Yazılar

2.doz aşı olmayandan PCR testi istenmeli

2.doz aşı olmayandan PCR testi istenmeli

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması  68. dönem verileriyle vatandaşların; vaka sayıların yarattığı endişe ile tekrar gündeme oturan kapanma konusundaki düşüncelerine, belirli saatlerde sokağa çıkma yasaklarına, restaurant/kafe gibi yerlerin tekrar kapanıp/ kapanmamasına, şehirlerarası seyahat kısıtlamasına, sinema/ tiyatro gibi gösteri merkezi gibi işletmelerinin açık kalıp kalmamasına ve insanların yan yana oturduğu yerlerde Koronavirüs aşısı olmayan kişilerden pcr testi istenmesi gibi konularda ifadeleri incelenmiştir.

 HER 10 KİŞİDEN 6’SI TEKRAR BİR KAPANMA YASANABİLECEĞİ GÖRÜŞÜNDE.

Vaka sayılarındaki artış nedeniyle toplumun %64’ü tekrar bir kapanma yaşanabileceğini düşünüyor. Kapanma yaşanacağı konusunda aşı karşıtı olan ve aşı konusunda emin olmayan kişilerin oranı daha düşük olsa da kapanma yaşanmayacağı konusunda tüm kitlelerin görüşü benzer. Toplumun %23’ü tekrar bir kapanma yaşanmayacağı görüşünde.

GECE SAAT 21:00- SABAH SAAT 05:00 ARASI SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINI TOPLUMUN YARISI İSTEMİYOR.

Vaka sayıları tekrar bir kapanma yaşanacağı endişesi yaratsa da, toplumun yarısı herhangi bir kısıtlama istemiyor. Vatandaşların sadece üçte biri kısıtlamadan yana…  Toplumun %55’i bugünden sonra geceleri sokağa çıkma yasağı getirilmesini istemiyor. Böyle bir yasağı isteyenlerin oranı ise %31.

RESTAURANT / CAFE GİBİ YERLERİN KAPANMASINI İSTEMEYENLERİN DE ORANI %50.

Yine toplumun yarısı bu tür bir kısıtlamayı da istemiyor. Vatandaşların %26’sı sadece kapalı alanların kapatılması gerektiğini düşünürken, tamamen kapatılması gerektiğini düşünenlerin oranı %7.

ŞEHİRLER ARASI SEYAHAT KISITLAMASINA DA TOPLUMUN YARISI KARŞI.

Diğer kısıtlamalara benzer şekilde yine toplumun yarısı şehirlerarası bir kısıtlama gelmemesi gerektiğini düşünüyor. Yine sadece her 10 kişiden 3’ü böyle bir kısıtlamadan yana…

SİNEMA, TİYATRO, GÖSTERİ MERKEZİ GİBİ İŞLETMELERİN KAPANMASI

DA TOPLUMUN YARISI TARAFINDAN İSTENMİYOR. 

Sinema, tiyatro gibi işletmelerin kapatılması konusunda da vatandaşlar benzer görüşte. Bu tür yerlerin kapatılmaması gerektiğini düşünenlerin oranı %48, kapatılması gerektiğini düşünenlerin oranı %32.

HER 10 KİŞİDEN 6’SI İNSANLARIN YAN YANA OTURDUĞU YERLERDE 2 DOZ AŞISI OLMAYAN KİŞİLERDEN PCR TESTİ İSTENMESİNİN DOĞRU BİR KARAR OLACAĞI GÖRÜŞÜNDE.

