Yazılar

Çağın hastalığı eko-kaygı

İklim değişikliği yalnızca buzulların erimesine, sıcaklıkların artmasına ya da kuraklıkların yaşanmasına neden olmuyor; aynı zamanda iç dünyamızı da sessizce değiştiriyor. Yaşadığımız kaygılar, belirsizlikler ve geleceğe dair umut kaybı, bu krizin ruh sağlığımıza bıraktığı görünmeyen izleri oluyor. Aşırı sıcaklar, kuraklıklar, su sıkıntısı, orman yangınları ve seller gibi olaylar her geçen gün daha sık yaşanıyor ve bunların insan yaşamını nasıl etkilediğine dair haberler sürekli gündemde yerini alıyor. Bu olayların sadece çevresel değil, aynı zamanda sağlık ve ruh sağlığı üzerindeki etkileri de gitgide daha görünür hale geliyor.

Psikolojik dayanıklılık bu konuda önem arz ediyor. “Psikolojik dayanıklılık, geliştirilebilir bir kapasitedir ve bu süreçte atılabilecek adımlar, hem bireyin içsel gücünü artırabilir hem de toplumsal dayanışmayı besleyebilir” diyen Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uzm. Dr. Fatma Arkaz, gelecek kaygısı konusunda atılması gereken adımlardan bahsetti.

Dr. Fatma Arkaz

Dr. Fatma Arkaz

İklim değişikliği ruh sağlığını olumsuz etkiliyor

İklim değişikliği; insan kaynaklı faaliyetlerin, küresel atmosferin bileşimini doğrudan ya da dolaylı biçimde etkilemesi sonucunda ortaya çıkan uzun vadeli iklimsel farklılaşmalar olarak tanımlanmaktadır. İklim değişikliği, beklenenden çok daha hızlı bir şekilde meydana gelmekte ve bu hız onu bir iklim krizi haline getirmektedir. İnsanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturan bu kriz, sağlık tehlikelerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İklim değişikliğinin zihinsel ve duygusal dünyamızı da etkilediğini anlamaya başladıkça, bu etkilere isim verebilmek için yeni kavramlar gelişiyor. Örneğin, “ekolojik yas” ve “eko-kaygı”, insanların iklim değişikliğiyle birlikte hissettiği kayıp ve endişeleri tanımlamak için kullanılan yeni terimlerdir.

Toplum olarak desteğe ihtiyaç var

Eko-kaygı, aslında iklim krizine verilen doğal ve insani bir tepkidir. Ancak zamanla bu kaygı, bireylerin toplum ve gelecek hakkındaki umutlarını sarsabilir; yerini öfke, umutsuzluk ya da çaresizlik gibi duygular alabilir. Artan sıcaklıklar, zaten var olan ruhsal sorunları daha da ağırlaştırabilirken; aşırı hava olayları ve doğal afetler, insanların yaşadığı travmaların sayısını da artırıyor. Bu durum, toplum genelinde ruh sağlığı alanında daha fazla desteğe ihtiyaç duyulacağını açıkça ortaya koyuyor.

Umutsuzluğa sürüklüyor…

İklim krizine karşı yürütülen mücadele yalnızca doğayı korumakla sınırlı olmamalı, insanın iç dünyasını da onarmayı hedeflemelidir. Çünkü bu kriz, sadece ekosistemleri değil; kişilerin umutlarını, güven duygusunu ve geleceğe dair hayalleri de sarsmaktadır. Bu yüzden çözüm arayışları, bireysel çabaların ötesine geçip toplumsal bir dayanışma ve ruhsal iyileşme sürecine dönüşmelidir. Doğayla kurulan bağ güçlendikçe, sadece ağaçlar değil; içimizdeki denge ve huzur da yeniden filizlenebilir.

Bilinçlenerek güçlenmek mümkün!

Ruh sağlığını korumak ve güçlendirmek için doğayla ve toplumla yeniden bağ kurmalı, bilinçli tercihler yapmalı ve dayanışma içinde olunmalıdır. Çünkü iklim krizi, sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir müdahale alanıdır.

