Yazılar

Anneler Günü’ne özel fiyatlar

CVK Park Bosphorus Hotel; Anneler Günü’ne özel Safira Spa & Fitness’ta tüm annelere ve çocuklarına özel masaj paketlerinde yüzde 30’a varan indirimle keyifli bir gün yaşatıyor.

İstanbul’un en kapsamlı spa merkezi olan, 8.500 m²’lik alanıyla öne çıkan Safira Spa & Fitness, bu yıl da Anneler Günü’nü özel kılmak için hazır. Türk hamamından buhar odasına, sauna ve açık-kapalı havuzdan VIP bakım alanlarına kadar pek çok seçenek sunan Safira Spa, anneler ve çocukları hem bedensel hem de zihinsel olarak yenilenmeye davet ediyor.

Atasun gözünde gözler üstünde!

Atasun Optik’in yeni reklam filmi, “Atasun gözünde gözler üstünde” sloganıyla ekranlarda yerini aldı.

Her yıl yaz aylarına keyif katan reklam filmleri ile karışımıza çıkan Atasun Optik’in güneş kampanyası başladı. Mağazalarında 50’ye yakın dünya markasını ve 2000’e yakın modeli tüketicilerle buluşturan Atasun Optik’in yeni reklam filmi, “Atasun gözünde gözler üstünde” söylemiyle dikkat çekiyor. Marka, reklam filminde güneş gözlüğünün verdiği özgüven, stil ve dikkat çekici olmanın enerjisini bir araya

Künye:

Reklamveren: Atasun Optik

Reklamveren Temsilcileri: Erdem Altay, Sema Şener, Gaye Şengüler, Esra Özkaya, Ahmet Utku Özkul, Ada Çavdarlı, Özge Çarkçı, Beyza Sarıca, İrem Berra Turgut, Dilara Uğrak, Güniz Cenkçi,

Reklam Ajansı: Tribal Worldwide İstanbul

Yaratıcı Başkan: Arda Erdik

Ajans Başkan Yardımcısı: Başar Bellisan

Yönetici Yaratıcı Yönetmen: Güldeniz Şeşen Bilginer

Yaratıcı Grup Lideri: Ali Harun Sevinç, Yiğit Tümer

Yaratıcı Ekip: Okan Pahlı, Damlasu Demirtaş, Ozan Ateş, Doğa Varol, Kaan Kıraç

Müşteri İlişkileri Direktörü: Pelin Önal

Müşteri İlişkileri: Nazlı Polat, Elif Dilara Güneş

Stratejik Planlama Direktörü: Ceren Şehitoğlu

Stratejik Planlamacı: Göktuğ Yurt

Ajans Yönetici Prodüktörü: Ümit Bak

Ajans Prodüktörü: Beyzat Alper Öz

Prodüksiyon Şirketi: Riders Film

Yönetmen: Hami Özkan

Müzik: Hey! Douglas

Fotoğraf: Deniz Özgün

Bodrum Rallisi 5. kez düzenlendi

Petrol Ofisi Maxima 2025 Türkiye Ralli Şampiyonası ikinci yarışı olan Rally Bodrum, Karya Otomobil Spor Kulübü (KAROSK) tarafından gerçekleştirildi.

Bu yıl 5. kez düzenlenen organizasyon, misafirlerine ralli otomobillerinin sağ koltuğunda yarış deneyimi yaşatarak başladı. Ünlü oyuncular, Aslı Bekiroğlu, Arda Anarat, Türkü Su Demirel, Merve Nur Bengi, Çağla Şimşek ve Gizem Sevim’in katıldığı co-drive etkinliğinde unutulmaz anlar yaşandı. Rally Bodrum 5. yaşını Palmalife Otel Yalıkavak’ta davetlilerin katılımı ile kutlarken, davetliler Palmalife’ın panoramik manzarası eşliğinde yaza merhaba dediler.

Duja Hotels’in Ralli Merkezi ve konaklama sponsoru olduğu yarışta, teknoloji ve deneyimi ise Nothing Türkiye’nin sunduğu Rally Bodrum’da, toplam 47 otomobil ve 94 sporcu yarıştı.

Duja Hotels, Satış ve Pazarlama Koordinatörü Volkan Gökay “Rally Bodrum hem destinasyon tanıtımı ve turizm sezonunun erken başlaması için büyük fırsat. 3 yıldır sponsorluğumuz devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda bizim sloganımız olan benzersiz deneyimleri yaşatmak için, işbirliğimizi devam ettiriyor olacağız” dedi.

