Yazılar

Sigara Riski İki Kat Artırıyor: Sarı Nokta Hastalığına Dikkat

Özellikle ileri yaştaki kişilerde görme kaybının en önemli nedenleri arasında gösterilen sarı nokta hastalığı dünya genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. 2020 yılında yaklaşık 196 milyon kişi sarı nokta hastalığıyla mücadele ederken, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte bu sayının 2040 yılında 288 milyona çıkması bekleniyor. Ülkemizde de  benzer şekilde yaşlanan nüfus nedeniyle sarı nokta hastalığının sıklığı giderek artıyor. Tıp literatüründe “Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu” olarak adlandırılan hastalık, gözün retina tabakasında bulunan ve merkezi görmeyi sağlayan makula bölgesinin zamanla hasar görmesi sonucu gelişiyor. Hastalık ilerledikçe okuma, araç kullanma, yüz tanıma ve ayrıntıları seçme gibi durumlarda ciddi zorluklar ortaya çıkabiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin,  son yıllarda geliştirilen yeni tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada görme düzeyinin korunabildiğini, hatta bazı tablolarda görme kalitesinde belirli ölçüde iyileşme sağlanabildiğini belirterek, “Erken teşhis, sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak ve görmeyi korumak için çok önemlidir. Başlangıç evrelerinde hastalık genellikle belirti vermediği için rutin göz muayeneleriyle erken teşhis edilirse yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekli tedavilerle önlemler alınabilmektedir. Bu nedenle özellikle 50 yaş üzerinde olan ve ailesinde sarı nokta hastalığı bulunan kişilerin, herhangi bir şikâyetleri olmasa bile düzenli göz kontrollerini ihmal etmemeleri son derece önemlidir” diyor.

Prof. Dr. Özlem Şahin

Prof. Dr. Özlem Şahin

Günlük yaşamı önemli ölçüde etkiliyor

Sarı nokta hastalığı, gözün arka kısmında bulunan retina tabakasının merkezindeki makula bölgesini etkileyen ve özellikle 50 yaş üzerindeki kişilerde görülen ilerleyici bir hastalık. Sarı nokta denmesinin sebebi ise bu bölgede yüksek ışık maruziyetine karşı korunma sağlanması amacıyla bolca lutein ve zeaksantin adlı sarı renkli pigmentler oluşması.  Makula; okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve ince ayrıntıları seçme gibi merkezi görme işlevlerinden sorumlu oluyor. Bu bölgenin zarar görmesi sonucunda merkezi görmede bulanıklık, şekillerde bozulma veya görme kaybı ortaya çıkabiliyor. Belirtiler önce tek gözde oluşabilirken hastalık ilerleyip her iki gözü de tuttuğunda günlük yaşam önemli şekilde etkileniyor. Hastalık ilerledikçe merkezi görme kaybının belirginleşmesi nedeniyle hastalarda önemli sorunlar yaşandığına vurgu yapan Prof. Dr. Özlem Şahin, “Bu tabloda hastalar okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve düz çizgileri görme gibi durumlarda güçlük çekmektedir. Hastalık ileri evrede körlüğe varmasa da güvenli yürüyüşü zorlaştırmakta ve düşme riskini artırmaktadır. Ayrıca görme kaybının yarattığı sosyal izolasyon, depresyon ve bağımsız aktivitelerde azalma (yemek yapma, televizyon izleme vb.) yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilmektedir” diye konuşuyor.   

Görme yetisinde hızla azalma yaşanabiliyor

Sarı nokta hastalığı temel olarak kuru tip ve yaş tip olmak üzere iki ana gruba ayrılıyor. Hastaların büyük çoğunluğunda kuru tip geliştiğini anlatan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, “Kuru tipte retina altında zamanla biriken ve drusen adı verilen birikintiler ile buna eşlik eden hücre kaybı sonucunda görme yetisi yavaşça azalmaktadır. İleri evrelerinde de coğrafik atrofi olarak adlandırılan ve retina hücrelerinde belirgin kayıp ve bunun sonucunda görme kalitesinde azalmayla seyreden tablo gelişebilmektedir” bilgisini veriyor. “Yaş tip ise daha az görülmesine rağmen görme kaybından en sık sorumlu olan formudur” diyen Prof. Dr. Özlem Şahin, şu bilgileri veriyor:  “Bu tipte retina altında anormal ve kırılgan yeni damarlar gelişmektedir. Bu damarlar sıvı veya kan sızdırarak makulanın yapısını bozabilmekte ve görmede haftalar, hatta günler içinde belirgin azalmaya neden olabilmektedir. Erken tanı ve zamanında tedavi, yaş tip sarı nokta hastalığında görmenin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.”

