Akıl sağlığımız ne durumda!

Akıl sağlığımız ne durumda!

Ipsos Global Advisor araştırmamız kapsamında 29 ülkeden 20 bin kişiye akıl sağlığı konusunda bazı sorular sorduk. Buna göre; Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %72’si akıl hastalıklarının diğer hastalıklar gibi bir hastalık olduğunu düşünüyor ve bu hastalıkların da hekim desteği olmadan atlatılamayacağını belirtiyor. (%74)

Bu global araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin çoğu akıl hastalıkları konusunda oldukça kabullenmiş ve toleranslı yanıtlar veriyor.

Akıl sağlığımızı fiziksel sağlığımız kadar düşünüyor muyuz?

Global olarak 16-34 yaş aralığındaki ortalama her dört bireyden biri akıl sağlığını düzenli olarak düşündüğünü belirtiyor.

Buna karşın 65 yaş üstü bireylerin sadece sekizde biri (%12) bu konuda hem fikir. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireyler ise bu konuda ikiye ayrılmış durumda, %47’lik bir oran akıl sağlığını sıklıkla düşündüğünü belirtirken aynı oranda birey ise akıl sağlığını hiç düşünmediğini veya çok seyrek düşündüğünü iletiyor.

Fiziksel sağlığımızı ise daha sık düşünüyoruz gözüküyor. %62’lik bir oran fiziksel sağlığını sıklıkla düşündüğünü belirtiyor.

Akıl sağlığını düşünme, önem verme konusunda diğer ülkelerden gelen yanıtlara baktığımızda; Kolombiya (%76), Meksika (%73) ve Brezilya (%73) akıl sağlığını sıklıkla düşündüğünü belirtirken bu konuya en az önem veren ülkeler ise Rusya (%25), Güney Kore (%37) ve Suudi Arabistan (%42) olarak karşımıza çıkıyor.

Akıl hastalığı olan kişilere karşı daha toleranslı olmalıyız.

Akıl hastalığı olan kişilere karşı daha toleranslı olmalıyız konusunda, Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin %72’si toplumda akıl hastalığı olan kişilere karşı daha toleranslı bir tutum geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu konuda birçok ülke hem fikir. Güney Kore (%31) ve Japonya (%47)’dan araştırmaya katılan bireyler ise bu konuda en az hem fikir ülke vatandaşları olarak karşımıza çıkıyor.

Akıl Sağlığı Profesyoneline Gitmek

Araştırmanın yapıldığı ülkelerin çoğunun hem fikir olduğu konulardan biri de akıl sağlığı konusunda profesyonel destek almanın ne kadar normal olduğunu bize gösteriyor. “Akıl sağlığı konusunda bir profesyonele görünmek güçlü olduğumuzun göstergesidir” ifadesine katılım konusunda araştırmaya katılan ülkelerin çoğunluğu hemfikir. Türkiye’den katılan bireylerin %71’i de bu konuya katılıyor. Bu konuya en az destek veren ülkeler ise Japonya (%24) ve Güney Kore (%28) olarak karşımıza çıkıyor.

Araştırma Künyesi

Araştırma 23 Ağustos – 6 Eylül tarihleri arasında toplam 20,003 bireyle 29 ülkede gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında sorular, Ipsos Online Paneli üzerinden bireylere iletilmiştir. Araştırma kapsamındaki ülkeler: Arjantin, Avustralya, Belçika, Brezilya, Çin, Kanada, Şili, Kolombiya, Danimarka, Fransa, Almanya, Macaristan, Hindistan, İtalya, Japonya, Meksika, Hollanda, Polonya, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore, İspanya, İsveç, Türkiye, İngiltere,ABD, Malezya ve Israil. Araştırmanın gerçekleştirildiği 15 ülkede veriler genel nüfus profiline ve temsiliyetine dönük olarak ağırlıklandırılmıştır.

Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, İngiltere, Hindistan, İtalya, İspanya ve ABD’de her birinde ortalama 1000+ bireyle anket yapılırken geriye kalan ülkelerde ise 500+’er bireyle anket yapılmıştır, bu ülkelerde örneklem genelden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir. Her hâlükârda bu sosyal gruplar önemli ve büyüyen bir orta sınıf olduğu için sonuçlar bu ülkelerin nabzını anlamak için önemli göstergelerdir.

 

IPSOS HAKKINDA

90 ülkede 18 binden fazla çalışanı olan Ipsos, dünyanın üçüncü en büyük Türkiye’nin ise en büyük araştırma firmasıdır.

Vatandaşların, tüketicilerin, hastaların, müşterilerin veya çalışanların davranışlarına, düşüncelerine ve motivasyonlarına dönük güçlü içgörüler ve gerçek bir anlayış sunmak üzere; tutkulu araştırmacılarımız, analistlerimiz ve bilim insanlarımızla birlikte benzeri olmayan bir uzmanlıklar yapısı geliştirdik. 75 farklı iş çözümümüz; çeşitli anketlere, sosyal medya izlemelerine, kalitatif veya gözlemsel tekniklere dayanmaktadır.

Sloganımız olan “Game Changers”; hızla değişen dünyada kendilerinden emin bir şekilde ilerlemelerinde 5,000 müşterimizin yanında olma tutkumuzu özetlemektedir.

1975 yılında Fransa’da kurulan Ipsos, 1 Temmuz 1999’dan beri Paris Euronext Borsası’na kotedir. Şirket, SBF 120 ve Mid-60 endeksi kapsamındadır ve Deferred Settlement Service (SRD) için uygundur.

ISIN Kodu FR0000073298, Reuters ISOS.PA, Bloomberg IPS:FP www.ipsos.com/tr-tr

Dünyanın en iyi kabin ekibi

Dünyanın en iyi kabin ekibi

Emirates kabin ekibi, 2019 World Travel Awards (WTA) Dünyanın Lider Kabin Ekibi ödülünün sahibi oldu. Emirates ayrıca Dünyanın Lider Havayolu- Ekonomi Sınıfı kategorisinde de dünya birincisi oldu.

Emirates Operasyon Direktörü Adel Al Redha şu açıklamalarda bulundu: “160’dan fazla ülkeden bünyemize katılmış olan kabin ekibimizle sonsuz gurur duyuyoruz. Her gün altı kıtada 530’ı aşkın uçuşta, Emirates’in yüksek kaliteli ürün ve hizmetlerini tutku, özveri ve profesyonellik çerçevesinde sunarak misafirlerimizin unutamayacağı, güvenli ve konforlu yolculuklar yapmasını sağlıyorlar.

Farklı kesimlerden gelen Emirates kabin ekibi, çeşitliliği gerçek anlamda benimseyerek en iyi seyahat deneyimlerini sunmak için her uçuşta bir ekip olarak çalışıyor. Dünyanın Lider Kabin Ekibi unvanını almaları sarf ettikleri çabanın harika bir göstergesi ve bu ödül için müşterilerimize ve sektör ortaklarımıza teşekkür etmek istiyoruz” dedi.

W Istanbul partilerine devam

W Istanbul partilerine devam

Tarihi Akaretler Sıraevler’in merkezinde yer alan W Istanbul, eğlence ve müzik dolu gecelere kaldıpı yerden devam ediyor.

Şehirdeki en prestijli davetleri, Istanbul’un en eğlenceli süiti olan Extreme Wow Süitte bir araya getiren W Istanbul, müzikle dolu dünyasının kapılarını eğlence severlere açıyor.

Akaretler ve boğazın muhteşem manzarasının tadını çıkarabileceğiniz Extreme Wow Süitte; moda partilerinden, bekarlığa veda partilerine, özel doğum günü etkinliklerinden, marka lansmanlarına kadar birçok etkinlik misafirlerin isteğine göre organize ediliyor.

Bugüne kadar Rihanna’dan Amy Winehouse’a, Floyd Mayweather’dan Ciara ve Cassie’ye pek çok starın tercih ettiği Süitte; bar, hamam, buhar odası, özel teras ve DJ kabini yer alıyor.

Extreme Wow Süit; sahip olduğu geniş oturma alanı, misafirlerin isteğine bağlı olarak şekillenebilecek interaktif sistemleri ve W Istanbul’un sunduğu lüks hizmet anlayışı ile ön plana çıkıyor.