Sinema, tiyatro, şehirlerarası otobüs, uçak gibi insanların yan yana oturduğu yerlerde Koronavirüs aşısı olmayan kişilerden pcr testi istenmesi gibi bir karar alınması konusunda Aşı olan veya aşıya olumlu yaklaşanlarla Aşı karşıtı olan kişilerin görüşleri net bir şekilde farklılaşıyor. Aşı olan veya aşıya olumlu yaklaşanların %65’i bu tür yerlere girişte aşı olmayan kişilerden pcr testi istenmesi gerektiğini düşünürken, aşı karşıtlarının %67’si böyle bir karara karşı.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Salgın hayatımızı bir sarkaç misali etkiliyor; aşı ve önlemler ile vaka sayıları/kayıplar azalınca kısıtlamalar gevşiyor, sarkaç bir uca gidiyor, eski hayatlarımızın özlemi ile rahatlıyoruz, sosyalleşiyoruz, hastalık yeniden yayılıyor, kısıtlamalar yeniden tartışılmaya başlıyor, sarkaç diğer uca doğru hareketleniyor.
Son haftalarda hasta ve kayıp sayılarında artış var, öte yandan yakında okulları yüz yüze eğitim ile açmak istiyoruz, kurumlar evden çalışan çalışanlarının yeniden ofislere dönmelerini planlıyor. Tüm bu koşullarda salgını dizginlemek için ne yapmak gerekli? Her üç kişiden ikisi yeniden bir kapanma yaşayacağımızı tahmin ediyor. Ancak bu tahmin ile önlemlere dair düşünceler arasında bir makas var. Her iki kişiden biri sokağa çıkma kısıtlaması, restaurant/kafelerin kapanması, seyahat kısıtlamaları, tiyatro/sinemaların kapatılması gibi önlemlere dair olumsuz görüş belirtiyor. Ortalamada toplumun %20’sinin bu önlemlerin yeniden devreye alınmasına yönelik bir fikri yok, %30 ise önlemlerin yeniden devreye girmesi gerektiğini düşünüyor.

Ipsos Türkiye

Sağlık Bakanı, aşı kararının bundan sonraki dönemde tercihlere bırakılmayacağı sinyalini verdi. Bu sadece ülkemizde değil tüm dünyada büyük bir tartışma konusu. Hali hazırda pek çok durumda aşı mecburiyeti yerine PCR test zorunluluğu söz konusu. Her on kişiden altısı sinema, tiyatro, seyahat araçları gibi insanların birbirine yakın bulundukları yerlerde PCR testi zorunluluğu getirilmesi fikrini destekliyor. Aşı karşıtlarında bu oran neredeyse tam tersine dönüyor, aşıya karşı olan her üç kişiden ikisi zorunlu teste de karşı. Aşı ve test zorunluluğu veya serbestliği konusunda insanlık olarak sadece Türkiye’de değil, tüm ülkelerde uygulanabilecek prensipler belirlenmesine ihtiyacımız olduğu çok net.

Orman yangınları astımı alevlendirebilir

Orman yangınları astımı alevlendirebilir

Son zamanlarda ülkemizde meydana gelen orman yangınları, ekosisteme verdiği zararın yanı sıra kötü hava koşulları nedeniyle astım hastalarının da belirtilerinin alevlenmesine neden olabilir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Alerjisi ve İmmünoloji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akçay, iklim değişikliğinin ve orman yangınlarının astım üzerinde yarattığı riskleri anlattı.

Okan Üniversitesi Hastanesi

Orman Yangınları Astım İçin Büyük Tehdit

İklim değişikliği, birçok ormanın orman yangınlarına karşı savunmasızlığını artırıyor. Ülkemizde de son zamanlarda artan orman yangınları, iklim değişikliğinin sonuçlarının iyiden iyiye hissedilmesine neden oldu. Artan sayıdaki orman yangınları, astım da dahil olmak üzere solunum yolu hastalıklarının gelişimine de katkıda bulunabilir. Bu özellikle akciğerlerinin küçük yüzey alanı nedeniyle çocuklarda önemlidir. Sadece küçük bir miktar orman yangını hava kirliliğine maruz kalmanın solunum sağlığı üzerinde tehlikeli etkilerini gösterebilir.

Orman yangını dumanı; partikül madde, karbonmonoksit, nitrojen oksitler ve (ozon öncüleri olan) çeşitli uçucu organik bileşikler içerir ve hem yerel olarak hem de yangınların rüzgar yönündeki bölgelerinde hava kalitesini önemli ölçüde azaltabilir.