Sigara kullanımı riski yaklaşık 2 kat artırıyor!

İlerleyen yaş sarı nokta hastalığının en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Görülme sıklığı özellikle 55 yaşından sonra belirgin olarak artıyor. Bunun yanı sıra sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar sarı nokta hastalığının gelişme riskini anlamlı ölçüde artıran risk faktörleri arasında yer alıyor.  Güncel çalışmalar sigara kullanımının riski yaklaşık iki kat artırdığını gösteriyor. Ayrıca aile öyküsü ve bazı genetik varyasyonların da önemli risk faktörleri olarak kabul edildiğini aktaran Prof. Dr. Özlem Şahin,  “Obezite, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve düşük antioksidan alımı gibi faktörlerin de katkıda bulunabileceği düşünülmekle birlikte bunların etkileri konusunda literatürde daha değişken sonuçlar bulunmaktadır” diyor.

Bu sorunları göz ardı etmeyin!

Sarı nokta hastalığı erken evrede genellikle belirti vermiyor veya belirtiler çok hafif seyrediyor. Bu nedenle hastalar sorunlarının yaşlılığa bağlı olduğunu düşünüyor. Hastalık ilerledikçe merkezi görmede bozulma başladığına işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, aşağıda yer alan belirtilerden birinin ortaya çıkması halinde zaman kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.

  • Düz çizgilerin eğri veya dalgalı görünmesi
  • Okuma sırasında harflerin bulanıklaşması
  • Karşıya bakarken silik noktaların oluşması
  • Gölgelerin veya birbirine yakın renklerin ayırt edilmesinde güçlük
  • Karanlıkta görmenin belirgin şekilde zorlaşması
  • Işığa karşı hassasiyet artışı
  • Görüntülerdeki detayların kaybolma hissi

Tedaviden başarılı sonuçlar elde ediliyor

Sarı nokta hastalığının tanı sürecinde detaylı göz muayenesinin yanı sıra retina görüntüleme yöntemleri ve optik koherens tomografi gibi gelişmiş teknolojilerden faydalanılıyor. Bu sayede retina tabakasındaki değişiklikler ayrıntılı şekilde incelenebiliyor.  Tedavinin temel hedefi ise mevcut görmeyi korumak ve hastalığın ilerlemesini  yavaşlatmak. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, hastalığın tipi ve evresinin uygulanacak tedaviyi belirlediğini anlatarak, “Kuru tip sarı nokta hastalığında vitamin ve mineral takviyeleri uygun hastalarda hastalığın ilerleme riskini yaklaşık yüzde 25 oranında azaltmaktadır. Ayrıca yeşil yapraklı sebzelerden zengin beslenme, omega-3 yağ asitlerinin tüketimi, düzenli egzersiz, tansiyon ve kolesterol kontrolü ile sigaranın bırakılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri de önem taşımaktadır” diyor. Son yıllarda ileri evre kuru tip hastaları için göz içi iğne tedavisinin de geliştirildiğini belirten Prof. Dr. Özlem Şahin, belirli aralıklarla göze uygulanan bu yöntemin hastalığın retina üzerindeki hasarının ilerleme hızını yavaşlatmaya yardımcı olabildiğini söylüyor.

Görme düzeyleri korunabiliyor, hatta…

Yaş tip sarı nokta hastalığının tedavisinde  ise göz içine enjeksiyonla uygulanan ilaçlar önemli bir yer tutuyor. Bu tedaviyle, retina altındaki anormal damar oluşumunun ve sıvı sızıntısının kontrol altına alınması hedefleniyor. Enjeksiyon tedavisi sayesinde hastaların görme düzeyleri korunabiliyor, hatta bazı hastalarda görme yeteneğinde iyileşme sağlanabiliyor. Prof. Dr. Özlem Şahin, “Son zamanlarda bu iğne tedavilerinin sıklığının azalmasında önemli gelişmeler yaşanmakla beraber, yılda 10-12’ye varan iğne sayıları görme keskinliğinin korunmasında önemli rol oynamaktadır” diye konuşuyor.

Sağlıklı yaşam alışkanlıkları koruyucu rol oynuyor

Genetik kökeni ağır bastığından sarı nokta hastalığını önlemek her zaman  mümkün olmasa da riski azaltmaya ve ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olabilecek bazı önlemler bulunuyor. Prof. Dr. Özlem Şahin, bu önlemleri şöyle sıralıyor: “Özellikle sigara kullanmamak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak ve kardiyovasküler risk faktörlerini kontrol altında tutmak önem taşımaktadır. Ayrıca dengeli beslenme (yeşil yapraklı sebzeler, balıkta bulunan omega-3 yağları), kan basıncı/şeker/kolesterol kontrolü gibi sağlıklı yaşam tarzı faktörleri hastalığın gelişimini yavaşlatmaktadır. Uzun süreli güneş ışığına maruziyeti azaltmak için güneş gözlüğü kullanmak da retina sağlığını korumaya yardımcı olmaktadır.”

 

 

#SarıNoktaHastalığı #GözSağlığı #MakulaDejenerasyonu #ErkenTeşhis #GörmeKaybı #SigaraBırak #SağlıklıYaşam #GözKontrolü #RetinaSağlığı #GözHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Taze Domates İçin En İyi Saklama Yöntemleri

Domateslerin nasıl saklanacağı, mutfakta en çok tartışılan konulardan biridir. Özellikle yaz aylarında pazardan veya bahçeden alınan taze domateslerin lezzetini korumak için doğru yöntemleri bilmek gerekir.

Domatesleri Buzdolabında Saklamak Doğru mu?

Genel kanıya göre, buzdolabı domatesler için uygun bir yer değildir. Çünkü düşük sıcaklık, domatesin dokusunu un gibi yapar, aromasını azaltır ve ekşimsi bir tat bırakır. Bu nedenle taze domatesler, özellikle olgunlaşma sürecini tamamlamamış olanlar, buzdolabına konulmamalıdır.

 

Tezgâh Üstünde Saklama

Domateslerinizi kısa süre içinde tüketmeyi planlıyorsanız, onları tezgâh üstünde saklamak en doğru yöntemdir.

Sapları aşağıya gelecek şekilde yerleştirin.

Doğrudan güneş ışığından uzak tutun.

15–21 °C arasında bir sıcaklık idealdir.

Sap kısmına küçük bir bant yapıştırarak bakterilerin girişini engelleyebilirsiniz.

Bu yöntemle domatesler 2–5 gün boyunca tazeliğini korur. Her gün kontrol ederek olgunlaşma seviyesini takip etmek gerekir.

 

Olgunluk Seviyesi Önemli

Olgun domates: Homojen renkte ve hafif yumuşaktır.

Aşırı olgun domates: Çok yumuşak olur ve sızmaya başlar.

 

Ne Zaman Buzdolabına Koymalı?

Domatesler fazla olgunlaştığında ve hemen tüketilmeyecekse, bozulmayı yavaşlatmak için buzdolabına koyabilirsiniz. Ancak tüketmeden önce oda sıcaklığında bekletmek, aromasını bir nebze geri kazandırır.

 

Domatesleri saklama yöntemi, onların olgunluk seviyesine ve ne zaman tüketileceğine bağlıdır. Taze ve aromalı bir domates için tezgâh üstü saklama en iyi yöntemdir. Ancak fazla olgunlaşmış domatesler için buzdolabı kısa süreli bir çözüm olabilir.

 

 

#Domates #GıdaSaklama #Mutfakİpuçları #SağlıklıBeslenme #TazeÜrünler #GıdaHaberleri #DomatesSaklama #MutfakPratikleri #TürkiyeMutfağı #DoğalBeslenme #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Teslim Alınmayan Bagajlar Nasıl Değerlendiriliyor?

Havayollarında kayıp veya teslim alınmayan bagajların akıbeti, yolcuların en çok merak ettiği konulardan biridir. 2024 verilerine göre her 1.000 yolcudan yalnızca 6,3’ünün bagajında yanlış işlem yaşandı. Bu oran oldukça düşük olsa da, bagaj kaybolduğunda veya teslim alınmadığında devreye giren süreçler dikkat çekici.

 

Bagajlar Önce Havalimanında Bekletiliyor

Bagaj bandında alınmayan çantalar genellikle yanlış uçağa yüklenmiş olur. Görevliler, bagajı banttan alarak sahibine ulaştırmaya çalışır. Ancak bagajın kime ait olduğu belirlenemezse, havayolu şirketi bagajı ortalama beş gün boyunca havalimanında tutar. Ardından, uluslararası kurallar gereği en az 60 gün boyunca depolama tesislerinde saklanır.

 

Sahipsiz Bagajların Akıbeti

60 gün sonunda sahiplerine ulaşamayan bagajlar, havayolları tarafından elden çıkarılabilir. Bu noktada bagajlar genellikle üç kategoriye ayrılır:

Yeniden satış: Kullanılabilir durumda olan eşyalar satışa sunulur.

Yeniden kullanım: İhtiyaç sahiplerine bağışlanır.

Geri dönüşüm: Kullanılamayan eşyalar geri dönüştürülür.

Bu süreçte satılan her eşya için bir başka ürün ihtiyaç sahiplerine bağışlanır.

 

İlginç Buluntular

Sahipsiz bagajların içinden zaman zaman sıra dışı eşyalar da çıkabiliyor. Geçmişte yapılan incelemelerde, geleneksel müzik aletlerinden tarihi objelere kadar pek çok farklı eşya bulunduğu biliniyor.

 

Bagaj Kaybolmasını Önlemek İçin İpuçları

Etiketleme: Çantanızın dışına adınızı, e-posta adresinizi ve telefon numaranızı yazın. İçine de aynı bilgileri ekleyin.

Takip cihazı: Bluetooth tabanlı cihazlarla bagajınızın konumunu gerçek zamanlı takip edebilirsiniz.

Kayıp talebi: Bagajınız kaybolduğunda hemen havayolu şirketine başvurun ve değerli eşyalarınızın fişlerini saklayın.

 

Her yıl milyonlarca bagaj kaybolsa da, büyük çoğunluğu kısa sürede sahiplerine ulaştırılıyor. Sahipsiz kalan küçük bir kısmı ise yeniden satış, bağış veya geri dönüşüm yoluyla değerlendiriliyor. Yolcular için en önemli adım, bagajlarını doğru şekilde etiketlemek ve kayıp durumunda hızlıca talepte bulunmak.

 

 

 

#KayıpBagaj #HavayoluHaberleri #BagajTeslimi #UçuşGüvenliği #BagajEtiketleme #SahipsizBagaj #HavalimanıHaberleri #YolcuHakları #BagajTakip #Havacılık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Otellerde Nevresim ve Yatak Örtülerinde Temizlik Gerçeği!

Otellerde yatak takımlarının temizliği, misafirlerin en çok merak ettiği konulardan biridir. Çarşaflar, yastık kılıfları ve nevresimler genellikle her konaklama arasında düzenli olarak değiştirilir. Ancak yorganların temizlenme sıklığı, otelin sınıfına ve işletme politikalarına göre değişiklik gösterebilir.

 

Yorganlar Ne Sıklıkla Temizleniyor?

Lüks oteller: Misafirlerin yüksek temizlik beklentisi nedeniyle yorganlar sık yıkanır. Uzun süreli konaklamalarda, yorganlar konaklamanın ortasında bile temizlenebilir.

Orta sınıf oteller: Temizlik politikaları farklılık gösterir. Bazı oteller her misafir arasında yorganları yıkarken, bazıları haftalık program dahilinde temizler.

Ekonomik oteller: Daha sınırlı imkanlara sahip olduklarından, yorganlar genellikle yalnızca leke veya dökülme olduğunda ya da aylık detaylı temizlik sırasında yıkanır.

Pansiyonlar ve Airbnb: Temizlik sıklığı tamamen işletme sahibinin belirlediği programa bağlıdır.