Organizasyonla ilgili açıklama yapan Nothing Türkiye Marka Müdürü İrfan Öztürk, “Ralli deyince akla gelen şey hız, rekabet, güç olabilir ama bizim için biraz daha farklı bir anlam taşıyor. Ralli doğayla iç içe, sıradanın dışına çıkan bir yolculuk aslında. Yarışmacılar asfaltın üstünde değil, kendi sınırlarının da ötesinde ilerliyor. Bu yolculuk bizce “farklı olma cesareti”nin bir ifadesi. Bizler de ürünlerimizde ve vizyonumuzda aynı cesarete sahip olduğumuza inanıyoruz. Rally Bodrum’un ruhu da Nothing’indeğerleriyle örtüşüyor. Sınırların dışına çıkmak, önyargıları geride bırakmak ve yolu sadece hızlı değil, anlamlı kılmak” dedi.

Bodrum Rallisi

Doğal Güzellikler Arasında Müthiş Çekişme

2 gün boyunca Milas-Bodrum arasında büyük çekişmeye sahne olan ralli, ToksportWRT’den Buğra Banaz-Onur Ahıskalı ekibinin birinciliği ile sona erdi. GP Garage My Team’in Evofone destekli Romanyalı ekibi Andrei Girtofan-Dorun Pulpea’nın ikinci sırada podyuma çıktığı rallinin, genel klasman üçüncülüğü ve Sınıf 3 birinciliğini ise Castrol Ford Team Türkiye’den Ali Türkkan-Oytun Albayrak elde etti.

Rally Bodrum’a katkı sundular

Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Kaymakamlığı, Milas Kaymakamlığı, Bodrum Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü ve Bodrum Belediyesi tarafından desteklenen Duja Hotels, NOTHING, Evofone, VST Tour, SHA Gayrimenkul İnşaat, Pars Entertainment,  BESİAD (Bodrum Esnaf Sanayici ve İş İnsanları Derneği), BODER (Bodrum Otelciler Derneği), Bodrum Gazeteciler Cemiyeti, Spor Toto,, Remed Assistance, Salados, Fora Mobil Araç Takip ve Power App katkılarıyla düzenlenen organizasyon, 19 Nisan Cumartesi günü Bodrum Belediye Meydanı’ndaki finiş seremonisi ve ödül töreni ile sona erdi.

Bodrum Rallisi

Rally Bodrum’u ipini kimler göğüsledi

Fransız Corentin Silvestre ile yarışan Team Petrol Ofisi pilotu Kerem Kazaz, ralliyi genç pilotlar birincisi olarak tamamlarken aynı zamanda Nothing Türkiye özel ödülü ile Mustafa Ergene etabı en iyi zaman ödülünün de sahibi oldu. Master pilotlar birincisi Şener Güray ile yarışan Uğur Soylu olurken, kadın pilotlar birinciliğini de Yusuf Çalık ile yarışan kızı Eda Soylu elde etti. Sınıf 4 ve İki Çeker klasmanlarında Hüseyin Çetmen-Çağlar Süren ekibi Marmaris’in ardından Bodrum’da da birinciliğe uzanırken, Sınıf N’de GP Garage My Team’den Okan Öztürk-Hakan Uçucu ve Sınıf 5’te de Demir Sancaklı-Aras Dinçer birincilikleri paylaşan ekipler oldular.

Türkiye Ralli Şampiyonası, çok fazla sosyal yönü olan bir organizasyon

Bodrum ve Milas ilçelerinin doğal güzelliklerini gözler önüne seren asfalt zeminli etaplarda yazdan kalma bir hafta sonunda koşulan rallinin Berç Arhanyan anısına düzenlenen TOSFED Ralli Kupası klasmanında ise Evren Olcay-Yenal Kaya birinciliği kazandı. Eskişehirli ekip aynı zamanda Kategori 2 birinciliğinin de sahibi oldu. Özgür Yürük-Mutlu Güler ekibinin genel klasman ikincisi ve Kategori 4 birincisi olduğu kupanın üçüncüsü ve Kategori 3 birincisi ise Yaman Yılmaz-Ali Emre Yılmaz ekibi oldu.  Kategori 1’de ise Faruk Sayın-Hilal Olgun birincilikleri paylaşan ekipler oldular. Berç Arhanyan TOSFED Ralli Kupası kadın pilotlar birincisi Çiğdem Tümerkan olurken, kadın co-pilotlar birincisi de Derya Ulus oldu.

Helicobacter Pylori bakterisine karşı nasıl önlem almalı?

Yaklaşan sıcaklarda hijyen koşullarının zorlaşması ve besinlerin daha kolay bozulması nedeniyle mide ve ince bağırsakta yaşayan Helicobacter Pylori bakterisine karşı bilinçlenmek büyük önem taşıyor. Bu bakterinin Afrika’dan başlayan göçlerle yaklaşık 60 bin yıldır insanlarla birlikte evrimleştiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Helicobacter Pylori, mideye yerleşerek asidik ortama rağmen hayatta kalabilen ve enfeksiyon oluşturan bir bakteri türüdür. Çoğu kişide belirti vermeden yaşasa da bağışıklık sistemi bu bakteriyi tanıyıp yok etmeye çalışırsa, kronik gastrit sonucu ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalınabilir” dedi.

