“Eğitim ve sağlık İPKB ile güçleniyor”

İPKB Direktörü Kazım Gökhan Elgin “Eğitim ve sağlık İPKB ile güçleniyor”

—İPKB olarak ana hedefimiz risk azaltma olduğu için sadece ona odaklanarak çalıştık ve başarılı bir model ortaya koyduk.

—İSMEP Projesi ile dünyadaki risk azaltma projelerine veya benzer hazırlık yapan ülkelere de bir ilham kaynağı olduk ve örnek teşkil ettik. Geçtiğimiz yıl Filipinler, Nepal ve Pakistan’dan ziyaretçilerimiz geldi. Bu amaç ile çeşitli ülkelerden gelen misafirlerimize hem projemizin sunumunu veriyoruz, hem de sahada yapılan çalışmaları gösteriyoruz ve onların ülkelerinde neler yapılabilir onun istişaresini yapıyoruz.

—Bizim yaptığımız okullar birer toplanma alanı olarak İstanbul afet müdahale planlamasına tanımlandı. Her mahalledeki sağlamlaştırdığımız okullarımız toplanma ve barınma alanları olarak planlamamızda mevcut…

-İSMEP projesi dünyaya örnek olan bir proje… Proje hakkında bilgi verir misiniz?  Son iki yılda bunun gibi kaç projeniz tamamlandı ve şu anda çalışmaları devam ediyor?

Biz Proje Koordinasyon Birimi olarak uluslararası standartlarda kaliteye önem veren, vizyoner projeler yapmayı hedefliyoruz. Bugüne kadar güçlendirerek ya da yıkıpyeniden yaparak depreme hazır hale getirdiğimiz okulları ve hastaneleri hep bu standartlarda ve de bu bakış açısında öne çıkarmaya çalıştık. Şu anda 1150 adet okul binasının güçlendirme ve yeniden yapım çalışmalarını tamamlamış bulunuyoruz. Bu okullarda 1.6 milyon öğrenci eğitim görmekte, dolayısıyla depreme karşı sağlam bu yeni binalarda eğitim görüyorlar diyebiliriz. Önceliğimiz 1999 yılından önce yapılan kamu binaları ve biz  99 öncesi yapılmış okulların-%90’ını depreme karşı güvenli hale getirdik. İSMEP projesi ile dünyadaki risk azaltma projelerine veya benzer hazırlık yapan ülkelere de bir ilham kaynağı olduk ve örnek teşkil ettik. Geçtiğimiz yıl Filipinler, Nepal, Tacikistan ve Pakistan’dan ziyaretçilerimiz geldi. Projelerimizi incelemek için Güney Doğu Asya’dan ve diğer bölgelerden gelen misafirlerimiz oluyor. Gelen misafirlerimize hem projemizin sunumunu veriyoruz, hem de sahada yapılan çalışmaları gösteriyoruz ve onların ülkelerinde neler yapılabilir onun istişaresini yapıyoruz.

-İPKB olarak hastane yenileme ve güçlendirme çalışmalarında çok önemli noktalara geldiniz. Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mart ayında açıldı. Hastalar artık daha güvenli hastanelerde sağlıklarına kavuşacaklar. İstanbul için bu hastane güçlendirme çalışmalarının önemini vurgulamak için neler söylemek istersiniz?

12 hastane ve 59 adet polikliniğin güçlendirmesini tamamladık. Ayrıca 6 hastanenin de yeniden yapımını gerçekleştiriyoruz. Özellikle Okmeydanı, Göztepe ve Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastaneleri çok özellikli ve önemli hastaneler diyebilirim. Çünkü bunlar İstanbul’un ana arterlerinde olan ve havadan ulaşılabilirlikleri olan ihtisas hastaneleridir. Biz de bu 3 hastanenin depreme karşı dayanıklı hale gelmesi aynı zamanda da uluslararası standartlarda hastane hizmetini çok etkin, verimli verebilecek hastaneler olmasını çok önemsedik. Bunu da projelendirirken sismik izolatörler ile tasarladık. Deprem anında deprem yükünü izolatörler alsın istedik. Dolayısıyla üst yapıya deprem yükü daha az gelecek ve yer değiştirmeler bu binalarda çok azalacak. Peki, bu bize neyi getirecek? Yapısal olduğu kadar yapısal olmayan elemanlar da hasar görmeyecek, deprem sırası ve sonrası bu binalar kesintisiz hizmet vermeye devam edecek.  Yani bu da bizim ana amacımızı, hazırlanan tasarım kriterleri karşılıyor demektir. Bu binaları sıradan bir bina şeklinde yapamazdık. Uluslararası standartlarda ve yine yeşil bina konseptine uygun LEED Gold sertifikasını alacak düzeyde yaptık. Şu anda da Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin sertifikalandırma işlemi devam ediyor. Bunlar çok önemli detaylar çünkü kamuda bu sertifikayı alacak ilk hastaneler. Mühendislik ve mimari olarak bu hastaneleri planlarken bu hizmeti aksatamazdık, çünkü İstanbul’un en önemli hastaneleri bahsettiğimiz hastaneler. Her birinin yıllık 1,5 milyon poliklinik hastası, 45 bin ameliyatı, 700 bin civarında da acil servis hastaları var. Dolayısıyla bu hastaneleri kapatarak çalışmak mümkün olmazdı, bu sebeple etaplı olarak planladık. Boş arazide yapıp mevcut binayı transfer ederek ve yıktığımız eski yere de 2. etabını yaparak ilerliyoruz. Şu an Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni tamamladık. Poliklinik kısmını ve idari binayı teslim ettik. Diğer kısımları da Sağlık Bakanlığı’na teslim aşamasında… Şu anda ana binaya eski binadan taşınma işlemleri devam ediyor. Onunda en kısa sürede tamamlanacağını umuyoruz. Ayrıca bu hastanemiz LEED Gold sertifikası alacağı gibi, Dünya Bankası’nın IFC adındaki kuruluşu, yeşil binaları sertifikalandırmak için verdiği EDGE Sertifikasını Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi için uygun görerek, verdiler. Bu da bizim için ayrı bir gurur vesilesi oldu.

-Okmeydanı Hastanesi’nin çalışmalarına devam ediyorsunuz ve son gelişmeler mevcut. Hastanenin son gelinen son aşamasından bahseder misiniz?

Okmeydanı Hastanemiz, İstanbul’un en önemli ve özellikli hastanelerinden biri. Yıllık 1,5 poliklinik hastası bulunuyor ve 700 bin civarı da acil bölümündeki hastalarımız hizmet alıyor. Bunların dışında 40-50 bin civarında ameliyatgerçekleşiyor. İstanbul’un Avrupa Yakasındaki en çok nüfusa hizmet veren hastanesi diyebiliriz. Bu hastanemiz deprem riski taşıyordu, güvenliğini kaybetmişti ve tam anlamıyla sağlık hizmeti sağlayamıyordu. Bu sebeplerden binayı yeniden yapma kararı aldık. Yeniden yapmayı planladık ama hastanenin hizmetini aksatmadan bu yapım çalışmasının devam etmesi gerekiyordu. Buna istinaden projeyi yaparken iki etaplı olarak ilerledik. 1. etapta hastanenin %80’ini inşa etmek ve sonrasında mevcut hastaneyi yaptığımız binaya transfer ederek kalan %20’lik kısmını tamamlamak şeklinde programladık. Ve nihayet Piyale Paşa Bulvarı tarafında bu hastanemize başladık ve şu an teslim aşamasına kadar geldik. Hakikaten dünyanın en modern, en fonksiyonel ve deprem anında operasyonda kalacak hastanesini inşa etmiş buluyoruz. Hastane 180 bin m² kapalı alana ve 800 civarında kapalı otoparka sahip olacak. Bu hastanemizi iki açıdan çok önemsiyoruz. Birinci özelliği olarak şu an yaptığımız kısımda 385 adet deprem izolatörü kullandık. Bu izolatörler depremi yükünü alarak binaya daha az salınım ve yük getirecek. Diğer özelliği ise çevreci ve yeşil hastane konseptine uyumlu bir hastane olmasıdır.

-Çocuklarımızın daha iyi şartlarda daha iyi şekilde eğitim görebilmesi için ‘’Geleceğimizi güçlendiriyoruz ‘’sloganı ile tam kapsamlı projeler yürütüyorsunuz. Bize eğitim alanındaki projelerinizin son durumlarını paylaşır mısınız?

Özellikle belirtmek isterim ki okullarımız çevresine değer katan okullar olsun istiyoruz. Çocukların sosyalleşebileceği, aktivite yapabilecekleri, geniş alanların olduğu, enerji tasarruflu, bakım gerektirmeyen okullar yapıyoruz. Çocuklarımızın başarı derecelerini etkileyeceğine inandığımız çalışmalar yapıp çocukların iyi ki burada okuyorum demesini sağlıyoruz. Burada emek veren tüm mimar arkadaşlarımıza, İPKB’de çalışan müteahhitlerimize, müşavirlerimize ve tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bunun dışında şu anda 35 adet okulun projesi yapılıyor, gelecek yıl içerisinde ihalesine çıkacağız.

Kamu binaları olarak deprem çalışmalarında çok önemli noktalara geldik. Depreme hazırlık konusu kolay bir çalışma değil. Her bina %100 depreme hazır olduğunda ancak depreme hazırız diyebiliriz. Bu alandaki çalışmalarımızın daha da hızlanarak devam edeceğini umut ediyorum. Şunu da unutmamamız gerekiyor, depreme hazırlık çalışmaları kısa vadeli çalışmalar değil, orta ve uzun vadeli planlar dâhilinde olması gerekiyor.

Bunun dışında Atatürk Öğrenci Yurdumuzda 3555 kız öğrencimiz eğitim görüyor. Yurdumuzun çatısında güneş panellerimiz mevcut, sıcak suyu onlardan sağlıyoruz. Yağmur suyunu toplayıp yeşil alanların sulamasını yapıyoruz. Ayrıca içerisinde kütüphanesinin, konferans salonunun, spor salonunun ve idari binasının olduğu tam bir kompleks yapı halinde. Türkiye’nin şu anda en modern yurdu diyebiliriz.

-İstanbul yeni bir deprem geçirdi. Peki diğer okullar, hastaneler ve topluma açık yerler ne kadar güvenli? Bu deprem projelerinizi nasıl etkiledi?

Son yaşadığımız deprem, projelerimizin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Özellikle okullar, hastaneler, yurtlar, sosyal hizmet binaları ve idari binalar başta olmak üzere kamu binalarının güçlendirilmesi veya yeniden yapılması amacıyla ISMEP Proje’sine başladık ve şu ana kadar 1380 tane kamu binasını güçlendirdik ya da yeniden yaptık. Ayrıca 1150 tane de okul binasına ulaştık. Bunlardan 801 okul binasını güçlendirdik, 349 tanesini de yıkıp yeniden yaptık. Okulları yaparken de depreme dayanıklı olduğu kadar çevreci, teknolojik, enerji tasarruflu ve bakım gerektirmeyen okullar inşa etmeye çalışıyoruz. Velilerden, öğrencilerden ve idarecilerden çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. Bizim için bu okulların depremde can kaybı olmayacak şekilde yapılması çok önemli. Çünkü 5.8 büyüklüğündeki bir deprem aslında bizim beklediğimiz İstanbul depremine göre küçük ölçekli bir deprem olsa da insanlara korku veriyor. Dolayısıyla bu yaşanan korku da bizim yaptığımız çalışmaların ne kadar önemli olduğunu ve devletimizin de bu konuda çalıştığını gösteriyor.

-Peki İstanbul tam anlamıyla depreme hazır olması ne kadar zaman alır bu sürede herkese düşen yükümlülükler nedir?

Genel olarak değil herkesi ayrı ayrı değerlendirdiğimizde her birey depreme hazırım dediği zaman İstanbul depreme hazır olacaktır. ‘Bu da nasıl olur ve bize düşen görev nedir’ diye soracak olursak öncelikle bu görevlerin bilincinde olmamız gerekiyor. Bu bilincin de aile, yaşadığımız çevre, iş yerimiz, mahallemiz vs. olarak geniş ölçeğe yayılması gerekiyor.

Depreme hazırlık çalışmaları kısa vadede olan çalışmalar değil orta ve uzun vadede olan çalışmalardır. İSMEP kapsamında 13 yılda geldiğimiz noktayı az önce size sayılarla özetlemeye çalıştım. Dolayısıyla İstanbul’un depreme hazırlık için önünde uzun bir yolu var. Ama 15-20 sene önceye göre çok daha iyi durumdayız diyebiliriz. Ama tabi ki bu yeterli değil daha yoğun ve çeşitli alanlarda çalışılması gerekiyor. Bunun için de çok iyi bir koordinasyon ve iş birliği şart.

Bizim yaptığımız okullar birer toplanma alanı olarak İstanbul afet müdahale planlamasına tanımlandı. Her mahalledeki sağlamlaştırdığımız okullarımız toplanma ve barınma alanları olarak planlamamızda mevcut. Dolayısıyla biz toplanma alanlarından ziyade sağlam binalarda oturuyor muyuz? Binamız nasıl? Bunlara öncelik vermemiz gerekiyor. Bu noktada kentsel dönüşüme önem verilmeli ve insanlara kentsel dönüşüm doğru anlatılmalı. İnsanları kendi yerinden etmeyen ve kendi içerisinde çözen mahalle ve bölge bazlı çözümler ile bu işinde üstesinden gelineceğine inanıyorum.

-Projelerinizdeki başarıyı gelecek nesillere aktarmak için üniversitelerde konferanslara  ya da farklı etkinliklere katılıp öğrencilere güçlendirme ve yeniden yapım çalışmaları hakkında bilgi veriyor musunuz?

Tabi ki gençlerimize bu konuda bilgilendirme yapıyoruz. En son Eskişehir Teknik Üniversitesi ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin düzenlediği uluslararası bir kongre vardı. Burada İPKB olarak İSMEP Projemizi en üst düzeyde anlattık. Moderatörlüğünü ben üstlendim. İSMEP örneğimiz ile risk azaltmanın çeşitli yönlerini üniversitelilerimiz ve akademisyenlerimiz ile paylaştık. Bu tür kongreler ve konferanslar gerçekten çok önemli. Çünkü afet sektörü tek bir sektörü ilgilendirmiyor, birçok sektörün bir araya gelip birlikte çalışması gereken bir sektör diyebiliriz. Dolayısıyla bu tür konferanslarda yapılanlar paylaşılınca hem aydınlanma oluyor, hem de daha başka neler yapılabilir onları görebiliyorsunuz.

-Aynı zamanda Kızılay’ın Şişli Şubesi’nin Başkanlığına da geçtiniz, bu ulvi görev hakkında neler söylemek istersiniz?

Benim için ve her Türk vatandaşı için çok önemli olan Kızılay teşkilatının delegelerinin teveccühü ile Kızılay Şişli Şubesi’nin başkanı seçildim. Şubat 2019’dan bugüne başkanlığı yürütmekteyim. Kızılay yurt içi ve yurt dışında Türkiye’nin merhamet elidir. Dolayısıyla elimizden gelen her şeyi yapmamız gerektiğine inanıyorum. Afet bilinçlendirme eğitmenlerimizin olduğu Kızılay Şişli Şubesi’nin işlettiği bir huzur evi var. Bir gün sizleri de orada ağırlamak isterim. Orada 72 yaşlı konuğumuzun her türlü bakım hizmeti sağlanıyor. Görevimizi layığı ile yerine getirmeye çalışıyoruz.

-Özel yaşamınızda vakit buldukça yurt dışına seyahatlerde bulunuyorsunuz. Kaç ülkeyi gezme fırsatınız oldu ve oralarda neler keşfettiniz?

Gezmeyi seviyorum. İş ya da  vakit buldukça özel seyahatlerimde gittiğim yerlerin kültürünü görmeyi, insanları ile konuşmayı, şehrin olabildiğince farklı noktasına gidip oraları keşfetmeyi isterim. Şehrin ve kültürün endine özgü şeylerini almak beni çok mutlu eder. Bizim damak zevkimize uygun olan yiyeceklerinden tatmayı asla ihmal etmem. Uzak Doğu’ya iş sebebiyle seyahatlerim oluyor. Pasifikten başlayıp Japonya, Malezya, Vietnam, Filipinler, Hindistan gibi çok çeşitli ve değişik kültürleri olan ülkeleri gezme fırsatı yakaladım. Bunların dışında Orta Doğu, Güney Amerika ve Avrupa’da da birçok ülkeye gittim. Benim için iz bırakan en özel yerlerden biri ise Afrika’daydı. Afrika’da Malavi’yi hiç unutmuyorum. Akvaryum balıkları özellikle okyanus balığı dediğimiz renkli balıklar Malavi Gölü’nden çıkıyor. O renk cümbüşüne şahit olma fırsatım oldu. Bir de buna ilave olarak dünyada gördüğüm en parlak yıldızlar Afrika’daydı. Çünkü elektrik imkanı çok olmadığı için hiç ışık yok. Gece üzeri açık bir araçta seyahat ettiğimde gökyüzünün o görüntüsünden büyülenmiştim. Adeta samanyolunu izler gibiydim.

Dünyanın her noktası keşfedilmesi gereken bir yer. İmkanı olan herkesin zaman buldukça gezip farklı yerler görmesini tavsiye ederim.

Röportaj: Zehra Sadıç

 

Gizem Özdilli “20 Soruda Ben”

Pause Dergi klasiği olan “20 Soruda Ben” konuğu manken, yazar, sunucu Gizem Özdilli oldu.

1-Savurganlık yaptığınız olur mu? Hayatınızda havalı gösterişli ama “bu benim ilk savurganlığım” diyebileceğiniz ne var?

Savurganlığım hiç olmadı. Belki renkli bir dünyada yaşadığımız için savurgan görünüyor olabiliriz.  Zamanı bile savurgan kullanmam.

2-Kendinle yüzleşir misin?

Her zaman yüzleşirim. Hem de konu ben olunca, kendime çok acımasız eleştiride bulunurum.

3-Keşke yapsaydım dediğiniz oldu mu? Ne için düşündünüz?

Ben kaderciyim. Bir şey olmuyorsa bunun mutlaka bir nedeni vardır. Onun için keşkelerim olmadı.

4-İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığınızı düşünüyorsunuz?

Hakkımda ve yüzüme karşı hep güzel şeyler söylendi. Ben insanlarla değil işim ile uğraşırım.

5-Size bile garip gelen bir huyunuz var mı?

Düşündüm… Yok diyebilirim.

6-Neyi romantik bulursunuz?

Hiç romantik biri olmadım.

7-En çok neyi harcıyorsunuz: giysi, parfüm veya başka herhangi bir şey?

Diğer kadınların aksine benim en çok para harcadığım şey Jean pantolondur. Makyaj malzemeleri pantolonlarımın önüne geçemedi.

8-En büyük, en tuhaf korkunuz nedir?

Belki tuhaf sayılmaz ama depremde göçükte kalmak. Hayali bile beni korkutuyor.

9-Sınırsızca yaptığınız bir şey var mı?

Benim yok. Kimsenin de öyle olduğunu düşünmüyorum.

10-Ünlü biri olmak sizce nasıl bir durum?

Artı ve eksi eksileri olan bir durum… Ve yönetilmesi gereken bir hayat…

11-Ünlülerin etkileyici olduğuna inanıyor musunuz?

Bazılarının evet.

12-Aksanını iyi bildiğiniz başka hangi dilde konuşuyorsunuz?

İngilizcem var ama aksanlı konuşamam.

13-Hayatta yedek planlarınız var mıdır?

Tabi yedek planlarım var. Bir söz var; “Kul kurar, kader gülermiş”

14-Şuan da sizinle ilgili; benim ve hiç kimsenin bilmediğim bir şeyi bana söyleyebilir misiniz?

Hayıırrrrr tabi ki…

15- Süper gücünüz olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Işık hızı ile hareket etmek

16-Kahramanlarınız var mıdır?

Bu devirde yalnız başına çalışıp yaşayıp güçlü kaldığım için “Kendim” diyebilirim.

17-Hayattaki altın kuralınız nedir?

Güvenilir ve adil olmak. Ve bu yapıda insanlarla yol almak.

18-Yemek yapar mısınız? Yapabildiğiniz en güzel yemek nedir?

İki adet yemek kitabım var. Bana sorulan en yanlış soru.

19-Hangi şehri sever ve yaşamak istersiniz? Ve neden?

K.K.T.C. Girne şehrinde. Hem sıcak hem de çok sakin.

20-En sevdiğiniz yâda maceralı tatili nerede geçirdiniz?

Rio Karnavalı. Benim için en güzel, en renkli, en maceralı tatil oldu.

Four Seasons Hotels yeni yıla hazır

Four Seasons Hotels yeni yıla hazır

Four Seasons Hotel Bosphorus ve Four Seasons Hotel Sultanahmet yeni yıla özel eğlence, lezzet ve keyif dolu programlar hazırladı.

Four Seasons Hotel Bosphorus; 

Four Seasons Hotel Bosphorus yeni yılı aralık ayı boyunca devam edecek özel programlarla karşılamaya hazırlanıyor. Lobide gün boyunca, yeni yıl ruhunu yansıtan dekorasyon eşliğinde, misafirlere salep, sıcak çikolata gibi sıcak içeceklerin ikram edileceği özel bir köşe yer alıyor. Melez Tea tarafından sunulan Noel çaylarının yanı sıra konuklara zencefilli kurabiye, yeni yıl şekerlemeleri, kuruyemişler gibi lezzetlerle bir festival dönemi hissi yaşatılıyor. Boğaz’ın eşsiz güzelliğinden ayrılmak istemeyenler otelin teras bölümünde yılbaşı ışıkları ile aydınlatılan 14 adet cam iglo keyif yapabilir.

Kış Şehri;

Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlediği ve büyük ilgi göre Kış Şehri’ni bu yıl yeniden İstanbullularla buluşturuyor. 1 Aralık tarihi itibariyle Kış Şehri; buz pisti, sokak lezzetlerinin sunulduğu yeme içme istasyonları ve çocuk oyunlarıyla bu yıl da bir kış masalı yaşatıyor. 1 Aralık-1 Mart tarihleri arasında şehrin buluşma noktası haline gelecek.

21-29 Aralık günlerinde Kış Şehri’nde düzenlenecek Christmas Market, alışverişin yanı sıra konserler, workshoplar ve çeşitli performanslarla yeni yıl coşkusunu daha çok yaşatıyor. Kış Şehri alanında kurulacak Pazar’da minik kulübeler içinde moda, aksesuar, dekorasyon sektöründeki tanınmış markaların ürün satışı gerçekleşiyor. Atlıkarınca gibi eğlenceli aktivitelerin de yer alacağı Noel Pazarı hafta içi 16:00- 22:30 saatleri arasında, hafta sonu iki farklı saatte, 12:00-17:30 ve 18:00-23:00 arasında konuklarını ağırlıyor. Bu etkinliğin bilet satışları ise Biletix üzerinden gerçekleşiyor.

 Noel Kutlamaları; 

Aqua Restaurant’ta 22 Aralık’ta düzenlenecek Sunday Festival Brunch’ı Noel ruhunu yaşatan özel dekorasyonu ile misafirlere servis ediliyor. 25 Aralık günü, zarif dekorasyonu ile 3 aşamalı hazırlanan eşsiz lezzetleri sunan Noel öğle yemeği, 24 Aralık akşamı ise 4 aşamalı Noel yemeği Aqua Restaurant’ta misafirleri yeni yıla hazırlıyor. Orkinos, kaz & tavuk ciğeri, dana tartar ve ızgara ahtapot şişten oluşan başlangıçları “Ördek Capeletti”, kestane, dana beykın, balkabağı, kuru kayısı ve kaz ciğer ile “Hindi Sarma” takip ediyor. Bu özel lezzetler ev yapımı cevizli dondurma eşliğinde sunulan “Ilık çikolatalı tarçınlı balkabağı kek” ile sonlanıyor.

Yılbaşı Gecesi; 

Yeni yıla büyüleyici bir atmosferde, lezzetli yemekler ve müzikler eşliğinde girmek isteyenler için çok özel programlar hazırladı.  Aqua’da düzenlenecek “Mysterious Garden” temalı Yılbaşı Gala Yemeğinde, 6 aşamalı bir menü ile lezzet şöleni sunuluyor.  Bu şölende; “Marine Palamut”, mandalina, zencefil, kişnişle tereyağında poşe edilmiş “Istakoz”, “Yabani Mantar ve Çam Aromalı Ravyoli”, “Izgara Levrek”, “Fırınlanmış Bonfile” ve baharatlı karamelize armut, misket limon bezesi ile “Kestane Topu” yer alıyor. Gizli bahçe konseptiyle hazırlanmış ve zümrüt yeşili ile dore renklerinin hâkim olduğu mekânda, Özge Erdeniz ve orkestrası sahne alıyor, solo saksafon DJ performansla konuklara eğlenceli bir yeni yıl partisi yaşatılıyor.

Four Seasons Hotel Bosphorus Balo Salonu’nda ise Blaze In the Dark Gala Yemeği teması ile düzenlenecek yılbaşı kutlamasında, 5 aşamalı menü eşliğinde Danna Leese konuklara unutulmaz anlar yaşatmaya hazırlanıyor. Bu beş aşamalı damak hafızasında iz bırakacak menüde; “Füme Deniz Tarağı”, siyah trüflü “Gnocchi”, “Kalkan Fileto”, “Dana Bonfile” ve egzotik kremalı “Manjari Çikolatalı Mus” bulunuyor. Eğlenceli detaylarla dolu gece, dans şovlarıyla, solo keman Dj performansla ve Purple Hand Band’in canlı performansı ile yeni yılın ilk saatlerine kadar sürüyor.

 Yılın İlk Kahvaltısı; 

Yılın ilk brunch’ı 11:30-15:00 saatleri arasında Hande Ateş ve orkestrası eşliğinde dünya ve Türk mutfaklarından zengin bir büfede barbekü, döner, Cağ kebabı gibi enfes lezzetlerle birlikte Aqua Restaurant’ta sunuluyor.

Rezervasyon ve detaylı bilgi için: 0212 381 42 40

 

Four Seasons Hotel Sultanahmet;

Otel, bu yıl da yılbaşının ruhunu ve mutluluğunu özel olarak tasarlanan büyük “ginger house” ile daha eğlenceli boyutlara taşırken, lobideki küçük Noel evleri, bu yıl da yerlerini almaya hazırlanıyor. Aralık ayı boyunca lobide sunulan ayva, nar, ceviz ve fındık gibi lezzetler misafirlere lezzetli bir hoş geldin duygusu yaşatıyor.

Four Seasons Hotel Sultanahmet aralık ayında misafirlerine, pamuk şeker, sıcak şarap, zencefilli kurabiyeler, yeni yıl cupcake’leri, sahlep ve sıcak çikolata ile yılbaşına özel mutluluk veren lezzetler sunuyor. Pazar günleri kurulan Çay Saati büfesinden önce, Pasta Şefi Yalçın Köse ile düzenlenecek çocuklara özel çikolata ve zencefilli kurabiye yapım atölyeleri kutlamalara tatlı bir keyif ekliyor. Ayrıca 15-31 Aralık günlerinde her gün misafirlere A’YA Teras’ta kamp ateşi etrafında marshmallow, kestane ve mısır servis ediliyor.

 Noel; 

Noel için otelde 24 Aralık’ta dört aşamalı akşam yemeği, 25 Aralık günü ise üç aşamalı öğle yemeği ve dört aşamalı akşam yemeği seçenekleri sunuluyor. Kutlama yemeği havasındaki birbirinden özel alternatifler Noel’i birlikte geçirmek isteyen ailelere benzersiz bir ortam hazırlıyor. Menüde ezilmiş avokado ve yeşil elma ile “Somon Gravlax”, “Capeletti”, seçenekli olarak sunulan “Hindi Göğüs” veya tereyağı ile pişirilmiş “Dülgerbalığı” sunuluyor. Bu eşsiz lezzetleri “Avokado Sufle” tamamlıyor.

Yeni yıl kutlamaları;

31 Aralık yılbaşı gecesi Four Seasons Hotel Sultanahmet yeni yılı karşılamak üzere Balo Salonu’nda “Masquerade” temalı özel bir gece düzenliyor. Parlak renklerle ışıltıların ön planda olacağı dekorasyonu ve dört aşamalı lezzetli menüsüyle misafirlere keyifli bir atmosfer sunuyor. Şefin ikramıyla başlayan menü “İstakoz Madalyon”, kestane ve balkabağı ile siyah trüf ve kekik yağı eşliğinde “Şeker Ravyoli ve Bıldırcın Confit” ile devam ediyor. Ana yemekte sous-vide yöntemi ile pişirilmiş “Lagos Balığı” veya “Izgara Dana Fileto & Panelenmiş Dana Kaburgası” seçenekli olarak sunuluyor. Menüyü beyaz çikolata, mascarpone krema, gevrek baklava hamuru ile “Kış Baharatları” tatlısı finalize ediyor. Bu eşsiz lezzetlere Mine ve Orkestrasının keyifli şarkıları eşlik ederken, Cello Vox Grubu ve DJ performansı da damga vuruyor.

Rezervasyon ve detaylı bilgi için, SEASONS Restaurant: 0552 402 31 00

Jolly ile Şeb-İ Arus’a

Jolly ile Şeb-İ Arus’a

Hz. Mevlana, ölüm gecesinin ‘Şeb-i Arus’ yani düğün gecesi olarak anılmasını, yas, matem, ağlama yerine sevinç ve kutlama yapılmasını ister. Çünkü Hz. Mevlana’ya göre ölüm günü Sevgili’ye, Hakk’a kavuşma günüdür.

Jolly’nin bu vuslat gününü yerinde anmak isteyenler için en yakın 6-13-16 Aralık tarihli, 1 gece konaklamalı Şeb-i Arus Turları bulunuyor. Birçok ilden çıkışlı uçak ve otobüs ulaşım alternatifi olan bu turun başlangıç fiyatı ise 469 TL olarak belirlendi.

Konya’da ilk rotanız Anadolu Selçuklu devri çini işçiliğinde önemli yeri bulunan Mevlana Celaleddin Rumi ile hocası Şems-i Tebrizi’nin ders verdikleri Karatay Medresesi olacak. Sonrasında ise Mevlana Celaleddin-i Rumi Türbesi, Şems-i Tebrizi Türbesi, Üçler Türbesi, İnce Minerali Medrese, Alaaddin Camii, Alaaddin Tepesi, Rükneddin Kılıçarslan Köşkü, Şems-i Tebrizi Camii görülebilecek yerler arasında bulunuyor. Ardından ise Hz. Mevlana’nın Vuslat Yıldönümü anma törenleri dahilindeki Mevlevi Sema Törenleri’ni ve Sema törenini izleme imkanı bulacaksınız.

Konya’da bir sonraki rota ise Meram Bağları olacak. Ardından Selçuklu ve Osmanlı döneminde İpek ve Baharat yolları üzerinde olması nedeni ile ticari anlamda önemi büyük olan Sille’ye doğru yola çıkılacak. Konya’da yaşayan Mevlevi dervişleri tarafından sıkça ziyaret edilen Sille’nin ardından bir sonraki rota ise Çatalhöyük ve Çatalhöyük Neolitik Kenti olacak. Ayrıca dileyenler için rota Konya Tropikal Kelebek Bahçesi’ne çevrilecek.

Emirates Group’un kârı %8 artışla 320 milyon dolar oldu

Emirates Group, 2019-20 Dönemine Ait Yarıyıl Performansını Açıkladı

  • Grup: Kâr %8 artışla 320 milyon dolar oldu.
  • Emirates:Kâr %282 artışla 235 milyon dolar oldu. Koltuk yükü faktörü, taşınan 29.6 milyon yolcu ile % 2.3 artarak %81.1 oldu. Dubai’nin bir destinasyon olarak sahip olduğu güçlü cazibe, şirketin, geçen yılın aynı dönemine göre şehre %7.9 daha fazla yolcu taşımasını sağladı.
  • dnata: Gelirler %5 artışla 2.0 milyar dolar, kâr ise 85 milyon dolar olarak gerçekleşti. Büyük çaplı işletme büyümesi nedeni ile %67 artış sağlanarak, 51.9m yemek servis edildi.

Emirates Group 2019-20 mali yılına ait yarıyıl sonuçlarını duyurdu. Sonuçlara göre, grup gelirleri, 14.5 milyar dolar olarak açıklandı. Karlılıkta, geçen yılın aynı dönemine göre %8 artış gerçekleşti ve Grup, 2019-20 yarıyıl net karının 320 milyon dolar olduğunu duyurdu. Kardaki iyileşmenin başlıca sebebi, yakıt fiyatlarında, geçen yılın aynı dönemine göre %9 düşüş olması idi ancak düşen yakıt maliyetlerinden elde edilen kazançlar, kısmen negatif kur hareketleri nedeni ile dengelendi. Grup’un, 30 Eylül 2019 itibarı ile nakit pozisyonu, 31 Mart 2019’daki 6.0 milyar dolar değerinden, 6.3 milyar dolar değerine yükseldi.

–Emirates Grup’un çalışan tabanı, 31 Mart 2019 ile karşılaştırıldığında, 105,315 kişilik personel sayısı ile değişmeden devam etti. Bu, şirketin planlanan kapasite ve iş faaliyetleri ile uyumlu bir durum ve ayrıca, yeni teknoloji ve iş akışlarının uygulanması ile verimliliğin arttırılmasına yönelik gerçekleştirilen çeşitli iş programlarını ortaya koyuyor.

—2019-20 döneminin ilk altı ayında Emirates, 3 Airbus A380 aldı ve 6 eski uçağını filosundan emekliye ayırdı ve 2 tanesini de 31 Mart 2020 tarihine kadar emekliye ayıracak. Şirketin, en gelişmiş geniş-gövdeli uçaklara yatırım yapmaya yönelik, uzun zamandır süregelen stratejisi, genel verimliliği arttırmasına, emisyon ayak izini en aza indirgemesine ve yüksek kalitede yolcu deneyimleri sunmasına imkân tanıyor.

—Emirates, Dubai üzerinden dünya çapındaki yolcuları için daha iyi bağlantılar sunmaya devam ediyor. Mali yılının ilk altı ayında, Emirates, Dubai-Bangkok-Phnom Penh ve Dubai-Porto (Portekiz) olmak üzere iki yeni noktayı uçuş ağına ekledi. 30 Eylül itibarı ile Emirates filosundaki 267 uçağı ile küresel ağını 84 ülkede 158 noktaya genişletti.

—Emirates ayrıca, flydubai ile olan ortaklığını daha da geliştirdi. Her iki şirket de 2019-20 döneminin ilk yarısında, uçuş programlarını optimize etmek, Dubai üzerinden yeni bağlantı imkanları sunmak ve Napoli (İtalya) ve Taşkent (Özbekistan) da dahil, yeni rotalar açmak üzere, uçuş ağını güçlendirmeye devam etti.

 

Grand Hyatt İstanbul’dan yılbaşına özel program

Grand Hyatt İstanbul’dan yılbaşına özel program

İstanbul’un en önemli yaşam merkezlerinden Taksim’de yer alan Grand Hyatt İstanbul, özel olarak hazırladığı menüsü ile yılbaşını sevdikleriyle şık bir sofrada kutlamak ve eğlenmek isteyenleri bekliyor.

Grand Hyatt İstanbul, özel hazırladığı menü ve programıyla, 2020 yılına sevdikleri ile birlikte eğlenerek girmek isteyen misafirlerini bekliyor. Grand Hyatt, bünyesinde yer alan 34 Restaurant’ın deneyimli şeflerinin hazırladığı, yeni yılın ruhunu taşıdığı menüsü ile yeni yıla keyifli ve lezzetli bir başlangıç imkânı sunuyor.

Yeni yıl gecesine özel olarak hazırlanmış zengin bir açık büfe sunan 34 Restaurant, birbirinden farklı ve lezzetli mezeler, deniz ürünleri, hindili pilavın başta olduğu farklı et seçenekleri ile zengin bir yılbaşı sofrası sunuyor. Misafirleri ayrıca gece 24.00 itibari ile işkembe çorbası, sucuk ızgara, pizza servisi ile mutlu bir son bekliyor.

Canlı Müzik Performansı ve Oryantal Show ile Eğlence

34 Restoran’da, yılbaşı yemeğine canlı performansı ile eşlik edecek olan, eğlence dünyasının vazgeçilmez ismi Vural Kaya da misafirlerin eğlencesine ortak olacak.  Gecenin ilerleyen saatlerinde ise misafirleri Oryantal Show ve DJ ile daha hareketli dakikalar bekliyor.

31 Aralık 2019 Salı günü 20.00’de başlayıp sabahın ilerleyen saatlerine kadar sürecek olan yılbaşı yemeği ve eğlencesinin kişi başı fiyatı limitsiz yerli içecek dâhil 799 TL.

Rezervasyon için: 0530 051 1001

Kiss the Frog’dan yeni tatlar

Kiss the Frog’dan yeni tatlar

Rumelihisarı sahilinde bulunan Kiss the Frog, mevsimin taze ve lezzetli malzemelerinden oluşturduğu zengin menüsüne yeni tatlar ekledi. Suşi, pizza, ev yapımı makarnalar ile kabuklu-kabuksuz deniz ürünlerinin yer aldığı menüye Siyah Taco – Karides & Levrek Ceviche, Keçi Peynirli Kabak Çiçeği Tempura & Biber Chutney, Izgara Lahanalı & Fındıklı bir Kış Salatası, İçinde Yok Yok Bahçe Tempura, Mühürlenmiş Tarak & Sarımsaklı Pırasa Kreması eklendi.

Mekanın odun fırınında pişen pizza ve pideleri için mürekkepli veya tam buğday ekşi maya hamur seçeneği bulunuyor. Bu sezonun yeni ürünleri arasında Mantar-Karides & Beyaz Peynirli Pide, Ahtapot Lokum & Hafif Kremalı Kış Otlu Pide yer alıyor. Özenle hazırlanan ev yapımı makarna ve en taze deniz ürünlerinin bir araya gelmesiyle hazırlanan tabaklarda Uzakdoğu Kokan & Kalori Cimrisi Deniz Ürünlü Soya Noodle, Bildiğiniz Bottarga Spaghetti, Spaghetti Nero; Kremalı İstiridye Mantarı & Denizden Çıkanlar gibi yaratıcı lezzetler meraklılarını bekliyor. Naneli profiterolü ile ilgi gören mekanda Klasik Çikolata Sufle, Sakızlı & Kadayıflı Muhallebi ve Kestane, Krokan & Çikolatalı Efsane yeni seçenekler olarak sunuluyor.

Deniz ürünleriyle uyumlu zengin bir şarap kavı bulunan ve özgün kokteylleri hazırlayan bar bölümü de iyi müzik, iyi servis felsefesiyle keyifli vakit geçirmek üzere tasarlandı. Boğazda mükemmel konumu, samimi dekorasyonu, canlı DJ performansı ve konforlu ortamıyla Kiss the Frog hem arkadaş grupları, hem romantik bir akşam yemeği, hem de iş yemekleri için ideal ortamı yaratıyor.

İç mekan 60 kişi, bahçesi 25 kişi kapasiteli mekan, kokteyl organizasyonları için 200 kişiyi ağırlayabiliyor. Dekorasyonu, sürprizli yeni menüsüyle haftanın 7 günü 12.00 – 02.00 saatleri arasında servis veren Kiss the Frog’da vale hizmeti de bulunuyor.

Rezervasyon: 0212 287 73 20

Adres: Kiss the Frog – Yahya Kemal Cad. No:4 Rumeli Hisarı

Bi-Fikir’in yarattığı değer 600 milyon TL’ye ulaştı

Bi-Fikir’in yarattığı değer 600 milyon TL’ye ulaştı

Anadolu Grubu’nun inovasyon programı Bi-Fikir kapsamında 2019’un en iyi projeleri seçildi. Yılın en iyi projelerinin tanıtıldığı Bi-Fikir Festivali’nde konuşan Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, “Bi-Fikir, Anadolu Grubu’nun yenilikçi ve gelecek odaklı bakış açısının iş yapış süreçlerine yansıması. Grup vizyonumuzun geliştirdiğimiz projelere yansıması, doğru yolda olduğumuzu gösteriyor” dedi. Anadolu Grubu çalışanları tarafından hayata geçirilen projelerle son 5 yılda yaratılan toplam değerin 600 milyon TL’ye yaklaştığı Bi-Fikir kapsamında, 2015 yılından bu yana 30.000 fikir, 4.500 hızlı uygulama ve 1.500 projeye ulaşıldı. Her 5 fikirden 1’i hayata geçirildi.

Anadolu Grubu çalışanlarının yaratıcı fikirlerini özgürce sunabildikleri, fikirleriyle tüm Grup şirketlerine katma değer sağladıkları bir inovasyon platformu olan Bi-Fikir kapsamında 2019 yılının en iyileri seçildi. Bu yıl beşinci kez gerçekleştirilen Bi-Fikir ile bugüne kadar yaratılan toplam değer 600 milyon TL’ye yaklaştı. Anadolu Grubu’nun ortak değerlerinden; insan odaklılık, girişimcilik, yenilikçilik ve yaptığı her işte öncü olma yaklaşımından yola çıkarak “Fikir seninle başlar, öncümüz sen ol” mottosu ile gerçekleştirilen Bi-Fikir programında, Grup çalışanlarının fikirleri projelendirildi, yenilikçi birçok ürün ve hizmet geliştirildi. Programda bu yıl “Mucitler” kategorisinde Anadolu Efes’in “Pubinno – Akıllı Bira Musluğu” projesi, “Kaşifler” kategorisinde ise Çelik Motor’un “Kaputa Vur” projesi birinci oldu. Finale kalan Anadolu Grubu şirketleri, Anadolu Isuzu Ar-Ge Merkezi’nde düzenlenen Bi-Fikir Festivali’nde projelerini tanıttı.

Programa fikirleriyle katılan tüm yarışmacıları tebrik eden Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan festivalde yaptığı konuşmada “Bi-Fikir, Anadolu Grubu’nun yenilikçi ve gelecek odaklı bakış açısının iş yapış süreçlerine yansıması” dedi. Bi-Fikir’de öne çıkan proje konularının; e-dönüşüm ve teknoloji, iş güvenliği ve sağlığı, paydaş memnuniyeti, sürdürülebilirlik, sosyal sorumluluk, verimlilik, maliyet azaltma, yeni ürün ve hizmet geliştirme alanlarında olduğuna dikkat çeken Özilhan, “Grup vizyonumuzun geliştirdiğimiz projelere yansıması, doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Biz yeniliği her zaman cesurca destekliyoruz. İş yapış yöntemlerimizi ve kaslarımızı kuvvetlendirecek her türlü gelişime açığız ve gerekli her türlü değişime öncü olmaya hazırız. Bunun için, içinde bulunduğumuz hızlı dijital dönüşüm çağını çok sıkı takip etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

 

Six Senses Hotel artık İstanbul boğazında

Six Senses Hotel artık İstanbul boğazında

Six Senses Hotels Resorts SPA markası, eşsiz ve sıra dışı hizmet anlayışını, Sarıyer’deki 19. yüzyıldan kalan Kocataş Yalısı ve Sait Paşa Yalısı’na yeniden hayat vererek İstanbul’a taşıyor. Kasım ayında hizmet vermeye başlayacak Sait Paşa Yalısı, Six Senses Kocataş Mansions, İstanbulİstanbul’un tarihi dokusunu modern çizgilerle bir araya getiriyor.

Osmanlı Devleti döneminde Adalet Bakanlığı da yapan Necmettin Molla Kocataş’ın şahsi mülkü olan Kocataş Yalısı, hala saf kaynak suyu çıkan 2.5 hektarlık alanıyla birlikte, Boğaz’ın Karadeniz’e açılan muazzam manzarasına ev sahipliği yapıyor. Yalı, 20 yıl önceki yangından sonra Six Senses Hotels Resort SPA markasının dokunuşlarıyla yenilenerek, misafirlerini kasım ayında ağırlamaya hazırlanıyor.

45 adet misafir odası ve süitlerin bulunduğu üç katlı iki görkemli konağın içerisinde, toplantı salonları, sağlık kulübü, 4 adet restoran ve butikler yer alıyor. Konakların mimari dokusu, İstanbul’un tüm kontrastlarından esinlenilerek – doğu ve batı, tarihi ve modern, mistik ve dünyevi – ve geleneksel çizgilerin, Six Senses dokunuşları ile harmanlanmasıyla yeniden gün yüzüne çıkıyor.

Eat Wit Six Senses felsefesine dayanan, hem besleyici hem de lezzetli menülere ev sahipliği yapacak olan Six Senses Kocataş Mansions, Istanbul, yaşamın ince zevklerinden ödün vermeden sağlıklı ve dengeli yaşam tarzını hedefleyen misafirlerini büyülemeye hazırlanıyor.

Gün boyu sunulan birbirinden lezzetli atıştırmalık ve pasta çeşitlerine eşlik eden Boğaz manzarası ile Kahve’de rahatlatıcı bir ambiyans sunan Six Senses, ünlü Restauratör Richard Sandoval’ın restoranı Toro Latin GastroBar’a da ev sahipliği yapacak. Pan-Latin & Asya mutfağına çıkılacak eşsiz gastronomik yolculuğa, yetenekli barmenlerce hazırlanan mistik karışımlar eşlik edecek.

Six Senses Kocataş Mansions, Istanbul’un eşsiz konumu, bedenini ve ruhunu yenilemek isteyenlere şehirde bir vaha olanağı sunuyor. Kişiye özel hazırlanan sağlıklı yaşam ve spor programları ile şehrin içinde sakinlik ve dinginlik arayanlara huzurlu bir sığınak sağlanıyor.

Six Senses misafirperverlik anlayışının bir parçası olan Misafir Deneyimi Uzmanları, Sarıyer’deki lokal deneyimlerden İstanbul’un güzelliklerinin keşfine pek çok sıradışı olanağı konukların tercihine sunacak.

Alfardan Group başkanı ve CEO’su Omar Alfardan, “Alfardan Grup ile Six Senses Hotels Resorts Spa’s arasındaki ortaklık, Türkiye’nin bölgede artan popülaritesi de göz önünde bulundurulursa son derece stratejik ve yerinde bir işbirliğidir. Six Senses Kocataş Mansions, Istanbul şehrin tarihine ve kültürel mirasına bir hediye olmakla birlikte eşsiz mimari tasarımı ve en son teknolojiyle donatılmış tesisi ile konukseverlik alanındaki sıra dışı yaklaşımımızı temsil etmektedir” dedi.

İstanbul’u doğu ve batı arasında köprü yapan sahip olduğu çok sayıda mirası ve kültürel değerleri misafirlerine eğlenceli ve sıra dışı deneyimlerle sunacak olan Six Senses, misafirlerini aynı zamanda şehrin masmavi sularında unutulmaz bir yolculuğa çıkaracak. Otelin önüne demirlenmiş özel teknesi, misafirlere sunulacak gezi turları ve ziyaretler için her gün hizmet verecek.


Six Senses Hotels Resort and Spas CEO’su Neil Jacobs, “Bu tarihi proje için Alfardan Grubu ile ortaklık yapmaktan çok mutluyuz” dedi. “Şehrin kuzey bölgesinde, açık hava restoranları ve geniş bahçe alanları ile ideal bir konumda bulunan tesis, İstanbul’daki bir Six Senses oteli için gerçekten en iyi nokta olma özelliğini taşıyor. Şehrin içinde, sağlıklı yaşam ve sıra dışı bir yemek deneyimi arayan İstanbullular’a ve İstanbul’u keşfetmek isteyen uluslararası gezginlere tam anlamıyla hitap edeceğine inanıyorum ” dedi.


Tarihi yarımadaya, otel tarafından sağlanacak tekne ile kısa çok kısa sürede ulaşacak olan misafirler için İstanbul Havalimanı da yalnızca 40 dakikalık mesafede. Tüm gün hizmet veren Kahve, eşsiz bir akşam yemeği için Toro Latin Gastro Bar ve Sağlık Kulübü’yle birlikte Kasım ayında açılması planlanan Six Senses Kocataş Mansions,Istanbul’un Spa, sosyal davet ve ilave restoran alanlarının 2020 yılının bahar aylarında açılması planlanmaktadır.

Jolly’den 2020 yazına erken rezervasyon fırsatları

Jolly’den 2020 yazına erken rezervasyon fırsatları

Jolly, Antalya Turizm Fuarı’nda 2020 Erken Rezervasyon kampanyasını başlatırken, Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, fuar sırasında düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Turizm sektöründe 33 yıldır hizmet veren ve müşteri memnuniyetini hizmet politikasında en üst sırada tutan Jolly, bu sene ilki düzenlenen Antalya Turizm Fuarı’nda tüm ekibiyle yer aldı. Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Vardar ve Yönetim Kurulu Üyesi – Genel Müdür Figen Erkan’ın ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısında, 2020 yılının turizm için iyi bir yıl olacağına inandıklarını ve kuvvetli bir başlangıç ile erken rezervasyon satışların %50 civarında bir artış beklediklerini açıkladılar.

Mete Vardar; “Bu yıl iç pazarda kişi sayısında yüzde 30’luk bir daralma olduğunu ön görüyoruz. Jolly olarak ise kişi sayısında yüzde 10’luk bir daralma yaşarken, yüzde 22’lik bir ciro artışı sağladık. Bununla birlikte 2020 erken rezervasyon kampanyasına bu sene her zamankinden de önce, kuvvetli bir başlangıç yapıyoruz. 2020 için hem operasyon hem de pazarlama olarak kuvvetli hazırlıklar yaptıklarından bahseden  Mete Vardar, büyüme hedefini %30 olarak açıkladı.