OPET, Ultramarket’lerine “Fasty” markasıyla sağlıklı içeceklerden soğuk sandviçlere kadar lezzetli ve pratik gıda seçenekleri ekledi.
OPET, Fasty ile istasyonlarını yalnızca bir yakıt tedariği noktası değil, aynı zamanda keyifli ve lezzetli bir mola durağı haline getirmeyi planlıyor. Yolculuk sırasında hızlı, kaliteli ve besleyici alternatifler arayanlar için geliştirilen Fasty, OPET Ultramarket’lerde ve seçili Fullmarket’lerde en iyi lezzetleri bir araya getirerek müşteri deneyimini daha da yukarı taşıyor.
OPET’in Fasty markası adı altında oluşturduğu yeni ürün grubu, oldukça geniş bir yelpazeye sahip. Reçeteleri özel olarak geliştirilen soğuk kahve, sıkma ve organik meyve sularıyla ferahlatıcı bir mola imkânı sunan Fasty, soğuk sandviç seçenekleri ile de anında, pratik ve doyurucu bir alternatif sağlıyor. OPET, yalnızca içecek ve sandviç çeşitleriyle değil, “Fasty Fırın” ile de taze ve lezzetli unlu mamulleri ile de dikkat çekiyor. Ultramarket ve seçili Fullmarket’lerde oluşturulan özel köşelerde yer alan Fasty ürünleri, titizlikle seçilen tedarikçilerden temin edilerek en yüksek kalite standartlarında üretiliyor.
https://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-61-1.jpg550800pausehttps://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2022/10/PAUSECITYSLOGO.jpgpause2025-07-26 21:52:062025-07-26 17:53:53Opet’in yeni lezzet markası “Fasty”
Mirada Exclusive Bodrum, Türk, Yunan ve İtalyan lezzetlerini Bodrum’a taşıyor. Geleneksel tatların modern pişirme ve sunum teknikleriyle buluştuğu Sirtaki, Sunset ve Pepper restoranları bu yaz da özgün tatlarıyla anılara eşlik ediyor.
En özel reçeteler ve usta şeflerin modern yorumlarıyla hazırlanan menüler, sadece bir yemek değil; duyulara hitap eden eşsiz bir deneyim sunuyor. Üç farklı mutfağa odaklanan à la carte seçenekleri, her ziyareti yeni bir keşfe dönüştürüyor. Her biri kendi kültürünün özgün temsilcisi olan restoranlar, otantik malzemeler, geleneksel pişirme teknikleri ve şeflerin yaratıcı dokunuşlarıyla bir araya geliyor. Zengin içerikli menüler; başlangıçlardan ana yemeklere, tatlılardan mezeye kadar rafine bir gastronomi deneyimini misafirlerle buluşturuyor.
Sirtaki’de komşu esintileri
Sirtaki, eşsiz Karaada manzarasıyla birlikte, taze ve geniş meze menüsü ile deniz ürünleriyle zenginleşen Yunan mutfağı lezzetlerini misafirleriyle buluşturuyor. Tam tekmil favası, közlenmiş patlıcan ezmesi ve klasik Yunan salatalarıyla hafif ama doyurucu seçenekler misafirleri bekliyor. Balık severler için ızgara balık çeşitleri ve Granyöz buğulama, et tutkunları için ise “lamp souvlaki” gibi ana yemekler Ege’nin özgün tatlarını sofralara taşıyor. Denizin hemen kenarında, beyaz-mavi ahşap sandalyeleriyle Sirtaki, komşu kıyıların samimi atmosferini Bodrum’a getiriyor.
Gün batımında İtalyan lezzetleri
Mirada Exclusive Bodrum içindeki İtalyan restoranı Sunset ise manzarası ve İtalyan lezzetleriyle misafirlerini büyülüyor. Haftanın belirli günlerinde düzenlenen canlı müzik performansları, İtalyan ezgileri eşliğinde misafirlere eşsiz bir akşam yemeği deneyimi sunuyor. Mirada’nın zarif atmosferiyle bütünleşen bu özel anlar, konuklara unutulmaz bir gastronomi ve müzik buluşması yaşatıyor. Başlangıçta carpaccio ve burrata ile başlayan menü, risotto agli asparagi veya deniz mahsullü tagliatelle gibi ana yemeklerle devam ediyor. Taş fırında pişirilen özel pizzalar ve vanilyalı dondurma eşliğinde sunulan ılık çikolatalı tart gibi tatlılarla Sunset, İtalyan mutfağının inceliklerini Mirada Exclusive Bodrum misafirleriyle buluşturuyor.