Yaygınlığı ülkelere göre değişkenlik gösterse de bu zamana kadar tüm dünyanın yaklaşık yüzde 40 ila 60’ının bu bakteri ile temas ettiği biliniyor. H. Pylori’nin en yaygın olduğu bölgelerin sırasıyla; Afrika, Akdeniz, Batı Pasifik ve Amerika olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Karın ağrısı, şişkinlik, ekşime, bulantı ve yanma gibi şikayetlere yol açabilen bakteri, genellikle hijyenik olmayan koşullardaki gıda veya su aracılığıyla yayılıyor. Kirli su kaynakları ve sağlıksız gıda tüketimi gelişmekte olan ülkelerde daha yoğun olduğu için bakterinin buralarda görülme sıklığı daha fazla” dedi.

Prof. Dr. Zülfikar Polat

Prof. Dr. Zülfikar Polat

Reflü ile karıştırılabilir

Bakterinin; ellerin iyi yıkanmaması, özellikle aile arasında bakteriyi taşıyan bir kişinin tükürüğüne temas edilmesi ve kontamine su ya da yiyecekler tüketilmesiyle bulaştığını vurgulayan Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Genellikle üst karnın ortasında hissedilen ve açken ya da yemekten hemen sonra ortaya çıkan karın ağrısı, şişkinlik, hazımsızlık, erken doyma, yanma hissi, mide gazı, bulantı ve kusma gibi durumlar en sık karşılaşılan belirtilerindendir” şeklinde konuştu.

Demir eksikliğinin altında Helicobacter Pylori yatıyor olabilir

Helicobacter Pylori’nin genellikle kronik gastrite neden olduğunu belirten Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Kronik gastrit zamanla mide hücrelerinde kayıplara neden olarak kişide mide kanseri ve mide lenfomasına kadar gidebilen sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Bakteri; mide asidini artırarak midenin koruyucu tabakasına zarar verir hem burada hem de onikiparmak bağırsağında ülserlere yol açabilir. Demir eksikliği anemisinin en önemli nedenlerinden biri de bu bakterinin varlığıdır” dedi.

Üre nefes testi yüzde yüze yakın doğru sonuç veriyor

Helicobacter Pylori bakterisinin tanısı için çeşitli yöntemlerden faydalanıldığından bahseden Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Kanda antijen testi ile vücudun daha önce bakteri ile karşılaşıp karşılaşmadığı saptanabilir ancak aktif bir enfeksiyon olup olmadığı anlaşılmaz. Üre nefes testinin doğruluğu yüzde 99’un üzerindedir ancak üre ve bir başka yöntem olan dışkı testinin başarılı olabilmesi için, antibiyotik kullanımından 3-4 hafta sonra uygulanması gerekir. Son olarak da bir görüntülüme yöntemi olan mide endoskopisi sırasında biyopsi alınabilir ve tanı konabilir” dedi.

Artan antibiyotik kullanımı ilaçların etkisini düşürüyor

Bakterinin yol açtığı rahatsızlıkların tedavisinin tıp dünyasında tartışmalara konu olduğuna değinen Prof. Polat, “Bazı otoriteler bu kadar yaygın görülen bir bakterinin tedavi edilmemesi gerektiğini iddia etse de sebep olduğu problemler ve hastalıklar göz önüne alındığında, özellikle de semptomatik hastalarda yani gözle görülür şikâyetleri olan kişilerde mutlaka ortadan kaldırılması gerekir. Günümüzde antibiyotik kullanımının artmasıyla oluşan antibiyotik direnci nedeniyle 2’li antibiyotik ve mide koruyucu içeren ve ortalama 14 günlük tedaviler ile Helicobacter Pylori yok edilebilir. Bu ilaçlar düzenli olarak kullanıldığında tedavide yüzde 90’ların üzerinde başarı yakalanabiliyor. İlaç kullanımı bittikten 1 ay sonra üre nefes veya dışkı antijen testi ile bakterinin yok olup olmadığı kontrol edilmeli, direnç tespit edilirse hastaya verilen antibiyotikler değiştirilerek ikinci kür uygulanmalı” dedi.

Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlar doğurabilen Helicobacter Pylori bakterisinden korunma yollarını paylaştı:

  1. Ellerinizi, yemekten önce ve tuvaletten sonra mutlaka sabunla yıkayın.
  2. Kaynağı belirsiz suyu içmeyin. Bu bakteri hijyenik olmayan ortamlarda yaşayabileceği için mümkünse içme suyunuzu kaynatın ya da güvenilir bir filtreyle süzün.
  3. Sebze ve meyveleri iyi yıkamadan tüketmeyin.
  4. Tükürük yoluyla bulaşabilen bir bakteri olduğu için diğer insanlarla aynı tabaktan yemek yemeyin, bardak veya çatal-kaşık paylaşmayın.
  5. Çiğ et ve süt ürünlerinden uzak durun.
  6. Mide şikayetleriniz varsa geçiştirmeyin. İleride oluşabilecek mide ülseri ya da kanseri gibi riskleri azaltın.
  7. Mideye başlı başına zarar veren alışkanlıklardan; sigaradan uzak durun, alkolü sınırlayın ve asidik, çok baharatlı yiyeceklerden kaçının.
  8. Bağışıklık sisteminizi korumaya yardımcı olun, dengeli ve sağlıklı beslenmeye dikkat edin.
  9. Probiyotik kullanarak mide ve bağırsak sağlığınızı destekleyin.

VFS Global, vize dolandırıcıları konusunda uyardı

VFS Global, vize başvuru kararlarının ve işlem sürelerinin yalnızca ilgili hükümetler tarafından belirlendiğini aktardığı açıklamada Türk vatandaşları için oluşturduğu yurt dışı seyahat rehberini de paylaştı.

Dünyanın en büyük dış kaynak kullanımı ve teknoloji hizmetleri sağlayıcısı VFS Global, vize onaylarını hızlandırma vaadiyle ödeme talep eden kişi ve kuruluşların artan dolandırıcılık faaliyetlerine ilişkin nedeni ile başvuru sahiplerini dikkatli olmaya ve bu dolandırıcılıkların kurbanı olmaktan kaçınmaya çağıran bir açıklamada bulundu.

Vize başvurularına ilişkin kararların ve işlem sürelerinin yalnızca ilgili hükümet otoriteleri tarafından belirlendiğinin hatırlatıldığı açıklamada VFS Global Türkiye, Rusya ve Baltıklar Bölge Başkanı Nishant Bhatia şunları söyledi: “VFS Global gibi şirketleri taklit ederek, açılan sahte çevrimiçi platformlar aracılığıyla dolandırıcılık yapan kişi ve kuruluşların sayısında artış görüyoruz. Bu dolandırıcılık yönteminde genellikle başvuru sahiplerine ücret karşılığında hızlandırılmış randevu teklifleri sunuluyor. Vize başvuru sahiplerine çağrım: Bilinçli ve dikkatli olun lütfen, Vize başvurunuzun sonucu ve işlem süresi tamamen ilgili hükümetlerin kararına bağlıdır. Vize başvuru onaylarınızın hızlandıracağını iddia eden dolandırıcılardan uzak durun.”

Vize başvuru süreçlerinde VFS Global’in yalnızca ön idari görevleri yürüttüğü belirtilerek, hizmet kapsamıyla ilgili detayların aktarıldığı açıklamada; Yalnızca başvuru formlarının ve belgelerin ilgili elçilik veya konsolosluk tarafından belirlenen kontrol listesine uygun olarak toplanması, gerekli durumlarda biyometrik verilerin alınması ve ilgili elçilik veya konsolosluk tarafından sürdürülen karar sürecinin ardından pasaportların güvenli bir şekilde başvuru sahibine iade edilmesinden sorumlu olduğunun, vize başvurularının işlem süresi, vizenin verilmesi ya da reddedilmesi kararında herhangi bir rolü olmadığının,

VFS Global, Türk vatandaşları için oluşturduğu yurt dışı seyahat rehberinde ise şu noktalara dikkat çekti:

Erken Başvurun

Uçuş ve konaklama rezervasyonları yapıldığında vize başvurularının da yapılmasının tavsiye edildiği rehberde, çoğu ülkenin, seyahat tarihinden 90 gün (3 ay) öncesine kadar vize başvurularını kabul ettiğini belirtildi. 9 Şubat 2020 itibarıyla yürürlüğe giren güncellenmiş Schengen Vize Kodu’na göre, seyahatten 6 ay öncesine kadar Schengen vizesine başvuru yapılabildiğinin aktarıldığı rehberde özellikle bu yıl artan talep ve sınırlı randevu imkanı nedeniyle başvuru sahiplerinin vize başvurularını mümkün olan en erken tarihte yapmaları önerildi.

Dolandırıcılığa Kanmayın
Açıklamada, vize başvuru sahiplerini VFS Global’in adını kullanarak veya bağımsız olarak randevu planlamak veya başka herhangi bir hizmet  sağlama bahanesiyle ücret talep eden sahte kişi ve kuruluşlara karşı da dikkatli olmaları yönünde uyardı. Açıklamada, sistemi kötüye kullanan dolandırıcılığı önlemek amacıyla randevu alma işlemi için VFS Global’in resmi web sitesi olan www.vfsglobal.com adresinde herhangi bir ücret talep edilmediği, yalnızca gerçek yolcuların randevu rezervasyonunu kullanmasını ve sistemin dolandırıcı kuruluşlar tarafından kötüye kullanılmasına karşı güvende tutulmasını sağlamak için olduğu vurgulandı.

