Yazılar

Coffy’den yeni yıla özel sanat dokunuşu

Yeni nesil kahve deneyimini genç, dinamik ve yaratıcı bir çizgide sunan Coffy, yılbaşının enerjisini bu kez bardaklarına taşıyarak kahveseverlere keyifli bir sürpriz hazırladı. Marka, ünlü illüstratör Başar Bellisan ile gerçekleştirdiği özel iş birliği kapsamında, yeni yıl ruhunu yansıtan renkli ve özgün bardak tasarımlarını Aralık ayı itibarıyla tüm Coffy noktalarında misafirleriyle buluşturdu.

Sınırlı süreyle sunulan bu özel tasarım bardaklar, kahve deneyimini yalnızca lezzetle değil, görsel bir şölenle de zenginleştiriyor. Bellisan’ın karakteristik çizgileri; kış manzaraları, sıcak bir kahve molasının huzuru, paylaşma duygusunu öne çıkaran sahneler ve yeni yılın canlı renkleriyle birleşerek her bardağı küçük bir sanat eserine dönüştürüyor.

Global markaların sanatsal iş birlikleriyle yenilenme trendiyle uyumlu bu adım, Coffy’nin yaratıcılığı, estetiği ve misafir deneyimini odağına alan yaklaşımının güçlü bir yansıması niteliğinde. Marka, “Kahvenin Yeni Nesli” mottosunu yalnızca ürünleriyle değil, tasarım ve deneyim odaklı yenilikleriyle de desteklemeye devam ediyor.

#Coffy #YeniYılRuhu #KahveninYeniNesli #KahveKültürü #GurmeHaber #BaşarBellisan #TasarımBardak #SanatveKahve #CreativeCollab #CoffyExperience #KahveSeverler #KışKahvesi #SınırlıÜretim

Uyku apnesi çok ciddi hastalıklara hatta ani ölüme yol açabiliyor!

Modern çağın salgın hastalığı obezite nedeniyle günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesi yaşam kalitesini düşürüp ciddi hastalıklara zemin hazırlarken, ani ölüme de yol açabiliyor! Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, tıkayıcı uyku apnesinde hava yolunu çevreleyen kasların uyku esnasında havayolunu daraltıp, solunumun onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramasına neden olduğunu belirterek “Uyku apnesi riski erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında artmaktadır. Yapılan çalışmalar; kilomuzdaki yüzde 10’luk artışın, uyku apnesi riskini 6 kat yükselttiğini göstermektedir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Tavşanlı, uyku apnesinin 9 önemli belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Son yıllarda gerek sağlıksız beslenme alışkanlıkları gerekse hareketsiz yaşam tarzı obezitenin hızla yaygınlaşmasına neden olurken, modern çağın bu salgın hastalığı çok ciddi başka hastalıklara da neden olabiliyor. Onlardan biri de tıkayıcı uyku apnesi! Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesinin yaşam kalitesini düşürdüğünü vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Tıkayıcı uyku apnesi; basitçe havayolunu çevreleyen kasların uyku esnasında solunumu etkileyecek derecede havayolunu daraltması olarak tanımlanabilir. Uyanıkken hastalarda herhangi bir solunum sıkıntısı yoksa da, uyku esnasında bu bölgedeki kasların gevşemesi ve daralmanın artmasına bağlı olarak solunumları onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramaktadır. Bazı kişilerde yapısal olarak buradaki geçiş yolu dar olmakta ve özellikle kilo alımı ile daha da dar hale gelebilmektedir.”

Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı

Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı

Kiloda yüzde 10’luk artış, riski 6 kat yükseltiyor!