Anadolu’nun derin köklerinden sofraya
Anadolu’nun bereketli lezzetleriyle harmanlanan Pepper restoran ise zahterden muhammaraya, içli köfteden kuzu tandıra kadar her lokmada binlerce yıllık birikimi sofralara taşıyor. Odun ateşinde pişen etler, tırnaklı ekmek eşliğindeki kuzu pirzola ve zeytinyağlı enginar gibi seçenekler Pepper restoranda yerel tatları modern sunumlarla buluşturuyor. Her mutfağın tatlıları da kendi hikâyesini anlatıyor: Sıcak tahinli kek, limonlu panna cotta ve kaymaklı baklava, finali unutulmaz kılacak bir lezzet deneyimi sunuyor.
https://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-60-1.jpg550800pausehttps://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2022/10/PAUSECITYSLOGO.jpgpause2025-07-26 20:46:462025-07-26 17:48:26Türk, Yunan ve İtalyan mutfağından seçkin lezzetler Mirada Exclusive Bodrum’da
Muratbey, ilk olarak 2021’de ihracat gerçekleştirdiği Çin’de 12-14 Kasım’da düzenlenecek küresel gıda işletmeleri için köprü ve vitrin konumundaki “FHC – Food & Hospitality China 2025” fuarına katılacak.
2008’de yurt dışına açılan ve 60’a yakın ülkede marka tescili alan Muratbey, 300’den fazla ürün çeşidiyle Türk peynirini dünya pazarlarında temsil ediyor. Avrupa’da Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İsveç ve İngiltere başta olmak üzere pek çok ülkeye ihracat yapan Muratbey için Uzak Doğu ülkelerinden Güney Kore ve Çin pazarları da büyük önem taşıyor.
Güçlü büyümesine, ihracat yelpazesindeki uluslararası organizasyonlara katılımıyla önemli katkı sunan Muratbey, 12-14 Kasım’da Şangay’da düzenlenecek “FHC – Food & Hospitality China 2025” fuarına katılacak. 2024’te aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 50’den fazla ülkeyi ağırlayan FHC – Food & Hospitality China fuarı uluslararası gıda ve ikram sektörü ticaret borsaları için önemli bir platform niteliği taşıyor.
https://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-59-1.jpg550800pausehttps://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2022/10/PAUSECITYSLOGO.jpgpause2025-07-26 19:36:252025-07-26 17:38:19Muratbey, Çin yolunda
2025 yılının ilk 6 ayı geride kalırken, kruvaziyer turizmi Türkiye ekonomisine sağladığı döviz girdisi, istihdam ve bölgesel kalkınma etkisiyle dikkat çekici bir performans sergiledi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre, Ocak–Haziran döneminde Türkiye limanlarına uğrayan kruvaziyer gemi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,07 artışla 490’a, gelen yolcu sayısı ise yüzde 27,46 artışla 732 bin 302’ye yükseldi. Camelot Maritime yönetim kurulu başkanı Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Kruvaziyer turizmi, döviz girdisi ve istihdam açısından ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Bu yılın tamamında 2 milyon yolcu hedefini aşmayı bekliyoruz” dedi.
https://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-37-3.jpg550800pausehttps://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2022/10/PAUSECITYSLOGO.jpgpause2025-07-25 18:07:072025-07-25 18:07:32Hedef 2 milyon yolcu
Altunizade Suites İstanbul Curio Collection by Hilton, ev konforundaki mutfaklı suitleri, özgün sanat vizyonu, eşsiz gastronomi deneyimleri, Hilton’un dünyaca ünlü hizmet kalitesini bir arada sunuyor.
