı geri alarak en başa mı dönüyorsunuz? Moralinizi bozmayın, zira sürdürülebilir bir diyet ve düzenli egzersizle hem sağlıklı hem kolay kilo vermek mümkün! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Kısa sürede hızlı kilo vermeyi vadeden katı diyetler aslında sizi hedefinizden uzaklaştırarak motivasyonunuzu kaybetmenize yol açar. Yeni yılda formda kalmanın asıl yolu; katı, düşük kalorili planlanan geçici diyetler değil, sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazanmak ve düzenli egzersiz yapmaktan geçiyor. Bu nedenle mucize beklemeden, sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla hem ideal kilonuza ulaşıp formunuza kavuşabilir, hem de bağışıklık sisteminizin güçlendiğini, enerjinizin yükseldiğini ve yaşam kalitenizin iyileştiğini hissedebilirsiniz” diyor. Peki sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları neler olmalı? Beslenme ve Diyet Uzmanı Çelik, sürdürülebilir ve sağlıklı bir diyet için 7 altın öneride bulundu…

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

  • Yasaklamayın, denge sağlayın

Öncelikle besinleri ‘yasaklı’ diye etiketlemeyin. Aşırı kısıtlayıcı bir şekilde besinleri yasaklı sınıfına koyduğunuzda, olası bir ‘kaçamak’ durumunda suçluluk hissine kapılır ve kontrolünüzü bir süre sonra kaybettiğinizi görebilirsiniz. Ayrıca bir süre bu besinlerden uzak dursanız da, zamanla daha güçlü tüketme arzusuna kapılabilirsiniz. Kısıtlayıcı, kendinizi aç bırakan davranışlar hem metabolizma üzerinde olumsuz bir etki yaratır hem de sağlıksız bir beslenme döngüsüne yol açar. Oysa sağlıklı beslenme, tüm besin gruplarının dengeli porsiyon ve tüketim sıklığı düzenlenerek yönetilmesiyle yaşam tarzı alışkanlığına dönüşür.

  • Tüketmemek için, almayın!

Sürdürülebilir diyette çevresel faktörler çok önemlidir. Paketli ürün, gazlı içecek ve fast-food gibi gıdaları almayın. Elinizin altında olduğunu bilirseniz, hele de stresli dönemlerinizde bir anda kendinizi bu ürünleri tüketirken bulabilirsiniz. Alışverişe çıkmadan önce liste hazırlayın ve özellikle rafine şeker içeren ve yüksek yağlı paketli ürünleri listenize eklemeyin. Bu besinleri yeme istediğiniz kontrol edemeyeceğiniz ulaştığında, mevsimine göre 1 porsiyon taze meyve yanında 2 tam ceviz veya 6-8 adet çiğ badem tüketebilirsiniz. Tatlı isteğiniz çok yoğunsa laktoksuz sütlü bir kahve ve 2 adet kuru kayısı veya kuru erik tüketmek iyi bir tercihtir.

  • Lifli beslenin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Kilo vermekte zorlanan kişilerin yetersiz lif aldıklarını gözlemliyoruz. Oysa bol lifli besinler tokluk süresini artırırken, metabolizmayı hızlandırır. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıllı ürünler, kurubaklagiller, yağlı tohumlar vb lif içeriği yüksek gıdalar sindirim sistemi için oldukça önemlidir. Sağlıklı bir sindirim sistemi ise açlık-tokluk sinyallerinin kontrolüne destek olur. Örneğin; ana yemekte salata yemek ya da ara öğünlerde taze meyve ve yağlı tohum tüketmek ani kan şekeri dalgalanmalarını azaltarak gün içinde ani açlık krizlerinin, dolayısıyla fazla kalori alımının da önüne geçer” diyor.

