Yazılar

Google’de en çok ne arandı

Google’de en çok ne arandı

Dünya koronavirüsün etkilerine uyum sağlamaya çalışırken, tüketici ihtiyaçları ve davranışları da sürekli değişiyor. Google Arama Trendleri raporuna göre, geçtiğimiz iki haftada Türkiye’de “ne zaman açılacak”, Almanya’da “spor salonları ne zaman açılacak”, İspanya’da “açık dişçiler” İtalya’da ise “açılan kuaförler”  kelimeleri çok aratılanlar arasındaydı.

İngilizler ailelerini düşündü, Polonyalılar anaokullarını merak etti

Kısıtlamaların kapsamı koronavirüsün mevcut durumuyla ilişkili olarak her ülkede farklılık gösteriyor. Örneğin, mağazalar ve okullar Almanya’da ve Hollanda’da yeniden açılırken İngiltere’de bu konuyla ilgili hâlâ belirsizlik hâkim. Google Arama Trendleri raporuna göre, geçtiğimiz iki haftada tüketiciler Türkiye’de “ne zaman açılacak”, İngiltere’de “ailemi ne zaman görebilirim”, Almanya’da “spor salonları ne zaman açılacak”, İspanya’da “açık dişçiler”, Polonya’da “açık anaokulları”, İtalya’da ise “açılan kuaförler” kelimelerini arattı. Türkiye’de aynı zamanda “üniversite sınavı”, “kapıda ödeme” ve “sipariş takip” aramaları artış gösterdi.

Türkiye’de D Vitamini, ateş ölçer ve Ramazan Bayramı arandı

Koronavirüs ile ilgili umut verici gelişmeler olsa da bir yandan belirsizliğin devam etmesi insanları zihinsel ve fiziksel sağlıklarını korumaya odaklanmaya yönlendiriyor. Trendlerden elde edilen veriler, Rusya’da “zihin sağlığı”, Danimarka’da “vücut kitle endeksi”, İspanya’da “online spor”, Polonya’da “dash diyeti” ve Türkiye’de ise “D Vitamini”, “ateş ölçer” ve “Ramazan Bayramı” aramalarının artışta olduğunu gösteriyor.

Yeni normal: YouTube ile gitar çalmayı öğrenmek

Zamanlarının çoğunu evde geçiren insanlar, online eğitim videolarını daha fazla izlemeye başladı. Global YouTube verileri, “dil öğrenimi” ile ilgili derslerin izlenme süresinin geçen yıla göre yüzde 500’ün üzerinde arttığını gösteriyor. Veriler, başlığında “yeni başlayanlar için” veya “adım adım” geçen YouTube videolarının yüzde 65’in üzerinde, başlığında “evde” kelimesi geçen “nasıl yapılır” videolarını yüzde 50’nin üzerinde ve “gitar videoları” ile ilgili eğitici içeriklerin izlenme süresinin ise yüzde 40’ın üzerinde arttığına işaret ediyor.

COLIN’S ‘in yeni reklam filmi “Sizi çok özledik”

COLIN’S ‘in yeni reklam filmi “Sizi çok özledik”

COVID-19 salgınıyla mücadelede gelinen noktanın ardından kademeli olarak mağazalarını açmaya başlayan COLIN’S, mağazalarında aldığı tüm dezenfektasyon, hijyen ve sosyal mesafe önlemlerini hazırladığı filmle COLIN’S severlere anlatıyor.

Filme “Sizi seviyor, sağlığınızı önemsiyoruz” sözleriyle başlayan COLIN’S, müşterilerinin sağlığını her şeyden öncelikli tutarak aldığı detaylı önlemleri paylaşıyor. COLIN’S, mağazalarına giren her müşterisinin ateşini ölçüyor, kabinleri her kullanımdan sonra dezenfekte ediyor ve denenen ürünleri 90 derece buhar makinesinde temizliyor. Kasada müşterilerine maske ve siperliklerin ardından gülümseyen marka, tüm önlemlerini aldığı mağazalarında özlem duyduğu sevenlerine kavuşmak için bekliyor.

Doğa ile iç içe tatil Six Senses Kaplankaya Rezidansları

Doğa ile iç içe tatil Six Senses Kaplankaya Rezidansları

Six Senses Kaplankaya Rezidansları, gözlerden uzak eşsiz konumu ve huzur veren natürel ortamında konuklarına sürdürülebilir sağlıklı yaşam felsefesini yaşatıyor. Doğa içerisinde özgürce sosyalleşebileceğiniz villa konseptli rezidanslar, Six Senses Kaplankaya ayrıcalığı ile sunuluyor.

Üst düzey hijyen şartları ve güvenlik koşullarını konuklarıyla buluşturan Six Senses Kaplankaya rezidanslarında, birbirinden farklı metrekarelerde ferahlık hissini doyasıya yaşayacağınız villa konseptleri bulunuyor. Sahibi olabileceğiniz veya kiralayabileceğiniz rezidanslarda, tam donanımlı mutfaklar, yaşam alanlarını tamamlayan şık teraslar ve özel ısıtmalı yüzme havuzlarına açılan geniş bahçeler yer alıyor.

Six Senses Kaplankaya rezidans sakinleri, sağlıklı yaşam üzerine birbirinden farklı aktiviteleri ve sayısız deneyimi keşfederek, otel misafirlerine sunulan hizmetlerden özel ayrıcalıklarla faydalanabiliyor. Misafirler, Kaplankaya’nın muhteşem doğasında ender bulunan beş farklı doğal kum plajında da keyifli vakit geçirebiliyor.

Six Senses Rezidanslarına Özel Ayrıcalıklar

Dünyanın en ünlü mimarlarından Carlos Ferrater imzasıyla çağdaşlığın ötesine geçerek, doğallığı ve modernliği birleştiren mimarisiyle Six Senses Kaplankaya Rezidansları göz zevkine olduğu kadar ruha da hitap ediyor.

Villa sahiplerine yönelik concierge, hava, kara ile deniz ulaşımı, genel temizlik, kuru temizleme, alışveriş ve benzeri hizmetler profesyonel bir ekip tarafından yönetiliyor. Six Senses Rezidansları, kişiye özel hizmetleri ve altyapısıyla konuklarına, Ege bölgesinin bütün güzelliklerini, dört mevsim boyunca Kaplankaya’nın eşsiz atmosferinde sunuyor.

Kaplankaya’nın muhteşem doğasını, huzurlu ve keyifli bir ortamda sunan rezidanslar, dünyanın Yedi Harikası’ndan ikisine; Efes’teki Artemis Tapınağı ve Halikarnas Mozolesi dahil olmak üzere bir çok arkeolojik alana yakın mesafesiyle dikkat çekiyor.

Six Senses Rezidanslarında Wellness Deneyimi

Sürdürülebilir sağlıklı yaşam deneyimini her metrekaresinde hissettiren Six Senses Kaplankaya, yogadan pilatese, basketboldan voleybola, tenisten su sporlarına kadar pek çok spor aktivitesini deneyimleme imkânı sağlıyor. Mimarisi, tarihin ve sanatın güçlü bir mozaiğini sunan markanın temel felsefelerinden biri olan bütünsel SPA uygulamalarının yanı sıra Holistic anti-aging, sağlıklı uyku ve kilo verme programlarını içeren terapi teknikleriyle ev sahiplerine sıradışı sağlıklı yaşam deneyimi sunuyor.

10 bin metrekareye yayılan Wellness & SPA alanında 38 terapi odası, Tuz Mağarası, Kristal Buhar Odası, Fin Saunası, Hidroterapi Havuzu, Isıtmalı Şezlonglar, Ayak Terapisi, Igloo, BOİ POD (Vücut Kompozisyon Analizi), Watsu ve Geleneksel Türk Hamamının yanısıra son teknolojiyle dizayn edilmiş fitness salonu ve kapalı yüzme havuzu yer alıyor.