Uyku apnesinin tedavi edilmediğinde diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile beyin damarlarında hasar riskini artırdığını vurgulayan Doç. Dr. Tavşanlı “Tıkayıcı uyku apnesinde nefeste kesilmelerin olduğu dönemde kandaki oksijen oranı düşmekte olup; oksijen seviyelerindeki dalgalanmalar damar yapısında hasarlanma ve yine bunun sonucunda damarlarda tıkanıklıklara neden olabilmektedir. Bu durum aynı zamanda kan şeker düzeyi ve kan basıncı kontrolünün sağlanmasında da zorlanmaya sebep olup; dirençli diyabet ve hipertansiyona yol açabilmektedir. Bu nedenle tedavide geç kalmamak yaşamsal öneme sahiptir” diyor. Uyku apnesi riskinin erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında arttığını belirten Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, fazla kilonun da çok önemli bir risk unsuru oluşturduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapılan çalışmalara göre; kilomuzdaki yüzde 10’luk bir artış uyku apnesi riskini 6 kat yükseltmektedir. Ayrıca kişinin boyun yapısı kısaysa, boğazda havanın geçtiği yol yapısal olarak dar bir anatomiye sahipse, apne riski artmaktadır.”

Erken tedavi yaşamsal öneme sahip!

Uyku apnesinin tanısı; hastanın şikayetlerinin yanı sıra bir gecelik uykusunun izlendiği ve beyin aktivitesi, solunum, kalp ritmi ile vücut kas hareketleri gibi çeşitli parametrelerin kaydedildiği ‘polisomnografi’ tetkikiyle konuluyor. Bu tetkiklerde aynı zamanda uyku apnesinin şiddeti de belirleniyor. Doç. Dr. Tavşanlı hastalığın tedavisini şöyle anlatıyor: “Tedavi olarak hastaya gece uyku esnasında kullanacağı bir cihaz yardımıyla, genelde burna takılan bir maskeyle basınçlı hava verilmektedir. Bu yöntemle hava yolundaki tıkanıklığı aşarak solunumun kesintisiz devam etmesi hedeflenmektedir. Hastaların genelinde CPAP dediğimiz sürekli pozitif hava basıncı veren cihaz yeterli olmaktadır. Cihaz tedavisiyle birlikte hastaların fazla kilolarından kurtulmaları, dolayısı ile metabolik tablonun da kontrol altına alınması kolaylaşmaktadır.”

Tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisi!

Hastaların sıklıkla horlama şikayeti ile geldiklerini, ancak tıkayıcı uyku apnesinde tek belirtinin horlama olmadığını belirten Doç. Dr. Tavşanlı “Hatta basit horlama denilen tabloda apneye rastlanılmayabilir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisini şöyle sıralıyor;

  • Gürültülü ve aralıklı horlama
  • Hastanın nefesindeki kesintilerin çevredekiler tarafından fark edilmesi
  • Boğulur gibi uyanmak
  • Gece tuvalete kalkma ihtiyacı hissetmek
  • Gece özellikle ense ve göğüs üzerinde terlemenin olması
  • Sabah yorgun kalkmak
  • Gün içinde uykulu ve yorgun olmak
  • Sabah baş ağrısıyla uyanmak
  • Unutkanlık, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu

Doç. Dr. Tavşanlı “Kendisinde bu tür şikayetler olan kişilerin uyku tıbbı ile ilgilenen bir hekimle en kısa zamanda görüşmesi faydalı olacaktır” diyor.

#UykuApnesi #UykuSağlığı #RuhVeBedenSağlığı #SağlıkFarkındalığı #HalkSağlığı #Obezite #SağlıklıYaşam #HareketsizYaşam #BeslenmeAlışkanlıkları #Nöroloji #UykuBozuklukları #TıkayıcıUykuApnesi #UzmanGörüşü #GençlerdeUykuApnesi #GençSağlığı #ModernÇağHastalıkları #Acıbadem #AcıbademTaksim #SağlıkHaberleri

Gençlere afet bilinci eğitimi

İstanbul Rumeli Üniversitesi, afet bilincini artırmak ve gençleri gönüllü afet çalışmalarına teşvik etmek amacıyla önemli bir eğitim programına ev sahipliği yaptı. Silivri Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi ile üniversitenin Acil Afet Komisyonu iş birliğinde düzenlenen “Destek AFAD Gönüllülüğü Eğitimi”, üç oturum halinde başarıyla gerçekleştirildi.

