Yazılar

Yeni zayıflatıcı ilaçlara dikkat!

Dünya genelinde ve Türkiye’de obezite oranlarının baş döndürücü bir hızla artması, bu hastalığın toplumsal sağlık sorununa dönüşmesine yol açıyor. Obezitenin günümüz ve geleceğin sağlık gündeminin ilk sıralarında yer alan bir durum olacağına dikkat çeken Acıbadem Üniversitesi Diyabet Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİYAM) Koordinatörü Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, obezitenin önlenmesi kadar tedavisine de önem verilmesi gerektiğini belirterek, artış hızı ve nedenleriyle ilgili önemli bilgiler verdi!

2022 yılı itibariyle, 18 yaş üstündeki dünya nüfusunun 2.5 milyarının fazla kilolu, 890 milyonunun ise obezite sorunu yaşadığı biliniyor. Yapılan çalışmalar; dünya üzerindeki her 8 kişiden 1’inin obez olduğunu ve son 30 yılda bu oranın erişkinlerde 2’ye katlandığını gösteriyor. Üstelik obezite sadece günümüzün bir sorunu olmanın ötesinde. Gelecek için de tehlike çanları çalıyor. Çünkü, dünyada obezite artış hızı en çok çocuk ve ergenlerde yüksek. Öyle ki son 30 yılda çocuklarda obezite artışı 4’e katlandı! Çocuk ve gençlerdeki obezitenin adeta bir salgın gibi katlanarak artması, gelecekte de obezitenin yol açtığı hastalıkların daha büyük bir sorun olarak yaşanacağını gösteriyor.

Prof. Dr. M. Temel Yılmaz

Prof. Dr. M. Temel Yılmaz

Türkiye obezite artış oranında Avrupa’da birinci sırada!

Dünyadaki bu yüksek artış, ülkemize de yansıyor. Araştırmalar, obezite artış oranında Avrupa’da birinci sırada yer aldığımızı gösteriyor. Türkiye’de 30 yaş üzerindeki nüfusta fazla kilo oranı yüzde 60, obezite oranı yüzde 30 olarak saptanmış.  Bu rakamlar, ülkemizde her 3 kişiden birinin obezite sorunu yaşadığını gösteriyor! Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre; 18 yaş altı nüfusta her 3 çocuktan 1’i ya obez ya da fazla kilolu. Bu da gelecekte obeziteye bağlı sorunların daha çok yaşanacağının işareti kabul ediliyor.

Obezite sağlığı ciddi şekilde tehdit ediyor!

Obezite, bireylerin sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Öyle ki obezite sorunu yaşayan bireylerde; diyabet, insülin direnci, hipertansiyon, inme ve kalp krizi gibi kalp damar hastalıkları daha sık görülüyor. Ayrıca, birçok kanser türünde risk artışı, uyku apnesi, yağlı karaciğer ve safra yolu hastalıkları, eklem ve kemiklerde mekanik problemler, infertilite (kısırlık), gebelik komplikasyonları, psikolojik rahatsızlıklar ile sosyal izolasyon gibi sorunlar da obeziteye bağlı olarak ortaya çıkabiliyor.

Küresel ekonomiyi de olumsuz etkiliyor!

Obezite, sadece bireylerin sağlığını değil, aynı zamanda küresel ekonomiyi de olumsuz etkiliyor. 2020 yılında obezite ile ilişkili sorunlara dünya çapında harcanan 1.96 trilyon doların, 2035 yılında 4.32 trilyon dolara çıkacağı öngörülüyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, “Dolayısıyla obezite tedavisinde başarı oranlarının artırılması, hem bireysel sağlık hem de küresel ekonomik yük açısından büyük önem taşımaktadır” diyor.

Tedaviye dirençli obezite neden artıyor?