Doğal Ürünlerle Lezzet Noktaları

Six Senses Kaplankaya’da bulunan Sage & Sea, Wild Thyme ve Mezze by the Sea olmak üzere Akdeniz ve Ege mutfaklarının leziz ve yerel lezzetlerini sunan farklı restoranlar, lezzet tutkunlarının vazgeçilmezi oluyor. ‘Eat with Six Senses” konseptiyle bütünleşen Six Senses Kaplankaya’nın organik bahçesinden, yerel balık pazarından ve çevre köylerden gelen doğal ürünler özel menüler eşliğinde sunuluyor.

Kaplankaya’nın en güzel koylarından birinde yer alan Anhinga ise konuklara dinlenmeleri, güneşin ve İtalyan mutfağının tadını çıkarmaları için özel olarak tasarlanmış keyifli bir alan sağlıyor.

Çocuklar Doğa İle İç İçe…

Markanın dört felsefesinden biri olan  “Grow with Six Senses’’ konseptiyle çocukların farklı aktivitelerle sosyalleşerek doğayla iç içe sağlıklı zaman geçirmelerini sağlıyor. Sıradışı deneyimleri odak noktasına alan markanın çocuklara sunduğu aktiviteler arasında; yoga, organik bahçe, yemek atölyeleri ve SPA terapileri bulunuyor.

Earth Lab’de Doğaya Saygı

Six Senses’in sürdürülebilirlik ve doğaya saygı yaklaşımını içinde barındıran Earth Lab’de organik yöntemlerle taze otlar, sebzeler, meyve ve SPA bakımlarında kullanılan bitkiler yetiştirilebiliyor. Misafirler Earth Lab’deki atölye çalışmalarına da katılabiliyor.

Ulaşım
Misafirler Milas-Bodrum Uluslararası Havalimanı’ndan kara yoluyla 50, deniz yoluyla 30, helikopterle 10 dakikalık bir hava yolculuğu yaparak otele ulaşım sağlayabiliyor.

Lexus’un meşhur Takumi Ustaları belgeseli YouTube’da

Lexus’un meşhur Takumi Ustaları belgeseli YouTube’da

Lexus’un sıra dışı lüks özelliklerinin yaratıcılarından olan Takumi Ustaları’nın sırları, Türkçe altyazı ile yayına giren ‘Takumi Living’ belgeselinde açıklanıyor. Bu özel belgeseli, bugünden itibaren ücretsiz olarak ve kayıt gerektirmeden Lexus Türkiye’nin Youtube kanalından izlemek mümkün olacak. Lexus, salgın döneminde evde iyi vakit geçirmek isteyenleri bu özel yapım belgeseli izlemeye davet ediyor.

Lexus modellerinin tüm üretim aşamasından sorumlu olan ve özel yetenekleriyle herkesi kendine hayran bırakan Takumi Ustaları, otomotiv üretimini adeta sanata dönüştüren kişiler olarak anılıyorlar.

 

Yerli Robinson Burdur’da doğaseverleri çağırıyor

Yerli Robinson Burdur’da doğaseverleri çağırıyor

Korona Covid 19 virüsü ile birlikte kentlerde yaşayan herkesin aklına doğal yaşama dönüş geliyor.

Doğa ile baş başa bir yıl boyunca yaşamam mümkün değil, ama arada kaçamak yapıp böyle bir deneyim yaşamak isteyenlere ise Lisinia kucak açıyor.

Lisinia doğa proje alanı; doğanın var olan kaynaklarını tüketmeden, doğa ile barışık şekilde yaşamasının yollarını gösteren ve anlatan bir proje olarak ifade edebiliriz.

Kurucusu Öztürk Sarıca ile yaptığımız söyleşide sizler için merak ettiğimiz soruların cevaplarını aldık. Bölgesel çapta toplumsal kalkınma ve doğal ile baş, başa yaşamı hayat biçimi ifade eden bu örnek projeyi anlatmak istedik.

Kurucusu kim ve Nerede yer alıyor?

Lisinia doğa proje alanı, Burdur’un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy’de çocukluğu bu bölgede geçen Veteriner hekim Öztürk Sarıca’ nın hayali olarak hayata geçmiş.

Öztürk bey, aile fertlerini kanser hastalığı sebebiyle kaybedince, bu hastalık ile mücadele için doğaya dönme kararı almış. 2005 yılında, Burdur gölünün kıyısında 300 dönüm üzerinde projesini oluşturmaya başlamış. Çünkü Lisinia doğa ve insan uyumuna odaklı sürekli yeni projeler ile yoluna devam ettiğini öğrendik.

Lisinia Doğa Projesi, Expo 2016 Antalya’da ‘En iyi il bahçesi’ üçüncülük ödülünü almış. Tayvan’dan Expo’ya katılıp daveti ile; 1500 proje içerisinde ilk 158 proje arasına girilmiş. Tayvan Expo 2018’de Türkiye’yi temsil etme hakkı kazanılmış.

Neden Lisinia?

Lisinia bu bölgenin antik dönemde bilinen adıdır.  Burdur bölgesinin eski çağlardaki adı olan Psidya’nın önemli şehirlerinden oluyor. Tarihi öneme sahip bir şehir ismi olarak projeye en uygun ad olacağına inandık. Lisinia kelime anlamı olarak; Güneşin, doğuş, batışı ve ay ışığının sudaki pırıltısı anlamına geliyor.

Kuruluş hikayesi nedir?

Öztürk bey’ in ifadesi ile; “Lisinya’nın hikayesi, çocukluğunda ilk gördüğü andan itibaren çok etkilendiği “Ardıç” ağacıyla başlar. En olumsuz şartlarda yaşama, direniş ve dayanıklılığın simgesi, olarak gördüğü Ardıç Ağacı’nın suyu ne kadar az tükettiğini, en kıraç yerden en sulak yere kadar her yerde yaşamı sürebildiğini, insanları gölgesinde ağırlayıp, uğurladığı zamanları görür. Biraz büyüyüp kitap okumaya başlayınca Ardıç Kuşları ve Ardıç Ağacı arasındaki mükemmel uyumu öğrenir. Yere dökülen ağacın tohumları ardıç kuşunun sindirim sisteminde hayat bulur ve dışarı atılarak toprağa karışan bu tohumlar çimlenir.”

Doğadaki var olan tüm canlıların, birbirlerinin varlıklarını sürdürmeleri açısından sonsuz uyumları, bu uyumun tüm kirletilmelere rağmen sürme mücadelesi kendisine ilham kaynağı olmuş. Doğal kaynakların hızlı kirliliği sonucu ortaya çıkan kanser vakaları hem üzüntü hemde yeni bir şeyler üretme çabasına katkı sağlamış. Mesleği gereği kırsalda, doğanın içinde yer alması sebebiyle gelecek nesillere sürdürülebilir doğal hayat bırakmak adına projesini başlatmış.

Üç yıl süren izin alma çalışması ile birlikte, Lisinia ülkemizin ilk Yaban Hayatı Merkezi olma özelliğini kazanmış. Bu süreçte her yıl gelişim göstererek Lisinia Doğa şu an itibariyle dokuz farklı alt proje ile çalışmalarına devam ediyor.

 

Lisinia doğa yaşam alanında neler var?

Bu deneyimi yaşamak adına ziyaret etmek isteyen herkese kapıları açık, sadece ziyaretçilerin öncesinden kendilerini aramalarını talep ediyorlar.

Ziyaretçiler diledikleri kadar burada kalabiliyorlar. Gönüllük kavramı ile çiftlikte ki ekibin parçası olarak çiftlikte iş bölümü içerisinde günlük işlerde çalışmalara katılınıyor. Gün içinde yürütülen projeler ile ilgili bilgi ve deneyimler ediniyorlar.

Burada tüketilen tüm yiyecekler kendi imkanları ile üretilen gıda ürünlerinden oluşuyor. Ayrıca güneş panelleri ile kendi elektriklerini üretiyorlar. Çiftlik hayvanları yanı sıra, yaralanan ve tedavi için buraya getirilmiş yaban hayatın parçası vahşi hayvanlarda özel bölümlerde misafir ediliyor.

Tarım konusunda bölgesel bir kalkınma projesi olarak önem verilen az su ile yetişen gül, lavanta tarlaları projeleri var. Değerli bir bitki olarak Lavanta tarımının bölgede daha çok yapılabilmesi için bölge çiftçilerine eğitim ve bilgi desteği sağlanıyor. Tarımda az su tüketimi ile, Burdur gölünden tarım için kullanılan su miktarının düşürülmesi hedefleniyor.

Lisinia’ ya ziyaretçi olarak gittiğinizde sizi neler bekliyor?

Bahar zamanı gittiğinizde dünyaya gelen kuzuların doğumlarına şahit olup, kucağınızda onları biberon ile besleyebilirsiniz.

Keçileri elleriniz ile besleyerek, keçilerden süt sağmayı öğrenebilir, sevebilirsiniz. Sağılan sütlerle yapılan peynir ve yoğurt üretimlerine sizde eşlik edebilirsiniz.

Rahatlatıcı ve teskin edici kokusu olan Lavanta tarlalarında ve güzel kokulu gül bahçelerinde gününüzü geçirebilirsiniz. Tarlada ekim, biçim ve sonrasında lavanta yağı çıkarımına eşlik edebilirsiniz.

Ekolojik tarıma uygun yetiştirilen meyveleri ağaçlardan kendi elleriniz ile toplayabilir. Çocuklar gibi ağaçlara tırmanma keyfini sınırsızca yaşayabilirsiniz.

Akşam yemeğinizi, yakılan kamp ateşi etrafında oturarak sohbet eşliğinde yiyebilirsiniz. Lisinia, içerisinde bulunan ilginç mimariye sahip doğal ahşap yapılar mevcuttur. Misafirlere otantik bir tarza sahip ahşap evlerde konaklamanın deneyimi yaşatılıyor.

Lisinia yakınında bulunan Burdur gölü ve çevresinde yapılacak doğa ile baş başa yürüyüşlerine katılabilirsiniz.

Ziyaretçiler tedavi ve bakım için getirilmiş olan, yabani hayvanların bakım ve beslenme çalışmalarını da izleme imkanı bulunuyor.

Kansere karşı hücre bağışıklığını destekleyen gıda etken maddeleri hakkında katılımcılara eğitimler veriliyor.

Günübirlik kısa ziyaretlere de açıklar. Burada üretilen ekolojik tarıma uygun gıda ürünlerinden satın alıp destek olmakta mümkün oluyor.

Adres: Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi proje alanı, Karakent köyü merkez alanı Lisinia, 15000 Merkez / Burdur    www.lisinia.com

Röportaj: Murat Söker

Eski sevgilinizi sosyal medyada takip ediyor musunuz?

Eski sevgilinizi sosyal medyada takip ediyor musunuz?

Eski sevgililer ilişkilerin en hassas konusu. Ayrıldıktan sonra eski sevgilinizi sosyal medyada takip eder misiniz? Dünya çapında milyonlarca üyesi olan tanışma uygulaması OkCupid araştırmasına göre insanların yüzde 63’ü için bu bir sorun değil. Sosyal medyada takip etmediğimiz şeyler eski sevgililer değil, canlı yayınlar ve yemek paylaşanlar.

Eski sevgili kelimesi bir ilişki için bazen en büyük kavga, hatta ayrılık erinden biri olabiliyor. Kimse sevgilisinin eski sevgililerinden bahsetmesinden hoşlanmıyor. Belki bir tehdit olarak algılıyor ve kıskanıyor. Belki de geçmişi geçmişte bırakmadığı için partnerine kızıyor. Sevgililerimizin eski sevgilileri bizim için bir sorun olabilir ama söz konusu bizim eski sevgililerimiz olduğunda durum değişiyor. Kullanıcılarını uygulama üzerinde sorulan sorulara verilen cevaplara göre insanların büyük çoğunluğu ayrıldıktan sonra da eski sevgilileriyle iletişimde kalıyor gibi görünüyor.

