Yazılar

SUDER’den yaz aylarında güvenli su tüketimi uyarısı

SUDER – Ambalajlı Su Üreticileri Derneği, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte su tüketiminin hayati önem kazandığını vurgulayarak, ambalajlı suların doğru koşullarda saklanması gerektiğine dikkat çekti. Dernek, tüketicilerin özellikle serin, kuru ve doğrudan güneş ışığı almayan ortamlarda suyu muhafaza etmeleri gerektiğini hatırlattı.

Güvenli su için izlenebilirlik

SUDER Yönetim Kurulu Başkanı Yaşabey Kalebaşı, ambalajlı suların Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan tesislerde el değmeden şişelendiğini ve raflara çıkana kadar sıkı denetim altında olduğunu belirtti. Kalebaşı, “Tüketicilerimizin etikette yer alan üretim izin tarihi, üretim yeri ve seri numarasına dikkat etmesi güvenli suya erişimin temel adımıdır” dedi.

Doğru saklama koşulları

Ambalajlı suların balkon, araç içi veya güneş ışığına maruz kalan alanlarda bırakılmasının tat ve koku değişimlerine yol açabileceğini belirten Kalebaşı, açılmış ambalajların kısa sürede tüketilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, keskin kokulu maddelerle aynı ortamda saklanan suların kalitesinin bozulabileceğini hatırlattı.

Mineral dengesi için doğal kaynak suları

Yaz aylarında yoğun terleme ile kaybedilen sodyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerin doğal kaynak suları ile dengelenebileceğini belirten SUDER, özellikle bebekler, çocuklar ve yaşlıların dehidrasyon riskine karşı daha hassas olduklarını açıkladı. Bu gruplarda yeterli ve doğru su tüketiminin sağlık açısından kritik olduğuna dikkat çekildi.

#SUDER #GüvenliSu #AmbalajlıSu #DoğruSaklama #MineralDengesi #YazSağlığı #SuTüketimi #SosyalSorumluluk #DernekHaberi #Sağlık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Şişli Belediyesi eşitlik ve şeffaflık için yeni düzenleme

Şişli Belediyesi, Türkiye’nin en büyük antika pazarlarından biri olan Feriköy Antika Pazarı’nda tezgâh tahsis süreçlerini şeffaflık ve eşitlik ilkesiyle yeniden düzenledi. Pazara gelmediği veya antika dışında ürün satışı yaptığı tespit edilen esnafın tahsisleri iptal edilerek, 165 tahta için noter huzurunda kura çekimi gerçekleştirildi.

228 başvuru, 55 asil tahsis

Kura çekimine 228 pazarcı esnafı başvurdu. Çekiliş sonucunda 55 asil tahsis sahibi belirlendi, diğer başvuru sahipleri ise sıralı yedek listesine dahil edildi. Yeni süreçle birlikte pazarcı esnafı uygulamadan memnuniyetini dile getirdi.

Antika dışında ürün satışı yasak

Şişli Belediyesi’nin belirlediği yeni çalışma esaslarına göre pazarda yalnızca özgün antika ürünlerin satışı yapılabilecek. Antika dışı ürün sattığı tespit edilen esnaf, ihlalin yapıldığı hafta ticaretten men edilecek. Bir yıl içinde 5 kez ihlal yapan esnafın tezgâh tahsisi tamamen iptal edilecek. Ayrıca art arda 3 hafta veya toplamda 8 hafta pazara gelmeyen esnafın tahsis hakkı da sona erecek.

Tahsis ve işgaliye bedelleri

Yeni düzenlemeyle birlikte tahsis ve işgaliye bedelleri de belirlendi. İlk tahsis bedeli 100 bin TL, her yıl alınacak tahsis vergi bedeli 15 bin TL, tahta başına işgaliye bedeli ise 5 bin TL olarak açıklandı.

