Yazılar

Çikolata Kistinde Ameliyatsız Tedavi Dönemi

Son yıllarda teknoloji ve tıp alanında yaşanan hızlı gelişmeler, halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis kaynaklı kistlerin tedavisinde yeni bir dönemi başlatıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek “Bilimsel çalışmalar; çikolata kistlerinde cerrahiye alternatif olarak uygulanabilen ‘Ethanol Skleroterapi’ yönteminin, uygun hastalarda tüp bebek tedavisinde gebelik şansını artırabildiğini gösteriyor. Ultrason eşliğinde gerçekleştirilen bu minimal invaziv girişim, hastaların aynı gün taburcu olmasına da olanak sağlıyor” diyor. Doç. Dr. Tülek, özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda önemli bir gelişme olarak öne çıkan yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Rahim içini döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesiyle gelişen endometriozisin en sık görülen sorunlarından biri olan ve halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriomaların tedavisinde, ameliyata alternatif yeni bir yaklaşım öne çıkıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fırat Tülek dünyada ilk kez 1988 yılında tanımlanan ve 2000’li yıllardan itibaren giderek yaygınlaşan Ethanol Skleroterapi’nin, son yıllarda Türkiye’de de başarıyla uygulanmaya başlandığını belirterek “Ultrason eşliğinde kistin içindeki sıvının boşaltılmasını ve ardından özel bir alkol uygulamasıyla kistin küçülmesini hedeflediğimiz bu minimal invaziv yöntem, yumurtalık dokusunu koruyabilmesi, hastanın aynı gün taburcu olabilmesi ve gebelik şansını artırmasıyla dikkat çekiyor” diyor.

Doç. Dr. Fırat Tülek

Doç. Dr. Fırat Tülek

Doğru hasta seçimi önemli!
Endometriozisin şiddetli ağrıya ve doğurganlığı olumsuz etkileyebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Tülek “Çikolata kistlerinin klasik tedavisinde uzun yıllardır cerrahi uygulanıyor. Ancak ameliyat sırasında kist çıkarılırken sağlıklı yumurtalık dokusunun da zarar görebilmesi özellikle anne olmak isteyen kadınlarda yumurtalık rezervinin azalmasına yol açabiliyor. Doğru hastalarda uygulanan bu yeni tedavi yöntemiyse yumurtalık dokusunu korumayı hedefleyen, ameliyatsız bir tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor” diye konuşuyor.

Başarılı sonuçlar yüz güldürüyor!
Doç. Dr. Tülek yöntemi şöyle anlatıyor: “Ultrason eşliğinde gerçekleştirilen işlem; vajinal ultrason eşliğinde ince bir iğne yardımıyla yapılıyor. Kistin içindeki sıvı boşaltıldıktan sonra kist boşluğuna belirli süre özel oranda etil alkol uygulanıyor. Böylece kist duvarındaki hücreler etkisiz hale getiriliyor ve zamanla kistin küçülmesi hatta tamamen yok olması sağlanabiliyor. Karında kesi yapılmıyor, dikiş gerekmiyor ve birkaç saat sonra hasta taburcu edilerek günlük yaşamlarına dönmeleri mümkün oluyor.”

Nüks oranını azaltıyor!
Daha önce ameliyat geçirmiş ama çikolata kisti yeniden oluşmuş hastalarda da ethanol skleroterapinin önemli bir alternatif oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Tülek “Yumurtalık rezervi azalmış kadınlarda tekrar cerrahi uygulamak her zaman istenmeyebiliyor. Bu yöntemi uygun hastalarda güvenle tekrar edebiliyoruz. Üstelik çalışmalar, kistin yeniden oluşma riskinin yaklaşık yüzde 20 olduğunu, yani cerrahi tedaviyle benzer düzeyde seyrettiğini gösteriyor” diyor. Ancak yöntem, kanser şüphesi bulunan kistlerde, aktif enfeksiyonu olan hastalarda veya yaygın endometriozis nedeniyle cerrahi gerektiren olgularda uygulanamıyor. Bu nedenle tedavi kararının mutlaka ayrıntılı muayene ve kişiye özel değerlendirme sonrasında verilmesi gerekiyor.

 

#ÇikolataKisti #Endometriozis #KadınSağlığı #AnneOlmaŞansı #AmeliyatsızTedavi #EthanolSkleroterapi #TüpBebek #AcıbademSağlık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Uzmanlar Uyarıyor: Astımlı Çocuklar İçin Yaz Önlemleri

Astım ataklarının en sık görülen tetikleyicilerinden olan viral enfeksiyonlar genellikle sonbahar ve kış aylarında artsa da, özellikle alerjik veya atopik bünyeli çocuklarda yaz mevsimi de önemli riskler barındırıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları  Uzmanı Dr. İmran Bari,  bu nedenle ailelerin yaz aylarında da çevresel tetikleyicilere karşı dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayarak, “Ayrıca, çocuklarda astımın kontrol altında tutulabilmesi için düzenli doktor takibi ve tedaviye devam edilmesi büyük önem taşımaktadır. Astımı kontrol eden tedaviye, doktor tavsiyesi olmadığı sürece ‘çocuğumun belirtileri geçti’ düşüncesiyle ara verilmemelidir. Yaz aylarında da rahatlatıcı ilaç ve inhaler her zaman erişilebilir olmalıdır. Çevresel etkenlere karşı önlem alındığında ve ilaçlar düzenli olarak kullanıldığında astımlı çocuklar da sağlıklı bir yaz mevsimi geçirebilirler” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, yaz aylarında astımı tetikleyen başlıca etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Dr. İmran Bari

Dr. İmran Bari

POLENLER

Polenler, özellikle alerjik astımı olan çocuklarda en önemli astım tetikleyicileri arasında yer alıyor. Çayır ve çimen polenleri ilkbahar sonu ile yaz mevsiminin başlangıcında; ağaç polenleri  yaz mevsiminin başlangıcında; yabani ot polenleri de yaz sonu ve sonbahar döneminde havada yoğun olarak bulunuyor. Polen alerjisi olan çocuklarda  polenler solunum yoluyla bronşlara ulaştığında, alerjik mekanizmaların devreye girmesiyle solunum yollarında daralma (bronkospazm), sekresyon ve mukus üretiminde artış, bronş duvarlarında şişme (bronş ödemi ) oluşuyor. Bu tabloda  tetiklenen astım kendini öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve hışıltı sesi gibi bulgularla gösteriyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Polenlerin en yoğun olduğu saatlerde (özellikle sabah erken saatlerde) pencereleri kapatın ve dışarıya çıkmayın.
  • Dışarıda olma zorunluluğunuz varsa, çocuğunuzun ağız ve burnunu polenlerden korumak için maske kullanın.
  • İmkan varsa aracınıza polen filtresi, evinizde de hava temizleme cihazı kullanın.
  • Çimlerin ve diğer yeşil bitki örtüsünün çürüme döneminde, özellikle yaz sonunda çimleri biçmekten kaçının.

