Yazılar

Chobani şimdi de Daily Harvest’i satın aldı

ABD’nin lider yoğurt markası Chobani, Hamdi Ulukaya öncülüğünde bitki bazlı ve dondurulmuş sağlıklı gıda alanında faaliyet gösteren Daily Harvest’i satın aldığını duyurdu.

2015 yılında kurulan Daily Harvest; smoothie’ler, kaseler, çorbalar, tatlılar ve atıştırmalıklardan oluşan geniş ürün gamıyla doğrudan tüketiciye ulaşan yenilikçi bir marka olarak tanınıyor. Bu satın alma, Chobani’nin “her eve sağlıklı ve gerçek gıda ulaştırma” vizyonunun bir parçası olarak dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz haftalarda duyurulan ve önümüzdeki beş yılı kapsayan 1.7 milyar dolarlık yatırım planı, Chobani’nin vizyonu doğrultusunda gıda teknolojisi, sürdürülebilir üretim, yeni kategorilere açılım ve perakende erişimi alanlarında ciddi bir büyüme hedeflediğini ortaya koymuştu. New York’ta 1,2 milyar dolar yatırımla kurulacak yeni üretim tesisi ve Idaho’daki Twin Falls tesisine yapılan 500 milyon dolarlık kapasite artışıyla birlikte, Chobani bu yeni hamlesiyle hem dondurulmuş ürün raflarında yerini sağlamlaştırmayı hem de doğrudan tüketiciye yönelik satış kanallarını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Bu stratejik hamle; daha fazla haneye, daha fazla rafine içerikli ve gerçek gıda alternatifi sunmak adına atılan önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Chobani CEO’su Hamdi Ulukaya, gelişmeyi şu sözlerle değerlendirdi: “Chobani olarak 20 yıldır bir amacın peşindeyiz: İnsanlara daha iyi, daha sağlıklı, daha ulaşılabilir gıdalar sunmak. Daily Harvest ile artık sofralara sadece yoğurt değil; gerçek, bitki bazlı, dondurulmuş ve hazır ürünleri de ulaştıracağız. Bu, Chobani’nin yalnızca ürün çeşitliliği değil, amacı bakımından da daha kapsayıcı hale geldiğinin göstergesi.”

Hamilelikte obezite tehlikesi!

Dünya Sağlık Örgütü tarafından “sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanan obezite, son yıllarda küresel boyutta bir halk sağlığı sorunu haline geldi.  Zira, obezite pek çok kronik hastalığın gelişme riskini artırırken, dünya çapında ölüm nedenlerinin de başında geliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, görülme sıklığı dünya ile birlikte ülkemizde de giderek artan obeziteden kadınların daha fazla etkilendiğini belirterek, “Öyle ki Sağlık Bakanlığı tarafından 2017 yılında gerçekleştirilen Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması’nın raporuna göre; obezitenin erkeklerde görülme sıklığı yüzde 24.6 iken bu oran kadınlarda yüzde 39.1’e yükselmektedir. Birçok çalışmanın verileri, doğurganlık çağındaki 20-39 yaş grubu kadınlarda obezite görülme oranının yüzde 20-35 olduğunu ve morbid obezite görülme oranlarında giderek artış gözlendiğini göstermektedir” diyor.

Doç. Dr. Halenur Bozdağ

Doç. Dr. Halenur Bozdağ

Çocukluk çağı obezitesi riskini 2 kat artırıyor!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, obezite sorunu yaşayan anne adaylarında hamilelik sürecinin düzenli ve yakın takip gerektirdiğine dikkat çekerek, “Obezite hem anne adayının hem bebeğin sağlığını tehdit edebilmektedir.  Örneğin, bu annelerin bebeklerinde, çağımızın önemli sorunu olan ve görülme sıklığı giderek artan çocukluk çağı obezitesinin gelişme riski ciddi oranda artmaktadır. Yapılan çalışmalar, gebeliğin ilk  3 ayı içindeki maternal obezite ile çocukluk çağı obezitesi arasında ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma sonuçlarına göre; annesi gebeliğin ilk 3 ayında obez olan çocukların 2 yaşına geldiklerinde obez olma riskleri 2 kat artarken, 3 – 5 yaşlarına geldiklerinde bu risk artış göstererek 2.3 kat olmaktadır” uyarısında bulunuyor.