#FeriköyAntikaPazarı #ŞişliBelediyesi #YerelYönetim #AntikaSeverler #KuraÇekimi #Şeffaflık #Eşitlik #YerelHaber #İstanbulAntika #PazarKültürü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yapay zekâ destekli alışveriş asistanı mutfak deneyimini dönüştürüyor

Karaca, yapay zekâ destekli akıllı alışveriş asistanı AIDA’yı ChatGPT platformuna taşıyarak ev yaşam kategorisinde bir ilke imza attı. Bu yenilik sayesinde kullanıcılar, ürün keşfinden satın alma kararına, kullanım önerilerinden tariflere kadar alışveriş yolculuğunun her aşamasında kişiselleştirilmiş destek alabiliyor.

ChatGPT entegrasyonuyla mutfakta yeni dönem

Karacaseverler artık ChatGPT içerisindeki Karaca uygulaması üzerinden AIDA’nın yeteneklerini deneyimleyebiliyor. Hediye seçiminden çeyiz hazırlığına, ürün bakım süreçlerinden özel yemek tariflerine kadar pek çok ihtiyacı tek bir uygulama içerisinde çözen AIDA, mutfak teknolojisinde kullanıcı deneyimini üst seviyeye taşıyor.

Dijital müşteri deneyiminde fark yaratıyor

Karaca, yapay zekâ asistanını doğrudan ChatGPT ekosistemine entegre ederek kullanıcılarına hızlı, esnek ve küresel standartlarda kişiselleştirilmiş bir deneyim sunuyor. Bu iş birliği, ev yaşam sektöründe dijital dönüşüm vizyonunun somut bir örneği olarak öne çıkıyor.

#Karaca #AIDA #YapayZeka #ChatGPT #MutfakTeknolojisi #AkıllıAlışveriş #DijitalDönüşüm #EvYaşam #MutfakDeneyimi #TeknolojiHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yaz ayları kasları güçlendirmede önemli fırsatlar sağlıyor!

Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte sağlıklı yaş alma her zamankinden fazla önem kazanıyor. Ancak ilerleyen yaş, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve bazı kronik hastalıklar nedeniyle kaslar zamanla güç kaybedebiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Selami Çakmak, alınacak bazı basit önlemlerin kasları güçlendirmede önemli katkılar sağladığını, yaz aylarının da kas sağlığını desteklemek için çok önemli fırsatlar sunduğunu belirterek “Yaz döneminin doğru değerlendirilmesi halinde kas kaybının önlenmesi ve kasların güçlendirilmesi mümkündür. Açık havada daha fazla hareket etmek, güneş ışığından yararlanmak ve dengeli beslenmek kas sağlığını destekleyen önemli avantajlar sunmaktadır” diyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Selami Çakmak, kasları güçlendirmede 4 önemli yaz fırsatını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Selami Çakmak

Dr. Selami Çakmak

Açık havada her gün düzenli ve tempolu yürüyün

Özellikle güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde fiziksel aktivitenizi artırın. Düzenli yürüyüş yapmak, yüzmek, bisiklete binmek veya hafif tempolu koşular gerçekleştirmek kasların daha aktif çalışmasını sağlayarak güçlenmelerine katkıda bulunur. Özellikle yaş ilerledikçe ortaya çıkan kas kaybını önlemenin en etkili yollarından biri düzenli hareket etmekten geçer. Uzun süre oturmaksa kasların kullanılmamasına bağlı olarak güç kaybını hızlandırabilir. Bu nedenle gün içinde bol bol hareket etmek, kısa mesafelerde araç yerine yürümeyi tercih etmek ve asansör yerine merdiven kullanmak kas sağlığını korumaya yardımcı olur.

Güneşten mutlaka faydalanın

Güneş ışığı vücudun D vitamini üretmesini sağlayan en önemli kaynakların başında gelir.  Kasların güçlü çalışabilmesi ve kemiklerin kuvvetlenmesi için D vitamini büyük önem taşır. D vitamini eksikliği; kas güçsüzlüğü, çabuk yorulma, denge problemleri ve düşme riskini artırabilir. Yaz güneşinden uygun saatlerde yararlanmak, vücudun doğal D vitamini üretimini destekler. D vitamini düzeylerinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve gerektiğinde hekim önerisiyle destek alınması kas fonksiyonlarının korunmasına katkı sağlar.

