Yazılar

GANT, rotasını bu kez Ege’nin büyüleyici atmosferine çevirdi

Geçtiğimiz Kasım ayında İstanbul’da gerçekleştirdiği çekimlerle Türkiye’deki ilk yerel kampanyasını hayata geçiren ikonik Amerikan spor giyim markası GANT, rotasını bu kez Ege’nin büyüleyici atmosferine çevirdi.

GANT’in yeni kampanyası “Bir Yolculuk Hikayesi”, markanın zamansız stil anlayışını ve keşfetme tutkusunu Ege’nin tarihi ve kültürel zenginlikleriyle harmanlıyor. Şirince’nin üzüm bağlarından Efes’e uzanan keşif dolu bir yolculuğu konu alan kampanya, doğayla iç içe stil sahibi bir yaşam tarzını vurguluyor. Markanın klasikleşmiş ama her daim modern ruhunu yansıtan kampanyada, Mr. World yarışmasında ülkemizi başarıyla temsil ederek ilk 10’a giren Ege Karabenli’ye genç model Melisa Çolak eşlik ediyor.

Kampanya Künyesi

Marka: GANT Türkiye

Proje Adı: Bir Yolculuk Hikayesi

Fotoğrafçı: Okan Turgut

Yönetmen: Özkan Karagöz

Styling: İlhan Dalaklıoğlu, Tuğçe Meçoğlu

Saç & Makyaj: Gizem Ay

Model: Ege Karabenli, Melisa Çolak

Kamera Asistanı: Mert Türidi

Kreatif Ekip: Buse Yiğit, Cemre Işıksal, Ali Aydın Ustaoğlu

Art Direktör: Gülçin Gürkay

Kreatif Ajans: USUZU

Sevgililer Günü kutlamasında İtalyan lezzetleri

Terrazza Italia, Executive Şef Claudio Chinali’nin özel dokunuşlarıyla hazırladığı 14 Şubat Sevgililer Günü menüsüyle misafirlerine unutulmaz ve romantik bir akşam sunuyor.

Türkiye’nin yerel mutfağının zenginliğini ve İtalyan mutfağının dünyaca ünlü tatlarını harmanlayan Terrazza Italia, Sevgililer Günü’ne özel hazırladığı menüsüyle çiftlerin özel anlarına eşlik edecek.

Menü:

Gecenin başlangıcında, kefir sos, karamelize ceviz ve maydanoz yağı ile zenginleştirilmiş keçi peyniri, ricotta ve elma dolgulu pancar sunulacak. Ardından Angelica erik ve Jabuticaba meyveli sos, chili biber ve badem eşliğinde sunulan dana kaburga dolgulu “Caramelle” makarna, damaklarda unutulmaz bir tat bırakacak. Ana yemek olarak milföy patates, karnabahar püresi, edamame fasulyesi, bezelye ve morel mantarı ile tamamlanan dana bonfile, romantik akşamı taçlandırırken, tatlı olarak Marsala jeli, orman meyveli sorbe ve beyaz çikolatalı crumble ile servis edilen orman meyveli ve bitter çikolatalı Sacher, geceye tatlı bir dokunuş katacak.

Tel: 0531 733 0902

E-mail: terrazzaitalia@eataly.com.tr

Fotoğraf baskılarında yüksek kalite

Canon, A3+ baskı alan yeni mürekkep püskürtmeli yazıcısı imagePROGRAF PRO-310’u kullanıma sundu.

Geniş formatlı mürekkep püskürtmeli yazıcı serisinin yeni ürünü Canon imagePROGRAF PRO-310, fotoğraflarının baskılarını almak ve uzun yıllar boyunca sanat eseri olarak sergilemek isteyen fotoğrafçıların ihtiyaçlarını karşılayan bir yazıcı olarak öne çıkıyor. Yeni geliştirilen pigment mürekkep LUCIA PRO II1‘nin kullanıldığı PRO serisi, son derece detaylı renkler ve derin siyahlar gibi olağanüstü fotoğraf kalitesine ulaşırken, basılan malzemelerin ışığa ve aşınmaya karşı direncini önemli ölçüde artırarak ifade zenginliğine sahip yüksek kaliteli eserlerin üretilmesini ve uzun süreli saklanmasını sağlıyor.

Üst düzey modellerde kullanılan yeni LUCIA PRO II mürekkeplerde, UV ışınlarına karşı dayanıklı ve kolay bozulmayan bir pigment kullanılıyor. Bu sayede, basılı malzemelerin ışığa dayanıklılığı 200 yıla kadar2 ulaşarak uzun süreli, arşiv amaçlı saklanabiliyor. Üstelik parlak kağıda baskı yaparken mürekkebe balmumu eklendiği için baskı yüzeyi pürüzsüzleşiyor ve basılı malzemeler aşınmaya karşı son derece dirençli hale geliyor. Aynı zamanda, çerçeveleme ve taşıma gibi baskı sonrası işlemler sırasında çizilmeleri önleyerek basılan malzemelerin kullanım kolaylığını artırıyor.

Ayrıca Şeffaf Chroma Optimiser mürekkep, parlak kağıda baskı sırasında yansıyan ışığı bastırıyor ve parlaklığı eşitleyerek ışık, görüş açısı veya diğer çevresel koşullar ne olursa olsun fotoğrafların orijinal renkleriyle, aslı gibi üretilmesine olanak tanıyor. Işık ve çizilme direncini artırırken, renk zenginliğini ve konu dokularını olduğu gibi yansıtan etkileyici eserler yaratıyor.

Doğumsal kalp hastalığına dikkat!

Doğumsal Kalp Hastalıkları Haftası, doğuştan kalp hastalıkları bulunan bebeklerin erken tanı ve tedavi süreçlerinin önemini vurguluyor. Erken tanının hayat kurtaran etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Vedide Tavlı, ailelerin bilinçlenmesi ve tanı sürecinin hızlandırılmasının kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Vedide Tavlı

Prof. Dr. Vedide Tavlı

Erken Tanı ve Tedavi Hayat Kurtarıyor

Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Çocuk Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedide Tavlı, doğumsal kalp hastalıklarının yılda yaklaşık 15.000-20.000 bebekte görüldüğünü belirterek şu bilgileri paylaştı:

“Bu hastalıklar bazen doğumdan sonraki ilk günlerde belirti göstermeyebilir ancak ilerleyen dönemlerde fark edilebilir. Kadın doğum uzmanları ve yeni doğan hekimlerinin dikkatli muayenesi ve erken taramalar hayat kurtarıcı olabilir. Özellikle, hastalıkların yarısının bir yaşından önce erken tanı ve tedavi gerektirdiğini biliyoruz.”

Prof. Dr. Tavlı, hastanedeki izlem süreçlerinde puls oksimetre ile ısrarlı düşük oksijen oranları uzman çocuk kardiyoloğunun değerlendirmesini gerektirmektedir. Böyle bir durumda, bebek mutlaka bir uzman kardiyolog tarafından değerlendirilmelidir. Erken müdahale, hayat kurtarıcıdır.”

Belirtilere Dikkat!

Erken dönem belirtilere dikkat çeken Tavlı, “Doğumsal kalp hastalıklarının en sık görülen belirtileri şunlardır; Dudak çevresinde morarma, solunumda hızlanma, beslenme sırasında zorluk ve sık sık memeyi bırakma, emme sırasında terleme, genel halsizlik ve büyük güçlükle nefes alıp verme, sürekli solunum zorluğu ve öksürük. Ailelerin bu belirtileri gözlemlemeleri durumunda vakit kaybetmeden bir çocuk kardiyoloğuna başvurmaları önemlidir” dedi.

Genetik ve Çevresel Faktörlerin Etkisi

Doğumsal kalp hastalıklarının oluşumunda genetik ve çevresel faktörlerin büyük etkisi olduğunu belirten Prof. Dr. Tavlı, şu noktalara dikkat çekti: “Gebelik döneminde annenin geçirdiği enfeksiyonlar, diyabet ve genetik yatkınlık doğumsal kalp hastalıklarının riskini artırabilir. Bu nedenle, anne adaylarının gebelik sürecinde dikkatli olmaları ve düzenli kontrollerini yaptırmaları hayati önem taşıyor.”

Fetal Ekokardiyografi ile Erken Tanı

Doğumsal kalp hastalıklarının doğum öncesinde tespit edilmesi mümkün. Fetal ekokardiyografi, gebeliğin 19. haftasından itibaren kalp hastalıklarını belirleyebiliyor. Bu sayede, doğumun uygun koşullarda gerçekleşmesi ve bebeğin ihtiyacı olan tüm tıbbi müdahalelerin planlanması sağlanabiliyor.

Farkındalık Hayat Kurtarır

Doğumsal kalp hastalıklarının toplumdaki farkındalığını artırmanın önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tavlı, ailelere şu mesajı verdi:

“Aileler, bebeklerinde herhangi bir kalp hastalığı belirtisi fark ettiklerinde zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmalıdır.”

Doğumsal kalp hastalıkları konusunda farkındalık yaratmak ve erken tanı ile tedavi yöntemlerinin önemini anlatmak amacıyla Doğumsal Kalp Hastalıkları Haftası boyunca bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri gerçekleştirilecektir.

 

“Terapi” gibi geldi

Begüm Kütük Yaşaroğlu ve Gamze Süner Atay’ın başrolleri paylaştığı Terapi, izleyiciyle buluştu.

Can Çelebi tarafından kaleme alınan, yönetmenliğini Yunus Emre Bozdoğan’ın yaptığı ve başrollerinde Begüm Kütük Yaşaroğlu ile Gamze Süner Atay’ın yer aldığı “Terapi” oyunu UNIQ İstanbul’da gerçekleşen özel gösterim ile seyirciyle buluştu.

Bir terapi odasında başlayan buluşmada iki kadının sırlarını, korkularını ve kırılma noktalarını açığa çıkararak kadın olmanın getirdiği ortak yükleri samimi bir dille anlatan oyun, izleyici tarafından büyük beğeniyle karşılandı.

“Terapi” oyunu; Elisa Vos (Gamze Süner Atay) adında, işinde başarılı ama kendi hayatında bir hayli çalkantılı bir psikiyatrist ile genç, saf görünen ama derin yaraları olan Yvonne Sesselaar’ı (Begüm Kütük Yaşaroğlu) bir terapi odasında buluşturuyor.

Yvonne, terapiye ilk kez gelen bir hasta gibi başlasa da seans ilerledikçe, büyük bir itirafta bulunuyor. Bu itiraf, Elisa’nın profesyonel duruşunu alt üst ederken hayatına dair sorgulamalar yapmasına neden oluyor.

Oyun bir yandan kadınların hayatındaki zorluklara, kadına yönelik şiddet ve baskıya cesur bir gönderme yaparken diğer yandan kadın dayanışmasının gücünü ve iyileştirici etkisini de vurguluyor.

Begüm Kütük Yaşaroğlu ve Gamze Süner Atay’ın başrolleri paylaştığı Terapi, izleyiciyle buluştu.

Can Çelebi tarafından kaleme alınan, yönetmenliğini Yunus Emre Bozdoğan’ın yaptığı ve başrollerinde Begüm Kütük Yaşaroğlu ile Gamze Süner Atay’ın yer aldığı “Terapi” oyunu UNIQ İstanbul’da gerçekleşen özel gösterim ile seyirciyle buluştu.

Bir terapi odasında başlayan buluşmada iki kadının sırlarını, korkularını ve kırılma noktalarını açığa çıkararak kadın olmanın getirdiği ortak yükleri samimi bir dille anlatan oyun, izleyici tarafından büyük beğeniyle karşılandı.

“Terapi” oyunu; Elisa Vos (Gamze Süner Atay) adında, işinde başarılı ama kendi hayatında bir hayli çalkantılı bir psikiyatrist ile genç, saf görünen ama derin yaraları olan Yvonne Sesselaar’ı (Begüm Kütük Yaşaroğlu) bir terapi odasında buluşturuyor.

Yvonne, terapiye ilk kez gelen bir hasta gibi başlasa da seans ilerledikçe, büyük bir itirafta bulunuyor. Bu itiraf, Elisa’nın profesyonel duruşunu alt üst ederken hayatına dair sorgulamalar yapmasına neden oluyor.

Oyun bir yandan kadınların hayatındaki zorluklara, kadına yönelik şiddet ve baskıya cesur bir gönderme yaparken diğer yandan kadın dayanışmasının gücünü ve iyileştirici etkisini de vurguluyor.

Tükenmişlik Sendromu bağışıklığı zayıflatıyor, kalbi tehdit ediyor!

‘Kendimi tükenmiş hissediyorum’, ‘çok yorgunum’, ‘çalışmak istemiyorum, yataktan kalkmak bile çok zor geliyor’, ‘herkesi geride bırakıp kaçmak istiyorum’… Bu ve benzeri şikayetlerden yakınanların sayısı günümüzde hızla artıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Nagihan Günal, “Tükenmişlik sendromu bireyin bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve kişiyi soğuk algınlığı, grip ya da uykusuzluğa karşı daha duyarlı hale getirebilir. Uzun süre tedavi edilmeden ilerlemesine izin verilirse alkol bağımlılığından depresyona, diyabetten kalbe dek çok ciddi fiziksel veya psikolojik sorunlara yol açabilir” diyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Günal, tükenmişlik sendromunun kıskacında olup olmadığınızı anlamanızı sağlayacak 10 soruluk test hazırladı, kendinizi tükenmişlik sendromundan korumak için alabileceğiniz önlemleri sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Modern çağın yol açtığı önemli sorunlardan biri; tükenmişlik sendromu! Günlük yaşamın aşırı koşuşturmacasında; aşırı iş yükünden ‘hayır’ diyememeye ve sınır koymada güçlük çekmeye, ekonomik zorluklardan mükemmeliyetçi kişilik yapısına dek bir çok faktör kişinin kendini tükenmiş hissetmesine yol açabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Nagihan Günal “Günümüzde yoğun rekabet koşulları ve gelişen teknolojinin de etkisiyle işyerinde ve evde uzun çalışma saatleri, ekonomik sıkıntılar, toplumsal güvenlikle ilgili üzücü haberler ya da sosyal medyada insanların sürekli eğlendiği, mutlu olduğu, tatil yaptığı ütopik yaşamların gerçekliğine dair yanılsamalar gibi çok sayıda etken kişinin fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak yıpranıp kendini tükenmiş hissetmesine neden olabiliyor. İlk kez 1974 yılında Psikolog Freudenberger tarafından kullanılan tükenmişlik kavramı son 50 yıldır oldukça yaygın bir araştırma konusu olmakla birlikte, günümüz koşullarında görülme sıklığı hızla artmaktadır. Bireyin normal şartlarda profesyonel yaşamdaki kariyerinden, arkadaşlıklarından veya ailesindeki sosyal etkileşimlerinden aldığı keyfi azaltan, kendini başarısız ve değersiz görmesine neden olan tükenmişlik sendromu tıbbi bir tanı olmasa da ciddi ve mutlaka profesyonel psikolojik destek almayı gerektiren bir sorundur” diyor.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Nagihan Günal

Psikiyatri Uzmanı Dr. Nagihan Günal

10 soruda ‘tükenmişlik’ testi!

Psikiyatri Uzmanı Dr. Nagihan Günal, hazırladığı 10 soruluk testte, yanıtlarınızın 5 ve üzeri ‘evet’ olmasının, tükenmişlik sendromu yaşadığınız anlamına gelebildiğini belirterek “Tükenmişlik sendromu kendiliğinden geçebilen bir durum değildir, mutlaka psikolojik olarak destek almanız gerekir” diyor. İşte 10 soru;

  1. Kapana kısılmış gibi hissediyor musunuz?
  2. Çaresiz hissediyor musunuz?
  3. Üzüntülü, kederli ya da depresif hissediyor musunuz?
  4. Umutsuzluk duyuyor musunuz?
  5. Bıkkınlık hissediyor musunuz?
  6. Değersiz ve başarısız biri gibi hissediyor musunuz?
  7. İnsanlar tarafından hayal kırıklığına uğratılmış hissediyor musunuz?
  8. Fiziksel olarak hastalıklı hissediyor musunuz?
  9. Yorgunluk hissediyor musunuz?
  10. Uyumada zorluk çekiyor musunuz?

Baş ağrısından kalp hastalıklarına!

Tükenmişlik sendromu yaşayanların kendilerini sürekli yorgun hatta bitkin, tükenmiş hissettiklerini belirten Dr. Günal “Baş ağrısı, karın ağrısı, iştahta veya uykuda düzensizlik, duygudurumda değişiklikler, özellikle kaygılı ya da umutsuz hissetme en sık yaşanan belirtileridir. Bunun sonucu olarak kişiler, sosyalleşmeyi ve arkadaşlarına, aile üyelerine ya da iş arkadaşlarına güvenmeyi bırakarak izolasyona yönelebilirler. Hayata karamsar bakıp kendilerini çaresiz hissedebilirler. Tıpkı diğer kronik stres türleri gibi tükenmişlik sendromu da bireyin bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve soğuk algınlığı, grip ya da uykusuzluğa karşı daha duyarlı hale getirebilir. Uzun süre tedavi edilmezse ilerleyerek alkol-madde bağımlılıkları, depresyon, kalp hastalığı ve diyabet gibi ciddi fiziksel veya psikolojik hastalıklara yol açabilir” diyor.

Tükenmişlik sendromundan korunmak için önlemler!

  • İş yükünüzü ve sorumluluğunuzu paylaşın, molalar verin.
  • Keyif aldığınız aktiviteleri sürdürün, yeni eğlenebileceğiniz aktiviteler bulun.
  • Ailenizle ve sevdiklerinizle daha fazla vakit geçirin, sosyal etkileşimleri artırın.
  • Mesai saatleri dışında odağınızı işten uzaklaştırın.
  • Zorlandığınızda, stres yükünüz arttığında ya da duygusal bir zorlanma yaşıyorsanız yardım istemekten çekinmeyin.
  • Beslenme ve uyku rutininizi oluşturun; sağlıklı beslenin, abur-cubur atıştırmalıklardan kaçının ve geceleri mutlaka 6-8 saat uyuyun.
  • Haftada 3-4 gün mutlaka egzersiz yapın.
  • Sigara ve alkolden uzak durun.
  • Gerekirse sorunlarınız ilerlemeden psikolojik destek alın.

İftar sofraları tatlısız olmaz

Özsüt, Ramazan sofralarını şenlendiren birbirinden lezzetli tatlılarıyla 11 ayın sultanını karşılıyor.

Özsüt’ün maharetli ustaları tarafından en kaliteli malzemeler kullanılarak özenle hazırlanan Kaymaklı Güllaç, saray mutfağından günümüze uzanan geleneksel şerbetli tatlılar ve vazgeçilmez sütlü lezzetler; bu Ramazan yine iftar sofraların en tatlı anlarına eşlik edecek.

Bir Ramazan klasiği: Kaymaklı Güllaç

Ramazan denildiğinde akla gelen ilk tatlı elbette ki güllaçtır. 15. yüzyılda girdiği Saray mutfağından günümüze uzanan Kaymaklı Güllaç, bu Ramazan yine Özsüt yorumuyla eşsiz bir lezzete kavuşuyor. Güllaç yaprakları üstüne renkli görüntüsü ile iştah açan ve 11 ay boyunca beklenen bu vazgeçilmez tat, Özsüt’ün kendi üretimi olan taze kaymakla birleşerek lezzetine lezzet katıyor. Günlük ve en taze çiftlik sütüyle ıslatılmış yaprakları kaymak, badem ve ceviz ile buluşturan Kaymaklı Güllaç, ferahlatıcı tadını limon rendesinden alıyor. Bu hafif ve leziz tatlıya son dokunuş ise Antep fıstığı ve kiraz şekeriyle yapılıyor. Bu eşsiz lezzet, sadece Ramazan ayı boyunca Özsüt’lerde.

Saray mutfağından iftar sofralarına uzanan şerbetli tatlılar

Özsüt’ün Saray Mutfağından günümüze uzanan şerbetli tatlıları, iftar saatlerine ve bayram sofralarına en çok yakışanlardan. Özsüt’ün Ramazan’a ayrı bir lezzet katan tatlıları arasından seçim yapmak zor olsa da, aslına uygun hazırlanan Ekmek Kadayıfı, günlük çiftlik sütünden özel üretilen peynirle lezzetlenen Peynir Tatlısı, kazandibi ve kaymaklı dondurma ile servis edilen Nostalji ve ekmek kadayıfı üzerine yarım porsiyon kazandibi ve 2 top özel kaymaklı dondurma ile taçlandırılan efsane tatlı Asansör en çok tercih edilenlerden.

Hafif ve leziz: Sütlü tatlılar

Özsüt, Ramazan’da da tercihi hafif tatlılardan yana olanlar için ise zengin sütlü tatlı menüsü sunuyor. Tüm ürünlerinde en taze günlük çiftlik sütü ve en kaliteli malzemeler kullanan Özsüt’ün, geleneksel sütlü tatlılarının lezzeti, pirincin özel değirmenlerde öğütülmesiyle hazırlanan sübyeden geliyor. Pirinci özel taş değirmenlerde öğüten Özsüt, özgün tariflere ve yöntemlere sadık kalarak ilk günkü gibi aynı reçete ile ilerliyor. Özsüt’ün alamet-i farikası Kazandibi, Tavukgöğsü Kazandibi, Fıstıklı Kazandibi, Keşkül, Fırın Sütlaç, Sakızlı Muhallebi ve Karamelli Trileçe, her yıl olduğu gibi Ramazan’a tat katmayı bekliyor.

Philips TV&Sound; 2025 ses ve aksesuarları

Seride yeni kulaklıklar; çalar saatli radyolar, hepsi bir arada mini hi-fi sistemleri ve taşınabilir CD ses sistemleri yer alıyor. Modellerin hepsi kolay onarım ve sürdürülebilirliğe odaklanarak tasarlandı.

H8000E – Orta sınıf kulak üstü, kablosuz ANC kulaklıklar

H8000E, siyah veya beyaz renk seçenekleriyle sunulan, hafif ve katlanabilir tasarıma sahip kablosuz, hibrit adaptif ANC, kulak üstü  kulaklık.

Philips ses tasarımlı büyük, grafen kaplı, 40 mm sürücüler ve Yüksek Çözünürlüklü ses (LDAC) oynatmanın yanı sıra AAC ve LC3 uyumluluğu ve etkileyici ses için Uzamsal Ses sayesinde ses kalitesini mükemmel hale getiriyor.

Kablosuz bağlantı Bluetooth 5.4 üzerinden sağlanırken, H8000E Multipoint ve Auracast işlevlerini de sunuyor.

K2000/K4200/K5500 Çocuklar için özel olarak üretildi

Yeni çocuk kulaklığı serisi; sağlam, dayanıklı, katlanabilir, rahat, renkli, güvenli – her üç modelde de 85dB’ye ayarlanmış bir ses sınırlayıcıyla eğlenceli üç yeni model içeriyor.

K2000, standart olarak 3,5 mm jaka sahip olmanın yanında kutusunda 3,5 mm USB-C adaptör de barındırıyor. Çocuklar ayrıca 3,5 mm bağlantı kablosu aracılığıyla seslerini diğer arkadaşlarının kulaklıklarıyla paylaşabilyorlar.

Bir diğer model olan K4200, K2000 ile aynı tasarım ve renklere sahip olmasının yanında eğlence faktörünü artırmak için kulaklık başlıklarının dışına çok renkli LED ışıklar ekleyen bir kulak üstü kablosuz kulaklık modeli.

R5100 ve R5600 – Kompakt ve çekici Harika görünen ve ses veren taşınabilir saatli radyolar

Yeni şık portatif saatli radyoların her ikisi de geniş bir LCD ekrana sahip olmanın yanında  dijital ayarlama ve 20 ön ayar (10 DAB ve 10 FM) ile DAB, DAB+ veya FM dinleme seçeneği sunuyor. Alternatif olarak, her iki ürün de Bluetooth 5.3 bağlantısı aracılığıyla kolay akış sunuyor.

M2 Mini HiFi sistemleri

Yeni dört model mini HiFi sistem, tuner, amplifikatör, CD çalar, Auracast ile Bluetooth 5.4 bağlantısı, USB ses ve 3,5 mm ses girişini sadece 180 x 115 x 224 mm (M3505M2, M3205M2) ve 220x104x232 mm (M4505M2, M4205M) GxYxD ölçülerinde ve ayrı stereo hoparlörlerinin boyutlarıyla eşleşen tek bir şık ünitede birleştirmeyi başarıyor.

Hepsi bir arada taşınabilir CD ses makineleri

İki yeni ürün; Z5000 ve Z6000

310 x 128 x 210 mm (GxYxD) ölçülerindeki her iki ses sistemi de ciddi bir ses kalitesi sunacak kadar büyük olmakla birlikte, odadan odaya kolayca taşınabiliyor.

Hem Z5000 hem de Z6000, üste monte edilmiş CD çalarlar, Auracast uyumlu Bluetooth 5.4 bağlantısı ve USB ses çalma dahil olmak üzere tam özellikli. Z5000 bir FM Tuner’a sahipken, Z6000 DAB+ özelliğine sahip.

Z5000 ve Z6000’in ön panelinde geniş bir LCD ekranın yanı sıra CD çalar ve tuner için dokunmatik düğme kontrolleri bulunuyor. Alternatif olarak, her iki ürün de Philips Entertainment App aracılığıyla kontrol edilebiliyor.

Elite World Zinciri’nde atama

Elite World Hotels & Resorts’un yeni Mutfaklar Direktörü Muhittin Fidan oldu.

Gastronomi alanındaki zengin deneyimi ile çok sayıda ödülün sahibi olan Fidan, yenilikçi mutfak anlayışıyla Elite World’ün mutfak vizyonunu daha da ileriye taşıyacak.

 

Muhittin Fidan kimidr?

Türk mutfağını dünya çapında tanıtma konusunda da çalışmalar yapan Fidan, Chaine De Rôtisseur yemeği gibi uluslararası gastronomik etkinliklerde yer alarak Türk mutfağını temsil etti. Ayrıca Bocuse d’Or Türk Takım Liderliği yaparak, katılan yarışmacıya elemelerde koçluk yaptı. Kanada ve İngiltere Konsoloslukları’nda yapılan Türk mutfağı haftasında ülke kültürünü temsil eden yemekler hazırlayan Fidan, bu çalışmalarıyla “celebrity chef” olarak yurt dışındaki pek çok ünlü organizasyondan davetler alıyor.

Yerel lezzetlere özel festivaller hazırlama konusunda da aktif çalışmalar yapan Fidan, Edirne’deki gastronomi festivaline öncülük etti. Ayrıca Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nde Çanakkale kahvaltısı için hazırlanan çalıştayda görev aldı.

Fidan, mutfak deneyimini yeni restoran konseptleri geliştirme, marka yönetimi, tatil köyü gibi alanlardaki derin bilgi birikimi ile de destekliyor.

Muğla ve Bodrum Emitt Fuarında

Bu yıl 28’incisi düzenlenen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda (EMITT), Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Bodrum Belediyesi iş birliğiyle hazırlanan Bodrum standı büyük ilgi gördü.

Bodrum Belediyesi ve Bodrum Ticaret Odasının organizasyonu, Muğla Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle hazırlanan standın açılış kokteyli, birçok turizm profesyonelini bir araya getirdi. BOTAV (Bodrum Tanıtım Vakfı)’da bu önemli etkinlikte Muğla Belediye Başkanı Ahmet Aras ve Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’yi yalnız bırakmadılar. BOTAV Başkan Yardımcısı Alptekin Polat ve Muğla Turizm Platform Koordinatörü Cumhur Güven Taşbaşı fuar boyunca çalışmalara büyük destek verdiler.