Ruh sağlığını olumlu yönde etkilemek için şunlara dikkat edin;

  • Doğayla yeniden bağ kurun: Doğa, insan psikolojisi için güçlü bir iyileştirici kaynak olabilir. Parkta yürüyüş yapmak, toprağa dokunmak ya da sadece bir ağacın altında oturmak bile stres seviyesini azaltabilir. Bu tür deneyimler, bireyin doğayla olan bağını güçlendirerek yalnızlık hissini hafifletir ve aidiyet duygusunu besler.
  • Çevre dostu yaşam tarzını benimseyin: Günlük yaşam alışkanlıklarımızı değiştirmek, hem çevresel etkileri azaltır hem de bireyin psikolojik iyilik halini destekler. Daha az tüketmek, atık üretimini azaltmak, geri dönüşüme önem vermek, yürümeyi ya da bisikleti tercih etmek gibi adımlar, bireye sorumluluk duygusu ve tatmin hissi kazandırır. Küçük de olsa bir katkı sağladığını bilmek, çaresizlik hissinin önüne geçer ve içsel bir güçlenme sağlar.
  • Duygularla sağlıklı şekilde başa çıkmayı öğrenin: Eko-kaygı ya da çevresel belirsizlik karşısında hissettiğimiz stres ve korkular, bastırılmak yerine tanınmalı ve sağlıklı yollarla ifade edilmelidir. Farkındalık (mindfulness), nefes egzersizleri, sanatla uğraşmak, yazı yazmak veya profesyonel psikolojik destek almak, duygusal dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Duygularla baş etmek, eyleme geçmenin ve umut üretmenin ilk adımıdır.

41 sanatçı “Suda Saklı” yorumladı

Bursa Suluboya Derneği, “Suda Saklı” adlı karma suluboya sergisi, 9 Mayıs 2025 tarihine kadar Bursa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.
41 sanatçının suyun hafızasına bıraktığı izler, renklerin akışkan doğasıyla birleşerek şiirsel bir dünyanın kapılarını aralıyor.
Her eser, bir anı, bir sezgi veya bir duygunun suyla yeniden yazılmış hali olarak izleyiciyle buluşuyor. Suluboya tekniğinin kırılgan ve saf doğasıyla şekillenen eserler, izleyicileri dingin bir göl yüzeyinden taşan düşüncelere, coğrafyaya sinmiş hatıralara ve düşsel hafızalara doğru taşıyor.
“Suda Saklı”, Bursa Suluboya Derneği üyesi 41 sanatçının kolektif üretim alanında buluştuğu; çağdaş, zarif ve samimi bir anlatı sunuyor. Sergi, sanatçı ve izleyici arasında kurulan şeffaf, içten bir bağla, suyun ve sanatın saf ritmini duyumsatıyor.

Yer: Bursa Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
Tarih: 29 Nisan – 9 Mayıs 2025

Süt zirvesi Kasım ayında yapılacak

Süt sektörü hem yerel hem de küresel ölçekte hızla değişen tüketici beklentileri, teknolojik gelişmeler ve çevresel faktörlerle dönüşüm geçiriyor. Bu değişime ayak uydurmak ve sektörü daha rekabetçi hale getirmek amacıyla Ulusal Süt Konseyi tarafından düzenlenen Ulusal Süt Zirvesi, 20-23 Kasım 2025 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek.

Zirve, süt endüstrisinin tüm paydaşlarını bir araya getirerek sektörün en güncel konularını ele almayı, yeni iş birliklerine zemin hazırlayarak süt sektörünü daha güçlü adımlarla geleceğe taşımayı amaçlıyor. 500’den fazla katılımcı, 40 konuşmacı ve 100’ün üzerinde firmanın yer alacağı zirve, sektördeki en son gelişmeleri paylaşarak ulusal ve uluslararası iş birliklerini teşvik edecek. Yerel Güç, Küresel Vizyon temasıyla sektörün en büyük buluşma noktası olan Ulusal Süt Zirvesi’nde, sektörün bugünü ve yarını sektörün tüm bileşenleriyle ele alınacak…

Gıdanın geleceği masaya yatırılıyor

Gıda sektörünün sürdürülebilir geleceğini şekillendirmek adına öncü zirve haline gelen Sürdürülebilir Gıda Zirvesi bu yıl 11. kez düzenlenecek.