Eğitimlerde afet öncesi hazırlık, afet anı yönetimi ve kriz sonrası koordinasyon süreçleri ele alındı. Öğrenciler, hem teorik hem de uygulamalı çalışmalarla afet bilincini pekiştirirken, saha uygulamalarında arama-kurtarma teknikleri ve kriz iletişimi üzerine deneyim kazandı.

Üniversite yetkilileri, afet farkındalığını toplumun her kesimine yaymak amacıyla benzer eğitimlerin düzenli olarak sürdürüleceğini ve gençlerin afet yönetiminde aktif rol üstlenmesinin önemini vurguladı. Silivri Belediyesi ile yürütülen bu iş birliği, üniversite gençliğinin afetlere hazırlık konusunda bilinçlenmesine katkı sağlayan örnek bir çalışma olarak değerlendirildi.

#İstanbulRumeliÜniversitesi #SilivriBelediyesi #AFADGönüllülüğü #AfetBilinci #YerelYönetim #BelediyeHaberleri #GençlikVeAfet #ToplumsalDayanıklılık #AfetEğitimi #Gönüllülük

Perran Ocakbaşı’ndan yılbaşı sofrasına Mezopotamya esintisi

Klasik ocakbaşı kültürünü modern dokunuşlarla yeniden yorumlayan Perran Ocakbaşı, ödüllü şef Mehmet Keskin koordinasyonunda hazırlanan özel yılbaşı menüsüyle misafirlerini unutulmaz bir lezzet yolculuğuna davet ediyor. Mezelerden ara sıcaklara, özenle seçilmiş ana yemeklerden tatlılara uzanan zengin menü, yerel malzemelerin ustalıkla işlendiği bir gastronomi şöleni sunuyor.

Evinde kutlama yapmak isteyenler için ise Mehmet Şef’in sınırlı sayıda hazırladığı kestaneli perde pilavı, tercihe göre hindi veya kuzu tandır eşliğinde sipariş edilebiliyor.

Menüde Mezopotamya mutfağından seçkiler öne çıkıyor: tulum peynir–tereyağı–yeşil zeytin üçlemesi, çiğ köfte, Perrane, Mütebbel, Narlı Yeşil Elmalı Atom ve Humus başlangıçları; kıymalı içli köfte, kokareçli lahmacun ve hindili kestaneli perde pilavı ara sıcakları; fıstıklı kebap, kurabiye, çöp şiş ve çıtır kanat ana yemekleri; ekmek kadayıf & kaymak, fıstıklı kadayıf & dondurma ve meyve tabağı tatlılarıyla gece taçlanıyor.

Caddebostan ve Kalamış şubelerinde, yeni nesil ocakbaşı deneyimi ve DJ performansı eşliğinde 2026’ya keyifli bir başlangıç yapmak isteyenler rezervasyonlarını şimdiden yaptırabiliyor.

Caddebostan: 0530 519 07 50

Kalamış: 0538 647 60 36

#PerranOcakbaşı #YılbaşıMenüsü #GurmeHaberleri #MezopotamyaMutfağı #YeniYılLezzetleri #MehmetKeskin #OcakbaşıKültürü #Caddebostan #Kalamış #GastronomiDeneyimi

Hormonların altüst olduğu menopozda ne yapmalı?

Menopoz dönemi, metabolizmanın yavaşlamasına, hormon dengelerinin değişmesine ve özellikle karın çevresinde yağlanmanın artmasına yol açtığı için, pek çok kadın bu sürecin zorluklarını yoğun şekilde yaşayabiliyor. Ancak bazı basit ve doğru önlemlerle, fazla kilolardan ve yağlardan sağlıklı bir şekilde kurtulmak mümkün olabiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek “Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması, vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolamasına neden olur. Eskiden kolay verilen kilolar daha zor gider, aynı miktarda yemek bile kilo artışına neden olabilir. Ancak doğru beslenme stratejileri ve düzenli egzersizle fazla kilolardan kurtulmak mümkündür” diyor. Menopoz döneminde hızlı kilo kaybı beklemenin doğru olmadığını, haftada yarım kilo gibi yavaş ama istikrarlı bir ilerlemenin hem sağlıklı hem de kalıcı sonuçlar sağlayacağını vurgulayan Enyüksek, bu süreçte yağ yakımını ve kilo vermeyi sağlayan yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek

Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek

  • Protein ağırlıklı beslenin

Menopozda kas kütlesi azaldığı için metabolizma yavaşlar. Yeterli protein almak hem kas kaybını önler hem de tokluk sağlar ve yağ yakımını destekler. Günlük beslenmenizde yumurta, kırmızı et, balık, tavuk, hindi, süt, peynir, yoğurt, ayran, kefir ve baklagillere yer verin.

  • Rafine karbonhidratları azaltın

Menopozda hormon değişimiyle birlikte vücut insüline karşı daha duyarsız hale gelir ve kan şekerindeki dalgalanmalar kilo alımını hızlandırır. Şekerli yiyecekler, beyaz ekmek ve hamur işleri kan şekerini hızlı yükseltip düşürdüğü için sık acıkma ve tatlı isteğini artırır, karın yağlanmasını tetikler. Bunun yerine düşük glisemik indeksli tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve baklagiller tercih edilmeli, karbonhidratlar her öğünde protein ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketilmelidir.

  • Sebzeler ve lifli gıdalar tüketmeye özen gösterin

Lifli sebze ve meyveler sindirimi destekler, tokluk sağlar ve kan şekerini dengede tutar. Brokoli, ıspanak, lahana, kabak, enginar, pazı, havuç gibi sebzeler ile elma, armut, yaban mersini gibi meyveler günlük beslenmede yer almalıdır. Tam tahıllar ve kurubaklagiller de hem lif hem de kompleks karbonhidrat kaynağı olarak bu dengeyi güçlendirir.

  • Sağlıklı yağları tabağınızdan eksik etmeyin

Menopozda yağları tamamen kesmek büyük bir hatadır. Özellikle omega-3 yağ asitleri hormon üretimi, kalp sağlığı, tokluk hissi ve yağ yakımı için gereklidir. Somon, sardalya, uskumru gibi yağlı balıklar; ceviz, badem, fındık, chia ve keten tohumu ve zeytinyağı ile dönemin en değerli yağ kaynaklarıdır. Salatalara zeytinyağı eklemek, ara öğünlerde birkaç ceviz veya badem tüketmek menopoz beslenmesinin temel unsurlarındandır.

  • Öğün zamanlarına dikkat edin

Menopoz döneminde hormon döngüsü değiştiği için, ne yediğimiz kadar ne zaman yediğimizin de önemi artmaktadır. Akşam saatlerinde vücudun insüline duyarlılığı azalır; yani gece geç saatlerde yenilen karbonhidratlar daha kolay yağa dönüşür. Bu nedenle akşam yemeklerini geç saatlere bırakmadan erken yemek ve hafif geçirmek büyük fark yaratır.

  • Bitkisel östrojen içeren gıdalar tüketin

Menopozda dalgalanan hormonların etkisini hafifletmek için bitkisel östrojen içeren besinler faydalı olabilir. En güçlü kaynaklar; soya ve soya ürünleridir. Ayrıca nohut, mercimek, keten tohumu ve susam da iyi seçeneklerdir. Günde bir-iki porsiyon kadar tüketmek hormon dengesine katkı sağlar. Ancak meme kanseri öyküsü veya hormona duyarlı hastalığı olan kadınların bu besinleri düzenli tüketmeden önce mutlaka doktoruna danışması gerekir.

  • Düzenli egzersiz yapın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek, menopozda kilo vermenin, kısıtlayıcı diyetlerle değil, vücudun yeni dengesine uygun, akıllı bir beslenme sistemi ile mümkün olacağını, düzenli egzersizin de bu süreçte kritik önem taşıdığını vurgulayarak “Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet veya pilates gibi aktiviteler metabolizmayı hızlandırır, kas kütlesini koruyup güçlendirerek bazal metabolizma hızını yükseltir ve menopozdaki yağlanmanın önüne geçmeye yardımcı olur” diyor.

#Menopoz #SağlıklıYaşam #BeslenmeÖnerileri #DiyetVeEgzersiz #HormonalDenge #KadınSağlığı #Metabolizma #KiloKontrolü #SağlıkHaberleri #YaşamTarzı

KeyUrla’da bağların ortasında gurme yılbaşı

Urla’nın bağ yolları ve kültürel mirasıyla iç içe konumlanan KeyUrla, bu yılbaşında doğayla bütünleşen samimi bir kutlamaya ev sahipliği yapıyor. Yerel ve mevsimsel ürünlerle hazırlanan özel yılbaşı menüsü, hoş geldin kokteyli ve Papion Swing’in canlı performansı ile misafirler doğanın ortasında abartısız ama özenli bir kutlama deneyimi yaşayacak.

KeyUrla’nın gastronomi noktası An Urla, bölgenin mutfak hafızasından ilham alan yılbaşı menüsüyle dikkat çekiyor. Somonlu bilini, levrek ceviche, Ege peynirleri, etli talaş böreği, kestane mantarlı ravioli ve ağır ateşte pişmiş dana brisket gibi tabaklar; tatlı büfesinde ise tiramisu, karamelli profiterol ve frambuaz mereng gibi lezzetler yer alıyor. Menü, üreticiyle ve toprakla kurulan bağı sofraya taşıyor.

KeyUrla ayrıca farklı villa seçenekleriyle konaklama paketleri sunarken, UVA Wellness’ın vinoterapi ve aromaterapi ritüelleriyle misafirlerine yeni yıla taze bir başlangıç yapma fırsatı veriyor.

KeyUrla Yılbaşı Programı:

31 Aralık

  • 19.00 Hoş Geldin Kokteyli
  • 20.00 Yılbaşı Yemeği
  • 00.00 Yeni Yıl Kutlaması

1 Ocak

  • 10.00–13.00 Yeni Yıl Kahvaltısı

Bilgi; www.keyurla.cominfo@keyurla.com +90 232 700 24 00

#KeyUrla #AnUrla #UrlaGastronomi #Yılbaşı2026 #GurmeDeneyim #DoğadaKutlama #EgeLezzetleri #Wellness #FoodNews #İzmirMekanları

Inari Omakase Vadistanbul’da business lunch keyfi

Vadistanbul AVM’nin hareketli caddesinde konumlanan Inari Omakase Vadistanbul, kapsamlı restorasyon sonrası yenilenen mimarisi ve Japon sadeliğinden ilham alan tasarımıyla misafirlerini ferah ve rafine bir atmosferde ağırlıyor. Doğal dokular ve minimal estetikle birleşen yeni mimari yaklaşım, mekânı iş toplantıları ve özel öğle buluşmaları için ideal bir gastronomi noktası haline getiriyor.

Inari Omakase

Özellikle iş yemeklerine odaklanan Business Lunch menüsü, edamame ve miso çorbasıyla başlıyor. Ana tabaklarda sarımsak ve limon soslu tavuk, avokado ve kuşkonmaz salataları, ponzu ve yuzu ile marine edilmiş somon sashimi, susam kabuklu karides ve tempura sebzeler eşliğinde levrek gibi seçenekler öne çıkıyor. Sushi ve noodle çeşitleri, füme palamut ve aromatik sebzelerle zenginleştirilirken; ızgara bölümünde bonfile ve baharatlı tavuk şişler doyurucu bir karakter sunuyor. Tatlı menüsünde ise miso karamel ve vanilya dondurma eşliğinde brownie, öğle yemeğini zarif bir finalle tamamlıyor.

60 kişilik açık hava bahçesi ve 80 kişilik şık iç mekân kapasitesiyle hizmet veren Inari Omakase Vadistanbul, orman manzarası ve doğal ışıkla bütünleşen atmosferiyle iş dünyasına Japon mutfağı deneyimi sunan güçlü bir buluşma noktası olmaya devam ediyor.