Proteinden zengin ve dengeli beslenin

Yaz mevsimi, taze sebze ve meyveler gibi kas sağlığını destekleyen besinlere ulaşmayı kolaylaştıran önemli avantajlar sunar. Yaz sebze ve meyveleri; içeriklerindeki vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sayesinde kasların egzersiz sonrası toparlanmasına yardımcı olur. Ayrıca yaz aylarında daha hafif öğünler yapmak dengeli beslenmeyi kolaylaştırır. Ancak kas dokusunun korunması ve yenilenmesi için yalnızca sebze ve meyve tüketmek yeterli değildir. Bu nedenle yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, yağsız etler, kuru baklagiller ve kuruyemişler gibi protein kaynaklarını düzenli tüketmek gerekir. Yazın bol su içmek de kasların sağlıklı çalışmasına katkı sağlar.

Hareketsizlik döngüsünü kırın

Kasların en büyük düşmanlarından biri hareketsizliktir. Yaz aylarında kışın aksine sosyal aktiviteler, tatiller ve dışarıda geçirilen zamanın artması önemli fırsatlar sunar. Açık havada vakit geçirmek, arkadaşlarla yürüyüş planları yapmak, doğa yürüyüşlerine katılmak, bahçe işleriyle uğraşmak veya düzenli egzersiz programlarına dahil olmak kasların düzenli çalışmasına büyük katkı sağlar. Günlük hareket miktarının artması, yaşla birlikte gelişebilen kas kaybının yavaşlamasına yardımcı olurken, kas gücünün korunmasını ve artırılmasını da destekler.

 

 

#KasSağlığı #SağlıklıYaşam #KasGüçlendirme #YazSağlığı #DengeliBeslenme #DVitamini #Egzersiz #HareketsizliğiÖnle #Ortopedi #SağlıkÖnerileri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çocuklarda yazın göz şikayetleri artıyor!

Okulların tatil olmasıyla birlikte çocuklarda telefon, tablet ve bilgisayar başında geçirilen süre artarken, yaz mevsimine özgü çevresel faktörler de göz sağlığı açısından önemli riskler oluşturuyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu “Çocukların gözleri gelişim sürecinde olduğu için uzun süreli ekran maruziyeti ve çevresel faktörler nedeniyle yaz döneminde göz kuruluğu, kızarıklık, kaşıntı ve alerjik göz şikayetleri daha sık görülüyor. Ayrıca koyu renk camlı gözlüklerin koruma sağladığı şeklinde toplumda yaygın bir inanış var. Oysa güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması UV koruması sağladığı anlamına gelmiyor” diyor. Dr. Çolakoğlu, çocuklarda göz sağlığını tehdit eden 6 yaz riskini sıraladı, alınması gereken önlemlere yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Emel Çolakoğlu

Dr. Emel Çolakoğlu

Ekran süresinde artış

Tatilde çocukların telefon, tablet ve bilgisayar kullanım sürelerinin artması göz yorgunluğu, kuruluk, yanma, batma ve odaklanma problemlerine yol açabiliyor. Bu nedenle ekran süresini birlikte planlamanız, ayrıca ekran karşısında her 20 dakikada bir en az 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaklıktaki bir noktaya bakarak gözlerini dinlendirmesi konusunda alışkanlık kazandırmanız büyük önem taşıyor.

Havuz ve deniz

Havuzdaki klor ve hijyen sorunlarının yanı sıra deniz suyundaki tuz, kum ve mikroorganizmalar gözlerde tahriş, kızarıklık, yanma ve enfeksiyon riskini artırabiliyor. Özellikle havuzda, mümkünse denizde de gözü tam saran koruyucu yüzme gözlüğü kullanılması gözlerin tahriş edici etkenlerden korunmasına yardımcı oluyor. Havuz veya denizden çıktıktan sonra gözlerin temiz suyla durulanması, kirli ellerle gözlere temas edilmemesi, ortak havlu kullanılmaması ve gözlerin ovuşturulmamasına özen gösterilmesi gerekiyor.