  • Su tüketimine dikkat edin

Sağlıklı yaşam tarzı denilince olmazsa olmazlardan biri şüphesiz su tüketimi. Yeterli miktarda içilen su, metabolizmanın sağlıklı çalışması ve vücut fonksiyonlarının düzenlenmesi için şarttır.  Ayrıca, yeterli su içilmezse, susuzluk hissi açlıkla karışabilir ve bu durum fazla kalori alımına yol açabilir. Miktarı kişiden kişiye değişmekle birlikte, gün boyunca düzenli aralıklarla su içmek ana hedeflerinizden biri olmalıdır. Vücudunuzda yeterli su bulunduğunu idrarınızın renginin açık olmasından anlayabilirsiniz. Çay ve kahve gibi içecekler suyun yerine geçmez aksine vücuttan su atılmasına neden olur. Suyun yanı sıra kefir ya da ayran gibi içecekler tüketmeniz faydalıdır.

  • Metabolizma hızını artıran besinlerden faydalanın

Yeni yılda öğünlerinize ekleyeceğiniz bazı besinler metabolizmada bazı değişiklikler yaparak  yağ yakımına yardımcı olabilir. Bu da kısıtlayıcı olmadan sürdürülebilir bir tabak içeriği ile sağlıklı beslenme hedefinizi destekler. Hiçbir besinin mucizevi bir etkisi yoktur ama sağlıklı bir beslenme planı içerisinde metabolizma hızınızı artırmaya katkı sağlayabilirler. Örneğin; -tüketmenizde herhangi bir sakınca olmadığı doktorunuz tarafından belirtilmişse- aşırıya kaçmamak şartıyla kırmızı biber, tarçın, zencefil, zerdeçal gibi baharatlar, turunçgiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kahve ve yeşil çay tüketmeniz destek olacaktır.

  • Proteine çok önem verin

Yeterli ve dengeli protein alımı metabolizmanın korunması ve tokluk hissinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir. Ancak protein alımını tek öğünde fazla miktarda değil, gün içerisine yayarak gerçekleştirin. Bu yöntem, özellikle iştah kontrolü ve gün boyu enerjinin dengeli kalmasına yardımcı olur. Yumurta, et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal kaynaklı proteinlerle birlikte bitkisel protein açısından zengin kurubaklagillerin tüketilmesi kas kütlesinin korunmasına da katkı sağlayarak ağırlık kaybı sürecinde yağ kaybını destekler.

Burada önemli olan bir diğer konu; bu gıdaların yağlı kısımlarını ayırmak (örneğin; tavuğun derisi, kırmızı etin beyaz yağlı kısımları gibi) ve doğru pişirme yöntemleriyle (kızartma değil ızgara ya da buğulama, haşlama) tüketmektir.

  • Sosyal hayat

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yeni yılda sürdürülebilir diyet için, sosyal hayatla beslenme arasındaki dengeyi kurabilmek kritik önem taşır. Dışarıda yediğiniz bir yemek ya da tatlı tek başına ağırlık artışının ya da sağlıksız beslenmenin nedeni olamaz. Sosyal ortamlardan kaçınmanız gerekmez. Sonrasında katı kısıtlamalara gitmek, öğün atlamak ise kan şekeri dengenizi bozarak daha da acıkmanıza neden olur. Yapılması gereken; gerçekçi ve uzun vadede sürdürülebilir bir denge oluşturmaktır. Dengeli ve sürdürülebilir yaklaşım için yapılması gereken şey; rutininize geri dönmek, yeterli protein, lif ve sağlıklı karbonhidratların olduğu dengeli tabak modeli oluşturmak, yeterli su içmek ve hareketi artırmak olmalıdır. Bu sayede hem metabolik dengeyi korur hem de beslenmeyle olan ilişkinizin cezalandırıcı değil, destekleyici olmasını sağlayabilirsiniz” diyor.

#İdealKilo2026 #SağlıklıBeslenme #SürdürülebilirDiyet #KolayKiloVerme #EgzersizVeBeslenme #FormdaKal #YaşamKalitesi #EnerjiVeBağışıklık #PauseDergi #YeniYılKararları

 

