Yazılar

Sevgililer Günü’ne Pınar Aylin’in şarkıları ile girin

Sevgililer Günü’nde Pınar Aylin’in 80’ler ve 90’lar temalı performansıyla Hyatt Regency İzmir İstinyePark “Hyatt Bir Başka” dedirtecek.

Bu yıl, 14 Şubat Sevgililer Günü bir başka olsun derseniz, Hyatt Regency İzmir İstinyePark, aşkınızı romantik anlarla taçlandıracak bir akşam için sizleri bekliyor.

Hyatt Regency İzmir İstinyePark, masalsı ambiyansı ile Sevgililer Günü’nü unutulmaz anılarla geçirmek isteyenlere romantik bir konaklama deneyimi ve Pınar Aylin’in “Best of 90s” seçkisiyle zaman yolculuğuna çıkaran unutulmaz bir akşam yemeği seçeneklerini sunuyor. Pınar Aylin’in muhteşem performansıyla taçlanacak geceye konuklar yemekli ve bistro seçenekleri ile rezervasyon yaptırabilecekler.

Yeniden hayat buldu

Yeniden hayat buldu

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Süleymaniye’de bulunmasına karşın uzun yıllardır atıl durumda olan Sıra Dükkânlar, “İBB İstanbul Tasarım Müzesi” olarak yeniden hayat buldu! Sıra Dükkânlar, “İBB İstanbul Tasarım Müzesi” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katılımlıyla gerçekleşen törenle kapılarını açtı.

Plak dinletisinin, Burak Malçok ile Garip Ay’ın ebru performanslarının ve dükkân önü etkinliklerinin de gerçekleştiği açılış töreni, alternatif müziğin sevilen grubu Develer’in konseriyle sona erdi. İstanbul Tasarım Müzesi’nde, tarihî alanda konumlanan atölyelerde kaybolmaya yüz tutmuş zanaatların yanı sıra aydınlatmadan mobilyaya, tasarımdan kültür sanata geniş bir yelpazede saygın marka ve kurumlar İstanbullularla buluşuyor. Müze, sosyal mekânları; zanaatkâr, tasarımcı ve sanatçıları bir araya getiren dükkânları; atölyeleri ve etkinlikleriyle bölgeye değer katmayı hedefliyor.

Ateşli havaleyi tetikleyebilir!

Ateşli havaleyi tetikleyebilir!

Çocuklarda görülen solunum yolu enfeksiyonları kış aylarında havaların soğumasıyla birlikte artış gösteriyor. Enfeksiyonların en yaygın belirtilerinden biri olan ‘yüksek ateş’ ise ebeveynlerin yoğun kaygı duymalarına neden olabiliyor. Oysa yüksek ateş çocuklar için genellikle tehlikeli bir durum oluşturmuyor, tam aksine bağışıklık sisteminin enfeksiyonla savaşmasına katkı sağlıyor. Paniğe kapılan ebeveynlerin yüksek ateşi düşürmek için yaptıkları bazı hatalı uygulamalar ise yarar sağlamadığı gibi çocuğun sağlığını da tehdit ediyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, yüksek ateşin hastalık değil, vücudun savunma sisteminin yeterli çalıştığını gösteren bir yanıt olduğunu belirterek,  “Ancak özellikle üç yaş altındaki çocuklarda gelişen yüksek ateşte, bazı belirtilerde zaman kaybetmemek gerekir. Örneğin, ateş üç gündür devam ediyorsa, dirençli ise ve ateşin yanı sıra  halsizlik,  genel durum bozukluğu, kusma, baş ağrısı, ishal, öksürük, nefes darlığı, döküntü veya bilinç kaybı gibi bulgular  varsa, mutlaka  doktora  başvurulmalıdır” diyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, çocukların ateşi yükseldiğinde ebeveynlerin kaçınmaları gereken 7 hatayı anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu!

Dr. Mehtap Acar

Dr. Mehtap Acar

Soğuk suyla duş aldırmak

Çocuğa soğuk suyla duş aldırmak ateşi birden düşürerek hipotermiye neden olabiliyor. Dolayısıyla ateşli durumlarda soğuk değil, ılık duş aldırmanız çok önemli.

Buz ve buz torbalarıyla kompres yapmak

Yüksek ateşte buz ve buz torbalarıyla çocuğun eklem yerlerine kompres yapmaktan kaçınmanız gerekiyor. Zira, tıpkı soğuk duş gibi, buz ile yapılan uygulamalar da ateşi aniden düşürüp hipotermiye yol açabiliyor.

