Yazılar

Müşteriden Patronluğa Uzanan Girişimcilik Hikâyesi

Etiler’in köklü güzellik markalarından BRC Beauty & Nail, artık Suzan Şen ve Nergis Çetinkaya’nın yönetiminde yeni bir döneme giriyor. Yıllardır müşterisi oldukları bu prestijli merkezi devralan ikili, “Müşterisiydik, patron olduk” diyerek girişimcilik yolculuklarını başlattı.

Pozitif enerjisiyle tanınan Suzan Şen, daha önce Cihangir’de açtığı işletme ile girişimcilik deneyimi kazanmıştı. Bu kez yakın dostu Nergis Çetinkaya ile güçlerini birleştirerek güzellik ve bakım sektöründe iddialı bir ortaklığa imza atıyor.

BRC Beauty & Nail, Etiler’de yıllardır hizmet veren ve sektörün önde gelen markalarından biri olarak biliniyor. Yeni yönetimle birlikte merkez, modern vizyon ve yenilikçi hizmet anlayışıyla müşteri deneyimini zenginleştirmeyi hedefliyor. Şen ve Çetinkaya, açılışta yaptıkları açıklamada, “Kendini keyifli, özel ve bakımlı hissetmek isteyen tüm kadınları merkezimize bekliyoruz” diyerek sektördeki iddialarını ortaya koydu.

Bu devralma, güzellik sektöründe müşteri deneyiminden yönetime uzanan bir dönüşüm hikâyesi olarak dikkat çekiyor. Yeni dönem, hem markanın kurumsal kimliğini güçlendirmeyi hem de sektörde rekabet avantajı yaratmayı amaçlıyor.

#BRCBeauty #SuzanŞen #NergisÇetinkaya #Ekonomi #İşDünyası #GüzellikSektörü #YeniDönem #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Inari Omakase’den Bahar Menüsü: Zarif ve Katmanlı Lezzet Yolculuğu

Inari Omakase, Japon mitolojisinden ilham alan özgün gastronomi anlayışıyla ilkbaharı karşılıyor. İstanbul ve Bodrum’daki dört farklı lokasyonda hizmet veren marka, iki ayda bir yenilenen omakase menüsü ile mevsimin tazeliğini zarif ve çok katmanlı bir lezzet deneyimine dönüştürüyor.

Adını Japon efsanelerinde bereket ve doğurganlığın sembolü olan Inari’den alan restoran, her menüsünü nadir bir karşılaşma hissiyle kurguluyor. Özenle seçilmiş malzemeler, katmanlı lezzetler ve incelikli sunumlarla misafirlerine benzersiz bir gastronomi yolculuğu sunuyor.

2012’de Kuruçeşme’de başlayan Inari serüveni, bugün Etiler, Vadistanbul ve Bodrum Yalıkavak’taki şubeleriyle aynı kaliteyi farklı atmosferlerde yaşatıyor. Her iki ayda bir yenilenen menüler, deniz ürünleri ağırlıklı kompozisyonlar ve yaratıcı sunumlarla her ziyareti farklı bir deneyime dönüştürüyor.

“Omakase”nin özünde yer alan “şefe güven” yaklaşımı, Inari’de bir ritüele dönüşüyor. Konuklar, şefin en iyi ürünü ve tekniği seçtiği akışa kendilerini bırakırken, zarif dokunuşlar ve dengeli aromalarla mevsimin hikâyesini tabaklarda keşfediyor.

#InariOmakase #BaharMenüsü #Gastronomi #OmakaseDeneyimi #JaponMutfağı #İstanbulYemeİçme #BodrumLezzetleri #FineDining #GurmeHaber #YeniMenü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Lenovo’dan MWC 2026’da Yeni Nesil Yapay Zeka Ekosistemi

Lenovo, Mobile World Congress (MWC) 2026’da iş dünyasından oyunculara uzanan geniş bir kullanıcı kitlesi için geliştirdiği yeni nesil uyarlanabilir yapay zeka cihazlarını ve sistem düzeyinde kişisel ortam zekası çözümü Lenovo Qira’yı tanıttı.

Fuarda öne çıkan yenilikler arasında;

Lenovo Qira: PC, tablet, akıllı telefon ve giyilebilir cihazlarda entegre çalışan, kişisel yapay zeka deneyimi.