Şekerli ve işlenmiş gıdalar tehlikeyi artırıyor

Dikkat eksikliği, özellikle Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) dünyada ve ülkemizde çocuklarda yaygın görülen önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, son yıllarda görülme sıklığı giderek artan dikkat eksikliğinin hafife alınmaması gereken bir sorun olduğunu belirterek, “Zira, tedavi edilmediğinde çocuğun yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilmektedir. Okul hayatında başarısızlık, performans düşüklüğü, özgüven kaybı, sosyal ilişkilerde zorlanma ve duygusal problemler, dikkat eksikliğinin çocuklarda yol açabileceği başlıca sorunlar arasında yer almaktadır” diyor. Genetik yatkınlıktan çevresel etkenlere kadar pek çok faktörün neden olduğu dikkat eksikliğinde beslenme alışkanlıklarının da önemli bir rol oynadığını vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, “Çocuklarda hatalı beslenme dikkat eksikliğinin tek başına nedeni olmasa da belirtilerin şiddetlenmesine sebep olabilmektedir. Özellikle şekerli, yüksek şeker ile tuz içeren paketli ve işlenmiş gıdaların yoğun tüketimi kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak çocukların dikkat ve odaklanma becerilerini olumsuz etkileyebilmektedir”  uyarısında bulunuyor.

Dr. İmre Gökyar

Dr. İmre Gökyar

 Dikkatini toplayamıyorsa nedeni hatalı beslenme olabilir!

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); dikkatin toplanması, sürdürülmesi ve yönetiminde güçlük çekilmesiyle karakterize bir durum olarak tanımlanıyor. Yapılan araştırmalar; çocuk ve ergenlerin yaklaşık yüzde 5 ila 7’sinde dikkat eksikliği görüldüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de DEHB yaygınlığının yüzde 5-8 arasında olduğu belirtilirken, tanı almamış çocuklarla birlikte sayının bu oranlardan daha yüksek olabileceği belirtiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar, çocuklarda dikkat eksikliğine pek çok faktörün sebep olduğuna vurgu yaparak, “Günümüzde, dijital ekranların yoğun kullanımı ve   hızlı tüketilen içerikleri, artan stres düzeyi,  düzensiz uyku ve çoklu görev beklentisi gibi modern yaşam koşulları çocuklarda dikkat eksikliği belirtilerinin şiddetini artırabilmektedir” uyarısında bulunuyor.

Şekerli ve işlenmiş gıdalar dikkati dağıtıyor!

Çocuklarda sık yapılan beslenme hatalarının başında aşırı şekerli, paketli ve işlenmiş gıdaların tüketimi geliyor. Dr. İmre Gökyar, bu tür beslenme alışkanlıklarının kan şekeri dalgalanmalarına yol açarak dikkat ve odaklanma sorunlarını artırabileceğine işaret ediyor. Omega-3, demir ve çinko gibi temel besin öğelerinin yetersiz alınması, düzensiz öğün saatleri ve yetersiz su tüketimi  de zihinsel performansı düşürebiliyor.

Proteinden zengin kahvaltı ve omega-3 çok önemli!

Düzenli öğün saatleri, yeterli su tüketimi ile sağlıklı beslenme alışkanlıkları, dikkat ve odaklanma eksikliği olan çocuklarda tedavi sürecini destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar,  proteinden zengin ve dengeli bir kahvaltının çocuklarda dikkat ile odaklanmayı gün boyu desteklediğini söyleyerek, “Ayrıca, omega-3 yağ asitleri içeren besinlerin düzenli tüketilmeleri de önemlidir. Haftada en az iki kez balık veya omega-3 açısından zengin besinler önerilmektedir. Bunların yanı sıra düzenli öğün saatleri ve yeterli su tüketimi sağlanmalı, gerekirse uzman kontrolünde vitamin-mineral takviyesi alınmalıdır” bilgisini veriyor. Şekerli ve işlenmiş gıdaların ise mutlaka sınırlandırılması gerektiği uyarısında bulunan Dr. İmre Gökyar, bunların yerine sebze, meyve, tam tahıl ve sağlıklı yağlar içeren öğünlerin tercih edilmesi gerektiğini anlatıyor.