Obezite oranı hızla yükselirken tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedildiğini söyleyen Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, bu kez karşılarına çıkan ve  ‘tedaviye dirençli obezite’ olarak tanımlanan önemli bir soruna da dikkat çekerek şu bilgileri veriyor:

“Tedaviye dirençli obezitede görülen artışın üç önemli nedeni var; birinci neden, yeni kuşak zayıflatma ilaçlarının (GLP-1 analogları) reçetesiz ve kontrolsüz satılarak, hekim takibi olmaksızın kullanımıdır. Bu durum ilaca direnç, yetersiz etki veya zaman içinde etkinlikte azalmaya yol açmaktadır. Yani yeni zayıflatıcı ilaçların bilinçsiz kullanımı bir süre sonra ilaca duyarsızlık yapmaktadır. İkinci neden, zayıflama ameliyatlarının kontrolsüz ve endikasyonsuz uygulamaları sonucu bir süre sonra verilen kiloların geri gelmesidir. Üçüncü neden ise bilinçsiz diyet uygulamaları ve hatalı diyet reçetelerinin obeziteyi yeniden tetiklemesidir.”

Tedavi ancak multidisipliner ekipler ile mümkündür!

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. M. Temel Yılmaz, obezitenin doğru ve hedefe yönelik tedavisinin ancak multidisipliner ekiplerle mümkün olabileceğine işaret ediyor. “Sürdürülebilir obezite tedavisinde, önce altta yatan medikal problemlerin doğru tespit edilmesi ve bu tespitler ışığında tedavinin hastaya özel planlanması esastır” bilgisini veren Prof. Dr. Temel Yılmaz, sözlerine şöyle devam ediyor: “Öncelikle tedaviye dirençli obezite hastalarının tedavi edilmesi amaçlanmaktadır.  Bunun için bir durum analizi yapılmakta, obezite ve obeziteye neden olan etkenlere dair risk haritası çıkarılmaktadır. Tedaviye ihtiyacı olan kişilerde önce obeziteye yol açan sağlık sorunlarının tespit edilmesi lazım. Bu nedenleri saptamak içinse biyokimyasal, radyolojik ve diğer ileri tetkiklerin yapılması gerekebilmektedir. Ardından bireyler tüm uzmanların hazır bulunduğu multidisipliner konseyde değerlendirilmekte ve objektif tedavi seçeneği önerileri ortaya konmaktadır.”

Sofya Havalimanı’na iki yeni “Primeclass Lounge”

TAV İşletme Hizmetleri, Bulgaristan’ın Sofya Havalimanı’nda iki yeni Primeclass Lounge’un inşası ve işletmesi için havalimanı işletmecisi SOF Connect ile anlaşma imzaladı.

Terminal 1 ve 2’de yer alacak lounge’ların işletmesi, 2038 yılına kadar TAV İşletme Hizmetleri tarafından üstlenilecek.

TAV İşletme Hizmetleri CEO’su ve TAV Havalimanları CCO’su Aude Ferrand, “Sofya Havalimanı ile bu heyecan verici yeni dönemde işbirliği yapmaktan gurur duyuyoruz. Bu ortaklık, geleceğin seyahat deneyimini yeniden tasarlama vizyonumuzun bir parçası. Aynı zamanda Primeclass markamızın yenilenen kimliğini de ilk kez bu projeyle hayata geçiriyoruz. Çağdaş tasarımı, etkileyici alanları ve yaşam tarzına odaklı misafirperverlik anlayışıyla bu yeni dönem, yolculuğu bambaşka bir deneyime dönüştürecek” dedi.

SOF Connect CEO’su Jesús Caballero, “Dünya çapında lounge  yönetimi konusunda engin deneyime sahip uluslararası bir lider olan TAV İşletme Servisleri ile ortaklık yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu proje, Vasil Levski Sofya Havalimanı’nın modernleştirilmesi ve beş yıldızlı bir havalimanı olma hedefi doğrultusunda önemli bir adım” dedi.​

Salonlarda iş, aile ya da dinlenme amaçlı seyahat eden yolcular için konforlu ve sessiz bir ortam sunulacak. Donanımlar arasında:

  • Yerel ve uluslararası tatların sunulduğu zengin yiyecek-içecek barı
  • Rahat oturma alanlarıyla dinlenme bölümü
  • Açık çalışma alanları ve özel sessiz kabinlerle donatılmış iş alanı
  • Oyunlarla zenginleştirilmiş çocuk bölümü
  • Yüksek hızlı Wi-Fi erişimi
  • Terminal 2’de uçakları izleyebileceğiniz geniş teras

Suwen, CFO koltuğuna Mehmet Melih Özkan oturdu

Suwen, üst düzey yönetim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Şirkette “Bütçe & Raporlama ve Finansal Kontrol Direktörü” olarak görev yapan Mehmet Melih Özkan, Suwen’in “Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CFO)” pozisyonuna atandı

Susona Bodrum’da sezon başlıyor

Sofistike atmosferi, özenle hazırlanmış gastronomi deneyimleri ve ailelere özel yaratıcı içerikleriyle, Susona Bodrum yeni sezona hazır.

Ege kıyılarının doğal güzellikleriyle çevrili benzersiz koylarından olan Torba’da konumlanan Susona Bodrum LXR Hotels & Resorts, misafirlerini kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla ağırlıyor.

Susona Bodrum LXR Hotels & Resorts Hotels

Gastronomi

Susona Bodrum’un gastronomi anlayışı, deneyimli Executive Şef Kaan Yıldırım’ın liderliğinde, yerel malzemelerle şekillenen rafine menüler sunuyor.

Otelin gün boyu hizmet veren ana restoranı Ezi, Akdeniz mutfağının seçkin örneklerini modern sunumlarla bir araya getiriyor.

Malva Restaurant ise mikro-yerel mutfak anlayışı ve sürdürülebilirlik vizyonuyla Susona Bodrum’un gastronomi kimliğini yansıtıyor. Torba Koyu’nun doğayla iç içe atmosferinde yer alan Malva; Michelin Rehberi, İncili Gastronomi Rehberi ve Gault & Millau tarafından tavsiye edilen mutfağıyla seçkin bir deneyim yaşatıyor.

Ailelere özel olarak tasarlanan Family Beach, konforlu ve huzurlu bir atmosfer sağlarken; Beach Club, özgün kokteyller, müzik ve rahatlatıcı ambiyansıyla keyifli saatlerin merkezinde yer alıyor.

Susona Bodrum LXR Hotels & Resorts

Aile Süitleri

Aile Süiti, sayısı 6 kişiye kadar olan ailelere konforlu bir alan yaratmak üzere özel olarak tasarlandı. İki ayrı özel havuz, donanımlı mutfak ve altı kişilik konaklama kapasitesiyle dikkat çeken süit hem mahremiyet hem de geniş yaşam alanı arayan misafirler için ideal bir seçenek oluşturuyor.

Kids Club

2-12 yaş arası misafirler için eğitici ve eğlenceli içeriklerle dolu bir program sunuyor. Temmuz ve Ağustos aylarında, haftanın belirli günlerinde, belirli saatlerde hizmet veren kulüp, yaratıcılığı teşvik eden aktiviteleriyle çocuklara unutulmaz anılar kazandırıyor.

Çocukları tehdit eden hastalık menenjit!

Beyin ve omuriliği çevreleyen zarların iltihaplanması olarak tanımlanan menenjit hayati tehlikeye de yol açabilen ciddi bir rahatsızlıktır. Özellikle 1 yaş altı bebekler, ergenler, genç erişkinler, bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler, dalağı olmayanlar veya işlevsiz olanların daha yüksek risk altında olduğu bu hastalığa karşı aşılanma hayat kurtarıcı olmaktadır. Memorial Bahçelievler Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Pınar Karadeniz, menenjit ve menenjit aşısı hakkında bilgi verdi, ebeveynlere önemli önerilerde bulundu.

Meningokok menenjiti, Neisseria meningitidis bakterisinin neden olduğu ciddi bir beyin zarı iltihabıdır. Ayrıca bu bakteri kan dolaşımına geçerek ağır sepsis ( meningokoksemi) tablosuna neden olabilir. Meningokok menenjiti, nadir bir hastalıktır ancak hızlı ve ciddi seyretme potansiyeli nedeniyle büyük önem taşır. Salgınlar halinde veya kapalı topluluklarda daha sık görülebilir. Tedavi edilmediğinde ölüm oranı yüksektir ve hayatta kalanlarda kalıcı hasarlar bırakabilir. Erken teşhis ve tedavi, hastalığın seyrini belirlemede kritik öneme sahiptir.

Dr. Pınar Karadeniz

Dr. Pınar Karadeniz

Menenjitin belirtilerini önemseyin

  • Ateş: Genellikle ani başlayan yüksek ateş görülür.
  • Baş ağrısı: Şiddetli ve sürekli bir baş ağrısı olabilir.
  • Ense sertliği: Baş, öne doğru eğildiğinde ense kaslarında sertlik hissedilir.
  • Işığa duyarlılık (fotofobi): Gözler, parlak ışığa karşı hassas hale gelir.
  • Mide bulantısı ve kusma: Özellikle çocuklarda sık rastlanır.
  • Peteşi-purpura-ekimoz: Genellikle ciltte küçük, kırmızı-mor noktalar şeklinde başlar ve basmakla solmaz. Zamanla bu döküntüler birleşerek daha büyük, morumsu lekelere dönüşebilir.

Bunların dışında, huzursuzluk, bilinç bulanıklığı, havale gibi belirtiler de olabilir. Özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda belirtiler daha belirsiz olabilir; bu nedenle ateş, sürekli ağlama, bombeleşmiş bıngıldak, beslenme güçlüğü gibi belirtiler de dikkate alınmalıdır.

Çocuklara nasıl bulaşıyor?

Meningokok bakterisi, genellikle hasta veya taşıyıcı kişilerin solunum yoluyla salgıladığı damlacıklar aracılığıyla bulaşır. Öksürme, hapşırma veya yakın temas (örneğin öpüşme) sırasında bakteri bir kişiden diğerine geçebilir. Kapalı ve kalabalık ortamlarda, örneğin okullar, yurtlar veya askeri kışlalar gibi yerlerde bulaşma riski artar. Taşıyıcı olan kişiler, herhangi bir belirti göstermeden bakteriyi taşıyabilir ve yayabilirler.

Enfeksiyon birkaç saat içinde ciddi ve hatta ölümcül hale gelebilir. Temas süresi de önemlidir. Kısa süreli ve yüzeysel temaslarda bulaşma riski düşüktür. Ancak, uzun süreli ve yakın temaslarda risk artar. Eğer meningokok menenjiti olan biriyle yakın ve uzun süreli temas ettiyseniz, derhal bir sağlık profesyoneline danışmalısınız. Koruyucu antibiyotik tedavisi gerekebilir ve aşı durumu gözden geçirilmelidir.

Yüksek risk altındaki çocuklara dikkat!

Meningokok menenjiti hastalığına herkes yakalanabilir ancak bazı çocuklar daha yüksek risk altındadır. Bunlar arasında:

  • 1 yaş altı bebekler: Bağışıklık sistemleri henüz tam gelişmediği için enfeksiyonlara karşı daha savunmasızdırlar.
  • Ergenler ve genç yetişkinler: Özellikle 16-23 yaş arası bireyler, kapalı ve kalabalık ortamlarda (okul, yurt, askeri kışla gibi) yaşadıkları için risk altındadır.
  • Bağışıklık sistemi zayıf olanlar: Orak hücre hastalığı, dalağı alınmış bireyler veya bağışıklık sistemini baskılayan durumlara sahip olanlar.
  • Belirli coğrafi bölgelerde yaşayanlar: Meningokok hastalığının yaygın olduğu bölgelerde, örneğin Sahra-altı Afrika’nın “menenjit kuşağı” olarak bilinen bölgelerinde yaşayanlar.

Meningokok menenjitinden korunmak için en etkili yol aşılama

Aşılar, bağışıklık sistemini güçlendirerek, meningokok bakterisinin neden olduğu enfeksiyonları büyük ölçüde önler.

Bunun dışında;

  • Kalabalık ortamlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi
  • Hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması
  • Gerekli durumlarda antibiyotik profilaksisi uygulanması (örneğin, hastayla yakın temasta bulunan kişilere) gibi önlemler de bulaşı azaltabilir.

Meningokok aşıları, Neisseria meningitidis bakterisinin neden olduğu enfeksiyonları önlemeye yönelik geliştirilmiştir. Başlıca iki tür meningokok aşısı bulunur

  1. MenACWY aşıları: Bu aşılar, meningokok bakterisinin A, C, W ve Y serogruplarına karşı koruma sağlar.
  2. MenB aşıları: Bu aşılar, meningokok B serogrubuna karşı koruma sağlar.

Her iki tip aşının da yapılması, meningokok hastalığına karşı yüksek oranda koruma sağlar ancak bağışıklık zamanla azalabilir. Risk gruplarına göre doktor kontrolünde rapel doza gerek duyulabilir. Aşılama sonrası beklenmedik bir reaksiyon gözlemlendiğinde doktorla iletişime geçmek önemlidir. Unutulmamalıdır ki aşının sağladığı koruma, nadir görülen ciddi yan etkilerinden çok daha fazladır.

Izaka Terrace’dan “Tadım menüsü”  

Izaka Terrace, tarihi Park Otel’in ruhundan ilham alarak hayata geçirdiği “Tadım Menüsü” ile misafirlerini ağırlıyor.

Head Chef Serhat Eliçora tarafından hayata geçen tadım menüsü ile İstanbul’a yeni bir perspektiften bakarken, yerel lezzetlerin eşsiz yolculuğunun keyfini çıkaracaksanız.

Tadım yolculuğuna, İstanbul’un simgelerinden biri olan “Karaköy Balık Ekmek” ile başlayan menü Trabzon mısır ekmeğine yeni bir yorum getiriyor. Boğaz çuprası ve palamutlu tereyağı ile hazırlanan bu sokak lezzeti, İstanbul’un deniz kokusu ve geçmişin nostaljisini bir araya getiriyor. Tadım menüsünde ikinci sırada “Deniz Tâcı” yer alıyor. Karaburun orkinosunun lezzetini deniz tarağı, avokado ve wasabi mayonezin ince dokunuşuyla buluşturan bu özel tabak, denizin tazeliğini sofistike bir uyumla sunuyor. İtalyan mutfağının zarif bir temsilcisi olan “Tortellini” domates marmelatının tatlı-ekşi dengesi, Ege otları püresinin ferah aromaları ve İzmir tulum peynirinin keskin lezzetiyle Ege’nin ve İtalya’nın en güzel lezzetlerini bir araya getiriyor.

Türk mutfağının vazgeçilmez klasiklerinden biri olan “Mantı”, Japon mutfağından yuzu ponzu, tütsülenmiş ördek pastırması ve turşulanmış soğan ile modern bir dokunuş kazanıyor. Final yemeği olan “Balıkesir Kuzu Simit” ise İngiliz mutfağının ikonik Beef Wellington’ına Anadolu’dan bir atıfta bulunuyor.  Tatlı bölümünde ise “Çikolatalı Salep”, yoğun kakao aroması ve geleneksel salep lezzetinin uyumunu sunarken, eşlikçisi tarçınlı dondurma ile kontrast yaratıyor.

Toplumda her 4 kişiden 3’ü iklim değişikliği etkileri konusunda endişeli!

İklim krizinin etkileri artık yalnızca bilimsel verilerle değil, günlük hayatın içinde de hissediliyor. Ipsos tarafından gerçekleştirilen “İnsan ve İklim Araştırması”, kamuoyunun iklim değişikliğine ilişkin farkındalığını, kaygı düzeylerini ve bireysel sorumluluk anlayışına dair bulguları ortaya koyuyor. Dünyanın önde gelen lider araştırma şirketi Ipsos’un; Global Advisor araştırma dosyasındaki verilere göre « toplumun büyük bir kısmının iklim değişikliğini ciddi bir tehdit olarak gördüğünü  ancak bu farkındalığın davranışa dönüşme oranının halen düşük seviyelerde olduğunu gösteriyor

Ipsos Türkiye

Geçtiğimiz yıl, dünya genelinde sıcaklıklar ilk kez 1,5˚C hedefinin üzerine çıktı. BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin yalnızca %17’sine ulaşılabildi. Aşırı hava olaylarının sayısı ve şiddeti artarken, küresel çapta kaygılar da büyüyor.

Ipsos Türkiye

Raporda öne çıkan bazı bulgular:

– Bireylerin büyük bir bölümü, son on yılın tarihteki en sıcak dönem olduğunun farkında.

Ipsos Türkiye

– Katılımcıların %74’ü, ülkelerindeki iklim değişikliği etkilerinden endişe duyuyor.

Ipsos Türkiye

– 1,5˚C hedefinin korunmasının önemine inanılıyor; ancak bireysel düzeyde harekete geçme isteği geçtiğimiz yıllara göre düşüşte.

Ipsos Türkiye

Araştırmada olumlu gelişmeler de dikkat çekiyor. Temiz enerji yatırımları artıyor, birçok ülke iklim hedeflerini yeniden yapılandırıyor.

Ipsos Türkiye

İklim krizinin etkileri artık yalnızca bilimsel verilerle değil, günlük hayatın içinde de hissediliyor. Ipsos tarafından gerçekleştirilen “İnsan ve İklim Araştırması”, kamuoyunun iklim değişikliğine ilişkin farkındalığını, kaygı düzeylerini ve bireysel sorumluluk anlayışına dair bulguları ortaya koyuyor. Dünyanın önde gelen lider araştırma şirketi Ipsos’un; Global Advisor araştırma dosyasındaki verilere göre « toplumun büyük bir kısmının iklim değişikliğini ciddi bir tehdit olarak gördüğünü  ancak bu farkındalığın davranışa dönüşme oranının halen düşük seviyelerde olduğunu gösteriyor »

Ipsos Türkiye

Geçtiğimiz yıl, dünya genelinde sıcaklıklar ilk kez 1,5˚C hedefinin üzerine çıktı. BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin yalnızca %17’sine ulaşılabildi. Aşırı hava olaylarının sayısı ve şiddeti artarken, küresel çapta kaygılar da büyüyor.

Ipsos Türkiye

Raporda öne çıkan bazı bulgular:

– Bireylerin büyük bir bölümü, son on yılın tarihteki en sıcak dönem olduğunun farkında.

– Katılımcıların %74’ü, ülkelerindeki iklim değişikliği etkilerinden endişe duyuyor.

– 1,5˚C hedefinin korunmasının önemine inanılıyor; ancak bireysel düzeyde harekete geçme isteği geçtiğimiz yıllara göre düşüşte.

Araştırmada olumlu gelişmeler de dikkat çekiyor. Temiz enerji yatırımları artıyor, birçok ülke iklim hedeflerini yeniden yapılandırıyor.

Ipsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORULADI

“Ipsos’un İnsan ve İklim Araştırması raporu ile iklim krizinden kaynaklanan risklere ilişkin algıları ve iklim değişikliğine karşı harekete geçme sorumluluğu üzerinde görüşleri mercek altına aldık.

Geçtiğimiz yıl sıcaklıklar ilk kez 1,5˚ C hedefinin üzerine çıktı. BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin yalnızca %17’sine ulaşıldı, aşırı hava olaylarının etkisi de giderek artıyor. Ancak olumlu gelişmeler de var. Dünya artık temiz enerjiye çok daha fazla yatırım yapıyor, birçok ülkede küresel iklim hedeflerine ilişkin taahhütler yeniden düzenliyor. Ipsos raporunun sonuçlarında görüyoruz ki bireyler son on yılın kayıtlardaki en sıcak on yıl olduğunun farkında ve sıcaklıkları 1,5 derece hedefinin altında tutmamızın önemli olduğuna inanıyor. Ancak, bir diğer yandan bireyler daha az eylem odaklı ve bu konuya karşı geçtiğimiz yıllara göre daha az ilgili. İklim değişikliğinin etkisine ilişkin endişeler artıyor. Her dört kişiden üçü (%74) ülkelerindeki iklim değişikliğinin etkilerinden endişe duyuyor. Bu soruyu en son sorduğumuzda  2022 yılı ile karşılaştırıldığında, ankete katılan 27 ülkeden 18’inde endişenin arttığını görüyoruz. İklim değişikliğinden daha fazla risk altında olan ülkelerde endişe daha yüksek. Türkiye’de de endişe düzeyi ülkeler ortalamasının üstünde. Bireyler 1.5°C sıcaklık artışının büyük bir sorun olduğunu kabul ediyor. %17’si küresel sıcaklıkların 1.5°C’den fazla artmasının o kadar da büyük bir sorun olmadığı konusunda hemfikir olsa da, %53’ü bu düşünceye katılmıyor. İklim değişikliği ile mücadele konusunda ülkeler ortalamasında on kişiden altısı daha fazla adım atılması gerektiğini belirtiyor. Türkiye’de ise bu oran daha yüksek. Ülkemizde yaşayan her on kişiden yedisi daha fazla adımın atılması gerektiği görüşünde. Ancak bu oran, 2021 yılına kıyasla %17 oranında daha düşük. Bir diğer yandan da bu konuda yapılan fedakarlıkların çok fazla olduğunu düşünen bir kesim var. Ülkeler ortalamasında bireylerin %36’sı kendilerinden çok fazla fedakarlık beklendiğini düşünüyor. Türkiye’de de toplum benzer görüşte. Ülkelerin hükümetlerden beklentisi yüksek ancak hükümetlerin bu konuda net bir planı olduğunu düşünenlerin oranı düşük. Türkiye’de de bireylerin %28’i hükümetin bu konuda planı olduğuna inanırken toplumun yaklaşık yarısı net bir plan olmadığını düşünüyor. İklim değişikliğinin en önemli konularından biri de yenilenebilir enerji. Bireyler farklı konularda yenilenebilir enerjinin olumlu etkisinin olacağını düşünüyor. Ülkeler ortalamasında yenilenebilir enerjinin en olumlu etkisinin hava kalitesi üzerinde olacağı belirtilirken, Türkiye de hava kalitesi, hayvanlar, sağlık, gıda güvenliği, doğal afet, istihdam, güvenlik, yoksulluk, salgın hastalıklar konularının tümünde olumlu etki yaratacağı düşünülüyor. Enerji konusunun önde gelen konularından biri olan elektrikli araçlarda ise farklı görüşler var. Avrupa ülkelerinde elektrikli araçlara karşı olumsuz görüş oldukça yüksek denilebilir. Türkiye’de ise olumsuz görüşlerin oranı daha düşük. Her 4 kişiden biri elektrikli araçların benzinle çalışan araçlar kadar çevreyi kötü etkilediğini düşünüyor.

Tüm bu bulgular, iklim değişikliğine yönelik farkındalığın ve endişenin küresel ölçekte arttığını ancak bu kaygının her zaman eyleme dönüşmediğini gösteriyor. Bireylerin, kurumların ve hükümetlerin birlikte, kararlı ve sürdürülebilir adımlar atması, iklim krizine karşı mücadelede kritik önem taşıyor. “

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Four Seasons Hotels Istanbul’dan sürdürülebilirlik kararı

Four Seasons, doğaya ve yerel topluluklara katkı sağlayan uygulamalarıyla fark yaratıyor. ‘Four Seasons for Good’ programı çerçevesinde, Four Seasons Hotel Sultanahmet ve Four Seasons Hotel Bosphorus’ta sıfır plastik uygulamasına geçiş yaparak çevresel etkileri en aza indiren Four Seasons Hotels Istanbul’da tek kullanımlık plastik ambalajlı ürünler tamamen kaldırmış durumda. Şampuan ve su şişeleri dahil olmak üzere sürdürülebilir alternatifler kullanan, otel içi su arıtma ve dolum tesisleri sayesinde misafirlerine yüksek kalitede içme suyu sunan oteller, uygulamaları ile karbon ayak izini önemli ölçüde azaltıyor.

Spa ekibi, kadın girişimciler tarafından üretilen doğal masaj yağlarını kullanırken, her iki otelde yerel bir kooperatiften temin edilen doğal lavanta suyu kullanılıyor.

Bar ekibi, meyve kabuklarını geri dönüştürerek kokteyl garnitürleri ve özütler hazırlıyor, böylece gıda atıkları minimize ediliyor.