Çoğu kişi için sorun değil

Siz eski sevgililerinizi takip ediyor musun? Ya da sevgilinizin eski sevgilisiyle takipleşmesi sizin için önemli mi? Uygulama içinde kullanıcıların karşısına çıkardığı sorularla buna bir açıklık getirmiş. Pek çok konuda ayrışan kadınlar ve erkekler bu konuda birleşmiş gibi görünüyor. Türkiye’deki kadınların yüzde 63’ü, erkeklerin yüzde 62’si ayrılsalar da sosyal medyadan iletişimde kaldıklarını söylüyorlar. Yani eski sevgililer ilişki içinde kimi zaman kıskançlık sebebi olsalar da söz konusu bizim eski sevgilimiz olduğunda iletişimde kalmakta bir sorun görmüyoruz.

İlk yaptığımız şey takipleşmek

Birini sosyal medyada takip etmek artık ismini öğrendikten sonra yaptığımız ilk şeyler içinde geliyor. “Hoşlandığınız birini sosyal medyada ne zaman takip etmeye başlarsınız?” sorusuna Türkiye’deki kadın ve erkeklerin yüzde 47’si “sevgili olmadan önce” cevabını veriyorlar. yüzde 35’lik dilimse birkaç buluşmadan hemen sonra takip ettiğini söylüyor. Yani sosyal medyada takipleşmek çoğumuz için bir refleks. Ancak bir sosyal medyaya profili, olmazsa olmazlar arasında değil. Takip etsek de hoşlandığımız kişinin sosyal medya profili bizim için o kadar da önemli görünmüyor. “Sosyal medyası olmayan biriyle çıkar mısın?” sorusuna erkeklerin yüzde 87’si, kadınların yüzde 78’i, “Evet, benim için önemi yok” cevabını vermiş. Stalklamak ya da stalklamamak işte bütün mesele bu…

Asıl itici olan yemek ve canlı yayın

Sosyal medya hesabına sahip olmamak çoğunluk için kırmızı çizgi değil. Özellikle de pandemi döneminde yükselişe geçeceği düşünülen sosyal medya uygulamaları sanıldığı gibi listede en üst sırada görünmüyorlar. Araştırmaya göre karantina döneminde en çok tükettiğimiz uygulama Netflix (yüzde 40). Anlaşılan karantina stalklamaktan ziyade bir şey izlemeyi seviyoruz. İkinci sırada yüzde 33’le Instagram geliyor. Üçüncü sırada da yüzde 20’yle anlık mesaj uygulamaları… Türkiye’deki kadın ve erkeklerin asıl kırmızı çizgileri yemek fotoğrafları ve canlı yayınlar! Erkeklerin yüzde 94’üne, kadınların da yüzde 86’sına paylaşılan yemek fotoğrafları itici geliyor. Sokağa çıkma sınırlamaları boyunca neredeyse herkes tarafından akşamları açılan canlı yayınları da insanların sadece yüzde 16’sı beğeniyor.

 

Kütahya Seramik’te “kriz” lafı yasak

Kütahya Seramik’te “kriz” lafı yasak

Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı  Erkan Güral Türk seramik sektörünün ihracat rakamlarında %40’a yakın oranda bir azalmanın söz konusu olduğunun fakat üretimlerinin hiç durmadığının altını çizdi.

Son birkaç aydır dünyayı etkisi altına alan virüs salgını sebebiyle ekonomik kriz hızla büyürken ülkemizin önce gelen sanayi kuruluşlarından Kütahya Seramik’ten de sektördeki ihracat rakamlarına dair ilgi çekici bir açıklama geldi. NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, seramik sektörünün ihracat rakamlarında %40’a yakın oranda bir azalmanın söz konusu olduğunun fakat üretimlerinin hiç durmadığının altını çizdi. Güral “Türkiye’nin şu anda yarıştığı ülkeler öncelikle Avrupa’da İtalya ve İspanya. Türkiye seramik sektöründe dünyada bu iki ülkenin ardından kapasite ve bilinirlik olarak üçüncü sırada geliyor. Türk seramik sektöründeki firmalarımızın yaptığı nitelikli ürün ve teknolojik yatırımlar, bizi İtalya ve İspanya’nın da yer yer önüne çıkartıyor.” dedi.