W Istanbul, özel anlarınızı unutulmaz kılmanız ve kendinizi şımartmanız için sizleri bekliyor.

İletişim: 0212 381 2121

İstanbul Havalimanı’nın yenisi Yotel Komyuniti Lounge

İstanbul Havalimanı’nın yenisi Yotel Komyuniti Lounge

İstanbul Havalimanı gidiş katında, konforlu, şık ortamı, Türk ve dünya mutfağının en iyi örneklerini sunan mutfağıyla hizmet veren Yotel Komyuniti Lounge, havayolu ve uçuş sınıfı gözetmeksizin bütün yolculara VIP bir kulüp deneyimi sunuyor. Ortak sosyalleşme alanında, 7/24 keyifli vakit geçirmek, restoran ve barından servis almak mümkün.

Restoran ve barında, özel tarifli alkollü ve alkolsüz içecek seçeneklerinin yanı sıra usta şefler günün her saati her damak tadına uyacak alternatifler sunuyor. Günün her günü, zengin açık büfe kahvaltının hemen ardından mevsimin taze sebze ve meyvelerinin kullanıldığı menüsüyle, sindirimi kolay ürünler içeren, sağlıklı, lezzetli taze içeriklerden oluşan rafine füzyon bir mutfaktan seçkiler sunuluyor.

Ayrıca 24 saat açık bir spor salonuna sahip.

İş mutluluk getirir mi?

İş mutluluk getirir mi?

İşiniz sizi mutlu ediyor mu? Eğer gelişmiş bir ülkedeyseniz pek de etmediğini söyleyebiliriz. Global araştırmamıza göre “Anlamlı bir işe sahip olmak” 29 mutluluk kaynağı içerisinde 13. sırada belirtiliyor. Araştırmaya Türkiye’den katılan bireyler ise bu konuyu 11. sırada belirtiyor.

Sevdiğin işi yapmak ve iş hayatında mutluluk konuları günümüzde en çok tartışılan konuların başında geliyor. Her şeyden önce işimiz günümüzün büyük bölümünü geçirdiğimiz alan olarak karşımıza çıkıyor.

İş verenler çalışanlarını elde tutmak için daha fazla çaba gösteriyorlar ve sonuç olarak; iş-yaşam dengesi, esnek çalışma alanları ve uzaktan çalışma gibi iş yerlerinin dönüşüm sinyallerini gösteren bazı trendler karşımıza çıkıyor.

Ipsos Global Advisor Araştırmamız kapsamında 28 ülkede mutluluğu araştırdık. Bu Araştırma kapsamında anlamlı bir işlerinin olması bireyleri ne kadar mutlu ediyor konusunu da irdeledik. Buna göre anlamlı bir işe sahip olmak belirtilen 29 muhtemel mutluluk kaynağı içerisinde 13. sırada belirtiliyor. Sağlık, hayat şartları, hobiler, güvenlik, anlamlı bir hayat, arkadaşlar ve daha fazla para gibi faktörlerin tümü anlamlı bir işe sahip olmaktan önce geliyor.

Anlamlı bir işe sahip olmayı mutluluk kaynağı olarak üst sıralarda gösteren ülkelerin başında gelişmekte olan ülkeler geliyor. Kolombiya (%90), Peru ve Meksika (%89), Güney Afrika ve Arjantin (%88) Anlamlı bir işe sahip olmayı mutluluk kaynağı olarak en az gören ülkeler ise genelde gelişmiş ülkeler olarak karşımıza çıkıyor. (Sırbistan hariç (%74): ABD, Belçika, Almanya (%72), İngiltere (%71), Fransa (%67), Kanada (%63), Japonya (%58) Sonuçları değerlendiren Wharton School of Business’dan Profesör ve Total Leadership adlı kitabın yazarı Stew Friedman şunları iletiyor. “Gelişmekte olan pazarlardaki insanlar kendi yeteneklerini gösterebilecekleri böylelikle de onlara iş hayatında bir anlam ve amaç hissi verecek imkanlara sahip olmayabilirler. Dolayısıyla bu konularda daha beklentili olduklarını ve bunu mutluluk için de bir kaynak olarak gördüklerini söyleyebiliriz.”

 

Ebeveynleri gibi yaşamak istemiyorlar

Anlamlı bir işe sahip olmanın mutluluk kaynağı olarak gençler tarafından yaşça büyük bireylere kıyasla daha fazla görüldüğü yine Ipsos Global Advisor Araştırmamızda görülüyor.

35 yaş altı bireylerin %85’i anlamlı bir işlerinin olması mutluluk kaynağı diyor, bu oran 35-49 yaş aralığında da %84 olarak görülüyor. 50 yaş üstü bireylere bakıldığında bu oran 18 puan düşerek %66’yı buluyor.

Sonuçları değerlendiren The Myths of Happiness adlı kitabın yazarı Prof. Lyubomirsky bu bulguların milennialler konusunda yapılan birçok araştırmayı yansıttığını belirtiyor ve milenniallerin iş-yaşam dengesi ve anlamlı bir işe sahip olmayı önemsediklerini vurguluyor. Ve ekliyor: “Daha yaşça büyük bireyler iş hayatına atılırken anlamlı bir işe sahip olmayı çok önceliklendirmemiş olabilirler ve belki şimdi bundan pişmandırlar.”

Wharton İş/Hayat Entegrasyonu projesini 1991 yılında hayata geçiren Prof. Friedman ise insanların artık ebeveynleriyle aynı hayatı yaşamak istemediklerini belirtiyor ve günümüzde insanların kendilerini tamamen işe adamak istemediklerini söylüyor. Ve ekliyor: “Günümüzde artık şirketler, iş yerlerinin ne kadar aile ortamı gibi olduğunu ve çalışanlarının sosyal hayatlarını önemsediklerini göstermeye gayret ediyorlar.

Global olarak baktığımızda hobiler ve ilgi alanları ve hayatı anlamlı hissetmek (%85), hayatlarını kontrol edebildiklerini hissetmek ve hayatlarının tatmin edici bir yönde ilerlediğini görmek (%84) ve sahip olunan boş zaman (%84) gibi faktörler “anlamlı bir işe sahip olmak” faktöründen daha fazla mutluluk kaynağı olarak belirtiliyor.

Sosyal etkiye sahip olmak

Gençlerin anlamlı bir işe sahip olmayı mutluluk kaynağı olarak görmeleri altında yatan nedenlerden biri de dünyayı biraz daha iyi bir yer haline getirmek konusundaki düşünceleri olabilir. Yine Ipsos Global Advisor araştırmamız gösteriyor ki araştırmaya katılan 35 yaş altı bireylerin yarısından biraz fazlası (%52) hayatlarının bir anlamının olmasını hissetmenin onlara mutluluk verdiğini belirtiyor, bu oran 35-49 yaş arasında %48’e, 50-74 yaş aralığında ise %41’e düşüyor.

 

 İstanbul Marriott Hotel Şişli’nin yeni yıl sürprizler

İstanbul Marriott Hotel Şişli’nin yeni yıl  sürprizler

İstanbul Marriott Hotel Şişli, umut dolu yepyeni bir yıla keyifli bir başlangıç yapmak isteyenleri  31 Aralık akşamı yılbaşı coşkusunu yansıtan muhteşem bir açık büfe ve canlı orkestra ile karşılayacak. Marriott Şişli’nin yetenekli şeflerinin hazırladığı yılbaşı temalı çorbalardan tatlılara, zengin şarküteri köşesi, taze salatalar ve tadına doyum olmayan birbirinden iddialı ana yemekler eşlik edecek. Yılbaşı keyfini biraz daha uzun tutmak isteyenler için konalamalı özel paketler de sunuluyor.

Noel Yemeği; 

24 Aralık akşamı The Dish Room Restoran’da 4 aşamalı set menüden oluşan bir Noel yemeği düzenleniyor. İlk olarak pastırma, enginar, ördek spesiyalleri, rokfor ve gouda peynirlerinden oluşan bir başlangıç ve ardından Ricotta peynirli ıspanak ravioli ara sıcak olarak sunulacak. Ana yemekte kızılcık sosuyla hindi ve tatlı olarak da vanilyalı dondurma eşliğinde elmalı turta servis edilecek. Fiyatı 200 TL + KDV olarak belirlenen Noel yemeğinde içecekler tercihe göre ücretlendirilecek.