Kontakt lensle deniz ya da havuza girmek

Kontakt lensler, denizde ya da havuzda bulunabilen bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmaların lens yüzeyine tutunmasını kolaylaştırarak kornea enfeksiyonu riskini artırabiliyor. Ayrıca klorlu ve tuzlu su, lensin yapısını bozarak gözlerde tahriş, batma ve rahatsızlık hissine yol açabiliyor. Yüzme sırasında kontakt lens kullanılmaması, zorunlu durumlarda ise tek kullanımlık lenslerin tercih edilmesi ve sudan çıktıktan hemen sonra çıkarılarak atılması büyük önem taşıyor.

Güneş ışınları

Dr. Emel Çolakoğlu “Yoğun ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre maruz kalmak gözlerde tahriş ve rahatsızlığa yol açarken, korunmasız UV maruziyeti, katarakt başta olmak üzere bazı göz hastalıklarının gelişme riskini artırabiliyor” diyor. Çocuğun dışarı çıkarken UV korumalı güneş gözlüğü kullanması, güneşe çıplak gözle bakmaması ve çok güneşli ortamlarda şapka takmasının göz sağlığını korumada önemli rol oynadığını vurgulayan Dr. Çolakoğlu “Ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması UV koruması sağladığı anlamına gelmez. Bu nedenle UV400 veya yüzde 100 UV koruması sağlayan gözlükler tercih edilmelidir” diye konuşuyor.

Yaz alerjileri

Yaz aylarında polenler, çimenler, toz, küf sporları ve diğer çevresel alerjenler çocuklarda alerjik göz şikayetlerini artırabiliyor. Bu durum gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, batma ve göz kapaklarında şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Çocukların gözlerini ovuşturması, şikayetlerin şiddetlenmesine ve göz yüzeyine zarar verebileceğinden dolayı bundan kaçınmak büyük önem taşıyor.

Klima

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu “Aşırı sıcakların etkisiyle klimalı ortamlarda uzun süre bulunmak gözyaşı filminin daha hızlı buharlaşmasına neden olup gözlerde kuruluk, batma, yanma, kızarıklık ve yabancı cisim hissi gibi şikayetlere yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüze veya göze üflemesi bu etkileri artırabiliyor. Bu nedenle klimanın hava akımının doğrudan çocukların yüzüne gelmemesine dikkat edilmeli, çok kuru ortamlardan kaçınılmalı ve çocukların gün boyunca yeterli sıvı tüketmeleri sağlanmalıdır” diyor.

 

 

#ÇocukGözSağlığı #YazAlerjisi #UVKoruması #GözKuruluğu #EkranMaruziyeti #GüneşGözlüğü #KontaktLens #HavuzVeDeniz #KlimaEtkisi #SağlıkÖnerileri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Kültür Turlarında Patlama: Likya ve Karadeniz Rekor Talep Görüyor”

Yaz tatilinde yalnızca dinlenmek değil, keşfetmek isteyenlerin tercihi kültür turları oluyor. Coral Travel verilerine göre bu yaz en yoğun ilgiyi Karadeniz, Likya ve Kıbrıs Kültür Turları görüyor. Kıbrıs Kültür Turlarına olan talep geçen yılın üç katına ulaşırken, Likya ve Karadeniz turlarındaki rezervasyonlar ise geçen yılın yüzde 40 üzerinde seyrediyor.

Likya rotası: tarih, doğa ve Akdeniz mutfağı

Likya Turları; Fethiye, Ölüdeniz, Kayaköy, Saklıkent Kanyonu ve Dalyan gibi destinasyonlarda tarih ve doğayı bir araya getiriyor. 12 Adalar tekne turu ve Azmak Çayı gezisi doğal güzellikleri keşfetme imkânı sunarken, Akdeniz mutfağının deniz ürünleri ve yöresel lezzetleri gastronomi deneyimini tamamlıyor.