İklim Değişikliği Hastalıkları Tetikliyor

İklim değişikliği; hava kirliliğini, vektör kaynaklı hastalıkları, alerjenleri, su kalitesini, su ve gıda tedarikini, çevresel bozulmayı, aşırı sıcağı ve şiddetli havayı etkileyecektir. Tüm bu değişiklikler sağlık için ciddi bir tehdittir. Yüksek sıcaklıklar sağlıksız hava ve su kirleticilerinin konsantrasyonlarını artırabilir. Bunların yanı sıra, iklim değişikliğinin meydana gelen çevresel sonuçları arasında; ısı dalgaları, yağışlardaki değişiklikler (sel ve kuraklık), daha yoğun fırtınalar ve kötüleşen hava kalitesi yer alıyor. Hava kalitesinin kötü olmasının özellikle çocuklarda astımı tetikleyici özelliği vardır. Bunun yanı sıra iklim değişikliğinden kaynaklanan diğer durumlar da hem astımın tetiklenmesinde hem de diğer alerjik hastalıkların tetiklenmesinde önemli bir rol oynuyor.

İklim Değişikliğinin Astımlı Kişilere Etkisi

İklim değişikliği, önceden var olan solunum yolu hastalıklarına doğrudan neden olarak veya ağırlaştırarak; solunum yolu hastalıkları için risk faktörlerine maruz kalmayı artırarak solunum sağlığı için büyük bir tehdit oluşturur. İklim değişikliği, astım gibi kronik solunum yolu hastalıklarına neden olabilen ve ağırlaştırabilen su ve hava kirliliğini artırır. İklim değişikliğinden kaynaklanan artan sıcaklıklar, hava yolu iltihabına neden olan ve akciğer dokusuna zarar veren yer seviyesindeki ozonun artmasına neden olur. Zemin seviyesindeki ozonun artması astımla yaşayan insanlar için zararlı olabilir. Yer seviyesindeki ozona karşı en savunmasız kişiler başta çocuklar olmak üzere; yaşlılar, akciğer hastalığı olan kişiler veya aktif olarak dışarıda olan kişilerdir. Çocuklar, yer seviyesindeki ozon için en büyük risk altındadır ve yetişkinlere göre astım olma olasılığı daha yüksektir.

Evlerde Küf Oluşması İle Astım Belirtileri Şiddetlenebilir

Aşırı yağışlar ve artan sıcaklıklar da iç mekan hava kalitesi sorunlarına neden olabilir. Örneğin, astım ve/veya küf alerjisi olan kişilerde solunum koşullarının kötüleşmesine ve yeterli astım kontrolünün sağlanmasında artan zorluklara yol açabilecek şekilde iç mekanlarda küf oluşumuna neden olabilirler. Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile birlikte, bazı bölgelerde küfün çoğalmasına neden olabilecek artan yağış ve sel geliyor. Nem, astımın gelişmesine ve astım semptomlarının kötüleşmesine katkıda bulunduğu bilinen küf çoğalmasıyla ilişkilidir. Özellikle selden etkilenen evlerde küf oluşumu artış gösterir. Bu durum da astımı olanlarda belirtilerin şiddetlenmesine neden olabilir.

Windsurf Şampiyonası Alaçatı’da başlıyor

Windsurf Şampiyonası Alaçatı’da başlıyor

Vakkorama Watersports Championship 2021 Türkiye Windsurf Şampiyonası Alaçatı’da başlıyor.

Kurulduğu günden beri müzik, sanat ve sporu sahiplenen, dünyanın ilk konsept mağazası Vakkorama, Vakkorama Watersports Championship 2021 -Türkiye Windsurf Şampiyonası’nı bu sene 20-21-22 Ağustos tarihlerinde Alaçatı da düzenliyor.

Rüzgâr koşulları ve sörf alanları ile önemli sörf merkezlerinden Alaçatı’da Myga Surf City’de 3 gün boyunca devam edecek olan şampiyonaya çok yoğun bir katılım bekleniyor.

Türkiye Yelken Federasyonu tarafından gerçekleştirilecek müsabakalarda U15, U17, U21, genç master, kadın ve erkek branşlarında sporcular şampiyonada başarılı olmak için yarışacak. Vakkorama Waterpsorts Championship 2021-Türkiye Windsurf Şampiyonası 22 Ağustos tarihindeki ödül töreni ile noktalanacak.

Pandemi döneminde ara verilen spor şampiyonalarına yeniden hayata geçiren Vakkorama, önümüzdeki aylarda yeni organizasyonlar gerçekleştirmeye devam ediyor olacak.