HATALI KLİMA KULLANIMI

Doğru klima kullanımı, sıcak ve boğucu yaz günlerinde konforu artırırken, sıcağın olumsuz etkilerini azaltmaya da yardımcı oluyor. Klima kullanımıyla ortamın nemi azalıyor, polenlerin ve dış ortamdaki hava kirleten etkenlerin içeri girmesi önlenebiliyor ve daha kaliteli bir uyku ortamı sağlanabiliyor. Ancak klima filtreleri düzenli olarak temizlenmezse toz ve küf gibi alerjenlerin birikebildiğini vurgulayan Dr. İmran Bari, “Bu alerjenler de çocuklarda astımı tetikleyebilmektedir. Ayrıca, mekanın aşırı ve hızlı soğutulması nedeniyle ani ısı değişimine ve klimanın soğuk havasına doğrudan maruz kalmak da astımı tetikleyen diğer etkenleri oluşturmaktadır” diyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Klima filtrelerini düzenli olarak temizlemeyi ihmal etmeyin.
  • Klima ile ortam sıcaklığını 22-24 °C civarında tutmaya özen gösterin.

 PİKNİK ALANLARINDAKİ DUMAN VE KÜFLER

Yaz aylarında piknik yapmak amacıyla tercih edilen alanlardaki yoğun mangal dumanı, araç trafiğinin oluşturduğu egzoz gazları, ormanlardaki güneş görmeyen nemli bölgelerde bulunan küf ve mantarlar da astımı tetikleyebilen etkenler arasında yer alıyor.

Nasıl önlem almalı?

  •  Çocuğunuzu mangal, sigara ve egzoz dumanından mutlaka uzak tutun.
  • Güneş almayan, rutubetli ve nemli alanlardan kaçının. Aydınlık ve hava akımının daha iyi olduğu kuru bölgeleri tercih edin.
  • Pikniğe giderken astım için hem koruyucu (inhale kortikosteroid) hem de kurtarıcı (inhale bronş genişletici ) ilaçları mutlaka yanınızda bulundurun. 

AŞIRI YOĞUN AKTİVİTELER

Bedensel aktiviteler (spor, egzersiz, oyun ) çocukların büyüme ve gelişmesinde önemli bir rol oynuyor. Astımı iyi kontrol edilen çocuklarda da düzenli spor yapmanın hem güvenli hem de sağlıklı olduğu belirtiliyor. Ancak aşırı yoğun aktivitelerden mutlaka kaçınılması gerektiği uyarısında bulunan Dr. İmran Bari, sözlerine  şöyle devam ediyor: “Normalde soluk alıp verirken burnumuz soluduğumuz havayı ısıtır, nemlendirir ve filtre eder. Yoğun egzersiz sırasında ise burun solunumu devre dışı kalır, ağızdan solumaya başlarız. Ağız solunumu nedeniyle  daha kuru, soğuk ve filtrelenmemiş hava bronşlara ulaşır. Bu durum ise bronşlarda su kaybı, daralma ve inflamasyon süreçlerini aktifleştirerek astım krizini tetikleyebilmektedir.” 

Nasıl önlem almalı?

  • Spor aktivitelerini daha çok sabah erken veya akşam saatlerinde yapmasına dikkat edin.
  • Egzersiz veya sportif aktivitenin başlangıcında ısınma için yeterli zaman ayırmaya özen gösterin.
  • Yoğun fiziksel aktivite, spor veya oyun öncesinde hastalığı kontrol altında tutan ilaçlarını ihmal etmeyin.
  • Gerektiğinde kurtarıcı veya nefes açıcı ilacının gecikmeden uygulanmasını sağlayın. 

VİRÜS VE BAKTERİLER

Yaz aylarında kapalı mekanlarda daha az zaman geçirdiğimiz için  virüs ve diğer mikroorganizmaların bulaşma riski azalıyor.  Ancak uçak, otobüs ve tren seyahatleri ile bekleme alanları  çocukların kolayca virüs ve diğer  mikroorganizmalara maruz kalmalarına neden olabiliyor. Rinovirüsler, COVID-19, parainfluenza, bazı enterovirüsler,  mikoplazma ve klamidya gibi atipik bakteriler alt solunum yolu enfeksiyonuna yol açabiliyor.   Bu enfeksiyonlar  hava yolunda ödem gelişmesi ve mukus üretiminin artmasıyla astımlı çocuklarda hava yolunda aşırı duyarlılığı tetikleyebiliyor. Bronş kaslarında kasılmaya neden olan bu tablo nefes darlığına ve astımın kötüleşmesine zemin hazırlayabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

  • El hijyenine mutlaka dikkat edin.
  • Hasta kişilerle yakın teması azaltın.
  • Kalabalık ve kapalı ortamlarda maske kullanmasını sağlayın.
  • Sigara içmeyin ve çocuğunuzu sigara içilen yerlerden uzak tutun.
  • Mevsimine uygun olarak aşılarını mutlaka yaptırın.
  • Astımı kontrol eden ilaçlarını düzenli olarak kullanmasını sağlayın.

YÜKSEK NEM ORANI

İdeal nem oranı yüzde 40–50 arasında oluyor. Ancak, yaz mevsiminde artan sıcaklıkla birlikte nem oranının yükselmesi astımlı çocuklarda nefes almayı zorlaştırabiliyor, astım krizlerini tetikleyebiliyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Evin nem oranını yüzde 40-50 arasında tutmaya çalışın, bunun için sabah ve akşam gibi serin saatlerde evi havalandırın. Klimaların nem alma fonksiyonunu kullanabilirsiniz.
  • Banyo ve mutfaklarda oluşan nemin aspiratör veya fanla uzaklaşmasını sağlayın.
  • Yaşam alanlarında çamaşır kurutmayın.
  • Dış ortamın çok sıcak, nemli ve bunaltıcı olduğu saatlerde ağır fiziksel aktiviteler yapmasını önleyin. 

KAPALI HAVUZ ORTAMI

Kapalı havuzlar astımlı çocuklar  için tamamen yasak olmasa da bazı önemli riskler barındırması nedeniyle dikkatli olmak gerekiyor. Kapalı havuzlarda suyun hijyenini sağlamak için kullanılan klor; ter,  idrar ve diğer organik maddelerle birleştiğinde kloramin (özellikle trikloramin) adı verilen uçucu bileşikler oluşuyor.  Kloraminler havuz yüzeyine yakın havada birikiyor. Astımlı veya alerjik duyarlılığı olan çocuklarda  havuz ortamında biriken  kloraminler bronşların aşırı duyarlılığını tetikliyor ve bu bölgede daralma yaparak  astım atağını başlatabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Burnunuz yoğun klor kokusu alıyorsa, sorun klorun fazlalığı değil, havuz havasındaki kloraminlerin yüksek olmasıdır. Bu kokuyu duyduğunuz havuzlarda çocuğunuzu yüzdürmeyin.
  • Havalandırması yeterli, çok kalabalık olmayan ve ağır klor kokusu hissedilmeyen havuzları tercih edin.

 

 

 

#Astım #ÇocukSağlığı #YazTehlikeleri #PolenAlerjisi #Klor #Nem #MangalDumanı #KapalıHavuz #SağlıkHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Güneş Lekelerinden Korunmanın En Etkili Yöntemleri

Liv Hospital Ulus Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf: “Güneş lekelerini önlemenin en etkili yolu, doğru korunmayı yılın her günü alışkanlık haline getirmektir” diyor.
Yaz aylarında güneşin etkisinin artmasıyla birlikte cilt lekeleri de en sık karşılaşılan dermatolojik sorunlar arasında yer alıyor. Ancak güneş lekeleri yalnızca plajda geçirilen saatlerin sonucu değil. Günlük yaşamda maruz kaldığımız ultraviyole (UV) ışınları, görünür mavi ışık, yüksek ortam sıcaklığı ve uzun süreli ekran kullanımı da özellikle leke oluşumuna yatkın kişilerde ciltte renk düzensizliklerini tetikleyebiliyor. Liv Hospital Ulus Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf, güneş lekelerinin oluşumunu önlemenin tedavi etmekten çok daha kolay olduğunu belirterek, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış korunma yöntemlerini paylaşıyor.

Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf

Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf

Güneş koruyucu kullanımı yazın değil, yılın her günü gerekli
Güneşten korunmanın temelini doğru güneş koruyucu kullanımı oluşturuyor. Güneş koruyucuların yalnızca tatilde veya deniz kenarında değil, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf, en az SPF 50 koruma faktörüne sahip geniş spektrumlu ürünlerin tercih edilmesini öneriyor.
Koruyucunun etkili olabilmesi için dışarı çıkmadan yaklaşık 30 dakika önce uygulanması gerektiğini belirten Dr. Caf, yeterli miktarda kullanımın da en az ürün seçimi kadar önemli olduğunun altını çiziyor.
“Toplumda en sık yapılan hata güneş kremini çok ince tabaka halinde uygulamaktır. Yüz ve boyun bölgesi için ‘iki parmak kuralı’ olarak bilinen miktarda ürün kullanılmalı ve koruyucunun etkinliği gün boyunca devam etsin diye her 2-3 saatte bir yenilenmelidir. Terleme, yüzme veya havuz sonrası ise beklemeden tekrar uygulanmalıdır.”
Renkli güneş koruyucular leke eğiliminde avantaj sağlayabiliyor
Özellikle melazma ve güneş lekelerine yatkın bireylerde görünür ışığın da pigment üretimini artırabileceğini belirten Dr. Caf, bu nedenle demir oksit içeren renkli güneş koruyucuların önemli bir avantaj sunduğunu ifade ediyor.
“Telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarından yayılan görünür mavi ışık da bazı kişilerde lekelenmeyi tetikleyebilir. Demir oksit içeren renkli güneş koruyucular, yalnızca UV ışınlarına değil görünür ışığa karşı da ek koruma sağlayarak özellikle leke tedavisi gören hastalarda daha başarılı sonuçlar elde edilmesine katkıda bulunur.”
Antioksidanlar cildi hücresel düzeyde destekliyor
Güneşten korunmanın yalnızca dışarıdan uygulanan ürünlerle sınırlı olmadığını belirten Dr. Caf, sabah rutinine eklenecek antioksidan içeriklerin de önemli katkı sağlayabileceğini söylüyor.
“C vitamini ve ferulik asit gibi güçlü antioksidanlar, güneş öncesinde kullanıldığında serbest radikal oluşumunu azaltarak cildin doğal savunmasını güçlendirir. Bu içerikler güneş koruyucunun yerine geçmez ancak koruyucu etkinliği destekleyen ikinci bir savunma hattı oluşturur.”
Bazı takviyeler dermatolog önerisiyle kullanılabilir
Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların, ağızdan kullanılan bazı bitkisel desteklerin de güneş hasarına karşı koruyucu etkiler gösterebildiğini ortaya koyduğunu belirten Dr. Caf, özellikle Polypodium leucotomos (eğrelti otu özü) içeren preparatların dermatolog önerisiyle kullanılabileceğini ifade ediyor.
“Bu tür destek ürünleri serbest radikallerin neden olduğu hücresel hasarı azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak hiçbir takviye ürünü güneş koruyucunun yerine geçmez. Gerektiğinde, dermatolog kontrolünde koruyucu yaklaşıma destek olarak değerlendirilmelidir.”
Fiziksel korunma hâlâ en güçlü savunmalardan biri
Teknolojinin sunduğu imkanlardan da yararlanılması gerektiğini söyleyen Dr. Caf, günlük UV indeksinin takip edilmesini ve özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde açık havada uzun süre kalınmamasını öneriyor.
“UV indeksinin yüksek olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında güneş maruziyetini mümkün olduğunca sınırlandırmak gerekir. Ayrıca su ve kum güneş ışınlarını yansıtarak cilde ulaşan UV miktarını artırabilir. Bu nedenle yalnızca güneş kremine güvenmek yerine geniş siperlikli şapka kullanmak, UV korumalı güneş gözlüğü takmak ve sık dokunmuş kıyafetler tercih etmek en etkili korunma yöntemleri arasında yer alır.”
Güneş lekelerinden korunmak için öneriler
• En az SPF 50, geniş spektrumlu güneş koruyucu kullanın.
• Güneş kremini dışarı çıkmadan 30 dakika önce uygulayın.
• Yüz için “iki parmak kuralı” kadar ürün kullanın.
• Koruyucunuzu her 2-3 saatte bir ve yüzme veya terleme sonrasında mutlaka yenileyin.
• Leke eğiliminiz varsa demir oksit içeren renkli güneş koruyucuları tercih edin.
• Sabah rutininize C vitamini ve ferulik asit gibi antioksidan içerikleri ekleyin.
• Dermatoloğunuz uygun görürse ağızdan alınan koruyucu takviyelerden faydalanın.
• Günlük UV indeksini takip edin ve güneşin en yoğun olduğu saatlerde açık havada uzun süre kalmayın.
• Şapka, UV korumalı gözlük ve koruyucu giysiler kullanarak fiziksel korunmayı ihmal etmeyin.
Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Caf, güneş lekelerinin oluşmadan önlenmesinin hem estetik hem de cilt sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulunuyor: “Güneşten korunma yalnızca yaz aylarına özgü bir alışkanlık değildir. Düzenli güneş koruyucu kullanımı, doğru cilt bakımı ve fiziksel korunma yöntemleri birlikte uygulandığında hem güneş lekelerinin hem de erken cilt yaşlanmasının önüne geçmek mümkündür.”