Karadeniz turları: yaylalar ve kültürel zenginlik

Karadeniz turları ise yaylaların serinliği, yemyeşil doğası ve kültürel zenginliğiyle öne çıkıyor. Uzungöl, Ayder Yaylası, Fırtına Deresi ve Zilkale gibi simge noktaların yanı sıra Batum’u da kapsayan programlar, misafirlere hem Doğu Karadeniz’in doğal güzelliklerini hem de Gürcistan’ın Karadeniz kıyısındaki renkli şehrini keşfetme fırsatı sunuyor.

Kıbrıs Kültür Turları: üç kat artan ilgi

Son iki yılda yükselişe geçen Kıbrıs Kültür Turları ise Girne, Lefkoşa, Gazimağusa ve Bellapais gibi duraklarda adanın tarihi ve kültürel mirasını keşfetme imkânı sağlıyor. Yerel mutfağı ve Akdeniz yaşam kültürüyle öne çıkan programlar, kültür ve gastronomiyi bir arada deneyimlemek isteyen tatilcilerin ilgisini çekiyor.

Deneyim odaklı seyahat anlayışı

Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı, kültür turlarının artık yalnızca tarihi ve doğal güzellikleri keşfetmekten ibaret olmadığını, bölgenin gastronomisini, yaşam kültürünü ve yerel deneyimlerini de kapsayan bütüncül bir seyahat anlayışına dönüştüğünü belirtti.

#KültürTurları #LikyaTurları #KaradenizTurları #KıbrısTurları #Turizm #Gastronomi #DoğaVeTarih #CoralTravel #YazTatili #DeneyimOdaklıSeyahat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mitoloji, beden ve hafıza aynı evrende buluşuyor

Sanatçı Ayhan Işık, bireysel deneyimlerden yola çıkarak normatif kimlikleri, güzellik anlayışını ve iktidar ilişkilerini sorgulayan üretimlerini izleyiciyle buluşturuyor. Mitoloji, din, tarih, beden, queer kimlik, arzu, iktidar ve hafıza aynı görsel evrende birleşiyor.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde yüksek lisansını tamamlayan Işık, 2012’de “20. Yüzyıldan Günümüze Resim Sanatında Şiddet ve Cinsellik İmgesi” başlıklı teziyle mezun oldu. Bu araştırma, sanatçının günümüzdeki üretimlerinin kavramsal arka planını oluşturuyor.

“After the Gods” sergisi

Sergi, tarih boyunca kutsallaştırılan iktidar ve kimlik anlatılarının ardından insanın kendi mitini kurma arayışına odaklanıyor. Geçmişin mitolojik anlatılarını yeniden üretmek yerine, onları bugünün bedenleri, arzuları ve hafızası üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor. Figürler yalnızca karakterler değil; toplumsal normların, cinsiyet rejimlerinin ve iktidar biçimlerinin taşıdığı yükleri görünür kılan tanıklıklar olarak öne çıkıyor.

Ayhan Işık’ın güncel üretimlerinden oluşan seçki, Studio13 Maslak’ta sanatseverlerle buluşuyor.

#AyhanIşık #AfterTheGods #SanatSergisi #Studio13Maslak #ÇağdaşSanat #Mitoloji #QueerSanat #BedenVeHafıza #İktidarVeSanat #İstanbulSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal  #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Open Gate ve dahili RAW kayıtla profesyonel esneklik

Sony, Cinema Line serisinin yeni full frame kamerası FX5’i tanıttı. Yeni geliştirilen tamamen yığılmış CMOS görüntü sensörü, 15+ stop dinamik aralık, Çift Kazançlı Çekim modu ve üç temel ISO değeri (ISO 800, ISO 4000, ISO 12800) ile farklı çekim koşullarında yüksek hassasiyet ve düşük gürültü performansı sunuyor.

FX serisinde ilk kez Open Gate çekim desteği sunan FX5, Sony’nin tescilli 16 bit RAW formatı X-OCN ile kamera içi kayıt yapabiliyor. Kamera; 5K çözünürlükte 60 fps, 4K çözünürlükte 120 fps ve Full HD’de 240 fps kayıt kapasitesiyle profesyonel prodüksiyonlara güçlü bir çözüm sağlıyor.

Yapay zeka destekli netleme ve beyaz dengesi

FX5, yapay zeka tabanlı insan pozu tahmin teknolojisiyle göz, baş ve vücut hareketlerini algılayarak karanlık sahnelerde bile güçlü AF performansı sunuyor. Gerçek Zamanlı Takip özelliğiyle nesneleri otomatik olarak takip edebiliyor. Otomatik Takipli Beyaz Dengesi (ATW) ise farklı ışık koşullarında daha kararlı ve doğal renkler sağlıyor.

Kompakt gövde, güçlü donanım

Kompakt ve hafif tasarımıyla elde çekim, gimbal kullanımı ve dar alanlarda esneklik sağlayan FX5; 5 eksenli optik gövde içi görüntü sabitleme, Dinamik Aktif Mod ve yeni XLR tutma kolu ile 96 kHz, 32 bit float ses kaydı desteği sunuyor. Ayrıca çıkarılabilir OLED vizör ve çok açılı LCD monitörle profesyonel kullanım kolaylığı sağlıyor.

Sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik

FX5, menüleri sesli okuyan ekran okuyucu işlevi ve geri dönüştürülmüş plastik kullanımıyla erişilebilirlik ve çevresel sorumluluğu da ön planda tutuyor. Üretim tesisleri yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle çalışıyor.

Sony Europe Video ve Sinema Pazarlama Lideri Florence Quintin, “FX5, yaratıcılığın önündeki engelleri kaldırarak film yapımcılarına ihtiyaç duydukları performansı ve esnekliği sunuyor” dedi.

#SonyFX5 #CinemaLine #Teknoloji #Kamera #OpenGate #XOCN #FilmYapımı #YapayZeka #GörüntüSabitleme #SürdürülebilirTeknoloji #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tahsildaroğlu, sosyal medyada çıkan olumsuz haberler hakkında açıklama geldi

Kamuoyuna Bilgilendirme

Son günlerde sosyal medya ve bazı basın yayın organlarında şirketimize ait bir ürün hakkında yer alan paylaşımlar üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.

 

Alo 174 Gıda Hattından iletilen bir tüketici şikayeti üzerine, 290625 parti numaralı 400 g Olgunlaştırılmış Klasik Kırık Beyaz Peynir ürünümüzden zincir market rafından numune alınarak Kocaeli Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü tarafından yapılan analiz sonucunda ürünün L. monocytogenes yönünden uygun olmadığı şirketimize bildirilmiştir.

 

Bildirimin ardından üretim tesisimizde resmi denetim gerçekleştirilmiş, söz konusu partiye ait ürünlerin tedbiren piyasadan çekilmesi süreci başlatılmıştır.

 

Şirketimiz tarafından başlatılan inceleme kapsamında, üretim tesisimizde 37 farklı noktadan çevresel numune ile şahit son ürün ve ardışık parti numarasına sahip ürünlerden numune alınarak akredite laboratuvarlarda analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde L. monocytogenes bulgusuna rastlanmamıştır. 

 

Şirketimizde düzenli olarak uygulanan Listeria Çevresel İzleme Programı kapsamında, bugüne kadar gerçekleştirilen çevresel izleme çalışmalarında L. monocytogenes tespit edilmemiştir. Şikayete konu ürün, ayrı bir üretim ve paketleme hattında üretilmekte olup yapılan incelemelerde diğer ürünlerimizde herhangi bir uygunsuzluk bulgusuna rastlanmamıştır.

 

Üretim tesislerimiz ulusal mevzuatın yanı sıra GFSI tarafından tanınan uluslararası gıda güvenliği standartları doğrultusunda faaliyet göstermekte, yetkili kurumlar ve bağımsız uluslararası belgelendirme kuruluşları tarafından düzenli olarak denetlenmektedir.

 

Sosyal medya ve bazı basın yayın organlarında olayın kapsamını aşan, diğer ürünlerimizi ve markamızı hedef alan gerçeğe aykırı iddialara itibar edilmemesini rica ederiz. Gerçeğe aykırı bilgi ve paylaşımlarla ilgili yasal haklarımız titizlikle takip edilmektedir.

 

Şirketimiz, tüketici sağlığını ve gıda güvenliğini en temel önceliği olarak görmekte, üretimini bilimsel esaslar, ulusal mevzuat ve uluslararası gıda güvenliği standartları doğrultusunda sürdürmeye devam etmektedir.

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

#Tahsildaroğlu #GıdaGüvenliği #KamuoyuBilgilendirme #Listeria #GıdaAnalizi #TüketiciSağlığı #OlgunlaştırılmışPeynir #GıdaDenetimi #GFSI #GıdaStandartları #TürkiyeGıda #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Botoks, vücudun doğal terleme mekanizmasını bozmuyor!

Yurt genelinde etkisini artıran kavurucu sıcaklar, yaz aylarının en sık karşılaşılan sorunlarından biri olan aşırı terlemeyi yeniden gündeme getirdi. Özellikle koltuk altı bölgesinde yaşanan yoğun terleme; kıyafetlerde oluşan izler, kötü koku endişesi ve sürekli ıslaklık hissi nedeniyle birçok kişinin günlük yaşantısını olumsuz etkileyebiliyor. Ancak çözüm mümkün! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Burçak Bozdemir Aral “Aşırı terleme, sanıldığının aksine yalnızca kozmetik bir problem değil, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Birçok kişi aşırı terlemenin çözümü olmadığını düşünerek yıllarca bu sorunla yaşamaya çalışıyor. Oysa son yıllarda teknolojide ve tıpta yaşanan gelişmeler sayesinde aşırı terleme artık tedavi edilebiliyor” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Burçak Bozdemir Aral, yazın kabusu aşırı terlemenin tedavisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte aşırı terleme şikayetleri de daha görünür hale geliyor. Tıpta “hiperhidroz” olarak adlandırılan aşırı terleme; koltuk altı, avuç içi, ayak tabanı ve yüz bölgesinde normalden fazla ter üretilmesiyle ortaya çıkarken, özellikle yaz aylarında koltuk altı bölgesinde meydana gelen yoğun terleme nedeniyle dermatoloji kliniklerine başvuranların sayısı artıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Burçak Bozdemir Aral, günlük yaşamı zorlaştıran bu sorunun, yalnızca fiziksel rahatsızlığa değil, sosyal ve psikolojik problemlere de yol açabildiğini belirtirken, “Yaz aylarında çok daha belirgin hale gelen aşırı terleme, kişinin yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebilen ve özgüven kaybına neden olabilen bir sorun. Kıyafetlerde oluşan ter izleri, ıslaklık, kötü koku endişesi ve sürekli rahatsızlık hissi nedeniyle birçok kişi sosyal ortamlardan uzaklaşıp, yıllarca bu sorunla yaşamaya çalışıyor. Ancak aşırı terleme sorununa yönelik günümüzde artık etkili ve konforlu tedavi seçenekleri bulunuyor” diyor.

Dr. Burçak Bozdemir Aral

Dr. Burçak Bozdemir Aral

Kol altı botoksu büyük konfor sağlıyor

Aşırı koltuk altı terlemesinde etkili yöntemlerin başında, son yıllarda hızla yaygınlaşan botoks uygulamasının geldiğini vurgulayan Dr. Aral, bu uygulama sayesinde ter bezlerini uyaran sinir iletilerinin geçici olarak bloke edilebildiğini ve böylece ter bezlerinin aşırı çalışmasının önüne geçilebildiğini söylüyor. Kol altı botoksunun 10-15 dakika gibi kısa bir sürede uygulanabildiğini belirten Dr. Burçak Bozdemir Aral, “İşlem sırasında çok ince uçlu iğneler kullanılıyor ve kişi aynı gün günlük yaşamına dönebiliyor. Cerrahi bir girişim olmaması, iyileşme süreci gerektirmemesi ve etkili sonuçlar sağlaması nedeniyle özellikle yaz aylarında sık tercih edilen uygulamalar arasında yer alıyor” diyor.

