Arabuluculuk nedir?
Arabuluculuk, ülkemizde 22 Haziran 2012 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26 Ocak 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla uygulanmaya başlamıştır.
Peki nedir, arabuluculuk?
Arabuluculuk, üçüncü kişinin tarafları bir araya getirerek müzakere edebilmelerini sağladığı ve aralarındaki iletişimi kolaylaştırdığı, çözüme ilişkin karar verme yetkisinin taraflarda kaldığı, sürece ilişkin tavsiye veya karar verme yetkisinin ise üçüncü kişide olduğu bir yapılandırılmış uyuşmazlık çözüm sürecidir. Arabuluculuk için en az iki tarafa ihtiyaç vardır; sürecin arabuluculuk olarak nitelendirilebilmesi için ise bir üçüncü kişinin müdahalesi gereklidir. Bu tarafsız üçüncü kişinin katılımı olmaksızın yapılan görüşmeler, bir diğer alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olan müzakere olacaktır. Bu nedenle, arabuluculuk yöntemine kolaylaştırılmış veya yardımlı müzakere de denilebilir.
Arabuluculuğun temel özelliklerinden birisi, uyuşmazlığın menfaat temelli çözülmesidir. Yani, uyuşmazlığın çözümünde taraf menfaatleri ön plana çıkmaktadır. Arabulucu gerekli görürse sürecin sonunda çözüm önerisinde de bulunmak suretiyle uyuşmazlığın çözümüne yardımcı olmaktadır. Üstelik taraflar, mevcut düzenleme ve usullere bağlı kalmaksızın sadece kendilerine özel bir çözüm yolu geliştirebilmekte ve herkes için oluşturulmuş kalıplar içinde kalmak zorunda olmamaktadırlar.
Arabuluculuğun dava şartı olduğu hallerde davacının dava açabilmesi için arabuluculuk yoluna başvurulması ve arabuluculuk faaliyetinin sonunda verilen ve anlaşmaya varılamadığını gösteren son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemesi gerekir. Günümüz itibariyle şu anda işçi-işveren uyuşmazlıkları, ticari ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve son olarak tüketici uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak ve arabulucu huzurunda anlaşılama sağlanamadığı takdirde arabulucunun tutmuş olduğu son tutanağı da dava dilekçesine ekleyerek dava açmak zorunludur. Aksi durumda bu davaların, arabulucuya başvurulmadan açılması, davanın usulden reddedilmesi sonucunu doğuracaktır.
İşçi-işveren uyuşmazlıkları, ticari ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve tüketici uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurmadan dava açmak artık mümkün değildir. Bu konularda dava açmak isteyen kişi, arabuluculuk sürecinde dilediği arabulucuyu seçebileceği gibi adliye arabuluculuk bürosuna başvurarak sicile kayıtlı herhangi bir arabulucunun görevlendirilmesini de talep edebilir.
Zorunlu alanlar dışında da üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunacağı bir çok konu hakkında uzun süren dava sürecinden ve harç ücretlerinden kurtulmak için de ihtiyari olarak arabulucuya başvurulabilme imkanı vardır. Örneğin miras davalarında, miras payının paylaşımı için taraflar dava yoluna gittiğinde ortalama 4-5 yıl sürebilen yargılama süreci, bilirkişi ücreti ve harç ücretleri gibi durumlardan, arabulucuya başvurarak 4-5 hafta gibi kısa süre içinde uyuşmazlık çözüme kavuşturulabilir. Taraflardan biri veya tarafların hepsinin beraber belirleyeceği arabulucu huzurunda bir araya gelerek uzun yargılama sürecinin yıpratıcılığından kurtularak aralarındaki anlaşmazlığı çözüme kavuşturabilirler. Anlaşma koşulları arabulucunun tutacağı tutanağa yazılır ve arabulucu ile beraber, taraflarca imza edilir. Bu tutanak ilam niteliğinde belgelerden sayılır, yani bir nevi mahkeme kararı gibi hüküm doğurur.
Bu nedenlerle hem zamandan hem paradan tasarruf adına hem de olayı çözmüş olmanın huzurunu yaşamak adına sizler de kira uyuşmazlıkları, ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıkları, aile uyuşmazlıkları gibi üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabileceğiniz konularda arabulucuya başvurabilirsiniz.

+90 544 455 22 63