Doğru yaklaşımla tedavisi mümkün!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmre Gökyar,  çocuklarda dikkat eksikliğinin erken tanı ve doğru destekle büyük ölçüde yönetilebileceğini anlatıyor.  Dr. İmre Gökyar, “Psikolojik değerlendirme, gerekirse ilaç tedavisi, davranışsal yaklaşımlar, doğru beslenme alışkanlıkları, aile ve okul desteği ile çocukların hem akademik hem de sosyal yaşamlarında belirgin iyileşmeler sağlanabilmektedir. Dikkat eksikliği bir zeka sorunu değildir. Doğru yaklaşımla, çocukların güçlü yönleri ortaya çıkarılabilmekte ve yaşam kalitesi artırılabilmektedir” diyerek sözlerini tamamlıyor.

#ÇocukSağlığı #DikkatEksikliği #DEHB #BeslenmeAlışkanlıkları #SağlıklıÇocuklar #Odaklanma #ŞekerdenUzakDur #İşlenmişGıdalar #ÇocukBeslenmesi #PauseDergi

Zhuang Hong Yi: Renk, Çiçek ve Işığın Dansı

Zhuang Hong Yi

Röportaj: Melis Bayraktar

Çin kökenli, Avrupa’da yetişmiş çağdaş sanatçı Zhuang Hong Yi, pirinç kağıdından akrilik ve reçine katmanlarına uzanan eserlerinde doğa ile modern sanatın buluştuğu benzersiz bir evren yaratıyor. Sanatçının “iki dünya arasında” yolculuğu, renk ve formun sihirli uyumu üzerine söyledikleri, izleyiciyi hem görsel hem de ruhsal bir keşfe davet ediyor.

Zhuang Hong Yi

Çin’deki geleneksel eğitiminiz ve Hollanda’daki çağdaş sanat deneyiminiz eserlerinize nasıl yansıyor?

Sichuan Sanat Akademisi’nde aldığım eğitim, sabır ve tekrarın, her hareketi bir meditasyon hâline getiren disiplinini kazandırdı. Hollanda’daki Minerva Akademisi ise özgür ifade, deneysel yaklaşım ve çağdaş teknikleri öğretti. Bu iki dünyanın birleşimi eserlerimde, pirinç kağıdından çiçekleri katlarken Çin’in derin tekrar kültürünü, akriliklerle renkleri harmanlarken Avrupa’nın deneysel cesaretini hissettiriyor. Her bir çiçek, hem doğaya hem de sanat tarihine saygı duruşu; Mondriaan’ın geometrik cesaretiyle Monet’in ışık ve renk duyarlılığı arasında bir denge kuruyor. İzleyici bu birleşimi gördüğünde, iki kültürün bir araya gelerek oluşturduğu özgün ritmi hissedebiliyor.

Çiçekler eserlerinizde nasıl bir anlam taşıyor ve izleyiciye hangi duyguları aktarmayı amaçlıyorsunuz?

Çiçekler benim için yalnızca bir motif değil; doğa ve insan arasında bir köprü. Hollanda’daki lale tarlaları, doğanın büyüleyici düzenini ve geçici güzelliğini bana gösterdi. İzleyicinin eserlerimde mutluluk, dinginlik ve pozitif enerji hissetmesini istiyorum; her çiçek, kısa süreli bir kaçış ve estetik bir sükûnet sunuyor. Bu deneyim, izleyiciyi yalnızca gözlemci değil, eserle bütünleşmiş bir katılımcı hâline getiriyor. Galeride dolaşırken, adeta tam çiçek açmış bir bahçede yürüyormuş gibi hissediyorlar.

Zhuang Hong Yi

Eserlerin üretim süreci ve teknik yaklaşımınız hakkında neler paylaşabilirsiniz?

Başlangıçta çiçekleri tek tek kesip katlamak ve tuvale uygulamak eşimle birlikte yürüttüğümüz zahmetli bir süreçti. Bugün ekibimle birlikte, bu temel aşamayı tamamladıktan sonra renk kombinasyonları, reçine katmanları ve topografik formlarla derinlik yaratmaya odaklanıyoruz. Tipik bir çiçek yatağı eseri üç ayda tamamlanıyor; katlama aşamasında meditasyon hâkimken, boyama ve renk katmanlarıyla çalışırken adrenalin devreye giriyor. Bu süreç, sabır ve doğaçlamayı birleştirerek her eseri benzersiz kılıyor. Son yıllarda düz panellerin ötesine geçerek dalgalanan ve kıvrılan yüzeyler denemem, eserlerime üçüncü bir boyut kazandırdı ve izleyiciyle duygusal bağları güçlendirdi.

