Yazılar

Türkiye pestisit kaynaklı bildirimlerde yine ilk sırada

Türkiye pestisit kaynaklı bildirimlerde yine ilk sırada

Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) 2023 Raporu’na göre gıda kaynaklı riskler sebebiyle 2023’te yapılan 357 bildirimin 167’sinin sebebi pestisitler.

Rapor, ülkemizde yasaklanan pestisitlerin kullanımının hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Gıda güvenliği ve sağlıklı bir gelecek için mücadele eden Zehirsiz Sofralar Platformu, ihracatta durum böyleyken iç pazarda yapılan denetimler ve sonuçları konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan açıklama bekliyor.

AB Komisyonu, gıda ve yemlerde yapılan kontroller sırasında tespit edilen gıda güvenliği risklerini, Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) portalı üzerinden, herkesin erişimine açık olacak şekilde bildiriyor. Alarm ve Dayanışma Ağı’nın (ACN) 2023 yılına dair yayınladığı özet raporda  yer alan ‘‘Top 10’’ listesine göre meyve ve sebzede pestisit kaynaklı bildirimde Türkiye 4 yıldır olduğu gibi yine ilk sırada! Bu bildirimlere konu olan gıda ürünlerinin yarısından fazlası sınırda reddedilerek ülkemize iade edildi. Pestisit kaynaklı bildirimlerde Türkiye’yi Mısır ve Hindistan takip ediyor.

2023’te bildirimi yapılan ürünler

Raporda mikotoksin kaynaklı bildirimlerin başını kuru incir çekiyor. Onu Antep fıstığı, kuru üzüm, helva, pul biber, zerdeçal gibi ürünler takip ediyor. Bakteri tespitinde ise tahin, susam vb. ürünlerde salmonella bildirimleri dikkat çekiyor.

Bildirimlere konu olan bir diğer önemli başlık, yasaklı maddeler. Bu gıda kodeksinde izin verilmeyen ilavelerin gıdalardaki varlığına işaret ediyor. Bu maddelerden en çok bildirim yapılanı, iç pazara yönelik ifşa listelerinde sıklıkla karşımıza çıkan takviye edici gıdalar, macunlar, bitki ve detoks çaylarındaki sildenafil gibi ilaç etken maddeleri.

En çok bildirimi yapılan başlık olan pestisit kalıntısında 2023’te de biber birinci, limon da ikinci sırada olmayı sürdürüyor. Bunların yanında mandalina, portakal, greyfurt, nar, domates, kabak, ayva gibi meyve ve sebzelerle birlikte kimyon, kekik, nane, sumak, rezene, asma yaprağı gibi ürünlerde de limit üzeri pestisit kalıntısı tespit edildi.

Biber ve limonda yüksek pestisit kalıntısı çıkmasının nedeni, en çok bu ürünlerde pestisit kullanıldığına dair bir algıya neden olsa da bu doğru değil. Çünkü bildirimi yapılan bu ürünler AB’nin Türkiye’den ithal ettiği ana ürün kalemlerini oluşturuyor. Ülkemizde pestisit kullanımı ile ilgili sağlıklı verilere ulaşmak için bakanlığın iç pazardaki denetim sonuçlarını açıklaması gerekiyor.

Her 6 üründen biri sorunlu

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın her yıl yayınladığı faaliyet raporu, ihracatta bitki sağlığı denetim sayıları, alınan numuneler, numune sonuçlarının kaçının uygunsuz çıktığına dair verileri içeriyor. Buna göre 2021’de 373 bin 204 denetim yapılmış; alınan 14 bin 744 numunenin 772’si olumsuz sonuçlanmış. 2022’de 375 bin 152 denetimde; alınan 12 bin 99 numuneden 972’si olumsuz sonuçlanmış. 2023’te ise denetim sayısı 394 bin 624. Numune sayısı ise 12 bin 737 ile bir önceki yılla aşağı yukarı aynı kalsa da olumsuz numune sayısı 2 bin 22 adet ile bir önceki yılın iki katından da fazla. Olumsuz numune sayısının toplam numune sayısına oranı ise %15,88 yani neredeyse Bakanlık tarafından alınan her 6 numuneden 1’i sorunlu.

Bakanlık geçen yıl RASFF bildirimlerine istinaden ülkemiz mevzuatına uygun olmayan ürünlerin yurda girişine izin verilmediğini açıklamıştı. Ancak bu açıklama tonlarca ürüne ne olduğu konusunda tüketicilerin içini rahatlatmaktan çok uzak.

Ayrıca Bakanlık 2022’de biber, turunçgil ve yaprağı yenen sebzelerde kalıntının önlenmesi amacıyla üretimin yoğun olduğu Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, Hatay, İzmir, Mersin ve Muğla İllerinde kalıntı eylem planı hazırlayarak çalışma grupları oluşturdu; üretici, teknik personel ve paydaşlara yönelik eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri yürütmeye başladı. Söz konusu çalışmalara 2023 yılında da devam edileceğini bildirmişti.

Mustafa Erüst “Dünya standartlarında özel ürünler üretiyoruz”

Mustafa Erüst “Dünya standartlarında özel ürünler üretiyoruz”

Antalya’nın ilk seracıları arasında yer alan ve tarımda 4. Nesili temsil eden Erüst Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Erüst Pause Dergi’nin konuğu oldu.  Tarımda öncü çalışmaları nedeniyle birçok ödüle layık görülen Mustafa Erüst, şimdiler dünyaca ünlü şeflerle yaptığı işbirliği ile adını sınırları ötesine taşıdı. Erüst Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Erüst ile iş hayatı ve başarısı üzerine sohbet ettik.  Keyifle okumalar.

—-Antalya’da çok başarılı işlere imza atıyorsunuz. Bizim ile paylaşır mısınız?

Doğup büyüdüğüm yer, memleketim Antalya. Antalya’ya çok şey borçluyuz. Gerek havası, gerek iklimi bizim işlerimizde başarılı olmamızın en sağlam dayanaklarıdır. Çünkü üretim için, iklim lazım, toprak lazım, su lazım. Hepsi Antalya’mızda mevcut. Ailemiz tarımın içinde olan bir aile. Bende onların bilgi birikimlerini doğru yönde kullanarak ilkleri yapıyorum. Çalışma arkadaşlarımla birlikte, geleneksel sebze ve yeşilliklerin yanında, Türk mutfağını, Türk yemeklerimizi modernize eden şeflerimiz için dünya standartlarında özel ürünler üretiyoruz. Yenilebilir çiçekler, yaprağı yenen yabani otlar, taze baharatlar, mini sebzeler, mikro filizler gibi niş ürünleri üretiyoruz.

—-Tarım konusunda ülkemiz durumu nedir.  Bazı kesimler her şeyin kötü gittiği, bazıları da güllük gülistanlık olarak anlatıyor sizce durumumuz nedir?

Biz aile olarak hep yapılmayanı yaptık, en zor olanla uğraştık. Ülkemizde tarım sektöründe, takip eden değil, takip edilen, izlenen bir üretici konumunda olduk. Dünya üzerinde sektörel gelişmeleri yerinde görüp inceledik. Bizim için faydalı olacağına inandığımız teknolojileri ithal edip, geliştirdik.  Bütün bunların yanında birde ticari boyut var. Yapılan işin katma değerli olup olmaması konusu var.  Üretici tarafı ürünsel bazda arz talep dengesini bilmek zorunda. En azından araştırmak zorunda. Ya da yönlendirilmek zorunda diyebiliriz. Eğer herkes domates ekerse ve çok az kişi biber ekerse, domatesçiler için işler kötü, biberciler için herşey güllük gülistanlık olur. Bu konunun özeti budur.

Erüst Tarım

— Antalya’da tarım ne durumda. Tarımda dünyada bir marka şehir oldu mu?

Antalya tarım ve turizm denince ülkemizde önce çıkan ilk şehir. Turizm konusunda bir marka olduğumuzu düşünüyorum. Turizmde gerek devlet gerek özel sektör kuruluşları yıllarca omzu omuza çalışarak bu markayı oluşturdular. İmkan ve olanak olmasına rağmen tarım sektrörü için bu markalaşma henüz oluşmadı bana kalırsa. Birkaç ülkede birkaç ürünümüzle ön plandayız diyebiliriz. Fakat bize fazlası lazım.

Siz tarımda çok farklı ürünlerle karşımıza çıkıyorsunuz. Yenilikçi ürünleri nasıl seçiyorsunuz?

