Lüksün kapıları açılıyor

Lüksün kapıları açılıyor

Sanasaryan Han a Luxury Collection Hotel, İstanbul, modern ve lüks kavramlarını bir araya getirerek, kültür mirasımızı yerli ve yabancı turistlerle paylaşacak.

Sanasaryan Han a Luxury Collection, İstanbul ‘Multi Property’ Otel Genel Müdürü Volkan Öztürkler, “Marriott International’ın, en değerli markalarından The Luxury Collection felsefesiyle, hayata geçirmeye hazırlandığımız Sanasaryan Han a Luxury Collection’u çok yakında hizmete açacağız.  İstanbul’da lüks konaklama deneyimine

yeni bir perspektif kazandıracağız.” dedi.

Sanasaryan Han a Luxury Collection, İstanbul’un ‘Multi Property’ Otel Genel Müdürü Volkan Öztürkler, ‘‘Sanasaryan Han a Luxury Collection Hotel, İstanbul’un kapılarını yakında misafirlerimize açacağımız haberini paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Tarihi yarımadada, sektörümüzde yeni bir dönem başlatmayı hedefliyoruz. Şehrimizin en özel semtinde yer alan bu kültür mirasında, tarih ve lüksün özünü birleştiren bir konsept ile misafirlerimize eşsiz deneyimler sunmayı amaçlıyoruz. İstanbul’da konaklama sektöründe fark yaratacak bu destinasyonda misafirlerimizle buluşmak için sabırsız ve heyecanlıyız.’’ dedi.

Türkiye organik ürün ihracatında 1 milyar dolar sınırını aştı

Türkiye organik ürün ihracatında 1 milyar dolar sınırını aştı

Kuru, taze ve dondurulmuş meyveler ve pamuk başta olmak üzere 268 farklı üründe 1,6 milyon ton organik üretim gerçekleştiren Türkiye, bu ürünlerin ihracatından elde ettiği döviz gelirinde 1 milyar doları aştı.
Kimyasal gübre ve ilaç kullanılmayan organik sertifikalı ürünlerde 1,6 milyon tonluk üretimle yıllık 1 milyar dolar ihracat sınırını geride bırakan Türkiye, dünya genelinde yaygınlaşan yeşil tarım hareketi sayesinde organik ürünlerden 1,5 milyar dolarlık döviz getirisi elde etmeyi hedefliyor.Kuru meyvelerden zeytinyağına, hububattan pamuğa 268 farklı ürünü 311 bin hektar arazide organik olarak gerçekleştiren Türkiye, yaklaşık 53 bin organik ürün çiftçisiyle Avrupa’da 4. sırada yer alıyor.

AB, ABD ve Uzak Doğu gibi ülkelerin yeşil tarım projeleriyle organik sektörlerini büyütme hedefi koymasıyla pazarın hızla büyüyeceğini öngören ihracatçılar, uluslararası fuarlarda etkinliğini artırıyor.

Ege İhracatçı Birliklerinin 2024 Milli Katılım Organizasyonunu gerçekleştirdiği BioFach Fuarında toplam 37 Türk firması, ürün ve projelerini tanıtarak yeşil tarım alanındaki iddialarını yansıtacak.

Sadece organik satan süpermarketler

Ege İhracatçı Birlikleri olarak organik ürün ihracatında koordinatör birlik olduklarını, Türkiye’nin organik ürün ihracatının yüzde 75’inin Ege Bölgesi’nden yapıldığını dile getiren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Işık, 1980’li yıllarda kuru meyveyle başlayan organik ürün hikayesinin günümüzde çok farklı sektörlerde yapılan yatırımlarla kartopu gibi büyüdüğünü vurguladı.

Türkiye’nin tarımdaki potansiyelini organik alanda da kullandığını aktaran Işık, “Bizim ülkemiz bu konuda çok tecrübe kazandı. Şu anda çiftçi sayımızla Avrupa’nın 4, dünyanın 13. ülkesiyiz. Bunu yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.” dedi.

Dünya ticaretinde organik tarım pazarının 125 milyar doları aştığını, Avrupa’da sadece organik ürün satan süpermarketlerin oluştuğunu, Türkiye’de de marketlerde organik reyonlar oluşmaya başladığını aktaran Işık, şöyle devam etti:

“Ülkemizin ana ürünleri olan üzüm, incir ve kayısıda hem üretim hem ihracatta lider durumdayız. 268 çeşit ürünümüz var. Kuru meyvenin yanına taze sebze meyveleri dondurulmuş olarak ilave ettik. Kiraz, vişne ve fındıkta açık ara öndeyiz. Yağlı tohumlar, zeytinyağları, bakliyat ve hububat gibi ürünlerle çeşitliliğimizi her geçen gün artırıyoruz. 1 milyar dolar civarında ihracatımız var. Gıda ihracatımız 500-600 milyon dolar civarında, pamuk ve organik tekstilde 500 milyon dolara yakın seviyede. Dolayısıyla biz 1 milyar dolar rakamını geride bıraktık. Şu anki hedefimiz 1,5 milyar dolara ulaşmak.”

Hakan Öksel, TÜRSAB yasası hakkında konuştu

Hakan Öksel, TÜRSAB yasası hakkında konuştu

Prontotour Genel Müdürü Hakan Öksel, ‘Türkçe Rehberlik’ten tur araçlarındaki rehber tartışmalarına, taban ücretinden rehberlik eğitimine kadar güncellenen TÜRSAB Yasası ile sektörün gündemine gelen turist rehberliği mesleğine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yeni hazırladığı TÜRSAB Yasası turizm sektöründe tartışılmaya devam ediyor.