Vakkorama Waterpsorts Championship 2021 -Türkiye Windsurf Şampiyonası hakkında ayrıntılı bilgi için Power App’i ziyaret edebilirsiniz.

Büyük heyecan devam ediyor

Büyük heyecan devam ediyor

Güllük Körfezi’nin en güzel noktalarından Didim, bu yıl da muhteşem bir mücadeleye ev sahipliği yapacak. Bu yıl 3’üncüsü düzenlenecek olan DOST Didim (Didim Açık Deniz Sportif Balıkçılık Turnuvası ) 19 – 22 Ağustos tarihlerinde D-Marin Didim’de gerçekleşecek.

BITCI.com ve D-Marin Didim Marina’nın ana sponsorluğunda benzersiz bir deneyime dönüşecek turnuvada, katılımcılar nefes kesen bir deneyime sahip olacak. Ulusal Amatör Balıkçılık Sirküleri ve merkezi Amerika’da bulunan ve geçtiğimiz yıl kuruluşunun 82. yılını kutlayan IGFA’nın (International Game Fish Association) kuralları çerçevesinde düzenlenen DOST Balık Turnuvasına 25 sportif balıkçı teknesiyle beraber toplam yaklaşık 200 yarışmacı katılacak.

4 gün sürecek olan turnuvada, katılıma uygun donanımdaki tekneler, mavi kanat orkinos balığının yanı sıra bölgede bolca av veren diğer balık türlerini avlayacak, yakaladıkları balıkların boyları ve ağırlığına göre puan kazanacak. Balıkların denize sağlıklı olarak geri bırakılması ise yarışmacılara kazandırdıkları yüksek puanlarla büyük ödüle daha çok yaklaştıracak. Offshore Big Game (Açık Deniz büyük balık avı) kategorisinde düzenlenen DOST Didim, tüm bu özellikleri ve yurt dışından katılan birbirinden önemli konukları ile sportif balıkçılığın Türkiye’deki tüm balık severlerin heyecanla takip ettiği bir yarışma haline geldiğinin sinyallerini şimdiden veriyor.

Nirvana Cosmopolitan Hotel spor yatırımlarıyla Avrupa’da bir ilk

Nirvana Cosmopolitan Hotel spor yatırımlarıyla Avrupa’da bir ilk

Kilit Hospitality Grup, bünyesindeki Nirvana Cosmopolitan Hotel ile spora ve sporcuya yatırım yapmaya devam ediyor.

Akdeniz Bölgesi’ndeki tüm sportif organizasyon ve faaliyetlerini ağırlama kapasitesine sahip Nirvana Cosmopolitan Hotel profesyonel sporculara birçok alternatif sunuyor.

Nirvana Cosmopolitan Hotel, 2021 yılından itibaren yepyeni çehresi ile hizmet vermeye devam ederken içinde barındırdığı spor tesisleri ile de tüm Avrupa’da bu kapasiteye sahip tek otel olarak dikkat çekiyor.

Sporun her dalı

Nirvana Cosmopolitan Hotel, toplamda 5 sahalı spor salonu ile profesyonel takımlarını ağırlıyor. Basketbol, Voleybol, Savunma Sporları, Tenis, Badminton gibi birçok branşın aynı anda yapılabildiği çok amaçlı Cosmos Sports Center’da sahalar 21 metre eninde 200 metre uzunluğundaki alan içine yerleşmiş durumda. FIBA normlarına uygun 4 adet parke zeminli saha ve CEV normlarına uygun poliüretan zeminli saha, ses geçirmez paravan duvarlar sayesinde aynı anda maç yapabilecek ses yalıtımlı olarak tasarlandı.

Cosmos Sports Center, toplam 16 soyunma odası, hakem odaları, Doping Kontrol Odası, Fizik Tedavi Merkezi, Hakem Odaları, Toplantı Salonları, 80 kişi kapasiteli Spor Cafesi ve lobisiyle toplam 7 Bin m2 alanda hizmet veriyor.

Tesis içinde iki ayrı fonksiyonel fitness ve ağırlık merkezinin yanında Performans Ölçümü ve Yetenek Testleri’ de yapılarak sporculara özel antrenman programlarının hazırlandığı bir Spor Analiz Laboratuvarı da mevcut.