#GüneşLekesi #Dermatoloji #SPF50 #CiltSağlığı #Antioksidan #GüneşKoruyucu #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

 

Uzun yolculuklar hamilelikte risk oluşturabiliyor!

Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte uzun saatler süren uçak, otobüs ve otomobil yolculukları, anne adayları için bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle seyahat öncesinde ve yolculuk sırasında alınacak önlemler hem anne adayının hem de bebeğin sağlığının korunmasında büyük önem taşıyor.  Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren hamilelik döneminde yapılan seyahatlerin her zaman gebeliğin haftasına, anne adayının genel sağlık durumuna ve mevcut risk faktörlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek “Sağlıklı ilerleyen bir hamilelikte, doktor onayıyla planlanan ve gerekli önlemlerin alındığı seyahatler güvenli şekilde gerçekleştirilebiliyor. Ancak özellikle aşırı sıcak ve nemin hakim olduğu yaz döneminde; sıvı kaybı, tansiyon değişiklikleri, halsizlik ve dolaşım problemleri gibi bazı riskleri beraberinde getirebiliyor” diyor. Anne adaylarının alacakları basit ama etkili önlemlerle hem kendi sağlıklarını hem de bebeklerini koruyabileceklerini belirten Dr. Eren, hamilelikte güvenli yolculuğun 7 kuralını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Ecem Eren

Dr. Ecem Eren

Seyahat öncesi doktor kontrolünü ihmal etmeyin

Her hamilelik kendine özgü özellikler taşıyor. Bu nedenle seyahat öncesinde mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışılması gerekiyor. Özellikle erken doğum riski, tansiyon problemleri, çoğul gebelik veya plasentaya ilişkin sorunlar bulunan anne adaylarında yolculuk planı kişiye özel olarak değerlendiriliyor. Hekim kontrolü sayesinde olası riskler önceden belirleniyor ve gerekli önlemler alınabiliyor.

Bol sıvı tüketmeye özen gösterin

Aşırı yaz sıcaklarında artan sıvı ihtiyacı nedeniyle su tüketimi daha da önem kazanıyor. Hamilelik döneminde oluşabilecek sıvı kaybı; halsizlik, baş dönmesi ve dolaşım problemlerine neden olabiliyor. Bu nedenle yolculuk boyunca düzenli aralıklarla su içilmesi büyük önem taşıyor. Kafeinli ve aşırı şekerli içeceklerden kaçınarak, su, ayran ve mineral desteği sağlayan sağlıklı içecekler tüketilmesi gerekiyor.

Uzun süre hareketsiz kalmayın

Özellikle otomobil, otobüs ve uçak yolculuklarında uzun süre aynı pozisyonda oturmak bacaklarda şişlik ve pıhtılaşma riskini artırabiliyor. Bu nedenle her 1-2 saatte bir kısa yürüyüşler yapılması, bacakların hareket ettirilmesi ve basit esneme egzersizlerinin uygulanması öneriliyor. Düzenli hareket, kan dolaşımının desteklenmesine yardımcı oluyor.

Emniyet kemerini doğru şekilde kullanın

Araç yolculuklarında emniyet kemeri kullanımını kesinlikle ihmal etmemek gerekiyor. Kemerin alt kısmı karın bölgesinin üzerinden değil, karın altından ve kalça kemiklerinin üzerinden geçiriliyor. Omuz kemeri ise göğüslerin arasından çapraz şekilde yerleştiriliyor. Doğru kemer kullanımı hem anne adayını hem de bebeği olası kazalara karşı koruyor.

Hafif ve sağlıklı beslenin

Yolculuk sırasında ağır, yağlı ve sindirimi zor yiyecekler mide bulantısı, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini artırabiliyor. Bu nedenle taze meyveler, yoğurt, kuruyemiş ve hafif atıştırmalıklar tercih edin. Düzenli ve dengeli beslenme sayesinde enerji seviyesi korunuyor ve yolculuk daha konforlu hale geliyor.

Yol üzerinde yediklerinize dikkat edin

Yolculuk sırasında verilen molalarda tüketilen yiyecek ve içeceklerin güvenilir kaynaklardan temin edilmesi gerekiyor. Özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklık nedeniyle uygun koşullarda saklanmayan gıdalarda bakteri üreme riski artabiliyor. Bu durum gıda zehirlenmelerine, ishal ve kusma gibi şikayetlere yol açarak anne adayında sıvı kaybına neden olabiliyor. Açıkta satılan yiyecekler yerine taze hazırlanmış ve hijyenik koşullarda sunulan besinlerin tercih edilmesi, çiğ veya iyi pişmemiş ürünlerden kaçınılması önem taşıyor. Ayrıca ambalajlı ürünlerin son kullanma tarihlerini de mutlaka kontrol etmek gerekiyor.

Acil durumlar için hazırlıklı olun

Seyahat edilen bölgede en yakın sağlık kuruluşunun önceden araştırılması önem taşıyor. Anne adaylarının kullandıkları ilaçları, gebelik takip belgelerini ve gerekli sağlık kayıtlarını mutlaka yanlarında bulundurmaları gerekiyor. Beklenmedik bir sağlık sorunu yaşandığında hızlı hareket edilmesi hem anne hem de bebeğin güvenliği açısından kritik rol oynuyor.

 

 

#HamilelikteSeyahat #AnneAdayları #YazSağlığı #GebelikteDikkat #HamilelikÖnerileri #SağlıkHaberleri #DrEcemEren #GebelikteYolculuk #AnneVeBebek #HamilelikteGüvenliYolculuk #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Anksiyete İlaçlarıyla Alkol Tüketimi Hayati Risk Taşıyor

Antidepresanlarla alkol arasındaki etkileşimin çoğu zaman ölümcül sonuçlar doğurmadığını belirten uzmanlar, bazı kaygı giderici ilaçlarla birlikte alkol tüketiminin ciddi risk oluşturabildiğini söylüyor.

Psikiyatrik ilaç kullananların alkol tüketirken dikkatli olması gerektiğini kaydeden  Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, “Antidepresanların alkolle birlikte kullanılmasının çeşitli yan etkilere yol açabilir. Özellikle yüksek dozlarda alkolle birlikte alınan bazı anksiyete ilaçları ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu risk kalp krizinden değil, solunumun baskılanmasından kaynaklanır.” dedi.  Antipsikotik ilaç kullanan kişilerde ise nadiren kalp ritim bozuklukları görülebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tan, bu nedenle düzenli hekim takibinin önem taşıdığını vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, psikiyatrik ilaçlarla alkol kullanımının riskleri hakkında açıklamalarda bulundu.

NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan

Prof. Dr. Oğuz Tan

Alkol ve bazı anksiyete ilaçları solunumu durdurabilecek risk oluşturuyor!

Ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarla alkolün birlikte alınmasının, hastalar tarafından sıkça merak edilen konular arasında yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Oğuz Tan, “Antidepresanlarla alkol arasında etkileşim bulunuyor ancak bu etkileşim genellikle ölümcül düzeyde olmaz.” dedi.

Antidepresanların alkolle birlikte kullanılmasının çeşitli yan etkilere yol açabileceğine değinen Prof. Dr. Tan, “Kaygı giderici (anksiyolitik) ilaçlar söz konusu olduğunda durum değişebiliyor. Özellikle yüksek dozlarda alkolle birlikte alınan bazı anksiyete ilaçları ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu risk kalp krizinden değil, solunumun baskılanmasından kaynaklanır. Solunumun yavaşlaması veya durması sonucu hayati tehlike oluşabileceği için bu ilaçları kullanan kişilere alkol tüketmemeleri önerilir.” şeklinde konuştu.

Anksiyete ilaçları kullananların alkol tüketiminden kaçınması gerekir!

Ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir diğer ilaç grubu olan antipsikotiklerde ise farklı riskler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Tan, “Bazı antipsikotik ilaçlar alkolle etkileşimden bağımsız olarak nadir de olsa kalpte ritim bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle antipsikotik tedavi gören hastalarda kalp fonksiyonlarının düzenli olarak takip edilmesi önem taşır.” dedi.

Psikiyatrik tedavilerde kullanılan ilaçların yalnızca antidepresanlardan ibaret olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Tan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Antidepresanlar, anksiyete giderici ilaçlar, antipsikotikler ve diğer tedavi seçenekleri farklı özelliklere sahip. Alkolle en ciddi ve ölümcül etkileşim riski özellikle kaygı giderici ilaçlarda görülebiliyor. Bu ilaçları kullanan kişilerin alkol tüketiminden kaçınmaları gerekir.”

 

 

#Anksiyeteİlaçları #AlkolRiskleri #Psikiyatri #SağlıkHaberleri #ProfDrOğuzTan #Antidepresan #Antipsikotik #SolunumRiskleri #İlaçAlkolEtkileşimi #HayatiTehlike #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

DİMES COOL Mix Reklamında 90’lar Esintisi

DİMES, yeni reklam kampanyasıyla 90’lar pop kültürünü bugünün mizahi enerjisiyle yeniden yorumladı. DİMES COOL Mix için hazırlanan reklam filmleri, dönemin TV estetiğini, nostaljik görselliğini ve Grup Vitamin’in şarkısının yeni versiyonunu ekrana taşıyor.

Yeni nesil konsantre ürünün kampanya yüzü ise stand-up yıldızı Baturay Özdemir oldu. “Aldığınızdan Daha Fazlası” söylemiyle öne çıkan reklam filmi, bir kutudan 5 bardak içecek hazırlanabilmesi gibi rasyonel faydayı eğlenceli skeçlerle anlatıyor. Kampanya, TV ve dijital platformlarda yayına girerken sosyal medya yarışmaları ve deneyim etkinlikleriyle devam edecek.

 

DİMES Cool Mix İletişim Künyesi

Reklamveren: DİMES

Reklamveren Yetkilileri: Duygu Süleymanoğlu, Merve Keten, Ezgi Özyıldırım, Gülcan Küçükertan, Burçin Karakurum, Begüm Tuncel, Gizem Korkmaz, Sude Nur Özcan, Meltem Tuvanç

Reklam Ajansı: Reklamania Creative

Ajans Başkanı: Yalkın Yel

Ajans Başkan Yardımcısı: Simge Hekimgil

Kreatif Ekip:  Recep Murat Karakaş, Can Aktaş, Melisa Coşgun, Arda Dallı, Muhammed
Atalan, Ali Zengi

Müşteri İlişkileri Ekibi:  Selcan Elitaş, Pınar Özok, Ezo Berfin Kardeşler

Yönetmen: Yalkın Yel

Yapım Şirketi: CO/OP İstanbul

Yapımcı:Hakan Fıçıcı

Görüntü Yönetmeni:Fırat Lita Sözbir

Kurgu: Özkan Aksular

Artist:Grup Vitamin

Eser:  Turkish Cowboys

Söz, Beste:  Gökhan Semiz

Yeni Aranje:Tolga Sünter

Müzik Süpervizörü:All Stars Music

Mecra:TV, Dijital, Outdoor

 

#DİMES #COOLMix #ReklamFilmi #90larRuhu #BaturayÖzdemir #İçecekKampanyası #ReklamHaberleri #PopKültür #AldığınızdanDahaFazlası #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Nöbet Anında Ailelerin Uyması Gereken 5 Kural

Çocukluk çağında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, ateşle birlikte ortaya çıkan nöbetler oluyor. Genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, viral enfeksiyonların eşlik ettiği ateşli hastalık dönemlerinde görülen bu tablo aileleri paniğe sevk edebiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, ateşli havalenin çoğu zaman iyi huylu seyretmesine rağmen, doğru müdahale edilmezse risk oluşturabildiğini belirterek “Ebeveynlerin, ateşli havalenin özellikle ilk dakikalarında doğru adımları atması kritik öneme sahiptir” diyor. Doç. Dr. Aslan, ateşli havalede, nöbet anında uyulması gereken 5 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ateşli havale, çocukluk çağında en sık görülen, belirli yaş aralığıyla sınırlı, genellikle iyi huylu seyreden ve ateşle birlikte ortaya çıkan nörolojik nöbetler arasında yer alıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, “Ateşli havale, 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, özellikle viral enfeksiyonların eşlik ettiği ateşli hastalık dönemlerinde görülüyor. Vücut ısısının rektal ölçümde 38.3 derece, koltuk altı ölçümünde 37.8 derece ve üzerinde olduğu durumlarda ortaya çıkan nöbetler, ateşli havale olarak ifade ediliyor” diyor. Çocukların yaklaşık yüzde 2-5’inde görülen ve en sık 18–22 ay arasında ortaya çıkan ateşli havalenin, yüzde 90 gibi büyük bir oranla ilk 3 yaş içinde meydana geldiğini belirten Doç. Dr. Aslan, nöbetlerin genellikle ateşli hastalığın ilk 24 saatinde geliştiğini söylüyor. Doç. Dr. Aslan sözlerine şöyle devam ediyor: “Nöbetlerin büyük kısmı 5 dakikadan kısa sürmekte ve kalıcı bir hasar bırakmadan sonlanmaktadır. Ancak yaklaşık yüzde 5’lik grupta “uzamış nöbet” gelişebilmekte ve bu durum 30 dakikayı aşarak yoğun bakım ihtiyacı gerektirebilmektedir. Bu nedenle çok dikkatli olunmalı ve zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır. Özellikle 39 derece ve üstü hızlı yükselen ateşlerde çok daha dikkatli olunmalıdır.”

Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan

Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan

Ateşli havale her çocukta aynı şekilde görülmüyor

Ateşli havalenin her çocukta farklı klinik görünümlerle ortaya çıkabildiğini belirten Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan şöyle konuşuyor: “Bazı çocuklarda tüm vücutta kasılma şeklinde belirgin bir nöbet tablosu izlenirken, bazı çocuklarda ise çok daha silik belirtiler olabiliyor. Bu durum sadece kısa süreli boş bakma, gözlerde kayma ya da birkaç saniyelik dalma şeklinde kendini gösterebiliyor. Nöbetler de her zaman aynı şiddette ya da aynı şekilde ilerlemiyor. Özellikle uzun süren, tekrarlayan ya da vücudun yalnızca bir tarafını etkileyen nöbetlerin daha dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor. Bu tür durumlarda ileri inceleme ve nörolojik değerlendirme önem taşıyor.”

Nöbetler tek taraflı oluyorsa!

Nöbetlerin ikiye ayrıldığını belirten Doç. Dr. Aslan sözlerine şöyle devam ediyor: “Nöbetlerin tüm vücutta olduğu, 24 saatte bir kez olan ve 15 dakikadan az süren gruba ‘basit ateşli nöbetler’ diyoruz. Basit nöbet grupları için genellikle beyin MR ve EEG gibi tetkikler gerekmemektedir. ‘Komplike ateşli nöbet grubunu’ yani; 24 saatte birden fazla olan veya 15 dakikadan uzun süren ya da tek taraflı kasılma şeklinde gerçekleşen nöbetleriyse daha dikkatli incelemek gereklidir. Özellikle tek taraflı kasılmalarda beyin MRG ve EEG çekimi yapmak gerekmektedir.”

Ateşli havalade, nöbet anında aileler ne yapmalı!

Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, “Basit ateşli havaleler iyi huylu nöbetlerdir. Çocuğun gelişimde bir sorun yaratmayacaktır. Risk faktörleri ile hastayı ve ailesini birlikte değerlendirmek gerekir” derken, nöbet anında 5 kritik kuralı şöyle sıralıyor;

  • Çocuk yan yatırılmalı.
  • Çocuğu sarsma, sallama ya da nöbet esnasında suyun altına sokmaktan kaçınılmalı.
  • Dişi kenetlenirse el sokularak açma gibi davranışlarda bulunulmamalı (Hasta yan yatırıldığı zaman dil yana düşmekte olup hava yolu açılacaktır.)
  • Üzerine su dökülmemeli, yüzüne kolonya sürülmemeli.
  • Nöbet bitinceye kadar yanında durulmalı. Nöbet bitince ve tam kendine geldikten sonra, ağızdan bol sıvı ve ateş düşürücü verilir.

 

#AteşliHavale #ÇocukSağlığı #Nöroloji #ÇocuklardaAteş #SağlıkHaberleri #AilelereÖneriler #ÇocukNörolojisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Pasaport Fotoğrafınız Neden Reddedilebilir?

Pasaport başvurularında en sık karşılaşılan sorunlardan biri fotoğrafın standartlara uygun olmamasıdır. Türkiye’de pasaport işlemlerinde kullanılan fotoğraflar için belirlenen kurallar, kimlik doğrulamasını kolaylaştırmak ve güvenliği sağlamak amacıyla oldukça katıdır. Yanlış çekilen bir fotoğraf, başvurunuzun reddedilmesine ve sürecin uzamasına neden olabilir. İşte uzmanların dikkat çektiği en yaygın hatalar:

Uygunsuz Aydınlatma

Fotoğrafın reddedilmesinde en sık görülen nedenlerden biri ışıklandırmadır. Yüzde gölge, aşırı parlaklık veya loş ışık fotoğrafın netliğini bozar. Pasaport fotoğrafı için yüzün her tarafına eşit ışık dağılımı sağlanmalı, arka planda gölge olmamalıdır.

Yasaklı Aksesuarlar

Gözlük, kulaklık, maske, üniforma veya kamuflaj giysiler fotoğrafın reddine yol açar. Dini veya tıbbi başlıklar yalnızca resmi belgeyle kabul edilir. Takı ve piercingler yüz hatlarını kapatmadığı sürece serbesttir.

Yanlış Arka Plan

Fotoğraf düz beyaz veya krem rengi arka planda çekilmelidir. Desenli duvarlar, tuğla dokusu veya pencereler fotoğrafın reddine neden olur. Tıbbi istisnalar dışında arka planda nesne bulunmamalıdır.

Yüz İfadeleri

Fotoğraf çekilirken nötr bir ifade kullanılmalı, ağız kapalı olmalı ve dişler görünmemelidir. Gözler açık olmalı ve doğrudan kameraya bakılmalıdır. Başın yana çevrilmesi veya eğilmesi fotoğrafın reddine yol açar.

Dijital Değişiklikler

Pasaport fotoğrafları üzerinde filtre, rötuş veya düzenleme yapılmamalıdır. Arka planı dijital olarak değiştirmek veya yüz hatlarını rötuşlamak fotoğrafın reddedilmesine neden olur.

 Düşük Kalite

Fotoğraf yüksek çözünürlüklü olmalı, bulanık veya pikselli görüntüler kabul edilmez. Mat veya parlak fotoğraf kağıdına basılmalı, fotokopi kullanılmamalıdır. Ölçüler 2×2 inç olmalı ve baş oranı standartlara uygun şekilde ayarlanmalıdır.

 

Türkiye’de pasaport başvurularında bu kurallara dikkat etmek, sürecin sorunsuz ilerlemesini sağlar. Havayolu seyahatlerinde pasaport geçerliliği kritik olduğundan, fotoğrafın reddedilmesi yolculuğunuzu geciktirebilir.

 

#Pasaport #PasaportFotoğrafı #Seyahat #Kimlik #Resmiİşlemler #Türkiye #HavayoluHaberleri #SeyahatBelgeleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yaz Aylarında Çocukları Bekleyen 3 Tehlike

Yaz mevsimi çocuklar için tatil, açık hava oyunları ve deniz keyfi anlamına gelse de bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Artan sıcaklık, bozulan besinler ve havuzlardaki yetersiz hijyen koşulları gibi etkenler bazı hastalıkların daha sık görülmesine neden olabiliyor. Sıcak çarpması, yaz ishali ve dış kulak yolu iltihabı, yaz aylarında çocuklarda en yaygın görülen üç önemli hastalığı oluşturuyor. Bu hastalıklar zamanında tedavi edilmediğinde çocukların genel sağlık durumlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, aslında alınacak olan basit önlemlerle yaz aylarında gelişebilecek hastalıkların önlenebileceğine dikkat çekerek, “Bu önlemler arasında güneş ışınlarının yeryüzüne dik geldiği öğle saatlerinde bebekleri dışarı çıkarmamak, daha büyük çocuklarda şapka, gözlük ve güneş kremi kullanmak büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, havuz yerine denizi tercih etmek ve sıcak havalarda riskli gıdalardan kaçınmak da kilit rol oynamaktadır” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, yaz aylarında en yaygın görülen üç hastalığı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Dr. Özlem Altay Yücel

Dr. Özlem Altay Yücel

SICAK ÇARPMASI

Yaz aylarının en tehlikeli sağlık sorunlarından biri olan sıcak çarpması özellikle uzun süre güneş altında kalan, yeterince su tüketmeyen veya kapalı ve havasız ortamlarda bulunan çocuklarda görülüyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, çocuklarda terleme mekanizmasının yetişkinlere göre daha hassas olduğu için vücut ısısının hızlı yükselebildiği uyarısında bulunuyor. Dr. Özlem Altay Yücel, vücut ısısının aşırı yükselmesiyle ortaya çıkan bu tabloda zaman kaybetmeden hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıyabildiğine dikkat çekerek, “Sıcak çarpmasının belirtileri arasında yüksek ateş, baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, bulantı ve bilinç bulanıklığı yer almaktadır. Şüpheli durumlarda çocuğun derhal gölgeye alınması ve tıbbi yardım istenmesi gerekmektedir” diyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00–16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkarmayın.
  • Güneş çarpmasının en önemli tetikleyicilerinden biri yetersiz sıvı alımıdır. Dolayısıyla susama hissi olmasa bile bol su içmesini sağlayın.
  • Dışarı çıkarken açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edin. Bu tür giysiler vücut ısısının dengelenmesine yardımcı oluyor.
  • Dışarı çıkmadan 30 dakika önce en az 30 SPF korumalı güneş koruyucu krem uygulayın. Korumayı her iki saatte bir düzenli olarak yenileyin.
  • Güneş altında uzun süre fiziksel aktivite yaptırmayın, gölge alanlarda oynamasını teşvik edin.
  • Şapka ve güneş gözlüğü kullanımını alışkanlık haline getirin.