Güral, Kütahya’da 5 farklı fabrikada 1400 kişi ile birlikte 120 milyon parça kapasiteye sahip porselen üretimi yaptıklarını belirten Sema Güral Sürmeli babası Nafi Güral’ın şirkette “kriz” lafını yasakladığını belirtti.

PTTBank Merkez Bankası EFT Sistemine girdi

PTTBank Merkez Bankası EFT Sistemine girdi

Merkez Bankası EFT sistemine giren PTTBank hesaplarından doğrudan EFT işlemleri gerçekleştirilebilecek.

Türkiye’nin en büyük finansal altyapılarından birini müşterileri ile buluşturan PTTBank, 5 bine yakın iş yeri, 4 bine yakın ATM, 8,6 milyon banka ve ön ödemeli kart ile hizmet verdiği bankacılık alanında yeni bir adım attı. Müşterilerinin her türlü finansal hizmet ihtiyacını PTT’nin 180 yıllık tecrübe ve güvencesiyle karşılayan PTTBank’a, Merkez Bankası tarafından EFT kodu tahsis edildi. Müşteriler, PTTBank ile karşılıklı EFT işlemlerini PTTBank hesaplarından, doğrudan gerçekleştirebilecek.

Havale, PTTBank hesabı (posta çeki), efektif işlemler gibi asli hizmetlerin yanı sıra banka ve kurumlar ile yapılan sözleşmeler kapsamında kredi verme, maaş ve yardım ödemeleri, tahsilat, e-Devlet şifre vb. birçok hizmeti müşterilerine sunan PTTBank’ta yeni sistem, Türkiye Bankalar Birliği ile Merkez Bankası teknik entegrasyon işlemlerinin tamamlanması sonrasında başlayacak.

Bal standardı değişti!

Bal standardı değişti!
Tüketici artık balın ham bal ya da işlenmiş yani ısıtılmış bal olup olmadığını bilecek…
Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği Bal Tebliği 2020/7, 31044 sayılı Resmî Gazete’de yayınlandı…
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği, akademisyenler, sektörel dernek temsilcileri ve Tarım ve orman bakanlığı temsilcilerinden oluşan Türk Gıda Kodeksi Bal Komisyonunun 3 yıldır üzerinde çalıştığı yeni bal tebliği yayınladı…
Tebliğde önemli değişiklikler var….
Bunlardan en önemlisi balın kristalleşmesinin (halk arasında balın katılaşması, donması olarak bilinir) doğal olduğu ibaresinin tebliğe girmesidir. Konu hakkında açıklamalarda bulunan Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin “Bal, elde edildiği bitki kaynağına göre zamanla kristalleşebilir. Bu konu halk arasında yanlış anlaşılıyordu. Bal katılaştığı zaman şeker ilave edilmiş tağşiş edilmiş bal olarak algılanıyordu. Bu nedenle arıcılarımız ballarını tüketiciler ile buluşturmakta zorlanıyordu. Kristalleşmiş balları şeker ilave edilmiş bal zanneden vatandaşlar bu ürünleri satın almadıkları için marketler bu ürünleri üreticilere iade ediyorlardı. Bu iadeler sebebi ile arıcılar zarar ediyorlardı ve ballarını gerçek değerinin altında bal paketleme firmalarına satmak zorunda bırakılıyorlardı. Bal paketleme firmalarının birçoğu balları aşırı ısıtarak (70-80 °C, 15-30 dk) ve ayrıca içindeki besin değerini sağlayan polenleri filtre ederek rafa gönderiyorlar. Burada da amaç balın kristalleşmesini önlemek ve balların uzun süre raflarda sıvı, berrak kalmasını sağlamak. Ama bu işlemler balın besin değerini azaltıyor. Tüketici bunları bilmiyor rafta gördüğü bütün balları aynı işlemlerden geçmiş doğal bal zannediyor. Halbuki gerçek öyle değil. Tebliğe balın kristalleşmesinin doğal bir olay olduğu ve ayrıca ham bal tanımı girdiği için artık tüketiciler bu ayrımı yapabilecek. Ham bal ısıl işlem görmemiş ve içerisindeki polenler tutulacak şekilde filtre edilmemiş baldır. Sadece içerisindeki gözle görülebilen yabancı maddeler süzülür ve kavanozlanır. Böylece kovandan gelen besin değeri korunarak bal tüketicilere ulaştırılır. Ham bal besin değeri açısından en değerli baldır. Aslında balın doğru tüketimi bu şekilde olmalıdır. Ham bal yüksek sıcaklıkta ısıl işlem görmediği için doğal olarak kristalleşir yani donar. Ama balın bu hali ile tüketilmesinde hiçbir sakınca yoktur. Balın asıl şifasından yararlanabilmek için bal ham haliyle tüketilmelidir.” dedi.

Tüketicinin Doğru Bilgilendirilmesinde Gerekliydi
Uluslararası Arı Ürünleri Standartları (ISO) Komisyonu Üyesi Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı tebliğdeki revizyonlarla ilgili şunları söyledi: “Tebliğde gerek balın tanımına ve özelliklerine ilişkin gerekse bala uygulanan işlemlere ilişkin yapılan revizyonlar hem tüketiciyi hem de üreticiyi korumak adına çok önemlidir. Tebliğ yeni hali ile oldukça kapsamlı ve detaylıdır. ISO komisyonunda şu an dünya bal standardının oluşturulması çalışmaları devam ediyor. Dünyanın 2. Arıcılık ülkesi olan ülkemiz hazırlamış olduğu bu standart ile dünyaya örnek olacaktır. Özellikle de ülkemize has son derece değerli bir bal çeşidimiz olan çam balının doğru tanımlaması yapılmıştır. Çam balı antibakteriyel, antifungal, antioksidan özellikleri ile dünyada ayrışan, üst kalite bir bal çeşididir. İhracat potansiyeli olan bu değerli bal çeşidimizi, ülkemizde ve dünyada yeteri kadar tanıtamamaktayız. Tebliğin yeni halindeki doğru tanımlamalar ile çam balının dünyada tanıtımına da katkı sağlanacaktır. Ayrıca bitki ismi ile satılan ballarda zorunlu hale getirilen polen analizi ve ayrıca maltoz şekeri analizi ile de balda sahteciliğin önüne geçme noktasında önemli bir adım atılmıştır. Özellikle ham bal tanımının tebliğe girmesi tüketicinin doğru bilgilendirilmesi anlamında son derece gerekli idi. Balların aşırı ısıtılarak kristalleşmesinin engellendiğini tüketici bilmiyordu. Bu konuda tüketici yanıltılıyordu. Ama artık etiketinde “Ham bal” ifadesini gördüğü zaman, tüketici bu balların ısıtılmamış ve kovandan geldiği hali ile besin değeri korunmuş bal olduğunu bilecek. Tercihini bu doğrultuda yapabilecek” dedi.

Maserati MC20, Sir Stirling Moss ithaf edildi

Maserati MC20, Sir Stirling Moss ithaf edildi

Yarış dünyasına yeni nesil süper spor otomobili MC20 ile dönmeye hazırlanan Maserati, aracın tasarım çalışmalarına devam ediyor. 2010 yılında dünya şampiyonluğunu kazandığı modeli MC12’nin ardından yarış dünyasında tekrar liderliği hedefleyen Maserati, geliştirdiği MC20’nin prototipini Nisan ayında hayatını kaybeden efsanevi yarışçı Sir Stirling Moss’a ithaf etti.

Maserati, bu yeni süper spor otomobilini Modena’daki Viale Ciro Menotti Fabrikası’nda üretecek. MC20, aynı zamanda tamamı Maserati tarafından tasarlanan, geliştirilen ve üretilen yeni bir motora sahip ilk otomobil olması ile de önem arz ediyor.