Tam donanımlı mutfaklara sahip 240 suiti, geleneksel ve yerel mutfaktan ilham alan yenilikçi gastronomi konsepti ve 2.200 metrekarelik spa alanıyla otel, konforla tarzı harmanlayarak benzersiz bir konaklama sunuyor. CCN Holding tarafından hayata geçirilen binanın zarif iç mekân tasarımı, ünlü tasarımcı ve iç mimar Zeynep Fadıllıoğlu imzası taşıyor.
Otelde yer alan tüm yeme-içme alanları, yerel ve geleneksel Türk mutfağını modern sunumlarla bir araya getirerek zengin bir gastronomik deneyim sunuyor. Lokanta Yoğurt, özenle seçilmiş malzemelerle hazırlanan yerel ve özgün esnaf lokantası lezzetlerini hem otel müşterileri hem de İstanbullularla buluşturuyor.
Misafirler, her biri sakin ve huzurlu bir ortamda rahatlama sunmak üzere tasarlanan geleneksel Türk hamamı, özel terapi odaları, fitness merkezi, sauna, kapalı yüzme havuzu ve masaj hizmetleri gibi kişiye özel iyi yaşam alanlarının keyfini çıkarabilecek.
Adres: Altunizade Mahallesi, Kısıklı Caddesi, Oymacı Sokak No:20, Üsküdar, İstanbul, 34662, Türkiye
https://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-34-2.jpg550800pausehttps://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2022/10/PAUSECITYSLOGO.jpgpause2025-07-25 17:20:112025-07-25 17:20:11İstanbul yepyeni bir otele daha kavuştu
Şenpiliç, güçlü üretim altyapısı ve yaygın sözleşmeli çiftçi ağıyla piliç eti sektöründe sürdürülebilir büyümesini devam ettiriyor.
Sözleşmeli üretim modeliyle 1400 broiler kümesi Şenpiliç ekosistemine ekleyen şirket, geçtiğimiz yıl 4.200 kişiye dolaylı istihdam sağladı.
Doğrudan 3.700’den fazla çalışanı, 1.400 broiler kümesi, 24 damızlık çiftliği, 3 kuluçkahanesi, 3 yem fabrikası ve modern kesimhaneleriyle faaliyetlerini sürdüren Şenpiliç, sözleşmeli üretim modeliyle hem üreticiyle birlikte büyüyor hem de gıda güvenliğini üretimin her aşamasında garanti altına alıyor. Şirket, 2024 yılında toplam 1.400 broiler kümesi ile 4.200 kişiye dolaylı istihdam sağladı.
Çiftçilere civciv, yem, altlık, yakıt ve veterinerlik hizmetleri sağlayan Şenpiliç; aynı zamanda kesim ve lojistik süreçlerini de yönetiyor. Çiftçiler ise yalnızca kümes bakımı, işçilik, elektrik ve su gibi operasyonel masraflardan sorumlu oluyor. Bu model, çiftçilerin yalnızca üretime odaklanmasını sağlarken üretim verimliliğini de artırıyor.
https://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-31-3.jpg550800pausehttps://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2022/10/PAUSECITYSLOGO.jpgpause2025-07-24 12:17:182025-07-24 11:19:08Şenpiliç ekosistemi sözleşmeli çiftliklerle geçen yıl 4.200 kişiye istihdam sağladı
Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve obezitenin etkisiyle son yıllarda görülme sıklığı hızla artan diyabet, artık çocuk yaşlarda da kapıyı çalıyor. Yaz mevsiminde yapılan bazı yaygın hatalar ise hastalıkla ilgili riski daha da artırabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Kırım, diyabetin hem dünyada hem de ülkemizde çılgın bir hızla arttığını belirterek “Yapılan çalışmalar, diyabeti olan bireylerin yaklaşık yarısının hastalığının farkında bile olmadığını göstermektedir. Oysa diyabet tedavi edilmediğinde hayati risklere yol açabilir. Yaz aylarında farkında olmadan yapılan küçük hatalar da, diyabetli bireyler için ciddi sonuçlar doğurabilir” uyarısında bulunuyor. Doç. Dr. Sinan Kırım, diyabette en yaygın yapılan ve tehlikeyi artıran 6 yaz hatasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Doç. Dr. Sinan Kırım
Yeterince su tüketmemek
Doç. Dr. Sinan Kırım “Yazın hem hava sıcaklığının hem de açık havada fiziksel aktivitenin artması nedeniyle vücutta sıvı kaybı riski çok artmaktadır. Vücudun susuz kalması kan şekerini sanılandan çok daha fazla yükseltir. Dehidrasyon bazen çok yavaş gelişebildiğinden fark edilemeyebilir. Aşırı sıcaklarda yeterince su tüketmemek, çay, kahve, bira ve meyve sularının ise kaybedilen sıvıyı yerine koyacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Vücudun sıvı ihtiyacı çoğunlukla su ile karşılanmalıdır. Günde bir-iki bardak maden suyu ya da ayran da tüketilebilir” diyor.
Sıcak kumsalda yalınayak yürümek
Sıcak kumsalda yalınayak yürümek çok sık yapılan yanlışlardandır. Çünkü çıplak ayakla yürümek çok ciddi riskler içermektedir. Özellikle sinir hasarları olan hastalar kumdaki aşırı sıcaklığı hissedemedikleri için tabanlarının yanmasına neden olmaktadırlar. Yine kum içindeki cam kırıkları, iğne vs gibi yabancı cisimler ayak tabanına batarak yara ve enfeksiyona neden olabilirler. Bu nedenle diyabeti olanların kumsalda kesinlikle terliksiz gezmemesi gerekir. Deniz tabanında da keskin kaya kenarları ya da sivri cisimler olabileceği için denize de mutlaka deniz ayakkabısı ile girilmelidir.
Yaz önlemlerini ihmal etmek
Diyabette yaz mevsimine yönelik bazı kurallara dikkat etmek gerekse de pek çok hasta bu önlemleri göz ardı edebilmektedir. Örneğin; kumsalda uzun süreler güneşe doğrudan maruz kalmamak, bol, rahat ve havalandırması güzel olan giysiler giymek, şapkasız ve terliksiz güneşe çıkmamak gerekir. Diyabet hastalarında katarakt riski arttığından dolayı UV koruması da bulunan güneş gözlükleri terich edilmelidir. Kapalı ortamlarda klima kullanırken ısı 24 derece civarında tutulmalı, daha düşük derecelerden kaçınılmalıdır.
İlaçları yaz sıcağına maruz bırakmak
Yazın ilaçların aşırı sıcaklara ve güneşe sıkça maruz bırakılabildiğini belirten Doç. Dr. Sinan Kırım “Özellikle insülin kullanan hastalar soğuk zincire daha fazla dikkat etmelidirler. Hava sıcaklığının yüksek olması nedeniyle dışarda kalan insülin daha çabuk bozulabilir. İnsülin pompası aşırı sıcakta ve güneşte kaldığında pompadaki insülinin etkisi azalabilmektedir. Yazın cilt ısısı da artacağı için ya da egzersizin artırılması nedeniyle insülin kana daha çabuk karışıp önce şeker düşmesine, çabucak kullanılıp bittiği için de daha sonra şekerin yükselmesine neden olabilir. O nedenle insülin enjeksiyonu doğrudan güneş ışığı almayan bölgelere ve daha az kas hareketi olan bölgelere yapılmaldır. Örneğin; koşmayı planlayan bir hasta bacağına yapmamalıdır” diyor.
Meyve tüketiminde ölçüyü kaçırmak
Yaz meyveleri iştah kabarttığından tüketiminde sıkça aşırıya kaçılabilmektedir. Ancak bol sulu ve serinletici etkileri olsa da şeker içeriği zengin olduğundan meyve tüketiminde günde iki porsiyonu geçmemek ve avuç içi kadar tüketmek gerekir. Akşamları özellikle meyve yedikten sonra hareketsiz kalınırsa, örneğin uyunursa, hem kan şekeri hem de kolesterol değeri yükselir. Bu nedenle gündüz saatleri idealdir. Yaz lezzetlerinin vazgeçilmezlerinden dondurmanın da fruktoz şurubu kullanılanarak yapılanlarından uzak durulmalı, doğal şekerle yapılanları tercih edilmelidir.
