Yazılar

Six Senses Kaplankaya’da yeni görevlendirme

Six Senses Kaplankaya’nın yeni Yiyecek ve İçecek Direktörü Tolga Karagülle oldu!

Six Senses Hotels Resorts Spas bünyesinde yer alan Six Senses Kaplankaya, yönetim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor.

Otel, yiyecek ve içecek direktörlüğü görevine, sektördeki 20 yılı aşkın deneyimiyle dikkat çeken Tolga Karagülle getirildi.

Son olarak, Ritz-Carlton Sharq Village & Spa Doha’da Yiyecek ve İçecek Direktör Yardımcısı olarak görev yapan Karagülle, yenilikçi yaklaşımı ve yönetim becerileriyle tanınıyor.

Pınar’ın Glütensiz Pizza Tabanı

Pınar, Dünya’nın en büyük gıda fuarları arasında gösterilen SIAL 2024 Paris’e katıldı.

Pınar Et tarafından geliştirilen Glütensiz Pizza Tabanı, sağlıklı ve lezzetli alternatifler arayan tüketiciler için mükemmel bir çözüm sunuyor. Glütensiz beslenmeye yönelik bu inovatif ürün, fuarda sergilenen yüzlerce ürün arasından sıyrılarak “SIAL Innovation” ödülünü kazandı. Bu ödül, Pınar’ın farklı kategorilerde de inovasyona verdiği önemi ve liderliğini bir kez daha pekiştirdi. Fuar’da Türkiye mutfağının geleneksel lezzetleri olan simit ve Pınar börek ailesinin en yeni üyesi Tahinli Börek ziyaretçiler tarafından büyük beğeni gördü.

Divertikülit sıklıkla belirti vermiyor!

Divertikülitin (Bağırsak hastalığı) ciddiye alınması hemen tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu kaydeden Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Divertikülit özellikle 50 yaşın üzerinde sık görülmektedir. 50 yaş üzerinde görülme oranı yüzde 30 iken 80 yaş üzerindeki görülme sıklığı yüzde 70’e çıkar.” dedi. Divertikülitin sıklıkla belirti vermediğini ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Genellikle bir başka hastalığın araştırılması esnasında ortaya çıkıyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, sindirim sistemindeki bir veya daha fazla küçük kesenin iltihaplanması veya enfeksiyonu sonucu şiddetli karın ağrısı, ateş, titreme ve karında şişliğe neden olan divertikülit hastalığı hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Divertikülit ciddiye alınmalı ve hızla tedavi edilmeli!

Divertikülün, kalın bağırsaktan dışarıya çıkan balon şeklindeki kesecikler olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Genellikle kalın bağırsağın zayıf bölgelerinde oluşur. Tek keseye Divertikül denirken bunların çok sayıda fazla olmasına Divertikülozis adı verilir. Bu kesecikler herhangi bir nedenden dolayı iltihaplandığında meydana gelen hastalığa Divertikülit denir. Divertikülit kolonun her yerinde olabilirse de en çok Sigmoid Kolon dediğimiz kısımda olur. Sigmoid Kolon ise rektuma yakın bölümünü kapsıyor. Divertikülit ciddiye alınması hemen tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Divertikülit özellikle 50 yaşın üzerinde sık görülmektedir. 50 yaş üzerinde görülme oranı yüzde 30 iken 80 yaş üzerindeki görülme sıklığı yüzde 70’e çıkar.” dedi.

Ağrı ve hassasiyet en sık karnın sol alt kısmında görülüyor

Divertikülitin genellikle divertikülün bulunduğu bölgede ağrı ve hassasiyet ile kendini gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ağrı ve hassasiyet en sık karnın sol alt kısmında, karın şişkinliği, ateş, üşüme, halsizlik, bulantı, kusma, kabızlık, nadiren dışkıda kanama, bazen ishal, hafif karın krampları tarzında olabilir. Uzun yıllardır divertikül oluşumunda kronik kabızlığın etkili olduğu düşünülmektedir. Kabız insanlarda, kalın bağırsak dışkıyı hareket ettirebilmek için daha fazla güç uygular ve bu durumda kalın bağırsağın basıncı artar ve artan basınç ile kalın bağırsağın zayıf bölümünden divertikül oluşumuna neden olabilir. Bu nedenle diyette yeteri kadar lif alımı kabızlık riskini azaltır.” diye konuştu.

50 yaş üzeri erkeklerde daha sık görülüyor

Divertikül oluşumu için risk faktörlerini de anlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Risk faktörleri arasında 50 yaş üzerinde olmak, erkek cinsiyette olmak, obezite, yetersiz fiziksel aktivite, sigara kullanımı, nonsteroid antiinflamatuar ilaç kullanımı, bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler ve genetik yatkınlık yer almaktadır. Bu nedenle divertikül gelişimini önlemek için düzenli egzersiz yapmak önemlidir. Hareket halinde kolon basıncı azalır ve kabızlığı önler. Günlük olarak önerilen, 30 öğün düzenli egzersizdir. Sağlıklı beslenme, özellikle çocukluk ve gençlik döneminden itibaren bol lifli gıdaların tüketilmesi ve bol miktarda sıvı alımını içermelidir. Günde en az 8 bardak su içilmesi önerilir. Çay ve kahve, suyun yerini tutmaz; Aksine, aşırı tüketimleri kabızlığa yol açabilirsiniz.” şeklinde konuştu.

Divertikülit belirtileri nelerdir?

Divertikülitin sıklıkla belirti vermediğini ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, şöyle devam etti:

“Genellikle bir başka hastalığın araştırılması esnasında ortaya çıkıyor. Divertikülit oluşunca belirtiler meydana geliyor. Hastalar sıklıkla karın ağrısı ile doktora başvuruyor. Hekim, hastanın hikayesini aldıktan sonra fiziki muayene yapar. Gerektiğinde karın ultrasonografisi, karın MR’ı ya da tomografisi çekilebilir. Gaita testleri istenebilir ve diğer karaciğer, böbrek sorunlarını ekarte etmek için kan tahlilleri alınabilir. Buna bağlı olarak aynı zamanda gerekirse kolonoskopi de yapılabiliyor.

Akut Divertikülit aşamasında kolonoskopi önerilmiyor. Normal şartlar altında kolonoskopi yaparken divertiküli görmek mümkün. Nadir de olsa aşırı kanama olduğu durumlarda ise anjiyografi ile divertiküler kanamayı da görmek mümkün. O nedenle rutin kontrollerde 45 yaş üzerinde kolonoskopi yapılırken divertiküleri yakalamak ve görmek mümkündür.”

Diverkülit orada oluşan ödem nedeniyle bağırsak tıkanıklığına neden olabilir

Divertikülün yarattığı komplikasyonların başında apsenin geldiğini de kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Divertikülit olan bölgedeki oluşan enfeksiyondur. Bu enfeksiyon büyür ve deri altına, yumuşak dokulara yayılırsa buna flegmon denir. Fistül olabilir yani divertikül olan bölgeden başka bir organa dair arada yol oluşması olasılığıdır. Bu rahime de atlayabilir. Bazen divertiküller perfore olabilir. Divertikülit ilerlediği zaman içerisindeki irin karın boşluğuna yayılabilir ve karın iltihaplanmasına yani peritonite neden olabilir. Bazen diverkülit orada oluşan ödem nedeniyle bağırsak tıkanıklığına neden olabilir. Dışkının hareketlerini engeller.” şeklinde konuştu.

Ciddi durumda hastaneye yatırılarak tedavi ediliyor

Divertikülit tedavisinde, şiddetli vakalarda tedavi yöntemi olarak evde istirahat önerildiğini de dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, şunları kaydetti:

“Bu vakalarda diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri, liften zengin beslenme öneriliyor. Bol hareket ve sıvı tüketmek gerekir. Divertiküliti olan hastalarda kırmızı et tüketimi azaltılması, bol meyve ve sebze tüketilmesi ve tahıl tüketilmesi önemlidir. Divertikülit hastalığın beraberindeki yaşanan ve ek hastalıklarına bağlı olarak gelinmektedir.  Bazen ciddi durumda hastaneye yatırılarak tedavi edilmekte, damar yolundan beslenmeye açılmakta, antibiyotik tedavisi, sıvı tedavisi de yapılmaktadır. Eğer divertikülit apse yolu açılırsa ultrason ya da tomografi eşliğinde boşaltmak mümkündür. Bunun dışında divertikül yırtılır ve enfeksiyon karın zarına yayılırsa genel durum bozulur, antibiyotiklere rağmen ateş düşmez. Böyle durumda ameliyat endikasyonu da olmaktadır. Ameliyattaki ideal yöntem divertikülit olan kısmının kesilip çıkartılmasıdır. Bazı durumlarda ise bu olanak vermezse bağırsak karın boşluğuna ağızlaştırılır. 10-12 hafta sonra ise kapatılabilir.  Diverkülit bazen idrar kesesi veya ince bağırsağa fistülize olabilir.”

Yaş ilerledikçe divertikül riski artıyor

Divertikül hastalığını önlemek için beslenmede genel olarak kırmızı et ürünlerini daha az tüketmek gerektiğini de ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Lifli gıdalar tüketmek öneriliyor. Liften zengin gıdaların başında ise tam buğday ekmeği, tahıl gevreği, bulgur, ahududu, armut, kabuklu elma, erik kurusu, bezelye, mercimek ve barbunya geliyor. Belli aralıklarla kolonoskopi yaptıran hastalarımızda divertikül görmek mümkün. Yaş ilerledikçe divertikül riski arttığı için bir gastroenteroloji uzmanı takibinde kalmakta fayda vardır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

İstanbul’u ziyaret eden en büyük Amerikalı grup

Karavan Turizm’in düzenlediği organizasyon kapsamında, 3.200 kişilik Amerikalı turist grubu İstanbul’da ağırlandı. Amerika Birleşik Devletleri’nden Türkiye’ye tek seferde gelen en büyük teşvik grubu (incentive) olarak kayda geçen bu etkinlik, ülkemiz tanıtımı açısından da önemli bir etki yarattı.

Karavan Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Giancarlo Baltazzi, bu tür organizasyonların ülkemizin turizm sektörüne sağladığı katkıdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Karavan Turizm olarak, yüksek katma değerli tanıtım faaliyetlerine öncülük etmekten dolayı gurur duyuyoruz. İstanbul’un uluslararası turizmdeki konumu ve önemi, bu tür teşvik grupları (incentive) ile daha da pekişmektedir” şeklinde konuştu.

Grubun uçak ve konaklama hariç kişi başına ortalama 1.500 dolar harcama yaptığını belirten Baltazzi, bu ziyaretin sadece tanıtım olarak değil, ekonomik anlamda da büyük değer taşıdığını ifade ederek, “Deneyimlerini 100.000’in üzerinde takipçisi olan sosyal medya hesaplarında paylaşarak, ülkemizin turizm ve tanıtımına milyonlarca dolarlık katma değer sağlayacaklarına inanıyorum. Karavan Turizm olarak bu tür önemli tanıtım faaliyetlerine aracılık etmekten büyük gurur duyuyoruz. İstanbul’un uluslararası turizmdeki yeri bu tür etkinliklerle daha da güçlenmektedir” şeklinde sözlerini tamamladı.

Üç günlük sağlıklı yaşam, eğlence ve gastronomi yolculuğu

The Bodrum EDITION, büyüleyici atmosferi ve sonbaharın dingin, ruhu besleyen dokusuyla 1-3 Kasım tarihleri arasında üç günlük unutulmaz bir sağlıklı yaşam, eğlence ve Michelin yıldızlı bir gastronomi yolculuğuna ev sahipliği yapıyor.

Alanında deneyimli wellness uzmanları rehberliğinde gerçekleşecek Sabah Yogası, Bootcamp gibi ritüellere eşlik eden Ege’nin sakin suları, misafirlere eşsiz bir keşif yaşatmayı bekliyor. Program, Michelin yıldızlı şef Osman Sezener’in titizlikle hazırladığı gastronomik lezzetlerle zenginleşirken, DJ Berk Büyükakın’ın deniz kenarında gerçekleşecek performansıyla misafirlere büyüleyici bir akşam sunulacak.

Programın ilk akşamı, Michelin yıldızlı şef Osman Sezener’in zarif dokunuşlarıyla hazırlanmış özel bir akşam yemeği ile KITCHEN’da başlıyor. Akşamın ilerleyen saatlerinde ise, The BEACH CLUB’ta, DJ Berk Büyükakın’ın büyüleyici müzikleri eşliğinde misafirler sonbaharın huzur verici ritmiyle deniz manzarasının tadını çıkarıyor.

İkinci güne, Sunset Terrace’da yapılacak Sabah Yogası ile dingin bir başlangıç yapılıyor ve ardından güne KITCHEN’da sunulan zengin bir kahvaltı ile devam ediliyor. Gün boyu misafirler The BEACH CLUB’ta, Ege’nin kristal berraklığındaki suları eşliğinde keyifli anlar geçirirken, akşam yemeğinde MORENA’da sunulan seçkin lezzetler, gastronomi tutkunlarına eşsiz bir deneyim sunuyor.

Üçüncü ve son güne Bootcamp ile dinamik bir başlangıç yapılıyor. Ardından KITCHEN‘da sunulan özenle hazırlanmış kahvaltı, güne lezzetli bir dokunuş katarken, günün geri kalanında Ege’nin huzur veren atmosferinde dinginlik içinde vakit geçirme fırsatı sunuluyor. Bu özel hafta sonu, katılımcılara unutulmaz anılar bırakarak, şehre daha enerjik ve zinde dönmelerini sağlıyor.

Edenred Türkiye’de atama

Ticket Restaurant markası ile yemek kartı sektörünün mucidi ve lideri Edenred Türkiye’nin Üye İlişkileri Direktörlüğüne Erdinç Er getirildi.

2019 yılında Edenred Türkiye’ye Kilit Müşteriler Müdürü olarak katılan, Haziran 2020’de ise bu görevine Ticket Compliments Hediye Kartı’nın satışı ve üye marka ağının genişletilmesi sorumluluklarının eklenmesiyle Kıdemli Satış Müdürü olarak devam eden Erdinç Er, Üye İlişkileri Direktörü olarak atandı.

Erdinç Er kimdir?

Işık Üniversitesi İşletme Bölümünde tam burslu olarak okuyan Erdinç Er, İstanbul Özyeğin Üniversitesi’nde MBA yaptı. Kariyerine 2003 yılında Yapı Kredi Bankası’nda Uzman Yardımcısı olarak başlayan Er, 2006 yılında Fiba Grubu’na Portföy Yöneticisi olarak katıldı ve burada çeşitli sorumluluklar üstlendikten sonra Bölge Satış Müdürü ünvanını aldı. 2019 yılından bu yana ise Edenred Türkiye’de çeşitli pozisyonlarda sorumluluklarını genişleterek görevini başarıyla sürdürüyor.

Sigara ve alkol diyabetin risklerini artırıyor!

Son yıllarda görülme sıklığı hızla artan diyabet önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Yapılan çalışmalar, ülkemizde her 8 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu gösteriyor. Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Acıbadem Maslak Hastanesi Uzmanı Prof. Dr. İsmet Tamer, halk arasında ‘şeker hastalığı’ olarak bilinen diyabetin, özellikle sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle günümüzde gençlerde hatta çocuklarda da yaygın hale geldiğini belirterek “Diyabetin ortaya çıkmasında genetik yatkınlığın yanı sıra sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve obezite gibi faktörler de büyük rol oynamaktadır. Diyabet kontrol altına alınmadığında kalp ve damar hastalıklarından böbrek yetmezliğine dek birçok ciddi hastalığa yol açabildiğinden tedavide gecikilmemesi gerekir. Ancak tedavinin başarılı olması için sadece ilaç kullanımı yeterli değildir; bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir” diyor. Prof. Dr. İsmet Tamer diyabet hastalığında bütüncül yaklaşımın önemini ve diyabet hastalarına özel 5 yaşamsal önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. İsmet Tamer

Prof. Dr. İsmet Tamer

  • Bu belirtileri gözden kaçırmayın!

Erken tanı diyabetin gözlerde, böbreklerde, sinirlerde ve kalpte yol açabileceği hasarlara karşı önlem alınmasını sağlar. Eğer aşırı susama, sık idrara çıkma, sürekli yorgunluk, bulanık görme ve kilo kaybı varsa mutlaka doktora görünmelisiniz. Ağız kuruluğu, ciltte kaşıntı ve kuruluk, ellerde ve ayaklarda karıncalanma da diyabete işaret edebilir. Ansızın uyku bastırması, canınızın sık sık tatlı çekmesi de henüz diyabet hastası olmasanız bile sizde büyük ihtimalle insülin direnci sorunu olduğunu gösterir. Bu nedenle mutlaka doktora danışmak gerekir.

  • Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanın!

Karbonhidrat, yağ ve protein dengesini sağlayan sağlıklı bir beslenme planı, öğün saatlerinin düzenli olması kan şekerinin ani yükselip düşmesini engeller. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapmak (örneğin; gün aşırı 35-40 dk tempolu yürümek), stresi yönetmek, düzenli uyku kan şekerini kontrol altında tutmak için son derece önemlidir. Alkol ve sigaradan kaçınmak gerekir. Alkol yüksek kalori içerir ve tedavinizi aksatmasanız bile kan şekerinizin kontrolünü bozarak komplikasyonları hızlandırabilir. Kalp krizi, bacak atardamarlarında tıkanıklık ve beyin damar tıkanıklığı sonucu ortaya çıkan felç durumu sigara içen diyabet hastalarında daha sık ve daha şiddetli şekilde görülür.

  • Çok sık yapılan bu hatalardan kaçının!

Diyabet hastalarının bazı hatalara çok sık düştüğünü, bunun da hastalığın kontrolsüz şekilde ilerlemesine yol açtığını belirten Prof. Dr. İsmet Tamer “Örneğin; öğün atlayarak kilo vermeye çalışmak kan şekeri dengesini bozup diyabet yönetimini zorlaştırır. Hastaların kendilerini iyi hissettiklerinde, tatlı yemediklerinde ya da kan şekeri normal çıktığında ilaçları almayı ihmal etmesi de tedavide ciddi zorluklara yol açabilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarına uymamak, fazla karbonhidrat tüketimi, sigara ve alkol kullanımı ile yeterli fiziksel aktivitenin yapılmaması da sık görülen yanlışlar arasındadır” diyor.

  • Tedavinizi aksatmayın!

Düzenli bir tedavi süreci, hastalığın ilerlemesini ve diyabete bağlı komplikasyonların ortaya çıkmasını önler. Tedavi aksatılırsa kan şekeri seviyeleri kontrolsüz şekilde yükselebilir. Bu da kalp-damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, görme kaybı, sinir hasarı ve şeker koması gibi yaşamsal sorunlara yol açabilir. Bu nedenle tedavinin sürekliliği ve disiplinli olunması hayati önem taşır.

  • Sadece ilaca güvenmeyin!
    Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Prof. Dr. İsmet Tamer, diyabet tedavisinde sadece ilaç kullanımının yeterli olmadığını, bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini belirterek “Bütüncül yaklaşım; sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini, beslenme düzenini, fiziksel aktiviteyi ve düzenli doktor kontrollerini kapsar. Psikolojik desteğin de diyabet tedavisinde önemi büyüktür. Diyabet hastaları genellikle uzun süreli bir tedavi süreci ile karşı karşıya oldukları için stres ve depresyon riskleri yüksektir. Hastaların tedavi sürecine katılımı ve motivasyonu, bu sürecin başarısında kilit rol oynar. Gerekli hallerde psikolojik destek alınması da bütüncül tedavinin önemli bir parçasıdır.”

Genco Eser, Seda Mete “Paris”

Popçu Genco Ecer ve Seda Mete’nin düet yaptığı yeni şarkıları “PARİS“ Universal Music Türkiye etiketiyle yayında.

Söz ve bestesi ünlü müzik adamı Genco Ecer’e ait olan şarkının aranjesi ise ünlü müzik adamı Tekir’e ait.

Ünlü yönetmen Selim Akar yönetmenliğinde, İkinci Bahar Ali Haydar ocak başında çekilen klipte kebap salonu 18. Yüzyıl Victoria dönemine atıfta bulunuyor. Görüntü yönetmenliğini ünlü görüntü yönetmeni Varol Şahin’in üstlendiği Paris klibinde sanat yönetmenliği ise klibin yönetmeni Selim Akar imzası taşıyor. Klip yayınladığı andan itibaren beğeni yağmuruna tutulurken izleyenler tarafından “Kebap Salonunu Paris’e Çevirdiler” yorumları yapıldı.

Çocuklarda yeme bozukluğu nedeni?

Çocuklarda görülen bazı yemek yeme problemlerinin duyusal hassasiyetler nedeniyle ortaya çıkabildiğini belirten uzmanlar, çok az ya da aşırı yemek yeme, seçici yeme, pütürlü gıdayı yiyememe, farklı tatları reddetme, çiğnememe ve gıdayı uzun süre ağzında tutmama gibi sorunlarla karşılaşılabildiğini söylüyor.

Çocuklarda seçici yeme davranışının özellikle ebeveynler açısından oldukça endişe verici bir durum olduğunu hatırlatan Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “Ebeveynlerin, çocuklarda farklı tatların reddedilmesinin duyusal gelişimdeki sınırlılıklardan kaynaklı olabileceğini göz önünde bulundurması gerekir.” dedi. Bu durumda olan çocukların ebeveynlerinin yeme düzeni açısından çocuklara örnek olması gerektiğine vurgu yapan Cahit Burak Çebi, ergoterapi ile çocukların duyusal profilini ve yeme alışkanlıklarının değerlendirdiğine ve çocukların yeme becerilerini geliştirici planlamalar yapıldığını aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, 27 Ekim Dünya Ergoterapi Günü dolayısıyla, ergoterapinin çocuklarda yeme davranışı sorunları üzerindeki etkisinden bahsetti.

Çocuklarda seçici yeme davranışının özellikle ebeveynler açısından oldukça endişe verici bir durum olduğunu hatırlatan

Ergoterapist Cahit Burak Çebi

Duyusal hassasiyetler, çocuklarda yeme davranışını etkileyebiliyor

Çocuklarda görülen bazı yemek yeme problemlerinin çok az ya da aşırı yemek yeme, seçici yeme, pütürlü gıdayı yiyememe, farklı tatları reddetme, çiğnememe ve gıdayı uzun süre ağzında tutmama olarak sıralanabildiğini dile getiren Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “Seçici yemek yeme, pütürlü gıda yiyememe, çiğnememe veya yemek reddi duyusal hassasiyetlerden kaynaklı ortaya çıkabilmektedir.” dedi.

Yeme davranışını etkileyen duyusal gelişim basamaklarında tat, koku, dokunma, görme, proprioceptif,  interoceptif yani acıkma doyma sinyallerini yöneten duyular yer aldığına dikkat çeken Cahit Burak Çebi, “Tat ve dokunma duyusuna hassasiyet gösteren çocuklar, yemeğin dokusuna, sertliğine, sıcaklığına, keskin tatlara ve yoğun baharatlı yiyeceklere tepki gösterirler. Kokuya karşı hassasiyet gösteren çocuklar yemeyi deneyimlemeden direkt kokusuna karşı tepki göstererek yemeyi reddedebilirler. Görsel sistemdeki hassasiyetlerden kaynaklı olarak yemeğin görüntüsüne karşı tepki, aynı renkteki yiyecekleri tercih etme, farklı yiyeceklerin birbirine karışmasına karşı tepki gösterip seçici yeme davranışı gösterebilirler. Ayrıca proprioceptif ve interoception sistemdeki duyusal eşiğin olması gerekenden düşük seviyede olan çocuklarda doyma sinyaline karşı hassasiyet ve bu hassasiyete bağlı olarak yeme reddi davranışıyla karşılaşılabilir.” şeklinde konuştu.

Ebeveynler sabırlı ve örnek olmalı…

Çocuklarda seçici yeme davranışının özellikle ebeveynler açısından oldukça endişe verici bir durum olduğunu hatırlatan Cahit Burak Çebi, “Bu noktada ebeveynlerin, çocuklarda farklı tatların reddedilmesinin duyusal gelişimdeki sınırlılıklardan kaynaklı olabileceğini göz önünde bulundurması gerekir.” dedi.

Bu süreçte ebeveynlerin sabırlı olmaları gerektiğine dikkat çeken Cahit Burak Çebi, ebeveynlere önerilerini şöyle sıraladı:

“Ebeveynlerin çocuğun isteklerini takip etmesi ve yeme düzeni açısından çocuklara örnek olması gerekir. Ebeveynlerin çocuğun yemesi gereken yiyecekleri uygun bir sofra düzeni içerisinde, çocuğun yanında eşlik ederek yemesi çocuğun farklı tatları deneyimlemesini kolaylaştıracaktır. Ayrıca yemek esnasında çocuklara farklı seçenekler sunmak, yemeği seçmesine izin vermek, ekran karşısında olmadan, aileyle birlikte uygun bir masa düzeninde farklı tatları deneyimlemesini sağlamak süreci destekleyecektir.”

Ergoterapi ile çocukların yeme becerilerini geliştirecek planlamalar yapılıyor

Ergoterapistlerin, çocukların duyusal profilini ve yeme alışkanlıklarını değerlendirdiğine ve çocukların yeme becerilerini geliştirici planlama yaptıklarına değinen Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi sözlerini şöyle tamamladı:

“Ergoterapistler, duyu bütünleme yaklaşımıyla çocuğun duyusal profiline uygun bir şekilde, yemeyle ilgili duyusal zorluklarını aşmak için çeşitli yöntemler uygular. Örneğin farklı dokuların, tatların, kokuların ve pütürlü gıdaların deneyimlenmesini sağlayarak çocuğun duyusal gelişimini zenginleştirmeye çalışırlar. Ayrıca ergoterapide duyu bütünleme ve beslenme yaklaşımıyla çocuğun masa düzeni ve yeme düzeni hazırlanır, rahat hissedeceği ortam planlanır ve çocuğa uygun beslenme rutini oluşturulur.”

Ipsos, Malatya Doğanşehir Lisesini yeniledi

Ipsos Araştırma Şirketi ve Payda Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesi, Doğanşehir Lisesi’nde başarıyla tamamlandı.

Deprem sonrası yaşanan zorluklara rağmen, eğitim öğretim faaliyetlerinin kesintisiz sürdürülmesi amacıyla hayata geçirilen bu proje, bölgedeki gençlerin eğitimine önemli katkılar sağlayacak.

Ipsos Türkiey’nin CEO’su Sidar Gedik, Kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin önemine değinerek, “Araştırmada Yenilikler Konferansı, Ipsos’un ülkemizdeki hem kamuya doğru bilgi iletme, yeniliklerden dünya ile eş zamanlı haberdar etme adına akademik olarak, yılda bir kez gerçekleştirdiği bir konferanstır. Burada yol göstermek ufuk açmak araştırma sektöründeki yeniliklerden sektörü, markaları, toplumu haberdar etmek istediğimiz önemli buluşmasıdır. Bu buluşmaya ilgi gösteren tüm katılımcıların bağışlarıyla gerçekleştirdiğimiz sosyal projemiz, on beş yıldır Ipsos’un önde gelen sosyal sorumluluk projesidir. Her yıl özellikle eğitim önceliği ile ayrı ayrı kuruluşların projelerini desteklemek vesilesi ile değerli projelerin hayata geçirilmesi sağlanmıştır. Bu yıl da Payda Derneği ile gerçekleştirdiğimiz bu projeyle Malatya’daki gençlerin eğitimine katkıda bulunarak, geleceğe umutla bakmalarını sağlamayı hedefledik. Bu süreçte Doğanşehir Lisesi Okul Müdürü İbrahim beye bu süreçteki ilgi ve çalışmalarından dolayı ayrıca teşekkür ederim” dedi.

Ipsos CEO’su Sidar Gedik, projeye destek veren medya kuruluşlarına da teşekkür ederek, “Araştırmada Yenilikler Konferansı’nı, Haber Türk TV, BloombergHT Tv, YouTube kanalları, Radyo kanalları, dijital gazete ve sosyal medya tarafı ile medya sponsoru olarak yanımızda olan Ciner Holding Yayın Grubu’na teşekkür ederim. Bu süreçte sponsorumuzun dışında duyurularımızda yanımızda olan tüm basın medya mensuplarına teşekkür etmek isterim. Bu proje, emek işi; emeği geçen herkese teşekkürler” ifadelerini kullandı.

Doğanşehir Lisesi Müdürü İbrahim Başaran, yaptığı açıklamada, Ipsos’un Araştırmada Yenilikler Konferansı bağışlarıyla yenilediği atölyelerimizden sadece Lisemiz öğrencileri değil, Sağlık Meslek Lisesi öğrencileri ile köyden faydalanmak isteyen gençlerin de yararlanacak. Bundan duyduğum mutluluğu dile getirirken, proje için Ipsos’a, Ipsos bağışçılarına ve vesile olan Payda Derneği’ne teşekkür ederim” dedi.