Yılbaşı; 

İstanbul Marriott Hotel Şişli’de canlı orkestra eşliğinde, yılbaşı coşkusunu yansıtan muhteşem bir açık büfe bekliyor. Menüde yumuşacık mantarlı bonfile, mis gibi ızgara tavuk ya da nar gibi kızarmış yılbaşı hindisi arasında seçim yapmak zorunda değiller. Sıcacık çorbalardan taptaze salatalara, birbirinden leziz meze ve şarküteri çeşitlerinden bol seçenekli tatlılara uzanan zengin açık büfenin yanı sıra Türkçe ve yabancı şarkılardan oluşan zengin repertuvarıyla Şule Arseven’in solistliğini üstlendiği canlı orkestra ile birlikte yılbaşı akşamı, keyifli ve eğlenceli bir ziyafete dönüşecek. Arzu eden herkes, yeni yılı karşılarken limitsiz yerli alkollü içecekler dahil kişi başı 550 TL ödeyerek bu şölene katılabilir.

Konaklamalı yılbaşı gecesi; 

Yılbaşı keyfini biraz uzatarak senenin ilk gününü de doyasıya yaşamak isteyen misafirler bu muhteşem lezzet şöleninin ardından,  açık büfe yılbaşı kahvaltısı ve odadaki yılbaşı ikramları dahil otelde konaklamak için şimdiden özel paket fiyatlarıyla rezervasyon yaptırabilirler.

Yılbaşına özel etkinlikler, konaklamalı yılbaşı paketleri ve spa bakımlarıyla ilgili detaylı bilgi ve rezervasyon için 0 (212) 375 0100 no’lu telefondan, info.marriottsisli@marriott.com email adresinden ya da @marriottsisli  Facebook hesabından da otele ulaşabilirsiniz.         

Jolly’den Karadeniz yaylalarında erken rezervasyon fırsatı

Jolly’den Karadeniz yaylalarında erken rezervasyon fırsatı

Yeşile doyacağınız, doğa ile iç içe olacağınız ve yöresel lezzetlerin tadına bakabileceğiniz 2020 Karadeniz Turları’nda erken rezervasyon başladı! Üstelik kişi başı 500 TL’ye varan indirimler Karadeniz Turları’nda sizi bekliyor. Siz de #hadigidelim Karadeniz’e diyorsanız, hemen rezervasyon yaptırın ve Karadeniz’in tüm güzelliklerini bir arada yaşayın.

Kavrun Yaylası

İşte Jolly Karadeniz turları ile görebileceğiniz yerler;

Trabzon’da Karadeniz’in meşhur gölü olan Uzungöl’ü keşfedecek, telkârileri yapımına tanık olacak, Sümela Manastırı’nı gezecek ve  çay fabrikasını ziyaret edip çay toplayacaksınız.

Gürcistan’ın güzel şehri Batum’u gezecek ve Batum’un ünlü Medea Heykeli’ni göreceksiniz

Rize’de kaplıcasıyla ünlü olan ‘Yaylaların Sultanı’ Ayder Yaylası’na çıkacak, Fırtına Deresi’nde rafting yapacak,  Gito Yaylası’nda gökyüzü salıncağına binecek, ballarıyla meşhur olan Anzer Yaylaları’nı gezecek,  Pokut Yaylası’nda hayatınızda görmediğiniz bir manzaranın büyüsüne kapılacak ve Kaçkarların eşsiz güzelliği ve bol oksijeni içerisinde büyülü bir dünyaya tanık olacağınız Palovit Şelalesi’ni göreceksiniz.

Ayder YaylasıArtvin’de 1900’lü yıllarda meydana gelen bir heyelan sonucu oluşan 1500m yükseklikteki Karagöl’e ve Doğu Karadeniz’in en büyük şelalelerinden birisi olan  Mençuna Şelalesi’ne hayran olacaksınız.

Yeşil ve mavinin birbirine karıştığı şehir Giresun’da Giresun Adası’nı ve Kümbet Yaylası’nı gezeceksiniz.

Karadeniz’in fındık cenneti Ordu’da teleferikle Boztepe’ye çıkacak ve muhteşem bir manzaraya tanık olacaksınız.

Batı Karadeniz’de UNESCO tarafından koruma altına alınan Safranbolu’yu ve Fatih Sultan Mehmet’in ‘Lala Lala Çeşm-i Cihan (Dünya’nın Gözü) bu mu ola?’ dediği ve hayranlığını ifade ettiği Uyuyan Prenses lakaplı Amasra’yı gezeceksiniz.

Ve,  Karadeniz turları ile birbirinden güzel lezzetleri tadacaksınız. Akçaabat’ta köfte, Hamsiköy’de sütlaç,  Safranbolu’nda safranlı lokum, Batum’da Gürcü Hinkali ( Gürcü mantısı ) ve Haçapuri (Gürcü pidesi), Çamlıhemşin’de muhlama (mıhlama), Laz böreği ve daha fazlasını yemeye hazır olun.

 

 

Bu yıl Jolly ile iki ayrı ülkede yeni yıla girin

Bu yıl Jolly ile iki ayrı ülkede yeni yıla girin

Lapland ya da bir diğer ve büyülü adıyla Kuzey Işıkları’nın yurdu… Adeta dünyada değil de bir başka alemde olduğunuz hissini yaratan bu büyülü coğrafyayı kuşkusuz, herkes görmeyi gezmeyi hayal ediyor olmalı.

Alternatif tarih seçenekleriyle dünyanın bu en büyülü coğrafyasını deneyimlemek gibi bir düşünceniz var ise, şimdiden harekete geçin. 2 gece 3 gün olarak planlanan bu turun başlangıç fiyatı 849 euro’dan başlıyor. Üstelik direkt uçuş, oda kahvaltı konaklama, rehberlik hizmeti, termal kıyafet kullanımı ve noel baba köyü turu da dahil! Yılbaşı ve sömestır özel tarihlerini de değerlendirmek isteyen tatil severler Kuzey Işıkları Lapland Turları için bir planlama yapabilir.

Noel Babanın deniz kıyısındaki evi

Peki, bu büyülü coğrafyaya adım attığınız anda sizi neler karşılayacak? İlk rotalardan biri, Santa`sSeaside Office’e yani Noel Babanın deniz kıyısındaki evi karşılayacak. Ve tabii ki bu büyülü ortamda sizi en çok etkileyen şeylerden biri de ahşap evlerin Laponya tarzı yorumu olacak. Yılbaşının tüm tonlarına bürünen bu coğrafyada sevdiklerinize ve hatta kendinize kartpostal yollamayı ihmal etmeyin.

İki ayrı ülkede yeni yıla girin

Tura adını da veren Kuzey Işıkları, bu gezinin olmazsa olmazları arasında. Gezinin hemen her günü Kuzey Işıkları’nın büyüsünü yaşayabileceksiniz. Kuzey ışıklarını izleyeceğiniz coğrafya ise Aurora Borealis olacak. Gezinin bir diğer sürprizi ise aynı gece içinde iki ayrı ülkede iki ayrı yılbaşı deneyimini yaşama fırsatını vermesi. Yeni yıl parti ve gösterisi için önce Finlandiya-Tornio’daki kutlamaya katılacak ardından kısa bir yürüyüş ile İsveç tarafına geçecek ve saat farkı sebebi ile 1 saat sonra yeniden bir yeni yıl kutlaması yapılacak.