17 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleşecek zirve; kamu, iş dünyası, bilim, finans ve medyadan geniş bir katılımcı yelpazesini buluşturacak.

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ile Sürdürülebilirlik Akademisi’nin ev sahipliğinde düzenlenen ve her yıl artan katılımıyla dikkat çeken Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde, tedarik zincirinden inovatif teknolojilere, sağlıklı beslenmeden israfın önlenmesine kadar birçok konunun masaya yatırılması planlanıyor. Zirvede, iyi tarım uygulamalarından teknolojiyle entegre gıda sistemlerine, döngüsel ekonomiden tüketici farkındalığına uzanan ilham verici oturumlar yine sektörle buluşacak.

Daha önce iklim değişikliği, tarımsal üretim, yerel üreticilerin güçlendirilmesi ve gıda israfının azaltılması gibi konularda katılımcılara ilham veren zirve; 17 Aralık 2025 tarihinde Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da düzenlenecek.

Balparmak yönetiminde ikinci kuşak

Balparmak, kurumsal tarihinde yeni bir sayfa açıyor. 1980 yılında Özen Altıparmak tarafından kurulan Altıparmak Gıda (Balparmak) Genel Müdürlüğü’ne, ailenin ikinci kuşak temsilcisi Ulaş Altıparmak atandı.

Altıparmak Gıda (Balparmak), Özen Altıparmak’ın Yönetim Kurulu Başkanı, Özgür Altıparmak’ın ise Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı yapısını, ikinci kuşak temsilcisi Ulaş Altıparmak’ın Genel Müdürlük görevine atanmasıyla daha da ileriye taşıyor.

Ulaş Altıparmak kimdir?

Gıda sektöründe 12 yıllık deneyime sahip olan Ulaş Altıparmak, kariyeri boyunca Balparmak çatısı altında ticari pazarlama, tedarik zinciri, iş geliştirme, proje yönetimi ve bölge operasyonları gibi çeşitli alanlarda yatay ve dikey geçişler yaparak aktif olarak görev aldı. 1989 doğumlu Altıparmak Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri lisans programının ardından, Bilgi Üniversitesi’nde MBA yüksek lisans derecesiyle akademik altyapısını güçlendirdi.

Çocuğunuzu sabahları bu saatlerde dışarıya çıkarmayın!

Burun akıntısı, sık sık hapşırmak, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı… İlkbaharın gelmesiyle birlikte canlanan doğa hepimizi mutlu ediyor, ancak bir de polenler olmasa! Üstelik son yıllarda önemli bir artışın yaşandığı alerjik hastalıklardan çocuklar daha fazla etkileniyor. Bahar alerjisinin en önemli sebebi olan polenlerin  etkisiyle deride, gözlerde, burunda, boğazda  ve  akciğerlerde  ortaya  çıkan hastalıkların tümü “bahar alerjisi” olarak adlandırılıyor.  Polenler  dışında ev tozu akarları, küf mantarları  ve   hayvan tüyleri  de  bu  dönemde  ortaya  çıkan  alerjilere  yol açan diğer etkenleri oluşturuyor. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bahar alerjisinin çocukların yaşam kalitesini  ciddi boyutlarda etkileyebildiğine dikkat çekerek, “Uyku kalitesinde  bozulma, dikkat dağınıklığı, okul başarısında düşme, huzursuzluk, yorgunluk ve bu sorunlar nedeniyle okul ile derslerden geri kalmak, alerjik çocuklarda çok yaygın görülmektedir” diyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bu nedenle çocuklarda bahar alerjisinin tedavisinde zaman kaybetmemek gerektiğini belirterek, “Yaşam alışkanlıklarında alınacak olan önlemler ve medikal tedaviyle çocuklar yaşıtları gibi sosyal aktivitelere katılabilir ve okul hayatına kolaylıkla devam edebilirler” diyor.

Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya

Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya

Ülkemizde yaklaşık her 3 çocuktan biri alerjik!