Tenis kortları, koşu parkurları ile sporun her dalında Türkiye’de ve Avrupa’da ilkleri taşıyan Nirvana Cosmopolitan Hotel, Milli Sporcuları, kulüpleri ağırlamak ve büyük organizasyonlarına ev sahipliği yapmak için hazır…

Karting Şampiyonası ikinci ayağı yapıldı

Karting Şampiyonası ikinci ayağı yapıldı

2021 Türkiye Karting Şampiyonası ikinci ayağı olan Çözüm Ortağı Karting Yarışları, Karya Otomobil Sporları Kulübü tarafından İzmir Ülkü Park’ta düzenlendi.

5 ayrı kategoride 43 sporcunun katılımına sahne olan organizasyonda, 11 sporcunun mücadele ettiği Mini kategoride birinciliği 10 yaşındaki İskender Zülfikari kazanırken, Mini Kadınlarda ise Zeynep Büyükpınar birinciliği elde etti. Formula Junior’da Emir Tanju ilk sırayı elde ederken, Ayşe Çebi en hızlı junior kadın olmayı başardı. 16 sporcuyla en kalabalık katılıma sahne olan Formula Senior’da Kerem Kahraman kürsüsünün en üst basamağına çıkarken, kadınlarda Seda Kaçan birincilik kupasını kaldırdı. Bu yıl ilk kez düzenlenen, 9 yaş altı sporcuların katılımına açık TOSFED Micro Destek Kupası’nda 8 yaşındaki Can Özler birinciliği kazanan isim oldu.

Galatasaray yeni formalarını tanıttı

Galatasaray yeni formalarını tanıttı

Galatasaray ve Nike, İlk ve Tek hikayesini başlatan iç saha ve deplasman formalarını tanıttı.

2021-22 koleksiyonu iç saha formasındaki diyagonal tasarım Galatasaray’ın Avrupa’da oynadığı ilk maçta giydiği formadan esinlenildi. İlk ve Tek hikayesini başlatan ve yeni tasarımda da bunu anlatan forma aynı zamanda Galatasaray’ın Türk futbolunu Avrupa’ya açan öncü olduğunun da net bir sembolü haline geliyor.

Deplasman formamızın hikayesi ise Galatasaray’ın 2011-12’de kazandığı şampiyonluğa adeta göz kırpıyor. Karanlığı kaldırdığı kupa ile aydınlatan takımımızı siyah üzerine sarı kırmızı bant tasarımı ile formamıza işleyerek bu başarıyı ölümsüzleştirmiş oluyoruz.

Maç önü formamız ise takımımızın mücadeleci ruhunu estetik bir tasarımla birleştiriyor.

Dondurmayı yerken şunlara dikkat edin

Dondurmayı yerken şunlara dikkat edin

Özellikle yaz aylarında 7’den 70’e hemen hepimizin vazgeçilmezi olan dondurma lezzetli olmasının yanı sıra; içerdiği protein, kalsiyum, A vitamini, B12 vitamini, C vitamini ve magnezyum gibi pek çok vitamin ile mineraller sayesinde şifa da sağlıyor. Üstelik bir porsiyon dondurma bir porsiyon şerbetli tatlıdan yüzde 55 ve bir porsiyon sütlü tatlıdan yüzde 23 daha az enerji, bir başka deyişle kalori içeriyor. Ancak yine de dondurmanın şeker içerdiğini unutmayın! Örneğin 2 top dondurma tükettiğimizde yaklaşık 2,5 yemek kaşığı şekere eş karbonhidrat almış oluyoruz. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan ayrıca çok soğuk yiyeceklerin sindirim sistemi üzerinde hazmı zorlaştıran, özellikle da gaz yapan özelliğe sahip olduklarını belirterek, “Dondurmayı ağzınızda kısa bir süre tutup, vücut ısısına yakın bir ısıda tüketmeyi alışkanlık haline getirin. Sıcaklığını biraz artırarak yutmak sindirim sistemine yardımcı olarak, hazımsızlık gibi sorunların gelişmesini önleyecektir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Bağışıklığı destekliyor

Hastalıklardan korunmamızda son derece önemli bir rol üstlenen bağışıklık sistemimizi sağlıklı beslenerek sürekli desteklememiz gerekiyor. Dondurma, içeriğindeki A vitamini ve protein sayesinde bağışıklık sisteminin çalışmasına katkı sağlıyor.