Etkisi birkaç gün içinde başlıyor

Kol altı botoksunun etkisinin genellikle uygulamadan sonraki birkaç gün içinde görülmeye başladığını, tam etkinin ise yaklaşık iki hafta içinde ortaya çıktığını belirten Dr. Aral sözlerine şöyle devam ediyor: “Uygulamanın etkisi kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 6 ila 9 ay boyunca devam edebiliyor. Amaç terlemeyi tamamen ortadan kaldırmak değil, kişinin yaşam kalitesini bozan aşırı terlemeyi kontrol altına almak oluyor. Hastalarımızın önemli bir kısmı işlem sonrasında kıyafet seçiminde daha özgür hissettiğini, sosyal ortamlarda daha rahat davrandığını ve özgüvenlerinin arttığını ifade ediyor.”

Terleme sadece sıcak havadan kaynaklanmıyor

Aşırı terlemenin her zaman sıcak hava koşullarıyla ilişkili olmadığını vurgulayan Dr. Burçak Bozdemir Aral, genetik yatkınlığın yanı sıra bazı hormonal değişikliklerin, stresin ve çeşitli sağlık sorunlarının da terleme şikayetlerini artırabildiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle özellikle günlük yaşamı etkileyecek düzeyde terleme sorunu yaşayan kişilerin uzman değerlendirmesinden geçmeleri gerektiğini belirten Dr. Aral, “Aşırı terleme kader değil. Öncelikle altta yatan nedenin araştırılması ve kişiye uygun tedavinin planlanması gerekiyor.” diyor.

Bakteriler nedeniyle kötü kokuya yol açabiliyor!

 Aşırı terlemenin beraberinde kötü koku problemini de artırabildiğini belirten Dr. Burçak Bozdemir Aral, koltuk altı bölgesindeki nemin bakterilerin çoğalması için uygun ortam oluşturduğunu söylüyor. Terleme miktarının azalmasıyla birlikte kötü koku şikayetlerinde de belirgin düzelme görülebildiğini ifade eden Dr. Aral şöyle konuşuyor: “Özellikle yaz aylarında kişiler sadece terlemeden değil, ter kokusundan dolayı da sosyal kaygı yaşayabiliyor. Terleme kontrol altına alındığında bu şikayetlerde de önemli ölçüde rahatlama sağlanabiliyor.”

Vücudun doğal terleme mekanizmasını bozmuyor

Kol altı botoksu yaptırmayı düşünen kişilerin en sık merak ettiği konulardan birini; vücudun doğal terleme mekanizmasına zarar verip vermediği oluşturuyor. Bu konuda toplumda bazı yanlış inanışlar bulunduğunu belirten Dr. Burçak Bozdemir Aral, “Kol altı botoksu yalnızca uygulama yapılan bölgedeki aşırı terlemeyi azaltıyor, diğer bölgeleri ekilemiyor. Vücut sadece koltuk altından terlemediği için sıcaklık düzenleme mekanizması ve doğal terleme fonksiyonları devam ediyor. Terlemenin vücudun toksinlerden arınmasındaki rolü değişmiyor” diye konuşuyor. Kol altı bölgesindeki aşırı terlemenin kontrol altına alınmasının vücudun genel işleyişini olumsuz etkilemediğini vurgulayan Dr. Aral, uygun hastalarda uygulanan botoks tedavisinin güvenli ve etkili bir yöntem olduğunu belirtiyor.

 

#AşırıTerleme #Botoks #KolAltıBotoksu #Dermatoloji #Sağlık #YazSorunları #TerlemeTedavisi #Özgüven #YaşamKalitesi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity