Yazılar

SunExpress, uçuş öncesi antijen testi denemelerine başladı

SunExpress, uçuş öncesi antijen testi denemelerine başladı

Lufthansa ve Türk Hava Yolları’nın ortak kuruluşu SunExpress, Düsseldorf Havalimanı ve Malteser iş birliği ile 8 Aralık itibarıyla tüm Düsseldorf- Antalya uçuşlarında yolcularına isteğe bağlı olarak uçuş öncesi ücretsiz hızlı antijen testi denemelerine başladı. Havayolu, deneme sürecinin 31 Aralık’a kadar Düsseldorf – Antalya uçuşlarında devam edeceğini açıkladı.

Yolcularının ve uçuş ekiplerinin sağlıklı ve emniyetli seyahat etmesini sağlamak amacıyla 15 dakikada sonuç veren hızlı antijen testi sunmaya başlayan SunExpress, deneme sürecinin ardından gerçekleştirilecek değerlendirmelerin sonucuna göre bu testi, Almanya’dan Türkiye’ye olan daha fazla uçuşta uygulamayı planlıyor.

SunExpress CEO’su Max Kownatzki, “Avrupa’dan Türkiye’ye gelecek misafirler için hızlı antijen testi denemeleri yapan ilk havayoluyuz. Önümüzdeki yıl için test stratejimizi belirleyebilmek adına 31 Aralık’a kadar elde edilen verileri değerlendireceğiz. Amacımız, uçuşlarımızda misafirlerimizin sağlığını ve güvenliğini sağlarken onlara endişe duymadan seyahat etme deneyimi sunmak ve gelecekte hava taşımacılığını canlandırmaya yardımcı olacak yenilikçi süreçler oluşturmaktır” dedi.

Check-in aşamasında tamamen yolcuların isteğine bağlı olarak gerçekleştirilecek testlerin sonuçları 15 dakika içerisinde alınabilecek. Test sonucu pozitif çıkan yolcular, uçuşlara kabul edilmeyecek ve bu yolculara ücretsiz rezervasyon değişikliği imkânı tanınacak.

Çocuklarda tuvalet alışkanlığına zamanından önce başlanmak alt ıslatma nedeni olabilir

Çocuklarda tuvalet alışkanlığına zamanından önce başlanmak alt ıslatma nedeni olabilir

Genellikle 4-5 yaşına kadar normal sayılan alt ıslatma durumu bu yaşların ardından görülmeye devam ediyorsa bir sağlık problemi olarak sayılıyor. Alt ıslatmanın fizyolojik nedenlerden kaynaklandığı gibi yakın birinin kaybını yaşamak, taşınma, kardeş kıskançlığı gibi stres yaratan durumların da bu probleme neden olabileceğinin altını çizen Psk. Cansu Yılmaz, “Çocuk tuvalete tuvaletini yaptığında teşvik edilmeli, desteklenmelidir. Tuvalet alışkanlığına zamanından önce başlamamalıdır.  Başlarda çocuk tuvalete anne babanın yardımıyla gitmeli, daha sonra kendi başına gitmesi için cesaretlendirilmelidir” diyor.

Çocuklarda alt ıslatma, idrar kaçırma olarak bilinen enüresiz günümüzde çok sık rastlanılan bir bozukluk… Tuvalet alışkanlığı çocuktan çocuğa değişmesine rağmen genellikle 3 yaşların sonlarına doğru çişlerini tutmayı öğrenirler. Ancak 4-5 yaşlarına kadar alt ıslatma durumu devam edebilir, çocukta bazen gündüz de görülebildiği gibi çoğu zaman da gece altına kaçırma görülebilir. Bu yaşlardan sonra devam eden altına kaçırmanın fizyolojik ya da psikolojik nedenleri olabildiğine dikkat çeken Psk. Cansu Yılmaz, “Duygusal problemlerden etkilenen bir çocukta altına kaçırma durumu gözlenebilir. Ayrıca çocuğun tuvalet alışkanlığı kazanması için gelişmesi gereken kasların yeterince olgunlaşmamasından dolayı da bu problemle karşılaşılabilir” diyor.

