Yazılar

Bizim Mutfak’tan yeni lezzet “kemik suyu”

Bizim Mutfak’tan yeni lezzet, “kemik suyu” Yalnızca 30 saniyede kemik suyu lezzeti!

Bizim Mutfak, kemik suyu lezzetini bulyon pratikliğiyle ilk kez tüketiciyle buluşturuyor. Kalsiyum ve kolajen de içeren Bizim Mutfak Kemik Suyu Bulyon, yalnızca 30 saniyede çözünüyor. Günlük hayatın hızlı temposu içinde lezzetten ödün vermeden hızlıca yemek hazırlamak isteyenlere pratik bir çözüm sunuyor.

Bizim Mutfak’ın 30 bine yakın yemek pişirme seansı gözlemlenerek yapılan kullanıcı alışkanlıkları araştırmasına göre kadınlar mutfakta en çok “doğallık, besleyicilik ve pratiklik” arıyor. Bizim Mutfak markasının bünyesinde bulunduğu Ajinomoto’nun güçlü AR-GE ekibi, yapılan bu araştırmadan yola çıkarak, Bizim Mutfak Kemik Suyu Bulyon ürününü geliştirdi. Bir lezzet ve besin deposu olan kemik suyu 2 ila 12 saat arasında değişen sürelerde, suda çeşitli baharatlarla kaynatılarak elde ediliyor. Bizim Mutfak Kemik Suyu bulyon, bu bilinen kemik suyu lezzetini 30 saniyede hazırlanabilen bulyon pratikliğinde mutfaklara sokuyor.

Kemik suyu lezzeti pratik hale geliyor

Kemik suyunun Türk mutfağında her zaman önemli bir yeri olduğunu belirten Ajinomoto Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Hülya Gündoğan Uçarlar, “Kemik suyunun yemeklere verdiği muhteşem lezzet Türk Mutfağında önemli bir gönül payına sahip. Ancak kemik suyu kaynatmak da oldukça zahmetli. Her gün evde, işte, hayatta koşuşturduğumuz, neredeyse hepimizin zaman fakiri olduğu bu günlerde, bu zahmetli süreci kolaylaştırmayı amaçladık. Ajinomoto olarak, katkıda bulunmayı hedeflediğimiz sosyal değerler içinde aile ile geçirilebilecek daha çok ortak zaman yaratabilmek var. Japon kültürünün Türk kültürüne belki de en fazla benzediği yer burası. Aileye, beraber zaman geçirmeye, sofra başında toplanmaya verilen değer. Ajinomoto olarak lezzet uzmanlığımızı pratik bir şekilde hazırlanan, sofrada aileleri birleştiren lezzetli ve sağlıklı ürünler yaratmak için kullanıyoruz. Bizim Mutfak Kemik Suyu Bulyon, tam da bu nedenlerle Türk Mutfağında baş tacı olan bir lezzeti alıp en kolay şekilde sofraya getirmek için geliştirildi. Bilinen kemik suyu lezzetini saatlerce kaynatmaya gerek bırakmadan, tuz ve baharat koymaya gerek olmadan sofralara taşıyacak pratik ve ekonomik bir ürün. Hem kalsiyum hem de kolajen içeren Bizim Mutfak Kemik Suyu Bulyon, tüm yemeklere lezzet katan, evleri mis gibi yemek kokusuyla dolduran pratik ve ekonomik bir yardımcı olacak. Böylece çorba, pilav ve tüm yemeklerde her seferinde aynı muhteşem kemik suyu lezzeti kolaylıkla yakalanabilecek.” dedi.

Park Hyatt İstanbul’da görev değişikliği

Park Hyatt İstanbul’da görev değişikliği. Park Hyatt İstanbul’un Yeni Otel Müdürü Özlem Gökşin Oldu

Hyatt Güneydoğu Avrupa Satış ve Pazarlama Bölge Direktörlüğü’nde bulunan Özlem Gökşin, bir süredir vekaleten yürüttüğü Otel Müdürlüğü’ne 1 Şubat 2019 yılında resmi olarak atandı.

Özlem Gökşin kimdir?

İngiltere’de London Cavendish College’da otelcilik üzerine eğitim alan Özlem Gökşin, İstanbul’daki profesyonel kariyerine 1996 yılında The Marmara Istanbul’da Rezervasyon ve Satış Yetkilisi olarak başladı. The Marmara Istanbul’da 2 yıldan sonra Çırağan Palace Kempinski’de çeşitli satış pozisyonlarında görev aldı. Daha sonra Conrad Istanbul’da Satış Direktörü olarak çalışmaya başladı ve aynı otelde kısa zamanda Satış ve Pazarlama Direktörü oldu. Conrad Istanbul sonrasında Kempinski Hotel Barbaros Bay – Bodrum ve Radisson Blu Çeşme otellerinin Satış ve Pazarlama Direktörü olarak açılış ekiplerinde yer alarak başarılarına 2 yeni otel daha ekledi. Hyatt ailesine katılmadan önce son olarak W Hotel Istanbul’da Satış ve Pazarlama Direktörü olarak yaklaşık 2 yıldan fazla çalıştı. Mart 2012’de Grand Hyatt Istanbul’da Satış ve Pazarlama Direktörü olarak Hyatt ekibinde kariyerine devam eden Gökşin, 2014 tarihi itibariyle Hyatt Güneydoğu Avrupa Satış ve Pazarlama Bölge Direktörlüğü’ne getirildi. Gökşin yeni göreviyle Park Hyatt İstanbul’un Otel Müdürlüğü’nü yürütecek.

Meksika’nın keşfedilmeyi bekleyen şehri; Cancun

Meksika’nın keşfedilmeyi bekleyen şehri; Cancun

Meksika’nın Yucatán Yarımadası üzerinde bulunan ve Meksika’nın Karayipleri denilen Cancun, denizinin muhteşem mavisi ile görenleri büyülüyor. Meksika’nın modern yüzü Cancun; Şubat, Mart ve Nisan aylarında dünyanın her yerinden turist akınına uğruyor. Palmiyelerle çevrili plajları, farklı tonlardaki turkuaz denizi ve tarihi ile Cancun listenize almanız gereken gezi rotalarını not edin.

İnteraktif Akvaryum

Çocuklu ailelerin vazgeçilmezi akvaryum gezilerine bambaşka bir bakış açısı getiren İnteraktif Akvaryum’da yunuslarla yüzebilir, köpekbalıklarını besleyip birkaç su altı karakteriyle konuşma fırsatı yakalayabilirsiniz.  Akvaryum, aileler için mükemmel bir yağmurlu gün aktivitesi olabilir.

El Rey Harabeleri

Cancun gezilecekler listesinde olması gereken Meksika denince akla ilk gelen piramitler ve harabeler gezi rotasına mutlaka eklenmeli.  İnsanların buraya gitmesinin bir diğer nedeni de Maya kasabasını işgal eden yüzlerce iguanayı yakından görmek. Kendi evlerini ve sığınaklarını yapan iguanalar turistlerin ziyaretini bile umursamayacak kadar burayı sahiplenmişler.

TulumDünyanın en çok konuşulan tatil rotalarından Tulum, 2019 seyahat listelerinde ilk sıralarda yer alıyor. Karayipler’e bakan manzarası ile insanı başka dünyalara götüren Tulum, Cancun’dan sadece 129 kilometre uzaklıkta yer alan ve Maya arkeolojik alanları ile çevrili büyüleyici bir yer. Görkemli geçmişini en iyi şekilde gözler önüne seren El-Castillo Kalesi kırkayaklık bir uçurumun üzerinde oturan geniş bir piramit.

Cozumel

En küçük Meksika adalarından biri sayılan Cozumel, Cancun gibi dünyaca ün yapmış ve tatil destinasyonu olarak epey popüler olmuş bir ada. Doğal güzellikleri, temiz ve huzurlu plajları, berrak suları, çeşitli renklerdeki resifleri, egzotik flora ve faunası ile Cozumel, Cancun tatili yapanların unutulmazlarından olacak. Dalış, şnorkel, yelken, tekne ve balıkçılık gibi su sporları faaliyetleri için dünyanın her yerinden ziyaretçi ağırlayan Cozumel bunun yanı sıra ada, Maya tarihine dayanan sayısız arkeolojik alana da ev sahipliği yapıyor.

Festival tadında dini tören

Butan 27-31 Mart

Himalayalar’ın eteklerin dibinde muhteşem manzara eşliğinde, maskeli ve cübbeli keşişlerin dualarla dansı görülmeye değer. Halkında katıldığı dini ritüel Buduzimi Butan’a getiren aziz Guru Rimpoche adına düzenleniyor.  Seyretmesi keyifli olan bu dini ritüel dört gün boyunca devam ediyor.

Endonezya’da Sessizlik günü

Endonezya’da Sessizlik günü… Sessizlik günü Endonezya-Bali 17 Mart

Endonezya  Nyepi day  (Sessizlik Günü) Festival yürüyüş alayı ile başlıyor, geleneksel kıyafetler, müzik ve danslarla kutlamalar başlıyor.  Bu kadar ses ve şatafattan sonra neden adı Sessizlik günü olarak ilan edilmiş diye soracaksınız.  Sonra Bali’de 24 saat boyunca her şey durur. Ve sessizleşir. Dükkanlar kapanır arabalar çalışmaz sanki ölü bir şehri andırır. Hatta 24 saat boyunca  uluslararası havalananına da uçuş yasağı getirilir.

En çok satan elektrikli NISSAN LEAF

En çok satan elektrikli NISSAN LEAF

Satış rakamı 400 bini geçen ilk elektrikli otomobil: NISSAN LEAF

Japon otomotiv devi NISSAN’ın elektrikli modeli LEAF, 400 bin satış adedine ulaşarak yeni bir rekor kırdı.  LEAF, elde ettiği yeni satış rakamıyla sürdürülebilir mobiliteye geçiş sürecinde NISSAN’ın lider konumunu güçlendirdi.

İlk nesliyle 2010 yılında piyasaya sunulan Nissan LEAF, yüksek teknoloji ve elektrikli sürüş deneyimini erişilebilir fiyatlarla pazara sunarak geniş kitlelere ulaşma başarısını sürdürüyor.

NISSAN Intelligent Mobility özellikleriyle donatılmış ve otonom sürüş özellikleriyle dikkat çeken NISSAN’ın elektrikli otomobili LEAF, piyasaya sürüldüğü 2010 yılından bu yana toplamda 400 bin satış adedine ulaşarak rekorlarına bir yenisini ekledi.

Dünyanın en çok satan elektrikli otomobili ünvanını elinde bulunduran NISSAN LEAF, son dönemde Kuzey Avrupa, Çin, Japonya ve ABD’de yoğun ilgi görüyor. 2018 yılında Avrupa’da da en çok satan elektrikli otomobil olan NISSAN LEAF, aynı zamanda Norveç’te en çok satan binek otomobil olmuştu.

NISSAN’ın Global Pazarlama, Satış ve Elektrikli Araçlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Daniele Schillaci konuyla ilgili olarak, “Bu bizim için bir dönüm noktası. Sayısı bugün 400 bine ulaşan ve gittikçe artan müşterilerimizin NISSAN LEAF’e duyguğu güven ve heyecanın güçlü bir göstergesi.” dedi.

LEAF ile yıllık 3,8 milyon varil petrol tasarrufu

2010 yılından bu yana LEAF sahiplerinin arabalarıyla kat ettiği yol toplamda 10 milyar kilometreyi geçerken, bugüne kadar satılmış olan tüm LEAF’ler her yıl 3,8 milyon varil petrolden tasarruf sağlıyor.

Birinci kuşak LEAF’i piyasaya sürerken, sıfır emisyonlu araçların üretiminde ve tanıtımında küresel bir lider olma taahhüdünü de üstlenen NISSAN, hükümetler ve kamu hizmeti veren şirketlerle yaptığı iş birlikleriyle elektrikli araç kullanımını teşvik etmeye, şarj işlemini kolaylaştırmanın yanı sıra daha elverişli hale getirmeye ve elektrikli araba akülerine ikinci bir kullanım alanı yaratmaya yönelik çalışmalar yaparak öncü rolünü sürdürüyor.

Bu çalışmalar kapsamında NISSAN Enerji girişimini kurarak dünyanın birçok yerinde ortaklıklar kuran NISSAN, elektrikli araç akülerinin daha fazla enerji depolamasını; evlerde, işyerlerinde ve elektrik şebekelerinde yedek güç kaynağı olarak kullanılmasını ve elektrikli araçların daha kullanışlı hale gelmesini sağlamak suretiyle verimli enerji kullanımını teşvik ediyor.

LEAF artan menziliyle 2019’da da Liderliğin Güçlü Adayı

CES 2019’da yenilenen versiyonu LEAF E-Plus ile müşterilerine güç ve menzil açısından daha fazla seçenek sunan NISSAN 2019 yılı için de dünyanın en çok tercih edilen elektrikli markası olma yolunda ilerliyor.

NISSAN LEAF E-Plus, NISSAN Intelligent Mobility’i “Akıllı Güç, Akıllı Sürüş ve Akıllı Entegrasyon” alanında kaydedilen ilerlemeyle temsil ediyor. NISSAN LEAF, 322 km’ye varan sürüş menzili, neredeyse sessiz çalışan motoru, yumuşak ve hassas gaz pedalı ile birçok müşterinin ihtiyacını karşılarken, NISSAN LEAF E-Plus %40’ın üzerinde bir artış ile 458 km’lik bir sürüş menzili sunuyor.

Chocolate Academy İstanbul yeni yerinde

Chocolate Academy İstanbul
yeni yerinde çikolata tutkunları ile buluşuyor!

 Dünyanın en büyük çikolata ve kakao üreticisi Barry Callebaut’un çikolata tutkunlarına eğitim fırsatı sunduğu Chocolate Academy İstanbul, artık Ataşehir Nidakule Kuzey’de öğrencileri ile bir araya geliyor.

Bugün dünyanın en büyük çikolata ve kakao ürünleri üreticisi konumunda olan Barry Callebaut, 1996 yılında, Belçika kökenli Callebaut firması ile Fransız Cacao Barry firmalarının birleşmesiyle kuruldu. 30’dan fazla ülkede, 11.500 üzerinde çalışanı ve 60 fabrikası ile 2 milyon ton üretim yapan Barry Callebaut, dünya genelinde 21 çikolata akademisi ile deneyimini ve tutkusunu çikolata severlerle paylaşıyor.

Barry Callebaut’un çikolataya duyduğu tutkuyu paylaştığı, 2013 yılında kurulan Chocolate Academy İstanbul artık eğitimlerine Ataşehir Nidakule Kuzey’deki yeni mekanında devam ediyor.

Chocolate Academy İstanbul, eğitimlere katılanların son teknolojilerle, en yeni nesil ekipmanları deneyimleyebildiği, çikolata dünyasının trendlerini keşfedebildiği ve deneyimli şeflerden birebir eğitim alarak kendilerini geliştirebildikleri bir akademi. Chocolate Academy İstanbul’da sanatsal çikolata üreticilerinden, pasta şeflerine, şekerleme ustalarından, fırıncılar ve yiyecek-içecek hizmet sağlayıcılarına kadar herkes için uygulamalı ve teorik farklı eğitim alternatifleri sunuluyor.

Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali Başlıyor

  1. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali Başlıyor!

Medeniyetin kalbi Afyonkarahisar’da gelenekselleşen Klasik Müzik Festivali, coşkuyla bu yıl da devam ediyor…

Bu yıl 18.’si düzenlenecek Afyonkarahisar Klasik Müzik Festival’i, NG Afyon’un desteğiyle
3-10 Nisan tarihleri arasında alanında değerli sanatçıları ve genç yetenekleri müzik tutkunlarıyla buluşturmaya hazırlanıyor. Sekiz gün boyunca devam eden festivalde, dünyaca ünlü sanatçılar, klasik müzik dehaları, edebiyat ve sanat dünyasının önemli isimleri müzik severlerle bir araya gelecek. Çocuk edebiyatının büyük ismi Yalvaç Ural, Yazar Ahmet Örs, Edebiyat Çevirmeni Regaib Minareci, gazeteci yazar Faruk Şuyun gibi edebiyat dünyasının önde gelen isimleri festivalde konuşmacı olarak yer alacak.

Afyonkarahisar ve Prag arasındaki sanat birliğinin 14’üncü yılını kutlayan festival, İngiltere, Belgrad ve Fransa’dan pek çok ünlü sanatçıyı konuk olarak ağırlayacak.  Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’ne konaklama desteğinin yanı sıra, festival kapsamındaki sergi ve konserlere de ev sahipliği yapacak olan NG Afyon, bölge turizmine ve tanıtılmasına değer katacak.

Festivalde Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Genel Müdürlüğünün proje desteği ve Yapı Kredi Bankası’nın da özel desteği ayrıca yer almakta. Afyon Valiliği ve Afyon Belediyesi de festivalin diğer paydaşlarından.

Programda Neler Var?

Hüseyin Başkadem’in genel sanat yönetmenliğini üstlendiği Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali, her sene olduğu gibi bu sene de dopdolu bir programla sanat severlerin karşısında.
3 Nisan Çarşamba günü, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 1. Kemanı Jülide Yalçın ve piyanist  Elif  Önal’la perdeyi açan festival, bir sonraki gün Rusya’da Türk yılı olması nedeniyle Rus piyanist Swetlana Meerman-Müret ile devam edecek. Festivalde piyanist Natasha Mitrovic  ile birlikte dört el piyano konseri verecekler. Geçtiğimiz sene de beğeniyle dinlenen ve “En İyi Çek kemancılarından kabul edilen David, Çekya’dan katılan Danel  aile  fertlerinden kurulu  ‘’Danel Yaylı Çalgılar Dörtlüsü‘’ ile iki konser gerçekleştirecek.

Bu yılın sürprizlerinden biri de, Şef Orhan Şallıel yönetimindeki Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın 6 Nisan Cumartesi akşamı NG Afyon’da vereceği, ülkemizin en önemli tanbur sanatçılarından Murat Salim Tokaç’ın özel konseri olacak.  Bu konser Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile Afyon festivalinin ortak destek projesi olarak festivalde yer alacak.

Ülkemizin Türk Klasik Müziği’nin  son yıllarında en önemli Klasik Kemençe Sanatçısı Aslı Özel ve Tanbur sanatçısı büyük tanbur Özer Özel’in ve kadife sesli diye tabir edilen ses sanatçısı Doçent Özgül Turgay’ın verecekleri iki ayrı konulu konserler ile devam eden festivalde, ülkemizin önemli nefesli sazlılar ensamble’ı Anadolu Nefesli Beşlisi’nin de yer alacağı festivalde  Türk edebiyatı ve sanatının çok özel isimleri de okul söyleşileri için geliyorlar. Baksı müzesi kurucusu Ressam Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, yayıncılar birliği başkanlarından yazar Metin Celal, Edebiyat çevirmeni Regaib Minareci, çocuk edebiyatının büyük ismi Yalvaç Ural, Yazar Ahmet Örs, Ney Ustası Ali Yılmaz, fotoğraf sanatcısı Gülhan Kırdı ve fotoğrafın ustalarından Orhan Cem Çetin, gazeteci yazar Faruk Şuyun, ve ünlü besteci Hasan Uçarsu da konuşmalarıyla katılıyorlar. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali kapsamında, şehrin kültür ve sanat yaşamına ışık tutan söyleşiler ve konserlerin dışında festivalde ‘’Güçlü Kadınlar’’ isimli  fotoğraflarıyla sanatçı  Gülhan Kırdı’da özel bir etkinliğe imza atacak. Sergi bir ay boyunca NG Afyon’da sanat severlere ve konuklara açık olacak.

 

Arjantin’de tango festivali

Tango Konferansı

Arjantin-Buenos Aires 11-17 Mart

Tango Arjantin’de doğmuş tüm dünyaya sarmış bir dans. Her yıl geleneksel hale gelen Uluslararası Tango Konferansı ile tüm dünyadan tango severler bu şehirde buluşuyor. Dünyadaki en seksi dans, Tango’nun ait olduğu, yaşadığı, UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası ilan edildi.

“20 Soruda Ben” Çiğdem Tunç

“20 Soruda Ben” Çiğdem Tunç

1-Savurganlık yaptığınız olur mu? Hayatınızda havalı gösterişli ama “bu benim ilk savurganlığım” diyebileceğiniz ne var?

Savurganlık yaptığım enderdir. Tutumlu yaşamayı ilke edinmişimdir. Akılsız ve hesapsız hareketlerle kendimi kimseye muhtaç duruma düşürmek istemesem de, şu anda yanımda oturan Genel Müdürüm Alper Çorumluoğlu “hocam sizin yerinize ben söyleyeyim; bu ekonomik açıdan zorlu senede tüm özel tiyatrolar dört beş kişilik oyunlar sahneye koyarken siz kalktınız yirmi kişilik oyun yaptınız” dedi. Ben aynı fikirde değilim. Bana kalırsa son savurganlığım geçtiğimiz aylarda kendime on numara beş yıldız bir Ankara tatili hediye etmiştim.

2-Kendinle yüzleşir misin?

Hem de her dakika, ama sonunda hep ben haklı çıkarım. Kendim bana anlatır durur, sabırla dinlerim ama son sözü gene ben kendim söylerim.

3-Keşke yapsaydım dediğiniz oldu mu? Ne için düşündünüz?

Olmaza mı? Benim de her insan kadar içimde ukde kalmış pek çok eylemim vardır. Keşke Çiğdem Tunç Tiyatrosu’nu bundan onbeş yirmi sene önce kursaymışım diyorum son günlerde kendime. Şimdiye markasını çok daha net yaratmış, kıdemli bir özel tiyatro olacaktım ve yüzlerce kişiye tiyatro yoluyla ekmek dağıtmış sayılacaktım.

4-İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığınızı düşünüyorsunuz

Bilemiyorum ama son yıllarda hayatımıza giren özellikle sosyal medya ve mecralarında karşıma beni tanımlayan iki sözcük çıkıyor ve bu beni çok onurlandırıyor. Bir efsane olarak tanımlıyorlar, ikincisi ise asalet vurgusu yapıyorlar, bu da çok hoş bir şey ancak ben aksini söyleseler dahi ikna kabiliyetimin düşük olduğunu düşünüyorum. Zaman zaman ortamdaki en akil, en pratik zekâya sahip ve cesur kararlar alabilen kimlik ben olmama karşın hayretle insanların daha zayıf daha dengesiz ve daha isabetsiz görüşler sunana diğerlerinin peşinden gitme eğiliminde olduklarını görüyor ve bunda da çok hiddetleniyorum.

5-Size bile garip gelen bir huyunuz var mı?

Var. Aşkta aşırı kıskanç olma ve hükmetme gayretim. Neden böylesin ki? Sen ki yaşadığın hayat ve kariyer sonucunda özgüveni dört dörtlük olması gereken bir kadınsın Çiğdem! Neden karşımdaki adamın beynini didik didik edipte paranoyak senaryolar üretip adamı kaçırtırsın ki kendinden?

6-Neyi romantik bulursunuz?

Yağmuru, karı, kışı, Pazar akşamı gidilen salaş balıkçı lokantalarını, sahneyi, geceyi…

7-En çok neyi harcıyorsunuz: giysi, parfüm veya başka herhangi bir şey?

Oyuncu yevmiyeleri, veteriner ve kedi maması harcamaları.

8-En büyük, en tuhaf korkunuz nedir?

Korkunun hiçbir şekli tuhaf sayılamaz çünkü bu bir itkidir. Varsa mutlaka bir nedeni vardır. Bu sizin kontrolünüzde olabilecek bir şey değildir. Bir hikayesi ve bir tarihçesi mutlaka mevcuttur. En büyük korkumla yüzleştim. Annemi kaybetmekti. Yaşadım ve taşlaştım. Şimdilerde bir kedim hastalanmışsa ve klinikteyse oradan gelecek ansızın bir arama en büyük korkum. Bir tane daha var. Namerde muhtaç olmak.

9-Sınırsızca yaptığınız bir şey var mı?

Sınırsızca uykuya ayrılmazı gerek saatleri ecin devesi gibi geceleri uyanık geçirerek harcıyorum. Birde üstelik iş hayatımız gereği güne geç başlama gibi bir lüksüm yok. Oysaki insanlar gece uyur, gündüz yaşar.

10-Ünlü biri olmak sizce nasıl bir durum?

Güzel bir durum. Son yıllarda televizyon program veya dizisi üretmememe rağmen yıllara dayalı bu şöhretin hala tükenmeyip de bana saygı ve sevgi olarak dönüştüğü anları çok seviyorum.

11-Ünlülerin etkileyici olduğuna inanıyor musunuz?

Evet inanıyorum. Tabi şöhret kişi tarafından doğru kullanılıyor ise ne ala. Örneğin toplumun peşinden sürükleyen kişilerin örf ve ahlaka, vatan sevgisine aykırı davranmayıp özellikle gençler ve çocuklar üzerinde olumlu mesajları olabilecek eylem ve duygular içerisinde bulunmalarını çok destekliyorum.

12-Aksanını iyi bildiğiniz başka hangi dilde konuşuyorsunuz?

Evet. İngilizce, İtalyanca, biraz da Almanca.

13-Hayatta yedek planlarınız var mıdır?

Ona vaktim olması. On yedi yaşımdan bu güne aralıksız çalışma hayatı içerisinde bulunduğum için ve mesleğime son noktayı kendi kararımla koymaya yeminli olduğum için herhangi bir B-planının beni rahatlatmasına ve azmimi gevşetmesine izin vermemiştim bu güne kadar. Varsa bir B-planı, o kendi gelir kritik bir dönemeçte beni zaten bulur diye düşünüyorum.

14-Şuan da sizinle ilgili; benim ve hiç kimsenin bilmediğim bir şeyi bana söyleyebilir misiniz?

Hayır söyleyemem. Düşünüyorum… Çok şey bilmiyor toplum benim hakkımda. Derhal ve kocaman ve kıpkırmızı ve delişmen ve yerden yere vuracak ve çok büyük bir aşk hikayesinin başrolünde yer almak istiyorum. Özel hayatımda olmayacak ise varsın sahnede, ekranda veya perdede olsun.

15- Süper gücünüz olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Kocaman bir tiyatro binası getirip, şehrin ortasına kurup dünyayı bile kıskandıracak teknik donanımları ile dünyaya kafa tutacak, eserler üretebilecek maddi gücü kendime sağlamak isterdim. Birde ayazda soğukta insan veya hayvan tüm canlıları sıcacık bir battaniye ile korumaya almak, hepsinin içerde olmasını sağlayabilmek isterdim.

16-Kahramanlarınız var mıdır?

Kendi kendimin kahramanıyım…

17-Hayattaki altın kuralınız nedir?

Dürüstlük, emeğe saygı ve her ne olursa olsun doğruluktan vazgeçmeme gayreti.

18-Yemek yapar mısınız? Yapabilidiğiniz en güzel yemek nedir

Yaparım. Kısa zamanda çok çeşit çıkartabilirim. Birçok şey geliyor aklıma ama size fırında patates, yanında salçalı tavuk, mevsim salatası ve ayva tatlısı yapayım, parmaklarınızı yemeseniz bile o sofradan tok ve pek mesud kalkarsınız.

19-Hangi şehri sever ve yaşamak istersiniz? Ve neden?

İstanbul’un hastasıyız orası tartışılmaz ama Ankara aşkımızda çok iyi bilinir. Herkes pek şaşırabilir ama ben Ankara’yı çok romantik bir şehir olarak görür ve bu şehirdeki dostlukların, kış aylarının, yoğun sanat ortamının, sanat siyaset ilişkilerinin… Kısacası kentin her duyguyu uç boyutlarda yaşamasının hayranı olmuşumdur. Ankara’da iş ile ilgili bir pozisyon var olsa hiç düşünmeden hem kendimi hem tiyatroyu başkente taşır ve belki de daha mutlu olarak yaşamayı sürdürürdüm.

20-En sevdiğiniz yâda maceralı tatili nerede geçirdiniz?

Tatilde maceraya izin vermeyi sevmiyorum. Benim için tatil; tanıdığım, beni hayal kırıklığına uğratmayacak, sessiz, sakin, huzur ve deniz dolu bir Ege coğrafyasıdır. Ayvalık-Cunda adasını tek geçerim ve istikrarla her yaz bu güzelliği yaşamaya gitmek isterim. Arada kış tatili de olsa tadından yenmez. Mesela Abant Yedi Göller… Bembeyaz karlar altında gölün çevresinde sucuk ekmek yesek de dolaşsak fenamı olurdu sanki!