Yazılar

Hyundai Ege Denizi’ni temizliyor

Hyundai Ege Denizi’ni temizliyor

Hyundai, Uluslararası Sağlıklı Denizler Derneği (Healthy Seas) ile birlikte ortaklaşa olarak dünyanın dört bir yanındaki denizleri ve okyanusları atıklardan arındırmaya çalışıyor.

IONIQ modelleriyle başlayan ve tüm model gamına yayılan sürdürülebilirlik, araçların dış ve iç taraflarındaki aksamlarının geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılmasına olanak sağlıyor.

Denizlerden her yıl düzenli olarak plastik, cam, balık ağları ve çöp çıkaran Hyundai, bu atık malzemeleri geri dönüşüm yoluyla yine ürettiği otomobillerinde kullanarak döngüsel ekonomiye de can vermiş oluyor.

Hyundai’nin geçtiğimiz yıl denizlerden çıkardığı atık miktarı ise 42 tondan fazla ve bu miktarın 11 tonu balık yetiştirme ağlarından oluşuyor. Sağlıklı Denizler Derneği ile yapılan ortaklığın dördüncü yılında Ege Denizi’ni temizlemeye karar veren Hyundai, 2024 yılında da Yunanistan kıyılarından başlayarak özellikle büyük balık çiftliği ağları ve çeşitli plastikleri toplayacak.

Denizlerden alınacak tonlarca atık, IONIQ 5, IONIQ 6 ve Yeni SANTA FE için Econyl ipliğinden yapılan paspaslar gibi yeni ürünlere dönüştürülecek.

ETi Pronot’un yeni reklam filmi

ETi Pronot’un yeni reklam filmi

Türkiye’de üretilen ilk glutensiz atıştırmalık markası olan ETi Pronot’un yeni reklam filmi tüketicilerle buluştu.

21 yıl önce çölyaklı çocuğu için bir annenin yazdığı mektupla başlayan ETi Pronot’un hikayesinin anlatıldığı reklam filminde “Glutensiz hayatın eksiği yok; keyfi de lezzeti de çok!” mottosuyla da Eti Pronot’un glutensiz yaşama lezzet kattığı vurgulanıyor.

Türkiye’de üretilen ilk glutensiz atıştırmalık markası olan ETi Pronot’un yeni reklam filmi, Çölyak Haftası itibarıyla dijital mecralarda yayınlanmaya başladı.

Reklam filmi künyesi:

Reklamveren: ETi

Ürün: ETi Pronot

Reklamveren yetkilileri: Aynur Keskin, Burçin Gazioğlu, Bahar Mimaroğlu, Tuğba Kara, Emir İşeri, Merve Gül Elagöz, Lal Dikencik

Reklam ajansı: Propaganda

Müşteri İlişkileri: Elçin Duraklar, İlknur Korkmaz, Asya Biçer

Kreatif ekip: Mustafa Küçükkalıpçı, Pınar Kurt, Rojda Çimen, Derya Oğuz, Eylül Tüfekçi, Berat Yağcıoğlu, Nükhet Muratoğlu

Ajans Prodüktörü: Tuse Tamer

Prodüksiyon Şirketi: POW

Yönetmen: Hakan Yakıcı

Prodüktör: Ali Saraçoğlu

“Bagatelle Bodrum” sosyal medya ve medyada hakkında çıkan haberlere yanıt verdi

“Bagatelle Bodrum” sosyal medya ve medyada hakkında çıkan haberlere yanıt verdi

BASIN AÇIKLAMASI

Son günlerde bazı yazılı, görsel ve online medya mecralarında şirketimiz Yalıkavak Bodrum Restoran İşletmeleri A.Ş. hakkında karalayıcı ve kasıtlı haberler yapıldığını üzülerek görüyoruz. Tek faaliyet alanı “Bodrum Bagatelle” olan şirketimiz adına açıklama yapma zorunluluğunu hissediyoruz.

Birçok ülkede faaliyet gösterip, zincir restoranlarında sunduğu lezzet ve hizmet sayesinde oldukça saygın bir yere sahip olan “Bagatelle” restoranı, 2022 yılından bu yana “Bagatelle Bodrum” adıyla Türkiye’nin ilk yüksek kapasiteli süper yat marinası olan Yalıkavak Marina’da hizmet vermektedir. Sofistike lüks restoranlar ve plaj kulüplerinden oluşan New York doğumlu bir Fransız konukseverlik markası olan Bagatelle, Bodrum’da faaliyette bulunduğu sadece 2 yıl içinde yüzlerce kişiye nitelikli istihdam sağlamıştır.

“Bagatelle Bodrum” hakkında “Vergi vermediği” gibi ağır itham ve suç isnadı içeren haberlerin, yanlış bilgilendirme yoluyla kamuoyunu yönlendirme niyetine sahip olduğunu belirtmeliyiz. “Bagatelle Bodrum” sadece 2 yıldır faaliyettedir ve yüksek sermaye yatırımı ile kurulmuştur. Yeni kurulan bir şirketin zarar etmesi serbest piyasa ekonomisi çerçevesinde olağandır. Ayrıca, vergiyi sadece kurumlar vergisi bazında ele almak en basit ifadeyle kamuoyunu yanlış yönlendirmektir. Bagatelle Bodrum, son iki yılda KDV ve diğer vergiler kapsamında devlet bütçesine ciddi ödemeler yapmıştır. Vergi beyannamelerimiz ve ödemelerimiz Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından düzenli olarak denetlenmekte, rutin kontrol ve denetimlerimiz de kamu otoriteleri tarafından düzenli olarak yapılmaktadır. Bu süreçte herhangi bir usulsüzlük tespit edilmemiştir. Vergi ödemelerimizle ilgili detaylı bilgiye yetkili kurumlar üzerinden ulaşılabilir.

Konuları bilerek saptırıp, 2023’ün En İyi Süper Yat Marinası olarak ülkemizin gururu olan Yalıkavak Marina’da faaliyet gösteren “Bagatelle Bodrum” restoranın zarar etmesinin olağandışı olarak gösterilmesi basit bir manipülasyon tekniğidir. Yalıkavak Marina bünyesinde yer alan restoranlar ve diğer işletmeler kendi vergi numaralarına sahiptir ve her biri bağımsız olarak vergi beyannamesi vermektedir. Şirketimiz de maliyetlerini ve gelirlerini yasal çerçevede beyan etmektedir. Karşılaşılabilecek hesap tutarları siparişin büyüklüğü ve işletmemizin yüksek kalite standartlarına uygun lüks hizmet sunma anlayışı ile ilgilidir.

Türkiye’deki kuruluşundan bugüne kadarki tüm faaliyetleri devletimizin denetiminde olan “Bagatelle Bodrum” da hukukun dışına çıkılmış tek bir işlem yoktur. Ticari faaliyetinden doğan bildirim, beyanname ile bunlara bağlı tahakkuk ve tahsil işlemlerini gecikmeksizin yerine getiren şirketimiz, bu yönüyle örnek gösterilecek basiretli tacirlerdendir. Şirketimiz aynı zamanda ülkemizin oldukça önemli bağımsız denetim kuruluşları tarafından da düzenli ve devamlı olarak denetlenmektedir. Tüm bu gerçeklere rağmen, yapılan haberlerin denetim yapan kamu ve özel kuruluşları da zan altında bırakacak şekilde hazırlandığı açıkça görülmektedir.

Bu sebeplerle, “Bodrum Bagatelle” olarak, kamuoyunu yanlış bilgilendiren ve işletmemizin itibarını zedelemeye yönelik bu tür asılsız iddialara karşı hukuki haklarımızı saklı tutuyoruz. Tüm faaliyetlerimizde şeffaflık ve dürüstlük ilkelerine bağlı kalarak hizmet vermeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Saygılarımızla,

Yalıkavak Bodrum Restoran İşletmeleri A.Ş.

Bayramı üç sergi ile karşıladı

Bayramı üç sergi ile karşıladı

Bodrum Marina Yacht Club, Merqezart’ta Derin Uludağ’ın “Düş Yanı”, Burak Erim’in “Düşlere Yolculuk” ve İsmail Atmalı’nın “Dokunun Rengi” kişisel sergileri Bodrum’da bir araya geldi.

Derin Uludağ’ın eserlerine hakim olan oyuncu desenler, bize unutulmuş masal dünyalarından anlar fısıldıyor.

Burak Erim kalbi açan renklerle resmettiği kentsel ve doğal yaşam alanlarına ruhu havalandırmak için koyduğu kapıların, pencerelerin önüne bisikletler ekliyor; yaşadığımız yeri daha iyi anlayabilmemiz, istersek de uzaklara gidebilmemiz için.

İsmail Atmalı, “Gözün gördüğü her şey resimdir, önemli olan o günkü ruh halinin resime bakmasıdır” diyerek, paslı tenekeler ve değişik topraklardan elde ettiği renkler ve dokularla bizi çeşitliliğin ve bir araya gelişin büyüsüne tanık ediyor.

Bodrum Marina Yacht Club, Merqezart’ta açılan kişisel sergiler, 14 Temmuz tarihine kadar görülebilecek.

Yıldızlar Mezra’da buluşuyor

Yıldızlar Mezra’da buluşuyor
Mezra, bu yaz unutulmaz bir müzik ve eğlence deneyimi sunmaya hazırlanıyor. Mezra’nın yemyeşil bahçelerinde gerçekleşecek olan yaz konserleri için geri sayım başladı.
Yaz akşamlarını müzikle taçlandıracak olan konser serisinin ilk gecesi, 15 Haziran’da Saran Bilgi ile start alıyor. Mezra’nın masalsı atmosferinde gerçekleşecek konserlerde, ünlü sanatçılar Rafet El Roman, Fettah Can, Ayşegül Aldinç, Burak Kut, Begüm Obiz, Özlem Başar ve Ege, Bodrum gecelerine bambaşka bir renk katacak.
Program:
15 Haziran: Saran Bilgi
16 Haziran – 1. Gün: Begüm Obiz
17 Haziran – 2. Gün: Rafet El Roman
18 Haziran – 3. Gün: Ayşegül Aldinç
19 Haziran – 4. Gün: Fettah Can
20 Haziran: DJ Ayhan Kıray
21 Haziran: Burak Kut
22 Haziran: Özlem Başar

The MAINE, Türkiye’de ilk restoranını açıyor

The MAINE, Türkiye’de ilk restoranını açıyor

Londra, Dubai ve Ibiza’nın canlı eğlence konsepti ile dünyaca ünlü restoranı The MAINE, Türkiye’de ilk restoranını Maxx Royal Girişimi ile Maxx Royal Bodrum Resort’da Haziran ortasında açıyor.

The MAINE

Lübnan asıllı Kanadalı gastronomi yatırımcısı ve işletmecisi Joey Ghazal tarafından Dubai’de ilk New England Seaside Brasserie’si olarak kurulan The MAINE, dünyada şu anda iki kıtada en popüler ve eğlenceli restoran ve bar konsepti ile tanınıyor.

Adını ABD’nin istakozlarıyla meşhur Maine eyaletinden alan The MAINE, Dubai’nin ardından Londra’da açıldı. Son olarak Ibiza’da açtığı dünya jet-setinin de büyük ilgi gösterdiği canlı eğlenceli restoranı ile dünya çapında tanındı.

The MAINE

The MAINE Bodrum şimdi de Türkiye’de ilk kez Maxx Royal Bodrum Resort’da hizmet veremeye başlıyor.

The MAINE Bodrum, tüm markalarıyla eş aynı imza deneyimini, klasik ızgaralar, enfes kokteyller ve canlı eğlencenin birleşimini vaat ediyor. Menüde kabuklu deniz hayvanlarından salyangozlara, taze balıktan kırmızı et çeşitlerine kadar birçok seçkin paylaşımlık lezzetler, makarnalar, vejetaryen ve vegan yemekler yer alıyor.

Deniz Levreği Ceviche, Domates Carpaccio, Kömürde Kızartılmış Enginar, Kaburga, Istakoz Taglioni gibi ikonik MAINE lezzetleri de The MAINE Bodrum menüsünde sunuluyor.

Primeclass, yolcu salonlarında sanata yer veriyor

Primeclass, yolcu salonlarında sanata yer veriyor

TAV İşletme Hizmetleri, globalde Primeclass yolcu salonlarında sanata yer vererek Türk sanatçıların ve ayrıca lokal sanatçıların dünya çapında tanıtımına da katkı sağlamayı hedefliyor.

Bu vizyon doğrultusunda geçtiğimiz yıl Türkiye’nin önde gelen sanat galerilerinden PİLEVNELİ ile Milas-Bodrum Havalimanı’ndaki Primeclass Lounge’da hayata geçirilen özel iş birliği, bu yıl da devam ediyor. İş birliği kapsamında, PİLEVNELİ sanatçılarından Mehmet & Kazım Akal’ın Bodrum Primeclass Lounge için özel olarak hazırladıkları enstalasyonun yanı sıra, TAV Passport sponsorluğunda sanatçıların PİLEVNELİ Yalıkavak’taki orijinal duvar resmi de yaz boyunca sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Dünyanın 19 ülkesinde 90’a yakın yolcu salonu bulunan TAV İşletme Hizmetleri, deneyim kürasyonu odaklı hizmet yaklaşımını; sanat, gastronomi, eğlence ve sürdürülebilirlik temaları ile zenginleştirerek misafirlerinin seyahat deneyimini bir üst seviyeye taşıyor.

Bacağa vuran bel fıtığı ağrısı yaşıyorsanız…

Bacağa vuran bel fıtığı ağrısı yaşıyorsanız…

Günümüzde sık görülen “bacağa vuran bel fıtığı ağrısı”, halk arasındaki adıyla ‘’siyatik ağrısı’’ kişiyi hastane hastane gezdiren, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve iş gücü kaybına yol açabilen bir rahatsızlık olarak biliniyor. Yüksek miktarda ağrı kesici kullanımının dünyada önde gelen sebepleri arasında yer alan ‘’bacağa vuran bel fıtığı ağrısı’’ daha çok ofis çalışanlarını, ağır iş kollarında görevli olanları ve ileri yaşa rağmen hayatını tek başına sürdürenleri hedef alıyor. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ercan Hassa, son yıllarda sık uygulanan ve ‘’selektif sinir bloğu’’ adı verilen tedavi yöntemiyle ağrısı bacağa vuran bel fıtığının önemli bir kısmının ameliyatsız olarak tedavi edilebildiğini belirterek, konuyla ilgili bilgi verdi.

Doç. Dr. Ercan Hassa

Doç. Dr. Ercan Hassa

Ağrıdan kurtulmak mümkün olabiliyor

Bel fıtığı rahatsızlığında bazı hastalarda ağrı bel ile sınırlı kalırken, bazılarında ise bacaklara yayılım gösterebilmektedir. Omurgamıza esneklik sağlayan bel omurlarımız hareket yeteneğini içi sıvı dolu disklerden alır. Ancak söz konusu diskler kişi yaş aldıkça genetik faktörlere, uygun olmayan sportif faaliyetlere ve ağır yük kaldırma gibi çeşitli nedenlere bağlı olarak yıllar içerisinde deformasyona uğrayıp, özelliklerini yitirebilmektedir. Bu da bazı hastalarda bel ağrılarına neden olurken, bazılarında ise beraberindeki fıtıklaşmayla birlikte sinirlere bası yaparak bacağa yayılan ağrılara sebebiyet vermektedir. Ancak bacağa vuran bel fıtığı ağrısına her zaman bel ağrısı eşlik etmek zorunda değildir.

Hayatı olumsuz etkileyen bel fıtığı ağrılarından kurtulmak için doktor doktor gezen hastaların bazıları ameliyat olmak istemeyebilir. ‘Selektif sinir bloğu’ ismini verilen bir tedavi yöntemi ile özellikte bacakta güç kaybı gelişmemiş hastalarda ağrının giderilmesi yüksek oranlarda mümkün olabilmektedir.

Ameliyathane koşullarında özel iğneler yardımıyla gerçekleşen ağrısız tedavi

İşlem sırasında kullanılan özel iğneler yardımıyla, bel bölgesindeki belirli kemik aralıklarından ağrıya neden olan ilgili sinir köküne ulaşılmaktadır. Aynı anda kullanılan ileri görüntüleme yöntemleri ile de uygulama seviyesi sürekli olarak teyit edilmektedir. Hafif sedasyon verilen hastaya enjekte edilen steril opak maddeler sayesinde blokaj uygulanacak kök belirgin hale gelmektedir. Final olarak uzman hekim tarafından ameliyathane koşullarında gerçekleşen kısa süreli bu işlemde ağrı odağı olan köklere ilaç uygulanır. Lokal ağrı kesiciler ve lokal ödem gidericilerden oluşan kombine ilaç sayesinde hasta uygulama sonrası önemli ölçüde rahatlama hissetmektedir. Asıl yüz güldürücü sonuçlar ise bir haftanın sonunda ortaya çıkmaktadır.

Selektif sinir bloğu tedavisi için yaş sınırlaması yok

Genç hastalarda selektif sinir bloğu tedavisinin etkisi çok uzun soluklu olabilmektedir. Hatta kişinin ameliyat gereksinimini ortadan kalkabilir. Ameliyat olamayan ve cerrahi dışı bir seçenek düşünen ileri yaş hastalarda da bu tedavi sayesinde ciddi bir konfor sağlanmaktadır. Tıpkı genç hastalar gibi bu kişiler de tedavi sonrası günlük faaliyetlerini yapabilir duruma gelmektedir. Ancak genç hastaların aksine ileri yaş grubunda bir yıl içerisinde ikinci kez selektif sinir bloğu tedavisi önerilebilir. Unutulmamalıdır ki, bazı durumlarda ise bel fıtığının ameliyatsız çözümü mümkün değildir. Bu tür hastalarda izlenecek olan en uygun tedavi şekline omurga konusunda deneyimli uzman cerrahların karar verdiği hatırlanmalıdır.

Kırmızı eti akşam öğününde tüketmeyin!

Kırmızı eti akşam öğününde tüketmeyin!

Bayramlar toplumumuzda aile ziyaretleri ve özenli sofraların kurulmasıyla önemli bir yere sahip. Ancak Kurban Bayramı’nın geleneksel sofralarında mutlaka yer verdiğimiz kırmızı etin tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, fazla tüketilen kırmızı etin sağlığımızı olumsuz yönde etkileyeceğine dikkat çekerek, “Kırmızı et sindirimi oldukça zor bir besindir. Dolayısıyla aşırı tüketimi sindirimi güçleştireceği için özellikle mideyle ilgili problemi olan kişilerin dikkatli olmaları gerekir. Fazla tüketilmesi ette bulunan doymuş kan yağlarının artmasına ve kalp damar hastalıklarının oluşmasına sebep olabilir” diyor. Fazla tüketilen etin kalori ve yağ alımına bağlı olarak kilo artışına da yol açabileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, “Bu nedenle günlük beslenmede kişinin ihtiyacından fazla et yememesi son derece önemlidir. Ayrıca her ziyarette sunulan iştah kabartıcı ikramları sırf ev sahibini kırmamak için geri çevirmemek; günlük kalori alımını artıracağından kilo alımına neden olmasının yanı sıra aynı zamanda fazla yemeye bağlı şişkinliğe, hazımsızlığa ve nefes darlığına yol açabilir. Dolayısıyla Kurban Bayramı’nda da rutin beslenme programına devam edilmesi gerekir” diyor. Kurban Bayramı’nda dikkat edilmesi gereken beslenme kurallarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur

Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur

Güne mutlaka kahvaltı ile başlayın!

Bayram boyunca yeterli ve dengeli bir beslenme şekli oluşturabilmek için belirli aralıklarla öğün oluşturmaya çalışmalı ve sürekli et tüketmemeye özen göstermelisiniz. Sağlıklı beslenmek için bir öğünde tüm besin gruplarından tüketmeniz çok önemli. Güne mutlaka hafif bir kahvaltıyla başlamanızda fayda var.  Bir adet yumurta, beyaz peynir, zeytin, domates, tam tahıllı ekmek ve bol yeşillik içeren hafif bir kahvaltı yaparak sindirim problemini önlemiş olursunuz. Bunların yanı sıra kurban etini dinlendirmeden yemek gün içinde hazımsızlık sorununa neden olacağı için kahvaltıda tüketmemeye de özen gösterin.

Kendi suyu ile pişirin

Bayramda da eti yağsız tarafından pişirmeyi ihmal etmeyin. Kurban Bayramı’nın geleneksel yemeği kavurma yaparken iç yağı, kuyruk yağı ve tereyağı gibi doymuş katı yağları eklemeden, eti kendi suyu ile pişirmenizde fayda var.

Eti akşam öğünlerinde yemeyin!

Et sindirimi zor olan yiyeceklerden biridir.  Akşam saatlerinde çok hareket edilmemesi ve yatma saatine yakın sindirim problemi yaşanması nedeniyle et tüketimi için bu öğünü tercih etmemenizde fayda var.  Eti daha çok gündüz saatlerinde tüketmeli ve sindirimi kolaylaştırmak için yavaş yemeli, bol bol çiğnemelisiniz.

Günde 60-90 gramı geçmeyin!

Yeni kesilen etin sindirimi zor olması nedeniyle hazımsızlık gibi sorunlar oluşabiliyor. Kırmızı eti kesim sonrasında buzdolabında en az 12 saat dinlendirdikten sonra pişirmeli, kalan kısmı küçük parçalar halinde derin dondurucuya kaldırmalısınız. Ayrıca kırmızı eti bayram boyunca her öğün et tüketmek sağlıklı olmayacaktır. En ideali kırmızı eti günde bir öğün tüketmektir. Günlük en fazla 60-90 gram kadar tüketmeli ve etin yanına sağlıklı beslenmeyi tamamlayan sebze, salata, tam tahıllı ekmek ve bulgur gibi sağlıklı karbonhidratları ilave etmelisiniz.

Etin yanında bol limonlu yeşil salata tüketin

Et posalı bir yiyecek grubu olmadığı için aşırı miktarda yenildiğinde ve yanına posa kaynakları ilave edilmediğinde kabızlık problemi yaşanabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, bu nedenle etin yanında posa içeriği yüksek olan sebze, meyve, tahıllı ekmek ve bulgur tüketmeniz gerektiğini belirterek, “Etin yanında yiyeceğiniz sebze ve meyvelerdeki C vitamini kırmızı etin içerisinde yer alan demirin vücutta emilimini artırmaya yardımcı oluyor. Bu nedenle kırmızı etin yanında bol limonlu yeşil salata tüketmeyi alışkanlık edinin” diyor.

Pişirme tekniği de çok önemli

Kırmızı etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme tekniğine de dikkat edilmesi gerekiyor. “Pişirme yöntemi olarak kızartma ve kavurma yerine ızgara, fırınlanmış veya haşlanmış olarak tüketilmesi daha uygundur” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, sözlerine şöyle devam ediyor: “Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da, mangal yaparken pişirme sırasında etlerin kömürleşmemesine, dış kısımlarının pişip iç kısımlarının çiğ kalmamasına özen göstermek olmalı. Zira kömürleşen etler her zaman kanser riski taşıyorlar”

Yüksek ısıda pişirmeyin, çünkü…

Et için en uygun pişirme yöntemi; düşük sıcaklıkta, uzun sürede ve mümkünse kendi suyu ile pişirilmesidir. Zira yüksek ısıda pişirildiğinde etin dış yüzeyi hızlı pişiyor, iç yüzeyi ise çiğ kalıyor. Bu durum da besin zehirlenmelerine neden olabiliyor. Etin kısa sürede, yüksek basınçla, yani düdüklü tencerede yine kendi suyu ile pişirilmesi ise besin değerlerini kaybettirmiyor.

Şerbetli yerine sütlü tatlılar

Kırmızı etin yanı sıra bayram ziyaretlerinde ikram edilen hamur işleri, çikolata ve şerbetli tatlıların da makul miktarda tüketilmeleri gerekiyor. Ağır şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar; yine servis edilen meyve suyu veya gazlı içecekler yerine açık çay veya bitki çaylarını tercih etmelisiniz. Diyabet hastalığınız varsa, özellikle yediklerinize dikkat etmeli ve tedavinizi aksatmamalısınız.

Çay ve kahveyi sınırlandırın

Bayramın yaz aylarına denk gelmesi su tüketimini daha da önemli hale getiriyor. Ancak bayram ziyaretleri boyunca çok fazla çay, kahve, meyve suları veya komposto ikramı olabiliyor ki bunlar su içmenizi azaltabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, “Çay ve kahve gibi içecekler vücuttaki suyun idrarla atılmasına ve vücudun susuz kalmasına neden olurlar. Dolayısıyla bu içeceklerin suyun yerini tuttuğunu düşünmemek gerekir.  Sağlığınız için bayramda da günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketmeniz çok önemlidir” diyor.

Her gün tempolu yürüyüş yapın

Fiziksel hareket hem kilo kontrolünü sağlıyor hem de bayram süresince yediğimiz besinlerin sindirimini kolaylaştırıyor. Bu nedenle bayramda da mümkünse her gün tempolu olarak 45 dakika veya bir saat yürümeyi ihmal etmeyin.

Otoyol hipnozu olmayın!

Otoyol hipnozu olmayın!

Gözlerimizin açık ancak içimizin uyuduğu zamanlar en çok risk taşıyan anlarımızdır. Yemek yaparken, bisiklet sürerken veya araba kullanırken içinizin uyuduğunu hissettiğiniz an mutlaka kendinize bir es vermelisiniz. Özellikle “ben gece çok iyi araç kullanırım” deyip, beynin uyku sinyalleri verdiği zamanlarda uzun yola çıkmak tehlike sebebi olacağından gece sürüşlerinden uzak durmalı ya da kontrollü bir şekilde yolculuğunuzu gerçekleştirmelisiniz. Çünkü bu zamanlarda beyinden gelen mesaj uyku olduğu için otoyol hipnozu yaşamanız kaçınılmaz olacaktır. Bununla birlikte boş bir yolda da beyaz çizgileri takip ederek gidiyor olmanız yine siz de hipnoz etkisi yaratacaktır. Peki bu durumda ne yapmalısınız? Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ayhan Öztürk, otoyol hipnozu ile yorgun sürüş arasındaki farkı anlatarak otoyol hipnozu konusunda önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Ayhan Öztürk

Prof. Dr. Ayhan Öztürk

Otoyol hipnozu (Beyaz çizgi ateşi) nedir ve nasıl önlenebilir?
Hiç yola çıkıp varacağınız yere geldiğinizde ve oraya nasıl geldiğinizi hatırlamadığınız oldu mu? Eğer cevabınız evetse, otoyol hipnozu yaşadınız demektir.

Otoyol hipnozu bir kişinin aracı normal ve güvenli bir şekilde sürdüğü ancak bunu nasıl yaptığını hatırlamadığı trans benzeri bir durumdur. Otoyol hipnozu yaşayan sürücüler kısa mesafelerde ya da daha uzun kilometrelerce kendilerinden geçebilirler.

Otoyol hipnozu fikri ilk olarak 1921 tarihli bir makalede “yol hipnotizması” olarak ortaya atılmış, “otoyol hipnozu” terimi ise 1963 yılında G.W. Williams tarafından kullanılmıştır.

1920’lerde araştırmacılar, sürücülerin gözleri açıkken uykuya daldıklarını ve araçları normal bir şekilde yönlendirmeye devam ettiklerini gözlemlemişlerdir. 1950’lerde bazı psikologlar, başka türlü açıklanamayan otomobil kazalarının otoyol hipnozundan kaynaklanabileceğini öne sürmüşlerdir. Ancak yeni çalışmalar, yorgunken araç kullanma ile otomatik sürüş arasında bir fark olduğunu göstermektedir.

Yorgun sürüşe karşı otoyol hipnozu

  • Otoyol hipnozu, otomatiklik olgusunun bir örneğidir.
  • Otomatiklik, eylemleri bilinçli olarak düşünmeden gerçekleştirme yeteneğidir.
  • İnsanlar; yürümek, bisiklete binmek gibi öğrenilmiş ve denenmiş bir beceriyi her zaman otomatik olarak gerçekleştirir. Bu beceride ustalaşıldığında ise diğer görevlere odaklanırken bu beceriyi hala gerçekleştirmek mümkündür. Örneğin, araba sürme konusunda yetenekli bir kişi araba sürerken kafasında akşam planlarını gözden geçirebilir. Bilinç akışı diğer göreve yönlendirildiğinden, araba sürerken geçirilen zamanın kısmen veya tamamen farkındalıktan çıkması söz konusu olabilir.
  • Otomatik sürüş tehlikeli görünse de bu durum aslında profesyonel veya yetenekli sürücüler için bilinçli sürüşten daha üstün olabilir. Bir işte yetenekli olan hiç kimse dikkatini sürekli rutin işlere vermek zorunda değildir. Eğer bunu yaparsa, iş bozulmaya meyilli olabilir. Sürüş bağlamında, gerçekleştirilen eylemler hakkında çok fazla düşünmek beceriyi kötüleştirebilir.

Otoyol hipnozu ile yorgun sürüş arasındaki fark nedir?
Otoyol hipnozu ile yorgun sürüş arasındaki fark, tamamen uyanıkken otomatiklik deneyimi yaşamanın mümkün olmasıdır. Yorgunken araç kullanmak ise direksiyon başında uykuya dalmaya neden olabilir. Tehlikeli olan da budur.

Direksiyon başında uyanık kalma önerileri
İster otoyol hipnozu fikrinden korkuyor olun, isterseniz de yorgun ve direksiyon başında uyanık kalmaya çalışıyor olun, odaklanmanızı ve uyanıklığınızı artırmak için yapabileceğiniz şeyler vardır.

Gün ışığında araç kullanın: Gündüz saatlerinde araç kullanmak yorgun sürüşü önlemeye yardımcı olur, çünkü insanlar ışıklı ortamlarda doğal olarak daha uyanık olurlar. Ayrıca, etraf daha az monotondur, bu nedenle çevrenin farkında olmak daha kolaydır.

Kahve için: Kahve veya başka bir kafeinli içecek içmek sizi birkaç farklı şekilde uyanık tutmaya yardımcı olur. İlk olarak, kafein beyindeki adenozin reseptörlerini bloke ederek uykululukla savaşır. Uyarıcı metabolizmayı artırır ve karaciğeri kan dolaşımına glikoz salmaya yönlendirir. Bu da beyninizi besler. Kafein aynı zamanda idrar söktürücü olarak da işlev görür, yani araç kullanırken çok içerseniz daha sık tuvalet molası vermeniz gerekecektir. Ayrıca çok sıcak ya da çok soğuk bir içecek tüketmek dikkatinizi toplayacaktır.

Bir şeyler yiyin: Atıştırmalıklar size anında enerji verir ve sizi görevinizi yerine getirmeye yetecek dikkati sağlar.

İyi bir pozisyon alın: İyi bir duruş, vücuttaki kan akışını en üst düzeye çıkararak konsantrasyonunuzu korumanıza yardımcı olur.

Klimayı açın: Rahatsızsanız uykuya dalmanız veya transa geçmeniz daha zor olacaktır. Bununla birlikte aracın içini soğuk hale getirmeniz, kışın camı açmanız yine işe yarayacaktır.

Müzik dinleyin: Hoşunuza giden müzikler sizi rahatlatırken, sevmediğiniz melodiler rahatsızlığa neden olur ve uyuyacak kadar rahatlamanızı engeller.

Konuşan insanları dinleyin: Yanınızda birisi varsa sohbete katılmak veya radyoda sohbet programı dinlemek müzik dinlemekten daha fazla konsantrasyon gerektirir.

Durun ve mola verin: Yorgun araç kullanıyorsanız, kendiniz ve başkaları için tehlikelisiniz demektir. Bazen en iyi hareket tarzı yana çekmek ve biraz dinlenmektir!

Önlem alın: Uzun mesafe, gece veya kötü hava koşullarında araç kullanmak zorundaysanız yolculuğa başlamadan önce iyi dinlenmiş olduğunuzdan emin olun. Günün ilerleyen saatlerinde başlayan yolculuklardan önce biraz kestirin. Sizi uykulu yapan ilaçları almaktan kaçının.