Bebeklerde kalp hastalığı, hipertansiyon ve diyabete zemin hazırlıyor!

Bebeklerin fizyolojilerinin hamilelik sürecinde anneden gelen besinlere uyum sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Halenur Bozdağ, bu adaptasyonun bebeklerin metabolizmalarını kalıcı olarak değiştirebildiğine işaret ederek, “Anne karnındayken programlanmış olan bu değişiklikler bebeklerde obezitenin yanı sıra kalp hastalığı, hipertansiyon ve insüline bağımlı olmayan diyabet dahil olmak üzere yaşamın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan çeşitli hastalıklara da zemin oluşturmaktadır” diyor.

Annede kalıcı sorunlara yol açabiliyor!

Obezite, hamilelik sürecinde sadece anne karnındaki bebekte değil anne adayında da ciddi sağlık sorunları oluşturabiliyor. Doç. Dr. Halenur Bozdağ, bu hastalıkları şöyle özetliyor: “Obezite sorunu yaşayan anne adaylarında gebelik şekeri 2.6, gebelikte yüksek tansiyon 2.5 ve preeklampsi 3.2 kat artış göstermektedir. Gebelik sürecinde ve lohusalıkta damarlarda pıhtı oluşumu gibi ek sorunlar da yaşanırken, doğum sonrasında tip 2 diyabet yaşanırken, doğum yüksekliği gibi sağlık sorunları kalıcı olabilmektedir.”

Yakın takip ve tedaviyle önlenebiliyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ,  aslında hamilelikte obezitenin önlenebilir bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek,  “Düzenli beslenme, yeterli fiziksel aktivite ve her şeyden önemlisi gebeliğe ideal kiloyla başlamak ve bunun için doğum öncesi danışmalık almak, sorunların oluşmasını önlemenin etkili ve ulaşılabilir bir yoludur” diyor.  Obezitenin oluşturacağı riskleri en aza indirmek için hamileliğin ilk haftalarından itibaren yakın takip  ise büyük bir öneme sahip.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, ilk muayenede obezitenin neden olabileceği sağlık sorunlarının araştırıldığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunun için diyabet açısından açlık kan şekeri, üç aylık kan şekeri göstergesi olan HbA1C ve gerekirse şeker yükleme testi yapılır.  Kalp sağlığı açısından kan yağları ve ihtiyaç halinde kardiyolojik değerlendirme istenebilir. Tansiyon takibi günlük bakılabilir ve yüksek tansiyona eşlik eden baş ağrısı veya görme bulanıklığı gibi bulgular açısından anne adayı bilgilendirilir. Bebeğin gelişimi, kilo alımı, anneye ait risk faktörlerinden etkilenme durumu ve iyilik hali her görüşmede değerlendirilir.”

Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite şart

Hamileliğine aşırı kilolu veya obezite sorunuyla başlayan anne adaylarında aylık kilo alımının bir plana oturtulması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Halenur Bozdağ, diyetisyen eşliğinde kişiye özel bir diyet listesi oluşturularak sağlıklı beslenme ve kalori kontrolünün yapıldığını belirtiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, fiziksel aktivite konusunda da anne adaylarının desteklenmeleri gerektiğini vurgulayarak, “Düzenli açık hava yürüyüşleri günlük hayatın bir parçası haline getirilmelidir. Her gün 30 dakikalık açık havada yürüyüş veya ev içinde günde 3 kez 20 dakikalık aktivitede bulunmak, hamileliğin sağlıklı geçmesi için son derece önemlidir” diye konuşuyor.

Obezite sorunu varsa 5-9 kilodan fazla alınmamalı!

Hamilelikte ne kadar kilo alınması gerektiği ise hamileliğin başlangıcındaki kiloya göre değişiyor. Vücut Kitle İndeksine göre zayıf olan anne adaylarının hamilelik sonuna kadar 12.5-18 kilo; ideal kiloda olanların 11.5-16 kilo; fazla kilosu olanların 7-11.5 kilo almaları öneriliyor. Obezite sorunu yaşayan anne adaylarının  ise 5-9 kilodan fazla almamaları önem taşıyor. Doç. Dr. Halenur Bozdağ, “Genel olarak bakıldığında, Vücut Kitle İndeksi’ne göre zayıf ve normal ağırlıktaki gebelerde ayda en fazla 2 kilo alımı, kilolu veya obezite sorunu olan gebelerde ise en fazla bir kilo alımı önerilmektedir” diyor.

Yeni KitchenAid espresso koleksiyonu

KitchenAid, kahve sevenlerin evde espresso yapmanın keyfini çıkarmaları için yeni bir koleksiyon hazırladı. Kahve zevkinizi katlayacak bu yeni koleksiyon, en modern özelliklerle klasikleşmiş şıklığı bir araya getiriyor. Koleksiyondaki makinelerde bulunan özel bitkisel süt modu badem, yulaf veya soya sütü gibi farklı sütleri tek bir tuşla ısıtıp köpürtmenizi sağlıyor.

Yeni KitchenAid Espresso Koleksiyonu, yanında yedek süt kabı, kahve çekirdeği saklama kabı ve özel illy kahvelerinden oluşan keyifli bir keşif seti hediyesiyle birlikte geliyor, böylece kahve keyfiniz ikiye katlanıyor.

Espresso, Americano, Latte, Cappucino ve çok daha fazlası

Yeni Yarı Otomatik Espresso Makinesi (KES6551), espresso dünyasını kolayca keşfetmeniz için ideal bir seçenek. Espresso, Americano, Latte, Cappuccino gibi birçok farklı çeşidi hazırlamanıza olanak tanıyor. Kahvenizden en iyi aromayı elde etmeniz için homojen öğütme sağlayan paslanmaz çelik konik öğütücülerle üstün bir öğütme deneyimi sunarken, akıllı dozaj teknolojisi sayesinde tek bir tuşla bir veya iki shot espresso için ideal miktarı ve kıvamı otomatik olarak ayarlayabiliyor. Dilerseniz manuel olarak da kendi tercihlerinize göre espresso dozajını belirleyebilirsiniz. Ayrıca, kahve telvelerinin etrafa saçılmasını önleyen anti-statik teknolojisi sayesinde temiz bir öğütme deneyiminin keyfini çıkarabilirsiniz.

Espresso bazlı içeceklerin keyfi artık tek bir dokunuşla elinizin altında!

Yeni KitchenAid Espresso Koleksiyonu’ndaki KF6 (KES8556), KF7 (KES8557) ve KF8 (KES8558) Tam Otomatik Espresso Makineleri, espresso bazlı içeceklerin keyfini kolayca çıkarmanız için özel olarak geliştirildi. Tek bir tuşa dokunarak en sevdiğiniz espresso çeşitlerini evinizin rahatlığında hazırlayabilir, demleme sertliğini, miktarını ve sıcaklığını damak zevkinize göre ayarlayıp bu özel tarifleri kaydedebilirsiniz.

Evinizin dekorasyonuna kusursuz bir şekilde uyum sağlayacak ve arzu ettiğiniz her şeyi doğrudan mutfak tezgahınıza taşıyacak şekilde tasarlanan bu makineler, size zengin bir içecek yelpazesi sunuyor. Kişiselleştirilmiş içecekler hazırlamak artık tek bir dokunuşla mümkün. KF6 Tam Otomatik Espresso Makinesi 15’ten fazla, KF7 Tam Otomatik Espresso Makinesi 20’den fazla ve KF8 Tam Otomatik Espresso Makinesi ise 40’tan fazla farklı tarif seçeneğiyle size kahve konusunda geniş bir özgürlük tanıyor.

Kabızlığın pratik çözümleri

Kabızlığın haftada üçten az tuvalete çıkmak olarak tanımlandığını belirten uzmanlar, yine de bu durumun tek başına kabızlık belirtisi sayılamayacağını söylüyor.

Zor ve sert dışkılama, tam boşaltım sağlanamaması gibi durumların da kabızlık olarak tanımlanabileceğini ifade eden Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Kabızlığın oluşmasındaki en önemli faktör beslenme ve diyet alışkanlığıdır. Sağlık sorunu olmayan kişilerde, özellikle yeteri kadar su ve lifli gıda tüketilmediği durumlarda kabızlık ortaya çıkar.” dedi. Kabızlığın daha çok orta-ileri yaşlarda ve kadınlarda sık görüldüğünü aktaran Atamer, yaşlanmayla beraber bağırsak hareketlerinin yavaşlamasının da risk oluşturduğunu kaydetti. Atamer ayrıca, kabızlığı önlemek için önerilerde bulundu.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kabızlığın nedenlerini ve risk faktörlerini açıklayarak, beslenme ve günlük rutin değişiklikleriyle nasıl önlenebileceği hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Su tüketiminin yetersiz kalması kabızlığın en önemli nedenlerinden…

Kabızlığın günümüzde çok sık karşılaşılan önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bir kişiye kabız diyebilmemiz için haftada üçten az dışkılama seferinin olması gerekir.” dedi.

Yine de dışkılama sayısının tek başına kabızlık belirtisi sayılamayacağını aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Zor ve sert dışkılama, elle ya da parmakla çıkartılmış olması, büyük abdestini yaparken zorlanma ve tam boşaltım sağlanamaması gibi durumların hepsini kabızlık olarak adlandırmak mümkün. Kabızlığın oluşmasındaki en önemli faktör beslenme ve diyet alışkanlığıdır. Sağlık sorunu olmayan kişilerde, özellikle yeteri kadar su ve lifli gıda tüketilmediği durumlarda kabızlık ortaya çıkar. Maalesef günümüzde su yeterince içilmiyor. Bunun yerine çok fazla çay, kahve, kola gibi gazlı içecekler tercih ediliyor, ancak bunlar suyun yerini tutmaz.” şeklinde konuştu.

Orta ve ileri yaşlı kadınlar daha çok şikayetçi!

Kabızlığın her cinsiyette ve her yaşta görülebildiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ancak kabızlık daha çok orta-ileri yaşlarda ve kadınlarda sık görülüyor.” dedi.

Yaşlılarda kabızlığın daha sık görülmesinin nedenlerine değinen Atamer, şunları söyledi:

“Yaşlanmayla beraber bağırsak hareketlerinin yavaşlamış olması, yeteri kadar su tüketilmemesi, hazır gıdalar tercih edilmesi ve en önemlisi de hareketsizlik kabızlığın önde gelen nedenleridir. Kullanılan ilaçlar da kabızlığa neden olabilir. Bu nedenle yaşlı bireylerin sosyal hayata karışması ve aktif yaşamaları kabızlığın önlenmesinde önemli rol oynayan faktörler arasında gelir.”

Ek bir hastalık yoksa, lifli gıda tüketimi kabızlığı önleyebilir!

Kabızlığın tedavisinde, öncelikle kabızlığın nedeninin ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bir uzman tarafından kabızlığı olan hastanın araştırılması gerekir. Eğer bir hastalığa bağlı olmadan gelişen bir kabızlık söz konusu ise tedavide en önemli faktör, diyettir. Bu nedenle bol miktarda lifli diyet tüketilmeli, beraberinde bol miktarda su alınması gerekir.” dedi.

Lif alımı için öğle ve akşam yemeklerinde sebze, ara öğünlerde ise meyve tüketilmesini öneren Atamer, “Tüketilen 2 litreye yakın su ise bağırsaklarda lifli gıdaların etkileşmesine bağlı olarak kitle etkisi oluşturur ve bağırsak hareketlerini artırarak bağırsakları çalıştırır. Özellikle düzenli yapılan yürüyüşler ve egzersizler bağırsak hareketlerini artırır. Bunun dışında kuru incir, kuru erik bol miktarda tüketilmeli, bol miktarda su içilmeli. Bunlara dikkat edildiğinde bağırsak hareketleri de artar. Alkol ve sigaradan uzak durulması gerekir. Ne kadar mutlu ve hareketli olursak bağırsaklarımız da o kadar mutlu ve hareketli olmuş olur ve böylece kabızlık sorunumuzu engellemiş oluruz.” açıklamasını yaptı.

Yaşlılarda kabızlığı önlemenin anahtarı hareket ve su tüketimi!

Yaşlılarda, yaşlılığın getirmiş olduğu bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına ve metabolizmanın yavaşlamasına bağlı olarak ek hastalıklar olabileceğine değinen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yaşlılarda ortaya çıkan kabızlık sorunlarını çözmek için ortaya çıkan ek hastalıkların uygun hekimler tarafından tedavi edilmesi gerekir. Bunun yanı sıra muhakkak yaşlılarımızın hareket etmesine önem vermeliyiz ve bol su içmelerini sağlamalıyız. Yaşlılıkta susama hissi de azalır ve yeteri kadar su içilmez. Gerekirse bağırsak hareketini düzenleyen ilaç tedavisine de başlanabilir.” ifadelerini kullandı.

Tuvalet refleksini bastırmak kabızlığı artırıyor!

Kabızlık şikayeti olan kişilerde gereken tedavinin zamanında yapılmaması durumunda gaitanın sertleştiğini, taşlaştığını ve giderek bağırsağın boşalmasının zorlaştığını vurgulayan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu gibi durumlarda diyet düzenlemesinin yanında ilaç tedavisi de verilebilir.” dedi.

Özellikle kadınların dışarıda tuvalete gitmeme alışkanlığı olduğunu kaydeden Atamer, “Bu durum, gelen refleksi kırmak anlamına geliyor. Refleks kırıldığı zaman, vücut gaita yapma ihtiyacını erteliyor ve zamanla kabızlık artıyor. Bu sebeple kişinin tuvalet ihtiyacı geldiğinde uygun bir mekan bulup hemen ihtiyacını gidermeli. Uzun süren kabızlık bağırsaklarda uzamaya, hareketsizliğe yol açar. Bu sorun bağırsaklarda kansere neden olmaz fakat hayatı zor ve çekilmez bir hâle getirebilir. Bağırsaklar ikinci beynimizdir. Hareket, bol sıvı ve bol lifli diyetle kabızlığı çözmek mümkündür.” açıklamasını yaptı.

Atamer ayrıca, sabahları aç karnı bir bardak ılık su içmenin bağırsak hareketlerini artıracağını ve kabızlığı önleyeceğini ifade etti ve “Buna gastrokolik refleks denir. Bu şekilde bağırsaklarımızın boşalması kolaylaşır. Tuvalette ayakları hafifçe yükseğe çekmek de daha rahat boşaltım sağlar.” diyerek sözlerini tamamladı

Ferruh Karakaşlı yeni sergisi “Urban Tribes & Authentic” ile sanatseverlerle buluştu

Sanatçı, tasarımcı ve yaratıcı vizyoner Ferruh Karakaşlı, 15 – 25 Mayıs tarihleri arasında Ayşıl Art Gallery’de gerçekleşecek olan yeni sergisiyle izleyiciyi çağdaş kimlikler, kültürel izler ve kişisel yansımalarla dolu çok katmanlı bir yolculuğa davet ediyor.

“Urban Tribes & Authentic” kategorilerinin sunulacağı bu sergi, Karakaşlı’nın karakteristik figüratif diliyle harmanladığı iki koleksiyonu aynı çatı altında buluşturuyor. Sanatçının giyilebilir sanat eserleri, özgün ayna işleri, el yapımı objeleri ve multidisipliner üretimleri hem galerinin duvarlarında hem de izleyicinin belleğinde kalıcı izler bırakacak nitelikte.

Sergide, Ferruh Karakaşlı’nın dikkat çeken eserlerinden biri olan “Echoes in the Frame” adlı ayna çalışması da ilk kez izleyiciyle buluşacak. Renklerin, figürlerin ve sembollerin bir ritüel alanına dönüştüğü bu eser, izleyiciyi kendi yansımasıyla yüzleşmeye çağırıyor.

Karakaşlı’nın disiplinler arası üretim anlayışı; sanat, moda ve objeler aracılığıyla izleyiciyle birebir bir bağ kurmayı hedefliyor. Giyilebilir parçalar yalnızca bir kıyafet değil, birer hikâye ve görsel ifade biçimi olarak karşımıza çıkıyor.

Yer: Ayşıl Art Gallery, Nişantaşı – İstanbul

Ziyaret Saatleri: 11:00 – 18:00

Kapadokya’nın gizemli atmosferinde bisiklet festivali

UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Kapadokya, farklı disiplinlerden bisiklet tutkunlarını 13-15 Haziran tarihlerinde konuk edecek.
Kapadokya Bisiklet Festivali, yalnızca yol bisikletçilerini değil Gravel, E-Gravel, MTB ve E-MTB sporcularını da bir araya getirecek. Düzenlenecek festival kapsamında yarışlar, toplu sürüşler ve turlar da düzenlenecek. Kapadokya’nın eşsiz vadileri, taş yolları ve peri bacaları arasındaki organizasyonda katılımcılar unutamayacakları bir deneyim yaşayacaklar. Spor ile bölgenin kültürüne de dikkat çekecek Kapadokya Bisiklet Festivali, yerel lezzet tanıtımlarından birçok kültürel etkinliğe de ev sahipliği yapacak.
Argeus Travel & Events tarafından düzenlenen Kapadokya Bisiklet Festivali, Salcano ana sponsorluğunda Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Bisiklet Federasyonu, Nevşehir Valiliği, Ürgüp Kaymakamlığı ve Ürgüp Belediyesi desteklerinde, Shimano ve PT Academy hizmet/ürün sponsorluğunda gerçekleşecek.

Türkiye’de pratik ve lezzetli ürünlere talep artırıyor

Gıda sektöründe hazır tüketim ürünleri, tüketicinin zamandan tasarruf etme ve uygun fiyat arayışına yanıt vermesiyle öne çıkarken, Ipsos tarafından yapılan araştırmaya göre 2024 yılında hanelerin hızlı tüketim ürünlerine yönelik harcamaları, bir önceki yıla göre %67 oranında arttı. Indomie Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Sencer Gündü, sektör hakkındaki değerlendirmelerini ve öngörülerini paylaşıyor.

Pratikliği ve ulaşılabilirliğiyle öne çıkan hazır tüketim gıdaları, günümüzde yalnızca gençler, öğrenciler ya da yoğun iş temposuna sahip çalışanlar için değil, aynı zamanda evde pratik çözümler arayan aileler, farklı lezzetleri hızlıca denemek isteyen her yaştan birey için de günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geliyor. Bu alandaki büyümeyi değerlendiren Indomie Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Sencer Gündü, “Artık tüketiciler için gıda tüketimi yalnızca karın doyurmak anlamına gelmiyor. Günümüzde hızlı, lezzetli ve pratik olanlar diğerlerine kıyasla daha fazla tercih ediliyor. Tüketim alışkanlıklarındaki bu değişim, pazardaki dinamikleri doğrudan etkiliyor. Indomie olarak, bu dönüşümde kullanıcıların günlük rutinlerine kolaylıkla adapte olabilecek ürün çeşitliliğini artırmaya odaklanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de pazardaki hareketliliğin devam etmesini ve tüketicinin beklentileri doğrultusunda yeni tercihler doğmasını bekliyoruz. Bu doğrultuda, Tekirdağ Çerkezköy’deki fabrikamızda aylık 330 ton üretim kapasitesiyle faaliyet gösteriyoruz ve yılda ortalama 1 milyar 232 milyon adet ürünü tüketicilerle buluşturuyoruz.” ifadelerini kullandı.

 “Hammaddelerimizin %70’ini Yerel Üreticilerden Temin Ediyoruz”

Tüketicilerin hayatındaki hız faktörünün gıda seçimlerinde de belirleyici hale geldiğini vurgulayan Sencer Gündü, “Hızlı olmasıyla öne çıkan pratik ürünler, sınav dönemindeki gençlerden yoğun iş temposundaki beyaz yakalılara, mutfakta pratik çözümler arayan ailelerden her yaştan tüketiciye kadar geniş bir kesimin hayatına bir yerden dokunuyor. Hazır tüketim ürünlerine olan ilginin arkasında bu pratikliğe duyulan ihtiyaç kadar, ürünlerin her an her yerde erişilebilir olması ve güvenle tercih ediliyor olması da yatıyor. Indomie olarak bu noktada kullanıcı deneyimini sadeleştiren, lezzetiyle fark yaratan çözümler sunmaya devam ediyoruz. Hammaddelerimizin %70’ini yerel üreticilerden temin ederek ülke ekonomisini destekliyor, aynı zamanda Türkiye’de ellerin ürüne temas etmediği noodle üretim hattına sahip ilk fabrika olan Tekirdağ Çerkezköy tesisimizde faaliyet gösteriyoruz. Hızlı ve pratik olmanın ötesinde lezzetli ve doyurucu seçenekler sunarak her yaştan tüketicinin beklentilerine hitap ediyoruz. Ürünlerimizin her zaman kolayca ulaşılabilir olması, bizi tercih edenlerin hayatını kolaylaştırıyor, biz de bunu daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. Üretim sürecimizde oluşan atıkların %27’sini geri kazanım, %73’ünü ise geri dönüşüm yoluyla değerlendirerek sürdürülebilir üretim anlayışımızı da her geçen gün güçlendiriyoruz.” açıklamasında bulundu.

Gökyüzünde lüks sınır tanımıyor

Uluslararası First Class seyahatlerinde dünyanın en büyük havayolu olan Emirates, haftada 26.800 koltuk ile tamamı özel süitlerden oluşan sektördeki en büyük First Class koltuk kapasitesini sunuyor.

Havayolu, First Class’ta “İyisiyle Uçun” deneyimini her geçen gün daha da geliştirmeye devam ediyor. Yeni iyileştirmeler arasında; hatıra olarak saklanabilecek menüler, eldivenle yapılan özel servis, Dubai’deki lüks dinlenme salonlarından ilham alınarak tasarlanan check-in alanları ve uçuş boyunca sınırsız ikram edilen havyar gibi unutulmaz detaylar yer alıyor.

First Class yolcuları artık sınırsız havyarlarını, Emirates’in mevcut ürün yelpazesini tamamlamak üzere Robert Welch tarafından tasarlanan zarif ve yeni oyma kaselerde tatmaya davet ediliyor. Emirates First Class’ın peynir tabağı da artizan peynir ve Hint turşusu çeşitlerine ek olarak kâse, ahşap bal kepçesi ve rustik bir arduvaz üzerinde sunulacak şekilde zenginleştirildi. Emirates’in First Class kabin ekipleri ise bu ayrıcalıklı hizmeti eldivenle sunarak uçak içi hizmeti benzersiz kılıyor.

First Class yolcuları Dubai Uluslararası Havalimanı (DXB) Terminal 3’teki First Class check-in alanı da yenileniyor. Önümüzdeki haftalarda açılması planlanan bu özel alan, kişiye özel check-in hizmetleri ve rahatlatıcı bir dinlenme salonu tasarımıyla ayrıcalıklı bir atmosfer sunacak. Emirates First Class yolcularının seyahati, 43 adet lüks ve birinci sınıf dinlenme salonuna ücretsiz erişim ile birçok uçuş noktasında kapıdan kapıya sorunsuz transfer sağlayan ücretsiz özel şoförlü transfer hizmeti sunularak, dünya genelinde baştan sona özenle tasarlanıyor.

Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un yazlık mekânı C BAR’da sezon başladı

Çırağan Palace Kempinski İstanbul, Boğaz’ın yanı başında yer alan mekânı C Bar ile yazı karşılıyor. C Bar; ‘Red Passion’dan ilham alan şık dekorasyonu, İtalyan aperitif kültürünü yansıtan özenle hazırlanan kokteylleri, leziz atıştırmalıkları ve canlı DJ performansıyla İstanbul’un en seçkin buluşma noktalarından biri olmaya hazırlanıyor. Yazın gelişiyle yeniden açılan C Bar, Boğaz’ın büyüleyici manzarası eşliğinde gün batımına karşı tadılacak imza kokteyllerini, müziğin ritmini yakalayan DJ performansları ile buluşturarak eğlence tutkunlarına sunuyor.

Salı günleri hariç haftanın her günü saat 18.00 – 01.00 arasında misafirlerini ağırlayan C Bar, her Cuma ve Cumartesi saat 18.00 – 23.00 arasında canlı DJ performansları ile hareketlenmeye devam ediyor.

Bilgi; 0212 326 46 20

AYE “Yasak Elma”

R&B sahnesinin genç ve özgün ismi AYE, daha önce yayımladığı “Reenkarnasyon” adlı şarkısının ardından, “Yasak Elma” ile kendine özgü bir ses yaratıyor. Sözleri AYE ve Erdem Fırat’a ait olan bu şarkı, enerjik yapısı ve özgür ruhuyla dikkat çekiyor. Mix&Mastering’i ise Özgür Özzeytin üstleniyor