Yazılar

Anne ve babalar çok korkuyor, oysa…

Küçük çocuğu olan anne ve babalar, beyne zarar vereceği düşüncesiyle yüksek ateş ve ateşli havalelerde büyük korku yaşıyorlar. 5 yaşından küçük çocuklarda görülen nöbetlere titreme ve kasılma gibi durumların eşlik etmesi yaşanan endişeleri daha da artırıyor. Aslında, korkulanın aksine, havaleler çocukta bilişsel zarara yol açmıyor. Bu nöbetler sırasında ailenin bilinçli davranması gerektiğine dikkat çeken Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı “Aileler için çok korkutucu bir görüntü olmakla beraber, ateşli nöbetler iyi huylu nöbetlerdir ve 1-2 dakika gibi kısa sürede sonlandıkları için beyne zarar vermezler. Ateşli nöbetlere bağlı bilişsel gerilik, akademik performansta düşme, davranış sorunları gibi kalıcı etkilenmeler görmeyiz. Ancak 30 dakikayı aşan nöbetler beyinde hasarlanmaya neden olabilir” diyor.

Doç. Dr. Hepsen Mine Serin

Doç. Dr. Hepsen Mine Serin

Her 3 çocuktan 1’inde ilk belirti nöbet oluyor!

Ateşli nöbetler, tıptaki adıyla “febril konvülsiyon” bebek ve küçük çocuklarda en sık görülen nörolojik hastalıkların başında geliyor. Bu nöbetler altı ay ila 5 yaş arasındaki çocuklarda beyin enfeksiyonu, zehirlenme, kafa travması gibi tanımlanmış bir neden olmadan ateşle birlikte ve genellikle ateşin ilk gününde ortaya çıkıyor. Çocukların üçte birinde hastalığın ilk belirtisi nöbet oluyor ve ateşin yüksekliği ancak hastanede saptanabiliyor.

Genellikle ilk 2 yaşta ortaya çıkıyor

Yaşa bağımlı olan ateşli nöbetler, 5 yaşından küçük çocukların yüzde 2 ila 4’ünde ve sıklıkla erkek çocuklarda görülüyor. Ülkemizde yapılan bir çalışma; havale görülme oranının yüzde 3,3 olduğunu gösteriyor. Ateşli nöbetler çocukların yüzde 50’sinde ilk 2 yaşta; bununla beraber en sık 18-24 ay arasında ortaya çıkıyor. Ateşli nöbetlerin küçük yaşlarda görülmesinin sebebi, bağışıklık sisteminin gelişme sürecinde olduğu için enfeksiyon gelişmesinin daha kolay olmasıyla açıklanıyor.

Ailede varsa havale riski artıyor

Peki neden bazı çocuklarda havale görülüyor? Bunun en önemli nedenini genetik yatkınlık oluşturuyor, ilk ve tekrarlayan ateşli nöbette aile öyküsünün olması risk faktörü sayılıyor. Ateşli nöbet geçiren çocukların yüzde 25 ila 40’ının ailesinde ateşli nöbet geçiren başka kişiler bulunuyor. Hatta ailede ateşli nöbet geçiren kişi sayısı ne kadar çoksa çocukların ateşli nöbet geçirme riski de o kadar artıyor. Yüksek ateş, viral enfeksiyonlar, yakın zamanda aşı yapılması da yine bu tabloya yol açan risk faktörleri arasında yer alıyor.

Boş bakıyor veya gözlerini bir noktaya dikiyorsa… 

Ateşli nöbetler en sık boş bakma, tüm vücutta gevşeme, gözleri bir noktaya dikme şeklinde gözlemleniyor. Bazen nöbetler tüm vücutta veya tek tarafta kol ve bacakta kasılma veya titreme şeklinde ortaya çıkabiliyor. Havalelerdeki ateş faktörünün rolüne değinen Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin “Nöbet genellikle ateş hızla yükseldiğinde görülse de, esas tetikleyici ateşin derecesi oluyor. Ölçülen ateş çoğunlukla 39 derecenin üstündedir. Her 4 çocuktan 1’inde ateş 38-39 derece arasında görülüyor. Nadiren 38 derecenin altındaki vakalarda ateşli nöbet görebiliyoruz. Çocuk ateşi fark edilmeden de nöbet geçirebiliyor ve hastanede ateşi yüksek saptanabiliyor” diyor.

Tedavide amaç nöbetin tekrarlamasını önlemek

Ateşli nöbetlerin tedavisinde temel amacın nöbet tekrarını önlemek olduğuna işaret eden Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin “Koruyucu tedavi ve uzun dönem tedavi gibi farklı tedavi alternatifleri mevcut. Seçilecek tedavi programına çocuğun durumuna göre karar veriliyor. Ateşli nöbeti önceden tahmin etmek ya da önlemek mümkün olmasa bile bir defa nöbet geçiren çocuğun ateşlendiği dönemlerde ateşini yakın takip ederek kontrol altına almak önem taşıyor” diyor.

 

Nöbet sırasında dikkat etmeniz gereken 8 önemli kural!

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Hepsen Mine Serin, çocuk evde nöbet geçirirse doğru müdahale edebilmek için öncelikle sakin kalmanın önemini vurgulayarak, nöbet sırasında anne ve babaların dikkat etmeleri gereken kuralları şöyle sıralıyor:

  • Nöbet sırasında, kendine zarar vermeyecek bir alanda kıyafetlerini çıkarın.
  • Hareketlerini durdurmaya çalışmayın. Nöbet aktivitesi beyinde sonlanıncaya kadar hareketler devam eder, tutmakla durmaz.
  • Rahat soluk alabilmesi için sol yana doğru yatırıp, başını hafif geri pozisyona getirin.
  • Ağzını açmaya zorlamayın, parmak ya da kaşık sokmayın. Bu hareketiniz hem parmağınızda hem de çocuğun ağız içinde yaralanmaya neden olur.
  • İlaç içirmeye çalışmayın. İlaç solunum yoluna kaçar ve çocuğun oksijensiz kalmasına yol açar.
  • Sarsmayın ve üzerine su dökmeyin. Bu davranışlar nöbeti durduramaz ve çocuğa zarar verir.
  • Nöbetin süresini takip edin. Mümkünse nöbeti cep telefonu kamerasıyla
  • Nöbet durduktan sonra en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.

Bahadır Tatlıöz “İptila”

Bahadır Tatlıöz, dinleyicilerini derin bir keşfe çıkaracak yeni şarkısı “İptila”yı Sony Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerle buluşturuyor.

Söz, müzik ve düzenlemesi Bahadır Tatlıöz’e ait olan “İptila”, Anadolu’nun sıcak renkleriyle evrensel duyguları harmanlayarak müzikal bir mozaik sunuyor. Şarkı hem aşkın hem de hayatın anlamına dair bir özlem ve tutku manifestosu niteliğinde. “İptila”, alternatif pop tarzında sunduğu melodik derinlikle dinleyicilerin kalbine dokunurken, Türkiye’nin önemli müzisyenleri de bu mistik yolculukta sanatçıya eşlik ediyor.

Gökhan Kunt “Kolay Değil”

Gökhan Kunt, Sezen Aksu klasiği olan ‘Kolay Değil’i seslendirdi. Kunt, bu projede Türkiye’nin en başarılı prodüktör, aranjör ve DJ’lerinden Cihat Uğurel ile bir araya geldi.

Sözü Sezen Aksu’ya, müziği Onno Tunç’a, düzenlemesi ise Cihat Uğurel’e ait olan ‘Gökhan Kunt feat. Cihat Uğurel – Kolay Değil’ ünlü iletişimci Özgür Aras’ın prodüktörlüğünde ve Sony Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerin beğenisine sunuluyor.

Hande Mehan “Ayrılmam”

Hande Mehan, merakla beklenen yeni albümü Yirmisekiz’in ikinci habercisi olan “Ayrılmam” Sony Music Türkiye etiketiyle dinleyici karşısına çıkıyor.

Türk pop müziğinin önemli parçalarından biri olarak kabul edilen bu şarkı, Sezen Aksu’nun Türkçe adapte sözleriyle ve Yunan besteci Gianis Parios’un Vardis Antonios ile ortak çalışmasının güçlü bir yansıması olarak dikkat çekiyor. Miraç Yavuz’un özenli düzenlemesiyle zenginleşen “Ayrılmam”, hayaller ve özlemlerle dolu bir aşk hikayesini hüzünlü bir melodiyle dinleyicilere sunuyor.

Tiramisu Kasım ayına özel fiyatıyla Özsüt’lerde!

Özsüt, Tiramisu’yu kasım ayına özel 800 TL yerine 710 TL’den satışa sunuluyor. Özsüt’ün Kasım ayında misafirlerine “çok tatlı” sürprizi var.

Kahve ve tatlının muhteşem uyumu ile damaklarda yer eden “Tiramisu” bu aya özel fiyatıyla tatlı severlerle buluşuyor. İtalya’dan gelen ve çekici tadıyla tüm dünyaya yayılan eşsiz lezzet Tiramisu, Özsüt’ün maharetli ustaları tarafından orijinaline sadık kalınarak özenle hazırlanıyor. Özsüt, Tiramisu reçetesini hazırlarken sade tiramisu kekini kahveli şurupla ıslatıyor ve orijinal Mascarpone peyniri ile hazırlanmış kremayı katlarına yerleştirerek, lezzetlendiriyor. Son dokunuşu ise üzerine serpiştirdiği kakao tozu ile yapıyor ve Tiramisu’ya o çekici kahverengi dokusunu kazandırıyor.

Misina ‘lakerda’

Deniz ürünlerinde uzmanlaşan Misina Balık Restoranı özellikle Misina’ya takılan torik balığından hazırladığı lakerda ile dikkat çekiyor.

Misina’da lakerda, torik balığının en eski saklama yöntemlerinden biriyle hazırlanıyor. Mevsiminde avlanan torik balıkları, tuzlama veya tütsüleme yöntemleriyle korunarak lakerda lezzeti olarak karşımıza çıkıyor. Torik balığından yapılan lakerda, geleneksel Türk mutfağının önemli bir parçası olarak gastronomide hak ettiği yeri bulamamış durumda.

Kasım ayında Poyrazköy’den temin edilen yağlı ve diri toriklerde yatıyor. Şef Suat Yılmaz geleneksel yöntemleri modern bir dokunuşla harmanlayarak lakerdayı az tuzlu ve lokum kıvamında parçalar halinde sunuyor.

“Manavgat Zeytin ve Zeytinyağı Festivali” başladı

Antalya’nın Manavgat İlçesinde 1-3 Kasım tarihleri arasında Manavgat Belediyesi tarafından, ilk kez düzenlenecek olan “Zeytin ve Zeytinyağı” festivali başladı.

FESTİVAL PROGRAMI

Manavgat Zeytin ve Zeytinyağı Festival’i 1 Kasım Cuma günü Manavgat Cumhuriyet Meydanı’ndan saat 10’da başlayacak kortejle start verecek ve Manavgat Atatürk Kültür Merkezi önünde 10:30’da açılış töreni gerçekleşecek Festival 3 gün boyunca çeşitli etkinliklere sahne olacak.

Festival Saat 12:00-14:00 arası ünlü televizyoncu Ezgi Gözeger’le “Zeytin Tadımı” etkinliği ile devam edecek. Etkinlikte Manavgat merkezde bulunan Saraçlı Mahallesinde bölgenin en yaşlı zeytin ağaçları ziyaret edilecek. Konuklarla beraber zeytin ve zeytinyağı tadımı gerçekleşecek. Aynı zamanda bölgedeki zeytinyağı üretim merkezi ziyaret edilerek zeytinyağı sıkım işlemi de deneyimlenecek.

Aynı gün AKM salonunda tarım yazarı Mine Ataman moderatörlüğünde akademisyen ve üretici konuşmacıların yer alacağı “Çalıştay” yapılacak. Çalıştay saat 11:00-16:00 arasında zeytin konusunda uzman akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşecek. Çalıştayda zeytin ve zeytinyağının beslenmedeki önemi, zeytin yetiştiriciliği, coğrafi işaret ve markalaşma, zeytinyağı üreticilerinin sorunları ve zeytinyağının gastronomideki yeri gibi konular uzmanlar tarafından konuşulacak.

Festivalin 2. günü olan 2 Kasım tarihinde ise saat 11:00 – 14:00 arası ünlü gazeteci Meliha Okur’un moderatörlüğünde “Zeytin ve Zeytinyağı” konulu ‘Forum’ düzenlenecek. Forumda ünlü tarım yazarı konuğu Ali Ekber Yıldırım konuşmacı olacak. Yıldırım sektördeki üretim, işgücü, pazar ve ihracat konularına değinirken, bölgedeki üreticiler ise Manavgat özelinde sektörü değerlendirecek.

Manavgat Belediye Başkanı Dr. Niyazi Nefi Kara, tarihi 500-700 yıl ve öncesine dayanan Manavgat bölgesindeki zeytinleri kamuoyuna tanıtmak ve sektörün katma değerini artırmak amacıyla festivali düzenlediklerini belirtti.

Manavgat’ın, iklim ve toprak yapısı nedeniyle zeytin yetiştiriciliği açısından oldukça zengin bir bölge olduğunu söyleyen Kara: “İlçemizde şu an üretim alanı 50 bin dönüme yayılmış durumda. Tahmini 2 milyon zeytin ağacından yılda yaklaşık 50 bin ton zeytin elde ediliyor. Ayrıca bölgede faaliyet göstere 11 adet zeytinyağı fabrikasında yılda yaklaşık 9-10 bin ton zeytinyağı üretiliyor. Yani kamuoyunda çok bilinmese de Manavgat çok kaliteli zeytinleri olan önemli bir zeytin şehridir” dedi.

MANAVGAT’IN “BEYLİK ZEYTİNİ”

Hemen her çeşit zeytin türünün yetiştiği bölge toplam 11 çeşit zeytin türüne ev sahipliğe yapıyor. Bölgede kalamata, memecik, ayvalık, tarı ak, domat, manzalya, arbekün, girit, gemlik ve Antalya’ bölgesinde coğrafi işareti alınmış tavşan yüreği ile yalnızca Manavgat’a ait beylik zeytini yetişiyor. Beylik zeytini bölgeye özgü, iri taneli, dolgun bir tür. Konuyla ilgili olarak Başkan Kara, “Bölgeye has ‘beylik’ zeytinimiz için coğrafi işaret alınmasıyla ilgili çalışmalara kısa zamanda başlayarak bu konuya öncelikle edeceğiz” dedi.

Emekli olmadan önce ki birikim kalemleri neler?

Lider araştırma şirketi Ipsos’un; 2005 yılından bu yana yürütülen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu ve Türkiye’nin sıcak gündemini yakından takip etmek, toplumun memnuniyet ve beklentilerini anlamak, tüketim ve yatırım davranışlarını ve gündeme ilişkin düşüncelerini ölçen Gündeme Dair araştırma verilerinden derlenen bu dosyada Tasarruf Eğilimleri ele alınmıştır.

 Başlıklar ;

  • Tasarruf yapan bireyler arasında en belirgin tasarruf davranışı nedir?
  • Birikim kalemleri neler?
  • Birikim yapanlar arasında en yaygın yatırım kalemleri neler?
  • Harcama yapılırken kısıtlama yapılan sıralamada ilki başlık nedir?
  • Emekliliğinde nasıl geçinileceğini bilmeyenlerin oranı ne?

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos TürkiyeIpsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Dünya Tasarruf Günü, toplumda tutumluluk bilincini artırmak ve insanları tasarruf konusunda teşvik etmek amacıyla 1924’te kabul edilen bir gün. Tüketimde dikkatli davranmak ve idareli tüketmek her geçen gün bizler için daha da önem kazanıyor, hayatlarımızı şekillendiriyor. “Tasarruf” kelimesi TDK’ya göre 3 anlama sahip. İlki para ve mal biriktirme, ikincisi bir şeye sahip olma ve onu istenilen şekilde kullanma hakkı ve son olarak da tutum. Biz bugüne özel dosyamızda, bireylerin para biriktirme davranışları hakkındaki sonuçlarımızı sunuyoruz.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2024 çalışmamızda, 10 bin birey ile yaptığımız araştırma sonuçlarına göre her 10 bireyden dördü hiç tasarruf yapamadığını belirtiyor. Bu oran dört sene önce de aynı seviyedeydi. Dönemsel olarak eline para geçtiğinde tasarruf yaptığını belirtenlerin oranı da değişmiyor.

Tasarruf yapan bireyler arasında en belirgin tasarruf davranışı; “dönemsel olarak ele geçen para ile tasarruf yapmak”. Burada en çok kullanılan yatırım kalemleri arasında evde veya cüzdanda TL biriktirme, banka hesabında para biriktirme ve altın ya da döviz almak yer alıyor.

Gündelik hayatta harcamalarımızı kısmayı birebir tasarruf ile ilişkilendirmesek de tasarruf edebilmek “tutumlu” olmak için daha az harcamak gerekli. Aralık’23 -Ocak’24 döneminde sahasını gerçekleştirdiğimiz Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’na göre bireylerin harcamalarını kıstıkları kalemlerde ilk sırada giyim yer alıyor. Sonrasında ise dışarıda yeme-içme ve kişisel bakım geliyor. Birikim yapmak daha uzun vadeli, geleceğe yönelik bir tutum ve bu nedenle bireyler emekliliklerini düşünerek tasarruf yapmaya çalışıyorlar. Türkiye’de her iki kişiden biri emekliliğinde nasıl geçineceğini bilmiyor. Bu durumun ise bireylerde kaygı yaratması kaçınılmaz.

Şık ve dinamik hatlarla hazırlanan konsept

Hyundai Motor Company, yeni hidrojen yakıt hücreli elektrikli (FCEV) konsept aracı INITIUM’u tanıttı. Markanın hidrojen mobilitesi ve sürdürülebilirliğe olan bakış açısını sergileyen bu yeni konsept, 2025 yılının ilk yarısında satışa sunulacak. İlk olarak Kasım ayında Los Angeles ve ardından Guangzhou Otomobil Fuarı’nda sergilenecek INITIUM, hidrojen enerjisi adına yeni bir dönemin başlangıcını da simgeleyecek.

Konsept, Hyundai’nin 27 yıllık hidrojen teknolojisi gelişimini özetlerken aynı zamanda sürdürülebilir bir hidrojen toplumu yaratmak için büyük önem arz ediyor.Hyundai

INITIUM’un ikonik tasarımı, Hyundai’nin hidrojenle çalışan gelecek vizyonunu da simgelerken aynı zamanda yeni nesil bir aydınlatma imzasıyla beraber markaya farklı bir karakteristik özellik kazandırıyor. Artı (+) işaretinden dan ilham alan grafik tema, tamponlarla harmanlanarak benzersiz bir aydınlatma oluştururken buna ek olarak FCEV araçlara özgü bir tasarım dili yaratıyor.

INITIUM’un en belirgin özelliği, gövdedeki cesur çizgileri ve sağlam yapısı. Böylelikle şehir yaşamını açık hava yani off road kullanım özelliğyle kusursuz bir şekilde birleştiriyor. Off road alanlarda gerekli olan sağlamlık ile sofistikeliği dengeleyen konsept, 21 inç jantlarıyla da oldukça dikkat çekiyor.

Hyundai

INITIUM, hidrojen performansı

INITIUM’un gelişimi üç temel noktaya odaklanıyor. Hidrojenli otomobillerin temel güçlü yönleri olan üstün sürüş menzili ve geliştirilmiş performans en önemli kriter. Bununla beraber aileler için ideal hale getirilen geniş iç mekan ve bagaj alanı da aracın bir diğer önemli özelliği. Hidrojenli otomobillere özgü benzersiz rahatlık ve güvenlik özellikleri de konseptin olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

Bir hidrojenli FCEV’nin en büyük avantajlarından biri de etkileyici sürüş menzili ve bunun getirdiği esneklik. Hyundai, sürüş menzilini en üst düzeye çıkarmak için konsepti daha büyük hidrojen yakıt depolarıyla donatırken böylelikle hidrojenli FCEV’lerin faydalarını artırmış oluyor.

Hyundai ayrıca INITIUM’da 650 km’den fazla bir sürüş menzili hedeflerken bunun için daha düşük yuvarlanma dirençli lastikler ve sürtünmeyi azaltan aerodinamik jantlar kullanıyor. Mükemmel bir hızlanma ve akıcı sürüş kabiliyeti sunan konsept otomobil, 150 kW’a kadar desteklenen bir güç çıkışına sahip.

Hyundai

INITIUM, FCEV kullanıcıların için en büyük sorunlardan biri olarak görülen şarj altyapısı sorununu da farklı bir şekilde ele alıyor. FCEV’ye özgü bir rota planlayıcısı içeren otomobil, bu özellik sayesinde ayrı bir uygulamaya veya telefon yönlendirmesine gerek kalmadan yol boyunca şarj istasyonlarını en hızlı şekilde bularak optimum bir rota çizebiliyor. Kullanıcılar, belirlenen bir şarj istasyonunun konum erişilebilirliğini, çalışma durumunu, ayrıca bekleyen araç sayısını ve şarj olasılığını da kontrol edebiliyor.

INITIUM’un hidrojen yakıt hücresi, diğer elektrikli modellerde olduğu gibi V2L özelliği aracılığıyla çeşitli ev aletlerini ve kişisel cihazları çalıştırabiliyor. Aynı zamanda diğer elektrikli araçları da şarj edebilen INITIUM, doğrudan 220V ev prizine de bağlanabiliyor.

Gıda zehirlenmesinde ne yapmalı?

Uygun koşullarda saklanmayan gıdalar zehirlenmelere neden olabiliyor. Sadece ticari kuruluşlar ve ortamlarda değil evde de gıdaların yanlış saklanması, hazırlanması, kullanılması veya pişirilmesinin gıda zehirlenmelerine yol açabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, “Özellikle çiğ tüketilen sebze, meyve gibi gıdalar ya da uygun koşullarda saklanmamış et ya da işlenmiş et ürünleri ve konserveler gıda zehirlenmelerinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor” dedi.

Gıda zehirlenmesi bakteriler, virüsler, parazitler ve mikroorganizmalar veya bu mikroorganizmaların oluşturduğu toksinlerin bulaştığı gıdaların sindirim sistemini etkilemesi sonucu ortaya çıkıyor. Besin zehirlenmelerinin en yaygın belirtilerinin karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, ishal ve bazı durumlarda da ateş olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel, “Daha şiddetli zehirlenmelerde ise kanlı ishal, nörolojik belirtiler, kas güçsüzlükleri, denge bozuklukları ve yaygın kas ağrıları görülebiliyor. Hafif belirtilerde çoğu kez 1-2 günde kendiliğinden geçen gıda zehirlenmeleri, bazen de kötü seyredip tedavi ihtiyacıyla doktora başvurmayı gerektirebilir” diye konuştu.

Prof. Dr. Melih Özel

Prof. Dr. Melih Özel

20 saniye kuralını uygulayın

Evde gıda zehirlenmesini önlemek için hepimizin alabileceği en kolay ve etkili yöntem ellerimizi iyi yıkamak. Yiyeceklere el sürmeden ve hazırlık işine başlamadan önce ellerinizi ılık su ve sabunla en az 20 saniye süreyle yıkayın. Benzer şekilde mutfak eşyaları ile gıda hazırlama yüzeylerinin de temiz ve kontrollü olması önemli. Bulaşıkların, kesme tahtalarının ve yemek hazırlamak için kullanılan diğer yüzeylerin sıcak, sabunlu suyla yıkanması uygundur.

Çapraz bulaşı önlemek için ayrı tutun

Hazır gıdaları çiğ yiyeceklerden ayrı tutun. Et ve hayvansal gıdaların hazırlanmasında kullandığınız yüzeylerin cam ya da seramik olması tahta olmasından daha iyidir. Tahtaları unlu mamuller ile sebzelerin hazırlanmasında tercih edebilirsiniz. Çapraz bulaşı yani zararlı mikroorganizmaların bir yüzeyden başka bir yüzeye geçmesini önlemek için de hem alışveriş sırasında hem de yiyecek ve içecekleri saklarken, hatta yemek yapmak için hazırlarken kümes hayvanları, balık ve kabuklu deniz hayvanları gibi çiğ etleri sebze ve meyvelerden uzak tutun.

Pişirme kurallarını ciddiye alın

Yiyecekleri hazırlarken pişirme kurallarına sıkıca uyun, hazırladığınız yemeklere göre uygun sıcaklıkları doğru seçtiğinizden emin olun ve yeterince pişmelerini sağlayın.

Gıdaları çözdürdükten sonra yeniden dondurmayın

Bozulabilecek gıdaları hızlıca soğutun ya da dondurun. Dondurulmuş yiyecekleri çözerken oda sıcaklığında bekletmek yerine, buzdolabını kullanın. Ya da fırınların “buz çözme” seçeneğini kullanarak çözdürün ve sonrasında hemen pişirin. Ayıca, dondurulmuş gıdaları çözüldükten sonra asla yeniden dondurmayın.

Emin değilseniz asla tüketmeyin

Eğer gıdanın güvenli bir şekilde saklanıp hazırlandığından, hijyen kurallarına uygun servis edildiğinden emin değilseniz asla tüketmeyin. Oda sıcaklığında çok uzun süre kalan yiyeceklerin, pişirilseler bile bakteri veya toksinler içerebileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Riskli gruptaysanız daha dikkatli davranın

Küçük bebek ve çocuklar, ileri yaşta olanlar ve hamileler yani gastrointestinal direnç açısından risk taşıyan bireyler çiğ ya da az pişmiş beyaz ve kırmızı et tüketirken çok daha dikkatli olmalı. Pastörize edilmemiş meyve suları, süt ve süt ürünleri de mutlaka bu kapsamda değerlendirilmeli.