Yazılar

Perran’ın meşhur döneri Yalıkavak’ta!

Perran Ocakbaşı, Yalıkavak yazına lezzet katmaya devam ediyor. Türkiye’nin et yemekleri alanında ödüllü ustalarından şef Mehmet Keskin’in mutfak şefliğini yaptığı mekan, İstanbul’da ünlenen Perran Döneri’ni Pazar günleri 19.00 – 23.00 saatleri arasında Yalıkavak şubesinde de servis etmeye başladı.

Perran Ocakbaşı, yaz sezonu boyunca Bodrum Yalıkavak Tilkicik Koyu’ndaki mekanında lezzet tutkunlarını ağırlamaya devam ediyor. Birbirinden özel kebapları, yöresel et yemekleri ve nefis mezeleriyle kısa sürede Yalıkavak’ın en iddialı mekanlarından birisi haline gelen Perran, şimdi de İstanbul müdavimlerinin tadını çok iyi bildiği ünlü dönerini yazlıkçıların beğenisine sunuyor.

Bilgi: 0 (531) 087 78 90

TatilBudur’dan yaz bitmeden keşfedilmesi gereken rotalar

TatilBudur, bu yaz sona ermeden keşfedilmesi gereken beş özel destinasyonu sıraladı. Her biri doğası, kültürü veya gastronomisiyle öne çıkan bu rotalar, farklı tatil anlayışlarına sahip, her bütçeye uygun ödeme alternatifleriyle tatil tutkunlarını bekliyor.

Lezzet ve Kültür Keşfi Sevenler Gaziantep’te

Gastronomi Şehri Gaziantep, zengin mutfağı ve köklü geçmişiyle dikkat çekiyor. Kebap, katmer, beyran ve baklava gibi yerel lezzetlerin yanı sıra Bakırcılar Çarşısı, Zeugma Mozaik Müzesi ve tarihi hanlarla kültür keşifçilerini bekliyor.

Serin Yaylalar ve Doğayla İç İçe Bir Kaçış İsteyenler Karadeniz’de

Yazın sıcak günlerinden uzak, serin ve yemyeşil bir rota arayanlar için Karadeniz ideal bir alternatif oluşturuyor. Uzungöl, Ayder Yaylası, Pokut ve Sümela Manastırı gibi noktalar hem doğa hem de tarih açısından zengin bir tatil sunuyor.

TatilBudur

Sakinlik Arayanlar Bozcaada’da

Taş evleri, bağbozumu zamanının büyüleyici atmosferi, butik otelleri ve sanat galerileriyle Bozcaada; huzurlu ve estetik bir tatil isteyenler için ön planda. Yerel şarap üreticileriyle gerçekleştirilen tadım turları, adaya özgü deneyimlerin başında geliyor.

Tarih ve Ege Mutfağı Bir Arada: Ayvalık

Cunda Adası başta olmak üzere Ayvalık;  taş sokakları, zeytinyağlı mutfağı ve Rum mimarisiyle öne çıkan bir Ege kasabası atmosferi sunuyor. Rehberli yürüyüşlerle bölgenin tarihi dokusu keşfedilebilirken, gün batımı eşliğinde sunulan yerel lezzetler tatilin en keyifli anlarını oluşturuyor.

Marmaris: Mavi Yolculuk ve Macera Dolu Tatil Seçenekleri

Doğa sporları, dalış, kano, yelken gibi aktiviteleri bir arada sunan Marmaris, hareketli tatil anlayışına sahip olanlar için ideal bir durak oluyor. Günlük tekne turlarıyla gizli koylar keşfetmek, çam ormanlarıyla çevrili rotalarda doğa yürüyüşleri yapmak mavi yolculuk seven tatilcilerin favorisi oluyor.