Bahar alerjisi tüm dünyada ve ülkemizde çok yaygın görülüyor. Öyle ki çocukların yaklaşık yüzde 10-30’unda alerjik nezle, yüzde 8-12’sinde astım, yüzde 10-15’inde atopik dermatit ve yüzde 8-10’unda göz alerjisi mevcut. Ülkemizde her yıl en  az  100 bin çocuğa  alerjik hastalıklardan birinin tanısı konuluyor.  Bu hastalıkların birlikte  görülme  sıklığının yüzde 30 olduğu belirtiliyor. Bu rakam, ülkemizde yaklaşık her 3 çocuktan birinde alerjik bir hastalık olduğuna işaret ediyor.

Belirtiler etkilenen bölgeye göre değişiyor!

Bahar alerjisinin belirtileri vücudun etkilenen bölgesine göre farklılık gösteriyor. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bahar alerjisinin sinyallerini, “Alerjik nezlede; burun akıntısı, sık sık hapşırmak, burun tıkanıklığı,  burun ve  boğaz  kaşıntısı; göz  alerjisinde gözlerde  kızarıklık, kaşınma,  sulanma ve ışıktan rahatsız olma; astımda hırıltı, uzun süreli öksürük, nefes  darlığı,  göğüste  sıkışma  hissi; atopik  dermatitte uzun  süren şiddetli  kaşıntı ve  kuruluk” olarak özetliyor.

Bahar alerjisine karşı 7 etkili önlem!

Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, çocuklarda bahar alerjisine karşı almanız gereken önlemleri şöyle özetliyor:

  • Polen mevsiminde, günün erken saatlerinde evinizin pencerelerini kapalı tutun.
  • Polenlerin en yoğun olduğu sabah 06:00 – 10:00 saatleri arasında ve rüzgarlı havalarda çocuğunuzu dışarı çıkarmayın.
  • Dışarı çıkarken polenlere doğrudan maruz kalmaması için çocuğunuza şapka ve güneş gözlüğü takın.
  • Eve gelince yüzünü ve ellerini mutlaka yıkayın.
  • Kıyafetlerini eve gelir gelmez çıkarın.
  • Kıyafetlerini, çarşaflarını ve havlularını yıkadıktan sonra dışarıda asla kurutmayın.
  • Evinizi sık sık Hepa filtresi olan vakumlu  bir  süpürgeyle temizleyin.

 Tedavi çocuğun yakınmalarına yönelik düzenleniyor

Bahar alerjisinde, zamanında doğru tanı konulması  ve doğru tedaviye başlanması büyük bir önem taşıyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bahar  alerjisinde yaşam alışkanlıklarında alınacak olan tedbirlerin  yanı sıra hastalığın  en çok  etkilediği  bölgeye özel  tedaviler  uygulandığına işaret ederek, “Göz  alerjilerinde göz  damlaları ve  antihistaminik ilaçlar;  burun  alerjilerinde kortikosteroid içeren   spreyler ve damlalar; astımda solunum  yoluyla  verilen ilaçlar ve  atopik  dermatitte deriden uygulanan ilaçlar faydalı olmaktadır” diyor.

“Çocuğum iyileşti” düşüncesiyle ilaçlarını bırakmayın!

Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bahar alerjisinde tedavinin genellikle yıllarca sürdüğüne işaret ederek, “Tedavi  sürecinde  zaman  zaman  ilaçlar azaltılabilir veya ara verilmesine karar verilebilir. Tedavisi  uzun  süren hastalıklar olduğu için ilaçların ve  tedbirlerin ebeveynler tarafından aksatılmaması son derece önem taşımaktadır. Dolayısıyla çocukta belirtiler ortadan  kalkınca  ebeveynler ‘çocuğum iyileşti’ düşüncesiyle tedaviyi asla yarıda bırakmamalıdır. Bu  durumda  belirtilerin tekrar  ortaya  çıkması ve  her şeye  yeniden başlanması yaygın görülen bir sorundur” diye konuşuyor. 

Sosyal medya güzellik algısını değiştirdi!

Instagram ve TikTok gibi sosyal medya platformları, günümüzde güzellik anlayışını köklü bir şekilde değiştirdi. Sürekli karşımıza çıkan filtreli fotoğraflar ve mükemmel görünümler, pek çok kişiyi, bu görüntüleri kendilerine hedef alarak estetik cerrahiye yöneltiyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Nihal Üstün “Artık pek çok kişi, fotoğraflarındaki düzenlemeleri gerçek hayatta da elde etmeyi istiyor. “Snapchat dismorfisi” adı verilen bu olgu, kişilerin düzenledikleri selfie’lerinden memnun kalıp, o görüntüyü gerçek hayatta da yakalamak istemelerini tanımlar. Ancak bu arzu, bazen imkansız görünen estetik standartlara ulaşma çabasına dönüşebiliyor ve telafisi çok zor hatta mümkün olamayan sorunlarla da karşılaşılabiliyor” diyor. Özellikle ünlüler ve influencerların, estetik işlemleri açıkça paylaşarak bu konuyu sosyal medyada aktif olan genç nesil başta olmak üzere pek çok kişi için daha cazip hale getirdiğini belirten Dr. Üstün, estetik cerrahinin artık sıradan bir uygulama gibi görüldüğünü, bunun sonucunda da bazı önemli hatalara çok sık düşülebildiğini söylüyor. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Nihal Üstün, toplumumuzda estetik yaptırmak isteyenlerin en sık düştüğü 5 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Nihal Üstün

Dr. Nihal Üstün

  • Cerrah seçimini sadece sosyal medya üzerinden yapmak

Sosyal medyanın, bir doktor hakkında fikir edinmek için kullanılabileceğini ancak karar vermek için yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Nihal Üstün “Takipçi sayısı ya da estetik görseller, bir hekimin bilgi ve beceri düzeyini garanti etmez. Cerrahın tıp eğitimini, uzmanlık sürecini, deneyimini ve hasta memnuniyetini sorgulamak gerekir. Estetik cerrahi, ciddi bir tıbbi süreçtir ve doğru uzmanla çalışmak, hem güvenli hem de tatmin edici sonuçlara ulaşılmasını sağlar. Aksi taktirde yaşanacak sorunların telafisi çok zor olabilir hatta mümkün olmayabilir” diyor.

  • Filtreli fotoğraflara bakıp gerçek dışı bir görünüm beklemek

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Nihal Üstün “Estetik yaptırma isteğiyle  başvuran hastalar zaman zaman filtreli, dijital olarak oynanmış fotoğraflarla geliyor. Ancak bu görsellerin çoğu, fiziksel olarak mümkün olmayan oranlar ve pürüzsüzlük içeriyor. Estetik cerrahi kişinin doğasına uygun iyileştirmeler yapabilir ama bir sosyal medya filtresi kadar yapay bir görüntü oluşturmak gerçekçi değildir” diyor. Dr. Üstün, gerçek beklentilerle yola çıkıldığında, daha başarılı ve doğal sonuçlara ulaşılabileceğinin vurguluyor. 

  • Olası riskleri ve komplikasyonları göz ardı etmek

Her estetik işlemin belirli riskler taşıdığını, bu gerçeği görmezden gelmenin doğru olmadığını vurgulayan Dr. Üstün şöyle konuşuyor: “Sosyal medyada sıkça, sadece güzel sonuçlar paylaşıldığı için bazı hastalar süreci olduğundan basit zannedebiliyor. Halbuki iyi bir cerrah, ameliyat kadar risklerini de açıkça anlatmalıdır. Yapılacak işlem ve olası komplikasyonları hakkında önceden doğru kaynaklardan detaylı bilgi sahibi olmak, güvenli bir karar süreci ve sağlıklı sonuçlara ulaşılmasını sağlar. Ancak ne yazık ki toplumumuzda bu konuda önemli eksiklikler var ve bazı kişiler kurdukları hayal doğrultusunda tüm imkansızlıkları ve olası olumsuzlukları göz ardı ederek ısrarcı davranabilmektedir.”

  • Sadece popüler olduğu için ameliyat olmak

Bazı estetik uygulamalar dönem dönem çok popülerleşebiliyor ancak popülariteden ziyade kişinin kendini tanıması ve ona göre hareket etmesi gerekiyor. Dr. Üstün “Her bireyin vücut yapısı, yaşam tarzı ve beklentisi farklıdır. Bu nedenle estetik cerrahiye sadece trend olduğu için karar vermek yerine, gerçekten kişinin kendisine uygun olup olmadığını konunun uzmanı ile değerlendirmesi gerekir. Bu sayede hem olumsuz sonuçların önüne geçilebilir hem de uzun vadede daha iyi sonuçlara ulaşılması sağlanır” diyor.

