Yazılar

Göz tansiyonuna karşı önlemler

Başınız ve gözlerinizin çevresi ağrıyor, zaman zaman bulanık görüyor, ışıklar etrafında halkalar beliriyor ve gözlerinizde dolgunluk hissediyorsanız dikkat! Genellikle sinsice ilerleyen ve günümüzde görülme sıklığı giderek yaygınlaşan glokom (göz tansiyonu) ileri evrelerde ise bu tür belirtilerle kendini gösteriyor! Acıbadem Kartal Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Feride Pınar Doğru dünya genelinde glokom tanısı alan hasta sayısının 70 milyon, ülkemizde de 550 bin kişi olduğunu belirterek “Ancak ülkemizde bu sayının, tüm hastaların sadece dörtte birini oluşturduğu düşünülmektedir. Bunun nedeni hiçbir öncü belirtisinin olmaması ve ileri evrelere varmadıkça hastanın hissedebileceği belirtilerin bulunmamasıdır” diyor. Glokomun önlenebilir ve tedavi edilebilir körlüğün başlıca nedenlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Doğru “Göz tansiyonu yükseldikçe gözde önce kör noktalar oluşur, tedavide gecikilirse görme alanı daralır, ileri dönemde tünel görme (boru içinden) dediğimiz çevre görmenin tamamen kaybı ortaya çıkar ve son evrede ise kalıcı hasarlar bırakarak körlüğe neden olur” diye konuşuyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Feride Pınar Doğru, 9-15 Mart Dünya Glokom Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, glokom (göz tansiyonu) riskine karşı alınabilecek 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Feride Pınar Doğr

Dr. Feride Pınar Doğru

Yıllık göz muayenesi yaptırın

Glokom sinsi seyirli bir hastalıktır. Genellikle hastalar çok ileri hasara kadar hiçbir belirti fark etmediğinden glokoma karşı en etkili yöntem düzenli yıllık göz muayenesi yapılmasıdır. Aile bireyleri arasında glokom hastasının bulunması, riski artırıcı bir diğer faktördür. Bu nedenle özellikle anne, baba, kardeş gibi birinci derece yakın akrabalarında glokom hastalığı olanların daha yakın takipte olmaları ve sadece göz tansiyonu değil görme alanı muayenesi, göz sinir taraması gibi erken teşhis yöntemleri ile de izlenmesi gereklidir. Hastalığın neden olduğu görme kayıplarının geri dönüşü olmadığı akılda tutularak rutin göz muayeneleri ihmal edilmemelidir.

Sigaradan uzak durun

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Feride Pınar Doğru “Yapılan çalışmalar, özellikle sigaranın damar sertliğine neden olarak göze gelen kan akımını azaltıp gözün beslenmesini bozduğunu, bunun da glokoma yol açabildiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle sigara kullanmaktan kaçının ve kan kolesterol seviyelerinizin düzenlenmesine özen gösterin” diyor.

Tansiyonunuzu düzenli takip edin

Yüksek (hipertansiyon) veya düşük vücut tansiyonu (hipotansiyon) göz sinirinin beslenmesini bozarak glokomun kötüleşme hızını artırabilirler, bu yüzden glokomlu hastaların vücut tansiyonlarının normal değerlerde olması istenmektedir. Vazospazma (damar büzüşmesi) neden olan soğuk, stres gibi faktörler optik sinir dolaşımını bozarak glokom değişikliklerinin ortaya çıkışına neden olabilir. Özellikle soğuk eller, migren ataklarının mevcudiyeti bu yönden dikkate alınması gerekli ipuçlarıdır.

Kortizonlu ilaç kullanırken dikkat edin

Özellikle kortizon içeren hap ve damlaların kontrollü kullanılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu ilaçlar göz tansiyonunda artışa neden olabilmektedir. Bu nedenle bu tarz ilaçlar kullanılırken mutlaka bir göz doktoruna danışılmalıdır. Ayrıca glokom hastaları kendilerine verilen tedavileri saatlerine dikkat ederek uygulamalı, ilaçlarını damlatmayı unutmamalı ve sıkıntıları olduğunda doktorlarına sormadan ilaç kesmemelidirler.

Sağlıklı beslenin

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Feride Pınar Doğru “Vitamin ve mineraller glokomun tedavisinde kullanılan temel ilaçlar değildir. Serbest radikal giderici vitaminlerin ve magnezyumun yardımcı tedavi olarak kullanılması ile fayda sağladığını bildiren çalışmalar vardır ancak henüz bir kural oluşmamıştır. Glokom hastalığında sağlıklı beslenme önemlidir. Çay kahve gibi içecekler normal dozlarda göz tansiyonuna büyük bir etki yapmazken çok içilmesi durumunda göz tansiyonu yükselebilmektedir” diyor.