Şekerli içecekler tüketmek
Doç. Dr. Sinan Kırım “Yaz aylarında şekerli ve gazlı içecekler ile alkol tüketiminde artış diyabetli bireyler için büyük risk oluşturmaktadır. Şekerli içecekler, alkol ve kokteyllerde kullanılan meyve sularının kan şekerini önce yükseltip sonra düşürebileceği akılda tutulmalıdır. Alkol tüketimi, diyabet hastalarında şeker düzeyinde tehlikeli düşmelere ve sıvı kaybına yol açabilmektedir. Bu nedenle alkol sınırlandırılmalı ve aç karnına kesinlikle tüketilmemelidir” diyor.
https://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-29-2.jpg550800pausehttps://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2022/10/PAUSECITYSLOGO.jpgpause2025-07-24 11:29:092025-07-24 10:32:45Dikkat! Diyabette bu hatalar yazın yaygın yapılıyor!
Ipsos Global Trendler araştırmasına göre bireylerin teknoloji hakkında ikilemde olduğunu görüyoruz. Teknoloji daha yaygın hale geldikçe, bize getirebileceği sorun çözme araçlarının cazibesi ve iletişim kurma biçimlerindeki değişiklik inanılmaz bir heyecan yaratıyor. Diğer yandan da gizlilik, iş kaybı ve kötüye kullanım potansiyeline ilişkin endişeler var. Heyecan ve endişe arasında bir gerilim yaşanıyor.
IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI;
Ipsos Global Trendler araştırmasına göre bireylerin teknoloji hakkında bir ikilemde olduğunu görüyoruz. Teknoloji daha yaygın hale geldikçe, bize getirebileceği sorun çözme araçlarının cazibesi ve iletişim kurma biçimlerindeki değişiklik inanılmaz bir heyecan yaratıyor. Diğer yandan da gizlilik, iş kaybı ve kötüye kullanım potansiyeline ilişkin endişeler var. Heyecan ve endişe arasında bir gerilim yaşanıyor.
Araştırmaya göre ülkeler ortalamasında neredeyse dört kişiden üçü (%71), toplum olarak karşılaştığımız sorunları çözmek için teknolojiye ihtiyacımız olduğunu düşünüyor. Ancak, teknolojik ilerlemenin “hayatlarımızı mahvettiğini” düşünenler de var (%57). Bu ikilem, yapay zekâya bakış açısında da geçerli. Bireyler yapay zekâdaki gelişmeler konusunda heyecanlı, ama aynı zamanda bu gelişmelerin getirebileceği değişiklikler konusunda da endişeli. Ipsos bu gerilime “Yapay Zekânın Büyüsü ve Endişesi” (the Wonder and the Worry of AI) adını veriyor.
2022 yılının sonunda ChatGPT’nin kullanıma açılması ile milyonlarca internet kullanıcısı yapay zekâ ile doğrudan karşılaştı, diyalog kurmaya başladı. Yapay zekâ bir anda hayatlarımızın tam da ortasına yerleşti. Gündeme Dair araştırmamıza göre Türkiye’de her iki kişiden biri yapay zekâyı duyduğunu belirtiyor. Soruyu üretken yapay zekâ olarak sorduğumuzda ise bilinirlik oranı düşüyor (%32). Bu fark “üretken yapay zekâ“ teriminin daha teknik ve yeni bir kavram olmasından kaynaklanıyor olabilir. Herkesin gündelik diline yerleşmiş değil. Bu yıl aynı araştırmada Türkiye’de yapay zekâ kullanımının 2023 yılına göre arttığını görüyoruz. Bazı uygulamaları denemek, iş ve özel hayatta işlerini kolaylaştırmak için kullananların oranı 2023 yılında yüzde 12 iken bu yıl yüzde 23’e çıktı. Ipsos’un 30 ülkede 23 binden fazla kişiyle gerçekleştirdiği Global Advisor araştırmasına göre ülkeler ortalamasında bireylerin yaklaşık yarısı üretken yapay zekâ konusunda heyecanlı olduklarını, diğer yarısı ise endişeli olduklarını söylüyor.