Mustafa Yılmaz “Düşman Başına”

Önyargıyla sevdaya engel olmayın… Aşkı susturmak, bir hayatı susturmaktır!

Çıkardığı şarkılarla kısa sürede büyük bir dinleyici kitlesine ulaşan Mustafa Yılmaz, yönetmenliğini Hayrettin Güneş’in üstlendiği, “Düşman Başına” isimli yeni çalışmasını müzikseverlerin beğenisine sundu. Grand Müzik etiketiyle yayınlanan şarkı çıktığı andan itibaren sosyal medya ve dijital platformlarda büyük ilgi gördü. Uzun süredir üzerinde çalışılan şarkı Almanya’da yaklaşık 2 haftalık bir çekim süreciyle tamamlandı. Şarkıcıya klipte geniş bir kast ekibi de eşlik etti.

Yeni çalışmasıyla ilgili konuşan Mustafa Yılmaz, “Düşman Başına” klibinde ki sloganımız Önyargıyla sevdaya engel olmayın… Aşkı susturmak, bir hayatı susturmaktır!  “Bu sadece bir klip değil; bu bir hikâye. İçinde aşk var, önyargı var, gerçek hayattan izler var. Aylar süren bir ön hazırlık süreci geçirdik. Senaryosunu yazdık, çizdik, defalarca revize ettik. Hatta çekim gününde bile senaryonun bazı bölümlerini değiştirdik. Çünkü bizde duygu spontane çıkıyor. Çünkü biz, içimizde ne varsa onu yansıtmak istedik” dedi.

Çocuğunuzun egzersiz yaparken kasıkları ağrıyorsa!

Sinsice ilerleyebilen ve çocuk cerrahisinde en yaygın ameliyat nedenlerinden biri olan kasık fıtığı, özellikle erkek bebeklerde ve prematüre doğanlarda daha fazla görülüyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Teoman Şen “Kasıkta şişlik ve ağrıyla kendini gösteren kasık fıtığı en sık ilk bir yaşta ortaya çıkar. Çocukların yaklaşık üçte biri ameliyat sırasında altı aylıktan küçüktür. En çok prematüre bebeklerde görülür ki bu oran yüzde 16-25 arasındadır” diyor. Kasık fıtıklarının genellikle ebeveynlerin dikkatli gözlemleri sayesinde ve çocuk doktoru tarafından yapılan muayene esnasında tespit edildiğini belirten Dr. Şen, fıtıkların kimi zaman da aylar hatta yıllarca hiçbir belirti vermeden sinsice ilerlediğini söylüyor. Çocuk Cerrahi Uzmanı Dr. Teoman Şen, çocuklarda yaygın görülen kasık fıtığını ve tedavisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Günümüzde yaygın görülen bir hastalık olan kasık fıtığı, doğumdan sonra kapanması gereken kasık kanalının açık kalması nedeniyle oluşuyor. Kasık bölgesinde yumuşak bir yapıya sahip olan bu şişlik, üzerine bastırıldığında içeri girerek kayboluyor. Acabıdam Kartal Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Teoman Şen “Kasık fıtığı en sık olarak yaşamın ilk yılında ortaya çıkar ve ilk birkaç ay içinde zirve yapar. Çocukların yaklaşık üçte biri ameliyat sırasında altı aylıktan küçüktür. En yüksek fıtık görülme oranı ise prematüre bebeklerdedir. Prematüre bebeklerin yüzde 16 ile yüzde 25’i kasık fıtığı ile dünyaya gelmektedir” diyor. Çocuklarda kasık fıtığının çoğunlukla ebeveynlerin banyo yaptırması ya da çocuk doktorunun muayenesi sırasında tespit edildiğini vurgulayan Dr. Şen şöyle konuşuyor: “Anne babalar genellikle çocuklarının alt değiştirmeleri ya da banyo yaptırmaları sırasında kasık bölgesinde fark ettikleri şişlik sebebi ile başvurmaktadırlar. Fındık kadar küçük bir şişlikten yumurta büyüklüğüne dek ulaşabilmektedir. Çocukların tipik olarak kasık ve cinsel bölgesinde aralıklı şişkinlik öyküsü vardır. En sık ağlama, öksürme veya tuvalet esnasında ıkınma atakları gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda belirginleşirken, daha büyük çocuklar egzersiz sırasında genellikle kasık ağrısından şikayet ederler. Çoğunlukla doğumda ortaya çıkan fıtık günler, haftalar, aylar ve hatta yıllar sonrasına kadar belirti vermeyebilir” diyor.

Dr. Teoman Şen

Dr. Teoman Şen

Fıtık boğulmasına ve hayati riske neden olabilir!

