Yazılar

Kulak çınlaması neyin habercisi?

Kulak çınlaması neyin habercisi?

Gerçekte olmayan zil sesi, hışırtı ve uğultu gibi seslerin duyulması ‘kulakta çınlama’ ya da tıp dünyasındaki adıyla ‘tinnitus’ olarak tanımlanıyor.  Çok fazla gürültülü ortamda bulunmanın yanı sıra cep telefonuyla fazla konuşmak, kulaklık ile yüksek volümlü müzik dinlemek, çevredeki ses kirliliğinin artışı ve geçirilmiş Covid-19 enfeksiyonu gibi etkenler nedeniyle kulakta çınlama sorununun son yıllarda giderek yaygınlaştığı belirtiliyor. Öyle ki günümüzde her 15 kişiden biri, hayatının bir döneminde kulak çınlaması problemi yaşıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan, yaşam kalitesini düşürebilecek şiddete ulaşabilen kulak çınlamasının genellikle dış kulak yolundaki kir gibi  basit ve kolayca müdahale edilebilen nedenlerden kaynaklansa da bazen ciddi bir hastalığa da işaret edebileceğini belirterek, “Dolayısıyla kulak çınlamasında erken tanı ve tedavi son derece önemlidir.  Çınlamaya yol açan etkenin erken dönemde tespit edilmesi tedaviye cevabı kolaylaştırır. Geç kalındığında ise örneğin çınlama kulak tansiyonu gibi hastalığa bağlı gelişmişse işitme kaybı gelişebilir. Çınlamada tedavi sebebine yönelik yapılmaktadır. Nedeni tespit ve tedavi edildiğinde çınlama çoğu zaman sorun olmaktan çıkmaktadır” diyor. Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan, kulak çınlamasına yol açan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Prof. Dr. Dilaver Özturan

Prof. Dr. Dilaver Özturan

Akustik travma

Ani ve şiddetli şiddetli ses dalgalarına maruz kalma sonucu gelişen akustik travma, işitme kaybının yanı sıra kulakta çınlamaya da sebep olabiliyor. Genellikle aşırı yüksek sese maruz kalan müzisyenlerde, gürültülü ortamda çalışan kişilerde ve avcılarda oluşan akustik travma tedavi edilmezse işitme kaybı kalıcı hale gelebiliyor.

Meniere hastalığı

Meniere iç kulaktaki keselerde basınç artışından dolayı ortaya çıkan bir hastalık. İşitme kaybı, çınlama ve baş dönmesi, ataklar halinde gelişen bu hastalığın en belirgin işaretlerini oluşturuyor.  Pek çok tedavi seçeneğinin olduğu meniere hastalığında stres kontrolü  ve diyet önem taşıyor.

Kulak zarında oluşan delik

Dış kulak yolunda oluşan kir ya da kulaktaki saç gibi yabancı maddeler de kulak çınlamasına yol açabilen etkenlerden. Bunların yanı sıra kulak zarında oluşan delik nedeniyle de çınlama sorunu gelişebiliyor.

Orta kulak yolu enfeksiyonları

Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı olarak gelişen orta kulak yolu  enfeksiyonları, işitme kayıplarının yanı sıra sıklıkla kulakta uğultu tarzında gelişen çınlama da yapıyor. Bunun nedeni ise enfeksiyonların kulak yolunu tıkayabilecek şişlik veya sıvı içermeleri.  Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan, orta kulak enfeksiyonlarında nedene yönelik tedavi uygulandığını ve çoğu zaman yüz güldüren sonuçlar alındığını söylüyor.

İç kulak kireçlenmesi

Halk arasında ‘kulak kireçlenmesi’ olarak da bilinen otoskleroz, orta kulaktaki kemikçiklerin kireçlenmesi sebebiyle gelişiyor. Daha çok işitme kaybı ve çınlama belirtileri ile kendini belli eden otoskleroz, kadınlarda ve genetik yatkınlığı olan kişilerde daha yaygın görülüyorProf. Dr. Dilaver Özturan, kadınlarda hamilelik döneminde işitme kaybının arttığı otoskleroz hastalığına ameliyat  ile kesin çözüm sağlanabildiğini belirtiyor.

Kulak sinirinin iyi huylu tümörü

Kulak sinirinin iyi huylu tümörü olan akustik nörinomlarda, işitme sinirinin kulak kanalında sıkışmasına bağlı olarak, işitme kaybının yanı sıra çınlama sorunu da oluşabiliyor.  Prof. Dr. Dilaver Özturan, “Genellikle yerleştikleri bölgede tek taraflı işitme kaybı ve çınlamaya yol açan bu iyi huylu tümörler ameliyat ile tedavi ediliyor ve çoğunlukla ek bir tedaviye ihtiyaç duyulmuyor” diyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi

Bazı hastalıklar

Kan damarlarını doğrudan etkileyen yüksek tansiyon, kontrolsüz diyabet ve yüksek kolesterol de çınlama sebepleri arasında yer alıyor. Bu hastalıkların tedavi edilmesi çınlama sorununun ortadan kalkmasını çoğunlukla sağlayabiliyor. Anemi ve demir eksikliğinin yanı sıra B12 vitamini ile D vitamini eksikliği de kulakta çınlama yapabiliyor.

Kullanılan bazı ilaçlar

Hastalıkların tedavisinde başvurulan çeşitli ilaçlar da kulakta çınlama nedeni olabiliyor.  Örneğin bazı antibiyotiklerin, idrar sökücü veya kan sulandırıcı ilaçların kullanımıyla birlikte kulaklarda çınlama sorunu gelişebiliyor.

Ağır metal zehirlenmeleri

Beslenme ya da solunum yoluyla oluşan bu toksik tablo denge bozukluğu, işitme sorunu, bulantı ve kusmayla ortaya çıkabiliyor. Ağır metal zehirlenmeleri bu yakınmaların yanı sıra kulak çınlamasını da tetikliyor.

Beyin tümörleri

Beyin tümörlerinde baş ağrısı, kusma, çift görme ve denge bozukluğu belirtileri ön planda oluyor. Ancak çok nadir de olsa bu tümörler kulakta çınlamayla da kendini belli edebiliyor.

Kulak çınlamasını hafifletmek için…

Gürültülü ortamlardan uzak durun

Kulağınıza dayadığınız cep telefonu ile uzun süre konuşmayın

Kulaklık ile yüksek seste müzik dinlemeyin

Çikolata ve mayalı yiyecekleri az tüketin

Kahve tüketimini sınırlayın

Kan basıncınızın ideal seviyede olduğundan emin olun

Sigara kullanmayın

Sofranızda bu besinlere mutlaka yer verin!

Sofranızda bu besinlere mutlaka yer verin!

Cep telefonunuzla konuştuğunuz esnada bir yandan da ‘acaba nereye koydum?’ diyerek aradığınız oldu mu? Ya da gözlüğünüz gözünüzde ‘yine nerede çıkardım?’ dediğiniz?!.. Bu ve benzeri türden basit unutkanlıklar çoğunlukla arkadaş sohbetlerinde kah gülerek kah yakınarak anlattığımız konulardan oluyor ama ya ilerleyen yaşın da etkisiyle çok ciddi hastalıkların sinyalleri olanlar! Özellikle ilerleyen yaşla birlikte çevresel faktörlerin de etkisiyle beynimiz hızla yaşlanıyor; Alzheimer ve Parkinson başta olmak üzere birçok nörolojik hastalığa gün geçtikçe daha sık rastlanıyor. Oysa beyin sağlığının ve bilişsel fonksiyonların korunması ve iyileştirilmesi için genç yaştan itibaren özellikle sağlıklı beslenme başta olmak üzere bazı önlemleri mutlaka almak gerekiyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Beslenme, egzersiz, düzenli ve kaliteli uyku, stres yönetimi gibi yaşam tarzı müdahaleleri hastalıkla birlikte meydana gelen bilişsel problemleri geciktirecek, önleyebilecek, girişimsel olmayan, güvenilir ve kolay yollardır” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, beyin sağlığını güçlendirici özelliğe sahip olan, sofralarınızda yer vermeniz gereken 5 etkili besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