Prontotour Genel Müdürü Hakan Öksel Yasa’da yer alan ve rehberliği ilgilendiren konularda açıklamalarda bulundu. Turist rehberliğinin turizmin en önemli halkalarından biri olduğuna işaret eden Öksel, “Ülke turizmi turist rehberleri olmadan düşünülemez. Bu mesleği değersizleştirmek hiç bir şekilde mümkün olamaz, olmamalıdır. Ben ve Yönetim Kurulu Başkanımız Ali Onaranda kokartlı rehberler olarak bunun bilincindeyiz ve şirketimizin en çok değer verdiğimiz unsurlarının başında rehberlerimiz geliyor; onlarla ne kadar gururlansak azdır” dedi.

Turist rehberlerinin en az bir dili iyi derecede konuşabilmesi gerektiğini ifade eden Hakan Öksel, “Türkçe Rehberlik uygulaması ise ancak kokartlı rehberliğe geçiş için belirli süreli bir ara dönem yapılabilmelidir. Bu hak sadece rehberlik bölümlerini bitirmiş, ülke gezilerini tamamlamış ve yapılan sınavda başarılı olmuş kişilere, sınırları yetkili kurumların kararıyla belirlenmiş bir süre içerisinde tanınabilmelidir. Bu uygulama ile hem istihdam ihtiyacının karşılanabileceğini hem de Türkçe Rehberlik yapanların önüne hedef konularak mesleklerinde gelişim imkânı sağlayabileceklerini düşünüyorum” diye vurguladı.

Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul’un iftar menüsü Şef Ömür Akkor’dan

Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul’un iftar menüsü Şef Ömür Akkor’dan

Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul iftar menüsünü ünlü şef Ömür Akkor’un tasarladığı incelikli menülerle misafirlerine ulaşacak.

Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul, geleneksel Türk mutfağının vazgeçilmez tatlarından oluşan menüsüyle Ramazan ayı boyunca misafirlerini benzersiz iftarlarda ağırlıyor. Ömür Akkor ve ekibinin “gül” temasıyla Ramazan boyunca Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul’un mutfağında hazırlayacakları birbirinden seçkin lezzetlerden oluşan iftar sofrası, huşu içindeki misafirlere eşsiz bir deneyim sunuyor.

Ramazan boyunca sevdiklerini keyifli bir iftar sofrasında buluşturmak, özel Ramazan daveti ve organizasyonları vermek isteyenler için, Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul’un birbirinden seçkin etkinlik alanları ağırlamalar için kullanılabiliyor.

Ayrıca Boğaz’ın hemen kıyısında yer alan özel cabanalarında servis edilecek sahur sofrasıyla, günün ilk saatlerini kentin eşsiz manzarasında sevdikleriyle birlikte geçirmek isteyenlere de imkân tanıyor.

Bilgi: +90 534 260 2748

Yeni rota donmuş kıta Antarktika

Yeni rota donmuş kıta Antarktika

Dünyanın en büyük çölü olarak bilinen gizemli kıta Antarktika, eşsiz güzelliklere sahip. Her gezginin rüyalarını süsleyen bu benzersiz destinasyonun keşfi, zorlu koşullarla mücadele gerektiriyor.

Antarktika, eksi 30 derecenin ılık bir yaz günü olarak nitelendirilebilecek ekstrem koşulları, altı aylık uzun geceleri ve vahşi doğasıyla, tecrübeli gezginlerin hayallerini süslüyor. Yedinci kıtanın ziyaretçilerine sunduğu sınırsız keşif imkânları, yalnızca kasım-mart ayları arasında mümkün olabiliyor.

Antarktika mucizesi! Büyülü ve donmuş yedinci kıtanın keşfi Türk turizmci, seyahat tutkunlarını uçakla Antarktika’ya indiriyor

Türk turizmci Burak Bilgit, bu büyülü kıtaya büyük bir operasyonla havadan ulaşım sağlıyor. Böylece gezginler hem zorlu deniz koşullarını aşmış oluyor hem de daha fazla süreyle Antarktika’yı keşfediyor.

Seyahatler, Antarktika’nın vahşi doğasına, onun donmuş tarihine ve bu uzak kıtanın çelişkili güzelliklerine ışık tutarken, gezginler doğanın en uç noktalarında gerçek bir keşfin parçası olma fırsatı buluyor.

Bu keşif Uluslararası Antarktika Tur Operatörleri Birliği’nin (IAATO) bir üyesi olan Antarctica 21 ile gerçekleştirilebiliyor. Antarctica 21, donmuş kıtada Magellan Explorer ve Ocean Nova gemileriyle hizmet veriyor.

“Gezegenimize faydalı olma amacıyla sürdürülebilirlik kapsamında çeşitli projeler üretiyoruz”

Volkan Gökay “Gezegenimize faydalı olma amacıyla sürdürülebilirlik kapsamında çeşitli projeler üretiyoruz”

Pause Dergi olarak turizm sektörüne yön veren isimlerle yaptığımız röportajlara devam ediyoruz. Bu ay ki konuğumuz Duja Hotels Satış ve Pazarlama Koordinatörü Volkan Gökay oldu. Keyifle okumalar.

Turizm sektöründe gelecek beş yıl içinde ne gibi değişiklikler bekliyorsunuz?

Turizm, seyahat edenlerin farklı beklentilerine hitap eden zenginlikleriyle, ülkemiz için günümüzde oldukça önemli bir sektördür ve gelecekte de önemini artırarak sürdüreceği apaçık ortadadır. Giderek artan turist sayısının yanı sıra sürdürülebilirlik alanındaki gelişmeler, temel anlamda yön belirleyici olacaktır. Bundan dolayı çevreye duyarlı işletmelerin sayısı artacaktır. Biz de Duja Hotels olarak sürdürülebilirlik çalışmalarını gönülden destekliyor, sürdürülebilir turizm sertifikalarımızla hizmet vermeye devam etmekten ve tüm aşamalarda sertifika sürecini tamamlamış olmaktan gurur duyuyoruz. Biliyoruz ki, bu anlayışla geliştirilen vizyonun, yapılan plan ve politikaların, alınan kararların her zaman isabet derecesi yüksek olacaktır.

Volkan Gökay

Sürdürülebilir turizm uygulamaları gelecekte daha da önem kazanacak mı? Bu konuda ne gibi adımlar atmayı planlıyorsunuz?

Gelecek kuşakların da bizimle aynı gereksinimlerini karşılayabilmeleri için turizm sektörü ‘sürdürülebilirlik’ prensibi ile yönetilmelidir. Bu gereksinimleri basitçe; Etkileşim içinde bulunduğumuz ya da bulunmadığımız çevrenin bozulmadan veya değiştirilmeden korunması, kültürel bütünlüğün ve ekolojik dengenin korunması, biyolojik çeşitliliğin ve yaşam sistemlerinin gelecek yıllarda da korunacak şekilde idame ettirilmesi olarak sayabiliriz. Gezegenimize faydalı olma amacıyla sürdürülebilirlik kapsamında çeşitli projeler üretiyoruz. Otellerimizde doğal kaynakların azalmasını ciddi oranda önlemek, enerji tasarrufu sağlamak, çevrenin korunmasına katkı sunmak ve ekonomiye katkısı sayesinde güçlü bir ekonomi oluşmasına yardımcı olmak amaçları ile hareket ediyoruz. Sürdürülebilirliğin sağlanması, dünyanın yaşamı desteklemeye devam etmesine imkan verecektir. ‘Sürdürülebilir turizm’ sektörümüzde sadece bir akım olarak kalmamalıdır.  Sektördeki var oluşu devam ettirebilmek ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına tüketicileri sürdürülebilir turizm hakkında bilgilendirerek hepimiz harekete geçmeliyiz. Sürdürülebilirlik ile ilgili en yeni ve önemli yatırımımız ise Denizli’de yer alan GES projemiz. Bu sayede kendi otellerimiz kendi enerjilerini üretiyor ve kullanıyor.

Teknolojik gelişmeler turizm sektörünü nasıl etkileyecek? Bu gelişmelere nasıl adapte olmayı planlıyorsunuz?

Turizm sektöründeki başarımızı arttırmamız, stratejik bir yaklaşım içerisinde doğru kararlar alıp planlı hareket ettiğimiz sürece mümkün olacaktır. Bunun için geçmişi doğru okuyarak geleceği doğru tahmin etmemiz gerekiyor. Dijital pazarlama tekniklerini müşteri ilişkileriyle harmanlayarak, değişimi yakalamaya devam ediyoruz. Dijitalleşmeye daha fazla yatırım yaparak internet ve mobil teknolojileri etkin bir şekilde kullanmayı hedefliyoruz. Bu sayede seyahat severlere daha iyi hizmet sunarak trendleri yakından takip edip pazardaki yerimizi korumuş olacağız.

Volkan Gökay

Gelecekte turistlerin tercih ettiği destinasyonlar ve tatil deneyimleri nasıl değişecek? Bu değişimlere nasıl uyum sağlamayı planlıyorsunuz?

Geleneksel olarak popüler olan destinasyonlar, artan rekabet ve sürdürülebilirlik endişelerine rağmen popülerliğini korumaya devam edecektir. Bununla beraber, daha az popüler olan destinasyonlar, daha özgün ve benzersiz deneyimler sunmaları nedeniyle daha fazla ilgi görecektir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, turistler daha fazla kişiselleştirilmiş deneyimler talep edecekler. Artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik ve yapay zeka gibi teknolojiler, turistlerin istedikleri destinasyondaki yerleri önceden deneyimlemelerini, gerçekte mümkün olmayan aktivitelere katılmalarını veya farklı kültürleri daha yakından tanımalarını sağlayarak, kişiye özel deneyimler sunmayı mümkün kılacak. İşte bu yüzden dijitalleşmeye yatırım yapmak için çalışmalarımız devam ediyor.

Dijital pazarlama ve online rezervasyon sistemleri turizm sektöründe ne kadar önemli? Bu alanlarda yapmayı düşündüğünüz iyileştirmeler nelerdir?

Dijital pazarlama, turizm işletmelerine daha geniş bir kitleye ulaşma imkanı sunuyor. Birçok işletme, internet ve sosyal medya gibi kanalları kullanarak potansiyel müşterilerine hızlıca ulaşıyor. Reklam ve pazarlama işin içine girerek daha etkili bir iletişim stratejisiyle hedef kitleye özel mesajlar ulaştırıyor. Bunun en basit örneği de, sosyal medya üzerinden verilen reklamlardır. Online rezervasyon sistemleri, işletmelere daha verimli bir rezervasyon süreci sunar. Müşteri ve işletme arasında kurulan bu bağ müşteri memnuniyetini arttırarak işletmenin sürdürülebilirliğini sağlar.

Turizm sektöründe rekabetin daha da artması bekleniyor. Bu rekabete karşı nasıl bir strateji izlemeyi planlıyorsunuz?

Rekabet her ne kadar olumsuz bir ortam yaratıyormuş gibi gözükse de akıllıca kullanıldığında avantaj sağlayabilir. Bildiğiniz üzere turizm sektörü diğer ekonomik sektörlere göre çevresel kaynakların en çok kullanıldığı sektördür. Bunun yanı sıra turistik talebi yönlendiren etkenlerin başında destinasyonun sahip olduğu çevresel kaynaklar da gelmektedir. Bu kaynakların zenginliği destinasyona turisti çeken bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Bu sayede turizm destinasyonunun sahip olduğu ve hedef kitlenin motivasyonunu artıran çevresel değerler korunurken, çevreye duyarlı yeni ürünler geliştirilerek ürün çeşitliliği arttırılabilir. Biz de rekabet ortamının avantaj açısından sürdürülebilirliğini korumak adına, destinasyonun pazarlanmasında mevcut kaynakların tanıtımı kadar ziyaretçi deneyimlerini de planlamalarımıza dahil ediyoruz.

Volkan Gökay

Turizm sektöründe sürdürülebilir büyüme için işbirliği ve ortak projeler önemli mi? Bu konuda neler yapıyorsunuz?

Turizm sektöründe şirketlerin sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarını destekleyen bir prensibe sahip olmaları ve gerekli sorumluluğu almaları, her geçen daha da önem kazanıyor. Duja Hotels olarak çevresel etkileri yönetmek, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kullanımını desteklemek amacıyla turizm sektöründeki paydaşlarımızla iş birliği ve ortak projeler yürütüyoruz.  Daha önce yaptığımız iş birlikleri gibi yeni anlaşmalar her iki taraf içinde turizm sektöründe olumlu izlenimler bırakıp turist sayısındaki artışa sebep olacaktır.

Turistlerin beklentileri ve tatil deneyimlerindeki trendler hakkında nasıl bilgi sahibisiniz? Bu bilgileri nasıl takip ediyor ve kullanıyorsunuz?

Yeni nesil turizm stratejileri ile birlikte dijitalin önemi günümüzde göz ardı edilemeyecek bir noktaya geldi. Turizm sektöründeki dijitalleşme bize teknoloji ve turizmi birleştirerek uzun bir yol haritası çizdirdi. Takip ettiğimiz dijital trendlerden bahsedecek olursak; kişiselleştirme, veri odaklı yaklaşım, mobil entegrasyona bağlı olmak, gerçek zamanlı planlama, yapay zeka, mesajlaşma platformları ve chatbotlar, nesnelerin interneti bunlardan sadece birkaçı. Turizm sektöründe iş yapış biçimlerini değiştiren bu teknolojik gelişmelerin farkında olmak dönüşümde geri kalmamak adına önem taşıyor. Duja Hotels olarak sürekli kendini yenileyen ve gelişen dünyada var olabilmek için teknolojiyi hayatımızın merkez noktasına alıyor, daha iyi bir hizmet verebilmek için çok çalışıyoruz.

Sevcan Yaşar; İlhamını hayattan alıyor!

Sevcan Yaşar; İlhamını hayattan alıyor!

‘Miss Model of the World’ tacını oyunculukla değiştiren Sevcan Yaşar, yaşamdan aldığı ilhamla kariyer yolculuğunu sürdürüyor. Orkestra şefi İrsel Çivit’le mutlu bir evliliği olan Yaşar, şimdilerde hem senaryo yazıyor hem de şan dersleri alarak müzikle ilişkisini güçlendiriyor

RÖPORTAJ: NAZAN ORTAÇ

‘Miss Model of Turkey’ ve ‘Miss Model of the World’ birincisi Sevcan Yaşar, modellik kariyerinden oyunculuğa geçişini, Çin’de edindiği deneyimleri ve hayatındaki dönüm noktalarını anlattı. Biyoloji eğitimi alan Yaşar, nasıl oyunculuğa yöneldiğini de paylaşırken, İrsel Çivit ile mutlu evliliği ve müzikle ilgili sorularımıza da yanıt verdi. Senaryo yazmaya başlayan Sevcan Yaşar, gelecek projeleri ve kariyer hedefleri hakkında da ipuçları verdi.

Oyunculuk kariyerinize başlamadan önce Miss Model of Turkey ve ardından Çin’de Miss Model of the World birincisi oldunuz. Bu deneyimler sizi nasıl etkiledi ve oyunculuğa nasıl bir katkı sağladı?

Çin benim ilk yurt dışı deneyimimdi. Orada 66 ülkeden çok farklı insanlar tanıma fırsatım oldu. Ayrıca organizasyon içinde neredeyse her ülkeden farklı meslek gruplarından insanlar tanıma ve sohbet etme fırsatı buldum. Bunlar bana dünyanın işleyiş tarzına, koşullarına, yaşam tarzlarına ve karakterlere nasıl etki ettiğiyle ilgili çok farklı bakış açısı kazandırdı. Tabi ki bu zenginlik oyunculuğuma ve bana büyük katkı sağladı.

Sevcan Yaşar

Ege Üniversitesi’nde Biyoloji Bölümü’nü bitirdikten sonra neden oyunculuğa yönelmeye karar verdiniz?

Oyunculuk, cesaret edemediğim çocukluk hayalimdi. Ailemde genelde doktorlar ve öğretmenler sıklıkta olduğu için Anadolu Lisesi’nde matematik okudum. Ardından da biyoloji geldi. Bu sırada tiyatro seçen arkadaşlarıma özeniyordum tabii. Neyse ki biyoloji diplomasından sonra tekrar sınavlara girip tiyatro okuma fırsatı buldum. O sıralar hem ATV’de ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ da oynuyor, hem oyunculuk okuyordum. Zaten mesleğimi yapabiliyorken tiyatro okumaya devam etme nedenim de her zaman öğrenecek bir şeylerin olduğunu düşünmemdi. İnsanların mutlu oldukları, yetenekleri olan mesleği yapmalarının doğru olduğunu düşünüyorum.

İstanbul’a yerleşme kararınızın arkasındaki nedenleri ve bu süreçte yaşadığınız deneyimleri paylaşabilir misiniz?

Yarışmayı kazandıktan sonra oyuncu olabilmek için bir menajer buldum. Çin’de birinci olmam bir avantaj oldu. İstanbul’a daha önce hiç gelmemiştim. Sektörden tanıdığım kimse yoktu. Fakat denemeliydim. Henüz yirmi yaşındaydım. Yarışmadan kazandığım parayla emlakçı, çok iyi kalpli yaşlı bir kadının evinin bir odasını tutabildim. Yaşamsal giderler dışında tüm paramı eğitim için kullanıyordum. Sadece bir şişme yatağım ve antenli küçük bir televizyonum vardı. Hiç TV izlemezdim. O zaman da kapalı siyah ekrana bakıp kendimi hayal ederdim. İlk deneme çekimimde başarılı olup ilk işime girdim; ‘Kayıp Şehir’e. TV’yi o zaman kendimi izlemek için açtım işte. Sonrası geldi. O zamanki cesaretimin babamdan geldiğini düşünüyorum. Çok destek oldu.

Farklı türlerdeki projelerde yer almanıza rağmen, hangi türdeki karakterlerle daha fazla özdeşleştiğinizi düşünüyorsunuz ve neden?

Hayatımızda dönem dönem yeni öğrendiklerimizle, yeni karşılaştığımız deneyimlerle hiç bilmediğimiz yönlerimizi keşfedebiliyoruz. Bu özellikle zorlu seçimlerimizde kendimize, seçtiklerimize şaşırarak oluyor. Dizi ve filmlerde de öyledir. Bir karakter iyi ve kötü arasında seçim yaptığı zaman sıkıcıdır. İki kötü ya da iki iyi şey arasında yaptığımız zorlu seçimler kaderimizi belirler. Bu derece sürekli keşfettiğimiz değişken ve karışık bir yapımız varken, empati kuruyorum. Fakat oynadığım bir karakterle özdeşleştiğimi söylemek çok zor.

Sevcan Yaşar

EŞİM, DAHA İYİ YÖNLERİMİ KEŞFETMEMİ SAĞLADI

İki yıl önce müzisyen İrsel Çivit ile evlendiniz. Evlilik öncesi ve sonrasında hayatınızda bir değişim hissettiniz mi? Bu değişim hem kişisel yaşantınıza hem de kariyerinize nasıl yansıdı?

İrsel, evet birçok enstrüman çalıyor fakat iş tanımı composer ve maestro. Yani besteci ve orkestra şefi. Dizi ve film müzikleri yapıyor. İrsel daha iyi yönlerimi keşfetmemi sağladı. Hayattaki en büyük şanslarımdan biri onu tanımış olmak diyorum. Bunu romantik bir yerden söylemiyorum. Dünyada iyi ve kötü insanların olduğunu ve kendi değerimi de beraberinde fark ettiğim bir dönemde hayatıma girdi ve iyi kalmak için çaba harcayan, fedakârlık yapabilen insanların da olduğunu görmek umut verdi. Bu; beni daha sabırlı ve sakin yaptı. Mesleğimde de en büyük destekçim oldu. Hayatıma gelen huzur elbette mesleğime de yansımıştır.

Eşinizle birlikte müzikle ilgili ortak projeler düşünüyor musunuz?

Aslında profesyonel bir şey düşünmüyorum tabii ki. İrsel’le biz evde sürekli çalıp söylüyoruz zaten. Belki bir gün sizinle de paylaşırız. Güzel bir anı olurdu. Fakat sesimi kullanmakta çok çekingenim. Bugünlerde şan dersleri alıyorum. Son dönemde her ne kadar oyuncu seçimleri çoğunlukla buna göre olmasa da, bir oyuncunun her yaşta, her konuda kendini donatmasının, oyunculuğu istemenin kendisinden daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Kariyerinizde karşılaştığınız zorluklardan birini veya bir dönüm noktasını bizimle paylaşabilir misiniz?

Pandemi dönemi benim için zordu. İşimi yapmadığım zaman kıyıya çekilmiş kayık gibi hissediyorum. Yaşam amacım elimden alınmış gibi geliyor. Fakat o dönem yıllardır ertelediğim yazma işine girişmek zorunda kaldım ve bu benim için büyük keşif ve dönüm noktası oldu. Şimdilerde senaryo yazıyorum ve oldukça keyif alıyorum.

Sosyal medya ve hayranlarınızla etkileşiminiz hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz? Sosyal medya platformları üzerinden paylaşımlarınızı nasıl yönetiyorsunuz?

Sosyal medya işimden dolayı içinde olduğum bir yer. Aslında birçok insan gibi ben de kirli olduğunu düşünüyorum. Kötü haberlerden çok etkilenip çok üzüldüğüm için sınırlı süre vakit geçiriyorum. Hayranların yazdıkları güzel şeyler de mutlu ediyor tabii. Örneğin; bir davete motivasyon konuşmacısı olarak gittim. Anlattıklarımdan mutlu olup teşekkür eden insanlar yazdığında ben de motive olup işime daha çok sarılıyorum. Paylaşımları nasıl yapacağımı bu yıla kadar bilmiyordum. Fakat biraz destekle nasıl yönetileceğini anladım ve uyguladım. Yine de zaman zaman on beş yirmi gün yok olmak, kendimle ilgilenmek hoşuma gidiyor.

Gelecek projeleriniz ve kariyer hedefleriniz hakkında bizi bilgilendirir misiniz? İleride izleyicilere neler sunmayı planlıyorsunuz?

En son ‘Yalı Çapkını’nda oynadım. Gelecekte nasıl bir rol gelir bilemiyorum fakat aynı anda hem dram hem komedi oynayasım var. Her oyuncu gibi bende birikmiş duygularım için çıkış rolü arıyorum. Bizde hayattaki yeni deneyimler, duygular hemen herkesle paylaşılması gereken hazine gibi. Diğer yandan yazıyorum. Gelecek beni çok heyecanlandırıyor. Birlikte göreceğiz.

Düğünde tercihi kendi tasarımı oldu

Düğününüzde giydiğiniz pantolon takımı çok beğendim; radikal bir seçim yapmışsınız. Bu stil tercihinizi anlatır mısınız?

Teşekkür ederim. Gelinlik seçme dönemlerini bilirsiniz, birden önünüzde on tane seçenek olur ve onları da yüz taneden on taneye indirmişsinizdir. Birkaç tasarımcı arkadaşımızla konuştuk. Fakat içime sinmedi. Hep istedikleri bir dokunuş yaparlar çünkü. Ben tamamen kendi zevkime göre olsun istedim. Bir gün giydiğim takımın benzerini Pinterest de gördüm. Fransız esintileri, feminist yanımı okşayan pantolon beni kilitledi. Kısmen değiştirerek işinin ehli bir terziye gönderdim. Ne istediğimi söyledim. Sadece verdiğim ölçülerimle iki günde dikti. Gidip provada düzeltmeleri yaptık. Aynı gün bitirdi, alıp geri döndük. Saç aksesuarını aldığım yerden iki farklı modelin birleştirilmesini istedim farklı şekilde kullandım. Aslında kendi tasarımımı giymiş oldum. Daha özeli olamazdı. Kendi çizdiğim parçalar var. Belki aynı kişiyle ilerde bir çalışma yapmayı da düşünüyorum.

KÜNYE:

Fotoğraflar: Murat Arık @amuratarik

Saç-Makyaj: Tolgahan Karataş @tolgahankaratas

Menajer: Buket Kahraman @buketkahramantm

PR: @bgpragency; Begüm Kılıç @begkilic, Nur Eriş Kuran @nureriskuran

Hayrettin Güneş “Şu an şirket olarak Türkiye’de çok iyi bir konumdayız”

Hayrettin Güneş “Şu an şirket olarak Türkiye’de çok iyi bir konumdayız”

Son dönemde adını sıkça duyduğumuz Grand Müziğin Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Güneş ile bir araya geldik. Hayrettin Güneş, Grand Müzik ve gelecek projelerini bizimle paylaştı.

Hayrettin Bey merhabalar. Adını son zamanlarda çok sık duyduğumuz şirketiniz Grand Müzik nasıl ortaya çıktı.

Müzik hayatımızın hep bir parçasıydı Grand Şirketler Grubu’nun bünyesinde eğlence sektöründe de varlığımızı sürdürüyorduk. Türkiye’den isimli bir çok sanatçıyla konser çalışmalarımız oldu. Bir projemizde Şuan hala beraber olduğumuz kıymetli sanatçılarımız Doğuş ve Mustafa Yılmaz bizim organize ettiğimiz kendi mekanımız da aynı sahneyi paylaştılar. Daha sonra Doğuş’un Mustafa Yılmaz’ın sesini beğenmesinden dolayı bir şarkı için bir proje anlaşması yaptık. Sonra bu bir şarkının 5 şarkı olmasına, dolayısıyla albüm çıkartmaya karar verdik. Uzun uğraşlar sonucu hazırladığımız bu albümü herhangi bir şirketten çıkartmayı doğru bulmadığım için Grand Müziğin temelini 2020 yılı Ocak ayında attık. Şirketimizi kurduk ve şirketimizin ilk çalışmasını Mustafa Yılmaz’a Doğuş imzalı 5 şarkıdan oluşan “DUY” albümünü yaparak şirketimizin ilk işini duyurduk.

Ewa Güneş, Hayrettin Güneş

Grand Müzik’te bir çok isimle çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz. Şarkı ve sanatçı seçimlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?

Grand Müzik olarak hedefimiz en iyi şirketler arasında olmak. Türkiye’nin şu anda 90’larda popüler olan Zerrin Özer, Doğuş, Cengiz İmren, Reyhan Karaca, Songül Karlı, Cansever, Ozan Orhon, Murat Başaran ve Ebru Polat gibi bir çok başarılı ve sevilen sanatçılarla çalışmalarımız hali hazırda devam ediyor. Amacımız sanat camiasına hareketlilik kazandırmak. Şarkı seçimlerine genelde karışmıyoruz. Tamamıyla sanatçının ruhuna duygusuna bırakıyoruz. Sonuçta bir şarkıyı önce sanatçının hissetmesinin doğru olduğunu düşündüğümüz için tabi fikir alışverişleri muhakkak yapıyoruz. Ama sonuç olarak şarkı seçiminde tamamıyla sanatçının ruh haline bırakıyoruz.

Şirketiniz şuan başarılı bir grafik çiziyor. Kısa sürede ki bu başarıyı nelere bağlıyorsunuz?

İş ve mesleki hayatımda babamdan öğrendiğim olmazsa olmazlarımdan disiplin ve güven konusu başarımızın en püf noktası. Çok kıymetli bir ekibin var çok çalışan çok üreten ve her koşulda onları fikir alışverişlerimizi destekliyorum. Tüm yeniliklere açık olan birisi olarak müzikle alakalı başarı odaklı elimizden ne geliyorsa onu yapmaya gayret ediyoruz. Daha da yapacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Hayrettin Güneş

Grand Müziği kurduktan sonra mı müzikle ilgilenmeye başladınız yoksa daha önceden ilginiz ve deneyiminiz var mıydı?

Babam 1980 yıllarında ilk Türk marketini açtığında ikinci dükkan olarak müzik kasetleri CD’leri filmleri Yeşilçam filmleri bunları satardık. Dolayısıyla eskiden gelen müzikle alakalı bir deneyimimiz var. Tabi bunu ilerleyen yıllarda eğlence sektöründe varlığımızı daha güçlü göstermeye başladık. Disko ve türkü bar gibi sektörlerde bir çok sanatçılara ev sahipliği yaptık. Daha sonra Grand müzik gelişti.

Grand Müzik nasıl bir müzik şirketidir? Sanatçılar neden sizi tercih etmeli?

Grand müzik hem sanatçıya destek veren hem sanatçısının arkasında duran projelerini destekleyen bir şirkettir. Tüm yeniliklere açık prestiji yüksek hiç kimsenin emeğini zedelemeden kendi haline bırakmadan arkasında duran bir şirkettir. Günümüzde sanatçılara verdiğimiz desteği veren daha ikinci bir şirket göremedim dolayısıyla sanatçılara bakış açımız farklı olduğu için tercih edilen bir şirket haline geldik.

Hayrettin Güneş

Sizi diğer müzik şirketlerinden ayıran en büyük özellik nedir?

Aslında burada kimseyi kimseden ayırt edemem. Çünkü herkesin işe bakış açısı farklıdır. Ben bakış açımı tamamıyla uygulamaya çalışıyorum. Benim açım bazılarına göre doğru olmayabilir, yanlış olabilir. Dolayısıyla şirketler arasında farklılıklar olmak zorunda. Bizi biz yapan en büyük nedende bu zaten. Yani burada ben doğru yapıyorum onlar yanlış yapıyor, cümlesini kullanmak çok büyük bir yanlış olur. O yüzden şirket olarak en iyisini yapmaya gayret ediyoruz.

Grand Müziğin ileriye dönük hedefleri nelerdir?

Türkiye’nin sayılı şirketleri arasında konumunu koruması hedeflerimiz ve kendimizi her gün yenilerek daha fazla gelişebilmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Evet, şu an şirket olarak Türkiye’de çok iyi bir konumdayız ama durmak yok. Çok daha iyi olabilmek için sürekli üretmeye ve çalışmaya devam edeceğiz.

Hayrettin Güneş

Bünyenizde bulunan sanatçılarla diyaloglarınız nasıl? Prodüktör olarak sanatçıların sizlerden beklentileri nelerdir?

Tüm sanatçılarımızla samimi abi kardeş ilişkimiz var. Ben hiç kimseye tepeden bakan bir insan olmadım sevmiyorum. Öyle insanları da alçakgönüllü olmayı her zaman tercih etmişimdir. Karşımdaki insanların da aynısını olmasını istiyor ve diliyorum. Sanatçılarımıza gerekli olan desteği şirket olarak bugüne kadar hep verdik. Vermeye de devam edeceğimizi bilmenizi istiyorum.

Bir şarkıda nelere dikkat edersiniz? Evet bu şarkı bizde olmalı demenize neden olan en büyük etken nedir?

Günümüzde müziğin dili çok hızlı gelişmekte ve değişmekte. Dijital bir çağda yaşadığımızdan dolayı müziğin farklı dilleri mevcut. Her farklı tarzı şirketimize koymaya gayret ediyoruz. Her tarzın alıcısı dinleyicisi var. Emek verilerek yapılan tüm işlere saygı gösteriyoruz. Ben arabesk dinlemeyi çok seviyorum ama oğluma sorarsan yeni nesil dinlemeyi çok seviyor. Burada en çok dikkat etmemiz gereken hem arabesk dalında en iyi şarkıyı hem yeni nesil tarzda en iyi şarkıları şirketimize kazandırma gayret ediyoruz.

Hayrettin Güneş

Prodüktör olarak sıfırdan başlanan bir çalışmada dikkat edilmesi gereken en önemli şey nedir? Şarkı, Aranje, Klip vs..

Ben her zaman kaliteyi ön planda tutan bir insan oldum.  Bu müzikte de kesinlikle böyle olmalı. Amatör çalışmaları muhakkak destekliyoruz ama bir şarkı hem aranje hem klip hem stüdyo çalışmaları titizlikle ve çok iyi olmak zorunda. Önce ben o şarkıyı dinlediğimde alabilmeliyim ki bir başkasına dinletebilelim. İlk dinlediğimde bir şarkıya heyecan duymam gerekiyor ki ona gereken tam desteği verebileyim.

Sizi heyecanlandıran projeler oldu mu hiç..

İnanmadığım Hiç bir projenin arkasında durmadım ilgilenmedim, Mesela, Cengiz İmren’in tüm şarkılarını her zaman severek dinliyorum. Yılan, Hele bakın Kim Gelmiş gibi çok sevdiğim şarkıların bizim şirketimizden yayınlanması bana çok büyük heyecan katan projelerden birisidir. Yakın dostluğumuzun enerjisi projemize yansıdı diyebilirim.

Hayrettin Güneş

Zerrin Özer, Doğuş, Cengiz İmren, Songül Karlı, Reyhan Karaca ve Cansever gibi 90’lı yıllara damgasını vurmuş sanatçılar ile çalışmak nasıl bir duygu?

Grand Müzikten yayınlanan hiç bir sanatçıyı diğer bir sanatçıyla asla kıyaslamadım kıyaslamamda. Çünkü hepsi kendi alanında çok başarılı ve hepsi şahsım adına ve Grand müzik şirketim adına çok kıymetli ve değerli kendilerini sevenlerine karşı ispatlamış ve çalışmaları herkesin gönlünde taht kurmuş sanatçılar. Dolayısıyla şirketim de böyle güzel sanatçılarla birlikte çalışıyor olmak benim içinde bir gurur.

2024 yılı içerisinde nasıl bir planlama içerisinde olacaksınız?

Şirket olarak sürekli ileriyi ve daha iyisini hedefliyoruz. Hâli hazırda görüştüklerimiz ve anlaşmaya vardığımız değerli sanatçılarımızda var. Bunlar arasında proje olarak yola çıkacağımız sevgili Ajda Pekkan, Funda Arar ve Altay’da var.

10 soru da Rahmi Raxoy Aksoy

10 soru da Rahmi Raxoy Aksoy

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu eğlence hayatına yön veren Wet Miami Restaurant’ın başarılı işletmecisi Rahmi Raxoy Aksoy oldu.

1-İşletmede olmazsa olmaz kural nedir?

Her işletme için bu değişkenlik gösterebilir ama benim için en önemli unsur önce iyi bir ekip olmak ve ekip ruhunda hareket edebilmek. Ünlü basketbolcu Michael Jordan’ın dediği gibi “Yetenek size maç kazandırır fakat takım oyunu ve zeka şampiyonluğu getirir”  İşini severek yapan ve birbirine aile gibi bağlı zeki ve çalışkan bir ekip ile her şey mümkün.

2-İyi işletmeciyi tarif eder misin?

İyi bir işletmeci öncelikle dürüst, işini severek yapan. Hatta onu iş olarak görmeyen. Tutkulu ve aşık biri olmalı demek daha doğru olur. Ayrıca sektörel yenilikleri takip eden, liderlik ruhuna sahip, her gün en iyisi için çalışan ve çabalayan kişi.

3-Eğlence ve yemek sektörünün şimdiki trendi nedir?

Günümüzde sağlıklı ve organik ürünlere talep çok fazla. Ayrıca internetin gücü ve insanların daha rahat seyahat edip sürekli en iyisini arama cabalarından dolayı, bizlerde sürekli en iyi et- balık ve sebze ürünlerini bulma çabasına giriyoruz.

Şuanda en büyük trend kaliteli bir yemeğin yanında interaktif eğlence, şovlar ve DJ performansları.

Ben kendi restoranımda en kaliteli ürünleri sunmaya çalışırken ayni zamanda eğlenceye çok ağırlık veriyorum.  Hatta ekibimdeki bazı üyeler Las Vegas’ta dünyaca ünlü şovlarda performans gösteren özel seçilmiş kişiler.

10 soru da Rahmi Raxoy Aksoy

4-En iyi yemek ve en iyi eğlence hangi ülkede?

Bu kişiden kişiye göre değişiklik gösteren bir şey bence. Şahsi fikrime gelince en iyi yemek Türkiye ve Uzakdoğu’da. En iyi eğlence Amerika ve Uzakdoğu’da…

5-En iyi mutfak?

Yine aynı şekilde internetin hayatımızın bir parçası olması ve bilgiye kolay erişe bilirlik sayesinde insanlarda çok yüksek şekilde sağlıklı beslenme alışkanlıkları oluştu. Dolayısıyla Akdeniz mutfağına doğru bir yöneliş var. Bence en iyi mutfak Akdeniz ve Uzakdoğu mutfağı.  Muhteşem bir köklü geçmişi ve lezzet serüvenleri var.

6-En popüler içki?

Bulunduğumuz bölgede yani Miami’de tabi ki Tekila ve Mezcal.

Ben kendi restoranımda en kaliteli ürünleri sunmaya çalışırken ayni zamanda eğlenceye çok ağırlık veriyorum.  Hatta ekibimdeki bazı üyeler Las Vegas’ta dünyaca ünlü şovlarda performans gösteren özel seçilmiş kişiler.

7-Trendleri kim belirliyor?

Sosyal medya ve onları kullanan tüketiciler. Bizler oralarda trend olan şeylere kendi ezgilerimizi katarak harmanlayıp kendimize ait olan bir şey ortaya çıkarıyoruz.

8-Hayalindeki mekandan bahseder misin?

Ben 1,5 sene önce açmış olduğum Miami’deki restoranım WET ile hayalimde olan mekânı gerçekleştirdim.

9-Müşteriyi bir görüşte analiz edebilir misiniz?

Yüksek bir oranla evet.  24 yıldır mesleğin içerisinde ve her gün misafirlerle iç içe olan birisi olarak analiz yeteneğimin her geçen gün kuvvetlendiğini söyleyebilirim.

Rahmi Raxoy Aksoy

10-Kariyerinden bahseder misin?

Lise Karşıyaka Anadolu meslek turizm ve otelcilik, Üniversite ise İzmir ekonomi üniversitesi turizm ve otelcilik mezunuyum. Sektöre 1999 yılında Kuşadası Korumar Otel’de havuz görevlisi olarak başladım.

İzmir Princess Hotel’de ön büro, İzmir Hilton’da çeşitli departmanlarda F&B bölümünde çalıştım.

Çeşme Sheraton’da ön büro derken, 2010 yılında Amerika’ya yerleştim. Kariyerime burada devam ettim.  Newark Sheraton, Newark Hilton’da F&B departmanlarında çeşitli kademelerde çalıştım.

2014-2016 yılları arasında New Jersey’de bulunan Oceanos Restoran grubunda genel müdürlük yaptım. Nusret Gökçe ile Amerika’da sırasıyla Nusret Miami ve Nusret New York şubelerini açtım ve oralarda restoran müdürlüğü ve ardından Nusret Gökçe’nin asistanlığını yaptım.

Daha sonra kendi yatırımcılarımı bularak 2021 yılında Wet Miami Restaurant’ı kurdum.

Şuanda Wet Miami’de işletmeci ortak olarak görevimi sürdürmekteyim.

Travelife Altın Sertifikası’nı kazandı!

Elexus Hotel & Resort & Spa, Kıbrıs Travelife Altın Sertifikası’nı kazandı!

Elexus sürdürülebilirlik ve çevre yönetim sistemi alanındaki yüksek standartları ile Travelife Altın Sertifikası almaya hak kazandı. Elexus Hotel & Resort & Spa, Kıbrıs sürdürülebilir turizmdeki uygulamalarındaki üstün başarısını ve çevre dostu politikalarını bu ödülle taçlandırdı.

Sürdürülebilir Turizm Travel Life Altın Sertifikası, otelin çevresel sürdürülebilirlik konusundaki liderliğini vurgulayarak, KKTC’de örnek bir kuruluş olduğunu belgeledi.