Şef Ümit Şabanoğlu 30 yıllık mirası günümüze taşıyor

Antakya’nın köklü mutfak geleneği, genç şef Ümit Şabanoğlu’nun vizyonuyla Fişekhane Pazar Yeri’nde hayat buluyor. 1995 yılında Antakya’nın Güzelburç mahallesinde babası Nuri Şabanoğlu’nun açtığı küçük kasap dükkanı ile başlayan yolculuk kesintisiz devam ediyor.

Menü, şef Ümit Şabanoğlu’nun imzasını taşıyor. Çocuk yaşta babasının yanında öğrendiği kasaplık ustalığını modern mutfak anlayışıyla birleştiren Şabanoğlu; satır kıymasıyla hazırlanan tepsi kebabı, humus, muhammara, zahterli zeytinler ve künefe gibi Antakya’nın simge lezzetlerini özgün bir yorumla sunuyor. Antakya’dan gelen malzemeler, özenle seçilen baharatlar ve odun ateşinde pişirme teknikleri bu tatlara kimlik kazandırıyor.

Bilgi: 0537 726 78 77

Dürümle’den yeni lezzetler

Dürümle, menüye eklenen üç yeni dürüm, damakları şenlendirirken gastronomi sektörüne de ilham veriyor.

Yeni ürünler arasında Soslu Tavuk Döner Dürümle, Gurme Soslu Et Döner Dürümle ve Karamelize Soğanlı Barbekülü Tavuk Dürümle yer alıyor. Her biri özel soslar ve Dürümle’ye özgü malzeme bileşimleriyle hazırlanıyor.

Yeni ürünler arasında öne çıkan önemli bir lezzet ise “Soslu Tavuk Döner Dürümle” oldu. Tavuk dönerin marul, domates, kibrit patates, soğan, turşu ve Dürümle’ye özel sos ile buluştuğu bu lezzet, şimdiden yoğun ilgi görüyor. Lansmana özel olarak hazırlanan kampanyayla, Soslu Tavuk Döner Menü (Soslu Tavuk Döner + İçecek) sadece 179 TL fiyatla sunuluyor.

Akdeniz’in Maldivleri: Suluada’nın Büyüleyici Güzelliği

Suluada, Antalya’nın Adrasan beldesinden yaklaşık 15 kilometre açıkta, masmavi denizi ve bembeyaz kumsallarıyla “Akdeniz’in Maldivleri” unvanını fazlasıyla hak eden bir doğa harikasıdır. Bölgeye adını veren en belirgin özelliği, adanın sahip olduğu tatlı su kaynağıdır. Bu kaynak, Suluada’yı diğer Akdeniz adalarından ayırır ve hem tekne turlarına çıkanlar hem de deniz yoluyla seyahat edenler için hayati bir durak haline getirir. Adanın etrafındaki turkuaz tonlarındaki deniz, güneş ışığının yansımasıyla birlikte adeta kartpostallardan fırlamış bir görüntü sunar. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında, suyun berraklığı dalış yapanların deniz tabanını metrelerce derinlikten görebilmesine olanak tanır.

Suluada tekne turu, bu benzersiz adayı keşfetmenin en popüler yoludur. Adrasan ve Olympos gibi limanlardan kalkan tekneler, misafirlerini yaklaşık 1 saatlik keyifli bir yolculuğun ardından adaya ulaştırır. Bu yolculuk sırasında Akdeniz’in tertemiz havası, mis gibi iyot kokusu ve dalgaların tekneye vurma sesi, tatilin ilk dakikalarında bile zihinsel bir yenilenme sağlar. Adaya yaklaşırken karşınıza çıkan beyaz kumsallar, ilk bakışta tropikal adaları andırır. Ancak Suluada’nın bu kadar özel olmasının sebepleri yalnızca görünümüyle sınırlı değildir; adanın çevresi, Akdeniz’in en canlı deniz ekosistemlerinden birine ev sahipliği yapar.