Burada önemli bazı başlıklar var bize yön veren, Müşteri talepleri, bizim keşfettiklerimiz, Avrupa ve Asya mutfaklarında öne çıkan ürünlerin takibi gibi maddeler altında onlarca farklı seçenek arasında seçin yapabilmek ve müşteriye sunabilmek için, 25.000 m2 arge alanımız içinde kendi alanlarında başarılı ziraat mühendislerimizin kontrolünde halı dokur gibi gözlemliyoruz, test ediyoruz yeni ürün adaylarını. Ortalama 2 yıllık bir süreç gerekli bir ürünün pazara girebilmesi için. Yani biz şu anda gelecek sene hangi yeni ürünleri portföye ekleyeceğimizin çalışmalarını yapıyoruz. Ortalama 200 farklı tür ve çeşitten sadece 2-3 adet ürün bu yarışı kazanabiliyor her sene.

— Büyük marketlerde çalışıyorsunuz size bir katkısı oluyor mu?

Zincir marketler bizim için önemli, tedarik zincirinde taze ürünlerin kaliteli bir şekilde müşteriye sunulmasında anahtar müşteri gurubudur. Hem ticari süreklilik hemde vizyon açısından biz önem veriyoruz. Ulusal marketlerin tamamında mallarımız satılıyor.

—En çok hangi ürünler talep görüyor. Yenilikçi ürünlerde?

Yaklaşık 180 farklı çeşitle ürün tedariği sağlıyoruz. Yılın farklı zamanlarında farklı ürünler ilgi görebiliyor. Özellikle yenilebilir çiçekler, taze baharatlar ve mikro filizlerin giderek artan bir talep grafiği var. Bu aslında modern ve dekoratif yemek yapıp sunma alışkanlığının gelişmesi ile aynı orantıda ilerliyor. Mini sebzelerimizin ünü HoreCa mutfaklarında ev mutfaklarına kadar ulaştı. Biz bu tür geçişleri yakından takip ediyoruz.

—-Susuz tarım, dikey tarım biraz bahseder misiniz? Tarımda yenilikler var mı?

Susuz tarım da Türkiye’de 2010 yılında ilk yatırımı yapan benim. Yaklaşık 80 dönüm su kültüründe marul üretimi için tesis kurdum. Yaşayan marullar konsepti altında pazara uzun raf ömrü ile yeni bir soluk getirdik. Aynı zamanda temiz ve hijyenik üretim koşulları sayesinde, karışık salata çeşitlerimiz gelişti ve pazarda talep gördü. Bizim açtığımız bu kapının ardından, şimdilerde bir çok üretici bu sistemleri kullanıyor. Ülkemize kazandırdığımız bu şekilde çok proje var. Daha da olacak. Dikey tarım gibi farlı üretim şekillerinde denemelerimiz var. Gelişmeye ve geliştirmeye yönelik çok sayıda sistem üzerinde çalışıyoruz.

— Tarım dünyasını yakından takip ediyorsunuz? Piyasayı siz mi, yoksa piyasa mı sizi yönlendiriyor?

Sektörde önce firmayız. Varoluşumuzdan bugüne hep takip edilen izlenen bir firma olduk. Sektöre şeflerden gelen talepler ve bizim yaptığımız yenilikler yön veriyor diyebiliriz.

Erüst Tarım

— Türk mutfağı hakkında düşünceleriniz nedir? Gereken değeri görüyor mu?

Türk mutfağı benim için dünyanın en zengin mutfağıdır. Her toplumdan insan bizim yemeklerimizi yiyebilir. Çünkü asya ve Avrupa sentezinin harika bir özetidir. Mutfağımız yenileniyor, birçok yemek ve tarif modern mutfağa uyacak şekilde elden geçiyor. Biz bu tarz faaliyetleri destekliyoruz.

— Son dönemlerde bir çok ilimizde gurme festivaller düzenleniyor. Bu konu hakkında düşünceleriniz nedir?

Daha çok olmalıdır, birçoğuna bizde katılıyoruz, desteklenmelidir. Sağlıklı ve doğru beslenme adına, doğru ürünlerin seçimi konusunda bu tarz çalıştayların, etkinliklerin yapılması önemlidir. Uluslararası bir konuma gelmelidir. Dünyanın ünlü gastromini paydaşları davet edilmelidir.

— Başarının sırrı nedir?

İşimi sevmem başarımdaki en büyük teşvik dinamiğidir.

