Yazılar

Erzurum lezzetleri büyük ilgi gördü

Erzurum lezzetleri büyük ilgi gördü

70’in üzerinde firma ve sivil toplum kuruluşunun katılımı ile hazırlanan ve gün boyunca devam eden etkinliklerle renklenen Erzurum Gıda ve Yöresel Lezzetler Fuarı, 5 gün boyunca yerli ve yabancı toplam 38.350 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.

Tüyap Anadolu Fuarları A.Ş. tarafından T.C. Erzurum Valiliği, Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası, Erzurum Ticaret Borsası, Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Erzurum Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü, Erzurum Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı, Atatürk Üniversitesi Turizm Fakültesi, Erzurum Aşçılar Derneği ve KOSGEB’in destekleri ile hazırlanan Erzurum Gıda ve Yöresel Lezzetler  Gıda, İçecek Ürünleri, Yöresel Ürünler, Gıda İşleme, Unlu Mamuller Teknolojileri, Depolama, Soğutma, Taşıma ve Mağaza Market Ekipmanları Fuarı sona erdi. 70’in üzerinde firma ve sivil toplum kuruluşunun katılımı ile hazırlanan ve gün boyunca devam eden etkinliklerle renklenen Erzurum Gıda ve Yöresel Lezzetler Fuarı, 5 gün boyunca yerli ve yabancı toplam 38.350 ziyaretçiye ev sahipliği yaptı.

Balparmak’a ödül

Balparmak’a ödül

Balparmak, Sürdürülebilir Gıda Zirvesi kapsamında düzenlenen Dünya Gıda Günü Ödülleri’nde arı, arıcılık ve ekosistemin geleceği için yürüttüğü projelerle ödüle layık görüldü.
Her yıl gıda sistemlerinde sürdürülebilirlik dönüşümünü ve iş modellerinde değişimi hızlandırmak amacıyla önde gelen gıda markalarını, girişimcileri, yatırımcıları, uluslararası kuruluşları, kamu ve sivil toplum dahil sektörün diğer tüm paydaşlarını bir araya getiren 5. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi İstanbul’da düzenlendi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ve Sürdürülebilirlik Akademisi’nin destekleriyle ‘Dünya Gıda Günü’ buluşmasının da yapıldığı zirvede Dünya Gıda Günü Ödülleri de sahiplerini buldu. Balın, arıların ve arıcıların yarını için çalışan Balparmak, arı, arıcılık ve ekosisteme sahip çıkmak için yürüttüğü çalışmalardan dolayı ödüle layık görüldü.

Sheraton Istanbul City Center kapılarını açtı

Sheraton Istanbul City Center kapılarını açtı

Tarihi yarımada, Haliç ve Taksim gibi turistik ve merkezi yerlere yakın konumuyla cazip bir buluşma noktası olan Sheraton Istanbul City Center, 254 odası, tam donanımlı etkinlik ve balo salonları, Shine SPA’sı ve Sheraton Fitness’ı ile şehrin yeni gözdesi olmaya aday. Evinizdeki konforu “Sheraton Uyku Deneyimi” gibi hizmetleriyle yaşatan Sheraton Istanbul City Center, aileniz veya arkadaşlarınızla sizleri bekliyor.

Mercedes-AMG’ler Türkiye’de

Mercedes-AMG’ler Türkiye’de

—Mercedes-AMG’nin kompakt sınıfta süper spor otomobil performansı sunan en yeni modelleri A 45 S 4MATIC+ ve CLA 45 S 4MATIC+ Türkiye’de satışa sunuldu.

—Her iki otomobilde kullanılan 2.0 litrelik 4 silindirli 421 PS’lik motor ile seri üretim için üretilmiş, dünyanın en güçlü turbo beslemeli motoru kullanılıyor ve litre başına üretilen güç konusunda Mercedes-AMG’nin rekorları yeni bir seviyeye taşınıyor.

—Her iki modelde de AMG SPEEDSHIFT DCT-8G 8 ileri oranlı çift kavramalı otomatik şanzıman, aktif tamamen değişken dört tekerlekten çekiş sistemi AMG Performance 4MATIC+, AMG TORQUE CONTROL ve Drift Modu standart olarak sunuluyor.

—0-100 km/s hızlanması 3.9 saniye olan kompakt hatchback Mercedes-AMG A 45 S 4MATIC+ 709,400 TL başlangıç fiyatı ile sunulurken, aynı hızlanmayı 4.0 saniyede tamamlayabilen dört kapılı Coupé Mercedes-AMG CLA 45 S 4MATIC+’ın başlangıç fiyatı ise 719,200 TL.

Baştan aşağı yeniden geliştirilen 2.0 litre hacimli turbo beslemeli motoruyla 421 PS güce sahip olan “S” modelleri, litre başına güç üretiminde dünyanın en yüksek performansını sunarak yeni bir rekora imza atıyorlar. Bu unvan, daha önceki modelleri ile yine Mercedes-AMG’ye aitti. 6.750 d/d’da 421 PS’lik güç üreten 2.0 litrelik motorun 5.000-5.250 d/d arasında ürettiği maksimum tork değeri ise 500 Nm.

Yeni AMG SPEEDSHIFT DCT-8G 8 ileri oranlı çift kavramalı otomatik şanzıman, tüm sürüş koşullarında son derece hızlı vites değiştiriyor ve vites değişimi ile güç kaybına neden olmadan aynı ivmeyle hızlanmaya devam edilebiliyor. Aktif tamamen değişken dört tekerlekten çekiş sistemi AMG Performance 4MATIC+, üstün yol tutuş özellikleri için AMG TORQUE CONTROL ile gücü her bir arka tekerleğe bağımsız olarak ayrı ayrı aktarıyor ve Drift Modu ile benzersiz bir sürüş keyfi yaşatıyor.

Yüksek çözünürlüklü ve parlak 3D grafiklerle görselleştirilen MBUX (Mercedes-Benz Kullanıcı Deneyimi) bilgi ve eğlence sistemi, AMG modellerine özel “Klasik”, “Spor” ve “Süper Spor” olmak üzere üç farklı gösterge stilini, standart 10.25 inç’lik tamamen dijital iki ekran üzerinde sunuyor. “Hey Mercedes” ile etkinleşen akıllı sesli komut sistemi, yapay zekâsı sayesinde dolaylı yoldan ifade edilen istekleri bile tanıyıp komutları gerçekleştirebiliyor.

Mercedes-AMG ailesine uygun tasarım

Yeni Mercedes-AMG A 45 S 4MATIC+ ve CLA 45 S 4MATIC+ modelleri park halinde dahi saf bir sürüş hissi uyandırıyor. İlk kez, kompakt sınıfta bir model AMG ailesinin karakteristik görünümü olan alt kısmı geniş,12 dikey çıtaya sahip özel AMG radyatör ızgarasıyla yollara çıkıyor. Keskin hatlı ince ön farlar, güç oluklarına sahip alçak ve aerodinamik açıdan önemli avantaj sağlayan motor kaputu ve “köpekbalığı burnu” tasarımı, alçalarak sivrileşen ön tasarım ile ileriye doğru atak, dinamik bir görünüm sergiliyor.

Dünya’da En Güvenilen Meslekler!

Dünya’da En Güvenilen Meslekler!

Ipsos, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 23 ülkede en güvenilen meslekleri sordu; “Bilim insanları” dünyanın en güvendiği meslek olarak görülüyor bunu doktorlar ve öğretmenler izliyor. Global ortalamada her 10 kişiden altısı bilim insanlarını güvenilir buluyor.

Bilim İnsanları, Arjantin, Almanya, Macaristan, İtalya, Japonya, Güney Kore, Suudi Arabistan, Meksika, Polonya, Rusya, İsveç ve Türkiye olmak üzere 12 ülkede en güvenilir iken; Doktorlar ise Avustralya, Belçika, Kanada, Fransa, İngiltere, Güney Afrika, İspanya ve İsveç (İsveç’de bilim insanları ile doktorlar aynı oranda) olmak üzere 8 ülkede en güvenilir meslek…

Öğretmenler ise Brezilya ve ABD’nin en güvendiği meslek olarak görülüyor.

Hindistan’da en güvenilen meslek askerler olurken, Çin’de ise en güvenilen meslek mensupları polisler oluyor.

Araştırmaya Türkiye’den katılan bireylerin belirttikleri en güvenilen mesleklerde ilk 3 sıralama global ortalama ile aynı kalıyor. Bilim İnsanları, Doktorlar ve Öğretmenler olarak güvenilen meslekler sıralanıyor.

 Mesleklere Güven Endeksi

Ipsos Global Advisor Araştırması kapsamında aynı zamanda güven skorlarına bakarak bir mesleklere güven endeksi oluşturuldu. Buna göre 22 ülkenin sadece dokuzunda endeksin pozitif değerde olduğu görülüyor. Bu da, bu ülkelerde mesleklere olan güvende pozitif sonuçların olduğunu gösteriyor, yani insanlar bu mesleklere güvensizlikten ziyade güven duyuyorlar. Geri kalan 13 ülkede ise endeks birçok meslekte güvensizliğe işaret ediyor.

Mesleklere Güven Endeksi’nde Türkiye’nin skoru -93 ile birçok meslekte güvensizliğe işaret ediyor. Araştırma kapsamında sıralanan mesleklere olan güvensizlik oranı güvenilirlik oranından daha fazla. Dolayısıyla birçok mesleğe karşı güven yerine güvensizlik besliyoruz gözüküyor.

Tüm sonuçları genel olarak değerlendirdiğimizde; artık uzmanlara kimse güvenmiyor diye düşünürüz fakat bu çalışma gösteriyor ki bilim insanları tüm dünya çapında saygınlığını korumaya devam ediyor. Doktorlar ve öğretmenler de güvenilir mesleklerde başı çekiyor. Yine de dünya geneline baktığımızda genel bir güven sorunu olduğu ve önyargıların yükseldiğini söylemek mümkün. Mesleklere Güven Endeksi’nde negatif değerler de bunu destekliyor. Fakat bunun, güven konusunda akut bir kriz yaşadığımız anlamına da gelmediğini belirtmek önemli…

 

Araştırma Hakkında
Araştırma 2018 Ekim Ayında toplam 19,587 bireyle 23 ülkede gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında sorular, Ipsos Online Paneli üzerinden toplam 23 ülkeden bireylere iletilmiştir. Araştırma kapsamındaki ülkeler: Arjantin, Avustralya, Belçika, Brezilya, Çin (ana ülke), Kanada, Şili, Kolombiya, Fransa, Almanya, Macaristan, Hindistan, İtalya, Japonya, Meksika, Polonya, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore, İspanya, İsveç, Türkiye, İngiltere ve ABD. Araştırmanın gerçekleştirildiği 15 ülkede veriler genel nüfus profiline ve temsiliyetine dönük olarak ağırlıklandırılmıştır.
Arjantin, Belçika, Macaristab, Hindistan, Polonya, Rusya, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç ve Türkiye’de ise örneklem genelden ziyade orta ve üst gelir grubu ve internet erişimi olan nüfusu temsil etmektedir. Her hâlükârda bu sosyal gruplar önemli ve büyüyen bir orta sınıf olduğu için sonuçlar bu ülkelerin nabzını anlamak için önemli göstergelerdir.

 

 

 

 

 

Lazzoni Hotel Mükemmellik Mühürü’ne layık görüldü

Lazzoni Hotel Mükemmellik Mühürü’ne layık görüldü

Dünya çapında turizm sektörü için oldukça önem taşıyan, “Seven Stars Luxury Hospitality and Lifestyle Awards” ödül töreni, Atina Vouliagmeni Gölü tesislerinde gerçekleşti. Lazzoni Hotel bu önemli gecede Türkiye’nin en iyi üç otelinden biri seçildi ve ‘Mükemmellik Mühürü’ne layık görüldü. “Seven Stars Luxury Hospitality and Lifestyle Awards” ödül töreni, bu yıl Atina’nın doğa harikası Vouliagmeni Gölü tesislerinde gerçekleşti. Dünyanın birçok ülkesinden üst düzey katılımın olduğu törende 20 farklı ülkeden lüks segmentteki oteller ödüllendirildi.

 

Four Seasons Hotel Sultanahmet’de Mardin lezzetleri

Four Seasons Hotel Sultanahmet’de Mardin lezzetleri

Four Seasons Hotel Sultanahmet, yöresel mutfak etkinliklerine bir yenisini daha ekliyor. Otel 2-9 Kasım günleri arasında, Mardin’in geleneksel yemeklerini Mardius Tarihi Konak’a özgü lezzetlerle misafirleriyle buluşturuyor. Mardin Mardius Konak’tan gelen konuk şefler Süleyman Engin ve Aydın Yavuz ile Four Seasons Hotel Sultanahmet Executive Sous Chef Sadık Ünal’ın imzasını taşıyan Mardin’e özel yemekler, Seasons Restaurant’ın etkileyici sunumuyla birleşerek, şehrin zengin ve kadim yemek kültürünü lezzet tutkunlarına sunuyor.
Mardin’de bulunan Mardius Tarihi Konak’ın özel yemeklerinden oluşan bu şölen 2-9 Kasım günlerinde öğle ve akşam yemeği olarak misafirlere sunuluyor. Cumartesi günleri misafirler, zengin brunch menüsü içinde Mardius Tarihi Konak’ın bu güzel lezzetlerini de tadabilecek.

Mardin mezeleri;

Süryani şarabı ile servis edilen menüde ara sıcak olarak Erok, İkbebet, Sembusek, Etli Ekmek sunuluyor. Ana yemek Dobo ve haşu ve et suyu ile birlikte servis edilen Kaburga Dolması, deneyimleyenleri Mardin’e ve tarihi dokusuna doğru keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. Tatlı seçenekleri arasında bulunan fıstıklı, cevizli ve peynirli Kahhiye, cevizli ve peynirli Tava Kadayıfı ve Rızzıp Halip yani Mardin Zerdesi farklı tatları ile bu benzersiz menüyü tamamlarken damaklarda unutulmaz bir lezzet bırakıyor.

Rezervasyon ve detaylı bilgi için: 0552 402 31 00

Yeni trend Bering Boğazı geçişi

Yeni trend Bering Boğazı geçişi

Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen 81⁰ Kuzey Kutbu Yolculuğu, 90⁰ Kuzey Kutup Noktası ve Antarktika kıtası gezilerinden sonra, yeni trend Bering Boğazı geçişi.

Asya ile Amerika kıtasını ve ABD ile Rusya’yı birbirinden ayıran Bering Boğazı, gezginlerin keşfetmek istediği güzergâhların başında geliyor. Buzul Çağı döneminde toprak parçası olan son buzul çağı sonrasında eriyen buzların yükselttiği su seviyesinin altında kalmasıyla oluşan Bering Boğazı yeni güzergâhlarının son halkası oldu.

Bering Boğazı geçişi, adını aldığı Vitus Bering’in 1700’lü yılların ilk yarısındaki keşif gezisinden itibaren gezginler ve kâşifler tarafından oldukça ilgi gördü. 19. ve 20. yüzyıllarda arada kara bağlantısının olmamasının kanıtlanmasıyla gezginler Alaska ve Rusya arasında geçişler de yaptılar.

Soğuk Savaş döneminde “Buz Perde” olarak da bilinen Bering Boğazı’ndan gün değiştirme çizgisi de geçtiği için yaklaşık 80 km’lik bir uzaklıkta Alaska (ABD) ve Rusya arasında gün farkı yaratıyor. Tüm bu özellikleriyle Bering Boğazı keşfetme tutkusu sahiplerinin ilgisini çekiyor.

Kuzey Kutup Dairesi’nin kuzeyine geçeceği bu gezide, aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Wrangel Adası, Herald Adası gibi keşif bölgeleri de var. Özellikle bu adalarda görülecek olan bölgeye özgü hayvan türleri gezginlerin, fotoğraf meraklılarının iştahını kabartacak türden. Morslar, hiçbir yerde göremeyeceğiniz Kuzey Kutbu’na özgü kuş türleri ve büyük olasılıkla kutup ayıları bu adalarda görülebilir. Yine bölgeye özgü Tundra bitki örtüsü de doğaseverler için bulunmayacak bir fırsat.

 

Sheraton Ankara Hotel’in Genel Müdürü Ali Sarı oldu

Sheraton Ankara Hotel’in Genel Müdürü Ali Sarı oldu

Global konaklama zinciri Marriott International’ın Türkiye’deki ilk ‘Luxury Collection’ markası olan Lugal, A Luxury Collection Hotel ve Sheraton Ankara Hotel & Convention Center’ın yeni Genel Müdürü Ali Sarı oldu.

Turizm sektöründe 25 yıllık uluslararası deneyime sahip Ali Sarı, operasyon ve gelirler başta olmak üzere, satış ve yetenek yönetimi konularına hakim üst düzey yönetici olarak dikkat çekiyor. Yaşam boyu eğitime inanan Ali Sarı, ‘İç Mimarlık ve Restorasyon’ bölümünden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi’nde ‘Konaklama Yönetimi’, Delaware Üniversitesi’nde ‘Yöneticilik & Liderlik’ eğitimlerinin yanı sıra Bilgi Üniversitesi’nde aldığı MBA ve Cornell Üniversitesi’nde katıldığı Liderlik ve Yetenek Yönetimi programıyla kariyerine değer kattı.

Çalışma hayatına Çırağan Palace Kempinski Hotel’de başlayan Sarı, Renaissance Philadelphia Hotel, Sheraton Newark Airport Hotel ve W Hotel New York’ta uzun süre görev yaptı. 2010 yılında Türkiye’ye dönen başarılı yönetici, aldığı Gelirler ve Operasyon Direktörlüğü görevlerinden sonra sırasıyla Courtyard by Marriott Istanbul Airport Hotel ve Renaissance İzmir Hotel Genel Müdürü oldu. Son olarak Sheraton Ankara Hotel & Convention Center ve Lugal, a Luxury Collection Hotel, Ankara’nın Genel Müdürü olan Ali Sarı, yıllar önce ailesiyle beraber Ankara’da yaşadığını ve aynı şehre uzun bir aradan sonra yeniden geldiğini ifade ederek, “Ankara’nın sıcaklığından hiçbir şey kaybetmediğini görmekten mutluluk duydum. Yeni sezonda tüm misafirlerimizi en iyi hizmetle buluşturmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” diye konuştu.

Philips, Türkiye’nin Sağlık Nabzını Ölçtü

Philips, Türkiye’nin Sağlık Nabzını Ölçtü

 2016 yılında gerçekleşen Sağlık Trendleri Araştırması’na göre sağlık durumunun hayat kalitesini olumlu etkilediğini düşünenlerin oranı yüzde 72 iken; 2019’daki araştırmada bu oranın yüzde 84’e yükselmesi, araştırmanın en çok dikkat çeken verilerinden biri oldu.

 Philips Türkiye, IPSOS  iş birliği ile ikincisini gerçekleştirdiği “Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması”nın sonuçlarını açıkladı.  Araştırma, Türkiye’nin günümüzdeki sağlık alışkanlıklarının yanı sıra; 2016’daki araştırmayla kıyaslandığında geçtiğimiz üç yıldaki sağlık trendleri değişimlerini de gösteriyor.

 IPSOS, Philips Türkiye için 12 ilde kamuoyunun yanı sıra, doktor, kamu personeli ve basın mensuplarının yer aldığı 1309 kişinin katılımı ile gerçekleştirdiği araştırma kapsamında, Türkiye’nin sağlık trendlerini belirleyen çarpıcı sonuçlara ulaştı. Araştırmanın sonuçları, Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak ve Philips Kişisel Sağlık Ortadoğu ve Türkiye Genel Müdürü Milena Elmasoğlu’nun ev sahipliğinde, Dr. Fatoş Karahasan moderatörlüğünde düzenlenen basın toplantısında yorumlandı. Toplantıda uzman görüşleri ile Prof. Dr. Murat Aksoy ve IPSOS Sosyal Araştırmalar Bölümü Proje Direktörü Sema Pak Karaca da yer aldı.

 

Araştırma ile ilgili değerlendirmede bulunan Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak; “Philips olarak 2030 yılına kadar dünyada  her yıl 3 milyar kişinin hayatını iyileştirmeyi hedefliyoruz. Bu strateji doğrultusunda küresel çapta sağlık alanında birçok araştırma yapıyoruz. Türkiye’de de, IPSOS  ile birlikte sağlık trendlerini sorgulayan, halkımızın sağlığa bakışını ortaya koyan ve nabzını tutan bu çalışmanın ikincisini bu sene gerçekleştirdik. Türkiye’de 3,3 milyon insan solunum sıkıntısı yaşıyor, her yıl 300 bin kişi kalp krizi geçirirken, 125 bin kişi kalp damar hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu rakamlara baktığımızda Türkiye’de sağlık alanındaki riskleri kolayca görebiliyoruz. Sağlık trendlerine yönelik yaptığımız araştırma ile biz de bu farkındalığı artırmayı hedefledik” dedi.

 

Karabatak sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Sağlık alanında daha az maliyetli bakıma ve dijitalleşmeye yönelik bir trend var. Çoğalan kronik hastalıklar, yaş ortalaması artan ve sürekli büyüyen bir nüfustan bahsediyoruz. Bu sebeple insanların ihtiyaçlarına bir an önce çare bulmak ve bunu yaparken de artan maliyetleri düşürmek gerekiyor. Yaptığımız araştırmada da gördük ki Türk sağlık sistemi dijital sağlık teknolojilerine çok hazır. Konu ile ilgili olarak fikir önderleri, dijital sağlık teknolojilerinin sağlıklı yaşamdan, önlem alma, teşhis, tedavi ve evde bakıma kadar tüm sağlık döngüsünde çok önemli katkı sağlayacağını düşünüyor. Diğer taraftan kamuoyu da dijital sağlık teknolojilerini kullanmaya hazır ve istekli.”

 

Philips Kişisel Sağlık Ortadoğu ve Türkiye Genel Müdürü Milena Elmasoğlu ise “Philips Türkiye olarak, anne karnından başlayarak, yaşamları boyunca bireylerin daha sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürdürebilmeleri için çalışıyoruz. Günümüzde sağlık konusunda kişiselleştirilmiş yaklaşımın arttığını görüyoruz. Tüketiciler sağlıklı yaşam konusuna her geçen gün daha fazla ilgi duyuyor. Sağlık Trendleri araştırmamız da bunu gösteriyor. Philips olarak sunduğumuz çözümler ile tüketicilerimizin ihtiyaçlarını anlıyor, onların ihtiyaçları doğrultusunda akıllı ve son teknoloji ürünler geliştiriyoruz” ifadelerine yer verdi.

 

Toplantıda konuşan Prof. Dr. Murat Aksoy ise konuyla ilgili olarak; ‘’Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre günümüzde her dokuz kişiden biri obez, her 11 kişiden biri diyabet hastası. Ülkemizde ise her yedi kişiden biri diyabet hastası. Dikkat çekmemiz gereken bir diğer konu ise; ölüm sebepleri arasında kalp-damar hastalıklarının ilk sırada yer alması. Bu oranlara baktığımızda son birkaç yıldır kronik hastalıkların hızla artmaya başladığını söyleyebiliriz. Philips’in yapmış olduğu araştırmada da gördük ki; toplum her ne kadar sağlıklı olduğunu düşünse de gerçekte bu kronik hastalıklarla yaşamaya çalışıyor ve bu hastalıkların normal olduğunu düşünüyor. Aslında bu hastalıkların pek çoğu önlenebilir ve hastalık ortaya çıktığında doğru teşhis ve tedavi ile çözümü mümkündür. Sağlık alanında kullanılmaya başlanan ‘dijital sağlık teknolojileri’ sayesinde ise bu teşhis ve tedavi süreci daha hızlı olmaktadır. Dolayısıyla teknolojinin sağlık alanında giderek daha fazla kullanılmaya başlanması hem biz doktorlar açısından hem de hasta için oldukça önemli’’ dedi.

 

Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması’ndan ilgi çekici sonuçlar…

Araştırmaya göre kamuoyunun yüzde 89’u sağlık durumundan memnun olduğunu söylerken, yüzde 84’ü mevcut sağlık durumunun hayat kalitesini olumlu etkilediğini düşünüyor. Kamuoyunun yüzde 65’i ise sağlıklı kalabilmek için yediğine, içtiğine ve kullandığı ürünlere dikkat ederken, yüzde  65’i uyku düzenine dikkat ettiğini belirtti. Ancak araştırmaya katılan fikir önderleri, kamuoyunun yansıttığının aksine aslında sağlıklı bir toplum olmadığımız görüşünü savunuyor.

 

Kamuoyunun yüzde 83’ü mevcut kilosundan memnun olduğunu belirtirken; fikir önderleri obezitenin hızla arttığı ve halk olarak spor yapmayıp, aynı zamanda çok hareketsiz yaşadığımızı belirtiyor.

Yemek yeme alışkanlıklarını, sağlıklı yaşam kavramı ile özdeşleştiren katılımcıların yüzde 70’i ev yemeği yemeyi tercih ettiğini söylerken, yüzde 57’si  her gün taze, meyve/sebze suyu tüketmeye özen gösterdiğini belirtti.

 

Ayrıca katılımcıların yüzde 59’u bakımsız olduklarında kendini sağlıksız hissediyor.

Katılımcılara göre yüzde 68 ile stres, sağlığı olumsuz etkileyen en önemli faktörlerin başında gelirken; hava kirliliği, sigara-tütün kullanımı, düzensiz beslenme, hareketsizlik ve uykusuzluk diğer olumsuz faktörler arasında yer alıyor. Katılımcıların yüzde 33’ü elektrikli süpürgeyi sağlıkla özdeşleştirirken, yüzde 71’i  ev temizliği ve evdeki temiz havanın, sağlığı olumlu yönde etkilediğini düşünüyor.

 

Anne-bebek sağlığına da değinilen araştırmada annelerin yüzde 75’i beslenmenin, yüzde 66’sı ise anne sütünün bebek sağlığında önemli olduğunu düşünüyor. Araştırmada prematüre bebeklerin bakımı ile ilgili olarak da yüzde 46’lık bir bilinç olduğu görülürken, kamuoyunun yüzde 39’u prematüre doğumu önlemek için doktor kontrollerini düzenli yaptırmanın ve stresten uzak durmanın en önemli iki faktör olduğuna inanıyor.

 

Araştırmanın diğer bir dikkat çekici sonucu ise, halkın diş kontrolüne diğer sağlık kontrollerinden daha az önem verdiğini belirtmesi oldu. Katılımcıların yüzde 42’sinin bir yıl içerisinde hiç diş doktoruna gitmediği görülürken, dişlerini günde iki kez fırçalayanların oranının yüzde 46, günde bir kez fırçalayanların oranının ise yüzde 33 olduğu gözlemlendi.

 

Sağlığın etkin yönetimi için teknoloji çok önemli…

 Teknolojinin sağlıktaki rolü hakkında önemli bilgiler veren araştırma sonuçlarına göre toplumun yüzde 85’i sağlığı yönetmede teknolojinin yardımcı olabileceğini düşünüyor. Kamuoyunun yüzde 76’sı teknoloji ilerledikçe birçok hastalığın tedavisinin kolaylaşacağına inanırken, kamuoyunun yüzde 73’ü ev bakımı ve kişisel bakım için olan elektronik ürünlerin de hayat standardını yükselttiğini belirtiyor.

 

Dijital Sağlık Teknolojileri sayesinde teşhis ve tedavi kolaylaşacak…

 Fikir önderleri, dijital sağlık teknolojilerinin hastalıkların teşhis ve tedavilerini kolaylaştıracağını, hastanelerdeki hasta yoğunluğunu azaltacağını ifade ediyor. Ayrıca maliyet ve zamandan tasarruf sağlayan dijital sağlık teknolojileri sayesinde hasta bakımı ve tedavisinde de kalitenin artacağını öngörüyor. Kamuoyunun da yüzde 76’sı dijital sağlık teknolojileri sayesinde hastalıklara erken teşhis sağlanabileceği görüşünde.

 

Türkiye’de en çok kullanılan görüntüleme cihazları röntgen, ultrason ve MR…

 Araştırma sonucunda çıkan kamuoyunun düşüncesine göre; Türkiye’de görüntüleme cihazları içerisinde en çok, yüzde 51 ile röntgen, yüzde 35 ile MR ve yüzde 26 ile ultrason kullanılıyor. Diğer yandan kamuoyunun yüzde 78’i MR cihazının, yüzde 65’i ise ultrasonun radyasyon içerdiğini düşünüyor. Bilinenin aksine MR ve ultrason radyasyon içermiyor. Meme kanserinden korunma yöntemleri konusunda kadınların daha fazla bilinçlenmesi gerektiğini ortaya koyan araştırmaya göre kadınların yüzde 58’i elle muayene yöntemini uygulamıyor, yüzde 78’i ise mamografi çektirmiyor ve doktor kontrolüne gitmiyor. Bu konuda fikir önderlerinin yorumu ise koruyucu sağlık konusunda daha fazla bilinçlendirme çalışmalarına ihtiyaç olduğu yönünde.

 

Evde Bakım Kültürü Oluşturulmalı

Ayrıca dijital sağlık teknolojilerinin evde bakım hizmetlerine de yarar sağlayacağı düşünülürken, kamuoyunun yüzde 81’i ev tipi cihazların hastaya bakan kişinin hayatını kolaylaştırdığını düşünüyor. Fikir önderleri kronik rahatsızlığı olan ya da hastalıktan sonraki iyileşme evresinde olan hastalar için evde bakımın olumlu katkılarını belirtirken, bunun genel sağlık maliyetlerini düşürmeye yardımcı olduğunu ve evde bakım kültürünün geliştirilmesi gerektiğinin altını çiziyorlar.

 

ARAŞTIRMA KÜNYESİ

Araştırma, IPSOS Araştırma ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. tarafından Philips Türkiye için gerçekleştirilmiştir. Türkiye kentsel nüfusu NUTS1 düzeyinde temsil eden 12 ilde (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Balıkesir, Erzurum, Gaziantep, Kayseri, Malatya, Samsun, Trabzon) 15-64 yaş arası bireylerle görüşülmüştür. Örneklem tabakalı örnekleme yöntemi ile kurgulanmıştır. Toplam 1309 görüşme tamamlanmıştır ve ağırlık kullanılmamıştır. Araştırma, 2019 yılı Nisan ve Mayıs aylarında yürütülmüş olup, sahada CAPI (bilgisayar destekli) yüz yüze yöntem ile anketler gerçekleştirilmiştir. Araştırmadaki ilgili sorular temel olarak aşağıdaki başlıkları kapsamaktadır:

  • Demografik Bilgiler
  • Sağlık Alışkanlıkları ve Sağlık Geçmişi
  • Sağlık Algısı
  • Sağlık ve Teknoloji
  • Yetişkin Bakımı
  • Gündelik Alışkanlıklar
  • Anne ve Çocuk Bakımı