Spor yaparken dikkat edin

Glokom riskini azaltan en önemli önlemlerden biri de düzenli spor yapılmasıdır. Sağlıklı vücutta glokomun kötüleşme hızı yavaşlayacağından spor yapılması önerilmektedir. Ancak hasta glokom çeşidini spor yapmadan önce doktoruna mutlaka sormalıdır. Pigment dispersiyonu sendromu ve bunun sonucu gelişecek pigment glokomu adı verilen özel bir glokom tipinde hastaların ağır sporlardan kaçınması gerekmektedir. Ayrıca dalma sporu ve bazı yoga hareketleri göz içi basıncını artırarak glokoma olumsuz etki edebilir, kaçınılmalıdır.

Bu hastalıklarınız var mı? Mutlaka öğrenin!

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Feride Pınar Doğru “Özellikle diyabet hastalarında glokom görülme sıklığı  daha yüksek olduğundan kan şekeri düzeylerinin düzenlenmesi önemlidir. Şeker hastalığı (diyabet) dışında otoimmün hastalıklar, tiroid bezi hastalıkları, damar iltihapları (vaskülitler) ve nörolojik bazı sistemik hastalıklar da glokom oluşumunda rol oynayan diğer risk faktörleridir. Bu nedenle bu tür hastalıklarınızın olup olmadığını öğrenmek için mutlaka doktor muayenesi olun ve tedavi gerekirse ihmal etmeyin” diyor.

Sağlıklı ve Zinde bir yaşlılık için…

Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesi ve tıbbi imkanların artmasıyla yaşam süresi uzadığından yaşlılık dönemini fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak sağlıklı ve dinç geçirmek şüphesiz büyük önem taşıyor. Kimileri bu amaçla sağlıklı yaşam tarzı benimseyip kişisel ve çevresel olumsuz etkenleri olabildiğince azaltmaya çalışırken, kimileri ise internetten ve sosyal medyadan gördüklerini doktora danışmadan bilinçsizce uygulama yoluna gidebiliyor! Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi İç Hastalıkları, Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ “Yapılan araştırmalar; biyolojik yaşınızı genç tutmanın mümkün olabildiğini gösteriyor ama bunu yaşam tarzınızda yapacağınız olumlu değişikliklerle gerçekleştirmeye çalışmalısınız. Sosyal medyanın ve yapay zeka kullanımlarının yaygınlaştığı son yıllarda, sağlıklı yaşlanmak adına faydalı olabildiği gibi zararlı da olabilecek pek çok bilgiler sunulduğunu görüyoruz. Reklam amaçlı ilaçlar ile vitamin ve mineral takviyeleri ya da ‘gençlik iksiri’ olarak gösterilen pek çok ürün bilinçsiz kullanıldığında sağlığınızda geri dönüşü olmayan çok ciddi zararlara yol açabilir” diyor. Prof. Dr. Berrin Karadağ, yaşlılıkta genç kalmanın anahtar kelimelerini içeren 10 etkili yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Berrin Karadağ

Prof. Dr. Berrin Karadağ

  • Hareketsizlikten kaçının, dik durun!

Modern çağın yol açtığı en önemli tehlikelerden birini hareketsizlik ve yanlış duruş bozukluğu oluşturuyor. Özellikle bilgisayar ve cep telefonunda geçirilen uzun saatler, pek çok işin bir tuş ile oturduğumuz yerden halledilebiliyor olması, düzenli egzersiz ya da yürüyüş yapmamak  gerek iç organlarımıza gerekse fiziksel yapımıza son derece zarar veriyor. Bu nedenle çağımızın hareketsiz (sedanter) yaşam tuzağına düşmeyerek, gün içerisinde her fırsatta mutlaka hareket etmek, otururken ve yürürken de dik durmaya özen göstermek gerekiyor. Prof. Dr. Berrin Karadağ “Vücudumuzun genetik yapısı, 100-200 yıl önceki gibi daha az yemek, daha çok hareket etmek isterken, teknoloji ise bize oturduğumuz yerden yaşamayı getirdiğinden hareketsiz kaldık. Ama aslında genetik yapımız halen daha çok hareket etmeyi ve daha az yemek yemeyi istiyor. Bu nedenle daha çok hareket edip, paketli gıdalardan da uzak kalırsak sağlıklı yaş almanın ana hedefini tutturmuş oluruz” diyor.

  • Düzenli egzersiz yapın

Yapılan sayısız çalışmalar; düzenli yürüyüş yapmanın kalp ve damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon ve kemik erimesi gibi hastalıklardan korunmada kritik rol oynadığını, başta kas ve iskelet sistemi olmak üzere tüm hücrelerimizin daha etkin çalışmasını sağlamaya katkı sağladığını, ruh sağlığımızı ve sağlıklı yaş almamızı desteklediğini açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle mutlaka düzenli egzersiz yapmayı yaşam alışkanlıklarınız arasına katın. Yaşınıza/kapasitenize göre haftada en az 3 gün bir saat yürüyüşü/egzersizi alışkanlık haline getirin.

  • Sigara ve alkolden mutlaka uzak durun!

Baş edemediğiniz sorunlarınızdan uzaklaşmak ya da kaçmak gibi sağlıksız gerekçelerle sigara, alkol vb. zehirlere tutsak olmayın. Gerek hücrelerinizin ve organlarınızın, gerek bilişsel ve zihinsel sağlığınızın gerekse cildinizin genç kalabilmesi için, zararları sayısız araştırmalarla kanıtlanmış olan sigara ve alkolden uzak durun.

  • Stresi yönetmeyi öğrenin

Çevremizde şüphesiz strese yol açan pek çok etken var. Ancak unutmayın ki; stresin azı karar, çoğu zarar! Yapılan araştırmalar, dozunda stresin kişiyi çeşitli tehlikelerden ve risklerden koruduğunu gösterirken, aşırı stresin ise pek çok hastalığa zemin hazırlayabildiğini, vücuda hem fiziksel hem de ruhsal açıdan zarar vererek hastalık sürecine de çok büyük etkileri olduğunu gösteriyor. Bu nedenle stresi yönetmeyi öğrenmek, gerekirse uzman desteği almak son derece önemli.

  • Erken yaşlandıran besinlerden uzak durun

Çağımızın yoğun koşuşturmacasında fast-food türü besinlere yönelim hızla artıyor ancak aşırı yağlı, defalarca aynı yağda kızartılmış, katkı maddeli ve lezzet verici tatlandırıcıların katıldığı hazır besinlerden mutlaka uzak durmak gerekiyor. Basit karbonhidratlar olarak adlandırılan beyaz ekmek, unlu ve nişastalı yiyecekler, şekerli besinler ve içecekler ile aşırı tuzdan kaçınmak şart. Abur-cubur tüketmeyi sevenlerin mutlaka sağlıklı atıştırmalıklara yönelmesi, zengin lif içeriğine sahip kurubaklagiller ile vitamin ve mineral değerleri yüksek olan mevsim sebze ve meyvelerinin tüketilmesi gerekiyor.

  • Her gün mutlaka yeterli su tüketin

Hücrelerimizin ve organlarımızın sağlıklı çalışması, cildimizin erken kırışmasını önlemesi için, beslenmemizin vazgeçilmez bir unsuru olan su, insan yaşamında oksijenden sonra gelen en önemli öğeyi oluşturuyor. Her gün yeterince su içilmediğinde toksinler kanda birikirken, böbreklerimiz zamanla işlevlerini yerine getirememeye başlıyor ve böbrek yetmezliği gibi hayati riske yol açabiliyor. Bu nedenle her gün mutlaka yeterli su tüketmeye çok özen gösterin. Prof. Dr. Karadağ “Böbrekler birer duş başlığı gibi çalışır. Eğer az su alırsak böbrekler tıkanır, ama yeterli su alırsak böbreği tıkayacak maddeler uzaklaştırılır. O nedenle günde 2 litre su içmek gerekir” diyor.

  • Uyku düzeninize çok dikkat edin

Yapılan bilimsel çalışmalar; yeterli ve kaliteli uykunun hayatın her döneminde sağlık açısından kritik rol oynadığını gösteriyor. Uyku esnasında hücreler yenilenirken, bağışıklık sistemi güçleniyor ve vücut kendini tamir ediyor. Bu nedenle geceleri uykusuz kalmamaya, kaliteli uyku için yatağınızın rahat, odanızın karanlık, serin ve sessiz olmasına özen gösterin.

  • Teknolojiden uzak kalmayın

Prof. Dr. Berrin Karadağ, genç yaşamanın altın kurallarından birinin, teknolojiye ayak uydurmak  olduğunu belirterek, dijital teknolojinin yaşlıların sosyalleşmesinde önemli bir rolü olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Karadağ sözlerine şöyle devam ediyor: “Yaşlı bireyler her ne kadar teknoloji kullanımı konusunda endişe duysalar da, dijital teknoloji iletişimden sağlık sorunlarına kadar her alanda onların günlük yaşam kalitelerinin artmasına, bağımsız bir yaşam sürmelerine ve aktif bir yaşlanma dönemi geçirmelerine yardımcı olmaktadır. Bu nedenle dijital teknolojiyi öğrenmekten çekinmeyip, onu hayatlarına katmaları, önlerinde yepyeni ve kolaylaştırıcı bir yol açacaktır. Bu sayede kendine güvenli, hayattan keyif almaya devam eden ve toplumdaki yerini kaybetmekten korkmayan sağlıklı ve güçlü yaş almaya devam eden mutlu bir yaşlılık hedeflenmelidir.”

  • Gelişigüzel takviyeler kullanmayın!

Vitamin ve mineral değerlerini ölçtürerek özellikle D vitamini başta olmak üzere, eksiklikleri gidermek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadağ, “Ancak gençlik sağlayacağı, sağlıklı yaşam vaadettiği gibi söylemlerle sosyal medyada ve internette çok sık karşımıza çıkan birtakım besinlere, reklam amaçlı ilanlara, vitamin ve mineral takviyelerine, hatta ‘gençlik iksiri’ adı altında karışımlara rastlıyoruz. Oysa bu tür ürünlerin doktora danışılmadan ve gerekli vitamin/mineral değerleriniz ölçülmeden kullanılması sağlık açısından son derece yüksek riskleri ve tehlikeleri beraberinde getirebiliyor” diyor.

  • Güneşin zararlı ışınlarından korunun!

Yapılan sayısız araştırma; güneşin zararlı ışınlarının cilt kanserine yol açabildiğini, erken kırışıklıklar, cilt lekeleri ve cilt kuruluğuna neden olarak cildi erken yaşlandırdığını ortaya koyuyor. Bu nedenle özellikle yaz mevsiminde güneşin zararlı ışınlarından çok iyi korunmak gerektiğini belirten Prof. Dr. Berrin Karadağ, güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde ise her gün 15 dakika kolların iç kısımlarının ve bacakların güneşlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Raffles İstanbul’da yeni odalar bölümü direktörü

Raffles İstanbul’da Odalar Bölümü Direktör Yardımcısı olarak görev yapan Kadir Kalay, 1 Ocak 2025 itibarıyla Odalar Bölümü Direktörü görevine terfi etti.

Kadir Kalay kimdir?

Balıkesir Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünden mezun olan Kadir Kalay, kariyerine Four Seasons Hotel at Sultanahmet ve Four Seasons Hotel at the Bosphorus’ta farklı pozisyonlarda görev alarak başladı. 2018’de Raffles İstanbul ailesine Resepsiyon Müdürü olarak katılan Kalay, ardından Ön Büro Müdürü & Head Concierge görevini üstlendi. 2023’te Odalar Bölümü Direktör Yardımcısı pozisyonuna terfi eden Kalay, başarılı kariyer yolculuğunu 1 Ocak 2025 itibarıyla Odalar Bölümü Direktörü olarak sürdürüyor.

Yaz masaları LAV Vega kaseleri ile şıklığa kavuşuyor

Hafif ve besleyici öğünler, enerjik bir yaşam tarzını desteklerken, mutfaklarda da pratik çözüm ihtiyaçlarını beraberinde getiriyor. İşte tam da bu noktada LAV Vega kaseler ve saklama kapları, sofraları taptaze salatalarla doldurmanın en şık ve işlevsel yolunu sunuyor.

İster tek kişilik pratik bir salata ister büyük sofralar için bol malzemeli bir tarif hazırlayın; Vega kaseler, farklı boyut seçenekleriyle tüm ihtiyaçlara cevap verebiliyor. Küçük kaseler atıştırmalıklar ve bireysel porsiyonlar için idealken, orta ve büyük boy kâseler kalabalık sofralar için mükemmel bir alternatif sunuyor.

Geleneksel İtalyan tatları COVA Pasticceria’de

COVA Pasticceria, şık atmosferi, kusursuz hizmeti ve eşsiz ürünleriyle İstanbul İstinyePark’ta lezzet severleri ağırlıyor. Geleneksel İtalyan pasticceria zarafetini yenilikçi dokunuşlarla buluşturan COVA Pasticceria, Milano, Paris ve Şanghay başta olmak üzere dünya çapında 30’dan fazla lokasyonda yer alıyor ve İtalyan pastacılık geleneğini İstanbul’a taşıyor.

COVA Pasticceria

Tatlılar

Misafirlerini imza tatlılar, meyveli tatlılar, tartlar, krema dolgusuyla hazırlanan hamur işleri ve çikolatalarıyla damakları taçlandırıyor.

Lezzetli tabaklar

İtalyan mutfağının inceliklerini ve şıklığını her lokmada yaşatıyor. Fümé Norveç somonu, avokado ve tam buğdaylı brioche tost ekmeğiyle hazırlanan tabak, COVA’nın estetik ve lezzet anlayışını yansıtıyor. Aynı zarafet, özel tarifle hazırlanan ve brioche ekmeğiyle sunulan cheeseburgerde de kendini gösteriyor; yanında servis edilen patates kızartmasıyla bu lezzet tamamlanıyor. Hafif ama lezzetli bir alternatif arayanlar için, Antep fıstığı kaplı Norveç somonu, narenciye aromaları ve ekmek kıtırlarıyla fırınlanarak taze Akdeniz yeşillikleri eşliğinde servis ediliyor. Mönünün diğer dikkat çeken seçenekleri de özel teknikle hazırlanan limonlu tavuk palliard ve tereyağlı patates püresi, kıtır dana bacon dilimleri, et sosu ve fırınlanmış kaburga sosuyla birleştirilen fümé kaburga tabağı… Makarna severlerin vazgeçilmezi olmaya aday; karides, kabak ve fesleğen pesto ile lezzetlendirilen ev yapımı tagliatelli de tadıyla olduğu kadar görünümüyle de dikkat çekiyor.

COVA Pasticceria

Çay saati

“Classico” ve “Royal” olmak üzere iki seçenekli “High Tea” servisi yapılıyor. İlkinde mekânın çayları eşliğinde kanapeler, pastalar ve hamur işlerini tatma fırsatı bulurken “Royal” da ise klasik çay saati sunumunun yanında, mekânın pralinlerinden bir seçki yer alıyor.

COVA Pasticceria

2024’de mağaza sayısı ve istihdama katkısıyla büyümesini sürdürdü

ŞOK Marketler 2024 yılı finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) açıkladı. Yıl boyunca yaptığı yatırımlarla istikrarlı büyümesini sürdüren şirket, 2024 yılında nette açılan 256 yeni mağazayla beraber 81 ildeki toplam mağaza sayısını 10 bin 981’e çıkarırken cirosunu ise 202 milyar TL’ye ulaştırdı. ŞOK Marketler “Her Gün Ucuz Fiyat” kampanyaları ile 2024 yılında da özellikle temel ihtiyaç ürünlerinde müşterilerinin bütçelerine destek oldu. 2024’te 50 bine yaklaşan çalışan sayısıyla ülke ekonomisine ve istihdama katkı sağlamaya devam etti.

Yeni mağaza konsepti hayata geçirildi  

ŞOK Marketler, 2024 yılında açtığı yeni mağazalarla Türkiye genelindeki yaygınlığını artırırken yeni mağaza konsepti ile müşteri deneyimini üst seviyeye taşıdı. Standart mağazalara göre daha büyük satış alanına ve daha geniş bir ürün portföyüne sahip olan yeni mağazalarda kafe bölümü, yeme-içme alanları, günlük taze fırın ürünleri, hazır yemek seçenekleri, sıcak kahve ve özel soğutmalı dolaplarda muhafaza edilen taze sebze-meyve ve donuk ürünler ile müşterilere zengin bir alışveriş deneyimi sunuluyor.

Adrese teslimat hizmetinin kapsamı genişledi

2024 yılında dijitalleşme alanında yatırımlarını artıran ŞOK Marketler, e-ticaret uygulaması Cepte ŞOK’u yeni arayüz güncellemesi ve 60 dakika içinde teslimat seçeneğiyle daha kullanıcı dostu hale getirdi.  ŞOK Ekstra hizmetiyle de müşterilerin ihtiyaçlarını gözeterek hem mağazalardan hem de Cepte ŞOK üzerinden satın alınabilen gıda dışı ürünleri kargo yoluyla teslim etmeyi sürdürdü.

Boğaz’da Japon Omakase deneyimi

Japon Edomae felsefesiyle Kaiseki mutfağı servis eden Sankai by Nagaya, Bebek Otel by The Stay’de misafirlerini ağırlıyor.

3 kez 1 Michelin yıldızlı şef Yoshizumi Nagaya’nın rehberliğinde her mevsim yeniden tasarlanan tadım menüsü ve günlük olarak yerel denizlerden çıkan balıklarla hazırlanan tarifleriyle gastronomi tutkunlarının beğenisini topluyor.

Sankai by Nagaya, Japon omakase deneyimini bütüncül bir şekilde sunarak yalnızca lezzetleriyle değil, Japon misafirperverliği, sunumundaki zarafet ve zanaatkarlıkla da fark yaratıyor.

Bebek Otel’in iki odasının birleştirilmesiyle oluşturulan ve 24 kişilik oturma kapasitesine sahip olan restoran, Mahmut Anlar ve Geo-ID ekibi tarafından sofistike bir Japon evi atmosferinde tasarlandı. Bebek koyu ve boğaz manzarasına hâkim masaların yanı sıra mutfağın hemen önünde bulunan chef’s table’ın yanında kaligrafi ve graffiti sanatçısı Mamimozi’nin mekân için özel olarak hayata geçirdiği tablosu sergileniyor.

Rezervasyon: 0532 379 1997

Adres: Sankai by Nagaya, Bebek Otel, Cevdet Paşa Cd. No:34, 34342 Beşiktaş/İstanbul

Eksun Gıda 2024 finansal sonuçlarını paylaştı

Eksun Gıda, 2024 finansal sonuçlarını Kamuoyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayınladı. Buna göre şirketin yurt içi satışları 7,8 milyar TL olarak gerçekleşirken toplam ihracat tutarı 2,3 milyar TL oldu.

Sinangil ve Sinangil Gluten YOK markalarıyla 200’ü aşkın ürün çeşidini bünyesinde barındıran Eksun Gıda, 2024 yılı finansal sonuçlarını Kamuoyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayınladı. Türkiye Muhasebe Standartları 29 (TMS) enflasyon muhasebesi ilkelerine uygun olarak hazırlanan sonuçlara göre net satış hasılatı 10,1 milyar TL olan şirketin brüt kârı 791 milyon TL, brüt kâr marjı ise yüzde 7,8 olarak gerçekleşti.

“Aktif büyüklüğümüz 5 milyar TL seviyesine yaklaştı”

Finansal sonuçlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eksun Gıda Genel Müdürü Ahmet Demir, “Eksim Holding değerleriyle şekillenen kurumsal temellerimiz ve vizyoner bakış açımız doğrultusunda aktif büyüklüğümüz 5 milyar TL seviyesine yaklaştı. Bu performansı şirketimizin istikrarlı gelişim yolculuğunda önemli bir eşik olarak görüyoruz. 2 milyar TL tutarındaki özkaynağımızla sağlam bir sermaye yapısı oluştururken yurt içinde ulaştığımız 7,8 milyar TL satış hacmi ve 2,3 milyar TL tutarındaki ihracat performansımız, hem yerel hem de küresel arenada hız kesmeden ilerlediğimizin en somut göstergeleri oldu” dedi.

“Fabrikalarımızın toplam un silosu depolama kapasitesi 11.700 tona ulaştı”

Eksun Gıda’nın güçlü yatırım stratejisiyle büyüme hedeflerine emin adımlarla ilerlediklerinin altını çizen Ahmet Demir, “Sektördeki avantajlı konumumuzu pekiştirmek adına Konya fabrikamıza 12 adet un silosu yatırımı gerçekleştirdik. Böylece Konya fabrikamızın un silosu depolama kapasitesini yüzde 34,3 artırarak 4.700 tona ulaştırdık. Tekirdağ ve Konya fabrikalarımızın toplam un silosu depolama kapasitesini ise yüzde 11,4 oranında artırarak toplam 11.700 tona çıkardık” dedi.

Meyve ve tatlıyı iftar sonrasına bırakın!

Toplumdaki yaygın inanışın aksine ciddi kalp hastalıkları dışında kalp hastalarının oruç tutmalarında bir sakınca görülmüyor. Zira, yapılan araştırmalara göre; oruç tutan hastalarda kalp krizi riskinde artış saptanmazken, kan şekeri ve kolesterol seviyelerinde düzelmenin yanı sıra tansiyon değerlerinde de düşme tespit edilmiş. Ancak, uzun saatler boyunca aç ve susuz kaldıktan sonra yapılan bazı hatalar kalp hastalarında ciddi sorunlar gelişmesine neden olabiliyor.  Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, bu nedenle kalp ve damar hastalarının oruç tutarken doktorlarının önerilerine harfiyen uymaları gerektiğine dikkat çekerek, “Ritim bozukluğu, kan basıncında ani yükselmeye bağlı gelişen felç ile kalp krizi, oruç tutarken beslenmelerine ve günlük yaşam alışkanlıklarına dikkat etmeyen kalp ve damar hastalarında sıkça görülen sorunları oluşturmaktadır. Dolayısıyla hastaların ilaçlarını düzenli olarak kullanmaları, hatalı beslenme alışkanlıklarından kaçınmaları ve vücutlarını fazla yormamaları yaşamsal önem taşımaktadır” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, Ramazan’da kalp sağlığı için dikkat edilmesi gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Prof. Dr. Ahmet Karabulut

Prof. Dr. Ahmet Karabulut

Sahursuz oruç tutmayın

Ramazan’da uykusuz kalacağımız kaygısıyla sahuru çoğunlukla ihmal ediyoruz. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, oysa gün içerisinde bize enerji veren ve ayakta tutan öğünün sahur olduğunu belirterek, “Sadece iftarla tek öğün oruç tutanlarda metabolizma yavaşlar ve bu durum kilo alımıyla sonuçlanabilir. Dolayısıyla sahura mutlaka kalkılmalı ve tok tutacak bir öğün tercih edilmelidir. Tam buğday ekmeğine tost, 1 adet haşlanmış yumurta, 9-10 zeytin, 1 dilim az yağlı peynir, 3-4 adet ceviz, domates, salatalık, roka ve avokado salatası, 1 tatlı kaşığı bal ve 2 bardak su örnek bir sahur menüsü olabilir” diyor.

İftar öncesinde ve sonrasında yürüyüş yapın

Ramazan’da çoğunlukla egzersiz yapmaya ara veriyor ve daha az hareket ediyoruz. Oysa hareket etmek kalp ve damar sağlığının yanı sıra tüm vücut sağlığı için önemli. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, iftar öncesinde yapacağımız 30 dakikalık yürüyüşün metabolizmamızı hızlandırdığını vurgulayarak, “Yürüyüş vücudu iftara hazırlar, sindirim ve uykuyu destekler. Ayrıca iftar sonrasında yapılacak olan 15-20 dakikalık yürüyüşle günlük hareket hedefine ulaşılmış olunur” diyor.

İftar yemeğinde aşırı su içmeyin

Susuzluk çoğumuzu oruç tutarken zorlayan bir durum. Dolayısıyla iftar yemeğinde aşırı su tüketebiliyoruz. Ancak dikkat! Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, suyu iftar yemeğinin sonunda içmemiz gerektiğine dikkat çekerek, “Bazen kişiler yarım litre suyla iftar açabiliyorlar. Bu durum mide asiditesini azaltarak sindirimi zorlaştırabilmekte, bunun sonucunda karın ağrısı ve şişkinliği gibi sorunlar gelişebilmektedir. Dolayısıyla önerimiz, yarım bardak suyla iftar açılması ve kalan suyun iftar sonunda içilmesidir” diyor. Vücut susuz kaldığında ritim bozukluğu ve tansiyonun düşmesi gibi önemli sorunlar gelişebileceğini ve kalp krizi ile felç riskinin de artacağını vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Karabulut, sağlığı riske atmamak için iftardan başlayarak sahura kadar mutlaka 1.5 litre su (8-10 bardak) tüketmek gerektiğini söylüyor.

Sigara ile iftar açmayın

Kalp ve genel sağlığınız için sigara kullanmayın ve içilen ortamlarda da bulunmayın. Ramazan, sigarayı bırakmanız için çok iyi bir fırsat aslında. “Ancak bu alışkanlığınız devam ediyorsa, iftarı sigara ile açmayın, iftar sonrasında peş peşe sigara içiminden de kaçının” uyarısında bulunan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Karabulut, “Sigara, damarlar üzerinde doğrudan oluşturduğu toksik etkiyle yüksek tansiyon ve kalp krizini tetikleyebilir” diye konuşuyor.

İftarı yavaş yapın

Kalp sağlığınız için dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta ise iftarda yemeği hızlı tüketmemek olmalı.  Zira besinlerin hızlı tüketimi; hazımsızlık, şişkinlik, çarpıntı ve tansiyon yükselmesi gibi sorunlara neden olabiliyor. İftarı yarım bardak suyla açıp, sonrasında çorba ve salata tüketmek midenizi zorlamayacaktır. Ana yemekte besinleri 10-20 kez çiğnedikten sonra yutmanız ise sindirimi rahatlatacaktır. İftar yemeğini bir porsiyon meyve veya sağlıklı tatlıyla sonlandırabilirsiniz.

İftar sonrasında tekrar yemek yemeyin

Ramazan’da iftar öğününden sonra yatıncaya kadar bir şeyler yemek sıkça yaptığımız hatalardan. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, iftardan sonra yemeğe devam etmenin uyku düzenini bozacağına ve mide reflüsüne yol açacağına işaret ederek, “Ayrıca sahur yapma isteğini de baskılayacaktır. Bu nedenle meyveyi veya tatlıyı iftar yemeğinden sonraki saat içerisinde tüketmek, sonrasında bir şey yememek sağlıklı bir yaklaşım olacaktır” diye konuşuyor.

Meyve veya sütlü tatlıları tercih edin

Şerbetli tatlı tüketimi Ramazan’da artış gösteriyor. Ancak özellikle ağır iftar sofralarında ara verilmeden yenilen tatlılar mide ve kalp hastalıklarını tetikleyebiliyor. Bunun nedeni ise şerbetli tatlıların hem yoğun kalori içermeleri, hem de iftar sonrasında mideye ve sindirime ek yük oluşturmaları. Bunun sonucunda kan şekerinde dalgalanmalar, kanda koyulaşma gelişebiliyor. Bunların yanı sıra insülin salınımını kamçılayarak daha çabuk acıkmaya da yol açıyor. Bu nedenle tatlıyı kısıtlamalı ve iftardan sonraki saat içerisinde tüketmelisiniz. Ayrıca şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ya da meyveyi tercih etmeli, şerbetli tatlı tüketecekseniz tadımlık olarak tek bir dilimde bırakmalısınız.

Öğlenleri bir saat uyuyun

Ramazan’da uyku düzeni biraz bozulabiliyor ve uykusuzluk sorunu yaşanabiliyor. Prof. Dr. Ahmet Karabulut, uykusuzluğun gün içerisinde gerginlik, çarpıntı ve tansiyon yüksekliğine neden olabileceğine işaret ederek, “Dolayısıyla vücudumuzun ihtiyacı olan 7 saatlik kaliteli ve dinlendirici uykuyu sağlayabilmek için yatış saati erkene çekilebilir. Ayrıca öğleden sonra bir saati aşmamak kaydıyla gündüz uykusu takviyesi yapılabilir. Gece uykusunu olumsuz etkileyeceği için gündüz uzun süre uyumaktan kaçınmak ise çok önemlidir” bilgisini veriyor.

 İlaç kullanımını bırakmayın

Kalp hastalarında ilaç düzeninin oruç saatlerine uyacak şekilde yeniden düzenlenmesi ve ilaç kullanımının bırakılmaması büyük bir öneme sahip. Aksi halde ilaçlar ile ilgili yan etkiler ya da etkinlik kaybı izlenebilir. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Karabulut, kalp ve damar hastalıklarında ilaç düzeninin kişiden kişiye farklılık gösterdiğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Bazı ilaçlar günde 1 kez, bazıları ise günde 2-3 kez alınabilir. Oruç sürecinde tansiyon düşeceği için tansiyon ilaçlarının dozunda yeniden ayarlama yapılması gerekebilir. İdrar söktürücü ilaçlar susuzluğu arttıracağı için bu dönemde ilaçlara ara verilmesi hekim kararı ile düşünülebilir.”

Ziyafet sofralarından uzak durun

Ramazan, mideyi dinlendirme ve mideyi küçültme ayıdır. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, dolayısıyla mide sınırlarını zorlayan ziyafet sofralarından kaçınmak gerektiğini belirterek, “Zira midenin tıka basa doldurulduğu iftar yemekleri genellikle hazımsızlık, çarpıntı ve tansiyon yükselmesiyle sonlanmaktadır. Ayrıca, özellikle ziyafetlerde fazla tüketilen şerbetlere de dikkat etmek gerekir. Bu şerbetlerde aroma ve şeker oranları yüksektir. Tercih edilecek içecek su, maden suyu ve ayran olmalıdır. Ayrıca fazla miktarda çay ve kahve, tüketimi de vücuttan su atılımını ve kalpte çarpıntıyı tetikleyebilmektedir. Dolayısıyla çay ve kahveyi iftar sonrasında 2 bardak veya 1 fincan ile sınırlandırmak da önemlidir” uyarısında bulunuyor.

Raffles İstanbul’da yeni atama

Otelcilik sektöründe 30 yılı aşkın deneyime sahip olan Emrah Üçsel, Temmuz 2024 itibarıyla Raffles İstanbul’un Finans Direktörü olarak göreve başladı.
Emrah Üçsel kimdir?
Eğitimini Marmara Üniversitesi Otel İşletmeciliği ve Anadolu Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümlerinde tamamlayan Emrah Üçsel, 1994’ten bu yana İstanbul’daki seçkin global zincir otellerde finans alanında kilit rollerde görev aldı. 2021-2024 yılları arasında, açılış sürecinden itibaren Mandarin Oriental Bosphorus, İstanbul’un Finans Direktörlüğünü üstlenen Üçsel, finansal yönetim ve operasyon süreçlerindeki derin deneyimiyle öne çıkıyor.