  • Ameliyat sonrası süreci hafife almak

Kimi hastaların ameliyat sonrası süreci önemsemediğini, bu nedenle bazı sorunlarla karşılaşıbildiğini belirten Dr. Nihal Üstün “Estetik ameliyat, ameliyat masasından kalktığınız anda bitmiş olmaz. Sonuçların oturması, iyileşmenin sağlıklı ilerlemesi ve komplikasyon risklerinin düşmesi için iyi bir bakım süreci gerekir. Bazı hastalar, bu süreci göz ardı ettiği için istenmeyen durumlarla karşılaşabiliyor. Doktorun önerdiği şekilde dinlenmek, bakım yapmak ve kontrolleri aksatmamak, işlemin başarısını doğrudan etkiler ve istenilen sonuca ulaşılmasını sağlar” diyor.

Jennifer Lopez’in dünya turnesinde ilk konseri Rixos Radamis Sharm El Sheikh’te!

Jennifer Lopez, “Up All Night: Live in 2025” dünya turnesinin açılışını Rixos Radamis Sharm El Sheikh’te yapacak! 4 Temmuz 2025 gecesi, Mısır’ın parlayan turizm yıldızı Sharm El Sheikh’te, Rixos farkıyla gerçekleşecek bu konser, bölge tarihine altın harflerle yazılacak.

Rixos Otelleri 25.yılını Jennifer Lopez ile kutluyor

2025 yılı, Rixos Hotels için çeyrek asırlık başarı yolculuğunun simgesi. 25 yıldır lüks tatilin tanımını yeniden yazan zincir oteller grubu, bu özel yılı Jennifer Lopez’in dünya turnesiyle kutluyor.

Konsere Rixos misafirleri katılım sağlayacak

Rixos Radamis Sharm El Sheikh, Rixos Premium Seagate, Rixos Sharm El Sheikh ve Club Prive by Rixos Sharm El Sheikh’te konaklayacak misafirler 28 Nisan 2025 ve sonrasında rezervasyon yaptıkları takdirde konsere ücretsiz olarak katılabilecekler.

Starbucks yaz sezonu açtı

Starbucks, bu yıl yaz sezonuna iddialı bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor. Starbucks Türkiye, yaza özel yepyeni Tiramisu aromalı içeceklerle kahve keyfine yepyeni bir boyut kazandırıyor. Yaz menüsünün yıldız adaylarından Tiramisu Cream Iced Latte, kahve, süt ve buzla karıştırılan mascarpone sosu ve zengin mocha aromasıyla dengeli bir tat sunarken; üzerindeki ipeksi mascarpone kreması ve mocha tozuyla damakta tatlı bir iz bırakıyor. Aynı lezzet profiline sahip olan Tiramisu Frappuccino® ise buzla harmanlanarak serinletici bir alternatif olarak yazın favori içecekler arasındaki yerini alıyor.

Yazın enerjisini yansıtan bir diğer yenilik ise Haziran ayı başında ilk kez menüye eklenecek olan Melon Pearls Refresha™. Tatlı kavun aromalı bazla hazırlanan bu içecek, ağızda patlayan kavun aromalı toplarla birleşiyor ve buzla tamamlanarak ferahlığın sınırlarını zorluyor.

Maya Perest “Piyano Versiyonlar”

Maya Perest’in sevilen canlı performansları şimdi tüm platformlarda. Daha önce video performansları yayınlanan Bana Sor, Ayağında Kundura, Yağmur Yağar Taş Üstüne, Yok Bana Bu Cihanda şarkıları, yoğun ilgi üzerine şimdi “Piyano Versiyon” olarak tüm platformlarda dinleyiciyle buluşuyor.

Tek seferde Babajim Stüdyoları’nda kaydedilen şarkıların samimi, sade ama güçlü yorumlarıyla dikkat çekecek “Piyano Versiyonlar”, Sony Music Türkiye etiketiyle 25 Nisan’da yayında olacak. Mixing’te Burak Serter, mastering’te Çağan Tunalı imzası taşıyan şarkıların, video performansları da Maya Perest’in daha önce birçok kez çalıştığı yönetmen Barış Murathanoğlu tarafından çekildi.