Four Seasons Hotel Bosphorus Şefi Görkem Özkan ve otelin restoranı AQUA’nın Şefi Alper Kızılbayır ise MSC (Marine Stewardship Council) ve ASC (Aquaculture Stewardship Council) sertifikalı deniz ürünleri kullanarak sorumlu balıkçılık uygulamalarına destek veriyor. Four Seasons Hotel Sultanahmet Şefi Özgür Üstün, mevsiminde yetişen ürünleri AVLU’nun mutfağına taşıyarak sürdürülebilir tarımı desteklerken, otel bahçesinde yetiştirdiği taze baharatlarla yemeklerine özel bir lezzet katıyor. Ekibin her üyesi, misafirlerine çevreye duyarlı, kaliteli ve unutulmaz bir konaklama deneyimi sunmaya devam ediyor.

Doğuş “Ahım Var”

Doğuş yeni şarkısı “Ahım Var” ile sevenleriyle buluşuyor. “Ahım Var” sitemkâr, etkileyici ve akılda kalıcı nakaratıyla yediden yetmişe herkesin diline dolanacak. Şarkının klibi ise tamamen yapay zekâ ile oluşturuldu.

Doğuş ve yeni teklisi “Ahım Var” Karma Music etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında!

İlklere imza atan Dardanel 41 yaşında

Türkiye’de deniz ürünleri sektörünün öncü markalarından Dardanel, 41. kuruluş yıl dönümünü çeşitli etkinliklerle kutluyor.

1984 yılında Çanakkale’de kurulan Dardanel Türkiye’yi ton balığı ile tanıştırarak başladığı yolculuğuna bugün 39 ülkeye ihracat yapan uluslararası bir başarı hikayesiyle devam ediyor.

Kuruluşundan bu yana deniz ürünleri alanında uzmanlaşan Dardanel, 9 farklı kategoride sunduğu pratik, sağlıklı ve besleyici ürünleriyle milyonlarca tüketiciye ulaşmayı sürdürüyor. Ton balığı, dondurulmuş deniz ürünleri, hazır yemekler, paketli sandviçler ve sushi gibi inovatif ürünlerle sektöre yön veren Dardanel, üretim gücünü Çanakkale’nin yanı sıra İstanbul ve Yunanistan’daki tesislerinden alıyor.

41. Kuruluş yıldönümüne özel açıklamada bulunan , “41 yıl önce bugün 16 Nisan 1984’te üretime başladık. Niyazi Önen Holding çatısı altındaki toplam 11 şirket ile faaliyetteyiz.  Raflarda kaliteli ve yenilikçi 20’nin üzerinde markamız ve 4000’in üzerinde çalışanımız var. Yıllık 400 milyon $ ciro ve 50 milyon $’ı aşan ihracatımız ile Türkiye’nin önde gelen gıda şirketleri arasındayız”

Türkiye’de İlklerin Öncüsü

Türkiye’de gıda sektörüne kazandırdığı ilklerle adından söz ettiren Dardanel, ton balığının yanı sıra Mr. NO markasıyla Türkiye’nin ilk paketli sandviç üretimini gerçekleştirdi. Tüketicilere sağlıklı ve pratik yeme alternatifleri sunan Mr. NO, sandviç-atıştırmalık pazarının lider markası konumuna geldi.

Yenilikçilik vizyonunu farklı kategorilere taşıyan Dardanel, 2022 yılında Türkiye’nin ilk paketli sushi markası Sushida ile bir başka ilki daha gerçekleştirdi. Kısa sürede tüketicilerden büyük ilgi gören Sushida, 2024 yılında bir önceki yıla göre beş kat büyüme gösterdi. Artan talep doğrultusunda 11 milyon dolarlık yatırımla Çanakkale Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni bir sushi fabrikasının yapımına başlandı. Çok yakında açılması planlanan tesis, Dardanel’in üretim gücünü ve pazardaki liderliğini daha da pekiştirecek.

Dünyada Büyüyen Marka: Kallimanis

2021 yılında Yunanistan’ın lider deniz ürünleri markası Kallimanis’i satın alarak uluslararası büyümesini hızlandıran Dardanel, bu stratejik adım sayesinde Avrupa pazarındaki konumunu güçlendirdi. Yapılan yatırımlar ve genişleyen ürün gamıyla Kallimanis, 2024 yılında yüzde 150 oranında büyüme gösterdi. Kasım 2024’te devreye alınan yeni sushi fabrikasıyla Yunanistan’daki üretim tesisi sayısı üçe çıktı.