 

Nevresim ve Dekoratif Örtüler

Yorganların temizliği zahmetli olduğundan, birçok otel nevresim kullanmayı tercih eder. Nevresim kılıfları ince ve çıkarılabilir olduğu için çarşaflarla birlikte kolayca yıkanabilir. Bu nedenle nevresimler, yorganlardan daha sık temizlenir. Ancak dekoratif yatak örtüleri ve yastıklar genellikle ihmal edilir; bazı otellerde yılda sadece birkaç kez yıkandığı tespit edilmiştir.

 

Misafirler Ne Yapabilir?

Otelle iletişime geçmek: Temizlik politikalarını öğrenmenin en kesin yolu, doğrudan otelden bilgi almaktır.

Kendi nevresiminizi getirmek: Bagajda yer kaplasa da, hijyen konusunda daha rahat hissetmenizi sağlar.

Odayı kontrol etmek: Otele vardığınızda yorgan ve nevresimlerde leke olup olmadığını kontrol edin. Sorun varsa resepsiyondan değişim talep edin.

 

Otellerde yorganların temizlenme sıklığı standart değildir ve işletmeden işletmeye değişir. Misafirler için en güvenli yol, otelle doğrudan iletişime geçmek ve temizlik politikalarını öğrenmektir. Hijyen konusunda hassas olanlar ise kendi nevresimlerini getirmeyi tercih edebilir.

 

 

 

#OtelTemizliği #YorganTemizliği #Nevresim #KonaklamaHijyeni #OtelHaberleri #MisafirDeneyimi #TemizlikStandartları #TürkiyeOtelleri #YatakTakımı #Hijyen #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Açılmış Şarap Ne Kadar Dayanır?

Şarap severlerin en çok merak ettiği konulardan biri, açılmış bir şişe şarabın ne kadar süreyle içilebilir durumda kaldığıdır. Çünkü tipik bir şişe yaklaşık beş kadeh şarap içerir ve her zaman tek seferde bitirilmez. Akşam yemeğinde bir kadeh içtikten sonra, ertesi gün veya bir hafta sonra aynı şişeden keyif almak mümkün mü? İşte yanıt:

 

Şarap Açıldıktan Sonra Ne Kadar Dayanır?

Beyaz şarap: Buzdolabında saklandığında 2–5 gün arasında içilebilir. Kaliteli beyaz şaraplar beş güne kadar dayanırken, seri üretim şaraplar genellikle 2–3 gün içinde tüketilmelidir.

Kırmızı şarap: Tanen bakımından zengin, dolgun gövdeli kırmızılar 5–7 gün boyunca içilebilir. Hafif kırmızılar (örneğin Beaujolais tarzı) ise 2–3 gün içinde tüketilmelidir.

Köpüklü şarap: Karbonasyon nedeniyle açıldıktan sonra 1–2 gün içinde içilmelidir. Kabarcıkları korumak için özel şarap tıpası kullanmak gerekir.

Güçlendirilmiş şaraplar (porto, şeri, Madeira): Yüksek alkol ve şeker içeriği sayesinde açıldıktan sonra bir aya kadar dayanabilir. Ancak en iyi aroma için bir hafta içinde tüketilmesi önerilir.

 

Neden Bozulur?

Şarap açıldığında oksijenle temas eder. Bu süreç oksidasyon olarak bilinir ve şarabın aromasını değiştirir. Alkol asetaldehite dönüşür, bu da ekşi ve tatsız bir kokuya yol açar. Şarap zamanla sirkeleşir; sağlığa zararlı olmasa da içim keyfi bozulur.

 

Dayanıklılığı Artırmak İçin İpuçları

Şişeyi mutlaka buzdolabında saklayın.

Vakum pompası kullanarak şişedeki havayı azaltabilirsiniz.

Daha ileri teknoloji isteyenler için, mantarı çıkarmadan şarap dökmeye imkân tanıyan sistemler (örneğin Coravin benzeri çözümler) şarabın ömrünü yıllarca uzatabilir.

 

Açılmış şarap şişeleri, türüne ve saklama koşullarına bağlı olarak birkaç günden birkaç haftaya kadar dayanabilir. Ancak en iyi lezzeti almak için şarabı fazla bekletmeden tüketmek gerekir. Unutmayın: şarap, üzümün doğallığını ve emeğini yansıtan bir içecektir; onu taze ve doğru zamanda içmek en büyük keyiftir.

 

 

 

#Şarap #ŞarapHaberleri #ŞarapSaklama #Oksidasyon #KırmızıŞarap #BeyazŞarap #KöpüklüŞarap #GüçlendirilmişŞarap #ŞarapSeverler #Gastronomi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Son Kullanma Tarihi Geçmiş Baharatlar Zararlı mı?

Baharat rafları mutfakların en renkli ve vazgeçilmez köşelerinden biridir. Ancak çoğu zaman yıllar önce alınmış, yarısı dolu kavanozlar raflarda kalır ve son kullanma tarihi geçmiş baharatların akıbeti merak edilir. İşin aslı, baharatlar süt veya et gibi bozulmaz; kurutulmuş oldukları için bakteri ve mantar üremesine elverişli değildir. Fakat zamanla etkilerini ve aromalarını kaybederler.

 

Son Kullanma Tarihi Geçmiş Baharatlar Kullanılabilir mi?
Baharatların raf ömrü türüne göre değişir.
Kurutulmuş otlar (fesleğen, kekik, biberiye, defne yaprağı): 1–3 yıl boyunca lezzetini korur.
Öğütülmüş baharatlar (toz zencefil, sarımsak tozu, tarçın): 2–3 yıl etkili kalır.
Bütün baharatlar (karabiber taneleri, kimyon tohumu, tarçın çubuğu): 4 yıla kadar dayanabilir.

Son kullanma tarihi geçmiş baharatlar genellikle sağlığa zararlı değildir, ancak tat ve aroma açısından zayıflar. Bu nedenle yemeklerde beklenen lezzeti vermeyebilirler.

 

Baharatları Saklamanın Püf Noktaları
Baharatların ömrünü uzatmak için:
Serin ve karanlık dolap içinde saklayın.
Hava geçirmez kavanoz kullanın.
Işığa ve ısıya maruz bırakmayın; tezgâh üstünde şeffaf kavanozlarda saklamaktan kaçının.
Baharatın hala etkili olup olmadığını anlamak için kokusunu ve tadını test edebilirsiniz. Keskinlik azaldıysa, baharat artık işlevini yitirmiş demektir.

 

Eski Baharatların Alternatif Kullanımları
Baharatları çöpe atmak yerine farklı amaçlarla değerlendirebilirsiniz:
Haşere uzaklaştırma: Tarçın karıncaları, defne yaprağı hamamböceklerini uzaklaştırır.
Doğal boya: Zerdeçal veya kırmızı biber gibi baharatlar kumaş boyamak için kullanılabilir.

 

Son kullanma tarihi geçmiş baharatlar genellikle sağlığa zararlı değildir, ancak lezzet açısından zayıflar. Doğru saklama yöntemleriyle baharatların ömrünü uzatabilir, hatta mutfak dışında farklı amaçlarla değerlendirebilirsiniz.

 

 

#Baharat #GıdaHaberleri #SağlıklıBeslenme #Mutfakİpuçları #DoğalBaharat #BaharatSaklama #GıdaGüvenliği #DoğalBoya #MutfakHaberleri #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Havalimanı Güvenlikte Yalan Söylemenin Cezaları

Havalimanlarında güvenlik kontrolü sırasında doğruyu söylemek büyük önem taşıyor. Küçük bir yalan bile yolcular için ek denetim ve zaman kaybına yol açarken, kasıtlı olarak yanıltıcı davranışlar ciddi para cezaları ve adli süreçlerle sonuçlanabiliyor.

 

Küçük Yalanlar Gecikmeye Yol Açabilir

Yolcular bazen çantalarında yasaklı bir eşya olduğunu unuttuklarını ya da bilmediklerini söyleyebiliyor. Bu tür durumlarda Havalimanı Güvenlik görevlileri genellikle yolcuya eşyasını teslim etme veya bagajına geri koyma seçeneği sunuyor. Ancak şüpheli bir durum varsa ek tarama, elle arama veya vücut taraması yapılabiliyor. Bu da uçuşun kaçırılmasına kadar gidebilecek gecikmelere neden olabiliyor.