Sirke,  alkol,  kolonya kullanmak

Eklem yerlerine ıslak bez kompresini sadece normal ısıdaki bir suyla yapmalısınız. “Toplumdaki yaygın inanışın  aksine, sirke, alkol veya kolonya ile yapılan kompres ateşi düşürmediği gibi çocuğun sağlığını da tehdit eder” uyarısında bulunan Dr. Mehtap Acar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Tümüyle yanlış olan bu geleneksel yöntem damarların büzülmesine neden olarak kan dolaşımını bozar. Bunun sonucunda ateşin daha da yükselmesine, hatta havaleye bile yol açabilir. Ayrıca alkol veya kolonya, bebeklerin ince olan ciltleri tarafından kolayca emildiği için alkol zehirlenmesi de gelişebilir”

Üşüdüğü için üstünü örtmek

Dr. Mehtap Acar, ateşli çocuğun üzerinin asla örtülmemesi gerektiğine işaret ederek, “Zira çocuğun ateşi daha da yükselebilir, çok daha önemlisi havale gelişebilir. Yüksek ateşte çocuğun üzerini örtmek yerine bulunduğu ortamın ısısı düşürülmelidir” diyor.

Yeterince su takviyesi yapmamak

Ateş yükseldiği zaman vücuttan sıvı kaybı arttığı için ateş daha da yükseliyor. Dolayısıyla çocuğunuz ateşlendiğinde bolca sıvı takviyesi yapmanız çok önem taşıyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Hemen ateş düşürücü vermek

Çocuk ateşlendiğinde (38,5- 39 dereceye kadar) ortamın serinletilmesi, ılık duş yaptırılması, üzerine ince kıyafetler giydirilmesi ve bol sıvı verilmesi çoğu zaman yeterli oluyor. Dr. Mehtap Acar, “Eğer ateş 38,5-39 dereceye çıkmışsa parasetamol ya da ibuprofen içeren ateş düşürücüleri mutlaka doktorunuzun önerdiği zaman vermeniz gerekir. Ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar  doğru kullanılmazlarsa, karaciğer enzimlerinin yükselmesi ya da toksisite gibi bazı yan etkileri ortaya çıkabilir. ” bilgisini veriyor. Ayrıca çocuklarda  ateş düşürmeye yönelik olarak kullanılan asetilsalisilik asit etken maddeli ilaç da Reye Sendromu’na neden olabildiği için ateş durumlarında asla kullanılmamalıdır” diye konuşuyor.

Ateş düşmüyorsa antibiyotiğe başlamak  

Çocuklarda özellikle kış aylarında görülen solunum yolu enfeksiyonlarının sebebi çoğunlukla virüsler oluyor, dolayısıyla genellikle antibiyotik kullanımına ihtiyaç duyulmuyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, çocuğun her ateşi yükseldiğinde ebeveynlerin gelişigüzel antibiyotik vermekten kaçınmaları gerektiğini vurgulayarak, “Antibiyotik tedavisine mutlaka çocuk doktorunun önerisi doğrultusunda başlanmalı. Gelişigüzel kullanıldıklarında yarar sağlamadıkları gibi antibiyotik direnci de gelişebilir. Bazı antibiyotikler alerjik reaksiyon, mantar enfeksiyonları, midede rahatsızlık, çok daha kötüsü mide kanamasıyla sonuçlanabilir. Ayrıca ibuprofen içeriğine sahip olan ve soğuk algınlığı ile gribe yönelik kullanılan ilaçlar karaciğerde hasara yol açmak gibi yan etkiler oluşturabildikleri için dikkatli olmak gerekir” bilgisini veriyor.

Kahve ve Kültür: Fincandan Sanata Yansıyan Lezzet Yolculuğu

Kahvenin tarihçesi, mistik hikayeler, kültürel dönüşümler ve ekonomik güç oyunlarıyla dolu bir yolculuktur. Bu muazzam serüven, dünyanın dört bir yanına yayılan bir içeceğin nasıl küresel bir fenomene dönüştüğünü anlatır.

Kahve, sadece bir içecekten çok daha fazlası; o, kültürler arası köprüler kurar ve sanatsal ifadelerin bir parçası haline gelir. Dünya çapında her kültür, kahveyi benzersiz bir şekilde sarıp sarmalar ve bu lezzetli içeceğin etrafında kendi ritüellerini, geleneklerini oluşturur. Bu zengin çeşitlilik, kahve severlerin bu eşsiz lezzet yolculuğunda yeni tatlar keşfetmesine olanak tanır. Özellikle Türk kahvesi, derin tarihi ve zengin çeşitleriyle öne çıkar. Türk kahvesi çeşitleri denince akla gelen sade, orta, şekerli gibi seçenekler, bu eşsiz tat deneyimini çeşitli damak zevklerine uygun hale getirir. Her fincan, Türkiye’nin zengin kültürel mirasını yansıtır ve sosyal etkileşimlerin ayrılmaz bir parçasıdır. Misafirperverliğin ve uzun sohbetlerin eşlikçisi olan Türk kahvesi, aynı zamanda fal bakma geleneğiyle de kültürel bir simge haline gelmiştir. Kahve, dünya genelinde sanata da ilham kaynağı olmuştur. Ressamlar, yazarlar ve müzisyenler, kahvenin bu büyüleyici dünyasından esinlenerek eserler yaratmışlardır. Kahvehanenin sosyal atmosferi, edebiyat ve sinemada sıklıkla işlenen bir tema olup, insan ilişkilerinin doğal bir arka planını sunar. 

 

Kahve fincanları, tabloların konusu olurken, kahve aroması ise şiirlerde metafor olarak karşımıza çıkar. Bu yolculuk, evde kahve demlemenin sanatına da yansır. Her bir demleme yöntemi, kahvenin farklı bir yönünü ortaya çıkarır. Filtre kahveden espressoya, her biri kendi kültürel kökenini ve hikayesini taşır. Kahve, sadece damak tadını değil, aynı zamanda estetik zevkleri de tatmin eder. Bir fincan kahve, dünyanın dört bir yanından hikayeler, gelenekler ve sanatsal ifadelerle doludur. Kahve ve kültürün bu iç içe geçmiş yolculuğu, fincandan sanata, her yudumda kendini gösteren bir lezzet serüvenidir. Bu yolculuk, kahve severlere sadece yeni tatlar değil, aynı zamanda yeni bakış açıları ve deneyimler sunar. Kahve, her fincanında dünya kültürlerinin bir mozağini sunarak, bizleri kültürel zenginliklerle dolu bir keşfe çıkarır. Bu eşsiz yolculuğun her adımı, kahvenin sadece bir içecek olmadığını, bir kültür ve sanat ifadesi olduğunu hatırlatır. Kahve, fincandan taşarak hayatın her alanına dokunur ve bizleri lezzetin, kültürün ve sanatın kesiştiği noktada buluşturur. Bu nedenle kahve, dünya genelinde milyonlarca insanın günlük yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır ve olmaya devam edecektir.

Kahve Çeşitleri ve Demleme Yöntemleri: Her Yudumda Farklı Bir Hikaye

Kahve, dünyanın her köşesinde sevilen ve farklı yöntemlerle demlenen bir içecektir. Bu çeşitlilik, kahvenin kendine has karakterini ve kültürel zenginliğini ortaya koyar. Kahve çeşitleri ve demleme yöntemleri konusu, adeta bir lezzet haritası sunarak, kahve tutkunlarını dünyanın dört bir yanından gelen benzersiz tatlarla buluşturur. Kahve çekirdeklerinin çeşidi, kahvenin lezzetini büyük ölçüde etkiler. Arabica ve Robusta, en yaygın iki kahve çekirdeği türüdür ve her biri farklı tat profilleri sunar. Arabica, daha yumuşak ve aromatik bir lezzet sunarken, Robusta daha güçlü ve acı bir tada sahiptir. Bu çekirdeklerin yetiştirildiği coğrafya, iklim ve toprak koşulları da kahvenin eşsiz lezzetini şekillendirir. Örneğin, Etiyopya’da yetişen Arabica çekirdekleri, meyvemsi ve çiçeksi notalara sahipken, Brezilya’daki çekirdekler daha yumuşak ve hafif çikolata tonlarına sahiptir. Demleme yöntemleri ise kahve çekirdeklerinin potansiyelini ortaya çıkarmak için hayati öneme sahiptir. Her demleme yöntemi, kahvenin farklı özelliklerini vurgular ve bu da içeceğin son lezzetini etkiler. 

 

Filtre kahve, temiz ve net bir tat profili sunarken, espresso yoğun ve konsantre bir lezzet deneyimi sağlar. Türk kahvesi, kahvenin ince öğütülmesi ve yavaş pişirilmesiyle kendine özgü, yoğun ve köpüklü bir yapıya sahiptir. Fransız basını gibi demleme yöntemleri, kahveye daha zengin bir gövde ve doku kazandırır. Kahve yapımında kullanılan suyun sıcaklığı ve kalitesi de sonucu büyük ölçüde etkiler. Su sıcaklığı, çekirdeklerin ne kadar ve hangi bileşenlerin ekstrakte edileceğini belirler. İdeal sıcaklık, kahvenin asiditesi, tatlılığı ve acılığının dengeli bir şekilde ortaya çıkmasını sağlar. Kısacası, kahve çeşitleri ve demleme yöntemleri, her fincanda farklı bir hikaye anlatır. Bu çeşitlilik, kahveseverlere sadece lezzetli bir içecek sunmakla kalmaz, aynı zamanda dünyanın farklı kültürlerini ve tatlarını keşfetme fırsatı verir. Her bir demleme yöntemi, kahvenin eşsiz özelliklerini farklı şekillerde vurgular ve bu da kahvenin sonsuz dünyasında sürekli yeni keşifler yapmamızı sağlar. Kahve, bu yönüyle sadece bir içecek değil, aynı zamanda keşfedilecek bir sanat ve bilim alanıdır.

 

kahve

Evde Profesyonel Kahve Deneyimi: Baristanız Olun

Kahve tutkunları için evde profesyonel bir kahve deneyimi yaratmak, sadece bir rutin değil, aynı zamanda bir sanat formudur. Evde yapılan kahvenin kalitesi, dışarıda sunulan lezzetlerle yarışabilir ve hatta onları geçebilir. Bunu başarmak için doğru bilgi, araçlar ve biraz sabır gereklidir. Evde profesyonel bir kahve deneyimi için ilk adım, kaliteli çekirdeklerin seçilmesidir. Taze kavrulmuş çekirdekler, kahvenin lezzetini büyük ölçüde belirler. Bu çekirdeklerin öğütülmesi de önemlidir; ideal olarak, her demleme yöntemi için uygun öğütme inceliğini bilmek gerekir. Örneğin, espresso için çok ince, filtre kahve için ise orta derecede öğütülmüş çekirdekler tercih edilir. Su kalitesi ve sıcaklığı da kahvenin lezzetini etkiler. Genellikle, demleme için kullanılan suyun kireçsiz ve temiz olması önerilir. Su sıcaklığı, kahve çekirdeklerinden tatları en iyi şekilde çıkarmak için dikkatlice ayarlanmalıdır. Çok sıcak su, kahvenin acılaşmasına neden olabilirken, çok soğuk su yeterli lezzetin çıkarılmasını engeller. Demleme yöntemi seçimi de kişisel tercihlere göre değişir. Filtre kahve makinesi, sadece kullanım kolaylığı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda en iyi filtre kahve deneyimini evde yaşamanıza olanak tanır. 

 

French Press veya Aeropress gibi manuel demleme yöntemleri ise daha kişiselleştirilmiş ve deneyimsel bir yaklaşım sunar. Espresso makinesi ise, evde yoğun ve krema dolu bir espresso yapmanızı sağlar. Her yöntem, kahvenin farklı yönlerini ortaya çıkarır ve bu da deneyim zenginliği sunar. Kahve demleme sürecinde zamanlama da önemlidir. Demleme süresi, kahvenin gövdesini ve lezzet dengesini etkiler. Örneğin, espresso için 20-30 saniye, filtre kahve için ise 2-4 dakika ideal kabul edilir. Bu süreler, kahvenin asiditesi, tatlılığı ve gövdesi arasında uygun bir denge kurmaya yardımcı olur. Evde profesyonel bir kahve deneyimi, sürekli öğrenme ve deneme-yanılma sürecidir. Farklı çekirdekler, öğütme ayarları ve demleme yöntemleriyle deneyler yaparak, kendi damak zevkinize en uygun kahveyi bulabilirsiniz. Sabırlı ve meraklı bir yaklaşımla, evde barista olmanın keyfini çıkarabilirsiniz. Kısacası, evde profesyonel kahve deneyimi yaratmak, doğru bilgi ve araçlarla mümkündür. Bu yolculuk, sizi sadece lezzetli bir kahveyle buluşturmakla kalmaz, aynı zamanda kahve yapımının ince sanatını keşfetmenize de olanak tanır. Her fincan kahve, evdeki kahve ustalığınızın bir yansıması olacaktır.

Hayrettin Güneş “Şu an şirket olarak Türkiye’de çok iyi bir konumdayız”

Hayrettin Güneş “Şu an şirket olarak Türkiye’de çok iyi bir konumdayız”

Son dönemde adını sıkça duyduğumuz Grand Müziğin Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Güneş ile bir araya geldik. Hayrettin Güneş, Grand Müzik ve gelecek projelerini bizimle paylaştı.

Hayrettin Bey merhabalar. Adını son zamanlarda çok sık duyduğumuz şirketiniz Grand Müzik nasıl ortaya çıktı.

Müzik hayatımızın hep bir parçasıydı Grand Şirketler Grubu’nun bünyesinde eğlence sektöründe de varlığımızı sürdürüyorduk. Türkiye’den isimli bir çok sanatçıyla konser çalışmalarımız oldu. Bir projemizde Şuan hala beraber olduğumuz kıymetli sanatçılarımız Doğuş ve Mustafa Yılmaz bizim organize ettiğimiz kendi mekanımız da aynı sahneyi paylaştılar. Daha sonra Doğuş’un Mustafa Yılmaz’ın sesini beğenmesinden dolayı bir şarkı için bir proje anlaşması yaptık. Sonra bu bir şarkının 5 şarkı olmasına, dolayısıyla albüm çıkartmaya karar verdik. Uzun uğraşlar sonucu hazırladığımız bu albümü herhangi bir şirketten çıkartmayı doğru bulmadığım için Grand Müziğin temelini 2020 yılı Ocak ayında attık. Şirketimizi kurduk ve şirketimizin ilk çalışmasını Mustafa Yılmaz’a Doğuş imzalı 5 şarkıdan oluşan “DUY” albümünü yaparak şirketimizin ilk işini duyurduk.

Ewa Güneş, Hayrettin Güneş

Grand Müzik’te bir çok isimle çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz. Şarkı ve sanatçı seçimlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?

Grand Müzik olarak hedefimiz en iyi şirketler arasında olmak. Türkiye’nin şu anda 90’larda popüler olan Zerrin Özer, Doğuş, Cengiz İmren, Reyhan Karaca, Songül Karlı, Cansever, Ozan Orhon, Murat Başaran ve Ebru Polat gibi bir çok başarılı ve sevilen sanatçılarla çalışmalarımız hali hazırda devam ediyor. Amacımız sanat camiasına hareketlilik kazandırmak. Şarkı seçimlerine genelde karışmıyoruz. Tamamıyla sanatçının ruhuna duygusuna bırakıyoruz. Sonuçta bir şarkıyı önce sanatçının hissetmesinin doğru olduğunu düşündüğümüz için tabi fikir alışverişleri muhakkak yapıyoruz. Ama sonuç olarak şarkı seçiminde tamamıyla sanatçının ruh haline bırakıyoruz.

Şirketiniz şuan başarılı bir grafik çiziyor. Kısa sürede ki bu başarıyı nelere bağlıyorsunuz?

İş ve mesleki hayatımda babamdan öğrendiğim olmazsa olmazlarımdan disiplin ve güven konusu başarımızın en püf noktası. Çok kıymetli bir ekibin var çok çalışan çok üreten ve her koşulda onları fikir alışverişlerimizi destekliyorum. Tüm yeniliklere açık olan birisi olarak müzikle alakalı başarı odaklı elimizden ne geliyorsa onu yapmaya gayret ediyoruz. Daha da yapacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Hayrettin Güneş

Grand Müziği kurduktan sonra mı müzikle ilgilenmeye başladınız yoksa daha önceden ilginiz ve deneyiminiz var mıydı?

Babam 1980 yıllarında ilk Türk marketini açtığında ikinci dükkan olarak müzik kasetleri CD’leri filmleri Yeşilçam filmleri bunları satardık. Dolayısıyla eskiden gelen müzikle alakalı bir deneyimimiz var. Tabi bunu ilerleyen yıllarda eğlence sektöründe varlığımızı daha güçlü göstermeye başladık. Disko ve türkü bar gibi sektörlerde bir çok sanatçılara ev sahipliği yaptık. Daha sonra Grand müzik gelişti.

Grand Müzik nasıl bir müzik şirketidir? Sanatçılar neden sizi tercih etmeli?

Grand müzik hem sanatçıya destek veren hem sanatçısının arkasında duran projelerini destekleyen bir şirkettir. Tüm yeniliklere açık prestiji yüksek hiç kimsenin emeğini zedelemeden kendi haline bırakmadan arkasında duran bir şirkettir. Günümüzde sanatçılara verdiğimiz desteği veren daha ikinci bir şirket göremedim dolayısıyla sanatçılara bakış açımız farklı olduğu için tercih edilen bir şirket haline geldik.

Hayrettin Güneş

Sizi diğer müzik şirketlerinden ayıran en büyük özellik nedir?

Aslında burada kimseyi kimseden ayırt edemem. Çünkü herkesin işe bakış açısı farklıdır. Ben bakış açımı tamamıyla uygulamaya çalışıyorum. Benim açım bazılarına göre doğru olmayabilir, yanlış olabilir. Dolayısıyla şirketler arasında farklılıklar olmak zorunda. Bizi biz yapan en büyük nedende bu zaten. Yani burada ben doğru yapıyorum onlar yanlış yapıyor, cümlesini kullanmak çok büyük bir yanlış olur. O yüzden şirket olarak en iyisini yapmaya gayret ediyoruz.

Grand Müziğin ileriye dönük hedefleri nelerdir?

Türkiye’nin sayılı şirketleri arasında konumunu koruması hedeflerimiz ve kendimizi her gün yenilerek daha fazla gelişebilmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Evet, şu an şirket olarak Türkiye’de çok iyi bir konumdayız ama durmak yok. Çok daha iyi olabilmek için sürekli üretmeye ve çalışmaya devam edeceğiz.

Hayrettin Güneş

Bünyenizde bulunan sanatçılarla diyaloglarınız nasıl? Prodüktör olarak sanatçıların sizlerden beklentileri nelerdir?

Tüm sanatçılarımızla samimi abi kardeş ilişkimiz var. Ben hiç kimseye tepeden bakan bir insan olmadım sevmiyorum. Öyle insanları da alçakgönüllü olmayı her zaman tercih etmişimdir. Karşımdaki insanların da aynısını olmasını istiyor ve diliyorum. Sanatçılarımıza gerekli olan desteği şirket olarak bugüne kadar hep verdik. Vermeye de devam edeceğimizi bilmenizi istiyorum.

Bir şarkıda nelere dikkat edersiniz? Evet bu şarkı bizde olmalı demenize neden olan en büyük etken nedir?

Günümüzde müziğin dili çok hızlı gelişmekte ve değişmekte. Dijital bir çağda yaşadığımızdan dolayı müziğin farklı dilleri mevcut. Her farklı tarzı şirketimize koymaya gayret ediyoruz. Her tarzın alıcısı dinleyicisi var. Emek verilerek yapılan tüm işlere saygı gösteriyoruz. Ben arabesk dinlemeyi çok seviyorum ama oğluma sorarsan yeni nesil dinlemeyi çok seviyor. Burada en çok dikkat etmemiz gereken hem arabesk dalında en iyi şarkıyı hem yeni nesil tarzda en iyi şarkıları şirketimize kazandırma gayret ediyoruz.

Hayrettin Güneş

Prodüktör olarak sıfırdan başlanan bir çalışmada dikkat edilmesi gereken en önemli şey nedir? Şarkı, Aranje, Klip vs..

Ben her zaman kaliteyi ön planda tutan bir insan oldum.  Bu müzikte de kesinlikle böyle olmalı. Amatör çalışmaları muhakkak destekliyoruz ama bir şarkı hem aranje hem klip hem stüdyo çalışmaları titizlikle ve çok iyi olmak zorunda. Önce ben o şarkıyı dinlediğimde alabilmeliyim ki bir başkasına dinletebilelim. İlk dinlediğimde bir şarkıya heyecan duymam gerekiyor ki ona gereken tam desteği verebileyim.

Sizi heyecanlandıran projeler oldu mu hiç..

İnanmadığım Hiç bir projenin arkasında durmadım ilgilenmedim, Mesela, Cengiz İmren’in tüm şarkılarını her zaman severek dinliyorum. Yılan, Hele bakın Kim Gelmiş gibi çok sevdiğim şarkıların bizim şirketimizden yayınlanması bana çok büyük heyecan katan projelerden birisidir. Yakın dostluğumuzun enerjisi projemize yansıdı diyebilirim.

Hayrettin Güneş

Zerrin Özer, Doğuş, Cengiz İmren, Songül Karlı, Reyhan Karaca ve Cansever gibi 90’lı yıllara damgasını vurmuş sanatçılar ile çalışmak nasıl bir duygu?

Grand Müzikten yayınlanan hiç bir sanatçıyı diğer bir sanatçıyla asla kıyaslamadım kıyaslamamda. Çünkü hepsi kendi alanında çok başarılı ve hepsi şahsım adına ve Grand müzik şirketim adına çok kıymetli ve değerli kendilerini sevenlerine karşı ispatlamış ve çalışmaları herkesin gönlünde taht kurmuş sanatçılar. Dolayısıyla şirketim de böyle güzel sanatçılarla birlikte çalışıyor olmak benim içinde bir gurur.

2024 yılı içerisinde nasıl bir planlama içerisinde olacaksınız?

Şirket olarak sürekli ileriyi ve daha iyisini hedefliyoruz. Hâli hazırda görüştüklerimiz ve anlaşmaya vardığımız değerli sanatçılarımızda var. Bunlar arasında proje olarak yola çıkacağımız sevgili Ajda Pekkan, Funda Arar ve Altay’da var.

Aşk tadında…

Yılın en güzel günü geldi

10 soru da Rahmi Raxoy Aksoy

10 soru da Rahmi Raxoy Aksoy

Pause Dergi ile “10 Soru da”nın konuğu eğlence hayatına yön veren Wet Miami Restaurant’ın başarılı işletmecisi Rahmi Raxoy Aksoy oldu.

1-İşletmede olmazsa olmaz kural nedir?

Her işletme için bu değişkenlik gösterebilir ama benim için en önemli unsur önce iyi bir ekip olmak ve ekip ruhunda hareket edebilmek. Ünlü basketbolcu Michael Jordan’ın dediği gibi “Yetenek size maç kazandırır fakat takım oyunu ve zeka şampiyonluğu getirir”  İşini severek yapan ve birbirine aile gibi bağlı zeki ve çalışkan bir ekip ile her şey mümkün.

2-İyi işletmeciyi tarif eder misin?

İyi bir işletmeci öncelikle dürüst, işini severek yapan. Hatta onu iş olarak görmeyen. Tutkulu ve aşık biri olmalı demek daha doğru olur. Ayrıca sektörel yenilikleri takip eden, liderlik ruhuna sahip, her gün en iyisi için çalışan ve çabalayan kişi.

3-Eğlence ve yemek sektörünün şimdiki trendi nedir?

Günümüzde sağlıklı ve organik ürünlere talep çok fazla. Ayrıca internetin gücü ve insanların daha rahat seyahat edip sürekli en iyisini arama cabalarından dolayı, bizlerde sürekli en iyi et- balık ve sebze ürünlerini bulma çabasına giriyoruz.

Şuanda en büyük trend kaliteli bir yemeğin yanında interaktif eğlence, şovlar ve DJ performansları.

Ben kendi restoranımda en kaliteli ürünleri sunmaya çalışırken ayni zamanda eğlenceye çok ağırlık veriyorum.  Hatta ekibimdeki bazı üyeler Las Vegas’ta dünyaca ünlü şovlarda performans gösteren özel seçilmiş kişiler.

10 soru da Rahmi Raxoy Aksoy

4-En iyi yemek ve en iyi eğlence hangi ülkede?

Bu kişiden kişiye göre değişiklik gösteren bir şey bence. Şahsi fikrime gelince en iyi yemek Türkiye ve Uzakdoğu’da. En iyi eğlence Amerika ve Uzakdoğu’da…

5-En iyi mutfak?

Yine aynı şekilde internetin hayatımızın bir parçası olması ve bilgiye kolay erişe bilirlik sayesinde insanlarda çok yüksek şekilde sağlıklı beslenme alışkanlıkları oluştu. Dolayısıyla Akdeniz mutfağına doğru bir yöneliş var. Bence en iyi mutfak Akdeniz ve Uzakdoğu mutfağı.  Muhteşem bir köklü geçmişi ve lezzet serüvenleri var.

6-En popüler içki?

Bulunduğumuz bölgede yani Miami’de tabi ki Tekila ve Mezcal.

Ben kendi restoranımda en kaliteli ürünleri sunmaya çalışırken ayni zamanda eğlenceye çok ağırlık veriyorum.  Hatta ekibimdeki bazı üyeler Las Vegas’ta dünyaca ünlü şovlarda performans gösteren özel seçilmiş kişiler.

7-Trendleri kim belirliyor?

Sosyal medya ve onları kullanan tüketiciler. Bizler oralarda trend olan şeylere kendi ezgilerimizi katarak harmanlayıp kendimize ait olan bir şey ortaya çıkarıyoruz.

8-Hayalindeki mekandan bahseder misin?

Ben 1,5 sene önce açmış olduğum Miami’deki restoranım WET ile hayalimde olan mekânı gerçekleştirdim.

9-Müşteriyi bir görüşte analiz edebilir misiniz?

Yüksek bir oranla evet.  24 yıldır mesleğin içerisinde ve her gün misafirlerle iç içe olan birisi olarak analiz yeteneğimin her geçen gün kuvvetlendiğini söyleyebilirim.

Rahmi Raxoy Aksoy

10-Kariyerinden bahseder misin?

Lise Karşıyaka Anadolu meslek turizm ve otelcilik, Üniversite ise İzmir ekonomi üniversitesi turizm ve otelcilik mezunuyum. Sektöre 1999 yılında Kuşadası Korumar Otel’de havuz görevlisi olarak başladım.

İzmir Princess Hotel’de ön büro, İzmir Hilton’da çeşitli departmanlarda F&B bölümünde çalıştım.

Çeşme Sheraton’da ön büro derken, 2010 yılında Amerika’ya yerleştim. Kariyerime burada devam ettim.  Newark Sheraton, Newark Hilton’da F&B departmanlarında çeşitli kademelerde çalıştım.

2014-2016 yılları arasında New Jersey’de bulunan Oceanos Restoran grubunda genel müdürlük yaptım. Nusret Gökçe ile Amerika’da sırasıyla Nusret Miami ve Nusret New York şubelerini açtım ve oralarda restoran müdürlüğü ve ardından Nusret Gökçe’nin asistanlığını yaptım.

Daha sonra kendi yatırımcılarımı bularak 2021 yılında Wet Miami Restaurant’ı kurdum.

Şuanda Wet Miami’de işletmeci ortak olarak görevimi sürdürmekteyim.

Karla buluşmam

Boğazda romantik Sevgililer Günü

Boğazda romantik Sevgililer Günü

Six Senses Kocataş Mansions, Istanbul, bünyesinde yer alan ünlü restoranlarında Sevgililer Günü’ne özel sunduğu lezzetler ile romantik anlara imza ediyor.

Londra kökenli İtalyan restoranı Scalini İstanbul Sevgililer Günü’ne özel hazırlanan menüsünde şunlar var.

Başlangıçlarda enginar salatası, Polpettone, ıspanak ve ricotta peyniri ile hazırlanan ravioli yer alırken, ana yemekte sunulan dana yanak ve jumbo karidesten oluşan Surf&Turf tabağı unutulmaz bir lezzet şöleni sunuyor. Gül sosu ile servis edilen Rose Panna Cotta ise sevdiğinizle geçireceğiniz akşam yemeğine en romantik şekilde noktalıyor.

Latin Amerika ve Asya kültürünün en lezzetli örneklerini sunduğu Toro Latin Gastro Bar ise paylaşımlı tabaklar ile sevdiğinizle birlikte deneyimleyeceğiniz eşsiz bir akşam yemeği sunuyor. Dünyaca ünlü, ödüllü şef Richard Sandoval’ın kendi yorumlarını taşıyan yemekleriyle misafirlerine benzersiz lezzetler sunan Toro Latin Gastro Bar’ın sadece bu özel gece için tasarladığı menüsünde, ızgara armut salatası, pembe sushi rol, pembe mole soslu fırınlanmış tavuk veya Peru sosu ile çupra balığının eşsiz uyumundan oluşan Pescadı Frito yer alıyor. Şefin Aşk Bombası ismiyle sunduğu final tatlısı ise bu özel geceyi unutulmaz kılıyor.

Chef Erdal ise Anadolu mutfağından vazgeçemeyen çiftleri ağırlıyor. Chef Erdal, imza lezzetleri arasında yer alan Alinazik, fettah, acılı Antep ezme, Girit ezme, muhammara, çiğ köfte ve yaprak salatanın yanı sıra ara sıkacaklarda sunduğu kızarmış içli köfte ve fındık lahmacun ile bu özel geceyi şölene dönüştürüyor. Ana yemeklerde sunulan Adana kebap, tavuk şiş ve Erdal et ise gecenin yıldızı oluyor.

Bilgi: +90 212 355 55 00