Tekfen Tarım’dan yerli ve milli 3 yeni buğday çeşidi

Tekfen Tarım’dan yerli ve milli 3 yeni buğday çeşidi

Tarım Bakanlığı Tescil Komitesi, Tekfen Tarım’ın üç yeni kışlık ekmeklik buğday çeşidini tescil etti. Tekfen Tarım’ın yüksek dane verimi, uygun ekmeklik kalitesi, geniş adaptasyon kabiliyeti olan yeni buğday çeşitleri İç Anadolu ve Trakya bölgeleri başta olmak üzere Türk çiftçisinin hizmetine sunulacak.

Tekfen Tarım’ın üç yeni kışlık ekmeklik buğday çeşidi Tarım Bakanlığı Tescil Komitesi tarafından tescil edildi. Tekfen Tarım’ın yüksek dane verimi, uygun ekmeklik kalitesi, geniş adaptasyon kabiliyeti olan yeni buğday çeşitleri İç Anadolu ve Trakya bölgeleri başta olmak üzere Türk çiftçisinin hizmetine sunulacak.

Tekfen 2064, Tekfen 2104 ve Tekfen 2239 kışlık ekmeklik buğday çeşitleri Yeni Bitki Çeşitlerinin Kayıt Altına Alınmasına ilişkin tescil çalışmalarında Tarım Bakanlığı tarafından yürütülen 2 yıllık tarla deneme raporları baz alınarak değerlendirildi. Tekfen Tarım Genel Müdürü Emrah İnce, “Her bir buğday çeşidinin, iki yıl süreyle yürütülen tarla denemelerinde elde edilen tarımsal ve teknolojik değerlerin tartışıldığı Tescil Komisyonunda,  çeşitlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi ile Tekfen 2064, Tekfen 2104 ve Tekfen 2239 kışlık ekmeklik buğday çeşitleri komisyondan oy birliği ile geçerek tescil oldu. Yeni tescil edilen yeni buğday tohumu çeşitlerimizin Türk tarımına ve Türk çiftçisine hayırlı ve bereketli olmasını temenni ediyoruz” dedi.

Tadı doğallıktan gelen “Güzel Köyden”

Tadı doğallıktan gelen “Güzel Köyden”

API Group’a ait Konsept Tarım, Güzel Köyden markasını piyasaya sundu. 8 milyon metrekare ile Türkiye’de en büyük ceviz bahçelerine sahip olan Konsept Tarım, Güzel Köyden markası ile Türk cevizini dünyaya tanıtmak istiyor. Ham maddesinden işlenmesine yüzde 100 yerli üretim misyonuyla, tüketicilerin doğal, sağlıklı ve yerli gıdaya ulaşmasını hedefleyen Güzel Köyden’in ürün gamında cevizin dışında badem, bal, gezen tavuk yumurtası, zeytinyağı, lavanta yağı ve lavanta suyu bulunuyor.

Yüzde 100 yerli üretim olan Güzel Köyden’in doğal ve katkısız ürünlerine zincir marketlerden ve www.guzelkoyden.com üzerinden online siparişle ulaşmak mümkün.

ŞOK Marketler ve Tarım Kredi Kooperatifleri işbirliği büyüyor

ŞOK Marketler ve Tarım Kredi Kooperatifleri işbirliği büyüyor

ŞOK Marketler, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri iş birliğiyle Türk çiftçisinin daha çok ürününü doğrudan market rafına ulaştırmaya devam ediyor.

‘Tarladan Sofraya Doğru Tarım’ projesiyle ŞOK Marketler, kalitesini her aşamada kontrol ettiği ürünleri müşterilerine en uygun fiyatlarla sunuyor.

Müşterilerine her gün kaliteli, taze ve uygun fiyatlı ürünleri kesintisiz olarak sunma hedefiyle çalışan ŞOK Marketler, Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesi Tarım Kredi Kooperatifleri ile iş birliğinin kapsamını genişletti.

ŞOK Marketler ile Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri arasında meyve sebze üretimiyle 2019 yılında başlayan iş birliği, tarıma dayalı kuru gıda ürünlerinin eklenmesiyle toplam 120 milyon Türk lirasını aşan bir hacme ulaştı. İmzalanan bu ek protokolle, kooperatife üye çiftçilerden alınan ürün çeşit ve miktarları artırıldı.

9 tarım ilacına daha yasak, 7 tanesine kısıtlama getirildi

9 tarım ilacına daha yasak, 7 tanesine kısıtlama getirildi

Tarım ve Orman Bakanlığı geçtiğimiz haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklamışken, 5 Ağustos 2020 tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ilave etti. 7 pestisitin ise; Aralık 2021 tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurduğunu belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009 yılından beri Türkiye’de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220’e ulaştığını kaydetti.

