Yazılar

Toblerone Dark Türkiye’de

Toblerone Dark Türkiye’de

Üçgen çikolata Toblerone, eşsiz bal badem & nugalı lezzetini bitter çikolata ile birleştirdiği Toblerone Dark’ı artık tüm Türkiye’de tüketicilerinin beğenisine sunuyor.

Mondelez International’ın gerçek İsviçre çikolatası kullanılarak üretilen, üçgen şekli ve eşsiz lezzetiyle ikonikleşmiş çikolata markası Toblerone, sevilen lezzeti Toblerone Dark, Nisan ayından itibaren 100 gramlık ambalajı buluşmayı bekliyor.

Türkiye’nin ilk sakin şehri Gökçeada

Türkiye’nin ilk sakin şehri Gökçeada
Gökçeada veya eski adıyla İmroz, Çanakkale‘nin bir ilçesi ve Türkiye‘nin en büyük adasıdır. Ege Denizi‘nin kuzeyinde, Saros Körfezi girişinde yer almaktadır. 91 km. kıyı şeridine sahiptir. Adanın batısında yer alan İncirburnu Türkiye’nin de en batı noktasını oluşturmaktadır. 2011 ve 2012 yıllarında haftada 2 kez Gökçeada-İstanbul uçak seferleri yapılmış olup, 2013 ve sonrasında ticari yolcu uçuşları yapılmamıştır.

Gökçeada Türkiye’de 2016 itibarıyla 11 tane olan Sakin kentlerden (Cittaslow) birisidir. Cittaslow hareketi Türkiye’ye 2009 yılında Seferihisar ilçesinin katılmasıyla gelmiş oldu. Seferihisar ilçesi dünyanın 129′uncu, Türkiye’nin ilk sakin şehri olmuştur. Bu üyelik Türkiye’nin tanıtımı için yeni bir vesile olmakla birlikte, sakin kent unvanı almış ilçelerin gelişimi için, kültürel ve tarihi değerlerin korunması açısından önemli bir adımdır.

Çınarlı, Ada’nın merkezidir. Kamu kurumları ile nüfusun çoğunluğu burada yerleşiktir. Tarifeli seferler yapan bir havaalanına sahiptir. Kaleköy adanın kuzeydoğusunda yer alır. İskelesi 1. Dünya Savaşı’nda Fransızlar tarafından düzenlenmiş, 1970’li yıllarda Kuzulimanı yapılıncaya kadar, adanın tüm ulaşımını sağlamıştır. Kaleköy iskelesinin hemen sağ tarafındaki tepenin üstünde köye ismini veren eski kale yer almaktadır. Zeytinli, merkez ilçeye çok yakın bir Rum köyüdür. Hala küçük bir Rum nüfus yaşamaktadır. Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da doğum yeridir. Rumca eğitim veren ilkokul vardır. Tepeköy’de ise Rumca eğitim veren ortaokul ve lise yer almaktadır. Uğurlu, Bademli, Yeni Bademli, Eşelek, Şahinkaya, Şiriköy ve Yenimahalle adadaki diğer köylerdir. Adanın nüfusu yaklaşık 10 bin kişidir.

Adadaki önemli yerler;

  • Aydıncık / Kefaloz mevkii ve plajı: Adanın güneydoğusunda uzunca bir plajdır, tesisleri mevcuttur, yelken sörfü için idealdir.
  • Kefaloz burnu: Adanın güneydoğusundadır.
  • Kapıkaya mevkii: Adanın güneyindedir, tesisi olmayan bir plajı vardır.
  • Kaşkaval burnu / Peynir kayalıklar: Adanın kuzeydoğusundadır, dalış için idealdir.
  • Kaynarburun: Ada’nın doğusunda, Kuzulimanı’nın güneyinde burun
  • Kokina mevkii:
  • Kömür burnu: İnceburun’un kuzeyinde burun.
  • Kuzulimanı: Adanın doğusundadır, Eceabat Kabatepe’den ve Çanakkale’den feribot seferleri yapılır.
  • Mavikoy / Lacivertkoy: Türkiye’nin ilk ve tek su altı millî parkının bulunduğu yörededir, adanın kuzeydoğusundadır, dalış için idealdir.
  • Lazkoyu: Adanın güneyindedir, tesisi mevcuttur, taşlık bir plajı vardır.
  • Marmaros mevkii: Adanın kuzeybatısındadır, şelalesi ile ünlüdür.
  • Cugura mevkii: Adanın iç orta kesimlerindedir.
  • Gizli Liman: Adanın batısındadır, gümrük kurulması durumunda Limniadası ile karşılıklı feribot seferleri başlatılabilecektir, tesisi mevcut olan uzunca bir plajı vardır.
  • İnceburun / İncir burnu: Türkiye’nin en batı noktasıdır.
  • Pınarbaşı mevkii
    • Yelkenkaya mevkii: Türkiye’nin ilk ve tek su altı millî parkının bulunduğu yörededir, adanın kuzeydoğusundadır, dalış için idealdir.
    • Yıldızkoy: Türkiye’nin ilk ve tek su altı millî parkının bulunduğu yörededir, adanın kuzeydoğusundadır, dalış için idealdir. Tesisi mevcuttur.

Yazı: Ferhat Kaan Şahin

Fransızca Çeviri Ödülleri veriliyor

Fransızca Çeviri Ödülleri veriliyor

Institut français Türkiye, yayınlanmış eserlerin Fransızcadan Türkçeye çevirisini desteklemek ve teşvik etmek; çevirmenlik mesleğini öne çıkarmak ve çevirmenin Türkiye’de kitap ve yayıncılık sektöründeki yerini güçlendirmek amacıyla bir manifesto yayınlayarak Fransızca Çeviri Ödülleri’ni başlatıyor.

Genel ve teşvik adı altında iki ayrı kategoride verilecek olan Institut français Türkiye 2021 Fransızca Çeviri Ödülleri’ne başvurular 16 Şubat-16 Nisan tarihleri arasında yapılabilecek.

Türkiye, kuru üzüm üretiminde dünya lideri

Türkiye, kuru üzüm üretiminde dünya lideri

Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı ürünler listesine aldığı çekirdeksiz kuru üzümde 2020 yılındaki 271 bin tonluk rekoltesiyle, dünya kuru üzüm rekoltesinin yüzde 18’lik bölümünü tek başına üreterek açık ara dünya liderliğini korudu.

Çekirdeksiz kuru üzüm üreticisi ülkeler, 2020 yılında dünya genelinde 677 bin 310 ton kuru üzüm ihracatı hedeflerken, Türkiye; 241 bin tonluk kuru üzüm ihracatıyla dünya ihracatından tek başına yüzde 36 pay alma amacını ortaya koydu.

2020 Uluslararası Çekirdeksiz Kuru Üzüm Üretici Ülkeler Konferansı’nda, üretici ülkelerin 2020 yılı rekolte, iç tüketim ve ihracat beklentileri paylaşıldı.

Amerika Birleşik Devletleri, 196 bin 208 tonluk üretim ile ikinci sırada yer alırken, üçüncü ülke 190 bin tonluk çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesiyle Çin oldu. Kuzey Yarım Kürede; İran 185 bin ton, Hindistan 145 bin ton, Özbekistan 70 bin ton, Yunanistan ise 800 ton çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesi bekliyor.

Güney Yarım Kürede ise; Şili 70 bin 681 ton çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesiyle Güney Yarım Küre’nin lideri olurken, Güney Afrika 52 bin 394 ton, Arjantin 37 bin 800 ton, Avustralya ise 11 bin 550 ton çekirdeksiz kuru üzüm üretimi öngörüyor.

 

Aksa Jeneratör Hollanda’da

Aksa Jeneratör Hollanda’da

Aksa Jeneratör, global büyüme stratejisi kapsamında Türkiye, ABD ve Çin’deki üretim tesisleri ve 5 kıtadaki yaygın satış ağına bir yenisini ekleyerek Hollanda’da faaliyete geçiyor.

Amerika’dan Asya’ya, Afrika’dan Okyanusya’ya 19 ülkede kendi ofis ve yatırımları ile faaliyet gösteren; Türkiye, Çin ve ABD’deki üretim tesisleri, 173 ülkeye ihracatıyla dünyanın beş büyük jeneratör üreticisinden biri olan Aksa Jeneratör, büyüme planları doğrultusunda Hollanda’da Avrupa’nın en büyük limanına ev sahipliği yapan Rotterdam bölgesinde yeni üretim ve ticaret merkezini açtı.

Bu Hafta «Stoktan Tüketim» Haftası Oldu!

Bu Hafta «Stoktan Tüketim» Haftası Oldu!

Ipsos Hane Tüketim Paneli dijital hanelerinden akan kayıtlara göre Sağlık Bakanlığının açıklamasından sonraki 4.haftada artış gösteren kategori olmadı.

İlk tepki olarak artan kategorilerin haftalık gelişimine bakıldığında «Makarna ve Islak mendil» daralırken çoğu kategori de sabit kaldı. Dezenfekte ürünleri ile un – maya ikilisinin ise hala artışta olduğu görülüyor.

Sağlık Bakanlığının ilk vaka açıklaması sonrası 4. Haftaya, açıklama öncesi haftaya kıyasla bakıldığında; Maya ve Sirke yine artışın yüksek olduğu kategoriler olarak görüldü.

Normal bir haftaya göre artan kategorilere bakıldığında yine Atıştırmalık «cips, kuruyemiş, çikolata kaplama, puding» ürünler öne çıkıyor. Büyümede ilk defa listeye giren kategoriler «Hazır Kahveler ve Et- Beyaz Et» oldu.

Koronavirüs E-ticarete nasıl etki etti?

Ipsos E-Ticaret Paneli Mart ayı sonuçlarına göre; Satın alınan adet bazında kayıtlara bakıldığında 16 Mart haftasında «Süpermarket» alışverişlerinin ciddi oranda arttığı görülüyor. Diğer alışverişler ise endeks olarak azalıyor.

Endekslere son hafta «Süpermarket» özelinde bakıldığında artış ivmesi azalıyor ama hala büyüme trendinde… Diğer alışverişlerde ise endeks düşmeye devam ediyor!

Toplam E-Ticaret satış adetinde «Süpermarket»in payı %31’den %45’e kadar yükseldi.

Ruh halimiz endişeli

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik uzman yorumunda şu değerlendirmelerde bulundu;

“Koronavirüs salgını sürecinde yaptığımız araştırmalar gösteriyor ki virüs sonrası ruh halimiz “Endişeli”. Endişe ilk olarak Dünya ve Türkiye için başlarken son haftalarda endişe kişiselleşmeye başladı. Endişenin ilk yansıması alışverişle başladı. 10 Mart haftasında sadece hanelerin yarısı alışveriş davranışında değişiklik olduğunu söylerken son haftaya bakıldığında ise tüm haneler alışverişlerinde koronavirüs salgını etkisiyle değişim olduğunu belirttiler.

“Stok alışverişi yaptık!” son haftalarda daha çok söylenmeye başladı. Haneler ihtiyaçlarını en az 2 – 3 hafta süreyle karşılayacak kadar aldıklarını belirtiyorlar. Stoklamayı tetikleyen düşünce ise “virüsten korunmak için evde kalmak” ve “sokağa çıkma yasağı gelirse” olarak belirtilebilir.

Yine Koronavirüs konusunda yaptığımız kamuoyu araştırmasında salgın 1-2 ay içerisinde geçecek denilirken son haftalarda 6 ay kadar süreceğini belirtenlerin oranının arttığını görmüştük. Buna paralel olarak da son haftalarda değişen ve artan alışveriş davranışlarını görmeye başladık.

Evde yapılan en popüler aktivite “yemek yapmak” olurken hane içi tüketim de artıyor. Daha fazla çeşit ve daha farklı yemekler yapılıyor. Bu da alışverişte her hafta çeşitli ürünlerin alınmasına sebep oluyor.

Sağlık Bakanlığının ilk vaka açıklamasının üzerinden geçen 3 haftalık süreçte tüm kategorilerin alımlarının artması #EVDESTOKVAR durumunu oluşturdu. Bu sebepten dolayı 4. Haftayı biz “dolup taşan evdeki stokları eritme” haftası olarak değerlendiriyoruz.  Hanelerin alışverişlerinde durağanlık başladı. Evde yeterince stok yapıldığı için büyüme ile öne çıkan kategori bu hafta görülmedi. Normal haftaya göre ise hala büyümesi olan kategoriler var.

Koronavirüs E-Ticaret’e de Etki Etti

Online alışveriş bu süreçte merak edilen en önemli konu, eve kapanma sürecinde sipariş vermek hepimizin hayatına girdi. Ipsos olarak şunu biliyoruz internet kullanan bireylerin %54’ü internetten alışveriş yapıyor. Bu bilgi ışığında Türkiye’de bir ilke imza attık ve E-Ticaret panelimizi 2020 yılının başında başlattık. İnternetten alışveriş yapan 4000 birey ile başlattığımız çalışmamız bu dönemde bize ve sektöre önemli veriler sağlayacak.

İlk sonuçlara baktığımızda Mart ayının ilk haftasına göre internet üzerinden alışveriş azalıyor. Bunun sebebi ise aslında online alışverişte ağırlığın Hızlı Tüketim ürünleri harici ürünlerden oluşması. İlk sonuçlara göre çok net gördüğümüz ise Mart ayının 3.haftası Süpermarket alışverişlerinin ciddi artış gösterdiği. Bu artış ile birlikte online alışverişte Süpermarket alışverişlerinin payı %31’den %45’e yükseldi.”

Araştırma Künyesi

Ipsos Hane Tüketim Paneli Hakkında

Bu bültende paylaşılan sonuçlar Ipsos Hane Tüketim Paneli’ne dijital üye hanelerin 5000 tanesinden alınan verilere dayanmaktadır.

Ipsos Hane Tüketim Paneli 35 ile yayılmış yaklaşık 14,000 haneden oluşmaktadır ve Türkiye’yi sosyo-ekonomik statü, hane büyüklüğü ve bölgeler açısından temsil edecek şekilde seçilmiştir. Sürekli bir örneklemden haftalık satın alım verisi toplanmaktadır. Toplanan veriler ~21 milyon haneye projekte edilmektedir. Haneler HTÜ satın alma bilgilerini her gün “günlük” üzerine kaydeder, bu günlük haftalık olarak toplanır ve gerekli kontrollerden sonra işleme alınır. Günlüklerde aşağıdaki bilgiler toplanır:

  • Satın alınan ürün grubu
  • Marka (boyut ve çeşit detayında)
  • Satın alınan miktar
  • Alışveriş sıklığı
  • Satın alınan yer
  • Fiyat

 

Mültecilere karşı sınırları en çok kapatmak isteyen ülkeler

Mültecilere Karşı sınırları en çok kapatmak isteyen ülkelerin başında
Hindistan, Türkiye ve İsveç geliyor.

BM verilerine göre yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kalan dünya çapında 70 milyon kişi var. Kayıtlı mülteci sayısı ise 25 milyon ve bunların yarısından fazlası 18 yaşın altında. Ülkemiz ise dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke durumunda.

Ipsos Global Advisor çalışması kapsamında, 20 Haziran Dünya Mülteciler günü öncesi; aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 26 ülkeden vatandaşlarla bir araştırma gerçekleştirdi ve mültecilere karşı çeşitli konulardaki algıları ölçümledi.

Global olarak;
her 10 kişiden 6’sı insanların başka bir ülkeye sığınma haklarının olması gerektiğine inanıyor fakat her 10 kişiden sadece 4’ü bu kişilerin diğer toplumla başarılı bir şekilde uyum sağlayacağını belirtiyor.
Suriye’deki savaşın başlangıcından bu yana 5,6 milyon Suriyeli ülkesini terk etmek ve komşu ülkelere sığınmak durumunda kaldı. Bu ülkelerden biri olan ülkemizde 3,6 milyon kayıtlı Suriyeli mülteci bulunuyor. Türkiye misafir ettiği mülteci sayısıyla dünyada en fazla mülteciyi barındıran ülke durumunda… Global araştırmamıza Türkiye’den katılan bireylerin verdiği yanıtlara baktığımızda global sonuçlardan biraz daha farklılaştığını görmekteyiz.
 Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %63’ü insanların savaş veya zulümden kaçmak için Türkiye de dahil başka ülkelere sığınabilmesi gerektiğine inanıyor.
 Fakat aynı katılımcıların sadece %29’u ülkeye gelen mültecilerin başarılı bir şekilde uyum sağlayacağı konusunda hem fikir…

Ülkelerine an itibariyle mülteci kabul edilmesi veya edilmemesi konusunda global kamuoyu ikiye bölünmüş durumda. Sınırları en çok kapatmak isteyen ülkelerin başında Hindistan, Türkiye ve İsveç geliyor.

Global kamuoyunun yarısı ülkelerine gelen mültecilerin gerçekten mülteci olup olmadığı konusunda emin olmadıklarını belirtiyorlar. Bu konuda en çok soru işareti Hindistan, Türkiye ve Güney Afrika’da var gözüküyor.

Jolly’denTürkiye’nin tanıtımına büyük destek

Jolly’den Türkiye’nin tanıtımına büyük destek

“Hadi Gidelim” sloganı ile bu yıla yenilenerek giren Jolly, kültür turlarına farkındalığı artırmak için yeni bir Türkiye tanıtım kampanyasına başladı. Türkiye’nin birçok noktasına düzenlediği tur sayısını da arttırarak, Türkiye’nin her noktasının gezilmeye ve keşfedilmeye değer olduğundan hareket eden Jolly, bu farkındalığa katkı sunmak amacıyla kültür turlarına özel bir kampanyaya imza attı.

Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, “ Jolly olarak 33 yıldır, gönülden hizmet sunduğumuz turizm sektöründe, 2019 yılı hedefimiz Türkiye’nin sahip olduğu tüm güzellikleri daha geniş kitlelere tanıtabilmek. Kültür turlarını Jolly olarak bir sosyal sorumluluk projesi olarak ele alıyor ve Türk misafirlerimizi önce kendi değerlerimizi keşfetmeye davet ediyoruz. “ dedi.

 JOLLY OLARAK KÜLTÜR TURLARINI GELİŞTİRMEYİ MİSYON EDİNDİK

Kültür turlarına ticari kaygı gütmeden adım attıklarını ifade eden VARDAR, yıllar içerisinde ulaşan talep sonucu tur destinasyon sayısının hızla arttığını ve yüksek müşteri memnuniyetinin de 15 yıldır kültür alanına yapılan yatırımda kendilerini haklı çıkarttığını ifade etti. Seyahat acenteleri genelinde toplam 500.000 Türk misafirin kültür turlarından yana tercihini kullandığına değinen Mete VARDAR, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ 2019 yılı itibariyle bu sayısının 1 milyon kişiyi aşabileceğine inanıyoruz. Jolly olarak kültürel değerlerimize sahip çıkmayı misyon edindik ve bu alandaki yatırımlarımıza da hız vereceğiz.  Amacımız kültür turlarının ne kadar önemli ve keyifli olduğunu göstermek. Çünkü Türkiye’nin sadece deniz, kum ve güneşinin güzel olmadığını bunun yanında tarihinin, doğasının ve kültürel mirasının da paha biçilmez olduğunu biliyoruz. Temel amacımız kültür turlarını geniş kitlelere duyurmak Türkiye’nin dört bir noktasında çok farklı, çok keyifli tatiller yapılabileceğini göstermek”.

Türkiye’de nüfusun yalnızca yüzde 10’unun seyahat ettiğine ve önemli bir turizm ülkesi olarak bu oranın oldukça düşük olduğuna değinen Vardar, önceliklerinin bunu arttırmak için çalışmak olduğunu da kaydetti. “Özellikle son 15 yıldır kültür turlarına başta Jolly olmak üzere yaptığımız yatırımların ve gösterdiğimiz önemin,  tüketici tarafında bir karşılık bulduğunu görüyoruz” diyen Vardar, önceden tatili deniz, kum, güneş olarak algılayıp yatıp dinlenmeyi tercih eden Türk insanının da artık keşfetme isteğinin yükseldiğini belirtti.

Vardar, “Türk insanı artık ülkesini, doğayı, bilgiyi ve en önemlisi kendini keşfetmek, farklı deneyimler tatmak istiyor. Fransa’da Louvre Müzesi’ni görmek istediği kadar Rize’de Ayder yaylasının havasını da koklamak istiyor. Avusturya’da Fındıkkıran balesini izlemek istediği kadar Fethiye’den Antalya’ya uzanan Likya Yolu’nda tarihe yürüyerek şahitlik etmek istiyor. Türkiye’nin her noktası tarih, müzik, el sanatları ve bin bir güzellik ile dolu. Kısacası Türk halkı yurtdışını keşfetmek için önce ülkesini keşfetmesi gerektiği noktasında yüksek bir farkındalığında sahip” dedi.

 

BÖLGE EKONOMİSİNE KATKI SAĞLIYOR

Türkiye’nin kültür turları için çok geniş bir kaynak sunduğunu dile getiren Vardar, “Türkiye bu noktada çok geniş ve güzel bir yelpazeye sahip. Kültür turları ile beraber insanlar hem yeni keşifler yapabiliyor hem yeni lezzetler, yeni deneyimler, yeni kurallar, görgüler, yeni ortamlar ve yeni insanlar tanıma fırsatı buluyor. Biz düzenlediğimiz bu kültür turları ile sadece ülkesini keşfetmek isteyen insanlara keyifli bir tatil yapma fırsatı sunmuş olmuyoruz, Türkiye’nin 80 iline yaptığımız bu organizasyonlarla ekonominin, ticaretin, oradaki gelenek göreneklerin devamlılığını sağlamak gibi çok önemli bir görevimiz de olduğunu düşünüyoruz. Örneğin Harran’lı bir misafirimiz 30 yıl önce İstanbul’ u ziyaret etmiş.  Kendisi Ayasofya’ yı ziyaret ettikten sonra ilham alarak, Harran’ a dönmüş ve evini Ayasofya’ nın mimarisinden esinlenerek inşa etmiş, bu sayede Harran Konuk Evi ortaya çıkmış. 33 senedir Jolly’ nin bölgeye düzenli tur gerçekleştirmesi ile ekonomik açılım sağlanmıştır. İşte böyle başarı hikayeleri ile motivasyonumuz artıyor ve Türkiye’yi 33 yıldır karış karış gezen bir turizm şirketi olarak bu çok özel destinasyon ve değerlerin yaşatılmasını daha çok kişi ile tanıştırılmasını kendimize misyon edinmiş olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.” diye konuştu.

 

JOLLY KÜLTÜR TURLARI PAZAR PAYINI 2019’ DA YÜZDE 30’A ÇIKARTACAK

Kültür turlarının her yıl giderek büyüdüğünü belirten Vardar, “Bu yıl 2018’ de yüzde 20 olan kültür turları pazar payımızı yüzde 30’ a çıkartmayı hedefliyoruz. Deniz, kum, güneş tatilini tercih eden misafire kıyasla, kültür turu tercihi olan misafir hemen hemen yarı yarıya bir bütçe ile tur satın alabiliyor. Bugün GÖBEKLİTEPE gibi bir rota insanlık tarihinin ezberini bozmuş durumda. Dünyanın radarına giren bu değeri önce bizlerin sahiplenmesi gerektiğini düşünüyoruz. 200’ün üstünde tur programı, destinasyon üretiyoruz. Dolayısıyla deneyimleyecek daha çok yer var, deneyimleyecek daha çok tur var. Misafirlerimizin, insanlarımızın Türkiye’yi keşfetmelerini bekliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Ipsos’un “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…

Merakla beklenen rapor açıklandı. Çarpıcı başlıklar

Ipsos’un “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…

 

Kamuoyu Memnuniyet ve Beklenti Düzeyi 2018 Başına Kıyasla Daha Düşük, Geçmiş Yıllara Kıyasla Daha İyi!!!

Ipsos’un her sene yeni yılın ilk haftası kamuoyuna; biten yılı değerlendirip gelen yılın iklimi konusunda bilgi vermeyi amaçlayan “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…  Rapor kapsamında kamuoyunun 2018 değerlendirmeleri ve 2019’dan Beklentilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

 

Kamuoyu Memnuniyet ve Beklenti Düzeyi

2018 Başına Kıyasla Daha Düşük, Geçmiş Yıllara Kıyasla Daha İyi!!!

Ipsos’un her sene yeni yılın ilk haftası kamuoyuna; biten yılı değerlendirip gelen yılın iklimi konusunda bilgi vermeyi amaçlayan “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…  Rapor kapsamında kamuoyunun 2018 değerlendirmeleri ve 2019’dan Beklentilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Yerel seçimler yaklaşırken vatandaşların nabzını tutan Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu’na göre; Kamuoyunun Memnuniyet ve Beklenti Düzeyi 2018 Başına Kıyasla Daha Düşük, Geçmiş Yıllara Kıyasla Biraz Daha İyi…

  • Ipsos – Türkiye Barometresi Raporu’na göre 2018’e olumlu olarak yorumlanabilecek bir memnuniyet ve beklenti düzeyi ile girilmişti.
  • 24 Haziran seçimleri öncesinde (her seçim öncesinde gözlemlendiği üzere) memnuniyet ve beklentilerde bir gerileme oldu.
  • Seçim sonrasında yeniden bir yükseliş görülse de özellikle döviz kurlarında çalkantıların yaşandığı Ağustos ayı sonrasında yeniden bir gerileme vardı.
  • Aralık ayı itibarı ile az da olsa bir toparlanma ile 2018 yılı tamamlandı. Gelinen nokta, her ne kadar yıl başındaki duruma göre geride olsa da geçmiş yıllardaki (o dönemde yükselen terör olaylarının yarattığı) olumsuzluk seviyesinde olmadığı görüldü.

Vatandaşların, ülkenin ve kendilerinin ekonomilerine yönelik beklentilerine bakıldığında ise;

  • Ülkeyle ilgili daha olumsuz bir ruh hali hakimken, kişisel ekonomilerle ilgili beklenti düzeyi geçen yılla hemen hemen aynı görülüyor.
  • “Gelecek yıl genel olarak Türkiye ekonomisinin durumu sizce nasıl olur?” sorusuna “daha kötü olur” diyenlerin oranı 2017 sonunda %20 iken bu yıl %35. Bu artış, daha çok “aynı kalır” diyen oranının azalması ile gerçekleşiyor.

Toplumun en önemli sorunu Ekonomi…

  • Ekonomi, ilk yarısı seçim atmosferi içinde geçen 2018 yılının bahar aylarından itibaren vatandaşların gözünde ülkenin en önemli sorunu haline geldi.
  • Yaz aylarında döviz kurlarında yaşanan ani yükselişler bir ara en önemli sorun ekonomidir diyenlerin oranını %59’a kadar yükseltti. Sene sonu itibarı ile de toplumun yarısı hala bu görüşü korumaya devam ediyor.
  • Sene başında en önemli sorun terördür diyenler toplumun %51’ini oluştururken Aralık ayında bu oran %13’e kadar gerilemiş durumda.
  • Bu durum aslında sağlıklı bir durum olarak değerlendiriliyor. Normal koşullar altında yaşayan bir ülkede terör veya savaş değil ekonomi, eğitim, altyapı gibi konuların öne çıkması daha olası olarak belirtiliyor.
  • Eğitime dair sorunların ülkenin en önemli sorunu olduğunu düşünenlerin oranı (%11) en önemli sorun terördür diyenlere yakın, iki yıldır da bulunduğu seviyeyi koruyor.

 

2019 Tüm Toplum Kesimlerinde Bir Dengelenme ve

Mücadele Yılı Olacak!!!

Sonuçları değerlendiren Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik şunları iletti: “Dengelenme-Disiplin-Değişim kodları ile hazırlanan 2019-2021 dönemini kapsayan Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde bir dengelenme yılı olacağını düşündüğümüz 2019’un tüm toplum kesimlerinde bir mücadele yılı olacağı bilimsel açıdan net okunuyor. 2018 içinde çalkantılı bir rota izleyen mevcut durumdan memnuniyet seviyesi, yaşanan enflasyon yükselişine rağmen yılın son ayındayken geçen yıldan farklı bir noktada değil. Öte yandan gelecek beklentisinin daha olumsuz olduğunu görüyoruz.

  • ‘Ekonomik kriz var’ diyebilmek için Türkiye’nin üç dönem üst üste eksi büyüme gerçekleştirmesi (küçülmesi) gerekir. Dolayısıyla bu dönem için ‘ekonomik kriz’ tanımlaması doğru bir tanımlama değil. Ancak toplum psikolojisindeki geçmiş krizlerden kalma izlerin ve mevcut bazı ekonomik göstergelerdeki değişimin, tüketiciyi bir kriz beklentisi haline soktuğu söylenebilir.
  • Sene başında gerçekleşecek maaş zamları, gelir vergisi dilimlerinin yaşattığı dönemsel avantajlar, enflasyon ile mücadele kapsamındaki vergi avantajlarının süresinin uzatılması ihtimali gibi nedenlerden dolayı bu olumsuz beklentinin tüketime yansımalarının daha çok 2. Çeyrek itibarı ile hissedilmeye başlanacağını tahmin ediyoruz.

Tüketicilerin, ekonomide yaşanan gelişmelere verdikleri reaksiyonları düzenli olarak ölçüyoruz.

  • Tüketicilerin üçte biri satın alma güçlerinin hissedilir şekilde azaldığını ifade ediyor.
  • Tüketicilerin %20’si ek bir iş yapmaya çalışacağını söylüyor, yani fazla mesai ve ek iş yapma ihtiyacı geçmişe göre iki katına çıkmış, %37’si harcamalarını daha fazla kontrol edeceğini ifade ediyor.
  • Tüketicilerin mevcut harcama dağılımı içinde toplamın % 24,7’sinin kira ve konut harcaması oluşturuyor.
  • Ulaşım ise %18,7 seviyesinde ki bunun önemli bir bölümünü şehir içi ulaşım harcamaları oluşturuyor.

Özetle toplamda %43’lük bir bölümde önemli bir kısıntıya gidilmesi mümkün değil.

  • Harcamalar içinde %19,7 ‘lik bir ağırlığa sahip olan Gıda ve Alkolsüz İçecekler tüketiminin de ağırlıklı bölümünün zorunlu harcamalardan oluşacağı dikkate alınırsa tüketicilerin diğer harcama kalemlerinde ve kısmen de “lüks gıda” ürünlerinde kesintiye gitmesi beklenir.
  • Harcamaların en çok kontrol edileceği, bir başka deyişle en fazla tasarrufun amaçlandığı tüketim kategorileri giyim, eğlence ve kişisel bakım… Fiyat artışlarının en fazla algılandığı ürün kategorisi kağıt havlu ve tuvalet kağıdı.

Tüketicideki endişenin giderilmesi için ihtiyaç duyduğumuz istikrarlı dönemi yaşayabilmenin yolu ekonomik faaliyetlerin sürekliliğinin sağlanmasından geçiyor.

  • Hane halkları harcamaları, ülkenin ekonomik büyüklüğünde çok önemli bir yer tutuyor ve bu harcamaların devamı için pazarlama yatırımlarının hız kesmeden devam etmesi gerçekten önemli.
  • Yukarıda bahsettiğim olumsuz bazı tespitlere rağmen pazarlama aktivitelerinde bir yavaşlama gözlemlemiyoruz. Hizmet verdiğimiz müşterilerimiz 2019 bütçe planlamalarında pazarlama yatırımlarında bir kesinti öngörmediler.

 

  • Firmaların ürün lansmanları, reklam ve marka yatırımları hem Türkiye içinde hem de global coğrafyalarda tam hız devam ediyor. Bu çok önemli ve doğru bir strateji… Bu zorlu dönem bu yatırımlar ile çok daha hızlı bir şekilde atlatılacaktır. Bunu gözlemlemek bizim için mutluluk verici.”

Yerel seçimler öncesi Ipsos-Türkiye Barometresi Kapsamında, vatandaşların oy tercihinde nelerin etkili olacağı da soruldu.

Buna göre 31 Mart yerel seçimlerinde adaylardan çok siyasi partilerin ağırlığı olacak gözüküyor. Seçmenlerin %56’sı siyasi parti üzerinden tercih yapıyor. Bir yıl önce sorulduğunda adaya göre karar veririm diyenlerin oranı %42 iken bu oran 2018 sonunda %27’ye gerilemiş durumda. Kararsızların oranında ise yavaş yavaş seçim atmosferine giriyor olmanın da etkisi ile %3’ten %18’e artış var.

 

 

 

Araştırma Künyesi

Her iki ayda bir yürütülen Türkiye Barometresi Araştırması Ipsos’un finansmanında Ipsos’un Sosyal Araştırmalar hizmet birimi tarafından gerçekleştirilmektedir.  2018’in Barometre Araştırmasının sahası 24 Kasım – 13 Aralık tarihlerinde yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirildi. 12 IBBS bölgesinden seçilen 15 ilde gerçekleştirilen çalışmanın örneklem sayısı 1320 ve araştırmanın hata payı %95 güven aralığında +/- 2,5’tur.

 Ipsos Hakkında:

Ipsos, dünyanın lider araştırma şirketlerinden Ipsos Grubunun bir parçası olarak reklam, müşteri ve çalışan memnuniyeti, pazarlama, medya, kamuoyu araştırmaları ve geleceği tahmin, modelleme ve danışmanlık uzmanlıkları sunan global bir pazar araştırma şirketidir. 500’e yakın çalışanı ile Türkiye’nin en büyük araştırma şirketidir.

 

Kendisini tutkulu araştırmacıların ve araştırmanın evi olarak tanımlayan Ipsos, TÜİK’den sonra ülkemizin en fazla araştırmacıya sahip olan kuruluşudur. Deneyimli araştırmacıları ile müşterilerinin işlerini geliştirmeleri için, ilk yaratıcı aşamadan,  marka / hizmet / ürün gelişme evrelerine kadar olan tüm süreçte ileri araştırma araçlarıyla, yüksek kalitede çözüm üretir. Ipsos, hızlı tüketim, perakende, dayanıklı tüketim, sağlık, teknoloji, finans, otomotiv, medya, turizm ve daha pek çok alanda müşterileri ile çözüm ortağı olarak çalışır.

 

ISO9001:2015, ISO20252 ve Güvenilir Araştırma Belgesi (GAB) sahibi olan Ipsos, çalışmalarını bu kalite standartları ve ESOMAR kuralları çerçevesinde yürütür.