Bölge, Caretta Caretta deniz kaplumbağalarının da uğrak noktasıdır. Özellikle yaz aylarında kıyılarda görülebilen bu nadir canlılar, doğa tutkunları ve fotoğrafçılar için unutulmaz kareler oluşturur. Ayrıca adanın çevresindeki sularda yunuslara rastlama ihtimali de oldukça yüksektir. Deniz yaşamının bu kadar canlı olması, Suluada’yı şnorkel ve dalış aktiviteleri için cazip bir nokta haline getirir.

Suluada’nın kumsalı ise ince yapılı beyaz çakıl taşlarıyla kaplıdır. Ayaklarınızın altındaki bu taşların güneş ışığında parıldaması, yürürken adeta doğal bir masaj etkisi yaratır. Kumsalın gerisinde ise ada bitki örtüsünün yeşil tonları, mavinin ve beyazın büyüleyici kontrastını tamamlar. Burada geçirilen zaman, sadece görsel değil, duygusal anlamda da huzur verir.

Tüm bu özellikler, Suluada’yı Türkiye’de mutlaka görülmesi gereken destinasyonlardan biri haline getirir. İster doğa ile baş başa sakin bir gün geçirmek, ister dalış yaparak deniz altının büyüsünü keşfetmek isteyin, Suluada tekne turu size her ikisini de sunar. Bir kez adım attığınızda, Akdeniz’in bu gizli cennetini hayatınız boyunca unutmanız mümkün olmaz.

Suluada Tekne Turu Nereden ve Nasıl Başlıyor?

Suluada tekne turu, genellikle Antalya’nın batı kıyılarındaki iki popüler çıkış noktasından başlar: Adrasan ve Olympos. Bu iki nokta, adaya olan yakınlığı, doğal güzellikleri ve ulaşım kolaylığı sayesinde en çok tercih edilen kalkış limanlarıdır. Özellikle Adrasan, Suluada’ya en kısa mesafede bulunması nedeniyle tekne turu programlarının merkez üssüdür. Buradan kalkan tekneler, ortalama 45 dakika ila 1 saat içinde Suluada’ya ulaşır. Yolculuk sırasında Akdeniz’in masmavi sularında ilerlerken, hem denizin hem de kıyı boyunca uzanan yeşilliklerin eşsiz manzarası misafirlere görsel bir şölen sunar.

Adrasan Limanı’ndan hareket eden tekneler, sabah saatlerinde kalkış yapar. Genellikle saat 9.30-10.00 civarında başlayan turlar, akşamüstü 17.00-18.00 gibi sona erer. Bu sayede Suluada’da uzun süre vakit geçirme, yüzme, güneşlenme ve fotoğraf çekme imkanı olur. Olympos çıkışlı turlar ise biraz daha uzun süren bir deniz yolculuğunu kapsar. Ancak bu rotada, Suluada’ya varmadan önce çeşitli koylarda mola verildiği için, deneyim daha zengin bir hale gelir.

Tur programları genellikle Suluada’nın iki farklı plajında yüzme molası, şnorkel ile keşif yapma ve tekne üzerinde öğle yemeği ikramını içerir. Bazı turlar, adanın arka tarafındaki mağara ve ilginç kaya oluşumlarını görmek için küçük gezinti tekneleriyle ekstra turlar düzenler. Bu mağaralar, fotoğraf meraklıları için adeta doğal bir stüdyo gibidir.

Tekne turları, katılımcı sayısına göre farklı tipte teknelerle yapılabilir. 20-30 kişilik küçük tekneler daha samimi bir ortam sağlarken, 50-60 kişilik büyük tekneler daha geniş alan, gölgelik ve konfor sunar. Ayrıca özel yat kiralama seçeneği ile sadece kendi grubunuza özel bir Suluada gezisi yapmak da mümkündür. Bu tür özel turlar, genellikle daha esnek saatlerde hareket eder ve programı tamamen sizin isteğinize göre şekillendirir.