Anglosphere ülkelerinde (ABD, İngiltere, Kanada, İrlanda ve Avustralya) heyecandan çok daha fazla endişe var. Avrupa pazarlarında ise daha az endişe gözlemleniyor, ama heyecan düzeyi de orta seviyede. Güneydoğu Asya’daki bazı ülkeler ise belirgin şekilde heyecanlı ve endişeye kıyasla çok daha olumlu. Japonya ise biraz aykırı bir ülke olarak konumlanıyor. Ne heyecanlı ne de endişeli. Türkiye’de ise heyecanlı olanların oranı endişe duyanlara göre daha yüksek, daha olumlu bir bakış açısı hakim. Endişelerin önemli kaynaklarından biri elbette ki bireylerin yaşadıkları ülkelerde yapay zekâya ilişkin düzenlemelerin yapılıp yapılmayacağı ile ilgili. Hükümetlerin düzenlemelere olan yaklaşımı bu noktada kritik önem taşıyor. Yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi sürecinde, bazı şirketler hükümetlerle iş birliği yaparak hukuki ve etik çerçevede hareket edeceklerini duyurdular. Bu, umut verici bir gelişme. Ancak tek başına yeterli mi, orası tartışmalı. Çünkü yalnızca özel şirketler değil, devletler de kendi yapay zekâ programlarını yürütüyor. Üstelik bu programların bazıları askeri amaçlar taşıyor. Yapay zekânın sunduğu güç ve ekonomik potansiyel, bu teknolojiyi etik ve yasal sınırlar içinde tutmayı her geçen gün daha da zorlaştırıyor.
Gündeme Dair araştırmamıza göre her iki kişiden biri Türkiye’de yapay zekâyı bir fırsat olarak görüyor. Tehdit olarak görenlerin oranı da azımsanmayacak düzeyde (%44). Her on kişiden altısı yapay zekânın yapabileceklerinden korkuyor. Gelecek nesiller için yapay zekânın yeni iş fırsatları yaratacağına inananların oranı, 2023 yılıyla benzer seviyede kalmış durumda. Öte yandan, yapay zekânın iş imkanlarını azaltacağı ve işsizliği artıracağı yönünde endişe duyanların oranı %25’ten %20’ye gerileyerek bir miktar azalmış görünüyor. Yapay zekânın şu anki işlerini yapacağını düşünenlerin oranı ülkeler ortalamasında %36. Türkiye’de ise bu oran %42. Yapay zekânın şu anda çevrim içi aramalardan reklam içeriği oluşturmaya, iş başvurularını elemekten yapay zekâ ile oluşturulmuş spor içerikleri yaratmaya birçok görevi üstleniyor.
Global Advisor araştırmasına göre yapay zekâ kullanan şirketlerin bu kullanımı açıkça belirtmesi yönünde büyük bir beklenti var (%79). Önümüzdeki dönemde bireylerin içeriklerin yapay zekâ yerine insanlar tarafından oluşturulmasını tercih etme ihtimali de söz konusu. Kullanım yaygınlaştıkça buna alışmamız ve daha rahat hissetmemiz kolaylıkla beklenebilir. Ancak bir tepki senaryosunun gerçekleşmesi de mümkün. Yapay zekâ kullanan şirketlerin kişisel verilerin korunacağına ilişkin görüşler de farklılaşıyor. Ülkeler ortalamasında yapay zekâya bu konuda güven pozitif. Tüm bunlar bizler için karışık sinyaller ortaya koyuyor. Hem kaygı doluyuz hem de hayranlıkla bakıyoruz. Yapay zekâdan birçok şey bekliyoruz, ama bunların olumlu olup olmayacağından emin değiliz. En azından kısa vadede güven sorunu oldukça yaygın ama faydalarını da görmek istiyoruz.