Kasık fıtıklarında erken tanının büyük önem taşıdığını vurgulayan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Teoman Şen sözlerine şöyle devam ediyor: “Kasık fıtığı ne kadar erken teşhis edilirse fıtığa bağlı komplikasyonlar o kadar az görülür. Bu sayede fıtıkların boğulması engellenebilmektedir. Boğulmuş fıtıklar, bağırsağın veya diğer iç organların fıtık kesesi içinde sıkışıp kalmasından kaynaklanır. Erken teşhis sayesinde, sürekli bağırsak ve iç organların fıtık kesesine girip çıkmasıyla ortaya çıkan yapışıklıklar ve dolayısıyla operasyonun zorluğu engellenmiş olur. Fıtık boğulması en sık yaşamın ilk altı ayında görülür. Kasık fıtığı tedavi edilmediği taktirde hayati riske neden olabilir.”

Toplumda doğru sanılan bu yanlışlara dikkat!

Toplumumuzda kasık fıtığının kendiliğinden düzelebileceğine dair yanlış bir inanış olduğunu belirten Dr. Şen “Kasık fıtığı kendi kendine geçmez. Ancak fıtığa benzeyen hemen hemen aynı görünümü sağlayabilecek hidrosel – kordon kisti – inmemiş testis vb durumlar, kasık fıtığı zannedilip ortadan kalkmasıyla geçtiği düşünülmektedir. Falancanın çocuğunda da vardı geçti, filancanın çocuğu ameliyat olmadan geçti vb söylemler ile sıkça karşılaşmaktayız. Ayrıca halk arasında fıtık bağı, fıtık külodu ya da üzerine krem/solüsyon sürülmesi gibi yöntemler, erken tanı ve tedavi şansının kaçırılmasına, boğulmuş fıtıklar, ciddi yapışıklıklar ve komplikasyonlar sonucu hayati risklere yol açmaktadır” diyor.

Cerrahi tedavi şart!

Kasık fıtığında cerrahi tedavinin şart olduğunu vurgulayan ve özellikle küçük bebeklerde boğulma riskinin yüksek olması nedeniyle, onarımın hızlı bir şekilde yapılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Şen tedaviye yönelik şu bilgileri veriyor: “Bazı raporlar, tanıdan sonraki 1 ay içinde onarım yapılırsa komplikasyonların yüzde 90’ının önlenebileceğini öne sürmektedir. 2 hafta içinde yapılan onarımın, 30 günlük bir beklemeye kıyasla boğulma oranını yarı yarıya azalttığı ifade edilmektedir. Ayrıca, çoğu hastanın onarımı ayaktan, günübirlik cerrahi girişim ile güvenli bir şekilde yapılabilir. En sık uygulanan prosedür, altın standart olan, açık cerrahi girişim ile kasık fıtığının “yüksek ligasyon” tekniği ile onarılmasıdır. Yani kasık bölgesinden minik bir kesi yapılarak fıtık kesesi, kese komşuluğundaki yapılardan arındırıldıktan sonra bağlanarak çıkarılır. Bunun yanında laparoskopik onarım gibi farklı teknikler de kullanılmaktadır. Yetişkinlerde kasık fıtığının oluş mekanizmaları farklı olduğundan tedavi yaklaşımları da farklı olmaktadır.”

İzsiz cerrahi Vnotes hem tıbbi hem kozmetik faydalar sağlıyor!

Son yıllarda doğum sayısının azalması, anne olma yaşının 35’in üzerine çıkması, sağlıksız beslenme, sigara ve obezite gibi sorunlar nedeniyle kadınsal hastalıkların görülme sıklığı ülkemizde giderek artıyor. Bir yandan da pek çok kadın bu hastalıkların yol açtığı şikayetleri dile getirmeye utandığı için, erken tanı imkanı kaçırılabiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa, “Ülkemizde ne yazık ki kadınsal hastalıklar ayıp kabul edilip, kadınlar da bu sorunlarını konuşmaktan çekindikleri için  kimseye anlatamıyor hatta hekime bile ifade edemiyorlar. Bu da toplumumuzda sıklığı artan idrar kaçırma, geçmek bilmeyen kanamalar, kasık ağrıları, cinsel ilişkide ağrılar, kronik kabızlık, vajinada genişlik, rahim ve/veya mesane sarkması hatta kanser gibi tehlikeli hastalıkların geç tanı almasına yol açabiliyor. Oysa kadınların bu sorunlarını hekimleri ile paylaşmaları hem daha iyi ve kaliteli bir yaşam sürmelerini hem de bazı tehlikeli hastalıklara karşı erken tanı ile tedavi şansına kavuşmalarını sağlar” diyor. Kadın Hastalıkları Ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa günümüzde en sık görülen 5 kadınsal hastalığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Murat Yassa

Doç. Dr. Murat Yassa

  • Rahim miyomları (Leiomyom)

Üreme çağındaki her 5 kadından birinde görülen ve genellikle iyi huylu tümörler olan miyomlar,  adet düzensizliklerinden aşırı kanama ve ağrıya dek birçok soruna yol açabiliyor. Miyomların rutin jinekolojik muayenelerle teşhis edilebildiğini ancak ülkemizde kadınların çoğunlukla düzenli muayene yaptırmadıkları için anormal büyüklük ve ağırlıklara ulaşabildiğini belirten Doç. Dr. Murat Yassa “Bu da kansızlık (anemi), kısırlık ve düşük riski ile idrar/dışkılama bozukluklarına neden olabiliyor” diyor.

Tedavisi: Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve aşırı östrojen maruziyetinden kaçınarak miyom gelişimini önlemek veya büyümesini yavaşlatmak mümkün. Hastalığın tedavisi ise yaşa, miyomun büyüklüğüne ve semptomlarına göre değişiyor. Hormonal tedavilerin ciddi yan etkileri nedeniyle terk edildiğini, günümüzde miyomun cerrahi olarak çıkarılması veya rahmin alınması gibi yöntemler uygulandığını belirten Doç. Dr. Yassa “ Küçük ve şikayet yaratmayan miyomlar takip edilebilir veya semptoma yönelik tedaviler belirli bir süre için denenebilir” diyor.

  • Anormal kanamalar

Üreme çağındaki kadınlarda sık görülen anormal kanamalar; hormonal dengesizlikler, rahim polipleri, miyomlar, rahim duvarı kalınlaşması, polikistik over sendromu, enfeksiyonlar ve rahim kanseri gibi birçok nedene bağlı olabiliyor. Doğum kontrol yöntemleri veya bazı kan sulandırıcı ilaçlar da anormal kanama yapabiliyor. Özellikle menopoz sonrası veya uzun süren düzensiz kanamalarda acilen doktora başvurulması gerektiğini belirten Doç. Dr. Yassa “Aksi taktirde rahim kanseri gibi ciddi hastalıkların tanısında gecikme yaşanabilir” diyor.

Tedavisi: Düzenli jinekolojik kontroller, sağlıklı beslenme, kilo kontrolü ve sigaradan uzak durarak riski azaltmak mümkün. Tedavide; altta yatan nedene bağlı olarak hormonal tedaviler, rahim içi girişimler (kürtaj vb), miyom veya poliplerin cerrahi olarak çıkarılması ve ileri vakalarda rahmin alınması gibi yöntemler uygulanabildiğini belirten Doç. Dr. Yassa “Rahmin alınması açık veya kapalı (laparoskopik) yöntemle yapılıyor. Günümüzde vNOTES denilen tam kapalı ve minimal invaziv cerrahi ise; tıbbi ve kozmetik avantajlarıyla öne çıkıyor” diyor.

  • İdrar kaçırma

Ülkemizde her 4 kadından 1’inin sorunu olan idrar kaçırma özellikle menopoz sonrası ve doğum yapmış kadınlarda daha yaygın görülüyor. Pelvik taban kaslarının zayıflaması, vajinal doğumlar, menopoz, obezite, kronik kabızlık, idrar yolu enfeksiyonları, diyabet ve nörolojik hastalıklar idrar kaçırmaya yol açabiliyor. Stres tipi (hapşırma, öksürme ile), sıkışma tipi (ani idrar hissi ile) ve karma tip gibi farklı türleri olan idrar kaçırma, sosyal hayatı, iş yaşamını ve cinsel ilişkiyi olumsuz etkileyebilirken, özgüven kaybı, psikolojik stres ve hijyen sorunlarına neden olabiliyor.

Tedavisi: Kegel egzersizleri ve kilo kontrolü ile idrar kaçırma riskinin azaltılabileceğini tedavide erken teşhisin önemli olduğunu, geç kalındığında cerrahi müdahale gerebildiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa “Tedavisi için; pelvik taban güçlendirme egzersizleri, mesane eğitimi, ilaç tedavileri ve ileri vakalarda cerrahi yöntemler uygulanabilir. Geç kalındığında idrar kaçırma şiddetlenerek sürekli idrar sızıntısı, mesane enfeksiyonları, cilt tahrişi ve böbrek fonksiyon bozuklukları gibi sorunlara yol açabilir” diyor.

  • Vajinal genişleme

Ülkemizde ‘utandıran sorunlar’ arasında yer alan ve bu nedenle kadınların doktora başvurmalarını engelleyen vajinal genişleme, genellikle doğum travmaları, yaşlanma, bağ dokularının zayıflaması ve östrojen seviyelerindeki düşüş nedeniyle ortaya çıkıyor. Özellikle çok sayıda doğum yapmış kadınlarda ve menopoz sonrası dönemde daha sık görülen bu sorunun erken dönemde kolaylıkla tedavi edilebildiğini belirten Doç. Dr. Yassa “Böylece yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemeden önce komplikasyonlar önlenebilir” diyor.