Rezervasyon konusunda ise yaz aylarında özellikle hafta sonları oldukça yoğun bir talep olduğu için, yerinizi önceden ayırtmanız tavsiye edilir. Birçok tur firması çevrim içi rezervasyon imkanı sunar. Fiyatlar, turun kapsamına, öğle yemeği dahil olup olmamasına ve tekne tipine göre değişiklik gösterir.

Kısacası, Suluada tekne turu, ister günübirlik bir kaçamak, ister tatilinizin en özel günü olsun, kolay ulaşılabilir ve herkesin rahatlıkla katılabileceği bir deniz macerasıdır. Akdeniz’in berrak sularında yapılan bu yolculuk, adaya varana kadar bile başlı başına bir tatil keyfi yaşatır.

Adrasan’dan Suluada’ya Yolculuk: Rotada Sizi Neler Bekler?

Adrasan’dan Suluada’ya yapılan yolculuk, yalnızca varış noktasındaki güzelliklerle değil, yol boyunca sunulan eşsiz manzaralar ve deneyimlerle de unutulmaz hale gelir. Sabah saatlerinde Adrasan Limanı’ndan hareket eden tekneler, sessiz koyların arasından geçerek Akdeniz’in masmavi sularında ilerler. Güneşin yavaş yavaş yükseldiği saatlerde denizin üzerinde oluşan altın renkli yansımalar, yolculuğa adeta büyülü bir başlangıç yapar. İlk dakikalardan itibaren dalgaların ritmik sesi, tuzlu rüzgarın yüzünüze çarpması ve etrafı saran çam ağaçlarının kokusu, size tüm şehir stresini unutturur.

Yolculuk sırasında rotanız yalnızca Suluada’ya doğru değil, aynı zamanda Akdeniz’in saklı güzelliklerini keşfetmeye de çıkar. Tekneniz, genellikle adaya varmadan önce birkaç farklı koydan geçer. Bunlar arasında Ceneviz Koyu ve Hacivat-Karagöz Koyu gibi turkuaz tonlarının zirve yaptığı yerler bulunur. Kaptan bazen bu koylardan birinde kısa bir yüzme molası vererek yolculuğu daha keyifli hale getirir. Suyun berraklığı o kadar etkileyicidir ki, teknenin güvertesinden bile deniz tabanındaki taşları ve balıkları görebilirsiniz.

Rotanın en ilgi çekici bölümlerinden biri, Suluada’ya yaklaştığınız an başlar. Ufukta beliren bembeyaz kumsal ve çevresini saran masmavi deniz, yaklaşırken giderek daha netleşir. Özellikle fotoğraf tutkunları için bu anlar kaçırılmaması gereken karelerle doludur. Eğer şanslıysanız yol boyunca yunus sürülerine rastlayabilir, teknenin etrafında oynayarak yüzen bu sevimli canlıları yakından izleyebilirsiniz.

Adrasan tekne turu firmalarının çoğunda yolculuk boyunca müzik eşliğinde rahat bir atmosfer sağlanır. Kimileri bu anı güneşlenerek geçirirken, kimileri de teknenin ön kısmında oturup dalgaların ritmine kendini bırakır. Yolculuk esnasında kaptan veya rehberler bölge hakkında ilginç bilgiler verir; Suluada’nın tatlı su kaynağının hikayesi, deniz kaplumbağalarının göç yolları ya da adanın etrafındaki kaya oluşumlarının jeolojik geçmişi gibi detaylar, seyahatinizi daha anlamlı kılar.

Yaklaşık 45 dakika ila 1 saat süren bu deniz yolculuğu, tatilinize huzurlu bir giriş yapmanızı sağlar. Suluada’ya ayak bastığınızda ise sizi iki farklı plaj, tertemiz bir deniz ve sakin bir atmosfer karşılar. Ancak Adrasan’dan Suluada’ya giden yolun kendisi bile, tatilin en keyifli anılarından biri olarak hafızanızda yer eder.