Renk ve ışığı eserlerinizde nasıl konumlandırıyorsunuz?

Renkleri ve ışığı, doğadaki sürekli değişimi ve yaşam döngüsünü yansıtacak biçimde kurguluyorum. Gradyanlar, optik dönüşümler ve katmanlı pigmentler, izleyicinin mekânda hareket etmesiyle farklı açılardan farklı deneyimler sunuyor; yağmurdan sonra güneş, kıştan sonra bahar, yin’den sonra yang… Her renk geçişi hem göz hem ruh için bir yolculuk. Bu yaklaşım, eserlerime adeta yaşayan bir ritim ve zaman duygusu katıyor.

Zhuang Hong Yi

Malzeme çeşitliliği ve ölçek seçimi eserlerinizin anlatımını nasıl etkiliyor?

Pirinç kağıdı, akrilik, reçine ve yoğun pigmentlerle deneyler yapmak, çiçeğin ve manzaranın hem fiziksel hem duygusal derinliğini artırıyor. Ölçek seçimi de önem taşıyor; büyük ölçek, izleyiciyle kurulan bağın yoğunluğunu artırıyor, fakat mekanla uyum her zaman öncelikli. Eserin mekânda doğal bir varlık gibi hissettirilmesi, izleyiciyle kurulan deneyimi güçlendiriyor.

Sanatınızda doğa ve yolculuk temaları nasıl bir rol oynuyor?

Doğayı sadece ilham kaynağı değil, aynı zamanda sürekli bir malzeme olarak görüyorum. Çin’de stüdyoda çalışmadığım zamanlarda dünyayı geziyor, İsviçre’nin dağlarında vakit geçiriyorum. Her yürüyüş, küçük bir çiçek veya gün batımı, renk ve form açısından eşsiz bir kaynak; doğa, eserlerimde hem tematik hem de estetik bir rehber.

Zhuang Hong Yi

Uluslararası izleyicilerden gelen tepkiler ve Türkiye deneyiminiz nasıldı?

Eserlerim çoğu zaman hemen anlaşılıyor; renkler ve formlar kendini ifade ediyor. Çevrimiçi bazı yorumlarda ise eserlerimin yapay zekâ ile üretildiği düşünüldü; ben bunu bir övgü olarak kabul ediyorum. Türkiye’de, Art Istanbul’da eserlerim birkaç kez sergilendi; Türk izleyicisinin estetik hassasiyeti, Osmanlı çini sanatından çağdaş tasarım anlayışına uzanan zengin mirasla birleştiğinde bana büyük ilham verdi. Çiçeklerin, renklerin ve ışığın diliyle kültürlerarası bir köprü kurmak heyecan verici. Gelecekte Türkiye’deki koleksiyonerler ve izleyicilerle yüz yüze buluşmayı ve bu görsel ruhsal deneyimi paylaşmayı sabırsızlıkla bekliyorum.

Eserlerinizin duygusal tonu ve gelecekteki evrimi hakkında neler söylemek istersiniz?

Neşe, dinginlik ve umut, eserlerimin bilinçli olarak seçilmiş duygusal tonları. Kaotik ve belirsiz bir dünyada izleyiciye kısa bir süreliğine de olsa negatif duygulardan uzaklaşma fırsatı sunmayı amaçlıyorum. Sanatçı olarak sürekli evrim geçiriyorum; geçmiş işlerime bakınca hem farklı hem de benzer olduklarını görebiliyorum. Gelecekte yeni fikirler, teknikler ve form arayışları sürecin doğal bir parçası olarak ortaya çıkacak; süreç zaten benim en büyük ilham kaynağım.

#ZhuangHongYi #ÇağdaşSanat #ContemporaryArt #ArtIstanbul #SanatRöportajı #KültürSanat #ModernArt #ArtCollector #SanatGündemi #RenkVeIşık