Ren Geyiği  ve Husky’lerle kızak keyfi

Ren Geyiği ve Husky Safari Turu ve Ren geyiklerinin çiftliğinde bir deneyim, Laponya Çadırı içinde Şaman hikâyelerinin de anlatıldığı zevkli anlar, Husky köpeklerinin çiftliğini ziyaret ve Husky’lerle kızak keyfi, kar motorlarıyla donmuş göllerin üzerinden olağanüstü manzaralara doğru safari, harikalar diyarında olduğunuzu hissettirecek kadar şirin bir köy Santa Claus’ta bir gezi; deneyimleyebileceklerinizden sadece birkaçı. Jolly’nin Lapland Turu’nda bu olağanüstü coğrafyada insan ürünü olağanüstü eserlerin görülebilmesi için de özel zamanlar ayrılmış. Buz otel, buz kilise gibi eserlerin yer aldığı Snow Castle’a doğru seyrüsefer bunlardan biri…

 

Buket Aydın “Cesaretimin kırılması mümkün değil”

Buket Aydın “Cesaretimin kırılması mümkün değil” 

—Sosyal medyanın bir iletişim aracı olarak hayatımıza girmesi ile birlikte Televizyon haberciliği, gazetecilik güç mü kaybediyor” yorumları yapılıyor.  Hayır, bence öyle değil ve bu yapılan yorumların aksi yönde geliştiğini de görüyorum.  Bana göre sosyal medya bu şekli ile bizim gücümüze güç katıyor.

—Güzellik, çirkinlik görecelidir ama adalet göreceli bir kavram değildir. Kişisel düşünceye, şahsi beğeniye göre şekillenemez. O yüzden adaletin terazisini bizim meslekte doğru kullanmak gerekiyor.

—Ben cesaretimi; tarlada, bahçede, hayatta, evliliklerinde karşılaştıkları her ne güçlük, zulüm, acı keder ne olursa olsun azmini elden bırakmayan, kalkıp çalışıp evlatlarına bakan aynı zamanda kocalarının zulmüne karşı sessiz kalmayan kadınlarımızdan alıyorum. Dolayısıyla benim cesaretimin kırılması mümkün değil.

—Siber zorbalık başlığını, bireysel olarak ele alıp sırf kendim üzerimden konuşarak kapsamını küçültemem.  Buradaki genel sıkıntı; ifade özgürlüğünün hakaret özgürlüğü olarak anlaşılmış olması.

 —Benim tutku duyduğum bir şey yok. Bakış açım biraz değişik. Her şeyi vaz geçilebilir görüyorum. Tasavvuf çok severim. Hayata bakışım yaklaşımım da o tarzdadır. Ölüme de öyle bakarım. Her şey vazgeçilebilir. “Şuna tutkunum” benim kuracağım bir cümle kalıbı değil.

 —On sene sonra artık haber bülteninin de bir saati olmayacak… O zaman geldiğinde; sizin haber bülteniniz kutuda bir yerde duracak. İzleyici istediği zaman onu açacak ve izleyecek. O vakit geldiğinde “ hadi 19:00’da haber bülteni izleyelim” diye bir şey de kalmayacak.

 —Hayal ettiğimin çok ötesinde bir noktadayım. Kanal D ana haberi bir gün sunarım diye bir hayalim olmuştu ama kanal D haberi yönetmek benim hayallerimin de ötesinde bir şeydi. Allah nasip etti ama sadece nasip ve kısmet ile olmuyor gerçekten de çok çalıştım.

 Gerçekten çok yoğun bir tempomuz var.  Bu yoğun tempoda fırsat buldukça tek yaptığım spor.  Haftanın beş günü spor yapıyorum. Bunlardan dört gün iki ayrı eğitmenle oluyor. Kick boks yapıyorum. Çok severek yapıyorum. İyi de yapıyorum. Bunu ben değil hocam söylüyor. Bir başka hocamla da plates ve kardiyo antrenmanları yapıyoruz.  Deşarj oluyorum. Bütün negatif yük ne varsa orada o spor sırasında atılıyor. Kafamı boşalttığım kendimi yenilediğim tek yer diyorum oraya çünkü her şeyi unutuyorum ve çok iyi geliyor bana..

 —Süper gücüm olsa; çocukların ve insanların açlıktan ölmemesini sağlardım. Neredeyse 2020’ye giriyoruz ve dünyada açlıktan ölenlerin olması, bence hepimizin her gün hiç bıkmadan konuşması gereken tek konu. Dünyadaki bütün zenginler servetlerinin sadece ve sadece yüzde birini bağışlasa, dünyada hiçbir çocuk, hiç bir insan ölmez. Şu anlamda ülkemi Türkiye’mi övmek istiyorum. Buna da bence herkes katılır. Bizim ülkemizde açlıktan ölen olmaz çünkü bizim topraklarımızda hala insanın insanı kollaması diye bir gerçek var. Biz o ruhu hiçbir zaman kaybetmedik.

 —Astroloji… Çok severim. Gökyüzü hareketlerinin bir matematiği olması ben de bir merak, keyifli bir ilgiyi uyandırıyor.

 —Haftada iki gün mutlaka et, iki gün de mutlaka balık yerim. Izgara tercih ederim. Bol salata bol sebze yemeğe çalışırım.  Bol su tüketirim.  Zararlı olduklarını düşündüğüm için asitli içecek içmemeye çalışıyorum. Alkol, sigara kullanmıyorum. Aslına bakarsanız ben bir sendir kendime çok iyi bakıyorum.

 —İnsanları duyguları yönetir beni mantığım… Hiçbir zaman duygularıyla hareket eden bir insan olamadım. Hayatımın her alanında mantığım devreye girer ve hep “Buket” diyerek gelir koluma girer ve kendi tarafına beni çeker. Ben de hep mantığımı dinlemeyi seçtim. Ve hiç bir zaman kararlarımdan dolayı kaybettiğim olmadı.

 

Mesleğinizin güçlü bir meslek mi? Zorluklarından bahseder misiniz?

Güçlü bir meslek… Sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde gücü olan bir meslek…

“Sosyal medyanın bir iletişim aracı olarak hayatımıza girmesi ile birlikte Televizyon haberciliği, gazetecilik güç mü kaybediyor” yorumları yapılıyor.  Hayır, bence öyle değil ve bu yapılan yorumların aksi yönde geliştiğini de görüyorum.  Bana göre sosyal medya bu şekli ile bizim gücümüze güç katıyor.  Söylediğimizin hükmünü çarpan etkisiyle katlayarak büyütüyor. Bu yönüyle çok zor bir meslek…  Adil olmak öncelikle önemli olan bir meslek… Adaletli olmayı ve her kese eşit mesafeden bakabilmeyi gerektiren bir iş. Bunları doğru yaptığınız sürece gücünüz artarak yükselir.  Güzellik, çirkinlik görecelidir ama adalet göreceli bir kavram değildir. Kişisel düşünceye, şahsi beğeniye göre şekillenemez. O yüzden adaletin terazisini bizim meslekte doğru kullanmak gerekiyor. Hakka, hukuka doğru yer vereceksiniz ki objektif bir şekilde olayları değerlendirebilesiniz. Evet gerçekten bu meslek çok güçlü bir meslek.

 Risk almayı seviyorsunuz ama cesaretinizin kırıldığı durumlar oluyor mu?

Cesurum… Bu kadar cesur olduğumu inanın bu bir buçuk sene içerisinde fark ettim.  Risk almayı hep sevmişimdir. Hayatım boyunca her zaman risk aldım çünkü bu benim yapısal özelliklerimden biri. Ben çocukken de böyleydim. Sonra gençlik dönemlerimde bu yönüm daha da kuvvetlenerek iyice arttı. Hatta bu kadar risk almasam da iyi olur diye de düşündüğüm zamanlar da oluyor ama bu cesaretimin kırılmasından değil de kendime notum olarak. Zaman zaman arkadaşlarım, yakınlarım “Buket acaba biraz daha sakin olsan mı” diyorlar… Aslında önerileri yapmakta fayda var.  Hatta zaman ilerledikçe bu yöne doğru evrilebilirim.

 Cesaretimin kırıldığı oluyor mu?

Cesaretimin kırıldığı olmuyor ama zaman zaman üzüldüğüm oluyor. Ülkemizde özellikle erkek egemen bir anlayış var. Bu durum aslında birçok sektör için geçerli ama bizim sektörümüzde çok daha etkin ve hâkim bir husus… Buna kadınların yüksek derecede destek vermesi yani bu erkek egemen anlayışı benimsemesi, kabullenmesi ve hem cinslerinin başarılı bir konuma gelmesinden rahatsız olması beni üzüyor. Ancak; hiçbir şekilde cesaretimi kırmıyor. Ben cesaretimi; dayak yediği eşine karşı çıkıp, ev kadınıyken çalışmaya başlayan ve çocuklarını aslanlar gibi büyüten kadınlarımızdan alıyorum. Tarlada, bahçede, hayatta, evliliklerinde karşılaştıkları her ne zulüm, acı keder ne olursa olsun kalkıp çalışıp evlatlarına bakan aynı zamanda kocalarının zulmüne karşı sessiz kalmayan kadınlarımızdan alıyorum. Dolayısıyla benim cesaretimin kırılması mümkün değil.

Ben cesaretimi; eline bir telefon alıp, evinden ya da işinden, her şeye bir şekilde karışmaya çalışan, hani derler ya kadın kadının kurdudur zihniyetindeki kadınlardan almadım.  O yüzden cesaretim kırılmıyor açıkçası…

Eleştiriye açık mısınız?

Çok.. Hem eleştiriye açığım, hem de kendi kendimi o kadar eleştiririm ki;  çalışma arkadaşlarım, yakınlarım “ kendine o kadar acımasızlık etme”  dedikleri çok olur.

 Son zamanlarda siber zorbalık ya da sosyal linç diyebileceğimiz bir duruma maruz kaldınız. Siber mağduriyet… Ne diyorsunuz?

O mevzu aslında şu; oraya bir meslek icra edilmeye gidildi. Gazetecilik, habercilik yapmak için gidildi. Sadece şahsımla alakalı bir şey değil oraya giden tüm gazeteci arkadaşlar canlarını hiçe sayarak, belli bir tehlikenin varlığını göze alarak gitti ve haberi en iyi en doğru şekilde aktarmaya çalıştı.  Burada olay siber zorbalık değil. Makyaj dediler, saç dediler, saat dediler başka bir şey de söyleyebilirlerdi. Orada ki amaç o saldırıyı gerçekleştirmek.  Dolayısıyla; “Siber zorbalık” başlığını, bireysel olarak ele alıp sırf kendim üzerimden konuşarak kapsamını küçültemem.  Burada erkeklerin kadınlara karşı ne kadar zorba olabileceğini de görüyoruz, kadınların kadınlara karşı nasıl acımasız olabildiğini de gözlemleyebiliyoruz. Karşı destekler de var. Buradaki sıkıntı şu; elbette ifade özgürlüğü var ancak bunun ne anlama geldiği yanlış anlaşılmış. Bu çok net…

 Nasıl anlaşılmış açıklar mısınız?

İfade özgürlüğünü; hakaret özgürlüğü olarak anlaşılmış.  Bunu böyle anlayıp; içimize sindirir, böyle kabul eder ve bir de çocuklarımıza, gençlere böyle yansıtırsak ileride gelecek neslin birbirine yapabileceklerini düşünmek bile istemiyorum.  Çünkü hepimiz biliyoruz ki; çocuklar bu çağın telefonları ellerinde, sosyal medyanın içinde, internetle büyüyorlar. Bu konularda bizden çok çok daha üst seviyede bilgili ve de ilgililer. Onların geleceği bu platformlardan geçecek. Şu anda 30 ila 60 yaş aralığında olan insanlar sosyal mecralarda yazdıkları, yaptıkları, paylaştıkları her bir şeyin sorumluluğunu; çocuklarının, torunlarının sorumluluğu gibi düşünerek hareket etmeli.   Bu gün bu konulardaki uzman değerlendirmelerini dinlediğinizde ve ya okuduğunuzda “zorbalık” denen davranış şeklinin okul çağındaki çocuklara indiğini görebiliyorsunuz.

 Önceden birbirimize saygı duyardık. Günümüzde bunun kalmadığını görüyorum. Benim mağduriyetim hemen fark edildi. Peki fark edemediklerimiz… Oralarda neler oluyor. Çocukların çocuklara,  gençlerin gençlere yaptıkları var… Ben kaç tane insan, genç biliyorum ki; instagram üzerinden aldığı yorumlar, alaycı, kırıcı yazışmalar sonucu bunalıma girip, ailelerine dönüp küçücük yaşta “ben estetik ameliyat olmak istiyorum” diyenler var. Küçücük yaşta psikolojik bunalıma girenler, antidepresan kullanmaya başlamak durumunda kalanlar var. Ve bunlar sadece siber zorbalık yüzünden oluyor.

 Ne yapılmalı sizce?

Herkes şapkasını önüne koyup önce iyice bir düşünmeli.  Ben evladıma, torunuma bu anlamda ne miras bırakıyorum diye düşünerek, kullandığı o mecralarda neler yaptıklarını değerlendirmeli.  Eline telefonu alan karşısındaki insana hakaret edebilme özgürlüğünü kendisinde bulmamalı.  Sonra çok ağır hakaretlerde bulunan kişilere dava açtığımız zaman, bu zorbalar ağlayarak gelip özür diliyorlar. Neden kendilerini bu pozisyona düşüyorlar. İşin bir de böyle tarafları var. Bunlar yaşanmasın. Biz böyle bir toplum değildik. Ne zaman bu dönüşüm oldu, nasıl bu hale geldik diyor ve üzülüyorum. İşime bakıyorum ama siber zorbalığın çok ciddi anlamda ele alınması gerekiyor. Ben ileride bu konuda bir çalışma yapmayı planlıyorum açıkçası. Siber zorbalıkla mücadele için elimden gelen katkıyı sağlayabilirim. Tekrar altını çiziyorum benim yaşadıklarımla ilgili olarak söylemiyorum bunları çünkü benim yaşadığım okyanusta su damlası misali..  Çok başka örnekler yaşayan çok insan var. Sadece ben değilim. Dolayısıyla benim baktığım pencere bambaşka bir pencere ve orada gördüklerim bizi bundan on sene sonra toplumca üzüleceğimiz bir noktaya doğru gidişimizi gösteriyor. Bence herkesin ayağını denk alması lazım…

Bu gibi deneyimler sizi mesleğinizden soğutuyor mu?

Hayır asla… Bir laf vardır beni öldürmeyen güçlendirir diye. Ben samimiyetle dile getiriyorum ki ne kadar güçlü olduğumu ve ne kadar cesur olduğumu son bir buçuk yılda çok net gördüm. Mesleğimi çok severek yapıyorum. Çok ciddi fedakârlıklar gerektiriyor. Kendinizi yani “ben” dediğiniz şeyi ikinci plana atıyorsunuz. Kariyer üzerinden ilerlerken kendi gelecek aile plan programlarınızı resmen “çok gönüllü bir şekilde” öteliyorsunuz. Bu durum da bence meslek sevgisinin adanmışlıkla buluşma hali.  Yaşadığım bu tarz olaylarla işime olan sevgim hiçbir şekilde azalmıyor.   Ben artık şöyle bakmaya başladım bu tip olaylara bu arada onu da söyleyeyim; bu saldırıların birçoğunun aslında saldırı olmadığını sadece benimle etkileşime girmek isteyen insanların, kendisini de bu şekilde benimle etkileşime girerek belki bize cevap verir ümidiyle bu saldırıları yaptıklarını düşünüyorum. Benim için izleyicinin, halkın ne dediği çok önemli. İzleyicinin ne dediğini reytingle, halkın ne dediğini dışarıda gezerken görüyoruz. Çok memnunum sıkıntım yok.

 Bu gün mesleğinizde ve ya hayatınızda hayal ettiğiniz yerde misiniz?

Hayal ettiğimin çok ötesinde bir noktadayım. NTV’de sekiz yıl çok severek çalıştım. Orada ana haber sunmayı hayal ederek başlamış mıydın derseniz evet. Bırakırken de orada ana haberi sunarken buraya geçtim. Ama Kanal D ana haberi bir gün sunarım diye bir hayalim olmuştu ama kanal D haberi yönetmek benim hayallerimin de ötesinde bir şeydi. Allah nasip etti kısmet etti ama sadece nasip ve kısmet ile olmuyor gerçekten çok çalıştım. Yakından tanıyan dostlarım, çalışma arkadaşlarım ne kadar emek harcadığımı bilirler… Böyle deyince de ama “her çok çalışan yapamıyor” diyecekler bu her sektörde böyle… Ona da nasip diyelim..

İşten geriye kalan vakitlerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Vakit kalsa değerlendireceğim… Gezmeyi, seyahat etmeyi çok severim. Yurtdışında yeni yerler tanımaya bayılırım ama uzun süredir bu anlamda hiçbir yere gidemiyorum.  Çünkü gerçekten çok yoğun bir tempomuz var.  Bu yoğun tempoda fırsat buldukça tek yaptığım spor.  Haftanın beş günü spor yapıyorum. Bunlardan dört gün iki ayrı eğitmenle oluyor. Kick boks yapıyorum. Çok severek yapıyorum. İyi de yapıyorum. Bunu ben değil hocam söylüyor. Bir başka hocamla da plates ve kardiyo antrenmanları yapıyoruz.  Deşarj oluyorum. Bütün negatif yük ne varsa orada o spor sırasında atılıyor. Kafamı boşalttığım kendimi yenilediğim tek yer diyorum oraya çünkü her şeyi unutuyorum ve çok iyi geliyor bana..

En büyük tutkunuz nedir?

Benim tutku duyduğum bir şey yok. Bakış açım biraz değişik. Her şeyi vaz geçilebilir görüyorum. Tasavvuf çok severim. Hayata bakışım yaklaşımım da o tarzdadır. Ölüme de öyle bakarım. Onu bir kayıp olarak görmem. Ben her şeye böyle bakıyorum. Her şey vazgeçilebilir. “Şuna tutkunum” benim kuracağım, kullanabileceğim bir cümle kalıbı değil.

 İleriye yönelik planlarda neler var?

Yok aslında. Çünkü; genç yaşta mesleki konumda bu kadar iyi bir noktaya yükselmiş olmak bir yönden iyi bir yönden zor.  Zorluğu şu; gelinen bu noktanın üzerine ne hedef koyabilirim konusu diyebiliriz. Ben yeniliğe çok açık bir insanım. Aynı yerde senelerce kalmaktan hiç hoşlanmam. Çok güzel bir haber merkezimiz var.  Güzel arkadaşlarla beraber çalışıyoruz. Burayı daha yeni oturttuk. Burası ile ilgili bir planım var mı derseniz? Daha da iyi bir noktaya getirmek… Geri dönüşler içimize bir sinsin. Televizyonculuğu seviyorum. İşin yönetim kısmını da seviyorum. Zaman neler getirir onu hep birlikte göreceğiz.

 Peki bir de şöyle sorsak bu soruyu; işinizde gayet başarılı bir şekilde ilerliyorsunuz. Dünyada benzer örnekler var. Oprah Winfrey gibi…  O şimdi kendi kanalını kurdu. Ülkemizde bir Acun örneği var…  Siz böyle bir şey düşünüyor musunuz?

Kendi işimin patronu olmak evet isterim. Herkes ister. Acun’un yapmış olduğu şey ona çok ciddi riskler alarak ilerledi. Saygı duyduğum bir isim, çok da iyi bir televizyoncu olduğunu düşünüyorum. Acun’un bu işi kurduğu dönemde evet, ama şuanda bir kanalım olsun ister miyim istemem çünkü televizyon artık geleceğe doğru ilerleyen bir şey değil. İnsanlar içinde bulundukları koşullar gereği istedikleri yapımları kendileri uygun oldukları saatte izlemek istiyorlar. Artık her şey buna evrilecek bakın unutmayın. On sene sonra artık haber bülteninin de bir saati olmayacak… O zaman geldiğinde; sizin haber bülteniniz kutuda bir yerde duracak. İzleyici istediği zaman onu açacak ve izleyecek. O vakit geldiğinde “ hadi 19:00’da haber bülteni izleyelim” diye bir şey de kalmayacak. Kendi işimin patronu olmak isterim. Geleceği ön gören, geleceğe doğru evrilen bir yapım şirketim olsun isterim. Yapabilirim… Neden olmasın? Bu da düşüncelerim arasında ama bu kesinlikle bir televizyon kanalım olsun hayali asla değil.

Sizce, nasıl bir yöneticisiniz sizce?

İnsanları dinleyen, adaletli, empati kurarak iletişimde kalan bir yöneticiyim. Bunlar benim hayatımda çok önemli… Bir konuda bir adaletsizlik, hukuksuzluk varsa kendi çıkarlarımı hiçe sayarak değerlendirme yaparım. Hayatım boyunca kendi çıkarlarını gözeten bir insan olmadım. Yöneticilik tarzım da bu şekilde. Çözülmesi gereken bir sorun varsa elimi taşın altına koyarım. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığında değilimdir. Gerekirse gelsin o yılan bana da dokunsun ama iş çözülsün diye çabalarım.

 Günde kaç saat çalışıyorsunuz? 

Ben hep çalışıyorum. Mesela ofiste bulunmasam da sürekli çalışıyorum çünkü telefonum hiç durmuyor. Sürekli e-mailler,  yazışmalar,  görüşmeler, takip etmem gereken konular derken aslına baktığınızda uyumadığım her saniye çalışıyorum. Sürekli bu telefon elimde ve sürekli mail dönüşleri, yanıtlamalar yapıyorum. Onu istiyorum bunu istiyorum. Organize ediyorum. Özellikle bu dönemde… Uyumadığım her an çalışıyorum.

 Günde kaç saat uyursunuz?

En az yedi saat uyumam gerekiyor.  Ben uykudan fedakarlık edemiyorum. Hani şöyle bir söylem vardır “ zeki insanlara günde üç saat dört saat uyku yetiyor” diye..  Bu tarz yorumları duyunca diyorum ki; bu durumda ben onların düşündüğü ve anlattığı kadar zeki değil miyim acaba? Çünkü gerçekten çok yoruluyorum ve en az yedi saat uyumam gerekiyor. O yedi saat uykuyu ben alamadıysam bütün enerjim düşüyor ve çok mutsuz oluyorum.

 Çalışma hayatınızda merak duyduğunuz uğraşlarınız var mı?

Astroloji… Çok severim. Gökyüzü hareketlerinin bir matematiği olması ben de bir merak, keyifli bir ilgiyi uyandırıyor. Sonra dans etmeyi severim. Dans diyebilirim. Yirmili yaşlarda bir dönem Latin dansları öğreniyordum ama vakitsizlikten dolayı eskisi gibi ilgilenemedim ama hep aklımdadır. Bir de Psikolojiye çok merakım var. Bu konularda okumayı, dinlemeyi, izlemeyi çok seviyorum.  Benim lisansım ve yüksek lisansım, her ikisi de Türk dili edebiyatı üzerine. Belki bir Uni. programına girip iki senelik bir psikoloji eğitimi almak niyetindeyim.

En sevdiğiniz ülke hangisi?

Önce ülkem Türkiye… Ve benim için dünyanın en güzel şehri de İstanbul… İkincisi ülke olarak İtalya.. Her yerini çok severim, çok eğlenceli cıvıl cıvıl gelir bana… Fırsat buldukça soluklanmak için İtalya’da bir yerlere kaçmayı çok severim.

 Beslenmenize dikkat eder misiniz?

Son bir senedir çok dikkat ediyorum. Öncelikle beyaz unu hayatımdan çıkarttım. Çünkü o insanı gereksiz yoran ve ağırlaştıran bir şey olduğunu biliyorum. İkinci olarak yemek yediğim saatleri kısıtlı tutmaya çalışıyorum. Sabah kalktığımda spora genelde boş bir mideyle  giderim. İlk yemeğimi saat on iki gibi yerim. Tercihim genelde sağlıklı şeyler oluyor. Evdeysem  peynirli bir omlet ilk yemek olabiliyor.  Granola yiyorum.  İkinci öğünde mutlaka et veya balık yerim. Haftada iki gün mutlaka et, iki gün de mutlaka balık yerim. Izgara tercih ederim. Bol salata bol sebze yemeğe çalışırım.  Bol su tüketirim.  Zararlı olduklarını düşündüğüm için asitli içecek içmemeye çalışıyorum. Alkol, sigara kullanmıyorum. Aslına bakarsanız ben bir sendir kendime çok iyi bakıyorum. Şunu anladım ki; yediğimiz şeyler güzelse içimiz de güzel oluyor ve dış görünüşümüze cildimize, saçımıza, tırnaklarımıza, enerjimize kadar bu sağlıklı durum yansıyor.

Hiç unutamadığınız mesleki bir anı, deneyim var mı?

Los Angeles’ta gerçekleştirilen Golden Globe ödül törenine katıldık. Geçen sene. O kırmızı halıda Kanal D mikrofonu ile anons çekmek ve o sırada arkadan dünyaca ünlü bütün starların geçmesi, herkesin bir birine neredeyse yarım metre mesafesinde olması güzeldi. Çünkü bir Hii deseniz dönüp konuşabileceksiniz. Burada benim ilgimi çeken; o muhteşem dünyanın küçülüp önünüze gelmesi çok değişik bir deneyimdi. Barbaros Tapan aynı zamanda Golden Globe jüri üyesi aynı zamanda . Barbaros oradan Hollywood yıldızlarıyla da röportajlar yapıp gönderiyor bize. Kanal D de onunla çalışıyoruz.  Onunla birlikte katılmıştık çok güzeldi.

Onun haricinde bir de NTV de yaptığımız 15 Temmuz yayınını hiçbir şekilde unutamam.  Binali Yıldırım’a “bu bir darbe mi” diye sorduğumda, “ bu bir kalkışma” yanıtını vermişti. İlk defa benim bağlantımda tanımlanmıştı. Tarihe geçen bir yayın oldu. O da benim ömrüm boyunca unutamayacağım yayınlardan bir tanesi.

Modayı ile aranız nasıl? Takip ediyor musunuz?  

Ediyorum.. Modayı takip etmeyi çok da seviyorum. Dünyaca ünlü modacıları takip ediyorum. Renk skalaları daha gelmeden onları öğrenmeye çalışıyorum, önümüzdeki senenin renkleri modelleri ne diye ciddi ciddi takip ediyorum.  Aslında ekranda bu konu benim takip ettiğim kadar önemli bir şey değil. Temiz, şık ve sade gözükmeniz ekran için yeterli aslına baktığınızda sonuçta haber sunuyoruz. Ama ben çok seviyorum. Sponsorum Adil Işık onlarla çok iyi çalışıyoruz. Senelerdir birlikteyiz.   Özel dikim çalışıyoruz. Beni çok iyi tanıyorlar. Onun da ekrana yansıdığını düşünüyorum. İyi bir görüntü veriyoruz bence çünkü çok olumlu geri dönüş alıyoruz. İzleyiciler çok soruyorlar kıyafetleri.

 Sizi bu günkü başarınıza taşıyan en güçlü yönünüz nedir?

Azim.. Vaz geçmemek… Hiç bir şey beni yıldıramıyor bu azmimle alakalı bir durum. Sektöre girdiğimde hiçbir tanıdığım yoktu. Stajyer olarak 19 yaşında iş hayatım başladı. Çok itildim, kakıldım ama hiç vaz geçmedim. Hiç pes etmedim. Hep disiplinli oldum ve sıkı çalıştım.

 Sizi yöneten duygularınız mıdır, mantığınız mı?

İnsanları duyguları yönetir beni mantığım… Hiçbir zaman duygularıyla hareket eden bir insan olamadım. Hayatımın her alanında mantığım devreye girer ve hep “Buket” diyerek gelir koluma girer ve kendi tarafına beni çeker. Ben de hep mantığımı dinlemeyi seçtim. Ve hiç bir zaman kararlarımdan dolayı kaybettiğim olmadı.

 Süper gücünüz olsaydı?

Süper gücüm olsa; çocukların ve insanların açlıktan ölmemesini sağlardım. Neredeyse 2020’ye giriyoruz ve dünyada açlıktan ölenlerin olması bence hepimizin aslında her gün hiç bıkmadan konuşması gereken tek konu. Dünyadaki bütün zenginler servetlerinin sadece ve sadece yüzde birini bağışlasa, dünyada hiçbir çocuk, hiç bir insan ölmez. Şu anlamda ülkemi Türkiye’mi övmek istiyorum. Buna da bence herkes katılır. Bizim ülkemizde açlıktan ölen olmaz çünkü bizim topraklarımızda hala insanın insanı kollaması diye bir gerçek var. Biz o ruhu hiçbir zaman kaybetmedik. O ruhumuz halen yaşıyor ve dilerim hiçbir zaman kaybetmeyelim. Ama ne yazık ki birbirimize karşı saldırganlaştığımız dönemlerde acaba biz de mi o acımasızlığa karşı evriliyoruz diye üzülüyorum. Bunun olmamasını diliyorum ve olmayacağına inanıyorum.

 Sizce başarının sırrı nedir?

Azim, çalışkanlık, zeka ve şans, şans, şans.. Yani doğru zamanda doğru yerde doğru işi yaparsanız bunun mutlaka bir etkisi olduğunu görüyoruz. Ben buna şans diyorum. Bu gün buraya geldim. Ne sayesinde geldin diye sorulsa ve yanıt için tek kelimelik bir hakkım olsa azim derim.

 

Çırağan Sarayı’ndan Noel ve Yılbaşı

Çırağan Sarayı’ndan Noel ve Yılbaşı

Çırağan Palace Kempinski yeni yıl ve Noel için misafirlerine özel program hazırladı.

Tuğra;

Çırağan Sarayı’nda muhteşem Boğaz manzarası, canlı müzik orkestrası tarafından yılbaşı coşkusunu yansıtan farklı dillerdeki hareketli şarkılar eşliğinde enfes tatlar ile kutlamak isteyenlere Tuğra restoran muhteşem bir şölen sunuyor. Enginar üzerinde ıstakoz madalyon, asma yaprağında kaz ciğerli bıldırcın dolması, pazıya sarılı kalkan balığı, kestaneli kuzu hindi dolması, yeni yıla özel tatlılar ve daha birçok sürpriz lezzet yılın son gününe en ihtişamlı dokunuş olacak. Tuğra restoranda 31 Aralık 2019 akşamı gala yemeğinde sunulacak iddialı lezzetler bir kadeh hoş geldin içeceği dahil kişi başı 1,100 TL.

Laledan;  

Laledan restoran yılbaşı akşamı leziz açık büfe İtalyan yemekleriyle canlı müzik performansı eşliğinde yeni yıla özel ziyafet şöleni sunuyor. Bu enfes açık büfede yer alan İtalyan şarküterileri, birbirinden leziz risotto ve ev yapımı makarna çeşitleri köşesi, dana etli lazanya, gremolata ile ızgara kuzu pirzola, İtalyan dana braciola, deniz mahsülleri, enfes İtalyan tatlıları ve daha fazlası yeni yıla özel sunumlarla misafirlerin beğenisine sunulacak. Laledan restoranda 31 Aralık 2019 akşamı gala yemeğinde sunulacak lezzetler bir kadeh hoş geldin içeceği dahil kişi başı 950 TL.

Gazebo Lounge;

Gazebo Lounge’da alınacak yılbaşı gecesine özel açık büfe deniz ürünleri ağırlıklı lezzetler, tercihini bu yönde yapmak isteyenler için enfes bir alternatif olacak.  Gazebo’da 31 Aralık 2019 akşamı canlı müzik eşliğinde yeni yıl yemeğinde sunulacak açık büfe lezzetler bir kadeh hoş geldin içeceği dahil kişi başı 700 TL.

Le Fumoir’da Canlı DJ Performansı ile “After Party”  

Çırağan Sarayı’nın bahçesinde palmiye ağaçlarının altında yer alan şehrin en stil sahibi mekanı Le Fumoir’da sunulacak enfes yeni yıl kokteyllerine eşlik eden canlı DJ performansı akşam 19:00’dan itibaren sabahın ilk ışıklarına dek eğlencenin keyfine varacakları bekliyor.