ThinkBook Modüler Yapay Zeka Bilgisayar Konsepti: Değiştirilebilir ekran ve modüler bileşenlerle esnek kullanım.

Yoga Book Pro 3D: Gözlüksüz 3D içerik üretim deneyimi.

Legion Go Fold: Katlanabilir ekranlı oyun konsolu konsepti.

Lenovo ayrıca güncellenen ThinkPad T Serisi, mobil profesyonellere yönelik ThinkPad X13 ayrılabilir, dayanıklı ThinkTab X11 ve KOBİ’lere yönelik ThinkBook 14 2’si 1 arada gibi yapay zeka odaklı iş çözümlerini de tanıttı.

Tüketici tarafında Yoga 9i Aura Edition, Yoga Pro 7a ve IdeaPad Slim 5i Ultra gibi yeni modeller; oyun tarafında ise Legion 7a ve Legion Tab dikkat çekti. Lenovo’nun yeni cihaz ve konseptlerinin 2026 yılı boyunca kademeli olarak pazara sunulması bekleniyor.

#Lenovo #MWC2026 #YapayZeka #LenovoQira #TeknolojiHaber #ModülerPC #3DBilgisayar #OyunKonsolu #ThinkPad #Legion #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Aslı’dan Ramazan Sofralarına Bereketli Hediyeler

Türkiye’nin önde gelen kafe-fırın zincirlerinden Aslı, Ramazan ayında sofralara lezzet ve bereket katıyor. Güllaçtan baklavaya, su böreğinden kadayıfa kadar birçok geleneksel tat, Ramazan’a özel hediyelerle birlikte sunuluyor. Kampanya kapsamındaki ürünler, Aslı mağazalarının yanı sıra online yemek platformları üzerinden de sipariş edilebiliyor.

Kampanya kapsamında; 1 kg su böreği alanlara 500 gr güllaç hediye, 1 kg baklava, kadayıf veya şöbiyet alanlara 500 gr güllaç veya 500 gr su böreği alternatifli hediye, Online yemek platformlarından yapılacak 1 kg güllaç alışverişine ise 100 gr Türk kahvesi hediye ediliyor.

Ramazan akşamlarının vazgeçilmez tatlısı güllaç, Aslı’nın özel reçetesiyle hafif ve dengeli bir lezzet sunarken; yanında ikram edilen latte ve çay, iftar sonrası keyfi tamamlıyor.

Bu yıl ayrıca yalnızca dijital platformlarda sunulan Modern Bowl Güllaç, çilek, muz, yaban mersini, nar ve Antep fıstığının uyumuyla Ramazan sofralarına yenilikçi bir tat katıyor. Dudullu’daki üretim tesisinde günlük taze üretim yapan Aslı, hijyen ve kalite standartlarına uygun üretim anlayışıyla Ramazan sofralarına güvenle eşlik ediyor.

#Aslı #RamazanLezzetleri #Güllaç #Baklava #SuBöreği #RamazanSofrası #GurmeHaber #TatlıKeyfi #ModernBowlGüllaç #RamazanHediyesi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Takıdan Heykele: ‘Aliens’ Sergisi

26 Şubat – 31 Mart 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşan “Aliens” sergisi, küratörlüğünü Dr. Feride Çelik’in üstlendiği özel bir seçkiyle mücevherin bedenden koparıldığında nasıl farklı bir varlığa dönüştüğünü sorguluyor.

Ali Rıza Akdolu, mücevherin alışıldık işlevini askıya alarak onu takılamayan, taşınamayan ama mekânda devleşen “yabancı” formlara dönüştürüyor. Bu sergide yabancı olan nesnenin kendisi değil; izleyicinin onunla kurduğu yeni ve mesafeli ilişki.

Taş yüzeyleri, metalik dokular ve incelikli işçilik, izleyicide aşinalık duygusu yaratırken; nesneler artık bedene eşlik etmek yerine onun yokluğunu ima ediyor. Sergi, süs, kimlik ve aidiyet kavramlarının çözülmeye başladığı bir eşikte izleyiciyi durmaya davet ediyor.