Inari Omakase

#InariOmakase #Vadistanbul #BusinessLunch #JaponMutfağı #GurmeDeneyim #İstanbulMekanları #FineDining #MekanHaberleri #FoodNews #İşYemekleri

Tavuk Dünyası’ndan Bademli Schnitzel ve Churros Patates

Türkiye’nin “fast-casual” restoran deneyimine yenilikçi bakış açısı kazandıran Tavuk Dünyası, menüsünü iki özel lezzetle zenginleştiriyor: Bademli Çıtır Schnitzel ve Churros Patates.

Orta Avrupa’nın klasik lezzeti schnitzel, Tavuk Dünyası’nda badem ve çıtır kadayıf kaplamasıyla yeniden yorumlanıyor. İçi yumuşak, dışı çıtır bu özel tarif, “Kendi Tabağını Oluştur” konseptiyle farklı eşlikçilerle kişiselleştirilebiliyor.

İspanya’nın ikonik tatlısı churros’tan ilham alan Churros Patates ise uzun formu ve özel dokusuyla eğlenceli bir başlangıç sunuyor. Alabama Sos ile servis edilen bu yenilikçi yorum, hem sunumda hem tatta fark yaratıyor.

Global esintilerle hazırlanan bu iki yeni ürün, 1 Aralık itibarıyla tüm Tavuk Dünyası restoranlarında misafirlerle buluşuyor.

#TavukDünyası #BademliSchnitzel #ChurrosPatates #GurmeLezzet #FastCasual #Yemeİçme #FoodNews #MekanHaberleri #YeniLezzetler #İstanbulYemeİçme

Prostatta basit testler hayat kurtarılabilir

Erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat kanseri ilk evrelerde belirti vermeden sessizce ilerlediği için genellikle geç fark ediliyor. Oysa, erken yakalandığında tedavinin başarı oranları belirgin şekilde yükseliyor.  Acıbadem International Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, düzenli yapılan testlerin erken tanıda son derece önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekerek, “Basit bir kan testi ve ürolojik muayene, pek çok erkeğin yaşamını değiştirecek kadar kritik bir önem taşımaktadır.  Hastalığın henüz belirti vermediği erken dönemde saptanması ve bu sayede tedavinin başarısının artması amaçlanmaktadır. Erken tanı için özellikle 50 yaş üstü erkeklerin, ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanların ve risk grubunda olanların taramaları aksatmamaları hayat kurtarıcı bir adım olmaktadır. Özellikle risk grubundaki hastaların yakın takibi ve taranmaları hastalığın ilerlemeden saptanmasını ve tedavi edilmesini olanaklı kılmaktadır” diyor.

Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman

Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman

Kanserle ilişkili ölümler arasında 3’üncü sırada! 

Prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz ve hızlı bir şekilde büyümesiyle ortaya çıkan prostat kanseri, güncel araştırmalara göre, her 100 bin erkekten yaklaşık 35’inde görülüyor. Avrupa’da erkeklerde en sık rastlanan kanser olan prostat kanseri, kanserle ilişkili ölümler arasında 3’üncü sırada yer alıyor. Görülme sıklığı ise yaşlanmaya bağlı olarak artış gösteriyor. Genellikle 50 yaş üstü erkeklerde rastlanan prostat kanseri riski yaş ilerledikçe belirgin şekilde artıyor ve 65 yaş üstü erkeklerde daha yaygın görülüyor. Klinik bir çalışmaya göre; 30 yaş altındaki erkeklerde görülme sıklığı yüzde 5 iken, bu oran yaşla birlikte artarak 79 yaş üstünde yüzde 59’a yükseliyor.

Aile öyküsünde risk 2 kattan daha fazla artıyor!

Ailesinde prostat kanseri öyküsü olan erkeklerin daha dikkatli olmaları gerekiyor. Çünkü, babasında prostat kanseri hikayesinin olması riski iki kattan daha fazla artırıyor. Prostat kanseri öyküsü olan bir erkek kardeş ise riski babası hasta olan erkeklerden daha fazla yükseltiyor. İlerleyen yaş ve aile öyküsünün dışında çevresel faktörler ve yaşam tarzı alışkanlıkları da prostat kanserinin riskleri arasında yer alıyor. Örneğin, aşırı kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketimi, düşük sebze-meyve alımı, fiziksel aktivite eksikliği ve fazla kilo hormonal dengesizliklere yol açarak riski yükseltiyor.

Başlangıçta genellikle sinsice ilerliyor

Erken evre prostat kanseri genellikle sinsi şekilde seyrediyor. Kansere bağlı semptomların sıklıkla hastalığın doğal seyri içinde geç dönemlerde ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, şunları söylüyor: “Erken evre prostat kanseri belirtileri ve semptomları; idrarda kan görülmesi, idrarın pembe, kırmızı veya kahverenginde olması, menide kan görülmesi, daha sık idrara çıkma ihtiyacı, idrarı başlatmada güçlük, geceleri daha sık idrara çıkma ihtiyacıdır. İleri evrede ise hastaların yakınmaları farklılık gösterir. İdrar kaçırma, sırt ve kemik ağrısı, sertleşme sorunları, yorgunluk hissi, istem dışı kilo vermek, kollarda veya bacaklarda güçsüzlük bu evredeki bulgu ve belirtilerin başında gelmektedir.”

Henüz belirti vermediği dönemde saptanabiliyor!

Kanser erken evrede fark edildiğinde tedavi seçenekleri ve tedavi edilebilirlik oranı önemli ölçüde artıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman erken tanı için 50 yaş ve üzeri tüm erkekler ile ailesinde prostat kanseri öyküsü olan 45 yaş ve üzeri erkeklere yılda bir kez PSA kan testi ile prostat muayenesinin önerildiğini vurgulayarak, “Bu programla hastalığın henüz belirti vermediği erken dönemde saptanması ve bu sayede tedavinin başarısının artırılması amaçlanmaktadır” bilgisini veriyor. Prostat kanserinin genellikle kandaki prostat spesifik antijen (PSA) testi ile erken teşhis edilebildiğini anlatan Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, sözlerine şöyle devam ediyor: “Prostat kanserini tespit etmenin bir diğer yolu olan dijital rektal muayenede ise doktor prostat bezini muayene etmektedir. PSA ölçümünde veya muayenede şüphe varsa multiparametrik prostat MR planlanmaktadır. MR bulgularına göre şüpheli alanların varlığında MR füzyon biyopsi ile tanı konulabilmektedir. Son yıllarda multiparametrik prostat MR ile birlikte özellikle metastazı saptamakta kullanılan PSMA PET sintigrafi yöntemleri de güncel görüntüleme yöntemleri arasında yer almaktadır.”

Robotik cerrahi güncel tedavi yöntemleri arasında

Prostat kanseri tedavisindeki başarılı sonuçlardan da bahseden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, “Aktif gözetimin yanı sıra, robotik veya açık radikal prostatektomi, radyoterapi, minimal invaziv tedavi yöntemleri, hormon tedavisi ve kemoterapi de dahil olmak üzere prostat kanseri için çok çeşitli tedaviler mevcuttur” sözleriyle hastanın sağlık durumuna göre uygulanabilecek tedavi yöntemlerini sıralıyor.

#ProstatKanseri #ErkenTanı #Sağlık #Üroloji #KanserTaraması #AcıbademInternational #HayatKurtarıyor #SağlıkHaberleri #ErkekSağlığı #KanserFarkındalığı

Türkiye’de kiracılar %42 artışla TÜİK’in üzerinde kira ödüyor

TÜAD, Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı Araştırmasının İlk Sonuçlarını Açıkladı!

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) Başkanı ve Ipsos Araştırma Şirketi Sidar Gedik; konut kira piyasasındaki değişime dair veri üretmek üzere geliştirdiğimiz “Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı” ölçümünün ilk bulgularını kamuoyu ile paylaşmaya başladık. TÜAD’ın bu araştırmada çıkış noktası bir sivil toplum kuruluşu olarak sadece kendi sektör bileşenlerine yönelik değil toplum geneline yönelik olarak da fayda üretmek” olduğunu belirtti.

TÜAD

TÜAD Başkanı Sidar Gedik sözlerine şöyle devam etti; “Ülkemiz için son yılların en önemli sorunu yüksek enflasyon. Yüksek enflasyon ile mücadelede konut maliyetleri çok önemli rol oynuyor, son 12 aylık TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) hesaplamasında gıda fiyatlarının ardından en yüksek etki yapan ikinci başlık konut maliyetleri oldu. Oturduğu konutta kiracı olanların oranı ise her yıl artıyor, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2014 yılında fertlerin %22,1 kiracı iken bu oran 2024 yılında %28’e yükseldi. Dolayısıyla içinde kiracı oturan konutlarda sözleşme sonlarında kira artış oranı her yıl giderek daha da önemli hale geldi.  TÜAD tarafından Ocak 2025’te başlatılan çalışma, mevcut kira kontratlarını yenileyen kiracıların gerçek artış deneyimlerini metrekare bazında düzenli ve şeffaf biçimde izlemeyi hedefliyor” …

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

Kira artış oranları TÜİK kira güncelleme oranının üzerinde seyrediyor

TÜAD’ın Ağustos–Eylül–Ekim 2025 dönemini kapsayan 3 aylık hareketli ortalama sonuçlarına göre, Türkiye genelinde metrekare başına kira artış oranı %42,6 olarak gerçekleşti.
Aynı dönemde TÜİK’in 12 aylık ortalama tüketici enflasyonuna dayanarak açıkladığı “Kira Güncelleme Oranı” ise %39,7 seviyelerinde seyretti.

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

TÜAD Başkanı Sidar Gedik

Ekim 2025 aylık verilere bakıldığında:

TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı: %42,0 olarak gerçekleşirken, TÜİK Kira Güncelleme oranı  %38,4 oldu. Bu karşılaştırma, Ekim ayında da kira artışlarının TÜİK Güncelleme Oranının üzerinde devam ettiğini ortaya koyuyor.

Her ne kadar Haziran 2025’ten sonra kira artışlarında bir yavaşlama eğilimi görülse de, TUİK oranları ile karşılaştırıldığında piyasadaki gerçekleşen kira artışlarının hala üzerinde olduğu gözlemleniyor.

Genç binalarda ve geniş metrekarelerde artışlar daha sınırlı

Veriler, İstanbul ve diğer büyük şehirlerde metrekare başına artışların Türkiye genelinin altında kaldığını gösteriyor.
• Daha geniş metrekareli konutlarda,
• Görece genç binalarda
artış oranlarının ortalamaya göre daha düşük olması, düşük kira seviyelerindeki sözleşmelerde artış oranlarının daha yüksek gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

TÜAD

Kontrat süresi 5 yılı aştığında artış oranı yükseliyor

Araştırma, kira kontratının 5 yıl ve katları süreyle yenilendiği durumlarda artış oranlarının anlamlı biçimde yükseldiğini ortaya koyuyor.

Araştırmanın Metodolojisi

TÜAD Mevcut kira artış oranı araştırması:

  • Her ayın ikinci haftasında CAWI (çevrim içi) yöntemiyle gerçekleştiriliyor
  • NUTS-2 bölge sınıflandırmasına göre Türkiye temsili 800 katılımcı ile yürütülüyor
  • En az 1 yıldır aynı konutta yaşayan ve kira kontratını bir önceki ay yenilemiş kiracılar örnekleme dahil ediliyor
  • Veriler NUT1 bölge kiracı oranlarına göre alakalandırılıyor
  • En uç %5 değerler dışarıda bırakılarak hesaplama yapılıyor

TÜAD

#TÜAD #KiraArtışOranı #KonutPiyasası #KiraAraştırması #Ekonomi #Enflasyon #KonutMaliyetleri #KiracıHakları #TürkiyeEkonomisi #KiraGüncelleme #Ipsos #AraştırmaVerileri #KiraTrendleri #KonutAraştırması