Tedavisi: Düzenli fiziksel aktivite, pelvik taban kaslarını güçlendiren egzersizler ve sağlıklı beslenme ile vajinal dokuların sıkılığını korumak mümkün. Ani kilo alımından da kesinlikle kaçınılması gerekiyor. Doç. Dr. Murat Yassa tedaviye yönelik şöyle konuşuyor: “Hafif vakalarda pelvik taban egzersizleri ve terapileri, vajinal lazer uygulamaları, vajinal hyaluronik asit dolgu uygulamaları, ileri vakalarda ise vajinal sıkılaştırma ameliyatları (perineoplasti, vajinoplasti) uygulanabilir.”

  • Genital sarkma (Pelvik Organ Prolapsusu)

Ülkemizde yapılan çalışmalara göre, her 3 kadından 1’inin karşılaştığı bu sorunun tedavi edilmediğinde vajinal kanserlere de yol açabildiğini belirten Doç. Dr. Murat Yassa, genital sarkmanın  cinsel ilişkiden utanma/kaçınma, ilişkide ağrı/ kanama, idrar kaçırma veya bağırsak hareketlerinde zorluk gibi şikayetlerle günlük yaşam kalitesini çok olumsuz etkilediğini söylüyor.  Pelvik taban kaslarını güçlendiren egzersizler, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı kilo kontrolü, kronik kabızlık veya öksürük gibi durumların tedavisi ile risk azaltılabilirken, ileri evrelerde ise cerrahi müdahale kaçınılmaz olabiliyor. Bu nedenle, gecikmeden uzmana başvurmak gerekiyor.

Tedavisi: Son yıllarda gerek teknolojideki gerekse tıp alanında gelişmeler sayesinde bu sorunun tedavisinde son derece önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Doç. Dr. Yassa, cerrahi müdahale gerekmesi durumunda günümüzde İzsiz Cerrahi olarak da bilinen vNOTES yönteminin öne çıktığını söylüyor. Bu tedavinin vajinal yoldan gerçekleştirilen minimal invaziv bir yöntem olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Murat Yassa “Günümüzde vNOTES denilen ‘tam kapalı’, izsiz ve minimal invaziv cerrahi yöntemi tıbbi ve kozmetik avantajlarıyla öne çıkıyor” diyor.

Kahve Dünyası’ndan Annelere Günü’ne tatlı bir hediye

Kahve Dünyası, Anneler Günü’nde annesini hem lezzetli hem de özel bir hediyeyle mutlu etmek isteyenleri mağazalarına davet ediyor.

Kahveden çikolataya, lokumdan özel fincanlara uzanan keyifli detaylarla hazırlanan bu özel kutu, Anneler Günü’nün en tatlı anlarına eşlik ediyor.

Kutunun içinde; meyveyle çikolatanın mükemmel uyumunu taşıyan Frutibon Bitter Çilek, taptaze çekilmiş 250 gram Türk Kahvesi, lokum severler için Sütlü Çikolata Kaplı Lokum ve bu tatlara eşlik edecek zarif 2’li fincan seti yer alıyor.

Bununla birlikte, mağazalarda satışa sunulan teneke kutu seçeneğiyle misafirler Lavi, Spesiyal, Trüf gibi diledikleri dökme çikolataları seçerek kutularını kişiselleştirebiliyor. Bu lezzet dolu kutular hem kahve sohbetlerine lezzet katıyor hem de annenize özel hissettirecek zarif bir armağan sunuyor.

Upcycle İstanbul Art and Design Festival’i sanatseverlerle buluşuyor

İstanbul’un ileri dönüşümü odağına alan, sosyal etkisi yüksek, çevre dostu festivali Upcycle İstanbul Art & Design Festival, 15-18 Mayıs tarihlerinde Müze Gazhane’de kapılarını açıyor.

Bu yıl “Dönüşüme Kendinden Başlamaya Var Mısın?” temasıyla gerçekleşecek festival, sanatı, tasarımı ve sürdürülebilir yaşamı benimseyen herkesi, dönüşüm ve yaratıcılığın sınırlarını birlikte genişletmeye davet ediyor.

15-18 Mayıs tarihlerinde Müze Gazhane’de gerçekleşecek olan Upcycle İstanbul Art & Design Festival, vicdanlı, üretken, yaratıcı, meselesi olan, iyi kalpli insanları “Dönüşüme Kendinden Başlamaya Var Mısın?” temasında buluşturmayı amaçlıyor. Katılımcıları kendi içsel dönüşümlerini gerçekleştirmeye, daha bilinçli bireyler olmaya ve bu dönüşümle çevrelerine de ilham vermeye davet eden festival, ortak umut ve dönüşüm için güçlü bir topluluk oluşturuyor.