Yazılar

Tülin Akkaş’ın 4. kişisel resim sergisi

Tülin Akkaş’ın eserlerinde, iç içe geçmiş, birbirine karşıt, kimi zaman da birbirini besleyen, gerçekliğin ötesinde sınırları olmayan bir dünyanın temsili sunulurken, sanatçı kendi algıladığı nesnel gerçeğin düşündeki yansıması ile hareket ediyor. Hayal gücü, gerçeklikten kaçışın kapılarını aralarken, düşsel olarak özgürce gezindiği diyarlardaki içsel keşiflerinin yüzeylere yansıyan yolculuğu olarak tanımlıyor çalışmalarını. Bu yolculukta, kaosun yoğunluğu kadar dinginlik arayışı da bulunuyor. Her katman, sanatçının kendi varoluşuyla yüzleştiği, çıkmazlarla mücadele ettiği ve nihayetinde dinginliğe ulaştığı bir süreci görünür kılıyor. İzleyiciyi kendi içsel gerçekliğini sorgulamaya ve hayal dünyasının renkli kaosuna adım atmaya davet ediyor.

2004 yılından itibaren birçok karma sergide yer alan Akkaş, 2010 yılında İstanbul’da gerçekleştirdiği ilk kişisel sergisiyle dikkat çekti. 6 Şubat – 23 Şubat 2025 tarihleri arasında Galeri Deniz’de izleyiciyle buluşacak olan 4. kişisel sergisi “EŞİKTE” (Hakikat ve Hayalin Eşiğinde) ile sanatseverlere yeni bir perspektif sunmaya hazırlanıyor. Halen kendi atölyesinde üretimlerini sürdüren Tülin Akkaş, resimlerinde keşif ve farkındalığı merkeze alarak sanatsal yolculuğunu derinleştirmeye devam ediyor.

GALERİ DENİZ – DENİZBANK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Esentepe, DenizBank Genel Müdürlük, Büyükdere Cd. No:141, 34394 Şişli/İstanbul

Sergi haftanın yedi günü 09:00-18:00 arası ziyarete açıktır.

Sergi Tarihi: 06.02.2025 – 23.02.2025

Avrupa’yı balıkla buluşturduk

Türk Su ürünleri sektörü, 2024 yılında ihracatını yüzde 20’lik artışla 1 milyar 679 milyon dolardan 2 milyar 19 milyon dolara taşıdı. Su ürünleri sektörü ilk kez 2 milyar doları aşmanın gururunu yaşıyor.

Levrek zirvede yerini korudu

Su ürünleri ihracatında levrek 570 milyon dolarla liderliğini sürdürdü. Levrek ihracatı 2023 yılına göre yüzde 10 artış gösterdi.

Levrek ihracatında ilk üç ülke 126 milyon dolarla İngiltere, 85 milyon dolarla İtalya ve 84 milyon dolarla Hollanda oldu.

Su ürünleri sektöründe Türkiye’nin en çok ihraç ettiği ikinci balık türü, ihracatını yüzde 22 artırarak 417 milyon dolardan 508 milyon dolara çıkaran çipura oldu.

Çipura ihracatında İtalya 100 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, İtalya’yı 75 milyon dolarda Yunanistan ve 72 milyon dolarla Hollanda izledi.

Türk somonu ihracatı 500 milyon dolara dayandı

2023 yılında 350 milyon dolar Türk somonu ihracatı 2024 yılında yüzde 31’lik artışla 497 milyon dolara ulaştı.

Rusya Federasyonu 356 milyon dolarla Türk somonu ihracatında açık ara liderliğini sürdürürken Almanya’ya 36 milyon dolarlık, Vietnam’a 26 milyon dolarlık Türk somonu gönderdik.

Orkinos ihracatı 2024 yılında yüzde 153’lük rekor artışla 51 milyon dolardan 129 milyon dolara çıktı.

Orkinos ihracatımızın 99 milyon dolarlık büyük dilimi Japonya’ya yapılırken, Güney Kore 29 milyon dolarlık orkinos talep etti.

Alabalık ihracatı 117 milyon dolar olurken, kaya levreği ihracatından 25,5 milyon dolar döviz geliri elde edildi. Diğer su ürünleri ihracatımız yüzde 16’lık artışla 181 milyon dolardan 210 milyon dolara yükseldi.

Almanya, 52 milyon dolarlık alabalık talebiyle birinci ülke olurken, Almanya’yı 18 milyon dolarla Rusya ve 9,5 milyon dolarla Hollanda takip etti.

Beta Tea’den Sevgililer Günü hediyeleri

Türkiye’nin yenilikçi çay markası Beta Tea, Sevgililer Günü’nün romantik ruhunu yansıtan ve özel kalp tasarımlı kutularıyla göz kamaştıran Beta Tea “Aşk Koleksiyonu” ile seven kalpler için eşsiz bir hediye alternatifi sunuyor. Çay severlere farklı ve unutulmaz bir deneyim yaşatacak olan Aşk Koleksiyonu’nun yanı sıra sımsıcak bir Sevgililer Günü için pek çok farklı hediye seçeneği bulunan Beta Tea, aşkı her dem yaşatıyor.

Dünyanın farklı bölgelerinden özenle seçilmiş çayları içeren Dünya Çayları Koleksiyonu, doğanın şifalı bitkileri ve meyve tanelerinden oluşan Wellness Koleksiyonu, My Gourmet Çay Serisi ve kahve tutkunlarını mutlu edecek A’la Türk Kahvesi, Beta Tea’nin Sevgililer Günü sürprizlerinden yalnızca birkaçı…

Evrim Sanat Galerisi’nden “AN’LAR II”

Evrim Sanat Galerisi, ressam Asuman Tunçay’ın kişisel sergisi “AN’LAR II” ile yeni yılın ilk sergisinde sanatseverleri buluşturdu.
Sergide, Asuman Tunçay’ın kendi çektiği fotoğraflardan faydalanarak oluşturduğu sadeleştirilmiş mekanlar içerisinde çocuk ve hayvan figürlerini ustaca harmanlayarak ortaya koyduğu 39 adet tuval üzerine yağlı boya ve akrilik çalışması eserleri sergilendi. Bu eserler, sanatseverlerin ilgisini ve beğenisini topladı.
Ressam Asuman Tunçay’ın “AN’LAR II” sergisi, Evrim Sanat Galerisi’nde 29 Ocak 2025 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.
Evrim Sanat Galerisi
Adres: Göztepe Mahallesi, Bağdat Caddesi Handan Palas Apartmanı No:233 Daire: 1 Kadıköy-İstanbul
Tel.: (0533) 237 59 06
Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00
Pazar: 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

Costa Coffee’den sevgililere özel kalp kuvasan

Costa Coffee, Sevgililer Günü’ne özel lezzetleriyle misafirlerine kalpleri ısıtan tatlar sunuyor. Sevgiyi paylaşmanın tatlı bir yolu olan ve bu özel dönem için hazırlanan kalp kruvasan ve marmelat dolgulu kruvasan çeşitleri ise Costa Coffee’nin keyifli atmosferinde sevenlerini bekliyor.

Yiyecek menüsüne eklenen kalp kuvasan ve marmelat dolgulu kruvasan çeşitleri, 14 Şubat’ın keyfini çıkarmak isteyen çiftler için Costa Coffee’de yerini alıyor. Sadece Rainforest Alliance sertifikalı kahve çekirdekleriyle hazırlanan özel kahveler ise bir araya gelinen bu özel anlarda tatlıların eşlikçisi oluyor.

Karpal Tünel Sendromu’na karşı etkili önlemler!

Modern çağda yoğun teknoloji kullanımının da etkisiyle ülkemizde hızla yaygınlaşan Karpal Tünel Sendromu, yaşam kalitesini son derece olumsuz etkiliyor. Özellikle 40-60 yaşları arasında yaygın görülen ve sıklığı erkeklerde ilerleyen yaşla, kadınlarda ise menopozla birlikte artan bu hastalığın kişiyi adeta canından bezdirdiğini belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kahraman Öztürk “Günlük yaşantımızda en sık kullandığımız organımız ellerimiz. El bileğinde sinir sıkışması sonucu ortaya çıkan Karpal Tünel Sendromu ihmal edilmemesi gereken önemli bir hastalık. Ancak hastalar çoğu kez ilerlemiş sorunlarla doktora başvurarak erken tanı ve tedavinin imkanlarını kaçırabiliyorlar” diyor. Prof. Dr. Kahraman Öztürk, toplumda yaygın görülmesine rağmen yeterli farkındalığın bulunmadığı Karpal Tünel Sendromu hakkında bilinmesi gereken 5 kritik noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Kahraman Öztürk

Prof. Dr. Kahraman Öztürk

  • Hastalığa zemin hazırlayan etkenlere dikkat!

Karpal Tünel Sendromuna yol açan risk faktörleri arasında; uzun süreli ve aralıksız el bileği bükülü pozisyonda bilgisayar ve klavye kullanımı, çalgı çalmak gibi tekrarlayan el ve el bilek hareketleri, şişmanlık, hamilelikte sıvı tutulumunun yol açtığı ödem, diyabet (şeker hastalığı), hipotiroidi gibi hormonal bozukluklar ve romatoid artrit gibi enflamasyon ile seyreden hastalıklar önemli rol oynuyor. Hastalık ayrıca karpal kanal içinde yer alan gangliyon kisti gibi tümoral yapıların basısı ya da kötü kaynamış el bilek kırıkları sonrası da görülebiliyor.

  • Bu şikayetlerle kendini gösteriyor!

Prof. Dr. Kahraman Öztürk hastalığın başlıca belirtilerini şöyle açıklıyor: “Başlangıçta hafif dokunma ve basınç duyularında kayıplar gözlenir. Hastaların en belirgin şikayetleri; baş parmak, işaret ve orta parmak ile yüzük parmağın dış yarısında kısmi ya da tam duyu kaybı, başparmak kas bölgesinde erime, elde terleme bozukluğu ve gece ellerinde sızlama ve uyuşma ile uykudan uyanmadır. ‘Gece uykudan uyanıyorum ve elimi nereye koyacağımı şaşırıyorum’, ‘eşyaları düşürüyorum’ gibi şikayetlerle başvuruyorlar. Ayrıca topluiğne gibi küçük nesneleri kavrama ve tutmada güçlük çektiklerini ve anahtarı tutamadıklarını, omuzlarına yayılabilen ağrının da yaşam kalitelerini düşürdüğünü belirtiyorlar.”

  • El becerisi kaybına yol açabiliyor!

Başlangıçta elde duyu azalması şikayetleri ile kendini gösteren Karpal Tünel Sendromu’nun erken evrelerinde median sinirin dağılım bölgesinde ağrı, uyuşma ve karıncalanma şikayetleri olduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk “Sürecin son aşamasında ise; sinir üzerine artan bası sonucu başparmak tenar kas grubunda erime ile kas gücü ve el becerisi kaybı meydana gelebilir. Gece yarısı parmaklarında sızlama ile uyanan hastalar eldeki ağrı ve uyuşmanın geçmesi için ellerini sallarlar ve ellerinin pozisyonunu sürekli değiştirme ihtiyacı hissederler” diyor.

  • Karpal Tünel Sendromu’na karşı etkili önlemler!

El bileğini zorlayan, tekrarlayıcı hareketlerden kaçının. Ellerinizi ve el bileklerinizi zorlamayacak ama güçlendirecek egzersizler yapmak ödemi önleyeceği ve kasları güçlendireceği için koruyucu olacak, şikayetleri de azaltacaktır. Sürekli bilgisayar kullanıyorsanız dik tıklama cihazı (fare) kullanmanız, elinizin bükülü çalışmasını önleyerek şikayetlerinizin ortaya çıkmasını önleyecektir. Müzisyenler ve diş hekimlerinde el bilek ve parmak kullanımının doğru pozisyonda kullanıma modifiye edilmesi de şikayetleri azaltır veya ortadan kaldırır.

  • İleri evrede cerrahi tedavi gerekiyor

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kahraman Öztürk erken tanının, tedaviyi kolaylaştırdığını vurgulayarak, tedavinin, hastalığın şiddetine göre şekillendiğini söylüyor. Erken evrede ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersiz, ortopedik cihazlar ve yaşam tarzı değişiklikleri ile şikayetlerde düzelme olmaması durumunda cerrahi tedaviye başvurduklarını belirten Prof. Dr. Öztürk “Konservatif tedavinin yarar sağlamadığı hastalar ile bulguları ilerleyen ve geç dönemde başvuran ileri evre hastalarında cerrahi tedavi yapılır. Ameliyat sonrası, hastaların bir hafta süre ile el bileği hareketlerini kısıtlaması ve nötral pozisyonda üç hafta gece ateli kullanması önerilir. Hastalar, 3-4 hafta sonunda tüm el ve el bilek aktivitelerine başlaması için teşvik edilir. Başparmak bölgesindeki kasların eridiği ileri evrelerde el becerisini tekrar kazanmak için tendon transferi yapılabilir” diyor.

“Alerjisi geçmiştir” düşüncesiyle bu hatayı asla yapmayın!

Çağımızın önemli bir sorunu olan besin alerjisi son yıllarda çocuklarda daha yaygın görülüyor. Yapılan araştırmalar;  çocuklarda besin alerjisinin son 20 yıl içinde 2-3 kat arttığını gösteriyor. Bu artışla birlikte, dünyada ve ülkemizde her 100 çocuktan yaklaşık 8’inde besin alerjisi oluştuğu belirtiliyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde şehirleşme, hareketsiz yaşam gibi yaşam tarzındaki değişiklikler, hava kirliliği ve kimyasal maruziyet gibi çevresel faktörler, çocukların mikroorganizmalar ile yeterince temas etmemesi, cilt veya bağırsak gibi koruyucu yapıların zarar görmesi ve beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, çocuklarda gelişen besin alerjisinin temel nedenlerini oluşturuyor.  Acıbadem Ataşehir  Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız,  bağışıklık ve sindirim  sistemi henüz tam olarak olgunlaşmadığı için besin alerjisine en sık bebeklik ve erken çocukluk dönemi olan ilk 3 yaşta rastlandığına dikkat çekerek,   “Besin alerjisi çocuğun beslenmesini kısıtlayarak büyüme ile gelişmeyi olumsuz etkileyebiliyor ve yaşam kalitesinde düşüşe yol açabiliyor, dahası nefes darlığı gibi ciddi reaksiyonlar oluşturabiliyor. Bu nedenle çocuğunda besin alerjisi olduğunu düşünen ebeveynlerin hemen bir çocuk alerji hekimine başvurmaları gerekiyor. Besin alerjisi ebeveynleri çok kaygılandırsa da aslında doğru tanı, güvenli bir diyet ve acil durum hazırlığıyla çocukların sağlıklı bir yaşam sürmeleri sağlanabiliyor” diyor.

Dr. Ezgi

Dr. Ezgi Topyıldız

Alerjiye neden olan 170’ten fazla besin tanımlanmış!

Günümüze kadar, besin alerjisine neden olabilen 170’ten fazla besin tanımlanmış. Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız, ancak bu besinlerin sadece bazılarının yaygın olarak alerjiye yol açtığını belirterek, “Çocuklarda en sık alerjiye neden olan besinler; inek sütü, yumurta, soya, buğday, yer fıstığı, kuruyemişler, balık ve kabuklu deniz ürünleridir. Bunlar arasında yer fıstığı ve kabuklu deniz ürünleri daha ciddi reaksiyonlar oluşturabiliyor” bilgisini veriyor.

Sadece koklamak bile yeterli gelebiliyor!

Bazı besin alerjileri ilerleyen yaşla birlikte kaybolabiliyor. Özellikle süt, yumurta ve buğday alerjisi olan çocukların önemli bir kısmında bu alerjenler gerileme eğiliminde oluyor. Bununla birlikte yer fıstığı, kuruyemiş, balık ve kabuklu deniz ürünleri gibi besinlere karşı olan alerjiler yaşam boyu devam edebiliyor. Besin alerjisi oluşması için her zaman besinin yenmesi gerekmiyor. Bazı durumlarda besinin kokusunu solumak veya deriye temas etmesi de alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor.

Alerjisi geçmiştir düşüncesiyle “az miktarda” da olsa asla!

Çocuklarda besin alerjisinde bazı kurallara dikkat etmek ise yaşamsal önem taşıyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız, alerjen içeren besinleri “Çocuğumun besin alerjisi artık geçmiştir” düşüncesiyle “az miktarda” da olsa asla denememeniz gerektiği uyarısında bulunarak, “Zira, alerjen besinler çok küçük miktarlarda bile ciddi reaksiyonlara neden olabiliyor. Besin alerjisi olan çocuklar hekimleri tarafından genellikle 3-6 ay aralıklarla takip ediliyor. Alerjinin zamanla geçtiğine ancak doktor kontrolünde karar verilebiliyor. Diğer taraftan, besinleri diyetten çıkarmak çocuklarda beslenme yetersizliklerine yol açabiliyor. Bu nedenle hekim önerisi olmadan gelişigüzel diyet uygulamaktan da kaçınmak gerekiyor” diyor.

En sık cilt sorunları yaşansa da, dikkat!

Besin alerjisinde ilk belirtiler sıklıkla kızarıklık, kurdeşen, şişlik ve kaşıntı şeklinde cilt bulgularıyla ortaya çıksa da diğer sistem tutulumları da sık görülüyor. Besin alerjisinin belirtileri hafif başlayabiliyor, ancak ilerleyerek ciddi reaksiyonlara dönüşebiliyor. Özellikle dudak, dil ve boğaz şişmesi, nefes darlığı veya bilinç değişikliği gibi belirtiler acil müdahale gerektiriyor.  Dr. Ezgi Topyıldız, besin alerjisinin en yaygın belirtilerini şöyle sıralıyor:

Ciltte: Kurdeşen (ürtiker), egzama alevlenmeleri, kaşıntı, kızarıklık, döküntü.

Sindirim sisteminde: Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal veya kanlı, mukuslu dışkı.

Solunum sisteminde: Burun akıntısı, hapşırık, öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum, boğazda kaşıntı hissi.

 

Belirtiler günler sonra bile başlayabiliyor! 

Besin alerjisi, besinlerin içerdiği proteinlere karşı bağışıklık sistemimizin verdiği anormal yanıt sonucu oluşuyor. IgE aracılı ve non-IgE (IgE dışı) aracılı olmak üzere iki mekanizmayla gelişiyor.

IgE aracılı mekanizma: Bağışıklık sistemi, besin proteinlerini tehdit olarak algılayarak IgE antikorları üretiyor. Besin alerjeni vücuda tekrar girdiğinde, IgE antikorları mast hücrelerinden histamini ve diğer kimyasalları serbest bırakıyor. Bu kimyasallar genellikle dakikalar veya saatler içinde pek çok reaksiyona neden olabiliyor.

Non-IgE aracılı mekanizma: IgE antikorları rol oynamıyor, alerjik reaksiyon bağışıklık sistemindeki T hücreleri gibi farklı hücresel mekanizmalar üzerinden gerçekleşiyor. Alerjik reaksiyonlar daha geç ortaya çıkıyor ve belirtiler besin alerjenine maruz kaldıktan saatler veya günler sonra görülüyor.

TEDAVİDE 5 KRİTİK KURAL!

Besin alerjisinin tedavisinde en temel hedef, çocuğun güvenliğini sağlamak ve yaşam kalitesini artırmak. Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız, besin alerjisinin tedavisinde 5 kritik kuralı şöyle özetliyor:

Alerjen besinin diyetten çıkarılması

Alerjiye neden olan besin veya besinler diyetten tamamen çıkarılıyor. Ebeveynlere etiket okuma alışkanlığı kazandırılıyor ve besinlerin gizli kaynakları hakkında bilgi veriliyor. Çocuğa, yaşına uygun şekilde, hangi besinlerden kaçınması gerektiği anlatılıyor.

Beslenme ve takviye planı

Alerjen besinin diyetten çıkarılmasıyla gelişebilecek besin eksikliklerini önlemek amacıyla çocuğa özel beslenme planı oluşturuluyor. Örneğin, süt alerjisi olan çocuklarda kalsiyum ve D vitamini takviyeleri gerekebiliyor.

Acil durum yönetimi

Ciddi reaksiyon riski taşıyan çocuklar için adrenalin oto-enjektörleri reçete ediliyor. Aileler, bakıcılar ve okuldaki yetkililer çocuğun besin alerjisi konusunda bilgilendiriliyor ve acil durumlarda nasıl müdahale edileceği öğretiliyor.

Oral immünoterapi (OIT)

Tercihen 4 yaş üzerinde, besin alerjisi gerilememiş olan çocuklarda, doktor kontrolünde, düşük dozlarla başlanarak, alerjen besinin toleransının artırılması hedefleniyor. Dr. Ezgi Topyıldız, bu sayede bağışıklık sisteminin zamanla alerjen besini “tanımaya” başladığını ve tepkilerini azalttığını belirterek, “Bu yöntemle, özellikle yer fıstığı, süt ve yumurta gibi yaygın alerjenlere karşı kazara maruziyet durumunda oluşabilecek hayati tehlikenin azaltılması sağlanıyor. Yöntem sayesinde çocuk ve ailesinin günlük yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor” diyor.

Düzenli takip

Besin alerjisi zamanla kaybolabildiği için çocuğun düzenli olarak çocuk alerjisi uzmanı tarafından takip edilmesi gerekiyor.

Tarihi semtte Sevgililer Günü

Roof Mezzepotamia, çiftleri romantik bir akşam yemeğinde buluşturuyor. Sevgililer Günü’ne özel hazırladığı menüsüyle aşk ve lezzet dolu anlara ev sahipliği yapan Roof Mezzepotamia, çok özel bir atmosferde unutulmaz bir gece yaşatıyor. Muhteşem İstanbul silüeti ve boğazın ışıltısı eşliğinde lezzet deneyimi yaşayan misafirler, DJ performansıyla müziğin keyfini çıkarıyor.

Tarihi Yarımada’nın kalbi olarak bilinen Sirkeci’de yer alan Orient Occident Hotel’in terasında bulunan Roof Mezzepotamia, özel günler için de favori mekanlar arasında yerini alıyor.

Mutfak Şef Gökberk Özbay ve ekibine emanet

Mezopotamya’nın yeni bir medeniyet ve kültür yaratma mirasından ilham alarak menüsünü hazırlayan Roof Mezzepotamia, Türk mutfağının geleneksel lezzetlerini modern dokunuşlarla yeniden yorumluyor. Sevgililer Günü için özel bir menü hazırlayan Gökberk Özbay, misafirlere tam bir gastronomi deneyimi yaşatıyor.  Ön atıştırmalık olarak servis edilen ekşi mayalı köy ekmeği, tarhunlu esmer tereyağı emülsiyonu, soğuk sıkım zeytinyağı ve halhali zeytin ile başlayan lezzet serüveni gece sonuna kadar devam ediyor.  Başlangıç olarak Marmara olta levreği ceviche, ara sıcaklarda karides bisque sos ve beyaz velute sos ile servis edilen Kızarmış deniz tarağı ve Çanakkale kum midyesi ön plana çıkıyor. Ana yemeklerde ise ağır ateşte pişmiş dana kaburga ve fırında Singapur kedi balığı olmak üzere iki farklı alternatif yer alıyor. Beyaz çikolatalı mousse, red velvet ve orman meyveli sos ile hazırlanan tatlı ise romantik yemeği enfes bir lezzetle noktalıyor.

Adres: Orient Occident Hotel Autograph Collection Aşir Efendi Cd. No.11 Sirkeci
Tel: 0501 304 52 32

OKEY Zero Tenn’den reklam filmi

OKEY, geliştirdiği yeni ürünü OKEY Zero Tenn ile gerçek ten hissi deneyimi sunuyor! Lateks içermeyen hammaddesi ve ekstra ince yapısı ile OKEY Zero Tenn, hissi artırarak hazzı doruklara çıkarıyor. OKEY, yeni ürününü tanıtmak üzere hissetme ve haz almaya odaklanan yeni iletişim kampanyası ile karşımıza çıkıyor.

Kullanıcıların gerçek ten hissi beklentisine cevap veren yenilikçi ürün için hazırlanan reklam filmi, “hissetmenin her şey olduğunu düşünenler için gerçek ten gerçek his sloganıyla tüm dijital platformlarda izleyiciyle buluştu.

Künye:

OKEY Ekibi:

CMO: Bilge Çiftçi

Medya ve İletişim Müdürü: Ayşen Akalın

Pazarlama Müdürü: Ayşe Didem Tezelman

Uzman Marka Yöneticisi: Pınar Gül Kolcu

Marka Yöneticisi: Sıla Kösem

Medya Planlama Yöneticisi: Zeynep Güner

Dijital Pazarlama Uzman Yardımcısı: Simay Tokgöz

Pazar Araştırma Yöneticisi: Bahar Tad

Pazar Araştırma Kıdemli Uzmanı: Hilal Dursuner

Pazar Araştırma Uzman Yardımcısı: Selen Top

Kurumsal İletişim Uzmanı: Evrim Demir Subaşı

VML Ekibi:

CEO: Enis Orhun

CSO: Fatih Tüylüoğlu

Yönetici Kreatif Direktör: Ümit Taşlı

Genel Müdür: Yekta Elvin Gürel

Kreatif Direktör: Anıl Uzun

Kreatif Grup Liderleri: Zeynep Bilgin, Cem Altun, Güçkan Sarıtekneci

Kreatif Ekip: Değer Bayraktutan, Bahadır Öztürk

Müşteri İlişkileri Ekibi: Zeynep Miray Akay, Gizem Pelivan, Emrehan Balli

Stratejik Planlama Ekibi: Beyza Saraç

Yönetici Prodüktör: Fulya Akay

Producer: Cansu Caba

Sosyal Medya Ekibi: Ceren Boztepe, Doğa Ersin Ertekin

Yataş Bedding, mutluluğa “Evet” dedirten reklam

Yataş Bedding, “Yataş’la Mutluluğa Evet” sloganıyla hazırladığı yeni “Çeyiz Seti” ve “Balayı Tatili” hediye kampanyalarını etkileyici bir reklam filmiyle duyurdu.
Yataş Bedding, “Yataş’la Mutluluğa Evet” sloganıyla 2025’e damgasını vuran “Çeyiz Seti” ve “Balayı Tatili” hediye kampanyalarını, etkileyici bir reklam filmiyle duyurdu. Reklam filminde, Yataş Bedding’in evlilik hazırlıklarını daha kolay hale getiren kampanyaları ile çiftlerin mutluluğunu yansıtan sahnelere yer veriliyor.
Yataş Bedding‘den alan çiftlere verilen 10.000 TL değerinde 8 parça yeni nesil çeyiz seti hediyesi hakkında bilgi veriliyor.
Reklam filminde ayrıca Yataş Bedding’in çiftlerin hayallerini gerçekleştiren bir diğer kampanyası olan “100 Çifte Balayı Tatili” hediyesi de anlatılıyor. Yataş Bedding’in Balayı Tatili Kampanyası’ndaysa çiftler, 3 Haziran’a kadar her 24.990 TL ve üzeri alışverişlerde 1 çekiliş hakkı elde ediyor.

Künye:
Reklamveren: Yataş Bedding
Reklamveren Yetkilisi: Selmin Gündoğdu, Elif Önen Sakin, Mert Argını, Beyza Ertuğrul, Doğukan Gürkan, Sıla Keskin
Reklamveren Medya Planlama: Neslihan Delice
Reklam Ajansı: Publicis Groupe Türkiye
CCO: Volkan Dalkılıç
Executive Business Lead: Ezgi Ataseven
ECD: Gürkan Gürel
Kreatif Ekip: Büşra Türkmen, Şölen Yücel, Tuğrul Uçyiğit, Cihan Coşkun
Müşteri İlişkileri Ekibi: Selen Varlık, Damla Ezer, Koray Saltan, Belemir Koç
Strateji Genel Müdür Yardımcısı: Zeynep Bortaçina
Prodüksiyon Genel Müdür Yardımcısı: Arzu Köksal
Prodüksiyon Ekibi: Volkan Ağar, Bengisu Doyuran
Yönetmen: Gazali Görüryılmaz
Prodüksiyon Şirketi: Rebus
Medya Ajansı: Speed Medya