YAZ İSHALİ

Yazın gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları nedeniyle yaz ishali de çocuklarda oldukça yaygın görülüyor. Yaz ishali mikroplarla kirlenmiş su ve gıdaların tüketilmesi sonucu gelişen bağırsak enfeksiyonu olarak tanımlanıyor. Mikroorganizma barındıran içme suları veya yutulan deniz ve havuz suyu, iyi yıkanmamış çiğ sebze ve meyvelerin yanı sıra sıcakta çabuk bozulan tavuk, deniz ürünleri, et, salata sosları, süt ürünleri ve kremalı pastalar tüketmek ishale neden olabiliyor. 6-12 ay arası bebekler ve 5 yaş altındaki çocuklar bağışıklık sistemleri henüz tam gelişmediği için yaz ishaline daha sık yakalanıyor.  Ani  başlayan ve bazen şiddetli olan bulantı, karın krampları, kusma, halsizlik, iştahsızlık, sulu ve sık dışkılama ile hafif ateşin yaz ishalinin en yaygın belirtileri olduğunu vurgulayan Dr. Özlem Altay Yücel, “24 saati aşan belirtilerde veya küçük bebeklerde ishal ve kusmanın, hayatı tehdit eden dehidratasyona, bir başka deyişle sıvı kaybına neden olabileceği için hekime başvurulması son derece önemlidir” diye konuşuyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Ellerini sık sık sabunlu suyla yıkayın.
  • Açıkta satılan ve riskli gıdalardan (tavuk, sütlü tatlılar, deniz ürünleri) kaçının.
  • Evde hasta birey varsa izole olmasına dikkat edin. Kullandığı tuvaleti mutlaka dezenfekte edin.
  • Besinleri 4 °C ve altında muhafaza edin.
  • Yemekleri günlük olarak tüketin ve tekrar ısıtmaktan kaçının.
  • Temizliğinden emin olduğunuz deniz ve havuzları tercih edin.
  • Deniz ve havuz suyu yutmaması gerektiği konusunda sık sık uyarın.

DIŞ KULAK YOLU ENFEKSİYONU

Dış kulak yolu enfeksiyonu yaz aylarında çocuklarda sık görülen bir diğer sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Deniz ve özellikle havuz suyu içindeki mikroplar, yüzme sonrası dış kulak yolunun ıslak kalması, kulak çubukları ile kulak yolu mukozasının zarar görmesi dış kulak yolu enfeksiyonuna yol açabiliyor. Kulakta tıkanıklık hissi, şiddetli ağrı, akıntı ve hafif işitme kaybı belirtileri arasında yer alıyor. Dr. Özlem Altay Yücel, çocuklarda gelişen bu şikayetlerde zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Nasıl önlem almalı?

  • Kulağının nemli kalmamasına dikkat edin.
  • Kulağını temizlerken kulak çöpü kullanmayın. Havluyla dış bölgesini temizleyin.
  • Özellikle havuza girerken silikon kulak tıkaçları veya sıkı bone kullanmasını sağlayın.
  • Temizliğinden emin olduğunuz deniz ve havuzları tercih edin.

 

#YazSağlığı #ÇocukSağlığı #SıcakÇarpması #Yazİshali #KulakEnfeksiyonu #SağlıkHaberleri #AcıbademHastanesi #ÇocuklardaYazRiskleri #GüneştenKorunma #HijyenÖnlemleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Damla Güdemez’den Yansımalar

Futy Art Gallery, heykel sanatçısı Damla Güdemez’in yeni kişisel sergisi Yansımalar’ı 11 – 29 Haziran 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

Işığın ve İçsel Yansımaların Oyunu

Yansımalar, görünen ile hissedilen arasındaki sınırda izleyiciye sessiz bir davet sunuyor. Bronz, metal, cam ve vitray malzemelerle üretilen eserler; ışıkla kurdukları ilişki sayesinde sürekli değişen bir deneyim alanı yaratıyor. Renkli cam yüzeylerde çoğalan bronz formlar, izleyicinin konumuna göre farklı anlamlar kazanarak kişisel bir keşif yolculuğuna dönüşüyor.

Sanatçının üretimlerinde yansıma yalnızca optik bir olgu değil; hafıza, duygu ve deneyim katmanlarını görünür kılan bir araç. Her yüzey, dış dünyaya olduğu kadar insanın iç dünyasına da açılan yeni bir bakış öneriyor.

Doğadan İlham, Zeytin Ağacının Gücü

İstanbul, Ayvalık ve Assos arasında üretimini sürdüren Güdemez, doğadan ve özellikle zeytin ağacının taşıdığı direnç ve süreklilik fikrinden besleniyor. “Yaşamda hiçbir şey yok olmaz, yalnızca başka biçimlere dönüşür” düşüncesi, sanatçının eserlerinin temel çıkış noktası.

Sanatçı, uzun yıllar heykel sanatçısı Yunus Tonkuş ile çalışmış ve eğitim almış; 2023’te Art212’deki ilk kişisel sergisinden sonra yurt içi ve yurt dışında birçok sergiye katılmıştır. Eserleri son olarak Londra’daki Saatchi Gallery’de izleyiciyle buluşmuştur.

Sergi kapsamında elde edilecek gelirin bir kısmı, başarılı ancak maddi imkânları kısıtlı öğrencilere burs sağlayan ASKEV Ayvalık Sanat Kültür Eğitim Vakfı’na bağışlanacaktır.

📍 Sergi Tarihleri: 11 – 29 Haziran 2026

📍 Adres: Beykoz Acarlar Mahallesi 9. Cadde Acarverde Boulevard, Beykoz / İstanbul

📞 0530 526 97 69 – @futyart.gallery – info@futyart.com

 

#DamlaGüdemez #Yansımalar #FutyArtGallery #ÇağdaşSanat #HeykelSanatı #İstanbulSanat #SanatSergisi #KültürSanat #GurmeSanat #ASKEV #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity