Yazılar

Türk turist sayısı 2024’te yüzde 70 arttı

Mısır’a gelen turist sayısı 2024 yılında yüzde 6 oranında arttı. 2024’te yüzde 70 artan Türk turist sayısının ise 2025 yılında yüzde 30 daha fazla artması bekleniyor.

Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanı Sherif Fathy, EMITT 2025’te Mısır turizm sektöründeki son gelişmeleri ve gerçekleştirmeyi hedefledikleri yeni projeleri anlattı.

Mısır’ın turizm sektöründeki istikrarlı yükselişine ve büyümesine devam etmeye hazır olduğunu ifade eden Fathy şunları söyledi: “Geçen yıl Mısır’ı 15.75 milyon turist ziyaret etti ve bu rakam 2023’e kıyasla yüzde altı daha fazla. Bu rakamlar Mısır’ın küresel gezginler için devam eden cazibesini yansıtmakta ve önde gelen bir turizm destinasyonu olarak konumunu pekiştirmektedir.”

Türk turistlerin yeni gözdesi Mısır

Türkiye’nin Mısır turizm sektörü için kilit bir pazar olduğunun altını çizen Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanı Sherif Fathy, geçen yıl 230 bin Türk turistin ülkeyi ziyaret ettiğini ve bu rakamın 2023 yılına kıyasla yüzde 70’lik bir büyüme anlamına geldiğine dikkat çekti. Türkiye’nin İstanbul gibi büyük şehirlerinden Kahire, Şarm El Şeyh ve diğer popüler destinasyonlara doğrudan uçuşlar mevcut olduğunu ve 2025 yılında Türk turist sayısının yüzde 30 oranında artmasını beklediğini ekledi.

Bakan Fathy sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılında hem uluslararası ziyaretçi sayısını hem de Mısır’a gelen Türk gezgin sayısını aşacağımız konusunda kendimize güveniyoruz. Bu, 2030 yılına kadar toplam 30 milyon turisti ağırlamaya yönelik stratejik vizyonumuzla da örtüşmektedir.”

Tarih, kültür ve sağlık, turistik destinasyonlar

Mısır, zengin tarihi, kültürü ve doğal çevresiyle dünyanın en popüler turistik destinasyonlarından biri olarak ilgi çekmeye devam ediyor. Firavunların mirası ve Antik Dünyanın Yedi Harikası’ndan halen ayakta olan tek örneği deneyimleme imkanı, ülkenin antik tarihi ve kültürü keşfetmek isteyen ziyaretçilere sunduğu turistik yerlerden sadece birkaçı. Kızıldeniz’in kristal berraklığındaki sularında dalış yapmanın yanı sıra uygun fiyatlı kaliteli otel seçenekleri ve iyi bir uluslararası hava bağlantısı, Mısır’ı hem aileler hem de sağlıklı yaşam gezginleri için en iyi destinasyon haline getiriyor.

Dünyanın tek bir medeniyete adanmış en büyük müzesi olan The Grand Egyptian Museum’un açılışı, ülke tarihinde bir dönüm noktası olmasının yanı sıra turistik cazibesini de pekiştirmeyi başardı. Otuz yıllık hazırlık ve restorasyon sürecinin ardından galeri geçtiğimiz yıl 16 Ekim’de kapılarını açtı. Bazı bölümler geliştirilme aşamasında olsa da, ziyaretçiler şu anda Büyük Salon’u, merdivenleri, bahçeleri ve seçilmiş sergi odalarını keşfedebiliyor. 2024’teki ön açılış sırasında galerinin ana odalarını 300 binden fazla kişi ziyaret etti.

Mısır, sağlık ve sağlıklı yaşam turizmi için de birinci sınıf bir destinasyon haline geldi. Kızıldeniz’in lüks tatil beldelerinden uzak çöl vahalarına kadar, ülke dünya standartlarında sağlıklı yaşam deneyimleriyle de dikkatleri çekiyor. Mineral bakımından zengin termal suları ve kaplıcalarıyla bilinen Mısır’ın sağlıklı yaşam olanakları, dermatolojik sorunlar, solunum rahatsızlıkları ve romatizma için tedavi edici faydalar sağlamaktadır. Önemli sağlıklı yaşam destinasyonları arasında, 200’den fazla kaynağa ev sahipliği yapan Siwa Vahası; sülfür bakımından zengin sulara sahip Bahariya ve Kharga vahaları ve Kato Doo Wellness ve The Zen Wellness gibi ünlü spa komplekslerine ev sahipliği yapan Aswan yer almaktadır

Mert Demir “Dağıldım Sonunda”

Türkiye ve Avrupa’da verdiği onlarca sold out konser, buluştuğu yüzbinlerce seyirci ve çıkardığı hit parçalarla 2024’ü kapatan Mert Demir, 2025 senesini yeni parçası ‘Dağıldım Sonunda’ ile açıyor.

Mert Demir, sözleri ve düzenlemesi kendisine, bestesi ise Mert Demir ve Gökhan Özen’e ait olan Dağıldım Sonunda adlı yeni teklisini Pale Records etiketiyle dinleyicilerle buluşturdu. Dağıldım Sonunda, Mert Demir’in Nisan ayında yayımlamayı planladığı yeni albümden ilk tekli olarak albümle ilgili de önemli ipuçları veriyor.

Hastalık tanısı için yapay zeka dönemi

Yapay zeka, günümüzde makinelerin insan benzeri görevleri gerçekleştirmesine, deneyiminden öğrenmesine, yeni girdilere uyum sağlamasına olanak sağlayan sistemleri tanımlamaktadır. Yapay zeka ile temelde insan yetkinliklerinin geliştirilmesi ve bunlara katkı sağlanması amaçlanırken, şirketler ise yapay zekayı sektöre de bağlı olarak, müşteri hizmetlerinden tedarik zinciri yönetimine kadar birçok alanlarda kullanmaktadır. Sağlık sektöründe ise yapay zeka; karmaşık tıbbi ve sağlık hizmetleri verilerinin analizinde, insan bilişini örnek almak için makine öğrenimi algoritmaları ve yazılımlarını tanımlamak için kullanılan kapsamlı bir terim olarak karşımıza çıkıyor.

Aiforia firmasına ait algoritmalar da kısaca klinik teşhiste yapay zeka destekli patoloji görüntü analiz yazılımı olarak tanımlanabilir. Türkiye’de CE-IVD onaylı bir patoloji algoritması ilk olarak Memorial Sağlık Grubu’nda kullanılmaya başlandı. Patolojideki YZ uygulamaları ve 2025 yılı itibariyle hastalara hizmet edecek algoritmalar hakkındaki detayları, Memorial Sağlık Grubu Patoloji kurucu hekimi ve koordinatörü Prof. Dr. İlknur Türkmen aktardı.

Prof. Dr. İlknur Türkmen

Prof. Dr. İlknur Türkmen

Yapay zeka, uzman değerlendirmesine katkıda bulunuyor

Patolojik inceleme, başta kanser olmak üzere hemen tüm hastalıkların altın standart tanısı için gereklidir. Patolojik tanı mikroskop altında hücrelerin incelenmesi ile yapılmakta iken, son 20 yılda bu görüntülerin dijitalize edildiği dijital patoloji kavramı hayatımıza girmiştir. Dijitalizasyon, pek çok alanda süreçlere katkı sağladığı gibi, yapay zeka destekli görüntü analizi yazılımları ile tanı, tedavi süreçlerini yönlendirme ve YZ’nın hastalar için kullanımı için uygun ortamın oluşturulmasını sağlamaktadır. Bu tür yazılımlar, dijitalleştirilmiş patoloji örneklerini analiz etmek için derin öğrenme ve makine öğrenimi algoritmalarını kullanmakta ve patoloji uzmanlarının doku örneklerini daha hızlı ve arttırılmış doğrulukla incelemelerine yardımcı olmaktadır. Yapay zeka modelleri, hücre tespiti, sınıflandırma, sayım ve anormal dokuların belirlenmesi gibi çeşitli görevlerde destek sunabilmektedir. Bu tür yazılımlar, görüntü analizini otomatikleştirerek patologların iş yükünü hafifletmeye yardımcı olmasının ardından hata riskini de en aza indirmektedir. Ancak, bu tür yazılımlar tek başına tanı koymaktan öte patoloji uzmanının değerlendirmesini tamamlayıcı nitelikte kullanılmaktadır.

Daha doğru ve daha kısa zamanda teşhis imkanı sağlıyor

Aiforia yazılımları, özellikle dijital patoloji ve yapay zeka tabanlı görüntü analizi alanında önemli yenilikler sunan yazılım desteği olarak günümüzde kullanıma sunuldu. Bu yazılım, çeşitli hastalıkların teşhisinde ve araştırılmasında yardımcı olabilmeyi amaçlamaktadır. Genel olarak şu alanlarda etkili olabilir:

  • Kanser Tanısı: Aiforia, özellikle meme, prostat, akciğer ve deri kanserleri gibi çeşitli kanser türlerinin tanısında patoloji uzmanlarına yardımcı olur. Yapay zeka, anormal hücresel yapıları ve potansiyel tümör odaklarını tespit eder. 
  • Nörolojik Hastalıklar: Alzheimer hastalığı gibi çeşitli nörodejeneratif hastalıkların analizinde kullanılabilir. Beyin dokusundaki yapısal değişiklikleri incelemek için yararlı olabilir.
  • Böbrek Hastalıkları: Glomerülonefrit ve diğer böbrek rahatsızlıklarının teşhisinde doku analizi yapabilir.
  • Enfeksiyon Hastalıkları: Bakteriyel veya viral enfeksiyonların sonucu olan patolojik değişikliklerin incelenmesine yardımcı olabilir. 
  • Karaciğer Hastalıklar: Karaciğer fibrozisi veya siroz gibi durumların tanısında etkili olabilir.

Patoloji alanında CE-IVD onaylı yazılım algoritması olan Aiforia algoritmalarının güçlü yanı, büyük miktarda veriyi hızlı ve tutarlı bir şekilde analiz ederek patoloji uzmanlarının daha doğru ve daha kısa zamanda teşhis koymasına yardımcı olmaktır.

Yapay zekanın bir diğer avantajı; kullanım alanındaki çeşitlilik

Bu yazılım desteğinin güçlü yanı, büyük miktarda veriyi hızlı ve tutarlı bir şekilde analiz ederek patoloji uzmanlarının daha doğru ve zamanında teşhis koymasına yardımcı olmasıdır. Patoloji alanındaki dijitalizasyon, YZ yazılımlarının kullanımına olanak sağlamakta ve patoloji alanında oldukça önemli bir yenilik sunmaktadır. Bu teknoloji ve yazılımların kullanım alanları şunlardır:

  • Uzak Erişim ve Paylaşım Kolaylığı: Dijital olarak taranan görüntülere dünyanın herhangi bir yerinden erişilebilir ve bu görüntüler kolayca paylaşılabilir. Bu, uzaktan çalışma ve ikinci görüşlerin alınmasını kolaylaştırır. Ekspertiz sahibi patologların hastalar için çalışabilmesine imkan sağlar. 
  • Hız ve Verimlilik: Yapay zeka algoritmaları, görsel verilerin analizini hızlandırabilir ve patoloji uzmanlarının tanı koyma süreçlerini hızlandırarak daha verimli çalışmalarına olanak tanır. Böylelikle tekrarlayan işlerle vakit kaybetmek yerine, hastalara daha komplike süreçlerde fayda sağlayabilirler.
  • Hassasiyet ve Doğruluk: Otomatik analiz ve yapay zeka destekli algoritmalar sayesinde, doku örneklerinin incelenmesinde insan hatalarını minimize eder ve daha doğru sonuçlar elde edilmesini sağlar.
  • Büyük Veri Analizi: Bu tür yazılımlar büyük ölçekli patoloji verilerini hızlı bir şekilde işleyebilir ve analiz edebilir. Bu da araştırmalar için geniş kapsamlı veri analizi imkanı sunar ve yeni ilaç geliştirmeleri için çok önemli bir vizyon ve ufuk sunmaktadır.
  • Öğrenme ve Gelişme: Yazılım, makine öğrenimi algoritmaları sayesinde zamanla gelişir ve daha karmaşık patolojik anormallikleri tanıyabilme kapasitesini artırır. 
  • Araştırma ve Geliştirme: Akademik kurumlar ve ilaç şirketleri, Aiforia benzeri yazılımlar üzerinde yürütülen araştırmalar sayesinde yeni tedavi yöntemleri ve ilaçlar geliştirebilir.

Yukarıda özetlendiği üzere; dijital patoloji ve bu alanda kullanılan klinik karar destek yazılımları, tıpta dijital dönüşümün önemli bir parçası olup, klinisyenlere ve araştırmacılara önemli avantajlar sunmaktadır. Bu tür yazılımlar, tıbbi araştırmalar ve klinik uygulamalarda büyük bir potansiyele sahiptir. Kişiselleştirilmiş tedavilerini geleceği büyük veri analizinden geçmektedir.

Dört yıllık bir süreçte, tam dijital iş akışı ile ülkede öncü, globalde bilinir hale gelen Memorial Sağlık Grubu Patoloji Bölümü, dijital patolojinin ana hedeflerinden biri olan yapay zeka kullanımını da hastaların yararına rutin işleyişine almıştır. 2025 yılı itibariyle prostat, meme ve akciğer kanseri hastalarında yapay zeka algoritmaları kullanılacaktır. Portföyü genişletme çalışmaları devam etmektedir.

Sofradaki şıklık Linens

Linens, yaşam alanlarına ilham veren dokunuşlar sunmaya devam ediyor. Estetik ve sadeliğin buluştuğu Linens Beady Tabak Sunum Grubu, özgün tasarımıyla sofralarda şıklığın temsilcisi oluyor.

Linens, sofraları sadece yemek alanı olmaktan çıkarıp stil sahibi bir mekana dönüştürüyor. Geleneksel ve modern tasarım anlayışını harmanlayan Linens Beady Tabak Sunum Grubu, incelikle işlenmiş detaylarıyla sunumlara asalet katıyor.

Her detayı özenle hazırlanan koleksiyon, beyaz rengi üzerine ince siyah zarif kenar geçişleriyle sofralara farklı ve zamansız bir hava katıyor. Kahvaltı sofralarından akşam yemeklerine, gündelik kullanımdan özel yemek davetlerine kadar her ana uyum sağlayan ürünler, işlevselliğiyle öne çıkıyor.

Layla Puliçe ‘Ben Nası Gideyim’

Layla Puliçe, 2025 in ilk zamanlarını yepyeni teklisi ‘Ben Nası Gideyim’ ile karşılıyor.

Layla Puliçe’nin 2025’teki ilk teklisi ‘Ben Nası Gideyim’ şarkısının sözü, müziği ve düzenlemesi sanatçının kendisine ve yıllardır beraber çalıştığı kıymetli müzisyen dostu aranjör Deniz Gökhan’a ait. Şarkının duygu yüklü temasını da anlatan, samimi şehir dokusunu barındıran klibin yönetmenliğini ise Emre Abi üstlendi.

2025 yılında hiç ara vermeden yazdığı şarkılarıyla ve sürpriz çalışmalarıyla dinleyicisiyle buluşmaya devam edecek olan sanatçı, yine hiç ara vermeden devam edeceği konser takvimiyle de yoğun bir yıl geçirmeyi planlıyor.

Londra’nın ikonik taksisi artık Türkiye’de

Londra ile özdeşleşen, geleneksel üreticiden modern elektrikli araca geçiş hikayesiyle öne çıkan LEVC, günümüzde Avrupa ve önemli uluslararası pazarlarda faaliyet gösteriyor.

LEVC, ileri teknolojiye sahip elektrikli araçları ile şehir içi ulaşım trafiğinde sürdürülebilir çözümler sunuyor. LEVC, ürettiği araçlar ile teknolojik yeniliklerin ve sürdürülebilir tasarımın simgesi olarak dikkat çekerken, Türkiye’de hem bireysel hem kurumsal kullanıcıları hedef alıyor.

LEVC TX

Konforlu ulaşım LEVC TX

En ileri teknolojiyle kullanıcılarının hayatını kolaylaştırmayı hedefleyen LEVC, eCity teknolojisi sayesinde menzil kaygısı olmadan elektrikli sürüş konforu sağlayan TX modeliyle Türkiye’de yer alıyor.

LEVC TX

LEVC TX, güç aktarma sistemiyle donatılmış bir plug-in hibrit araç özelliği taşıyor. Bu sistem, 31 kWh kapasiteli bir lityum iyon batarya ve 110 beygir gücünde (81 kW) 1.5 litrelik turbo şarjlı üç silindir benzinli menzil uzatıcı motor içeriyor.  TX’in eCity güç aktarma teknolojisi, yalnızca elektrikle 78 mile (yaklaşık 125 km) kadar menzil ve jeneratör sistemi ile 330 milin (yaklaşlık 531 km) üzerinde menzil sunarak toplamda 656 km menzile sahip oluyor. Böylece sürücüler ve yolcular sıfır emisyonlu seyahat avantajlarını uzatılmış menzil rahatlığıyla sürdürebiliyorlar.

LEVC TX, benzersiz dayanıklılığa sahip elektrik üreten motoruyla tüm kullanıcılar için erişilebilirlik sağlıyor. Panoramik tavan, ferah ve aydınlık iç tasarım ile sessiz ve akıcı elektrik güç aktarımı sayesinde lüks yolculuk deneyimi sunuyor.

LEVC TX

İkonik yolcu aracı

Dünyada siyah taksi olarak bilinen TX, 70 yıl içinde en büyük dönüşümünü yaşayarak, elektrikli sürüşü sayesinde şehir içi kullanımda emisyon değerlerini en aza indiren ikonik yolcu araçlarına dönüştü.

Benzersiz silueti ve kabin içindeki sessiz sürüş deneyimiyle TX güvenli ve sürdürülebilir mobilite aracı olarak yeniden şekilleniyor. Ayrıca TX, geniş kapı açıklığı ve özel rampasıyla tekerlekli sandalye kullanan kişilerin rahatça yolculuk edebileceği konfora sahip.

LEVC TX

Türkiye’de Vista donanımıyla yer alan LEVC TX’in özellikleri arasında şunlar yer alıyor;

  • Otomatik silecekler
  • Isıtmalı arka cam
  • 9 inç dokunmatik ekran arayüzü
  • Sürücü koruma ekranı
  • Hız limitleyici
  • Otomatik hava kirliliği sensörü ve hava sirkülasyonu
  • Şarj soketi tipi – 2 / CCS, type 2 model 3 hızlı şarj kablosu (32A, 5m)
  • Geliştirilmiş 22 kW AC hızlı şarj kapasitesi
  • Şerit takip uyarısı
  • Otonom acil durum fren sistemi
  • Sürücü ve yolcu için perde hava yastıklar
  • Yan tarafa erişim rampası
  • Döner koltuk
  • İşitme cihazı döngüsüne sahip dijital sesli intercom
  • Altı yolcu koltuğu ve ikinci sırada geri çekilebilen merkez koltuk

Marketlerdeki süt ve yoğurtlar gerçek mi? Nasıl anlaşılır?

Süte yapılan hilelerin laboratuvar testleriyle tespit edildiğini ifade eden uzmanlar, fakat süt ve süt ürünlerinde yapılan taklit ya da tağşişin tat, yoğunluk, renk gibi basit fiziksel testler yapılarak anlaşılabildiğini söylüyor.

Süt ve yoğurt tüketirken dikkat etmesi gereken noktalara işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Mutlaka güvenilen markaların tercih edilmesi gerekmektedir. Alınan sütün markası, etiket bilgileri ve sertifikası çok önemlidir. Süt ve yoğurtların pastörize olup olmadığı da önemlidir. Pastörize edilmemiş sütler sağlık riski oluşturabilmektedir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisinden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, süt ve süt ürünlerinde yapılan hileleri ve bunları anlamanın pratik yollarını anlattı.

Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim

Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim

Süte su katılıyor mu nasıl anlaşılır?

Süte su katılması ile süt miktarının arttırılması ve maliyet düşürülmeye çalışılmasının hem sütün besin kalitesini düşürdüğünü hem de sağlık açısından büyük sorun teşkil edebildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Süte yapılan hileler laboratuvar testleriyle tespit edilmektedir. Fakat süt ve süt ürünlerinde yapılan taklit ya da tağşiş tat, yoğunluk, renk gibi basit fiziksel testler yapılarak da anlaşılabilir.  Doğal süt porselen bir beyazlıkta, mat ve temiz olmalıdır. Hile amacıyla su katılmış sütlerin rengi hafif mavimsidir. Yoğunluk testi yapılarak sütün saf olup olmadığı anlaşılabilir. Saf sütün yoğunluğu suyun yoğunluğundan fazladır. Bu nedenle yoğun bir kıvama sahiptir. Bir yüzey üzerinde döküldüğünde yayılma ve iz bırakmasına bakılarak süte su katılıp katılmadığı anlaşılabilir. Su katılmış sütler daha hızlı akarken; saf sütler yavaş ve iz bırakarak akmaktadır. Ayrıca saf sütün yoğunluğunun fazla olmasından kaynaklı suyun içine saf süt damlattığınızda dibe çökerken, su katılmış süt damlatılması durumunda bardaktaki su ile hemen karışır ve bulanık bir renk almasını sağlar.” dedi.

Kaymak oluşmuyorsa su katılmış olabilir

Süte su katılıp katılmadığını anlamanın en etkili yollarından birinin de kaynatarak test etmek olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Saf süt kaynatıldığında yüzeyde yoğun bir kaymak tabakası meydana getirir. Fakat su katılmış sütlerde bu durum ya az kaymak oluşmasıyla ya da kaymak oluşmamasıyla sonuçlanır. Saf sütün kendine has bir tadı mevcuttur. Süt içildiğinde sahip olduğu yoğun bir tattan ziyade daha sulu bir tat hissediliyorsa süte su katılmış demektir. Sütün karakteristik tadından yola çıkarak da su katılıp katılmadığı anlaşılabilmektedir.” diye konuştu.

 Sütlerdeki asidik reaksiyon da su var mı yok mu belli ediyor

Sütlerde asit tayininin de en önemli analizlerden biri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, şöyle devam etti:

“Yeni sağılmış taze süt, ilk başta normal sağlıklı bir asidik reaksiyon gösterir, bu durum ilk asitlik veya doğal asitlik olarak adlandırılır. Ancak süt, bu asidik özelliği uzun süre koruyamaz. Sağım ve bekletme koşulları nedeniyle farklı mikroorganizmalar süte bulaşır. Bu mikroorganizmaların etkisiyle süt asidik seviyesinin yükselmesine neden olur. Asitlik testi laboratuvar koşullarında yapılabilmekle birlikte evde basit bir test ile de süt asitliği fiziksel olarak anlaşılabilir.  Süte karbonat eklenmesi durumunda sütte köpürme olması içindeki doğal asit dengesinden kaynaklıdır. Fakat su katılması durumunda seyrelmeden ve asitlik dengesinin bozulmasından kaynaklı köpürme oluşmayabilmektedir. Bu durumda süte su veya nötralize edecek başka maddelerin katılmış olma ihtimali vardır.”

Piyasada satılan süt ve yoğurtları alırken nelere dikkat etmeli?

Süt ve yoğurt tüketirken dikkat etmesi gereken noktalara işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, şunları kaydetti:

“-Öncelikle güvenirlilik çok önemlidir. Mutlaka güvenilen markaların tercih edilmesi gerekmektedir. Alınan sütün markası, etiket bilgileri ve sertifikası çok önemlidir.

-Ürünün taze olup olmadığını kontrol etmek için son kullanma tarihine bakılmalıdır.

-Sütün veya yoğurdun içeriğinde katkı maddesi, koruyucu veya yapay tatlandırıcı gibi istenmeyen maddelerin bulunmaması önemlidir. Eğer organik ürün aranıyorsa, sertifikalı organik ürünleri tercih edilebilir. Bu, ürünün belirli standartlara uygun olarak üretildiğini göstermektedir.

-Süt ve yoğurtların pastörize olup olmadığı da önemlidir. Pastörize edilmemiş sütler sağlık riski oluşturabilmektedir.

Ambalajın sağlamlığına dikkat edin!

-Ayrıca ürünün ambalajının zarar görmemiş ve sızdırmaz olması, taze olduğunu ve hijyenik şartlarda saklandığının da bir göstergesidir.

-Tanınmış ve güvenilir markalar genellikle kaliteyi gösterebilmektedir. Tanımadığınız markalar hakkında araştırma yaparak daha güvenli bir tercih yapılabilir.

-Sütün ve yoğurdun yağ oranı, protein içeriği ve diğer besin değerleri mutlaka kontrol edilmelidir.

-Süt ve yoğurt gibi süt ürünlerinin soğuk zincirde taşınması ve saklanması çok önemlidir. Satın alırken, ürünün soğuk tutulduğundan emin olması gerekmektedir.

-Fiyat kalite için bir kriter olmasa da çok düşük fiyatlar da ürüne hile katıldığının ve uygun olmayan koşullarda işlenmiş olabileceğini gösterebilir.”

Organik ve yerel ürünler daha güvenli mi?

Organik veya yerel işletmelerden alışveriş yapmanın, genellikle taklit veya tağşiş risklerini azaltabildiğini, ancak tamamen güvenli olduğu anlamına da gelmediğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Eyilcim, “Ne kadar sık denetimden geçerse geçsin, ürünlerin kaynağını, üreticisini ve işleme yöntemlerini dikkatle incelemek taklit ve tağşişin önüne geçebilmek için çok önemlidir. Bunun yanı sıra, yerel üreticiler bazen daha küçük ölçeklerde çalıştıkları için denetim süreçleri ve düzenlemeler büyük ölçekli üreticilere göre farklı olabilmektedir. Güvenilirlik, ürünün kaynağının, sertifikalarının ve üretim süreçlerinin yanında, tedarik edilen yerin izlediği kalite standartlarına, üretim koşullarına ve şeffaflığa da bağlıdır. Bu nedenle, organik veya yerel ürünlerden alışveriş yaparken, güvenilir sertifikaların ve etiketlerin bulunması, üreticilerin itibarı ve satış yerlerinin güvenilirliği gibi faktörlere de mutlaka dikkat edilmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

KİP’den Sevgililer Günü’ne özel reklam

Erkek moda markası KİP, Sevgililer Günü’nü yeni dijital reklam kampanyasıyla karşılıyor! Yılın en sevgi dolu gününe özel hazırladığı yeni dijital reklam kampanyası “Kalbinde kim varsa, hediyesi Kip’te var” ile KİP, kişileri günün her anında farklı aşk hikayeleriyle buluşturuyor.

Yaşamın dinamizmini modaya taşıyan KİP, 14 Şubat Sevgililer Günü’nü yılın en sevgi dolu gününe özel hazırladığı yeni dijital reklam kampanyasıyla kutluyor. KİP, “Kalbinde kim varsa, hediyesi Kip’te var” sloganıyla, aşkını her yerde dile getirenleri mağazalarına davet ediyor.

Künye

Reklamveren: KİP

Creative Prodüksiyon: BFAM Solutions

Yapımcı: Emir Eskinazi & Hüseyin Çantay

Kreatif Direktör: Resul Geniş

Yönetmen: Fırat Aydın

Yardımcı Yönetmen: Emrah Sakallıoğlu

Marka Ekibi: Aslı Pirpiri, Burak Kocemer, Bahar Solmaz, Melis Uzunoğlu

Müşteri Direktörü: Duygu Doğaner

Medya Ajansları: Digital House, People

Ajans Prodüktörleri: Yalın Şen & Aslışah Öklü

Müşteri İlişkileri: Fırat Şenay

Prodüksiyon Amiri: Barış Erol

Dop: Cengizhan Demir

Sanat Yönetmeni: Tarık Gökçay

Saç Makyaj: Elif Satı – Şule Satı

Styling: Melis Uzunoğlu

Kostüm Sorumlusu: Rukiye Şekerci

PR Ajansı: Goodworks

Karaca’dan üç koleksiyon

İnovatif ürünleriyle evlerde fark yaratan Karaca; “Habitat, Cosmos ve Symmetry” koleksiyonlarında yer alan küçük ev aletleri, sofra, mutfak ve dekoratif ürünleriyle, yepyeni yaşam alanları sunuyor.

“Habitat “ Koleksiyonu

Doğal tonları ve bohem estetiği bir araya getiren Habitat koleksiyonu; hasır parçaları, natural, krem ve ahşap tonları birleştiriyor. Sadeliği ve doğallığı yansıtan yumuşak renklerin kullanıldığı Habitat koleksiyonunda küçük ev aletleri, sofra  ve mutfak ürünleri yer alıyor.

 “Cosmos” Koleksiyonu

Şık detaylarla ve spiritüel hislerle dolu bir dünyaya dikkat çekmek isteyenleri buluşturan Cosmos; dark konseptiyle maximalist tasarımı birleştirerek evrenin gizemli, merak uyandırıcı dünyasına göz kırpıyor. Yaşam alanlarının konforunu artırarak hem görsel hem de işlevsel olarak ön plana çıkan Cosmos konsepti küçük ev aletleri grubunda; kahve makinesi, Air Pro Cook Duo, sofra grubunda ise kahve fincanı gibi ürünleriyle ön plana çıkıyor.

”Symmetry” Koleksiyonu

Inox dünyasının hâkim olduğu symmetry konsepti; yalın tasarım severlerin gözdesi oluyor. Günlük yaşamda ihtiyaç duyulan ürünleri işlevsellik mantığıyla oluşturan konseptin dikkat çekici parçaları arasında kahve makineleri, yemek takımları bulunuyor.

BİLGİ’den engelsiz mutfak atölyesi

İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü ile Engelli Öğrenci Birimi, görme engelli bireylerin mutfakta bağımsızlık kazanmalarını desteklemek amacıyla “Mutfağı Dokunarak Öğreniyorum” adlı bir atölye düzenledi.

Görme engelli üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen atölyede öğrenciler, tek başına yemek yapma konusunda bilgi ve deneyim kazandı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü ile Öğrenci Destek Merkezi-Engelli Öğrenci Birimi, görme engelli bireylerin mutfakta bağımsız hareket edebilmesini desteklemek amacıyla “Mutfağı Dokunarak Öğreniyorum” adlı bir atölye çalışması gerçekleştirdi. santralistanbul Kampüsü’nde düzenlenen etkinlikte görme engelli üniversite öğrencileri tek başına yemek yapma konusunda bilgi edinip deneyim kazandı.

‘Bağımsızlık ve özgüven için önemli bir adım’

BİLGİ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fikret Soner, “Görme engelli bireylerin günlük yaşamda bağımsız hareket edebilmesi, topluma aktif katılımlarını sağlayan en önemli unsurlardan biri. Projemiz, temel mutfak becerileri kazandırarak onların özgüvenini ve bağımsızlığını desteklemeyi hedefliyor. Bu tür eğitimlerin yaygınlaşması, engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmada önemli bir adım olacak” dedi.

Etkinlik sonunda öğrenciler, hazırladıkları yemeklerin tadına bakarak deneyimlerini paylaştı. Program, teşekkür belgelerinin katılımcılara takdim edilmesiyle sona erdi.