  • Yağlı Balıklar

Somon başta olmak üzere yağlı balıklar zengin omega-3 yağ asidi kaynaklarıdır. Özellikle beyin sinir hücreleri için omega-3 oldukça önemlidir. Yaşa bağlı bilişsel fonksiyonların yavaşlamasını önler, hafızann güçlenmesinde etkilidir. Beyinde yer alan gri madde, karar verme, hafıza ve duyguları kontrol eden sinir hücrelerini içerir. Düzenli balık tüketmek beyinde daha fazla gri maddenin olması eğilimini artırır. Haftada 2 gün fırında ya da ızgara gibi pişirme yöntemlerini kullanarak balık tüketebilirsiniz. Özellikle hamile ve emziren kadınlar kiremit balığı, köpekbalığı, kılıçbalığı ve kral uskumru gibi civa içeriği yüksek balıklardan kaçınmalıdır.

  • Kahve

Kahvede bulunan kafein ve antioksidanlar beyin sağlığının desteklenmesine yardımcı olur. Özellikle antioksidan etkisi ile bilişsel işlevlerdeki bozulma ile savaşır. Konsantrasyonu artırması, dopamin gibi iyi hissettiren nörotransmiterlerin artışını sağlaması gibi etkileri ile de beyin üzerinde olumlu etki yapmaktadır. Ancak günlük alınan kafein miktarına dikkat edilmelidir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Önerilen maksimum miktar günlük 400 mg kafein alımıdır. Hamilelerde bu miktar 200 mg ile sınırlandırılmalıdır. Sağlıklı yetişkinler için ortalama 2-4 fincan kahve tüketmenin nörolojik hastalık riskini azalttığı gözlemlenmiştir. Tansiyon problemi olanlar ve hamileler tüketim miktarını düşürmeli ve doktorlarına danışmalıdır. Akşam saatlerinde kahve içmek uyku kalitesini olumsuz etkileyeceği için gün içinde tüketmeye özen gösterilmelidir” diyor.

  • Kabak Çekirdeği

Beyin sağlığı için diyet örüntüsünde her gün yer alması önerilen ceviz, fındık ve bademin yanı sıra yine yağlı tohumlardan olan kabak çekirdeği de; içerdiği çinko, magnezyum, bakır ve demir içeriği ile beyin sağlığı için önemli olan besin ögelerinin en önemli kaynaklarından biridir. Öğlenme, hafıza, sinir sinyali, bozulmuş beyin fonksiyonu gibi beyin sağlığı için önemli etkileri olan kabak çekirdeğini tansiyon sorunu olsun olmasın mutlaka tuzsuz tüketmek gerekir. Günde 1 çay bardağından fazla tüketilmemelidir.

  • Yumurta

Yumurta; B6, B12, folat ve kolin dahil olmak üzere beyin sağlığı ve gelişimini destekleyici en önemli besin kaynağıdır. Özellikle kolin, hafızanın güçlenmesini destekleyen asetilkolin oluşturmak için önemlidir. Karaciğerde az miktarda üretilir ancak dışarıdan besinler ile alınması gerekir. Gebelik ve emzirme döneminde yeterli kolin tüketimi bebeğin beyin gelişimini olumlu etkilemektedir. Kolin alımı kadınlar için günde 425 mg, erkekler içinse 550 mg’dır. 1 adet yumurta 147 mg kolin içerdiğinden günlük gereksinimin yaklaşık yaklaşık 30’u bu şekilde karşılanabilmektedir.

Alzheimer ve Parkinson

  • Zerdeçal

Zerdeçalda bulunan kurkumin beyin sağlığı için güçlü bir antioksidan ve anti-inflamatuardır. Hafızanın gelişmesine yardımcı olur, Alzheimer hastalığı ile bilirkte ortaya çıkan amiloid plakların azalmasına katkı sağlar. Yaşa bağlı meydana gelen bilişsel fonksiyonlardaki yavaşlamının geciktirilmesinde etkilidir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yapılan çoğu çalışmaya göre; sağlıklı bir beslenme planı içerisinde zerdeçala yer vermek beyin sağlığı açısından etkili olacaktır. Günde 12 gr yaklaşık 2 tatlı kaşığını geçmeyecek kadar salata veya çorbalarınıza ekleyerek tüketmek iyi bir seçenektir. Ancak hamile, emziren kadınlar, safra kesesi ve kronik böbrek rahatsızlığı olan kişiler zerdeçal tüketimini doktorlarına danışıp sınırlandırmalıdır” diyor.

Sağlıklı beyin için bu besinlerden kaçının!

Yapılan çalışmalara göre; sağlıksız beslenme ile bilişsel fonksiyonlarla ilgili hastalıklardaki artış arasında çok yakın ilişki bulunduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik şöyle konuşuyor: “Son yıllarda diyet örüntüsünün beyin sağlığı üzerine etkisi ile ilgili çok fazla araştırma yapılmıştır. Doymuş yağ, fazla fruktoz alımı, rafine şeker, işlenmiş besinlerin tüketimi gibi olumsuz beslenme davranışları yaşlılarda inflamasyonu artırarak, bilişsel fonksiyonu etkilemektedir. Bu nedenle bu tür beslenme alışkanlıkları terk edilmelidir. Yapılan araştırmalar; sebze, yağlı tohum, kabuklu yemiş, balık, kurubaklagil ve zeytinyağı gibi besinlerden zengin, doymuş yağdan fakir bir diyet olan Akdeniz diyetinin bilişsel fonksiyonların bozulmasını geciktirdiğini, önleyebildiğini ve hafıza gibi bilişsel yetenekleri geliştirmeye yardımcı olduğunu göstermektedir. Özellikle yaşamın erken dönemlerinden itibaren beyin sağlığı açısından doğru besin örüntülerini içeren bir beslenme alışkanlığı kazanılmasının çok büyük faydaları olduğu araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır.”

Dr. Oetker’den yeni lezzet “Çilekli Trileçe”

Dr. Oetker’den yeni lezzet “Çilekli Trileçe”

Dr. Oetker’in sevilen lezzeti Trileçe şimdi de çilekli çeşidiyle raflarda yerini aldı. Dr. Oetker Çilekli Trileçe içerisinde özel un karışımı, ıslatma sosu karışımı, krema karışımı ve çilekli sos için toz karışımı bulunuyor. Dışarıdan çilek, yumurta, süt ve krema eklenerek pratik bir şekilde hazırlanabiliyor. Ayrıca çilek yerine aynı miktarda ahududu, böğürtlen, yaban mersini veya frenk üzümü kullanarak da dilediğiniz lezzette Trileçe’yi hazırlayabilirsiniz.

Beş yıllık planını açıkladı

Beş yıllık planını açıkladı

Seçimin ardından yeni dönemin ilk meclisi Eyüpsultan Belediye Başkanı Dr. Mithat Bülent Özmen başkanlığında toplandı. Meclisin açılış konuşmasını yapan Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen, “Eyüpsultan’a 5 yıl çok değerli, çok güzel hizmetler etme umudu temennisiyle ilk toplantıyı açtı.

Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen, “Benim her zaman söylediğim bir şey var, 10 yıllık işi 5 yılda yapalım diye. Sizi de bu ortak gayrete davet ediyorum. Eyüpsultan’da 10 yıllık işi 5 yılda birlikte yapalım çünkü buna ihtiyacımız var. Bütün komşularımızın yüzünü güldüren, barınma sorunlarını çözen, özellikle kentsel dönüşüm, tapu, gecekondu sorunlarını çözen, gençlerimizin, kadınlarımızın, emeklilerimizin, yoksullaşan halkımızın sorunlarına eğilen, sosyal belediyecilikte eşitliği esas alan adaletli belediyeciliğe önem veren örnek bir yönetim olmayı hedefliyoruz.” Dedi.

Sakıp Sabancı, ölümünün 20 yılında özel bir tören ile anılacak

Sakıp Sabancı, ölümünün 20 yılında özel bir tören ile anılacak

Sabancı Üniversitesi Onursal Başkanı Merhum Sakıp Sabancı, aramızdan ayrılışının 20’nci yılında özel bir törenle anılacak.

30 Nisan, Salı günü gerçekleşecek olan “Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri ve 20’nci Yıl Anma Töreni” kapsamında önde gelen bilim insanlarının katılımıyla “Sakıp Sabancı’nın Vizyonu: Küreselleşen Dünyamızda Geleceğe Yol Alırken Trendler, Riskler ve Fırsatlar” temalı bir panel düzenlenecek.

Anma töreni, Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın konuşmasıyla başlayacak.

Panelin konuşmacıları arasında Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri Jüri Özel Ödülü kazananları London School of Economics and Political Sciences Ekonomi ve Yönetim Profesörü Lord Nicholas Stern, University College London Davranışsal Değişim Merkezi Direktörü Susan Michie ve Princeton Üniversitesi L.S. Rockefeller İnsani Değerler Profesörü Philip Pettit yer alacak.

Turizm geleceği, gençlerle masaya yatırıldı

Turizm geleceği, gençlerle masaya yatırıldı

Turizm Haftası kapsamında gerçekleştirilen “Turizm Buluşması”nda sektörün duayenleri gençlerle bir araya geldi. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda geçekleşen etkinlikte açılış konuşmasını TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya yaptı.

Bağlıkaya, “Ülkemiz 100 milyon yabancı ziyaretçi sayısını hedeflerken en büyük güvencemizi turizm alanında eğitim alan gençlerimiz oluşturuyor. Günümüzde 1,5 milyon düzeyinde olan turizm istihdamı en az iki katına çıkacak. Kariyer planlaması yapan tüm gençlerin turizmdeki bu büyümeye büyük katkı sağlayacağına inanıyorum” dedi.

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya ve TÜRSAB yönetimi, turizm sektörünün geleceği olan gençlerin sektördeki rolünü güçlendirmek ve genç istihdamı artırmak amacıyla, turizm eğitimi alan gençlerle buluştu.

Sektörde herkes mutlu olmalı    

“Kendisi mutlu olmayan birinin başkasını mutlu etmesi pek mümkün değildir” diyen Bağlıkaya, “Turizmciler; patronundan çalışanına kadar tüm aktörleri ile mutluysa misafirleri de mutlu olacaktır. Turizmcileri mutlu etme görevi devletin, turizm çalışanlarını mutlu etme görevi de sektöründür. Sizlere, içinde olmaktan mutlu olacağınız bir sektör adına bu mesleğe şimdiden hoş geldiniz diyorum.” şeklinde konuştu.

Bağlıkaya, turizmin oluşturduğu ekonomik hacmi ile hem istihdam yarattığına hem de yerel kalkınmaya katkı sağladığına işret etti. Turizmdeki rekabette başarılı olmanın yolunun verilen hizmetin niteliğini yükseltmekten geçtiğini ifade etti.

Turizmin Türkiye’de hem mevsimsel hem de bölgesel olarak dar bir alana sıkıştığına işaret eden Firuz Bağlıkaya, “Bir an önce kültür, yayla, gastronomi, sağlık turizmi gibi rekabette üstün olduğumuzu bildiğimiz alanlara daha fazla ağırlık vermek zorundayız” diye konuştu. TÜRSAB olarak buradan hareketle turizm sektörünü geleceğe taşımak için ‘Turizm Yüzyılı’ projesini hayata geçirdiklerini açıklayan Bağlıkaya, bu proje ile turizm sektörünü geleceğe taşımak üzere; turizmi 12 aya yaymayı, turizmin tüm ülkeye dengeli biçimde dağılmasını sağlamayı, yüksek gelirli turist oranını artırmayı hedeflediklerini kaydetti.

Tatilin daha fazlası Salamis Bay Conti Resort Hotel

Tatilin daha fazlası Salamis Bay Conti Resort Hotel

Kıbrıs’ın en gözde otelleri arasında yer alan Salamis Bay Conti Resort Hotel, 2024 yazında unutulmaz bir tatil vaat ediyor.