Tarihte belki de ilk defa entelektüel üretimi, düşünme işini makinelere ihale ettiğimiz bir çağa giriyoruz. Bir kırılma noktasındayız. Teknolojinin neler yapabildiği değil, insanların bu güçle ne yapmayı tercih ettiği geleceği şekillendirecek.
https://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-4-3.jpg550800pausehttps://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2022/10/PAUSECITYSLOGO.jpgpause2025-07-23 10:10:232025-07-23 10:16:35Teknolojinin gelişimi hem heyecan, hem endişe yaratıyor !
Türk su ürünleri sektöründe son yıllarda üretimi ve ihracatı hızla artan Türk somonunda 2035 yılına kadar ihracatın 1 milyar doların üzerine taşınması hedefleniyor.
Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Türk somonunda hasatların temmuz ayında bittiğini, hasat edilen Türk somonlarının taze ve dondurulmuş olarak yıl sonuna kadar tamamının satılacağını öngördüklerini dile getirdi. Kızıltan, “Türk somonu ihracatı 2025 yılı sonunda 500 milyon doları aşacak. En geç 2035 yılına kadar 1 milyar doların üzerinde bir Türk somonu geliri olacak Türkiye’nin” diye konuştu.
Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin Ocak-Haziran 2025 verilerine göre Türkiye’nin su ürünleri ihracatı, 2025 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artışla 974 milyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde miktar bazında ihracat ise yüzde 13 düşüşle 132 bin 500 bin ton olarak gerçekleşti.
İhracatın lideri levrek, ihracat artış rekortmeni Türk somonu
Su ürünleri ihracatının lideri konumundaki levrekte yılın ilk yarısında yüzde 10 artışla 303 milyon dolar, çipurada yüzde 8 artışla 273,7 milyon dolar ihracat yapılırken Türk somonu, aynı dönemde yüzde 17 artışla 217 milyon dolar döviz getirisi sağladı. Türk somonu bu performansıyla 2025 yılının ilk yarısında sektörün ihracat artış rekortmeni oldu. Türk somonunu 65 milyon dolarla alabalık, 18,5 milyon dolarla orkinos ve 12,7 milyon dolarla kaya levreği ihracatı takip etti.
Yılın ilk yarısında 78 ülkedeki sofralara su ürünlerini gönderen sektörün ihracatında Rusya Federasyonu ilk sırada yer alırken bu ülkeyi İtalya, Hollanda, Yunanistan ve İngiltere izledi.
Türk somonu rekorlara devam ediyor
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verdiği desteklerin de ihracat performansında etkili olduğunu kaydeden Kızıltan, “Özellikle yatırımcıların önünün açılması, yeni potansiyel alanların belirlenmesi ve bu potansiyel alanların gerçekten üretim yapacak olan, yatırımcı olan kişilere tahsis edilmesi çok önemli. Bu yüzden artık yatırımcılarımız daha bir güvenle bakabiliyor geleceğe. Şu anda Ege’de yeni potansiyel alanlar açılmıyor. Dolayısıyla buradaki üreticilerimiz iklim değişikliğinden, havaların ısınmasından dolayı bir takım levrek üretimini Karadeniz’e kaydırıyorlar. Karadeniz’de hala büyük bir potansiyel olduğunu düşünüyoruz.” dedi.
Karadeniz’in Türkiye’nin su ürünleri ihracatına katkısını hızla artırdığını, bunda Türk somonunun önemli etkisinin bulunduğuna işaret eden Kızıltan, bu balıkta 2019 yılında 29 milyon dolar olan ihracatın yaklaşık 17 kat artışla geçen yıl 498 milyon dolara yükseldiğine dikkat çekti.
Sinop, Samsun, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin’de sahil bandında kurulan çiftliklerde yılın ilk yarısında 32 bin ton Türk somonu üretildiğini aktaran Kızıltan, şöyle konuştu: “Türk somonunda hasatlar temmuz ayında bitti. Bu balığın ve dondurulmuş olan ürünlerin yıl sonuna kadar tamamının satılacağını öngörüyoruz. Bunun da yaklaşık 500-600 milyon dolar Karadeniz’deki üreticilerimize ihracat geliri olarak yansıyacağını öngörüyoruz. Türk somonu dediğimiz aslında alabalığın bir türü. Alabalığın belli bir süre iç sularda yetiştirilerek 400 gramdan sonraki boyutlarda Karadeniz’e indirilerek tuzlu suya geçişi ve oradan da 3-4 kiloya kadar büyütülmesi anlamına gelen bir üretim prosesi. Burada pazar imkanları geniş. Balığın bir süre sonra tamamının fileto yapılması veya işlenmesi sonucunda birçok yeni pazara ulaşılacağını öngörüyoruz. Karadeniz’de özellikle bu konularda yapılacak yatırımlarla 2032 yılına, en geç 2035 yılına kadar 1 milyar doların üzerinde bir Türk somonu geliri olacak Türkiye’nin.”