Yılbaşı Ruhunu Yansıtan Pazar Brunch’ları ve Akşamüstü Çay Saatleri

Çırağan Sarayı Aralık ayı boyunca özel Noel ve Yeni Yıl Brunch’larını konuklarına Laledan restoranda Boğaz manzarasına karşı canlı müzik performansı eşliğinde sunuyor. Birbirinden leziz Noel ve yeni yıla özel lezzet açık büfede yerini alıyor. Yeni yılı temsil eden lezzetlerin başında gelen kızılcık sosu ile hindi çeşitleri, taze makarna ve risottolardan oluşan zengin İtalyan köşesi, buz üzerinde deniz ürünleri köşesi, istiridye köşesi, leziz şarküteri ürünleri, farklı bölgelerden gelen peynirler, çeşit çeşit kahvaltılıklar, yeni yıla özel hazırlanan içecekler ve daha birçok Noel ve yılbaşı ruhunu yansıtan lezzet tam bir ziyafet şöleni sunuyor. Laledan’ın içinde yer alan ışıltılı görkemli avizesi ve çinili tavanıyla göz dolduran İznik Odası ise her köşesi uzman pasta şefleri tarafından Noel ve yeni yıl temalı pastalar, kekler ve çeşit çeşit çikolatalarla dolu bir “Çikolata Odası”na dönüşüyor. Aralık ayında özel olarak yeni yıl temalı dekorasyon ve ürünlerle süslenen bu odada Noel keki olarak bilinen kuru meyveler ve badem likörlü “stollen” keki, “yule-log” pastaları, egzotik meyve kulesi, 2020 çikolata şelalesi, Noel’e özgü pandoro keki, yılbaşı ve Noel’e özel ev şeklinde kurabiyeler yeni yıl tadını damaklara taşıyor. Bunların yanı sıra gözde tatlılar, çikolatalar ve baklavalar yeni yılın tüm ışıltısıyla yerini alıyor.

Yeni yıla özel sürpriz lezzetlerle hazırlanan bu şahane brunch şöleni 8-15-22 Aralık Pazar günleri 12:00-16:00 saatleri arasında kişi başı 380 TL.

Gazebo Lounge ise Aralık ayı boyunca sunulan ev yapımı Noel ve yeni yıl kurabiyeleri, pastalar, kekler, sıcak elma sulu ve çikolatalı sıcak şaraplar, kış çayları, özel kokteyller ve daha fazlası ile yeni yıl neşesini damaklara taşıyor. Ayrıca bu ay ön plana çıkan Noel ve yeni yıl ruhunu yansıtan Akşamüstü Çayları canlı piyano melodilerinin keyif veren tınılarıyla buluşan yeni yıla özel şık servis standında ve ayrıca tabakta sunulan hepsi enfes lezzetlerle Boğaz’a karşı yapılacak sohbetlere keyif katıyor.

1-24 Aralık tarihleri arasında her gün 15:00-17:00 arasında sunulacak Noel ve yılbaşı ruhunu yansıtan Akşamüstü Çay Saati kişi başı 200 TL.

Noel’e Özel Akşamüstü Çay Saati; 24-25 Aralık 2019

24-25 Aralık Noel günü için hazırlanan enfes Akşamüstü Çay Saatleri; sıcaklar, soğuklar, tatlılar ve tuzlularla servis edilen lezzetler ve daha fazlası ile 15:00-17:00 arası konuklarını bekliyor. Noel’e özel Akşamüstü Çay Saati kişi başı 250 TL.

Laledan’da Noel’e Özel Öğle ve Akşam Yemeği; 24-25 Aralık 2019

Laledan’ın keyifli atmosferinde dört aşamalı menü şeklinde ve isteğe göre à la carte İtalyan lezzetlerin sunulduğu Noel’e özel öğle ve akşam yemeği kişi başı içecekler hariç 595 TL.  Laledan’da Noel’e özel akşam yemeği 24 Aralık’ta öğle yemeği ise 25 Aralık’ta sunulacaktır.

Saray’da Yeni Yıla Özel Brunch; 1 Ocak 2020

Yeni yılın ilk gününe mükellef bir brunch ile muhteşem bir başlangıç yapmak isteyenlere Laledan restoran, 300’den fazla enfes lezzetin bulunduğu Yeni Yıla Özel Brunch’ını sunuyor.  1 Ocak 2020, Çarşamba günü 12:30-16:00 saatleri arası sunulan Yeni Yıla Özel Brunch kişi başı 800 TL.

Saray Süitlerden Odaya Özel Yılbaşı Yemeği; 31 Aralık 2019

2020’ye Çırağan Sarayı’nın ihtişamı içinde konaklayarak girmek isteyen misafirler, yılbaşı gecesi Saray lezzetlerini özel butler servisi ile odalarında tadabilecekler. Bu geceye özel sunumlarla ve servislerle hazırlanan akşam yemeği kişi başı 2,000 TL.

Rezervasyon için 0212 236 73 33

Çırağan Sarayı’ndan Yeni Yıla Özel Tatlılar

Yılbaşı coşkusunu sevdikleriyle paylaşmak ve onlara yeni yılda ayrıcalıklı bir hediye vermek isteyenlere yılbaşı ve Noel için özel olarak hazırlanan tatlılar muhteşem bir armağan olacak. Uzman pasta şefleri tarafından ev yapımı olarak özenle hazırlanan tatlılar Aralık ayı boyunca Gazebo Lounge’dan satın alınabilir.

Çırağan Sarayı’nda Noel ve Yılbaşına Özel Konaklama Paketleri

Aralık ayının neşesi Noel’i sevdikleriyle beraber Çırağan Sarayı’nın ihtişamı içinde geçirmek isteyenler, cazip bir konaklama paketiyle unutulmaz bir deneyim yaşayacaklar.

  • Lüks odalarda minimum 2 gecelik konaklama
  • Konaklama süresince otelin Boğaz manzaralı restoranı Laledan’da her gün açık büfe kahvaltı
  • Laledan restoranda Noel Akşam Yemeği (set menü, içecekler hariç) (24 Aralık)
  • Gazebo Lounge’da Noel’e özel lezzetlerin sunulduğu Akşamüstü Çay Saati (25 Aralık)

KDV hariç, iki kişi için gecelik 470 Euro’dan başlayan fiyatlarla.

Yeni yıl konaklama paketi;

2020 yılına görkemli Saray’da ihtişam ve ışıltı içinde başlangıç yapmak isteyenleri Çırağan Palace Kempinski İstanbul’da özel konaklama paketleri* bekliyor.

  • Lüks odalarda minimum 2 gece maksimum 4 gece konaklama seçenekleri
  • Konaklama süresince Boğaz manzaralı Laledan restoranda her gün açık büfe kahvaltı
  • Laledan restoranda enfes İtalyan lezzetleri ile iki kişilik açık büfe Yeni Yıl Gala Yemeği (31 Aralık)
  • 1 Ocak 2020’de Laledan restoranda sunulacak özel Yeni Yıl Brunch’ı

*2 gecelik Yeni Yıl Konaklama Paketi KDV hariç, iki kişi için gecelik 598 Euro’dan başlayan fiyatlarla. 4 gecelik Yeni Yıl Konaklama Paketi KDV hariç, iki kişi için gecelik 483 Euro’dan başlayan fiyatlarla.

Tuğra yeni yıl konaklama paketi;  

Yeni yıl gala yemeğini otelin otantik restoranı Tuğra’da almak isteyenlere özel Yeni Yıl Konaklama Paketi* 2020 yılını lüks içinde unutulmaz deneyimlerle karşılamak isteyenleri bekliyor.

  • Lüks odalarda minimum 2 gece maksimum 4 gece konaklama seçenekleri
  • Konaklama süresince Boğaz manzaralı Laledan restoranda her gün açık büfe kahvaltı
  • Otelin imza restoranı Tuğra’da iki kişilik Yeni Yıl Gala Yemeği (set menü, içecekler hariç) (31 Aralık)
  • 1 Ocak 2020’de Laledan restoranda sunulacak özel Yeni Yıl Brunch’ı

*2 gecelik Tuğra restoranda Yılbaşı Gala Yemeği ile Yeni Yıl Konaklama Paketi KDV hariç, iki kişi için gecelik 638 Euro’dan başlayan fiyatlarla. 4 gecelik Konaklama Paketi KDV hariç, iki kişi için gecelik 511 Euro’dan başlayan fiyatlarla.

*Noel ve Yeni Yıl Konaklama Paketleri başka paketlerle birleştirilemez ve grup rezervasyonları için geçerli değildir.

Rezervasyon için 0212 326 45 00