 

Yasaklı Eşyaları Gizlemek Pahalıya Mal Olur

Unutulan su şişesi veya küçük bir çakı gibi hatalar genellikle tolere edilebiliyor. Ancak yasaklı bir eşyayı bilerek gizlemek veya güvenlikten kaçırmaya çalışmak idari para cezalarıyla sonuçlanıyor. Bu cezalar “İhlal Bildirimi” ile yolcuya tebliğ ediliyor ve posta yoluyla gönderiliyor. Örneğin yanıcı sıvılar, balta veya havalı tüfek gibi eşyalar için 100.000 TL’ye kadar para cezası uygulanabiliyor.

 

Polis Müdahalesi Gerektiren Durumlar

Ateşli silahlar, patlayıcılar veya sahte kimlik belgeleri söz konusu olduğunda olay doğrudan kolluk kuvvetlerine devrediliyor. Yolcu gözaltına alınabiliyor, sorgulanabiliyor ve mahkemeye sevk edilebiliyor. Boş silahlar için dahi yüksek cezalar söz konusu olurken, dolu silahlar veya mühimmatla yakalanan yolcular için cezalar milyon TL seviyelerine çıkabiliyor.

 

Havalimanı güvenlik kontrollerinde yapılacak en doğru şey, dürüst olmaktır. Çoğu küçük hata fazla sorun olmadan çözülebilir. Ancak kasıtlı yalan söylemek veya bilgi saklamak, hem yolculuğunuzu hem de özgürlüğünüzü riske atabilir.

 

 

#HavalimanıGüvenlik #UçuşGüvenliği #YolcuHakları #HavayoluHaberleri #YasaklıEşyalar #GüvenlikKontrolü #PolisMüdahalesi #HavacılıkGüvenliği #TürkiyeHavalimanları #UçuşKuralları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Uçak Pencerelerindeki Minik Deliklerin Sırrı

Uçak yolculuklarında sıkça dikkat çeken detaylardan biri, pencerelerin alt kısmında yer alan minik deliklerdir. Havacılık güvenliği açısından kritik öneme sahip bu küçük ayrıntı, aslında uzun yıllar süren deneyim ve kazalardan çıkarılan derslerin sonucudur.

 

Kare Pencerelerden Oval Tasarıma

Ticari havacılığın ilk dönemlerinde uçak pencereleri kare şeklindeydi. Ancak 1950’lerde yaşanan De Havilland Comet kazaları, kare pencerelerin köşelerinde oluşan gerilim yoğunlaşmasının metal yorgunluğunu artırdığını ve gövde çatlaklarına yol açtığını ortaya koydu. Bu trajik kazaların ardından uçak pencereleri oval hale getirildi. Oval tasarım, hem daha dayanıklı hem de basınç farklılıklarına karşı daha güvenli bir çözüm sundu.

 

Minik Deliklerin İşlevi

Modern uçaklarda pencereler üç katmandan oluşur ve iç katmanda küçük bir delik bulunur. Bu delik, “tahliye deliği” veya “havalandırma deliği” olarak adlandırılır. Görevi, kabin içi ile dış ortam arasındaki basınç farkını dengelemektir. Basınç en çok dış camda tutulur, böylece yolcu güvenliği sağlanır. Eğer bu delik olmasa, dış cam çatlayabilir veya yerinden çıkabilirdi.

İkinci işlevi ise yoğuşma ve don oluşumunu engellemektir. Bu sayede pencere buğulanmaz ve yolcular manzarayı net bir şekilde görebilir.

 

Güvenlik ve Konfor İçin Tasarlanmış

Uçak pencerelerindeki bu küçük detay, aslında yolcu konforu ve güvenliği için kritik bir mühendislik çözümüdür. Basınçlandırılmış kabinlerde nefes alabilmemizi sağlayan sistemin bir parçası olarak, bu delikler uçuş güvenliğinin görünmez kahramanlarıdır.

 

 

#UçakPenceresi #HavacılıkGüvenliği #TahliyeDeliği #OvalPencere #HavayoluHaberleri #UçuşGüvenliği #KabinBasıncı #HavacılıkTarihi #UçakDetayları #HavayoluSektörü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

The Restaurant’ta Modern ve Rafine Öğle Deneyimi

Address Istanbul, şehir yaşamının merkezinde misafirlerine zarif bir öğle yemeği deneyimi sunuyor. The Restaurant’da hafta içi 12.00–15.00 saatleri arasında servis edilen özel öğle menüsü; iş toplantılarından profesyonel buluşmalara, bireysel molalardan keyifli öğle yemeklerine kadar farklı ihtiyaçlara hitap ediyor.

 Menü; hafif ve dengeli başlangıçlardan özenle hazırlanmış ana yemeklere kadar farklı damak zevklerine hitap eden seçenekler içeriyor. Şehrin ritmine eşlik eden bu öğle molası, yalnızca bir yemek değil; iş görüşmeleri ve ekip buluşmaları için de ideal bir atmosfer sunuyor. Modern şehir yaşamını lüks ve konforla buluşturan Address Istanbul, öğle saatlerini ayrıcalıklı bir deneyime dönüştürüyor.

 Kişi başı 800 TL olarak sunulan öğle yemeği seçkisi, misafirlere gün ortasında kısa ama nitelikli bir mola imkânı sağlıyor. Address Istanbul, şehrin merkezinde lezzet, zarafet ve konforu bir araya getirerek misafirlerini davetkâr atmosferinde ağırlamaya devam ediyor.

  

 

#AddressIstanbul #TheRestaurant #GurmeHaber #İstanbulYemeİçme #ÖğleMolası #FineDining #ŞehirLezzetleri #Gastronomi #İstanbulRestoran #GurmeDeneyim #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Şarkıcı Ege ile Yaz Aşkı TatilBudur’da

TatilBudur, yaz sezonuna özel hazırladığı yeni reklam filmiyle Ege’nin büyüleyici atmosferini ekranlara taşıdı. Şarkıcı Ege’nin sevilen şarkıları “Yaz Aşkım” ve “Delice Bir Sevda” eşliğinde kurgulanan film, nostaljik ve eğlenceli bir hikâye sunarak tatilseverleri Ege’ye özel fırsatlarla buluşturuyor.

Filmde midye ve ahtapot karakterleri, Bodrum, Kuşadası ve Marmaris gibi Ege’nin en popüler destinasyonlarını kendilerine özgü bir dille anlatıyor. “Say say bitmez Ege’nin güzellikleri” mesajıyla ilerleyen hikâye, finalde “Delice Bir Sevda” şarkısıyla duygusal bir tona bürünüyor. Reklam filmi, TatilBudur’un Ege destinasyonlarına sunduğu avantajlı tatil seçeneklerini öne çıkararak tatilseverleri kampanyaları keşfetmeye davet ediyor. 

KÜNYE:

Reklamveren: TatilBudur

Reklamveren Yetkilisi: Barış Nefesoğlu, Ece Keskin Rezaiazar, İdil Aras

Reklam Ajansı: Muhabbet 

Ajans Başkanı & CCO: Kenan Ünsal, Emrah Karpuzcu

Kreatif Direktör: Enes Hadzibegoviç

Kreatif Grouphead: Burcu Bağ

Müşteri İlişkileri Direktörü: Rayka Eskinazi

Dijital Ekip: Gül Ölez, Melis Atlıtürk

Ajans Prodüktörü: Cansu Rakıcı

Yapım Şirketi: Multivitamin

Yapım Prodüktörü: Övgü Akgürgen

Yönetmenler: Derhan&Irmak

Görüntü Yönetmeni: Gürol Beşer

Yardımcı Yönetmen: Sinan Adıgüzel

Post Prodüksiyon: Roots Post Prodüksiyon

Colorist: Mesut Kesici

Offline: Kubilay Ertürk

Kostüm Şefi: Gülseren İlban

Make up&Hair: Filiz Karabek

Işık Şefi: Fermuz Tuna

Set Amiri: Ömer Usta

Ses Operatörü:Ömer Mınak

 

 

#TatilBudur #EgeTatil #ReklamFilmi #YazAşkım #DeliceBirSevda #Bodrum #Kuşadası #Marmaris #TurizmHaberleri #TatilFırsatları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity