İş Hukukunda Rekabet Yasağı Sözleşmesi Hangi Şart ve Koşullar Altında Geçerlidir?

Değişen ve gelişen dünya karşısında ekonominin ve pazarın da hızla gelişmesi sonucunda, hemen hemen aynı konumda olan kişiler arasında üstünlük mücadelesi baş göstermektedir. Hukuk sistemi de bu gelişmeden payını almakta olup sistemlere rekabeti koruyucu kurumlar getirilerek olası tehlikeler bertaraf edilmeye çalışılmaktadır.

Keza rekabet, her ne kadar kendisini daha çok ticaret hukuku alanında gösterse de, iş hukuku bakımından da önemi yadsınamaz. Çünkü, işverenin mesleki bilgi ve ticari sırlarına vȃkıf olan işçinin, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra bunları işvereni bakımından önemli tehlike arz edecek şekilde kullanması ihtimal dahilindedir.  Her ne kadar sözleşme özgürlüğü çerçevesinde kişiler istediği şekilde istediği gibi sözleşme yapma hakkına sahipse de rekabet yasağı sözleşmesi sınırsız bir özgürlüğe sahip değildir. Öncelikle böyle bir sözleşmenin, işçinin sözleşme içeriği hakkında bilgi sahibi olabilmesi, işverenin keyfi uygulamalarının engellenmesi amacı ile yazılı şekilde yapılması gerektiği gibi, sözleşmeye ancak ergin olan işçi taraf olabilmektedir. Bunun sebebi de, işçinin imzaladığı sözleşmenin kendisi bakımından doğurabileceği sonuçları önceden algılayıp öngörebilmesi amaç edinilmiştir.

Sözleşmenin yazılı olması ve işçinin de ergin olması haksız rekabete ilişkin sözleşmelerin yapabilmesi için de tek başına yeterli değildir. Borçlar Kanunu gereğince, işverene göre zayıf durumda olan işçinin çalışma özgürlüğünün işverenin haklı menfaati karşısında koruma altına alınarak, belli sınır ve şartlar çerçevesinde bu tür sözleşmelerin yapılması gerekmektedir. Peki REKABET yasağı Kuramı işyerindeki herkese uygulanabilir mi? Hayır, Borçlar Kanunumuzda da, işveren bakımından doğabilecek bu tehlikeler göz önüne alınarak işçi ile işveren arasında rekabetin yasaklanmasına sebep olabilecek hükümler belli şartlar çerçevesinde düzenlenmiş ve mutlaka bu hususların yazılı olması ve şartı aranmaktadır. Bu bağlamda günümüzde pek çok iş sözleşmesinde rekabet yasağı hükümlerine yer verilmiş olsa da, bu hükümler yasanın belirlediği sınırlar içerisinde değilse ve gerekli şartları da içerisinde barındırmıyorsa geçersizdir. Bu sınır ve şartlardan özetle bahsedecek olursak öncelikle, bir yasağın kararlaştırılabilmesi için işçinin işveren ile rekabet edebilecek ve bu kapsamda işvereni zarara uğratabilecek bilgilere sahip olması gerektiğini önemle vurgulayalım. Zira bu yasak, bir işyerindeki herkes için mutlak surette uygulanabilecek bir kuram değildir. Uygulamada en çok, işveren tarafından belirli eğitimlerin verildiği, müşteri çevresi ile temas halinde olan, üretim sektöründe ise how-know gibi işyeri için gizli bilgi ve ticari sır niteliği taşıyan bilgilere sahip olan personellerde daha çok uygulanmaktadır. Bu koşulları taşıyan işçiler için de mesleğini bir daha yapamaz hale getirecek sınırsız bir sözleşme yine geçersizdir. Rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olabilmesi için aynı zamanda; yasağın konu, zaman ve yer bakımından da sınırlandırılması gerekmektedir. Örneğin; hiçbir zaman işverenin yaptığı işi yapamaz, bilgisayar mühendisi ise bilgisayar Sektöründe hiçbir firmada çalışamaz, doktor ise bundan hiçbir özel hastanede çalışamaz şeklindeki hükümler, Anayasa ile güvence altına alınan “Kişilerin çalışma hakkı” na aykırı bulunmaktadır. Konu bakımından sınırlandırma, işverenin işçinin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki faaliyet alanını aşmayacak şekilde işçinin işveren nezdinde yaptığı iş ile ilgili spesifik özellikleri taşıyacaktır. Zaman bakımından sınırlandırma ise, yasağın süresiz olmayıp Borçlar Kanunu’nda özel durumlar ve istisnai haller saklı kalmakla, 2 yılı da aşamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Yasa metni değerlendirildiğinde özel durumların ne olduğu açıkça anlaşılamamaktadır. Ancak doktrinleri görüşler ve Yargıtay’ın Yerleşik içtihatlarında daha çok şirketlerdeki üst Düzey yöneticiler, işyerinin teknik iş sırlarını bilen kişiler için 2 yılı aşan düzenlemelerin makul görüldüğü anlaşılmaktadır. Bunlar dahi ortalama süre 5 yıl kadardır.

Rekabet yasağının bu şekilde gerek işverenin haklı menfaati gerek işçinin çalışma özgürlüğü üzerindeki etkileri bakımından sıkı koşullara tabi tutulmasında taraf menfaatleri bakımından yarar vardır. Böylece, işçisi için zaman ve para harcayan işverenin, işçinin kendi hakkında edindiği, üçüncü kişilerce bilinmesinde sakınca olabilecek bilgilerin kendi aleyhine kullanılıp önemli şekilde zarara uğraması engellenmiş olacaktır. Bunun karşısında da, kanun tarafından sözleşmenin sıkı şartlara tabi tutulmasından dolayı, işçinin çalışma özgürlüğü, ekonomik geleceği koruma altında olacak ve her iki tarafın menfaati de dengeli şekilde korunmuş olacaktır.