Su sporları, animasyonlar, canlı müzik performansları ve sahne şovları ile her anı dolu dolu bir tatil yaşatan Salamis Bay Conti Resort Hotel, her yaştan konukların beklentilerini karşılıyor.

Her şey dahil konsepti, yüksek hizmet kalitesi ve konforlu alanlarıyla konuklarına unutulmaz bir tatil yaşatan Salamis Bay Conti Resort Hotel, 2024 yazında da denize sıfır kum plajı ve havuzları ile güneşin tadını çıkarmak için mükemmel bir ortam sunuyor.

Türk ve Dünya mutfağına ek olarak Çin ve İtalyan lezzetleri ile de özel tatlar sunan Salamis Bay Conti Resort Hotel, fark yaratan menüsüyle her zevke hitap ediyor.

Hotel, mini club’taki eğlenceli etkinlikleri, çocuk parkı, yüzme havuzları ve gün boyu süren animasyonları ile çocuklara da unutamayacakları bir tatil yaşatıyor.

Nadir hastalık olan Hemofili nedir?

Nadir hastalık olan Hemofili nedir?

“Hemofili, pıhtılaşma faktörlerinin eksikliğinden dolayı kanın olması gerektiği gibi pıhtılaşamadığı nadir bir hastalıktır. Kandaki pıhtılaşma proteinlerinin azlığından kaynaklanır.” diyen Liv Hospital Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Köroğlu, tedavideki zorluklardan dolayı önlem almanın öncelik olduğunun altını çizerek hemofili hakkında bilgiler aktardı.

Prof. Dr. Mustafa Köroğlu

Prof. Dr. Mustafa Köroğlu 

Hemofili nedir?

Kanımızın içinde değişik fonksiyonlara sahip proteinler bulunur. Bunların hepsinin görevi farklı farklıdır. Bazı proteinler travma geçirdiğimizde damarlarımızdan aşırı kan kaybını engelleme özelliğine sahiptir. Bu proteinlere pıhtılaşma faktörleri adı verilir. Normal hayatta bu faktörler çalışmaz yani inaktivedir. Eğer çalışsaydı kanımız damar içinde donar, dolaşım devam etmezdi. Üstelik bir tarafta kan dolaşımı dururken vücudun diğer bölgelerinde de kanamalar başlardı. Bu yüzden bu sistemin hazır halde olup çalışmaması ve gerektiğinde kanı uygun şekilde pıhtılaştırması çok önemli. Ancak bazı bireylerde bu faktörlerde eksiklik, fazlalık ya da işlevlerinde anormallik bulunabiliyor.

Pıhtılaşma faktörleri hastalıklarının çoğu kalıtsal hastalıklar grubunda yer almaktadır. Yani vakaların çoğunda hastalık ailevi özellik gösterir ve bozuk gen taşıyan ebeveynden kalıtım yoluyla alt kuşaklara aktarılır. Hemofili, pıhtılaşma faktörlerinin eksikliğinden dolayı kanın olması gerektiği gibi pıhtılaşamadığı nadir bir hastalıktır. Kandaki pıhtılaşma proteinlerinin azlığından kaynaklanır. Normalde bir travma yaşandığında kandaki pıhtılaşma faktörleri, kanı yapışkan hale getirmek ve bir pıhtı oluşturmak için şekil değiştirerek aktive olur. Böylelikle kanama kontrol altına alınarak bir süre sonra durur.

Hemofili hastalarının kanlarında ise gereği kadar pıhtılaşma faktörü yoktur. Bu nedenle hemofili hastaları yaralandıklarında kanları olağan şekilde pıhtılaşmaz. Kesilen ve yaralanan bölgede kanamalar daha uzun sürer. Travma sonrası geç kanamalar olabilir. Küçük yaralanmalar genelde ciddi bir sorun teşkil etmez. Organ, kas veya eklemlerin görünmeyen iç kısımlarında gerçekleşen kanamalardan ise ciddi derecede endişe edilir. Planlı ve ani gelişen durumlarda gereken cerrahi operasyonlar sırasında veya sonrasında kanama komplikasyonu gelişme riski de çok yüksektir.

Kanama çeşitleri

İç kanamalar, organlara ve dokulara zarar verebileceği için hayati risk taşır. Kanın pıhtılaşma sürecini yavaşlatan hemofili hastalığı, ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Eklem içine kanamalar süreğen hale geldikçe bireyler kol ve bacaklarını düzgün hareket ettirememeye başlarlar. Gelişen eklem deformiteleri nedeni ile hasta kalıcı olarak engelli kalabilir.

Hemofili tipleri

Hemofilinin genellikle genetik olarak rastlanan bir hastalık olduğundan bahsetmiştik. Ancak hastalığın farklı tipleri ve şiddet seviyeleri vardır. Kanamanın seyri de buna göre değişkenlik göstermektedir. Kimi vakalar doğumdan itibaren ağır seyreder. Kimileri ise normal hayatlarına devam ederler ve yalnızca hayatın belli dönemlerinde kanama olabilir. Hemofili genelde X kromozomu ile ilişkili bozukluklardan ortaya çıkar. Bu nedenle iki X kromozomu taşıyan (46,XX) kadınlar hemofili taşıyıcısı olurlar ve herhangi bir hastalık belirtisi göstermezler. Taşıyıcı kadınlar çocuklarına %50 ihtimalle bu geni aktarırlar ve hastalıklı tek gen bile taşıyan erkek çocukta hemofili gelişir. Yine de nadir durumlarda örneğin hemofili hastası bir erkek ile taşıyıcı bir kadının evlenmesi neticesinde doğan kız çocuğunda da hemofili gelişebilir.

Prof. Dr. Mustafa Köroğlu

Belirtiler ve bulgular

Hastalık erkek bireylerde iyi tanımlanmıştır. Erken çocukluk evresinden başlayarak yürümeye çalışırken, oyun oynarken travmaya maruz kaldıkça hastada ağrılı – şiş eklemler, morluklar gelişmeye başlar. Kanamaların büyüklüğü faktör eksikliğinin düzeyi ile yakından ilişkilidir. Bazen dışkı ve idrarda kanamalar görülür. Burun kanaması görülebilir. Eğer hasta kadın ise adet kanamaları uzun sürebilir, hatta ciddi eksiklik durumlarında hayatı tehdit edecek kadar fazla olabilir.

Hastalığın tedavisi ve önleme

Hemofili akraba evliliğinin fazla olduğu bazı topluluklarda daha çok görülebilir. Bu gibi durumlarda genetik tanı testleri yapılması, antenatal (doğum öncesi) tetkiklerle fetüsün tanısının konulması, genetik danışmanlık verilmesi önerilmektedir. Yine de hemofili hastası bir bebek doğduğunda aileye eğitim verilmesi, çocuğa eksik olan faktörün verilmesi (faktör replasman tedavisi) gerekir.

Tedavideki zorluklar nedeniyle önlem birinci önceliktir. Replasman ancak damar yolundan ilaç enjeksiyonu ile yapılabilmektedir. Bunun haricinde yeterli faktör replasmanı alan vakalarda bile kanama ihtimali ve pıhtılaşma faktörlerine karşı bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesi ile gelişen “inhibitör” varlığı tedavideki zorluklardan bir kaçıdır.

Hastalığın doğası itibariyle hemofili vakaları multidisipliner yaklaşımla çocukluk yaş grubunda da erişkin olduklarında da kapsamlı hematoloji tanı tedavi merkezlerinde izlenir. Hastalar pediatrik hematoloji, fizik tedavi, psikiyatri hekimlerince ve çocuk gelişim uzmanlarınca tedavileri düzenlenir. Mümkünse özel sınıflarda travma ihtimalinden korunarak eğitim görürler.

Lifepark, FoodieFest’e ev sahipliği yapacak

Lifepark, FoodieFest’e ev sahipliği yapacak

Lifepark’ta 18 Mayıs 2024 tarihinde gerçekleşecek olan FoodieFest’de Cem Yenel, Melis Fis, Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars, Buray ve Köfn sahne alacak.

Türkiye’nin dört bir yanından en sevilen sokak lezzetlerini bir araya getiren festivalde; 50’den fazla hamburger, hotdog, kokoreç, tantuni gibi sokak lezzetlerini deneyimleyebilirsiniz. Ayrıca, vegan dostu ürünlerle dolu standları keşfedebilir ve lezzet dolu bir gün geçirebilirsiniz.

Foodiefest biletleri; Biletix ve Passo ‘da içerisinde 2 adet sokak lezzetinin dahil olduğu bir paket şeklinde sunuluyor.

Hatay kahvaltısı İzmir Petek Pastanesi’nde

Hatay kahvaltısı İzmir Petek Pastanesi’nde

Hatay’ın dillere destan kahvaltısı, Petek Pastanesi’nin Mavişehir ve Bayraklı şubeleri ile İzmir’de… 85 farklı kahvaltı çeşidi ile yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çeken dünyaca meşhur Hatay kahvaltısı, Petek Pastanesi aracılığı ile İzmir’e geldi.

Petek Pastanesi

SERPME KAHVALTI

Hatay’ın kırma yeşil zeytin salatası. Sele siyah zeytin. Yeşil kırma zeytin. Polifenolü yüksek soğuk sıkım zeytinyağ ile karıştırılmış zahter salatasında; sumak, şumra, fıstık, susam, çörek otu gibi 12 çeşit baharat bulunuyor. Baharatlar Petek Pastanesi’nde tek tek ve taze olarak çekilip bir araya getiriliyor. Sonbaharda dağlardan toplanan yabani kekik salamura salatası. Çökelek ve çeşitli baharatlarla hazırlanmış sürk salatası. Ceviz reçeli. Gulüten içermeyen nohut ile hazırlanan humus. Yüksek rakımda Petek için üretilen lezzetli ceviz ve Hatay’a özel, çekilmiş başbiber ile yapılmış muhammara. İzmirlilerin damak tadına uygun olması için çeşitli baharatlarla revize edilen ve domates reçeli ile servis edilen tuzlu yoğurt. Lor peynir, yeşilbiber ve Trabzon tereyağı ile hazırlanan sahanda yumurta. Petek özel suböreği de serpme kahvaltıda yer alıyor. Serpme kahvaltı iki kişilik olarak servis ediliyor.

Petek Pastanesi

PEYNİR TABAĞI

Kars kaşarı. Çörek otlu sepet peyniri. Çanakkale Ezine peyniri. İzmir bölge damağı için düşünülmüş; üç çeşit peynir ve baharat ve de Petek soğuk sıkım zeytinyağı ile karıştırılan Girit ezmesi. Petek için üretilen ceviz. Gün kurusu ve sarı olarak iki çeşit kayısı. Lolorosso yeşillik. Hindi ve dana jambon. Petek özel pişi. İki çeşit mevsim meyvesi. Domates ve salatalık peynir tabağında yer alıyor. Ekmek sepeti ise; ekşi mayalı baget, sacda pişirilmiş tam buğdaylı sac ekmeği, kayısı ve ceviz içerikli ekşi maya ekmeği, rulo kepekli Viyana ekmeği bulunuyor. Kahvaltı ile birlikte siyah çay ikram ediliyor. Artı olarak isteğe bağlı bir şekilde çifte kavrulmuş Hatay kahvesi sunuluyor.

Petek Pastanesi

SICAK KAHVALTI TABAĞI

Tek kişilik olarak servis edilen sıcak kahvaltı tabağında; bir dilim Petek su böreği, kıymalı ve biberli kaytaz, peynir kızartması, ekşi maya ekmeği üzerinde göz yumurta, ızgara sucuk, sosis, domates, biber ve patates kızartması bulunuyor. Kişi sayısına göre serpme kahvaltı yanında, sıcak kahvaltı tabağı ve tezgahtan seçilecek mayalı tabağı ile zenginleştirilebiliyor. Kastamonu’da ata tohumlarından üretilen siyez unlu poğaçalar da sunuluyor.