Dişleri güçlendiriyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan dondurmanın içeriğindeki fosforun dişlerin, diş etlerinin ve kemiklerin sağlığını koruduğunu vurgulayarak, “Ancak dişlerde çürük oluşumunu önlemek için dondurma yedikten sonra dişlerin mutlaka fırçalanması gerekiyor” diyor.

Kalp sağlığını destekliyor

Sütlü, meyveli ve çikolatalı dondurmalar potasyumdan zenginler. Kalp sağlığı için potasyum çok önemli bir mineral ve eksikliğinde mutlaka takviye ediliyor. Ayrıca potasyum vücudun elektrolit dengesinde rol alıyor ve konsantrasyonun sağlanmasında elzem bir işlev üstleniyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Kasları koruyor

“Dondurma içerdiği magnezyum sayesinde vücuttaki asit-baz dengesinin düzenlenmesine yardımcı oluyor. Kas ve sinir sistemi için kalsiyumla birlikte olmazsa olmazdır. Kalsiyum kasın kasılmasını ve magnezyum da gevşemesini sağlıyor. Bu özelliği nedeniyle bağırsakların çalışması için de çok önemlidir” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, şöyle devam ediyor: “Tüm bunların yanı sıra magnezyum kan basıncının düzenlenmesi ve damar elastikiyetinin sağlanması gibi 300’den fazla metabolik reaksiyonda yer alıyor. Özellikle çikolatalı dondurmanın magnezyum içeriği yüksektir ve 2 top dondurmayla günlük magnezyum ihtiyacının yüzde 10-15’ini karşılayabilirsiniz.”

Enerji kaynağı

B2 vitamini olarak da bilinen riboflavin içeriğiyle dondurma vücudumuzdaki enerji üretimine destek oluyor. Bu sayede daha enerjik bir bedene sahip oluyoruz. Riboflavinin aynı zamanda mukozayı korumak ve cildin yenilenmesine yardımcı olmak gibi özellikleri de var.

Tok tutuyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan birçok tatlının aksine, dondurmanın tok tutma özelliğine sahip olduğunu belirterek, “Tatlılar tüketildiklerinde kan şekerini hızla yükseltip, ardından hızla düşürüyor. Bunun sonucunda da acıkıyoruz. Dondurma diğer tatlılara göre daha az şeker içeriyor. Bu sayede kan şekerinde hızlı değişikliğe diğer tatlılar kadar sebep olmuyor. Ayrıca içinde bulunan salep ve tarçın gibi baharatların kan şekerini düzenleyici etkileri sayesinde dondurma tüketiminin ardından hızla acıkma problemi yaşanmıyor.”

Kemikler için önemli

Kalsiyumun kemiklerden dişlere, kanda vitamin dengesinden sinir sistemine kadar birçok önemli fonksiyonu var. Gerçek sütle hazırlanan sütlü dondurmadan 2 top tükettiğinizde günlük kalsiyum ihtiyacınızın yaklaşık yüzde 10’unu almış oluyoruz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

7 önemli kurala dikkat!

  • Birçok tatlıdan daha düşük olsa da, dondurmanın enerjisi dikkate almaya değer. Bu nedenle yemeklerin ardından değil, ara öğün olarak tüketmeniz çok daha doğru bir tercih olacaktır.
  • Protein oranı yüksek bir besin olduğu için dondurmalar kolayca bozuluyor ve içinde zararlı mikroorganizmalar üreyebiliyor. Dolayısıyla soğuk zinciri kırılmış, yani eriyip tekrar donmuş dondurmayı kesinlikle tüketmeyin.
  • Hızla yutmak, vücut ısısından çok daha düşük bir ısıda dondurmanın mideye ulaşması demek. Bu durum midede kramp oluşumuna yol açabileceği için dondurmayı mümkün olduğunca yavaş yemeye özen gösterin.
  • Diş ve ağız sağlığı açısından, her şekerli besinde olduğu gibi, dondurma yedikten sonra da su içmeyi unutmayın.
  • Şeker içeren bir besin olması nedeniyle haftada 2-3 kez, 2’şer toptan fazla tüketmemeye dikkat edin.
  • Fayda sağlayabilmesi için gerçek sütten ve gerçek meyvelerden yapılmış olanlarını tercih edin.
  • Diyabetiniz varsa diyabetik dondurmayı bir ara öğün gibi düşünüp tüketebilirsiniz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

 Evde hazırlanan ‘sağlıklı’ dondurma tarifi

Muzlu-hurmalı dondurma

Malzemeler: 6 adet muz, 6 adet hurma, 6 yemek kaşığı taze yoğurt

Hazırlanışı: Malzemelerin tümünü pürüzsüz oluncaya dek, blenderden geçirin. Ardından bir kaba alıp, derin dondurucuya koyun. Saat başı dondurucudan çıkartın ve karıştırıp tekrar derin dondurucuya yerleştirin. Karıştırma işlemini her saat başı 3-4 kez tekrarlayın. Hem sağlıklı hem oldukça lezzetli olan dondurmanızı ertesi gün tüketebilirsiniz.

Kısırlığa modern çözüm

Kısırlığa modern çözüm

Evli çiftlerin yaklaşık beşte biri istemelerine rağmen çocuk sahibi olamadıkları için doktora başvuruyor. İnfertilite yani kısırlık problemine her iki cinsiyette de eşit oranda rastlanıyor ve tedaviler kişiye özel olarak planlanıyor. Örneğin çevresel koşulların da bozulmasıyla önemi giderek artan erkek infertilitesinde günümüzde modern yöntemler öne çıkıyor hatta sperm olmaması durumunda bile kök sperm hücreleriyle çocuk sahibi olmak mümkün olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Yusuf İlker Çömez, erkeklerde görülen infertilite ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

İlk atılacak adım sperm tetkiki yaptırmak
Çiftler bir yılın sonunda doğum kontrol yöntemi kullanmadıkları halde çocuk sahibi olamıyorlarsa kadınların bir jinekoloji uzmanına, erkeklerin de bir üroloji uzmanına başvurması önem taşımaktadır. İnfertilite her iki cinsiyette de eşit oranda görülür. Ancak bazen her ikisinin de ortak olarak etkilendiği durumlar olabilmektedir. Bu nedenle yardımcı üreme teknikleri yönünden çiftlerin birlikte ele alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Erkekler için ilk olarak en basit olan sperm tetkiki yapılır. Hiç sperm çıkmadığı veya çok az olduğu durumlarda öncelikle bu durumun çözülmesi gerekir. Eğer sperm sayısı ve kalitesi normal ise kadın, jinekoloji uzmanı tarafından değerlendirilir.

Bazen problem ilaç tedavisi ve doğru beslenmeyle giderilebiliyor

Erkeklerde kısırlığın en sık görülen nedenlerinden biri “Varikosel” denilen damar genişlemeleridir. Ancak her üç hastanın birinde iyi yapılan bir varikosel ameliyatı sonrası gebelik elde edilmesi mümkün olmaktadır. Varikosel dışındaki erkek kısırlığı nedenleri ise; hormonal bozukluklar, iltihabi bozukluklar, oksidatif stres denilen sperm DNA bozulması ile sonuçlanan etkenlerdir. Bunlar, güncel testler ile artık rahatlıkla tanı konulabilecek problemlerdir. Hava kirliliği ve elektromanyetik dalgaların bu hasarları tetikleyebileceği düşünülür. Sperm normal olsa bile DNA hasarı nedeniyle gebelik elde edilemeyebilir. Ancak bu sorunlar ilaçlar ve beslenme ile tedavi edilebilir.

TESE yöntemiyle azospermiye çözüm
Menide hiç sperm olmaması durumuna azospermi adı verilmektedir. Bazı kişilerde doğuştan sperm olmayabilir. Erken yaşta erkek çocuklarında testislerin 6 aya kadar yerine inmemesi ya da geç inmesinden kaynaklanan sperm bozukluklarıyla da karşılaşılabilir. Hiç sperm çıkmaması ve spermin sonradan bozulması durumları da tedavi edilebilir. Bazen kanal tıkanıklığı ya da hormonal bozukluklar nedeniyle azospermi olabilir. Bu tabloda da hasta başarıyla tedavi edilebilir. Bunlar dışında ise tüp bebek yöntemleri ile çocuk sahibi olmak mümkün olabilir. Testis içindeki canlı spermler, TESE denilen yöntemle, ameliyat mikroskobu altında görülen uygun alandan alınarak çocuk sahibi olunabilir.

Sperm hücresi yoksa bile çocuk sahibi olunabilir

Testislerden alınan dokularda sperm olmayan ancak kök sperm hücresinin bulunduğu vakalarda da hastaların çocuk sahibi olma potansiyelleri vardır. Son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde bu hücrelerin gelişimlerinin hangi aşamada durduğuna göre, uygun tedavi yöntemi ile tüp bebek yapılması mümkündür. Vücudun diğer bölgelerindeki kök hücrelerden de sperm elde etme çalışmaları deneysel olarak devam etmektedir. Ancak henüz insanlar için onaylanmış olan çalışma bulunmamaktadır.

Çiftlerin bebek sahibi olmaya çalıştıkları dönemde; vakit kaybetmeden uzman yardımı almaları, umutsuzluğa kapılmayıp sabırlı olmaları ve tedavi planlamasına harfiyen uymaları önemlidir.

Bebek sahibi olmak isteyen erkeklere 7 öneri

  1. Sigaradan uzak durun.
  2. Obezite hastalığınız varsa profesyonel yardım alarak kilo verin.
  3. Stresten uzak durmaya çalışın. Eğer başaramadığınızı düşünüyorsanız uzman yardımı almaktan çekinmeyin.
  4. Akdeniz tipi beslenme tarzını benimseyin
  5. Antioksidan yönünden zengin ve taze gıdalar tüketin.
  6. Fast food tüketmeyin, işlenmiş ve hazır gıdalardan uzak durun. Bu tür besinler erkeklerde hormon dengeleriyle oynadığından kısırlık riskinin artmasına yol açmaktadır.
  7. Keçiboynuzu ve portakal suyu gibi vücuttan toksinleri uzaklaştırabilen besinleri tercih edin.

Jolly ile izole tatil

Jolly ile izole tatil

Jolly, şehrin boğucu havasından kurtulup, Akdeniz ve Ege’nin güzelliklerine açılan tatil planlayanlara fırsatlarla dolu “Mavi Yolculuk Yat Turları”nı öneriyor.  3 ve 7 günlük seçeneklerle planlanan turlar, Bodrum, Fethiye, Marmaris ya da On İki Adalar’ı keşfedebilirsiniz.

Jolly’nin mavi tur önerilerinden biri olan 3 gece 4 günlük  Bodrum – Karacasöğüt Turu’na klimalı kamaralarda tam pansiyon konaklamalı olarak kişi başı 1.824TL’den  başlayan fiyatlarla katılabilirsiniz. Bu turda yolculuğunuz bembeyaz evleri küçük dar sokakları ile sevimli ve hareketli tatil beldesi Bodrum’dan başlıyor. Bodrum’dan zeytin bahçeleri ve akvaryum gibi tertemiz koyları ile ünlü Orak Adası’na geçiliyor. Takip eden rota,  küçük bir balıkçı köyü olan Çökertme.

Gezinin bir diğer göz alıcı noktası Gökova’da bulunan ve irili ufaklı 6 adadan oluşan Yedi Adalar ile devam ediyor. Buhur ağaçlarının muhteşem kokusu eşliğinde Küfre, Uzun liman ve Babuş Bükü’nde deniz, kum ve güneşin olağanüstü güzelliklerine yapılan bir yolculuğun ardından Roma döneminden kalma antik kalıntılar ve eserlerle yine bir doğa harikası olan Sedir Adası’na doğru hareket ediliyor. Bu adada altın renkli kumu ve berrak denizi ile Kleopatra plajı bulunuyor. Bu plajda paraşüt, jet ski ve deniz bisikleti gibi spor aktiviteleri mevcut. Eşine başka hiçbir yerde rastlayamayacağınız küçücük kumsalı ve antik kalıntılarıyla, bu ada adeta bir açık hava müzesini andırır. Öğleden sonra tekne  Karacasöğüt’e demirlenir rota burada son bulur.