Böbrek ve idrar yolundaki rahatsızlıklarda, merkezi sinir sistemi bozukluklarında da alt ıslatma görülebilir

Alt ıslatma durumunda atılması gereken ilk adımın problemin sebebini öğrenmek için bir uzmana başvurmak olduğunun altını çizen Psk. Cansu Yılmaz, alt ıslanmanın fizyolojik nedenlerini şu şekilde sıralıyor: “Alt ıslatma kalıtımsal nedenlerden kaynaklanabilir. Bu durumda ailenin tuvalet alışkanlığı geçmişine-öyküsüne bakılması gerekir. Eğer anne-babada böyle bir problem yaşamışsa kalıtımsal olarak çocuğa da aktarılmış olabilir. Tuvalet alışkanlığının sağlanmasında gelişmesi gereken kasların (sfinkter) olgunlaşmaması ya da gelişmemesinden de kaynaklanabilir. Çocuklar yatmadan önce fazla sıvı tükettiyse ve yatmadan tuvaletini yapmadıysa da altına kaçırabilir. Böbrek ve idrar yolundaki rahatsızlıklarda, belkemiği, merkezi sinir sistemi bozukluklarında da alt ıslatma görülebilir.”

Alt ıslatmanın nedeni kardeş kıskançlığı olabilir

Alt ıslatmanın ruhsal nedenlerine bakıldığında en sık karşılaşılan nedenin stres olduğuna dikkat çeken Psk. Cansu Yılmaz, yaşanılan kazalar, travmalar, sevgisiz, ilgisiz kalma gibi duygusal zeminli durumlarda alt ıslatma nedenleri arasında yer aldığını söylüyor. Psk. Yılmaz, “Okul değişikliği, yakından birinin kaybını yaşamak, taşınma, kardeş kıskançlığı gibi stres yaratan durumlarda alt ıslatma görülebilir. Özellikle kardeş kıskançlığı bulunan çocuklarda karşılaşılır. Yeni doğan bebeğe ilgi daha çok arttığı için büyük çocukta kıskançlık görülebilir. Böyle durumlarda ilgiyi kendi üzerine çekmek isteyen büyük çocuk genelde küçük kardeşi gibi davranmaya başlar. Yaşına uygun konuşabiliyorken bebek gibi konuşması, yemeğini kendi yemek istememesi, biberon kullanma isteği bu davranışlardan bazılarıdır. Ayrıca tuvalet eğitiminde baskıcı tavırlar sergileyen ailelerin çocuklarında alt ıslatma görülür” diyor.

Tuvalet alışkanlığına zamanından önce başlanmamalı!

Öncelikle alt ıslatmanın tıbbi sebeplerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını öğrenmek için bir hekime başvurulması gerektiğini belirten Psk. Yılmaz, ebeveynlerin çocukların bu durumu isteyerek yapmadıklarını bilerek cezalandırıcı, baskıcı ve titiz davranış ve tutumlardan uzak durmasını öneriyor. Alt ıslatma nedeninin kardeş kıskançlığı olduğu durumlarda ebeveynlerin çocuklarına ilgi, alaka ve sevgisini eşit miktarda göstermesi gerektiğini hatırlatan Psk. Cansu Yılmaz, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuğun yapabildiği şeylere karşı takdir görmesi duygusal rahatlama sağlayacağı için önemlidir. Çocuk tuvalete tuvaletini yaptığında teşvik edilmeli, desteklenmelidir. Tuvalet alışkanlığına zamanından önce başlamamalıdır. Belirli aralıklarla tuvalete gittiğine bakılmalı ve özellikle uyumadan önce tuvalete gittiğinden emin olunması gerekir. Başlarda çocuk tuvalete anne babanın yardımıyla gitmeli, daha sonra kendi başına gitmesi için cesaretlendirilmelidir. Çocukların anlamadığını düşünerek bazı şeyleri ört bas etmeye çalışmak hiçbir işe yaramayacaktır. Çocuğun yaşadığı stres ve kaygı nedenleri fark edilip daha az stresli ve kaygısız olması sağlanmaya çalışılmalıdır. Yapılamadığı düşüncesi olursa mutlaka bir psikologa başvurulmalıdır.”

Domates ihracatçıları Rusya’ya kotasına takıldı

Domates ihracatçıları Rusya’ya kotasına takıldı

Taze meyve sebze ihracatının lider ürünü domates, lider ihraç pazarı Rusya Federasyonu’nda kota engeliyle karşı karşıya.

Rusya’ya domates ihracatında 200 bin tonluk kota doldu. Türk domates ihracatçıları için Rusya kapısı kapanmış durumda. Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Başkanları, Rusya’ya domates ihracatında kotanın kaldırılmasını istiyor.

Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Ali Kavak, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Necdat Sin, Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Saffet Kalyoncu, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçılar Birliği Başkanı Cafer Aşkar ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nin ortak imzasıyla yapılan açıklamada “Domates ihracatında Rusya’ya kotanın kaldırılmasını, 2015 öncesine dönülmesini istiyoruz” denildi.

Rusya, Türkiye ile 2015 yılı Kasım ayında yaşadığı siyasi kriz sonrasında Türk domatesine ambargo kararı almıştı. 2017 yılı Kasım ayında Türk domatesi tekrar Rusya’ya ihracat vizesi alırken bu kez kotayla karşı karşıya kaldı.

İlk önce 1 Kasım 2017 tarihinde 100 bin ton olarak belirlenen kota Türk ihracatçılarının kısa sürede kotayı doldurması üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin girişimleriyle önce 150 bin ton’a, 7 Mart 2020 tarihinde ise; 200 bin tona çıkarılmıştı. Türk ihracatçıları 200 bin kotayıda, Kasım ayı sonunda doldurdu.

Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Başkanları, Türk domatesinin en büyük ihraç pazarı Rusya’ya ihracatın durma noktasına gelmesi üzerine yaptıkları ortak açıklamayla, Rusya Federasyonu’na yapılacak domates ihracatında kotanın kaldırılmasını ve 2015 Kasım ayı öncesindeki sürece dönülmesini talep ettiler.

Türkiye’nin domates ihracatının 2020 yılında 11 aylık dönemde yüzde 6’lık artışla 286 milyon dolara ulaştığı bilgisini paylaşan Birlik Başkanları, 2020 yılı sonunda 300 milyon doları aşmayı hedeflediklerini, bu hedeflere ulaşmak için en büyük ihraç pazarları Rusya’daki kotanın kaldırılması gerektiğinin altını çizdiler.

Türkiye taze domates üretiminde 9 milyon tonu tarlada üretim, 4 milyon tonu örtü altı (sera) üretimi olmak üzere 13 milyon tona ulaşan üretim rakamıyla dünyada dördüncü sırada yer alıyor. Türkiye, 2020 yılının Ocak – Kasım döneminde 484 bin ton taze domates ihracatı karşılığı 286,5 milyon dolar döviz getirisi elde ederken, Rusya Federasyonu’na 61 bin 781 ton domates ihraç edilirken karşılığında 56 milyon dolar döviz geliri elde edildi. Rusya, Türkiye’nin taze domates ihracatında ilk sırada yer alıyor.

Soğuk hava ve rüzgar gözleri kurutuyor!

Soğuk hava ve rüzgar gözleri kurutuyor!

Tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi ve havaların soğumasıyla birlikte çoğumuz zamanımızın büyük bir bölümünü evde, kapalı bir ortamda geçiriyoruz. Bunun yanı sıra ofisten ve evden çalışmaya devam edenler, genellikle bilgisayar başında, gözlerini adeta kırpmadan saatlerce çalışıyorlar. Ancak kapalı mekanlarda odanın yeterince nemli olmaması ve uzun süre bilgisayar ekranına bakarken göz kırpmayı aksatmak gözyaşının buharlaşmasını artırarak, ‘gözlerde kuruluk’ problemine neden olabiliyor. Gözlerde kuruluk; gözde yanma, batma hissi, kaşıntı, kızarıklık, okurken gözün çabuk yorulması ve bulanık görme gibi yaşam kalitesini oldukça düşüren sorunlara yol açabiliyor. Üstelik göz kuruluğu şiddetlendiğinde ileride kalıcı hale dönüşebilen görme kaybıyla bile sonuçlanabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, kapalı ortamların yanı sıra kış aylarında soğuk hava ve rüzgarın etkisiyle de gözlerdeki nemin azalması sonucu göz kuruluğu oluştuğuna dikkat çekerek, “Bu nedenle soğuk ve rüzgarlı havalarda gözü koruyan gözlük ve siperlik kullanmak, göz sağlığımız için çok önemli.” diyor. Aslında alacağımız önlemlerle görme kaybına kadar gidebilen bu sorunu önlemenin mümkün olacağını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, gözlerde herhangi bir şikayet olduğunda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerektiği uyarısında bulunuyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay kış mevsiminde göz kuruluğuna karşı almamız gereken 6 korunma yolunu anlattı, önemli öneri ve uyarılarda bulundu.

Su içmeyi alışkanlık edinin

Vücudumuzun yaklaşık yüzde 60’ı sudan oluşuyor. Dolayısıyla ihtiyacımızdan az su tükettiğimizde gözyaşı üretimimiz azalıyor. Dr. Emre Sübay sağlıklı gözyaşı üretimi için vücudumuzdaki su oranının yeterli düzeyde olması gerektiğini belirterek, “Göz kuruluğuna karşı günde en az 2 litre su içmeyi ihmal etmeyin” diyor.

Omega-3 sofranızda bolca bulunsun

Yapılan araştırmalar omega-3’ün göz kuruluğu semptomlarını azalttığını gösteriyor. Sağlıklı gözyaşının en üst katmanını yağ tabakası oluşturuyor. Omega-3 bu tabakayı destekliyor ve gözyaşının kalitesini arttırıyor. Dolayısıyla omega 3’ten zengin olan balıkların (uskumru, ton, somon ve sardalya) yanı sıra ceviz ve semizotu gibi besinlere sofranızda düzenli olarak yer açın.

Kapalı mekanlarda nem oranını ayarlayın

Yeterli havalandırması olmayan kapalı alanlarda, klimanın havayı sıcak ve kuru bir hale getirmesi gözyaşının buharlanmasını artırarak gözlerde kuruluğa yol açabiliyor. Bu nedenle bulunduğunuz ortamı her gün sık sık havalandırmaya ve ortamın nem oranının yüzde 45 civarında olmasına dikkat edin. Evde, ofiste ve özellikle araç içerisinde klimanın doğrudan yüzünüze üflememesine dikkat edin. 

Her 40 dakikada bir 40 saniye mola

“Pandemiyle birlikte, özellikle masa başında çalışanlar ve uzaktan eğitim alan öğrenciler çoğu zamanlarını evde ve ekran karşısında geçirir oldular. Bu doğrultuda artan ekrana bakma süresi göz kuruluğunun oluşumuna zemin hazırlıyor” diyen Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, şu önerilerde bulunuyor: “Ekrana baktığımız süre boyunca göz kırpma aralığımız azalıyor ve gözyaşı çok daha hızlı buharlaşıyor; bu durum da göz kuruluğuna neden oluyor. Ekran başında geçirdiğiniz süreçte, göz sağlığınızı korumak için monitörün yüksekliğini göz seviyesinde veya altında olacak şekilde ayarlayın. Her 40 dakikada bir 40 saniye kadar ara vermeyi de ihmal etmeyin.”

Rüzgarlı havada ‘gözlük’ şart!

Düzenli yürüyüş yapmak her ne kadar sağlığımız için çok önemli olsa da, soğuk ve rüzgarlı havada uzun süre kalmak gözyaşını buharlaştırarak göz kuruluğuna neden olabiliyor. Soğuk ve rüzgarlı havada geniş çerçeveli gözlükler veya koruyucu siperlik kullanmanız göz kuruluğuna karşı fayda sağlayabiliyor. Ayrıca uzun süre ultraviyole ışınlarına maruz kalmak da göz kuruluğunu artırıyor. Ultraviyole ışınlarından korunmak için güneş gözlükleri kullanmanız, göz kuruluğuna karşı almanız gereken bir başka etkili önlem. Çünkü kışın ultraviyole ışınları özellikle karlı havada göze yansıyarak gözlerde kuruluğu artırabiliyor. 

Kontakt lens kullanıyorsanız, dikkat!

Kontakt lensin doğru kullanılmaması da, göz kuruluğunun yaygın nedenleri arasında yer alıyor. Kontakt lens su içeriyor ve kurumaması gerekiyor. Sürekli ıslak tutmak için kullanılmayan zamanda solüsyonda bekletiliyor, göze uygulandığında ise bu nemi gözyaşından alıyor. “Gözyaşı film tabakasının incelmesi durumunda ise kontakt lensle göze temas ettiği kornea tabakası arasında sürtünme artıyor ve batma, yanma ile kızarıklık şikayetleri gelişiyor” uyarısında bulunan Dr. Emre Sübay, “Kontakt lensin materyalinin, temel eğrisinin ve çapının hastaya göre ayarlanmaması durumunda; kontakt lensin gözde uzun süre kalması, gece gözde unutulması gibi durumlarda bu şikayetler artıyor. Bu nedenle kontakt lens uygulaması mutlaka hekim kontrolünde olmalı.” diyor.

Göz kuruluğu tedavisi gecikmemeli!

Göz sağlığımız üzerinde son derece önemli olan gözyaşımız yetersiz kaldığında, gözlerde kuruluk oluşuyor. Toplumda oldukça sık görülen bu hastalık; gözyaşının vücut tarafından yeterince salgılanmaması ya da mevcut gözyaşının çeşitli dış etkenlerle buharlaşması sonucu görülüyor. İlerleyen yaş, romatolojik hastalıklar, endokrinolojik hastalıklar, kullanılan bazı ilaçların yan etkileri gözyaşı üretimini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Klima, soğuk hava ve rüzgar gibi çevresel etkenler de gözyaşının buharlaşmasını tetikleyerek, gözlerde kuruluk oluşturuyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, gözün net görebilmesi için sağlıklı bir gözyaşı film tabakası gerektiği, bu tabakanın bozulmasının görme kaybına yol açabildiği uyarısında bulunarak, “Bu nedenle göz kuruluğunun erken dönemde tedavi edilmesi çok önemli. Göz kuruluğu şikayet boyutuna geldiğinde, doktorunuz önerdiği takdirde, gözlerinizi nemlendirmek için suni gözyaşı damlaları kullanmanız, şikayetlerinizi azaltmada etkili oluyor.” diyor.

Ezgi Ayçe “Derin Yemin”

Ezgi Ayçe “Derin Yemin”

Kendi şarkılarını yazan, güçlü sesi ve yorumculuğu ile Enbe Orkestrası’nın 2018 yılında yayınladığı albümünün çıkış parçası olan ve klibi Barcelona’da çekilen “Yarım Sevda” ile müzik dünyasına merhaba diyen Ezgi Ayçe, başta Ajda Pekkan olmak üzere birçok sanatçı ile aynı sahneyi paylaşmış ve çocukluğundan gelen müzik tutkusunu sahne ve albümlere taşımıştır.

Müzik öğretmeni olan anne babanın çocuğu olarak küçüklüğünden bu yana müzikle büyüyen, Ortaokul yıllarında annesinin yönettiği korolarda, lise yıllarında ise babasının kurduğu lise orkestrasında bas gitar çalan ve şarkı söyleyen Ezgi Ayçe, aynı yıllarda kendi şarkılarını da yazmaya başlamıştır.

2019 yılında Serdar Ayyıldız ile ortak bir çalışmaya imza atan ve sözü müziği Sezen Aksu’ya ait “Ateş Böceği” ile kısa sürede büyük ilgi gören Ezgi Ayçe’nin yorumladığı şarkı, Serdar Ayyıldız’ın proje albümünün çıkış parçası olmuştur.

Ezgi Ayçe, Ajda Pekkan, Behzat Gerçeker, Sertab Erener, Yıldız Tilbe ve Nil Karaibrahimgil gibi sanatçılarla sahne ve albüm kayıtlarında yer almıştır.

Müziğini global çapta da duyurmayı amaçlayan sanatçı, İstanbul’un en güzel tarihi manzaralarında, şarkının aranjesini de yapan Ali Tolga Demirtaş yönetmenliğinde akıllı telefon ile çekilen sözü müziği kendisine ait yeni şarkısı “Derin Yemin”i Kasım ayında dinleyici ile buluşturdu.

Ezgi Ayçe “Derin Yemin”in klibi ile ilgili “İstanbul’u yansıtan güzel bir klip olsun ve şarkı ile bütünleşsin istiyordum. Pandemi döneminde beklememek, müzikle insanları buluşturmak için nasıl hızlı aksiyon alabiliriz derken, akıllı telefonla çekmeye karar verdik. Hep İstanbul’un tarihi güzellikleri ile dolu bir klibim olsun isterdim. Galata, Karaköy manzaraları eşliğinde ‘Derin Yemin’ ruhunu tam olarak bulmuş oldu” diyor.

Oyun tutkunları için özel olarak geliştirilen realme 7

Oyun tutkunları için özel olarak geliştirilen realme 7

realme’nin mükemmel mobil oyun deneyimi için özel olarak tasarlanan amiral gemisi realme 7, Helio 95 işlemcisi, 90Hz ekran tazeleme hızı, 30W Dart Şarj özelliği ve 5000mAh pil kapasitesiyle ile mobil oyunseverlerin beklentilerini fazlasıyla karşılıyor.

Mobil oyunlar için yüksek performans sunacak şekilde tasarlanan realme 7, Helio G95’i ilk kullanan akıllı telefon olurken, Antutu’da da 300.000 puana ulaşarak başarılı bir performansa imza attı. Dikkat çekici özelliklere sahip realme 7, yüksek performans için 90Hz Ultra Akıcı Ekran, 30W Dart Şarj, 5000 mAh büyük pil ve güçlü işlemciyi bir arada sunuyor. Sony 64MP Geniş Açılı Dört Kamera kurulumuna da sahip olan telefon üstün oyun deneyiminin yanı sıra üst düzey fotoğraf performansı ile de dikkat çekiyor.

Sadece 26 dakikada yüzde 50 şarj oluyor
6,5 inç FHD+ Ultra Akıcı ekrana, 90 Hz ekran tazeleme hızına ve yüzde 90,5 ekran/gövde oranı sahip olan realme 7, güçlü Helio G95 işlemcisini kullanan ilk akıllı telefon olarak oyunseverleri tatmin edecek bir performans sergiliyor. Oyun tutkunlarının bir diğer vazgeçilmezi olan yüksek pil kapasitesi ve hızlı şarj özelliği ile de göz dolduran realme 7, 5000mAh büyük pili ile uzun kullanım ömrü sunarak düşük pil kaygısını ortadan kaldırıyor. 30W Dart Şarj, telefonun 26 dakikada yüzde 50 şarj oranına ulaşmasını sağlarken hem güvenlik hem de verimliliği bir arada sunuyor.

Pandemi sonrası 2020 seyahat tercihleri değişti

Pandemi sonrası 2020 seyahat tercihleri değişti

Uçak ve Otobüs Bileti Sitesi Enuygun, seyahat alanındaki araştırmalarına bir yenisini daha ekleyerek, pandemi süreci ve 2020 yılında müşterilerinin seyahat tercihlerini analiz etti. Analize göre; 2020 yılında yurt içinde en çok uçak ve otobüs bileti alınan şehir İstanbul, yurt dışı için en çok uçak bileti alınan ülke Almanya, yurt içi en çok seyahat eden şehirler ise İstanbul, İzmir, Ankara oldu. 2020’de seyahat edenlerin yüzde 63’ü erkek, yüzde 37’si kadın yolculardan oluştu. Pandeminin gölgesinde ilerleyen sektörde 2020 yılında en erken otel rezervasyonu 279 gün önce yapıldı. Satılan en pahalı uçak bileti 59 bin TL, en pahalı otobüs bileti 400 TL, yapılan en pahalı otel rezervasyonu ise 13 bin TL olarak açıklandı.

Verilerine göre, en yüksek uçak ve otobüs bileti satışı Ocak ayında gerçekleşti. Yurt içinde en çok uçak bileti İstanbul’a, otobüs bileti ise Ankara’ya alındı. En çok seyahat eden şehirler ise sırasıyla İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya ve Adana oldu. Türkiye’den en çok uçak bileti alınan ülke ise Almanya olurken, sırasıyla en çok Ukrayna, Azerbaycan, Fransa ve İngiltere’ye seyahat edildi. Türkiye’ye seyahat eden ülkelerin başında Almanya ve Ukrayna yer alırken, Azerbaycan, Fransa ve Hollanda da ülkemize en çok seyahat eden ülkelerin başında geldi.

2020’de en çok erkekler seyahat etti

2020’de en çok erkekler seyahat etti. Seyahat edenlerin yüzde 63’ünü erkekler, yüzde 37’sini ise kadınlar oluşturdu. 2020’de en çok seyahat eden yaş grubu ise 25-35 yaş aralığı oldu.

En erken otel rezervasyonu 279 gün önce yapıldı

2020 yılında en çok konaklama yapılan şehirlerde ise İstanbul, Antalya, İzmir, Ankara ve Muğla başı çekti. Aynı anda en fazla 6 kişilik otel rezervasyonu yapılırken 12 kişilik uçak bileti ve 4 kişilik otobüs bileti satın alındı. Çocuklu ailelerin en çok tercih ettiği destinasyonlar arasında ise ilk üç sırayı İstanbul, İzmir ve Antalya aldı.

Kullanıcıların bilet aldığı zamanlar incelendiğinde; kadınların uçak biletini ortalama 9 gün, erkeklerin ise 6 gün önceden almayı tercih ettiği gözlemlendi. En erken otel rezervasyonu ise 279 gün önce yapıldı. Seyahat severler en çok 11:00 – 12:30 saatlerinde uçmayı tercih etti.

Covid-19 seyahat sıklığını etkiledi

Kullanıcıların yüzde 35’i Covid-19 salgını başlamadan önceki son 3 yıl içerisinde seyahat sıklığını “yılda 1-2 kez” olarak ifade ederken; yüzde 32’si bu sıklığı “yılda 3-4 kez” olarak belirtti. Covid-19 salgını başladıktan sonra, her 10 görüşmeciden 8’i kişisel/turistik veya iş amaçlı en az 1 kez seyahat gerçekleştirdi. Salgın sonrasında gerçekleştirilen bu seyahatler içerisinde kişisel seyahatler öne çıktı.  Covid-19 salgını başlamadan önceki son 3 yıl içerisinde gerçekleştirilen seyahatlerde, ilk 3 ulaşım aracı sırasıyla uçak, otobüs ve şahsi araç oldu. Salgın sonrasında ise şahsi araç kullanım oranı, uçak ve otobüs kullanım oranlarına göre artış gösterdi.

En uzun aktarma süresi 34 saat oldu

İçinde bulunduğumuz gündem nedeniyle pandeminin ilk döneminde uçuşlar ertelendi, buna bağlı olarak vatandaşlar biletleri iptal etti ya da açığa aldı.

Bilet İptal Güvencesi ile en fazla tasarruf rakamı 17.570,75 TL oldu.  4 kişilik bir aile en yüksek yurt dışı uçak bileti için toplam 59 bin TL ödedi. Bu yıl satılan en pahalı otobüs bileti ise 400 TL, en pahalı otel rezervasyonu ise bir yetişkin için 13 bin TL olarak açıklandı. En uzun aktarma bekleme süresi de 34 saat ile New York- Pekin arasında gerçekleşti.

Yılın Seyahat Acentesi Ödülü Jolly’nin oldu

Yılın Seyahat Acentesi Ödülü Jolly’nin oldu

Turizm sektöründe 34 yıldır hizmet veren ve müşteri memnuniyetini hizmet politikasında en üst sırada tutan Jolly, 4.Türkiye Altın Markalar Ödülleri’nde “Yılın Seyahat Acentesi” ödülüne layık görüldü.

Pandemi sürecinin zorlu koşullarında dahi müşteri memnuniyetini en üst sırada gözeten, satın alma, tatil ve satış sonrası tüm aşamaları profesyonel temsilcilerle yürüten Jolly, “Yılın Seyahat Acentesi’ ödülünün sahibi oldu.

Ödülü, Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar’ın programındaki yoğunluk sebebi ile temsilen Yurt İçi Turlar Direktörü Kerem Gökçe teslim aldı. Gökçe, “Biz Jolly olarak 34 yıldır Türkiye’de seyahat pazarına öncülük etmeye çalışıyoruz. Markamızı her geçen sene daha da büyüterek Türkiye’de daha büyük kitlelere yayılıyoruz. Bu yıl tüm dünyada turizmin en zor dönemiydi. Bu süreçte dahi Jolly’den vazgeçmeyen müşterilerimiz var. Ben bu ödülü izninizle onlar adına almak istiyorum.” diyerek teşekkürlerini sundu.

Şişli Belediyesi’nden 100 milyon tasarruf

Şişli Belediyesi’nden 100 milyon tasarruf

Şişli Belediyesi, 2020 yılında 100 milyon TL düzeyinde bir bütçe tasarrufuna imza attı. 2019 yılı Nisan ayında 150 milyon TL olan banka borç stokunun ise bu yılın sonunda 50 milyon TL olarak gerçekleşmesi hedefleniyor.

Şişli Belediyesi, 2020 yılı gider bütçesini 100 milyon TL düzeyinde bir tasarrufla kapatmaya hazırlanıyor. 2020 yılının genel değerlendirmesinin de yapıldığı Şişli Belediye Meclisi’nin Aralık Ayı 1. Oturumu 7 Aralık Pazartesi günü gerçekleştirildi. Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, oturumda meclis üyelerine 2020 yılı bütçe gerçekleşme hedefleri hakkında önemli bilgiler verdi. Keskin, “2020 yılı gider bütçesindeki 100 milyon TL düzeyinde tasarruf sağlamamızda; yıl içinde yedek ödenekten harcamalar en azda tutulmuş, genel giderlerde tasarrufa gidilmiş, harcama süreci daha rekabetçi hale getirilmiş, alımların merkezileştirilmesi ve toplulaştırılması bunun yanında dönemin olağanüstü koşulları gözetilerek bazı harcamalar ise ertelenmiştir” şeklinde açıklamada bulundu.

Banka borç stoku 50 milyon TL’ye düştü

Şişli Belediyesi’nin 2019 yılı Nisan ayında 150 milyon TL olan banka borç stokunun, bu yıl sonunda 50 milyon TL olarak gerçekleşeceğine de işaret eden Keskin, “Bu, önemli iyileşmede belediyemizle birlikte tedarikçilerimiz de üstlerine düşen fedakârlığı yapmaktadırlar. Onlara da buradan teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde bu ve benzeri çabalarımızı kurumsal bir kalıcılığa eriştirmek, mali yönetim öncelikli olmak üzere, yerel yönetimde demokratikleşme ve kurumsallaşmanın önde gelen referanslarından olmak istiyoruz” dedi.

Metro Türkiye’den restoranlara destek  

Metro Türkiye’den restoranlara destek

Metro Türkiye, düzenlediği yeni kampanya ile pandemiye karşı alınan yeni önlemler sebebiyle paket servise geçen restoran müşterilerine destek oluyor. Kampanyaya kayıt olan tüm müşteriler KDV hariç ikinci 300 TL alışverişlerinde paket servisler de dâhil olmak üzere restoranlarda 50 TL’lik hediye çeki kazanma fırsatı yakalıyor. Restoranlar ise kullanılan bu çeklerle Metro mağazalarında indirimli şekilde alışveriş yapabiliyor. Metro Türkiye bireysel müşterilerini ve profesyonel müşterilerini bir araya getirdiği yeni kampanya kurgusu ile restoranlara bir kez daha destek oluyor.

“Restoranlara destek olmak için bu kampanyayı hayata geçirdik”

Kampanyayla ilgili açıklamada bulunan Metro Türkiye CEO’su Sinem Türüng, “Kovid-19 nedeniyle tüm dünya olarak zorlu bir dönemden geçerken yeme içme sektörü de pandemiden oldukça etkilendi. Metro Türkiye olarak pandeminin başından beri otel ve restoran müşterilerimizi desteklemek için birçok yeni proje ve uygulamaya imza attık. Son dönemde pandemi ile mücadele kapsamında restoranların paket servis hizmetine dönüşmesi ile birlikte işletmelerin yanında olacağımız yeni bir kampanya oluşturduk. Restoranlardan paket servis ya da gel-al şeklinde yapılacak alışverişlerde kullanmak üzere 50 TL’lik bir çek veriyor, bizden alışveriş yapan müşterilerimizi restoranlardan da sipariş vermeye yönlendirerek kendi bölgelerindeki ekonomiyi canlandırmalarına katkı sağlamayı hedefliyoruz. 30. yılımızı içinde bulunduğumuz bu zor dönemde böyle bir destekle kutlamanın anlamlı olacağına inanarak kampanyamızı hayata geçirdik.” dedi.

19 Kasım 2020 – 6 Ocak 2021 tarihleri arasında Metro Türkiye’nin 37 mağazasında geçerli olacak kampanya kapsamında tüm Metro Türkiye müşterileri kampanyaya kayıt olduktan sonra yapacakları ikinci KDV hariç 300 TL’lik alışverişlerinde, tek sefer olacak şekilde 50 TL’lik çek kazanıyor. Müşteriler bu çeklerini 15 Şubat 2021 tarihine kadar www.metroisinmutfaginda.com sitesinde yayınlanan listede yer alan 23 farklı ildeki 400’e yakın restoranda paket servis ve gel-al hizmeti de dâhil olacak şekilde kullanabiliyor.