Yazılar

Dört farklı kullanım modu

Dört farklı kullanım modu

Acer Chromebook Spin 314 (CP314-1H), kapaklı, tablet, ekran ve çadır olmak üzere 4 farklı kullanım modu sunuyor.

14 inçlik HD dokunmatik ekranı, ince çerçevelerinin de etkisiyle rahat bir görüntüleme deneyimi yaşatırken film, video veya TV yayını gibi içeriklerin keyfini çıkarmak işten bile değil.

Gücünü Intel® Celeron® N4500 işlemcisinden alan Acer Chromebook Spin 314, her türlü görevleri için kullanıcılara günlük işlerinde pratik bir kullanım sağlıyor. Sunduğu güçlü performans, grafik ağırlıklı okul projelerinde dahi öğrencileri desteklerken, uzun pil ömrü sunması mobil halde çalışanlar başta olmak üzere pek çok kullanım senaryosunda bir avantaja dönüşüyor.

Adaptöre bağımlı olmadan pratik kullanım

Acer Chromebook Spin 314’ün 10 saatlik pil ömrü kullanıcılara yanında adaptör taşımak zorunda kalmadan günü tamamlama imkanı tanırken cihaz, zengin bağlantı noktalarıyla da öne çıkıyor. Chromebook Spin 314, ultra hızlı veri transferi, gerçek zamanlı video akışı ve pil şarjı için USB 2.0’dan on kat daha hızlı olan yeni nesil USB 3.2 Type-C bağlantı noktası ile dosya aktarımlarında uzun bekleme sürelerine son veriyor. Ek olarak tersine çevrilebilir USB Type-C bağlantısı, bağlı cihazları kontrol etmeyi kolaylaştırıyor; harici ekranlara bağlanmak için de cihazda yerleşik HDMI bağlantı noktası yer alıyor. Dizüstü bilgisayar, ek depolama ve çevre birimleri için iki ek USB 3.2 Tip-A bağlantı noktası ve bir MicroSD yuvasına sahip. Entegre 720p HDR web kamerası ise Google Meet gibi platformlarda kristal netliğinde görüntülü görüşmeler yapmayı sağlıyor.

Duru Gıda’nın bulguruna Japonya’dan onay

Duru Gıda’nın bulguruna Japonya’dan onay

Duru Gıda’nın, Japonya’daki Mukogawa Kadın Üniversitesi’nde glisemik indeks (GI) üzerine yaptırdığı analiz, bulgurun 54,9’luk GI değeri ile uzun süre tok kalmayı sağladığını ve açlık krizlerinden koruduğunu doğruladı.

Böylelikle bulgurun sağlıklı bir yaşam için değerli ve diyabete karşı etkili bir gıda olduğu bir kez daha ortaya konuldu.

Japonya’da, Mukogawa Kadın Üniversitesi’nin, Gıda ve Beslenme Bilimleri Fakültesi, Gıda Geliştirme Araştırma Laboratuvarı’nda bulgurun kandaki glikoz (şeker) seviyesine etkisi, yani Glisemik Indeks (GI) değeri ölçüldü. 12 sağlıklı katılımcının yer aldığı analiz, ürünün GI değerinin 54,9’la, “Düşük GI Gıda” kategorisine girdiğini ortaya koydu.

Gıda Mühendisi Ece Duru, GI analizinin, tüm dünyanın dikkate aldığı, sınırlı yerde yapılan değerli bir araştırma metodu olduğunu belirtti. GI analizinin Japonya gıda standartlarının “olmazsa olmaz”ları arasında yer aldığını söyleyen Ece Duru, “Bu araştırmanın en güvenilir yerlerde yapılması, verilerin doğruluğuna güven açısından oldukça kıymetlidir. Japonların bu konudaki standartlarını ve hassasiyetini dikkate alarak, analizi Japonya’da bu konu üzerinde uzmanlaşmış Prof. Yasushi Suzuki ve ekibiyle yaptık. Bu raporlamalar sayesinde bireyler daha sağlıklı ve bilinçli gıda tüketimine yöneliyor. Duru Gıda olarak bulgurumuz üzerine yaptırdığımız bu analizin amacı, düşük glisemik indeksin uluslararası pazarlar için önemini göstermek ve bulgurlarımızı sağlıklı düşük GI ürün olarak tescillendirmekti. Bulgur gibi kompleks karbonhidratlar, glisemik indeksleri düşük olduğunda daha uzun süre tok kalmanızı sağlar ve açlık krizlerinden bizi korur.” dedi.

 

Otomobillerin ömrünü uzatan tüyolar

Otomobillerin ömrünü uzatan tüyolar

Baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknoloji çağında, otomobiller de sürekli olarak gelişiyor ve yenileniyor. Ancak aracınızın ömrünü uzatmanın bazı temel ve etkili yolları vardır. Bir otomobil sahibi olarak, aracınızın dayanıklılığını artırmak ve uzun yıllar boyunca sorunsuz bir şekilde sürüş keyfi yaşamak istiyorsanız, bazı önemli ipuçlarını göz önünde bulundurmanız önemlidir. Otomobillerin ömrünü uzatmak, sadece aracınızın mekanik yapısını korumakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadede maliyet tasarrufu sağlar ve çevreye olan etkinizde de olumlu bir etki yaratır.

Düzenli Bakım ve Servis

Araç bakımı, otomobilinizin ömrünü uzatmanın temel bir unsuru olarak öne çıkar. Üretici tarafından belirlenen periyodik servis zamanlarını izlemek, aracınızın performansını ve dayanıklılığını artırır. Düzenli bakım, motor ve diğer bileşenlerin uzun vadeli sağlamlığını korur. Bu rutin bakımlar, aracınızın güvenliğini ve sürüş keyfini de artırır. Araç sahipleri düzenli bakımın maliyetinin, beklenmedik onarımlardan kaynaklanacak masraflardan daha az olduğunu da unutmamalıdır. Sonuç olarak düzenli bakım uygulamak aracınızın performansını, dayanıklılığını ve güvenliğini sağlayarak ömrünü uzatır ve sürüş deneyiminizi iyileştirir.

Doğru Yakıt ve Yağ Seçimi

Motor için uygun yakıt seçimi, aracınızın uzun vadeli sağlamlığını güçlendirir. Üretici tarafından tavsiye edilen yakıt tipini tercih etmek, motorun performansını en üst düzeye çıkarır ve yakıt sistemi ile en uyumlu çalışmasını sağlar. Benzer şekilde doğru yağ seçimi ve periyodik yağ değişimleri, motorunuzu korur ve aşınmayı azaltır. Bu adımlar aracınızın verimliliğini artırırken, uzun vadede daha az sorun yaşamanıza olanak tanır. Bu nedenle doğru yakıt ve yağ seçimi ile düzenli bakım, motorunuzun sağlığını ve dayanıklılığını destekleyerek sürüş deneyiminizi iyileştirir.

Yumuşak Sürüş

Agresif sürüş alışkanlıkları, aracınızın ömrünü kısaltabilir ve aşınma hızını artırabilir. Yumuşak bir sürüş tarzı benimsemek, motor ve şanzıman gibi kritik bileşenlerin daha uzun süre dayanmasını sağlar. Ani hızlanmalar ve sert frenlemelerden kaçınarak, aracınızın mekanik yapısını koruyabilirsiniz. Bu şekilde aracınızın sağlığını ve performansını uzun vadede muhafaza edebilirsiniz.

Temizlik ve Korumaya Özen Gösterme

Aracınızı düzenli olarak temizlemek ve korumak, dış etkenlerin olumsuz etkilerini azaltır. Özellikle kış aylarında tuz ve korozyon oluşumunu önlemek için aracınızı sık sık yıkamak önemlidir. Ayrıca güneşin zararlı UV ışınlarına karşı koruyucu kaplama uygulamak, boya ve iç döşemelerin ömrünü uzatır. Bu basit önlemler aracınızın dış ve iç yüzeylerinin dayanıklılığını artırarak, uzun vadede bakım maliyetlerini azaltır ve aracınızın değerini korur.

Lastik Bakımı ve Rotasyon

Lastikler, aracınızın yol tutuşu ve güvenliği için hayati öneme sahiptir. Düzenli lastik basıncı kontrolü ve rotasyonu, lastiklerin eşit aşınmasını sağlar ve ömrünü uzatır. Ayrıca aşırı yüklenmeden kaçınarak lastiklerin performansını ve dayanıklılığını artırabilirsiniz. Bu basit adımlar, sürüş güvenliğinizi ve lastiklerinizin ömrünü uzatarak, aracınızın genel performansını iyileştirir.

Kullanım Kılavuzunu İnceleyin

Her araç, belirli kullanım talimatlarına sahiptir. Kullanım kılavuzunu incelemek ve üreticinin önerilerine uygun şekilde aracınızı kullanmak, uzun vadeli sağlamlığı ve performansı artırır. Ayrıca aracınızla ilgili özel gereksinimleri anlamak ve doğru bakımı yapmak, aracınızın ömrünü maksimize eder. Bu şekilde, aracınızın dayanıklılığını korurken güvenliği ve performansı da artırabilirsiniz.

Kaynak: Generali Sigorta

Dünya Engelliler Haftası, ‘Cafe Yanımda’ çalışanları ile birlikte kutlandı

Dünya Engelliler Haftası, ‘Cafe Yanımda’ çalışanları ile birlikte kutlandı

Türk ve dünya mutfağını İGA İstanbul Havalimanı’nda misafirleri ile buluşturan TUM; ‘Cafe Yanımda’ projesi ile duyusal, zihinsel ve fiziksel farklılıkları olan bireylerin yanında olmayı sürdürüyor.

İGA İstanbul Havalimanı bünyesinde, TUM ve İGA’nın iş birliğinde; sese ve kalabalığa duyarlı bireyler için izole yemek alanı, elektrikli tekerlekli sandalyeler için şarj istasyonu, işaret dili hizmeti veren dijital danışma kiosku ve erişilebilir masa ve sandalyeleri ile farklı engel gruplarının ihtiyaçları göz önüne alınarak hayata geçirilen ‘Cafe Yanımda’ projesi, Dünya Engelliler Haftası’nda da özel gereksinimleri olan misafirlerine rahat ve konforlu bir yeme-içme deneyimi sunarken; istihdam ettiği çalışanlarının ekonomik ve sosyal yaşama aktif katılımlarını da destekliyor.

Projenin yürütülmesinde önemli payı bulunan TRU/TUM CEO’su Sadettin Cesur; hafta boyunca ‘Cafe Yanımda’ çalışanları ile bir araya gelerek, keyifli sohbetler gerçekleştirdi ve TUM’un özel ihtiyaç sahibi bireyleri desteklemeye devam edeceğinin altını çizdi.

Küresel ısınma bahar alerjisini hızla artırdı!

Küresel ısınma bahar alerjisini hızla artırdı!

Toplumda saman nezlesi veya polen alerjisi olarak da adlandırılan bahar alerjisinin görülme sıklığı dünyada ve ülkemizde hızla artış gösteriyor. Türkiye’de bahar alerjisinin son 10 yılda yüzde 20 oranında arttığı ve her 10 kişiden 2’sinde tespit edildiği belirtiliyor. Bahar alerjisinin görülme sıklığında yaşanan artışta kentsel yaşam, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkili olduğu belirtiliyor.  Bahar alerjisi selim bir hastalık olmakla birlikte önemsenmediği ve tedavi uygulanmadığı durumlarda kronik burun tıkanıklığı nedeniyle uyku kalitesini bozuyor ve buna bağlı olarak yetişkinlerde yorgunluk, iş başarısında azalma, sinirlilik ile anksiyete gibi sorunlar oluşturarak yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiliyor. Dahası alerjik şikayetler kontrol altına alınamadığında en önemli sebebi alerji olduğu için astıma çevirebiliyor! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, bu nedenle bahar alerjisinin asla ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, “Burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, damak kaşıntısı, geniz akıntısı ve göz yaşarması gibi belirtilerden biri bile varsa hekim başvurmak çok önemlidir. Hekim muayenesinin ardından yapılan alerji testleri ile bahar alerjisine kesin tanı konulmaktadır” diyor.

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay

Küresel ısınma polen mevsimini uzatıyor!

Alerjik nezlenin bir çeşidi olan bahar alerjisi, ağaç ve çimenlerden yayılan polenler nedeniyle oluşuyor. Bahar dönemlerinde ortaya çıkan, havada bulunan ve temelde zararsız olan polenleri vücut tehlikeli madde olarak algılıyor ve bunlara karşı tepki gösteriyor. ‘Alerjen’ olarak adlandırılan bu polenler burun iç yüzeyine yapışıp iltihabı olmayan bir reaksiyon başlatıyor. Ailede alerji hikayesinin olması bahar alerjisi için önemli bir faktör olsa da özellikle iklim değişikliği gibi çevresel faktörler bahar alerjisinin günümüzde daha yaygın görülmesine neden oluyor. Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, bahar alerjisinin kentsel yaşam, küresel ısınma ve hava kirliliği nedeniyle artış gösterdiğine işaret ederek, “Kentsel yaşamda betonlaşmayla birlikte yeşil alanların az olması nedeniyle polenler havada daha fazla kalmakta ve alerjik reaksiyonlar artmaktadır. Küresel sıcaklıklar da birçok bölgede bitkinin büyümesini artırmakta ve bu durum polen üretimine yansımaktadır. Ayrıca küresel ısınmayla birlikte polen dönemi uzamakta, dolayısıyla daha fazla kişi alerjik reaksiyon yaşamaktadır. Araçlar ve enerji santrallerinden yayılan karbondioksit emisyonları da fotosentezi artırarak daha fazla polen üretimine yol açmaktadır” diye konuşuyor.

Bu mevsiminde özellikle 4 sinyale dikkat!  

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, burun kaşıntısı, sulu burun akıntısı, hapşırık ve burun tıkanıklığının bahar alerjisinin en temel şikayetlerini oluşturduğuna işaret ediyor. Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, diğer belirtileri şöyle sıralıyor: “Ayrıca bu yakınmalara boğaz ve damakta kaşıntı, kulaklarda kaşıntı, ağız solunumu yapma ve sık uyanma, göz kaşıntısı ile kızarıklığı, göz altındaki ciltte şişme gibi şikayetler de eşlik edebilmektedir. Son zamanlarda temelde gördüğümüz bu şikayetlere boğaz ağrısı da eklenmiş durumdadır.”

pause journal

‘Şikayetim geçti’ diyerek ilacınızı bırakmayın!

Kronik bir hastalık olduğu için bahar alerjisinin kesin bir tedavisi yok. Ancak tamamen tedavi edilemese bile hastada şikayet oluşturmayacak şekilde kontrol altında tutulabiliyor. Polen gibi alerjiye sebep olan maddelerden mümkün olduğunca kaçınmak tedavinin ilk basamağını oluşturuyor. Ayrıca, bol su içmek mukusu incelterek geniz akıntısı gibi yakınmaları hafifletmeye yardımcı oluyor. Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, bahar alerjisinde ilaç tedavisinin son derece önemli olduğunu belirterek, “Tedavide amaç hastalığı yok etmek değil, hastanın şikayetlerini azaltmaktır. Hekimin önerdiği antihistaminikler ve burun spreyleri gibi ilaçları polen mevsimi boyunca düzenli kullanmak yakınmaları önemli ölçüde baskılayacaktır. İlaç tedavisinden yeterince fayda görmeyen hastalarda immünoterapi olarak adlandırdığımız alerji aşıları ise bir diğer tedavi seçeneğidir” diyor. Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, tedaviden başarılı bir sonuç elde edilebilmesi için ilaçların alerji mevsimi boyunca mutlaka kullanılması gerektiği uyarısında bulunarak, “Şikayetler geçse bile ilaçlar asla bırakılmamalıdır, aksi halde astıma çevirebilir” diyor.

Bahar alerjisine karşı 10 etkili öneri!

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık Ertugay, bahar alerjisine karşı almanız gereken önlemleri şöyle sıralıyor:

  • Özellikle sabahları ev veya iş yerlerinizin kapı ve pencerelerini açık tutmayın.
  • Polen miktarının en fazla olduğu sabah saatlerinde açık havada yapılacak olan aktivitelerden kaçının.
  • Eğer açık havada olacaksanız teması en aza indirmek için güneş gözlüğü ve maske kullanın.
  • Spor için kapalı mekanları tercih edin.
  • Dışarıdan geldiğinizde üzerinde polenler olacağı için kıyafetlerinizi mutlaka çıkarın ve oturduğunuz odada tutmayın.
  • Elinizi ve yüzünüzü mutlaka yıkayın ve polenler saça da yapışacağı için mümkünse duş alın.
  • Çimlerin biçildiği alanlara ve çiçekli ortamlara yaklaşmamaya çalışın.
  • Arabadayken camları kapalı tutun.
  • Klima filtrelerini her ay değiştirin. Alerjenleri tutan özel filtreler de kullanabilirsiniz.
  • Dışarıdaki havayı kullanmayan ve hava değişimini içeride bulunan havayı kullanarak temizleyen özel klimaları tercih edin.

İstanbul’un gözdesi Gallada yenilendi

İstanbul’un gözdesi Gallada yenilendi

The Peninsula Istanbul’da konumlanan GALLADA, misafirlerine dört mevsim hizmet sunma arzusuyla yenilendi.

Çok kısa bir aranın ardından yeniden kapılarını açan GALLADA, misafirlerini göz alıcı atmosferinde, Şef Direktör Fatih Tutak danışmanlığında İpek Yolu’ndan ilhamla hazırlanan eşsiz lezzetlerini keşfetmeye davet ediyor.

Michelin yıldızlı şefi Fatih Tutak’ın şef direktörlüğündeki Türk-Asya restoranı GALLADA’da her tarif, antik İpek Yolu’ndan izler taşıyor.

Boğaz ve tarihî yarımadanın eşsiz manzarasına hakim, nar ağaçları ile çevrili göz alıcı terası ile GALLADA, özenle tasarlanmış mimarisi ve şık detaylarıyla büyüleyici bir atmosfer sunuyor.  Dünyaca ünlü yerli ve yabancı DJ performanslarının eşsiz lezzetlerle buluştuğu GALLADA, şehrin gece hayatının çekim noktalarından biri olmaya devam edecek.

GALLADA’nın üst katında yer alan Topside Bar, Türk-Asya mutfağını yansıtan yenilikçi kokteylleri ile unutulmaz bir deneyim sunuyor. Gün batımı keyfini çıkarmak ya da gecenin dinamizmini yaşamak isteyenler Topside Bar’da buluşuyor.

Şef Direktör Fatih Tutak

 GALLADA and Topside Bar

Karaköy, Kemankeş Karamustafapaşa Mahallesi, Kemankeş Caddesi No:34,

34425 Beyoğlu, İstanbul

www.galladaistanbul.com

Telefon: +90 212 931 2888

Email: gallada@galladaistanbul.com

GALLADA

Akşam Yemeği

Hafta içi: 18:30 – 01:30

Hafta sonu: 18:30 – 02:00

Topside Bar

Hafta içi: 16:00 – 01:00

Hafta sonu: 16:00 – 02:00

Türkiye’nin İlk Uzak Doğu Festivali

Türkiye’nin İlk Uzak Doğu Festivali

SushiCo, Türkiye’nin ilk büyük Uzak Doğu festivalini Kanyon’da gerçekleştirecek. Uzak Doğu’nun sanatını, müziğini ve geleneklerini İstanbul’un merkezine taşıyacak. Kapıları herkese açık ve ücretsiz olan festival 23 Mayıs’ta başlayarak üç gün boyunca ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatacak. Türkiye’de bir ilk olan festival, geniş kapsamlı programıyla her yaştan ziyaretçiyi Uzak Doğu’nun büyüleyici atmosferiyle buluşturacak.

İstanbul’da üç gün boyunca Uzak Doğu esintileri hissettirecek festivalde ziyaretçilerin beğenisine sunulacak SushiCo özel tasarımlı ürünlerin gelirleri ise TOÇEV’e bağışlanarak çocukların eğitimlerine destek sağlanacak.

Parklife Festivali

Parklife Festivali

Manchester-İngiltere 10-11 Haziran

Bir hafta sonu festivali ve İngiltere’nin en çeşitli müzik etkinliklerinden biri… Ünlü DJ’lerden farklı türlerin en iyi gruplarından müziklerini duyurduğu bir festival. Dinlenme alanları, canlı interaktif sanat, çılgın enstalasyonlar, canlı müzik, komedi, sözlü sözler ve tiyatro – Parklife’ın ziyaretçilerine sunduğu şeylerden bazıları.

Heaton Park, 500 dönümlük alanıyla Avrupa’nın en büyük belediye parklarından biridir. Burada 18 delikli bir golf sahasının, macera oyun alanının, tekne gezintisinin ve tramvay müzesinin keyfini çıkarabilirsiniz. Heaton Park, Manchester şehir merkezinin 5 mil kuzeyinde yer alır ve iyi toplu taşıma bağlantılarına sahiptir

Dedeman şimdi de Mardin’de

Dedeman şimdi de Mardin’de

Türkiye’nin yerli otel zinciri Dedeman Hotels & Resorts International, misafir memnuniyeti odaklı hizmet anlayışı Mardin’e taşıdı.

Daha önce Rozelin Yalçın Şirketi tarafından işletilen Kasr-ı Beyaz Hotel, Mayıs ayı itibariyle misafirlerini ‘Rest & More by Dedeman Mardin Kızıltepe’ olarak ağırlamaya başladı.

Hipertansiyon yaşını öne çeken 7 önemli etken!

Hipertansiyon yaşını öne çeken 7 önemli etken!

Atar damarlardaki kan basıncının çok yüksek olması anlamına gelen hipertansiyon tüm dünyada ve Türkiye’de kardiyovasküler hastalıklar için en yaygın risk faktörü olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada 1.5 milyardan fazla kişi hipertansiyon hastası. Ülkemizde de neredeyse her 3 kişiden 1’ine  hipertansiyon (140/90 mmHg veya daha yüksek) tanısı konuyor. Üstelik yapılan son çalışmalar hipertansiyonun 20  yaş grubundaki genç yetişkin popülasyonda, hatta çocuklarda bile giderek yaygınlaştığını gösteriyor. Tedavi edilmediğinde kalp krizinden inmeye, beyin kanamasından böbrek yetersizliğine kadar ciddi sonuçlara yol açabilen hipertansiyon çoğu zaman belirtisiz seyrediyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, bu nedenle hiçbir yakınması olmasa  da kan basıncının çocukluktan itibaren düzenli olarak ölçülmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Hipertansiyonun önlenebilir bir hastalık olduğu ve her yaşta görülebildiği unutulmamalıdır. Dolayısıyla kardiyovasküler hastalık  riski yüksek olan çocuklarda, anne veya babasında hipertansiyon olan çocuklarda, yine kilolu veya obezite sorunu olan ve hareketsiz yaşam tarzına sahip gençlerde yılda en az bir kez kan basıncının kontrol edilmesi son derece önemlidir” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, hipertansiyonun genç yaşlarda görülmesine yol açan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Doç. Dr. Alper Karakuş

Doç. Dr. Alper Karakuş

Aşırı tuz tüketmek

Fazla tuz içeren fast food tarzı gıdaların ve aşırı işlenmiş ürünlerin sık sık tüketilmesi hipertansiyonun daha erken yaşlarda görülmesine neden olabiliyor. Yapılan araştırmalara göre, günde 5 gramdan fazla tuz tüketen kişilerin hipertansiyona yakalanma riski daha yüksek. Türkiye’de genel popülasyonda yapılan SALTURK çalışmasında, günlük tuz tüketimi yaklaşık 15 gram olarak saptandı. Hipertansiyon tanısı olan hastaların ise çok fazla tuzlu yiyeceklerden kaçınmaları ve günde 2 gramın altında kalmaya çalışmaları gerekiyor.

Obezite

Çağımızın önemli bir sorunu olan ve genç nüfusta, hatta çocuklarda bile görülme sıklığı hızla artan obezite de hipertansiyona neden olan önemli bir etken. Sağlık Bakanlığı verileri, ülkemizde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 65’inin ideal değerlerin üzerinde bir vücut ağırlığına sahip olduğunu bildiriyor. Yapılan araştırmalar  yüksek vücut kitle indeksi (> 25 kg/m2) veya geniş bel/kalça oranına (>0,85) sahip kişilerde hipertansiyon riskinin 3 kat artığını gösteriyor.

Hatalı beslenme alışkanlığı

Gençlerde görülen yüksek tansiyonun bir diğer önemli sebebi, sağlıksız beslenme ve çabuk

tüketilen besinlere (fast food) kayan yeme alışkanlığı. Yapılan çalışmalar, işlenmiş besinlerin, doymuş veya trans yağ oranı yüksek yiyeceklerin, rafine şekerin ve yine gençlerin beslenmelerinde daha az meyve ve sebzeye yer vermelerinin hipertansiyondaki sayısal artışla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper  Karakuş, “Yüksek tansiyon hastalarının ağırlıklı olarak sebze ve meyve, daha az yağlı besinler, tam tahıl ve sebze kaynaklı proteinler tüketmeleri çok önemlidir” diyor.

Hareketsiz yaşam

Gençlerde egzersiz eksikliği de hipertansiyon gelişimine yol açabilen bir başka önemli etkeni oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, yürümek, koşmak, yüzmek ve ağırlık kaldırmak gibi güç artıran fiziksel aktivitelerin yüksek tansiyonu önlemeye ve düşürmeye yardımcı olduğunu belirterek,  “Dünya Sağlık Örgütü haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta  aerobik egzersiz (veya haftada 75 dakika şiddetli aerobik egzersiz) ile haftada en az 2 gün güç geliştirme egzersizleri yapılmasını önermektedir” bilgisini veriyor.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi

Tütün ürünleri kullanmak

Sağlık Bakanlığı verileri; 15 yaş ve üzerindeki gençlerin yaklaşık yüzde 27’sinin aktif sigara içicisi olduğunu bildiriyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, malign hipertansiyon olarak adlandırılan çok yüksek seviyelerdeki hipertansiyonun sigara tüketimiyle doğrudan ilişkisinin ortaya konduğuna işaret ederek, “Özellikle, hipertansiyonu olup sigara içenlerde malign hipertansiyona yakalanma riskinin sigara içmeyenlere göre 5 kat daha fazla olduğu kanıtlanmıştır. 2019 yılında yayınlanan Türk Hipertansiyon Uzlaşı raporu sigarayı bırakmanın kardiyovasküler riskini azaltmada en etkili önlemlerden biri olduğunu vurgulamıştır” diye konuşuyor.

Alkol tüketimi

Yaygın inanışın aksine, kronik etanol tüketimi kan basıncını düşürmediği gibi erkekler için günde 20–30 gram ve kadınlar için 10–20 gram etanolün aşılması kardiyovasküler sorunların gelişme riskinin daha çok artmasıyla sonuçlanıyor. Araştırmalar, hipertansiyon tanısı olan gençlerde yüzde 54 oranında alkol tüketimi olduğunu gösteriyor.

Anksiyete

Gözlemsel çalışmalara göre, genç yetişkinlerde anksiyete tanısı sonrasında hipertansiyon gelişme riski daha yüksek. Otonom mekanizmalardaki değişikliklere daha uzun süre maruz kalmayla açıklanan bu durum, hipertansiyon tanısı alan genç hastalarda anksiyetenin erken tespitine ve yönetimine dikkat çekiyor.