Kızıltan, yılın ilk yarısında toplam 217 milyon dolarlık Türk somonunu ihracatının yaklaşık 151 milyon dolarlık bölümünün Rusya Federasyonu’na yapıldığını, bu ülkeyi Belarus ve Japonya’nın izlediğini de sözlerine ekledi.
Taviloğlu Koleksiyonundan 32 Eser, Yahşi Baraz küratörlüğünde, ilk defa Bodrum’da, Inspera Bodrum Kültür Sanat’ta sergilenecek.
Inspera Bodrum Kültür Sanat, 2 Ağustos – 15 Ekim 2025 tarihleri arasında “Taviloğlu Koleksiyonu: Modern Türk Resminin Öncülerinden” başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.
İstanbul’da yedi farklı mekânda, 2400’ü aşkın eserin yer aldığı “Bir Koleksiyoner Hikâyesi” sergi serisinin ardından, koleksiyon ilk kez İstanbul dışına taşınıyor. Türkiye’nin en kapsamlı özel sanat koleksiyonlarından biri olan Taviloğlu Koleksiyonu, modern Türk resminin gelişimine tanıklık eden öncü sanatçıların eserlerini bir araya getiriyor.
İş insanı ve koleksiyoner Mustafa Taviloğlu ve ailesinin 1972 yılında büyük bir heyecanla başlattığı, tutku ve özveriyle 53 yıldır büyütmeye devam ettiği bu koleksiyon; sanatçılar, dönemler, üsluplar, teknikler ve medyumların çeşitliliği ile dikkat çekiyor. 906 sanatçının 2420 eserini barındıran koleksiyonun tamamı, 21 Eylül 2024 – 30 Mart 2025 tarihleri arasında İstanbul’da farklı mekânlarda seyircisiyle buluştu.
Sergisinde yer alacak eserler
“Taviloğlu Koleksiyonu: Modern Türk Resminin Öncülerinden Sergisi” koleksiyonun başlamasında önemli rolü olan sanat galericisi Yahşi Baraz’ın küratörlüğü ile Alaettin Aksoy, Özdemir Altan, Mustafa Ata, Erol Akyavaş, Sabri Berkel, Aliye Berger, Nurullah Berk, Cihat Burak, Adnan Çoker, Burhan Doğançay, Nejat Devrim, Devrim Erbil, Abidin Elderoğlu, Neş’e Erdok, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Balkan Naci İslimyeli, Zeki Faik İzer, Oya Katoğlu, İhsan Cemal Karaburçak, Komet, Mehmet Gün, Nedim Günsür, Mehmet Güleryüz, Neşet Günal, Fikret Mualla, Orhan Peker, Selim Turan, Turan Erol, Ömer Uluç, Burhan Uygur, Güngör Taner, Fahrelnissa Zeid gibi sanatçılardan toplamda otuz iki eserin yer aldığı sergi; figüratif ve soyut yaklaşımlar, toplumsal ve bireysel temalar ile özgün teknik arayışları bir arada sunuyor.
Ziyaret Saatleri:
Pazartesi hariç her gün 12:00 – 20:00 (Giriş ücretsizdir.)
https://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2025/07/foto-kopyasi-800-x-550-piksel-21-2.jpg550800pausehttps://www.pausedergi.com/wp-content/uploads/2022/10/PAUSECITYSLOGO.jpgpause2025-07-22 14:25:502025-07-22 14:26:23Taviloğlu’nun koleksiyonun bir kısmı Bodrum’a geliyor