“Dünya piyasalarında elimiz güçleniyor”

Tüketici taleplerinin, dünya genelinde gıda üretimini şekillendirdiğinin altını çizen Celep, “Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketmek isteyen tüketici kitlesinin sayısı hızla artıyor. Pandemiyle birlikte sağlıklı gıdaya yöneliş daha da arttı. Yaklaşık 35 yıldır organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile dünyaya gıda üretiyoruz. Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatı son bir yıllık dönemde 5 milyar doları aşmış durumda. Ege Bölgesi’nde Dikili’de ilk uygulaması hayata geçmek üzere olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin itici gücüyle orta vadede 10 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı hedefliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sağlıklı gıda üretimiyle ilgili hamleleri dünya piyasalarında elimizi güçlendiriyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu karardan dolayı Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli nezdinde Tarım ve Orman Bakanlığımıza da teşekkür ederiz” diye konuştu.

“Tarladan çatala kadar olan zincirde, sağlıklı gıdanın bir tercih değil yeryüzündeki bütün canlıların hakkı” diyen Celep sözlerini şöyle tamamladı; “Çevreyi, insan sağlığını ve biyoçeşitliliği koruyan, doğa dostu üretim metotlarını destekleyerek üretim yapma konusunda büyük adımlar atıyoruz. Toprağın yapısını bozan, gıdalarımızın kaynağı olan toprağımızı kaybetmemize yol açabilen pestisitlerden hızla uzaklaşıyoruz. Böylece biyoçeşitlilik kaybının da önüne geçiyoruz” dedi.

“Tarlam Cepte” uygulamasını 20 bin çiftçi kullanıyor

“Tarlam Cepte” uygulamasını 20 bin çiftçi kullanıyor

TürkTraktör çiftçilere tarımsal konularda tavsiyeler vererek destek sağlamak üzere geliştirdiği ‘Tarlam Cepte’ mobil uygulamasını 20 bin çiftçil kullanıyor.

Çiftçilerle buluşmasının ardından geçen 1 yılda ise Tarlam Cepte uygulaması, gün geçtikçe daha fazla çiftçiye ulaşıyor. Sektörde de bir ilk olan uygulamayı cep telefonları ve mobil cihazlarına indiren 20.000 çiftçi, tarımsal üretim çalışmalarında Tarlam Cepte’den aktif olarak yararlanıyor.

Çiftçilere tarımda girdi maliyetlerini azaltan ve operasyonel verimliliği artıran tavsiyelerde bulunurken; tarımsal üretime katma değer yaratan bir çözüm olması için geliştirilen Tarlam Cepte uygulaması üzerinden bugün  toplam 250.000 dekar tarım arazisinin takibi yapılıyor.

Sektörde ‘bir ilk olarak’ dikkat çeken Tarlam Cepte’nin sunduğu önemli avantajlardan faydalanarak uygulamayı  kullanan çiftçilerin sayısı ise ilk yılında 20 bine ulaştı. Tarlam Cepte uygulamasından ise en çok Ankara, İstanbul ve Konya illerindeki çiftçiler yararlanıyor.

TürkTraktör, korona virüs salgınında tarımsal üretimin kesintiye uğramaması ve çiftçilerin sahadaki çalışmalarını kolaylaştırıp desteklemek adına Nisan ve Mayıs aylarında Tarlam Cepte’yi tamamen ücretsiz olacak şekilde kullanıma sunmuştu.

CarrefourSA, market içinde tarım yapıyor

CarrefourSA, market içinde tarım yapıyor

CarrefourSA, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek market içinde tarım yapıyor. “Yerinde Üretim ve Dikey Tarım” serası yöntemi ile müşterilerine market içinde yetiştirilen ürünleri sunuyor.

Sabancı Holding ve Carrefour Grup iştiraki CarrefourSA, yüzde 100 yerli yazılım ve Türk mühendislerinin ürettiği tamamı yerli olan özel yapay zekâ teknolojisi ile kıvırcık, marul, fesleğen, reyhan, maydanoz, kekik vb. CarrefourSA Bizim Bahçe ürünlerini “Yerinde Üretim ve Dikey Tarım” yöntemiyle sağlıklı bir şekilde üretip müşterilerine sunuyor.

Hızla çoğalan nüfus, yıllardır ağır gübre kullanımı ve ilaçlamanın yanı sıra kış aylarında iklime bağlı zorluklara karşın yaş sebze – meyve ürünlerinin yoğun nüfus olan şehirlere taşınması esnasında zaman, iş gücü ve lojistik giderler çıkması, günümüzde yıpranmış topraklarda tarım yapabilmek için teknolojik açıdan alternatif çözümler üretiliyor.

Bu çerçevede CarrefourSA, Türkiye’de perakende sektöründe bir ilke imza atarak yaklaşık 6 ay önce İstinye Hipermarketi’nde “Yerinde Üretim ve Dikey Tarım” sistemi sayesinde yetiştirdiği ürünlerin satışına başladı.

Otu, böceği öldüren; insanı da öldürüyor

Otu, böceği öldüren; insanı da öldürüyor

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği tarafından pestisitlerin zararları konusunda farkındalık yaratmak ve Türkiye’de pestisit kullanımını azaltmak amacıyla yürütülen Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında bir basın gezisi düzenlendi. Bursa Karacabey’de 20 yıldır organik tarım yapan Şaban Burhan’ın çiftliğine yapılan ziyarette basın mensuplarına proje hakkında bilgi verildi, zehirsiz üretimin nasıl mümkün olabildiği örneklerle anlatıldı.

Zehirsiz Sofralar Mümkün;

Türkiye’de pestisit kullanımı son dört yılda %51 artmış durumda. Pestisit, endüstriyel tarımda mantar, böcek, yabani otlara vs. karşı kullanılan kimyasalların genel adı. Ancak “tarım ilacı” olarak bilinen pestisitler iyileştirmiyor; toprağı, suyu, havayı, insanları, hayvanları zehirliyor. Bitkilere uygulanan pestisitlerin sadece yüzde 2’si uygulandığı alanda kalıyor; geriye kalan yüzde 98’lik kısım havaya, toprağa ve suya karışıyor.

Günümüzde yaygın olarak kullanılan bazı pestisitler hayvan deneyleri dikkate alındığında, insanlar için ”kanserojen olması kuvvetle muhtemel olanlar” ya da ”muhtemel kanserojen” olarak sınıflandırılıyor. Pestisitler üzerine yapılan çalışmalar, çiftçiler ve tarım işçileri üzerindeki akut etkileri dışında, alınan miktarlar görece küçük olsa da, uzun süre boyunca maruz kalındığında insanlarda kronik hastalıklara da neden olabildiğini göstermektedir. Pestisitlerin insanların sinir ve hormonal sistemine zarar verdiği biliniyor. Ayrıca araştırmalar pestisit kullanımı ile sarkomlar (bir tümör grubu), multipl miyelomlar, prostat, pankreas, akciğer gibi kanser türleri, beyin tümörleri, bilişsel ve psikomotorik fonksiyonlarda bozulmalar ve depresyon arasında bağlantı olduğunu gösteriyor. Çocuklarda öğrenme ve dikkat eksikliği, duyusal eksiklikler veya gecikmiş gelişim, pestisite maruz kalma sonucu en sık görülen nörolojik bozukluklar arasında yer alıyor.

Sağlığa etkilerinin yanı sıra su, toprak, biyolojik çeşitlilik, iklim üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle Buğday Derneği olarak “tarım ilacı” ve “pestisit” yerine, nasıl fareler için kullanılan pestisite “fare zehiri” deniliyorsa, “tarım zehiri” kavramını kullanmayı öneriyoruz.

Şaban Burhan’ın ve onun gibi pek çok doğa dostu üreticinin deneyimleri, zehirsiz üretimin mümkün olduğunu kanıtlıyor. Tarım zehirlerine mahkum değiliz, pestisit kullanmadan da gıdamızı yetiştirebiliriz.

100’ün üzerinde kurum ve inisiyatifin yan yana gelerek oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, 23 Kasım 2019’da “Tüm Canlılar İçin Zehirsiz Sofralar” başlığıyla bir imza kampanyası başlattı. Kampanyada Dünya Sağlık Örgütü tarafından “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen ve pestisitlerde kullanılan 13 etken maddenin öncelikle ve ivedilikle yasaklaması talep ediliyor.

Zehirsiz Sofralar Projesi kapsamında oluşturulan Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, herkesi kampanyaya destek olmaya, geleceğine sahip çıkmaya çağırıyor.