Suluada’nın Turkuaz Suları ve Beyaz Kumlarının Sırrı

Suluada’ya vardığınızda ilk dikkatinizi çeken şey, adanın etrafını saran göz kamaştırıcı turkuaz renkli deniz ve ince beyaz çakıllardan oluşan plajları olur. Bu manzara, tropikal bir adanın Akdeniz’deki yansıması gibidir. Peki bu rengin ve beyaz kumların ardındaki sır nedir? Aslında cevabı, hem doğanın binlerce yıl süren çalışmasında hem de bölgenin özel jeolojik yapısında saklıdır.

Turkuaz rengin kaynağı, suyun olağanüstü berraklığı ve güneş ışığının yansıma biçimidir. Suluada’nın çevresinde yoğun bir yapılaşma veya kirlilik olmadığından deniz, neredeyse cam gibi şeffaftır. Ayrıca deniz tabanının büyük bölümü açık renkli çakıllar ve beyaz taşlarla kaplıdır. Güneş ışınları bu yüzeye çarpıp geri yansıdığında, ortaya mavi ile yeşil tonlarının karışımından oluşan o eşsiz turkuaz görüntü çıkar. Özellikle öğle saatlerinde güneş tam tepedeyken bu renk, adeta fotoğraf düzenleme programlarından çıkmış gibi canlı görünür.

Beyaz kumsalın sırrı ise, milyonlarca yıl boyunca dalgaların ve akıntıların şekillendirdiği ince yapılı çakıl taşlarında yatar. Bu taşlar, volkanik kökenli kayaçların ve mercan benzeri deniz canlılarının kalıntılarının zamanla aşınmasıyla oluşur. Suluada’nın kumsalı bu açıdan oldukça farklıdır; burada klasik sahillerdeki sarı kum yerine, yuvarlak ve pürüzsüz beyaz çakıllar bulunur. Yürürken ayağınızı acıtmaz, üstelik üzerine oturduğunuzda kıyafetlerinize yapışmaz.

Bir diğer dikkat çekici unsur da suyun temizliğini sağlayan sürekli sirkülasyondur. Adanın çevresinde güçlü fakat yüzme için tehlikeli olmayan hafif akıntılar vardır. Bu akıntılar, suyun sürekli yenilenmesini sağlayarak berraklığı korur. Ayrıca adanın tatlı su kaynağı da deniz ekosistemini besler ve çevredeki canlı çeşitliliğini artırır.

Suluada’nın turkuaz suları sadece görsel bir şölen sunmakla kalmaz, aynı zamanda deniz yaşamı açısından da zengindir. Şnorkelle dalış yapanlar, berrak su sayesinde deniz tabanındaki balıkları, deniz yıldızlarını ve farklı bitki türlerini kolayca gözlemleyebilir. Bu nedenle ada, hem profesyonel dalgıçlar hem de amatör yüzücüler için cazip bir noktadır.

Tüm bu doğal unsurlar bir araya geldiğinde, Suluada’nın büyüleyici görüntüsü ortaya çıkar. Turkuaz deniz ve bembeyaz kumsalın kontrastı, burayı yalnızca bir yüzme noktası değil, aynı zamanda doğa fotoğrafçılığı açısından da Akdeniz’in en özel destinasyonlarından biri haline getirir. Burada çektiğiniz bir kare, tatilinizin en değerli hatırası olabilir.

Dünyanın ilk yapay zeka şefi Aiman

Dünyanın ilke yapay zekâ şefi Aiman, yakında Downtown Dubai’de açılacak WOOHOO restoranın mutfağını ünlü şef Reif Othman ile yönetecek.

Birleşik Arap Emirliği merkezli mutfak teknolojisi girişimi UMAI tarafından geliştirilen dijital asistanlığın yanı sıra menü oluşturan, tarif geliştiren, malzeme öneren ve mutfak operasyonlarını yöneten tam entegre bir yapay zekâ şefi Aiman, yakında Downtown Dubai’de açılacak WOOHOO restoranın mutfağını ünlü şef Reif Othman ile yönetecek.

Gastronomi dünyasının geleceği açısından büyük önem taşıyan ve cesur bir adım olarak görülen Şef Aiman, Dubai’de açılacak Woohoo restoranın menüsüne katkıda bulunacak. UMAI geliştirme ekibi tarafından mutfakta mümkün olanın sınırlarını zorlamak için hayata geçirilen Şef Aiman, şefleri daha da güçlendirmeyi amaçlarken aynı zamanda mutfaklarda yardımcı pilot olarak konumlandırılıyor.

Zuma’daki öncü çalışmalarıyla tanınan, REIF Japanese Kushiyaki’nin başında bulunan Şef Reif Othman, Şef Aiman’a bu yolculukta eşlik edecek. Bölgenin en saygın şeflerinden Othman, projeye insani yaratıcılığı ve fine dining konusundaki derin uzmanlığıyla katkı sağlayacak. İki şef hünerlerini ilk olarak yakın zamanda açılması planlanan Gastronaut Hospitality tarafından işletilecek Japon restoranı WOOHOO’da sergilenecek. Bu projeyle, ilk kez bir yapay zeka, Michelin seviyesindeki şefle birlikte bir restoran deneyimini şekillendirecek.

Başkan Denizli vatandaşlarla Ildır’da buluştu

Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, Çeşme vizyon ofisinin geliştirdiği ‘Mahallemde Ne Var Ne Yok’ projesinin ilk buluşmasını Ildır köy kahvesinde geçekleştirdi.

Köy kahvesini sürpriz bir şekilde ziyaret eden Başkan Denizli, Ildır’ın ihtiyaçlarını ve kültürel birikimini Ildırlılardan dinledi. Toplantıya Başkan Denizli ile birlikte Vizyon Ofisi Başkanı Yüksek Şehir Plancı Esra Koçdemir, Vizyon Kurulu Üyesi Ali Faruk Göksu ve Ildır Mahalle Muhtarı Erdem Yavuz katıldı.

Toplantı için hazırlanan soru seti Başkan Denizli tarafından Ildırlılara yönetildi. “Ildır’da ne var ne yok?” başlıca sorusunun yanında “Köyde şu an en çok konuşulan konu nedir?” ”Köyde yaşanmış duyduğunuz en ilginç hikâye neydi?” gibi sorular soruldu. Sorulara gelen ilginç cevaplarla zaman zaman keyifli anlar yaşandı.

Katılımcı yerel demokrasinin geliştirilmesi, mahallelilerin ihtiyaçlarının yerinde ve muhataplarından dinlenmesinin yanında mahallelerin turizm, ticaret faaliyetlerinin geliştirilmesinde öne çıkarılabilecek değerlerin birlikte tespitini amaçlayan ‘Mahallemde Ne Var Ne Yok’ projesi, Çeşme’nin 25 mahallesi için yine duyuru yapılmaksızın sürpriz ziyaretlerle devam edecek.

BNP Paribas Cardif Türkiye’ye yeni genel müdür yardımcısı

BNP Paribas Cardif Türkiye’nin Yeni İnsan Kaynakları ve Organizasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gülşah Alakuş oldu.

Hayat sigortacılığı, BES ve koruma sigortaları alanındaki faaliyetleri ile Türkiye’nin lider sigorta kuruluşları arasında yer alan BNP Paribas Cardif Türkiye’nin İnsan Kaynakları ve Organizasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine, Gülşah Alakuş atandı.

Gülşah Alakuş kimdir?

Kariyerine 1998 yılında Turkcell’de İnsan Kaynakları Asistanı olarak başladı. Ardından Digiturk’te 7 yılı aşkın süre İnsan Kaynakları Müdürü olarak görev aldı. İlaç ve biyoteknoloji sektörlerinde Wyeth ve Pfizer İlaçları’nda İnsan Kaynakları Müdürü, Polpharma’da İnsan Kaynakları ve Kurumsal İlişkiler Müdürü gibi görevler üstlendi. 2012’den itibaren Alexion Pharmaceuticals’ta 10 yılı aşkın sürede Türkiye İnsan Kaynakları Direktörlüğü’nün yanı sıra, Orta ve Doğu Avrupa, Nordik Ülkeler, İsviçre, Yunanistan, İsrail ve Benelüks pazarlarında İnsan Kaynakları liderliği görevlerinde bulundu. Alexion Türkiye’de ayrıca Çalışan Deneyimi, İnsan ve Kültür süreçlerine liderlik etti. Son olarak Takeda bünyesinde TURC Bölgesi (Türkiye, Rusya, Kazakistan ve Belarus) Kıdemli İnsan Kaynakları Direktörlüğü görevini yürüterek bölgesel İnsan Kaynakları stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağladı.

Alakuş, karmaşık ve matris organizasyonlarda ticari bakış açısıyla iş dönüşümlerini desteklemesi ve çalışan deneyimini iyileştirmesiyle tanınıyor. Yetenek ve değişim yönetimi, ödüllendirme ve tanıma, öğrenme ve gelişim, proje yönetimi, ekip liderliği, çeşitlilik ve kapsayıcılık ile çalışan ilişkileri konularındaki uzmanlığıyla öne çıkıyor.

Gülşah Alakuş, İstanbul Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olduktan sonra London School of Economics and Political Science’ta yüksek lisans eğitimini MBA üzerine tamamladı. Eğitimine ve gelişimine, Academy of Executive Coaching enstitüsünden yönetici koçluğu, takım koçluğu ve Gestalt koçluğu programları alarak devam etti ve yönetici koçluğu alanında EMCC Derneği’nden akredite koçluk unvanı kazandı.

Tarladan sofraya daha taze, daha hızlı

BİM, meyve-sebze tedarik zincirinde verimliliği artırmak ve ürünlerin tazeliğini koruyarak tüketiciye ulaşmasını sağlamak amacıyla Afyon’da 30 bin m²’lik yeni Meyve-Sebze Platformu’nu hayata geçirdi.

Yeni platformunun açılışı ile tedarik zinciri süreçleri daha verimli bir hale gelirken, üreticiden çıkan ürünler çok daha kısa sürede BİM mağazalarına ulaşacak. Böylece hem tazelik hem de kalite açısından önemli bir avantaj sağlanacak.

Afyon’da yapımı tamamlanan yeni Meyve-Sebze Platformu, 20 bin m²’lik kapalı olmak üzere toplam 30 bin m²’lik alanı ile Türkiye genelinde 46 bölge deposuna hizmet verecek. Yeni Meyve-Sebze Platformu; 13 bin m² ortam soğutma sistemi, 1.000 ton kapasiteli muz sarartma odaları, 7 adet soğuk hava deposu, ürün analizleri için kurulacak laboratuvar ve 41 araç rampasıyla Türkiye perakende sektöründe örnek bir lojistik çözüm merkezi olma özelliği de taşıyor. Yeni platformda 90’ın üzerinde kişiye istihdam sağlanacak.

Arter’den iki yeni sergi

Arter, kültür sanat sezonunu 11 Eylül’de açılacak iki yeni sergiyle karşılıyor. Nilbar Güreş’in Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi olma özelliği taşıyan Kadife Bakış, sanatçının farklı mecralarda ürettiği ve erken dönem işlerinden yeni eserlerine uzanan geniş bir seçkiyi Arter’in 2. kat galerisinde Emre Baykal küratörlüğünde bir araya getirecek. Türkiye’den ve farklı coğrafyalardan 21 sanatçının fotoğraf eksenli üretimlerinden oluşan Biraz Daha Zamana İhtiyacım Var başlıklı grup sergisi ise Oğuz Karakütük’ün küratörlüğünde Arter’in 1. kat galerisinde izleyiciyle buluşacak.