Yazılar

Claudio Chinali’den modern tiramisu deneyimi

Klasik tatlıya modern yorum İtalyan mutfağının özgün tatlarını Türkiye’nin yerel çeşitliliğiyle buluşturan Terrazza Italia, menüsünde öne çıkan “This is not a Tiramisu!” ile misafirlerine unutulmaz bir deneyim sunuyor. Şef Claudio Chinali imzasını taşıyan tatlı, klasik tiramisunun modern yorumunu fındık ve çikolata sosuyla zenginleştiriyor.

Görsel şölen eşliğinde servis Mascarpone dondurması, marsala sabayon sosu, espresso, fındık ve çikolata sosunun birleştiği tatlı, misafirlerin önünde hazırlanan sunumuyla görsel bir şölene dönüşüyor.

İstanbul’un kalbinde Zorlu Center’daki Eataly içinde yer alan Terrazza Italia, şık ve samimi atmosferiyle misafirlerine ev konforunda unutulmaz anlar yaşatıyor.

#TerrazzaItalia #ThisIsNotATiramisu #ClaudioChinali #İtalyanMutfağı #Gastronomi #İstanbulLezzetleri #Eataly #ModernTiramisu

Sanat ve tarihi buluşturan Kıllıoğlu Hamamı’na yoğun ilgi

Tarihi hamam kültürle buluştu Konak Belediyesi’nin restorasyon çalışmalarıyla yeniden hayat bulan Basmane’deki Kıllıoğlu Hamamı, 31 Ekim’de kapılarını açan “Boşluk – Aralık – Mesafe” karma sergisiyle büyük ilgi görüyor. Açılıştan bu yana 2 bin 439 ziyaretçi ağırlayan sergi, tarihi dokusuyla sanatseverleri büyülüyor.

Sanatçılar ve eserler Aslı Özer, Kemal Kahveci, Neda İsmail Atar, Sema Okan Topaç, Varol Topaç ve Yasin Uysallar’ın eserleri sergide yer alıyor. Tarihi mekânın korunarak kültür hayatına kazandırılması ziyaretçilerden tam not aldı.

Ziyaretçi yorumları Ziyaretçiler, hamamın yeniden ayağa kaldırılmasını “çok kıymetli bir hizmet” olarak değerlendirirken, Konak Belediyesi’ne teşekkürlerini dile getirdi.

Sergi takvimi Anafartalar Caddesi’ndeki Kıllıoğlu Hamamı’nda sergi, 28 Kasım 2025’e kadar pazar ve pazartesi günleri hariç 09.00-17.00 saatleri arasında gezilebilecek.

#KıllıoğluHamamı #KonakBelediyesi #İzmirSanat #BoşlukAralıkMesafe #TarihiMekan #KültürSanat #Basmane

Coğrafi işaretler zirvesi’nde “Ürün, Yöre, İnsan” vurgusu

Zirve Gastronometro’da düzenlendi Metro Türkiye’nin ev sahipliğinde, Türk Patent ve Marka Kurumu ile TOBB iş birliğiyle gerçekleştirilen 5. İstanbul Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi, “Ürün, Yöre, İnsan: Değerin Döngüsü” temasıyla kamu, akademi ve gastronomi dünyasını bir araya getirdi.

Açılış konuşmaları Metro Türkiye CEO’su David Antunes, AB Coğrafi İşaretler Bölümü Başkanı João Onofre, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, TOBB Başkan Yardımcısı Ali Kopuz, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı M. Kasım Gönüllü ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin zirvede konuşma yaptı.

Yeni tescil: Yenice Ihlamur Balı João Onofre, Yenice Ihlamur Balı’nın AB tarafından tescillendiğini açıklayarak Türkiye menşeli Coğrafi İşaretli ürün sayısının 43’e ulaştığını duyurdu.

Araştırma sonuçları Metro Türkiye ve TURYID iş birliğiyle yapılan araştırmaya göre tüketicilerin %72’si Coğrafi İşaretli ürünleri biliyor, %34’ü ise tercih ediyor. En önemli kavram olarak “güven” öne çıktı.

#Coğrafiİşaret #MetroTürkiye #Gastronomi #YerelÜrünler #İstanbulZirvesi #YeniceIhlamurBalı #Ekonomi #TürkMutfağı

Dr. Oetker’den şekersiz tatlı alternatifi; Kendiniz tatlandırın serisi

Dr. Oetker’den tatlı severlere yeni seçenek Dr. Oetker, tüketici beklentilerini dikkate alarak şeker eklenmeden hazırlanan Kendiniz Tatlandırın Serisini piyasaya sundu. Bu seri, tatlı severlere şeker miktarını kendi damak tadına göre ayarlama özgürlüğü tanıyor.

Seride neler var? Vanilinli Puding, Kakaolu Puding, Kakaolu Tatlı Sos, Tavukgöğsü ve Sakızlı Muhallebi.

Esnek kullanım Ambalajlarda az, orta ve tatlı tercihler için önerilen şeker miktarları yer alıyor. Ürünler şekersiz tüketilebildiği gibi sıvı veya toz tatlandırıcılar, agave şurubu, akçaağaç şurubu, hurma gibi doğal alternatiflerle de hazırlanabiliyor.

#DrOetker #KendinizTatlandırın #ŞekersizTatlı #SağlıklıYaşam #TatlıSeverler #YeniSeri #FormunaDikkat

Su ürünlerinde rekor: 179 Milyon Dolarlık ihracat

Ege Bölgesi ihracatta rekor kırdı Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 2025 yılı ekim ayında 179 milyon dolarlık ihracatla tarihinin en yüksek aylık performansına ulaştı. Türkiye genelinde sektörün yaptığı 382 milyon dolarlık ihracatın %47’sini tek başına gerçekleştiren birlik, geçen yılın aynı dönemine göre %15 artış sağladı.

Su ürünleri sektörü öne çıktı 143 milyon dolarlık ihracatla toplamın %80’ini oluşturan su ürünleri sektörü, Ege’nin gururu oldu. Kanatlı sektörü 27,6 milyon dolar, süt ürünleri 4 milyon dolar, bal 1,4 milyon dolar, kırmızı et ve canlı hayvan ihracatı ise 3 milyon dolar döviz geliri sağladı.

90 ülkeye ihracat Ekim ayında 90 ülkeye ihracat yapılırken, Rusya 30 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. İtalya %44 artışla 23 milyon dolara yükselerek ikinci sıraya çıktı. Yunanistan, İngiltere ve Hollanda ise diğer önemli pazarlar oldu.

2026 hedefi: 200 milyon dolar Birlik Başkanı Bedri Girit, ihracat yasakları ve fonların kaldırılması halinde 2026’da aylık 200 milyon dolarlık ihracata ulaşabileceklerini belirtti.

#Egeİhracat #SuÜrünleri #HayvansalMamuller #Ekonomi #İhracat #TürkiyeEkonomisi #EgeBölgesi #Rekorİhracat

Dispepsi: Basit bir rahatsızlık değil, önemli bir belirti olabilir

Pek çok insan hayatının belli bir döneminde hazımsızlık (dispepsi) sorunu ile karşılaşabiliyor. Çoğu zaman önemsenmeyen ancak yaşam konforunu olumsuz etkileyen bu sorun; beslenme alışkanlıkları ve stresle ilgili olarak ortaya çıkabiliyor. Bazen de hazımsızlık bazı sorunların habercisi olabileceğinden, özellikle buna eşlik eden ve geçmeyen şiddetli mide ağrıları, kilo kaybı veya kanama varsa vakit kaybetmeden uzman doktora başvurmak gerekiyor.  Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Kaplan, hazımsızlık ile ilgili bilgi verdi.

Prof. Dr. Mustafa Kaplan

Prof. Dr. Mustafa Kaplan

Hazımsızlık sindirim sistemi sorunudur

Hazımsızlık, yemek yerken veya yemekten uzun süre sonra bile tokluk hissiyle ortaya çıkan, genelde kramp tarzında karın ağrısı, geğirme ve reflünün eşlik ettiği bir sindirim sistemi sorunudur. Çoğu zaman, altında yatan net bir neden olmayan bu sorun, genellikle beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri, terapi ve ilaçlarla tedavi edilebilir. Dispepsi olarak bilinen hazımsızlık, halk arasında mide rahatsızlığı olarak tanımlanır. Kişi yemeğinin çoğunu bitirmemiş olsa bile, tokluk hissi nedeniyle yeme isteği olmayabilir. Yemekten sonra oluşan rahatsız edici tokluk hissi ağrı ve yanmaya dönüşür.

Mide ekşimesiyle karıştırılmamalı

Mide ekşimesi, mide asidinin mideden çıkıp yemek borusuna geri kaçmasıyla oluşur. Hazımsızlık ve mide ekşimesi semptomları aynı anda ortaya çıkabilir. Dispepsi genellikle hafif bir rahatsızlık olduğundan, birçok insan sorun belirgin hale gelmeden tıbbi yardıma ihtiyaç hissetmez. Dispepsi uzun süreli ve tekrarlayan bir sorun haline geldiğinde, genellikle altta yatan başka bir rahatsızlığın veya bozukluğun sonucu olabilir.

Fonksiyonel hazımsızlık olabilir

Fonksiyonel dispepsi, bağırsak-beyin etkileşiminin bir bozukluğu olarak da ortaya çıkabilir. Bu bozukluk, beyin ve bağırsağın birlikte çalışma biçimindeki sorunlarla ilişkilidir. Birlikte ortaya çıkan semptom gruplarıdır. Bazen bu rahatsızlığa neyin sebep olduğunu tespit edilemeyebilir. Gerekli tetkiklerle teşhis konularak uygun tedavi planlanır.

Hazımsızlığın 7 işareti

Hazımsızlık şu belirtilerle diğer sorunlardan ayrılır;

  • Yemek sırasında erken doyma veya tipik bir yemeği bitirememe durumu.
  • Yemek yedikten sonra gerekenden daha uzun süren rahatsız edici tokluk hissi.
  • Göğüs kemiklerinin hemen alt kısmı ile göbek deliği arasındaki bölge olan üst karın bölgesinde hafiften şiddetliye doğru hissedilen tipik ağrı.
  • Üst karın bölgesinde yanma hissi.
  • Karın bölgesinde şişkinlik veya sıkışma hissetme.
  • Bulantı hissi nedeniyle ortaya çıkan kusma.
  • Besinleri geğirerek çıkarmak.

Hazımsızlık nedeniyle bazen mide ekşimesi de görülebilmektedir. Mide ekşimesi, yemek sırasında veya sonrasında göğsün ortasında oluşan ağrı veya yanma hissidir. Bu his boyun ya da sırtta hissedilebilir.

Bu belirtiler varsa dikkat!

Şiddetli veya sürekli karın ağrısı, kilo kaybı veya iştahsızlık, tekrarlayan kusma, siyah renkli dışkı görünümü, yutma güçlüğü, yorgunluk veya halsizlik hissi ile sarılık olarak da adlandırılan cilt veya gözlerin sararması durumları söz konusu ise zaman kaybetmeden bir uzman hekime başvurulmalıdır. Çünkü hazımsızlığın bazı belirtileri reflü, mide ülseri, irritabl bağırsak sendromu veya ciddi mide bağırsak hastalıklarının ilk sinyali olabilmektedir. Belirtileri dikkate almamak daha ciddi mide bağırsak hastalıklarının tedavisinde erken teşhis ihtimalini ortadan kaldırmaktadır.

Hazımsızlığın oluşmaması için bazı pratik önlemler alınabilir;

  • Çay, kahve, asitli ve kafeinli içeceklerin tüketimi azaltılmalı.
  • Yatakta baş ve omuzlar yukarıda yatılmalı. Bu uyurken mide asidinin yukarı çıkmasını önleyebilir.
  • Sigara ve alkolden uzak durulmalı.
  • Eğer fazla kilo sorunu varsa verilmeli.
  • Yatmadan 3-4 saat önce yemek yenmemeli.
  • Aşırı baharatlı veya yağlı yiyecekler tüketilmemeli.

#Sağlık #Hazımsızlık #Dispepsi #MideSağlığı #Gastroenteroloji #MemorialHastanesi #SağlıklıYaşam

Sağlıklı yaşlanmanın anahtarı: Beslenme, hareket ve huzur

Dengeli beslenme ve düzenli egzersizin, sağlıklı yaşlanmanın temel taşlarını oluşturduğunu belirten uzmanlar, kronik stresin yaşlanma sürecini hızlandırabileceğini söylüyor.

Bol miktarda meyve, sebze, tam tahıl ürünleri, sağlıklı yağlar ve yeterli protein içeren bir diyet tercih edilmesi gerektiğini aktaran Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Düzenli meditasyon, yoga veya derin nefes alma gibi stres azaltma teknikleri, stresin olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.” dedi. Teknolojinin, yaşlıların sosyal bağlantılarını ve sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırdığını dile getiren Prof. Dr. Tarlacı, Alzheimer riskini artıran faktörler arasında genetik yatkınlık, kronik hastalıklar ve sağlıksız yaşamın yer aldığını ifade etti ve erken teşhis ile yaşam tarzı değişikliklerinin, Alzheimer riskini azaltmada ve yaşam kalitesini artırmada kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sağlıklı ve fit bir yaşlanma süreci ile Alzheimer’dan korunmanın yolları hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Sultan Tarlacı

Prof. Dr. Sultan Tarlacı

Dengeli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı ve fit bir yaşlanmayı destekliyor!

Güzel, sağlıklı, fit ve dinç bir yaşlanma sürecini teşvik etmek için yaşam tarzı değişiklikleri yapılabileceğini dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Dengeli ve besleyici bir diyet, yaşlanma sürecini olumlu yönde etkileyebilir.” dedi.

Bol miktarda meyve, sebze, tam tahıl ürünleri, sağlıklı yağlar ve yeterli protein içeren bir diyet tercih edilmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Tarlacı, “Antioksidanlar ve omega-3 yağ asitleri gibi besin maddeleri de yaşlanma karşıtı etkilere sahiptir. Fiziksel aktivite, kas kitlesini koruma, esnekliği artırma, enerji seviyelerini yükseltme ve genel sağlığı iyileştirme açısından önemlidir. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta aerobik egzersiz yapmayı hedeflemek ve güçlendirme egzersizleri eklemek önerilir.” şeklinde konuştu.

Stres yönetimi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları yaşlanmayı yavaşlatıyor!

Kronik stresin, yaşlanma sürecini hızlandırabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Düzenli meditasyon, yoga veya derin nefes alma gibi stres azaltma teknikleri, stresin olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.” dedi.

Kaliteli uykunun, hücresel yenilenme için önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarlacı, şöyle devam etti:

“7-9 saat uyku almaya çalışın ve uyku düzeninizi koruyun. Sigara içmek ve aşırı alkol tüketmek yaşlanma sürecini hızlandırabilir. Bu alışkanlıklardan kaçının veya sınırlayın. Sosyal ilişkiler ve entelektüel uyarım, zihinsel ve duygusal sağlığınızı korumaya yardımcı olabilir. Arkadaşlarınızla ve ailenizle bağlantı kurun, yeni ilgi alanlarına yönelin. Sağlık kontrolünden geçmek ve sağlık sorunlarını erken teşhis etmek, tedavi edilmesini kolaylaştırabilir ve yaşlanma sürecini daha iyi yönetmenize yardımcı olabilir. Olumlu bir zihinsel tutum ve zihinsel egzersizler, bilişsel fonksiyonları korumak için önemlidir. Düşünce gücünüzü ve zihinsel esnekliğinizi sürdürmek için yeni şeyler öğrenmeye ve zihinsel meydan okumalara katılmaya çalışın. Güneşe maruz kalma, cilt yaşlanması ve cilt kanseri riskini artırabilir. Güneş koruyucu kullanımı ve uygun giyimle cildinizi koruyun. Yeterli su içmek, cildin nemli kalmasına ve genel sağlığı desteklemeye yardımcı olabilir.”

Teknoloji, yaşlı bireylerin sağlıklı, aktif ve sosyal bir yaşam sürmelerine destek olabiliyor!

Günümüzde yaşlanma sürecinin, teknolojik gelişmelerle önemli ölçüde değiştiğini kaydeden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Sağlık hizmetlerine daha iyi erişim, daha etkili teşhis ve tedavi yöntemleri yaşlıların yaşam kalitesini artırdı.” dedi.

Bilinçli yaşlanmanın, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı faktörlerine odaklandığına değinen Prof. Dr. Tarlacı, “Teknoloji bu alanda da destek sunuyor. İnternet ve sosyal medya ise yaşlı bireylerin sosyal bağlantılarını sürdürmelerine yardımcı olabiliyor. Bu nedenle yaşlanmanın şekli ve süreci, teknolojik ilerlemelerle daha sağlıklı, aktif ve sosyal bir yaşamı teşvik edebiliyor.” ifadelerini kullandı.

Yaş, genetik faktörler, kronik hastalıklar ve sağlıksız yaşam Alzheimer riskini artırıyor!

Alzheimer riskini arttıran bir çok neden olduğuna işaret eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Yaş ilerledikçe Alzheimer riski artar. Aile geçmişi de Alzheimer riskini etkileyebilir. Yüksek tansiyon, obezite ve diyabet gibi kardiyovasküler sorunlar Alzheimer riskini ve şiddetini belli oranlarda artırabilir. Düzensiz egzersiz yapmak ve zihinsel olarak aktif olmamak, sigara içmek ve aşırı alkol tüketimi Alzheimer riskini yükseltebilir. Yine kronik inflamasyon, barsak veya diş eti iltihapları Alzheimer riskini artırabilir.” açıklamasını yaptı.

Erken teşhis, Alzheimer’ın ilerlemesini yavaşlatarak yaşam kalitesini artırabilir!

Erken teşhisin, Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatma veya semptomların yönetimine yardımcı olma potansiyeline sahip tedavi seçeneklerine erken erişim sağladığına vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Alzheimer hastalığı erken teşhis edildiğinde, doktorlar daha iyi tedavi seçenekleri sunabilirler. İlaçlar ve diğer tedavi yöntemleri, semptomların ilerlemesini yavaşlatabilir ve yaşam kalitesini artırabilir. Ayrıca, bilişsel ve duygusal işlevleri destekleyici terapiler de uygulanabilir.” dedi.

Erken teşhisin, bireylerin Alzheimer risk faktörlerini daha yakından izlemelerine yardımcı olabileceğini de aktaran Prof. Dr. Tarlacı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Erken teşhis, risk faktörlerinin yönetilmesini ve olası komplikasyonların önlenmesini sağlayabilir. Alzheimer hastalığı genetik yatkınlıkla ilişkilendirilmiştir. Aile geçmişi bu hastalığa karşı riski artırabilir. Bu nedenle, aile geçmişinizde Alzheimer hastalığı olan bir kişi varsa, düzenli olarak bilişsel testler ve doktor muayeneleri yaptırarak erken teşhis için daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Genetik yatkınlığı olan bireyler, düzenli doktor muayeneleri ve bilişsel testler yaptırmalıdır. Bu, herhangi bir erken belirtiyi veya değişikliği yakından izlemek için önemlidir. Genetik yatkınlığı olan kişiler, doktorları ile Alzheimer hastalığına karşı koruyucu tedavileri tartışmalıdır. Bu, genetik riski azaltmaya veya hastalığın ilerlemesini geciktirmeye yardımcı olabilir. Bu nedenle, bu konuda bilinçli olmak ve sağlık uzmanları ile işbirliği yapmak önemlidir.”

Sağlıklı yaşlanma ve Alzheimer’dan korunmada en etkili yol, doğru yaşam tarzına odaklanmak!

Antioksidanlar, vitaminler ve besin takviyelerinin sağlıklı yaşlanma ve Alzheimer’dan korunma açısından bazı faydalar sağlayabileceğine değinen Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Antioksidanlar, vücutta serbest radikallerin neden olduğu oksidatif stresi azaltarak hücresel hasarı önleyebilirler. Bu, yaşlanma sürecini yavaşlatabilir ve bazı sağlık sorunlarını önleyebilir.” dedi.

Ancak, antioksidan takviyelerinin bilimsel olarak kesin ve etkili bir şekilde yaşlanma veya Alzheimer hastalığına karşı koruyucu olduğunun kanıtlanmadığının altını çizen Prof. Dr. Tarlacı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ayrıca, bazı durumlarda yüksek dozda antioksidan takviyelerinin zararlı olabileceği de gösterilmiştir. Bu nedenle, antioksidanları doğal gıdalardan almak en iyisi olabilir. Özellikle B12 vitamini, D vitamini ve omega-3 yağ asitleri gibi besin maddeleri sağlıklı yaşlanma ve beyin sağlığı için önemlidir. Ancak, bu vitaminlerin takviyeleri sadece eksiklik durumlarında veya doktor tavsiyesiyle kullanılmalıdır. Aşırı vitamin alımı zararlı olabilir ve bazı çalışmalar, vitamin takviyelerinin Alzheimer riskini azaltmada etkisiz olduğunu göstermektedir. Genel olarak, sağlıklı yaşlanma ve Alzheimer’dan korunma için en iyi strateji, dengeli bir beslenme planı, düzenli egzersiz, zihinsel ve sosyal aktivitelerin sürdürülmesi ve stresten kaçınılması gibi yaşam tarzı faktörlerine odaklanmaktır.”

#Sağlık #SağlıklıYaşam #Yaşlanma #Beslenme #Egzersiz #StresYönetimi #Alzheimer #Nöroloji

Dünyada 138 Milyon çocuk işçi: TÜGİS uyardı

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü kapsamında çocuk işçiliğine dikkat çekti. ILO ve UNICEF verilerine göre dünyada hâlâ yaklaşık 138 milyon çocuk çalışıyor; bunların 54 milyonu tehlikeli işlerde görev alıyor. Sahra Altı Afrika yüzde 22 ile en yüksek çocuk işçiliği oranına sahipken, Türkiye’de ise 2019 verilerine göre 720 bin çocuk ekonomik faaliyette bulunuyor.

Türkiye’de çocuk işçiliği oranı 1994’te yüzde 15,2 iken, 2019’da yüzde 4,4’e geriledi. Bu düşüşle Türkiye, 2006’da ILO tarafından “Örnek Ülke”, 2024’te ise “Rehber Ülke” seçildi. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, “Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır” projesiyle farkındalığı artırmayı ve çocuk işçiliği oranını yüzde 1’in altına düşürmeye katkı sağlamayı hedeflediklerini belirtti.

Projenin ortaklarından Çalışma Hayatı Derneği Başkanı Dr. Nurcan Önder, özellikle mevsimlik tarım işçiliği alanında yapılan çalışmaların önemine dikkat çekti. TÜGİS, 1 yıl boyunca işverenlere eğitimler, kamuoyuna yönelik iletişim kampanyaları ve sektörel farkındalık çalışmalarıyla çocuk işçiliğiyle mücadeleyi destekleyecek.

#DünyaÇocukHaklarıGünü #ÇocukİşçiliğineHayır #TÜGİS #KüçükEllerBüyükGelecekler #ILO #UNICEF #ÇocukHakları #GıdaSektörü #FarkındalıkProjesi #TürkiyeÖrnekÜlke #Çocukİşçiliği

Her pazar lezzet ve müzik bir arada

Artisan MGallery İstanbul, 9 Kasım itibarıyla başlattığı pazar “brunch”larıyla misafirlerine şehrin kalbinde keyifli bir hafta sonu deneyimi sunuyor. Her pazar 12:00–15:00 saatleri arasında Tarihi Yarımada ve Boğaz manzaralı teras katında gerçekleşen brunch, zengin menüsü ve canlı müzik performanslarıyla öne çıkıyor.

İlk etkinlik yoğun ilgi görürken, şefin spesiyalleri arasında sanayi sandviçi istasyonu, el yapımı fettuccine ve noodle, ağır ateşte pişmiş dana kaburga ve portakallı krep flambe gibi lezzetler yer aldı.

Brunch deneyimi, her hafta değişen müzik programıyla daha da renkleniyor. İlk buluşmada Doğan Karaca’nın handpan performansı ve Okan Topçu’nun klasik gitarı misafirlere unutulmaz anlar yaşattı. Saksafon, DJ setleri ve farklı enstrümanlarla zenginleşen program, her pazar farklı bir enerji yaratıyor.

Artisan MGallery İstanbul, brunchlarıyla hem yerel hem de uluslararası misafirler için yeni bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Sanat, müzik ve lezzetin buluştuğu bu özel deneyim, otopark imkânıyla da konforlu bir hafta sonu kaçamağı sunuyor.

#ArtisanMGallery #İstanbulBrunch #PazarKeyfi #BoğazManzarası #HaftaSonuLezzeti #CanlıMüzik #Brunchİstanbul

Fairmont Quasar’da yeni dönem etkinlikleri

Fairmont Quasar İstanbul, Genel Müdür Cem Akşahin liderliğinde yeni dönemde misafirlerine şehrin dinamizmini lüks ve özenle harmanlayan özel etkinlikler sunuyor. Gastronomi vizyonunu güçlendiren otel; “Fairmont Sundays”, “Sushi By The Sky” ve “Meyhane Night” konseptleriyle hafta sonlarına ve hafta içi akşamlarına farklı bir soluk getiriyor.

Fairmont Sundays: Her pazar 07:30–15:00 arasında Aila ve Ukiyo’nun canlı istasyonlarıyla zenginleşen late breakfast konsepti, Türk ve Uzak Doğu mutfağını buluşturarak misafirlere görsel ve lezzet şöleni sunuyor.

Sushi By The Sky: Çarşamba akşamları 18:00–22:00 arasında Ukiyo Restoran’da boğaz manzarası eşliğinde sushi çeşitleri ve şefin özel maki kreasyonlarıyla Uzak Doğu mutfağının incelikleri deneyimleniyor.

Meyhane Night: Michelin tavsiyeli Aila Restoran’da her cuma 18:00–22:00 arasında mevsimlik mezeler, ızgara çeşitleri ve tatlılarla geleneksel meyhane kültürü modern bir yorumla sunuluyor.

Fairmont Quasar İstanbul, bu özel etkinliklerle misafirlerine şehrin merkezinde lüks, lezzet ve unutulmaz anlar yaşatmayı hedefliyor.

#FairmontQuasarİstanbul #FairmontSundays #SushiByTheSky #MeyhaneNight #İstanbulEtkinlikleri #Gastronomi #LüksDeneyim

Rezervasyon ve bilgi için: 0536 288 41 42

Fairmont Sundays kişi başı ücreti 1.500 TL

Sushi By The Sky kişi başı ücreti 3.250 TL (Bu ücrete soft içecekler dahildir)

Meyhane Night kişi başı ücreti 3.250 TL (2 kişilik gruplara 35 cl, 4 kişilik gruplara ise 70 cl rakı verilmektedir)