#AliRızaAkdolu #AliensSergisi #SanatHaber #ÇağdaşSanat #MücevherSanatı #KüratörFerideÇelik #İstanbulSanat #Sergi #SanatEtkinliği #AidiyetVeSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

The Grand Tarabya’nın mutfağı Nilay Lale emanet

The Grand Tarabya Managed by Accor’un Executive Şef görevine Nilay Lale atandı.

Nilay Lale kimdir?

Nilay Lale, profesyonel kariyerine önce Fethiye ardından Ankara’da farklı restoran ve otellerde başladı.

Ardından Swissotel Ankara, JW Marriott Ankara ve Mandarin Oriental Bodrum’da görev alan Nilay, daha sonra Chefs & Jars Ankara’da Executive Şef olarak önemli çalışmalara imza attı. 2021 yılı itibarıyla KHAI Hotels bünyesinde Corporate Executive Şef olarak görev alan Nilay, Gault & Millau Türkiye tarafından 2024 ve 2025 yıllarında 1 Toque, 2026 yılında da 2 Toque ödülüne layık görüldü.

Muğla Üniversitesi Tarım Teknolojileri bölümünden mezun olan Nilay, yaklaşık 20 yıllık sektör tecrübesiyle, Şubat 2026 itibarıyla The Grand Tarabya Managed by Accor ekibine Executive Şef olarak katıldı. The Grand Tarabya Managed by Accor, Nilay Lale’nin ekibe katılmasıyla birlikte İstanbul’da Executive Chef’in kadın olduğu tek 5 yıldızlı lüks otel oldu.

 

#TheGrandTarabya #NilayLale #ExecutiveChef #AccorHotels #İstanbulGastronomi #KadınŞef #LüksOtel #FineDining #GastronomiHaber #MutfakSanatı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gençlerde Artan Tehlike: Kulaklık ve İşitme Sağlığı

Kulaklarımız çevremizi ve dünyayı algılamamızda önemli rol oynuyor. Ancak günümüzde modern yaşamın getirdiği gürültü kirliliği, yanlış alışkanlıklar ve ihmaller, işitme sağlığını tehdit ediyor. Son yıllarda özellikle gençler arasında yaygın olarak kullanılan kulaklıklar; müzik veya podcast dinlemek, telefonla konuşmak için günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak yanlış kullanım, özellikle yüksek ses seviyeleri ve uzun süreli maruziyet, kulak sağlığını ciddi şekilde tehdit edebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya genelinde 1,5 milyardan fazla insan işitme kaybı riski altında ve erken önlem alınmazsa kalıcı hasarların artacağı öngörülüyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, “3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü” nedeniyle, kulaklıkların işitme sağlığına olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.

Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt

Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt

Yanlış kulaklık kullanımı sağlığımızı tehdit ediyor

Kulak sağlığı sadece işitmeyi değil; dengeyi, iletişim becerilerini ve genel yaşam kalitesini de etkiler. Yüksek seslere maruz kalmak, enfeksiyonlar ve yanlış temizlik yöntemleri gibi faktörler, geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir. Kulaklıklar da en büyük risk faktörlerinden biri haline gelmiştir. Kulaklık kullanımı moderasyonla faydalı olabilir ancak ihmal edildiğinde işitme kaybı, ağrı veya enfeksiyon gibi sorunlar görülebilir. Bu belirtiler fark edilirse, bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmak önemlidir.

Kalıcı işitme kaybına yol açabilir

Kulaklıkların aşırı kullanımı, yüksek ses seviyeleri nedeniyle iç kulaktaki tüylü hücreleri tahrip ederek kalıcı işitme kaybına ve kulak çınlamasına neden olabilir; bu, özellikle gençlerde yaygın bir risk faktörüdür. Kulak içi modeller, kulak kanalında nem ve bakteri birikimine yol açarak enfeksiyonlara davetiye çıkarırken, kulak üstü çeşitler uzun süreli baskıdan kaynaklı baş ağrısı ve cilt irritasyonuna sebep olur. Kablosuz kulaklıklar ise radyofrekans sinyalleriyle beyne yakın konumda elektromanyetik maruziyet yaratabilir ancak bu etkinin kesin zararları henüz bilimsel olarak tam kanıtlanmamıştır.

Kulaklıklar yanlış kullanımda şu riskleri içeriyor;

  • İşitme kaybı riski: Kulaklıkların en yaygın zararı, yüksek ses seviyelerinde uzun süre kullanım sonucu oluşan işitme kaybıdır. İç kulaktaki hassas tüylü hücreler (koklear hücreler), yüksek desibelli seslere maruz kaldığında hasar görür ve bu hücreler yenilenmez. Örneğin, 85 desibelin üzerindeki seslere 8 saatten fazla maruz kalmak, kalıcı işitme kaybına yol açabilir. Kulak içi kulaklıklar, sesi doğrudan kulak zarına ilettiği için bu riski artırır; kulak üstü modellerde ise ses biraz daha dağılır, ancak uzun kullanımda benzer sorunlar yaşanabilir. Araştırmalar, kulaklıkla müzik dinleyenlerin %10’unda işitme kaybı ve ilgili problemler görüldüğünü gösteriyor. Ayrıca, tinnitus (kulak çınlaması) gibi semptomlar da ortaya çıkabilir.
  • Enfeksiyon ve bakteri artışı: Kulak içi kulaklıklar, kulak kanalındaki nem ve sıcaklığı artırarak bakteri üremesini teşvik eder. Bu, dış kulak yolu enfeksiyonlarına veya kulak kiri birikimlerine neden olabilir. Paylaşılan veya temizlenmeyen kulaklıklar, bakteri sayısını 10-12 kat artırabilir ve enfeksiyon riskini yükseltir. Kulak üstü modellerde ise baskıdan kaynaklı tahriş ve baş ağrıları daha sık görülür.
  • Baş ağrısı ve rahatsızlık: Uzun süreli kullanım, kulak çevresinde baskı yaratır ve migren benzeri ağrılara yol açabilir.
  • Denge ve genel sağlık etkileri: Yüksek ses, iç kulaktaki denge mekanizmasını etkileyebilir, nadir de olsa vertigo gibi sorunlara neden olur.
  • Sistemik riskler: Bazı ilaçlar veya mevcut hastalıklar (örneğin diyabet), kulak hassasiyetini artırarak zararı büyütür.

Kulak sağlığını korumak için bu kurallara uyun

 60/60 Kuralı: Ses seviyesini cihazın maksimumunun %60’ıyla sınırlayın ve günde 60 dakikadan fazla kullanmayın.

Temizlik: Kulaklıkları düzenli dezenfekte edin, başkalarının kullanmasına izin vermeyin.

Model seçimi: Mümkünse kulak üstü modelleri tercih edin; kulak içi olanlarda silikon uçları doğru boyutta seçin.

Düzenli kontrol: Özellikle gençlerde ve yüksek sesli ortamda çalışanlarda yıllık işitme testi yaptırın.

Alternatifler: Hoparlör kullanmayı veya sessiz ortamları tercih edin.

#KulakSağlığı #İşitmeKaybı #KulaklıkKullanımı #DünyaKulakVeİşitmeGünü #MemorialAntalya #DoçDrNeslihanYaprakBarıt #SağlıkUyarısı #Tinnitus #GençlerdeRisk #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Horlama 20’li yaşlarda daha da artıyor

Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, “Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir” diyor.  Eskiden daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20’li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak, “Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır” diyor.

Doç. Dr. Zerrin Boyacı

Doç. Dr. Zerrin Boyacı

Modern yaşamla birlikte giderek artıyor 

Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40’ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60’a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye’de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.

Horlamanın önemli nedenleri

Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor:

Obezite: İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm’nin ve  erkeklerde 43,18 cm’nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.

Burun tıkanıklığı: Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.

Büyük geniz eti ve bademcikler: Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.

Alkol ve sigara kullanımı: Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır.

Sırtüstü uyuma: Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir.

Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!

Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor.  Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor! Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa,  zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor.

Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!

Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile  yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor.

Etkili ve kalıcı çözüm mümkün!

Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, “Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir” diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, “Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir” diyor.

Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!

Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor.

Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor

Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonu, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: “Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97’ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında arasında bulunmaktadır.”

#Horlama #UykuApnesi #SağlıkSinyali #GençlerdeHorlama #Obezite #UykuSağlığı #KBB #DoçDrZerrinBoyacı #Acıbadem #SağlıklıYaşam #UykuBozukluğu #SolunumSağlığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity