Yazılar

Dünya Dondurma Günü’ne özel kampanya!

Magnolia Bakery, 21 Temmuz Pazar günü tüm mağazalarında bir top alana bir top hediye ederek Dünya Dondurma Günü’nü dondurma tutkunlarıyla beraber kutluyor.

Magnolia Bakery’nin birbirinden özel 20 dondurma çeşidi arasından imza lezzetlerinden Banana Pudding’li dondurma öne çıkıyor. Magnolia Bakery’nin dünyaca ünlü ikonik lezzeti Banana Pudding dondurma formatıyla yazın vazgeçilmezi oluyor. Vanilyalı, çikolatalı, Antep fıstıklı, fındıklı, kahveli ve damla sakızlı klasik lezzetlerin yanı sıra tahin ve pekmezli, hurma ve portakallı, incir ve cevizli dondurma çeşitleri gibi sevilen tatlar özel reçeteler ile buluşturuyor.

Ayrıca Macademia Fındık, Lotus, Strawberry Cheesecake, Cookies & Cream ve tuzlu karamel gibi Magnolia Bakery’nin tutkunu olduğumuz aromaları da dondurma severlere bambaşka bir lezzet şöleni sunuyor. Günlük olarak taze ve el yapımı hazırlanan dondurma çeşitlerine, yine Magnolia Bakery mutfağından çıkan özel kornetleri eşlik ediyor.

Stres kanser oluşumunu da etkiliyor!

Konfor alanımızın dışına çıktığımızda, rutinlerimizi değiştirdiğimizde, hayatımıza sağlıklı beslenmeyi, günlük spor yapmayı, kilo kontrolünü özetle bilinçli yaşam şeklini dahil ettiğimizde birçok hastalığa yakalanma olasılığımızı da düşürmüş oluyoruz. Peki tam olarak neler yapmalıyız? Liv Hospital Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz, toplum olarak artık daha bilinçli olduğumuz kanser hastalığı ile ilgili önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz

Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz

Daha bilinçliyiz
Toplumumuz artık kanser tanısında çok daha bilinçli ve uyumlu. Tüm dünyada her bir farklı kanser türü için çok çeşitli, geniş çaplı giderek daha da moleküler yöntemlere evrilerek tanı ve tedavide gelişmeler olumlu yönde ilerlemektedir.

Destek olmak bizlerin elinde
Bizler hekim olarak tanı ve tedavi aşamalarını yönetebildiğimiz kadar aile bireylerinin sağlıklı ömürlerine devam edebilmeleri konusunda da destek olmaya çalışmaktayız. Bu süreçte hareketsiz yaşamdan (sedanter) uzaklaşmak, stres kontrolünde ve sağlıklı beslenmede tavsiyelerde bulunmak da bizlerin görevidir.

Elbette ki hiçbir yöntem yüzde yüz engelleyici değildir ancak bilinçlenmek her şeyden önemlidir.
Neler yapabilirsiniz?
Egzersiz:
Kanser ve egzersiz arasındaki ilişki birçok bilimsel çalışmada kanıtlanmıştır. Hareketsiz kalan bedenin kansere yatkınlığı birden fazla sebep nedeni ile artmaktadır. Örneğin haftalık 4-6 saat yürüyüşler ile hastalık riski %10 azaldığı gibi eğer tedavi sürecinde ise iyileşmeyi, bedenin eski gücüne kavuşmasını da hızlandırmaktadır.

Kilo kontrolü: Aşırı kilolu bireylerde kanser gelişim oranı yaklaşık %60 artmaktadır. Aktif yaşamak, sağlıklı egzersiz politikaları ve elbette sağlıklı beslenme ile kilo kontrolü sağlanması koruyucudur.

Sağlıklı beslenme: Özellikle bağışıklık sistemimizi, barsak mikrobiyotamızı destekleyen gıdalardan ağırlıklı beslenmek çok kıymetlidir. Bu grup dahilinde meyveler, sebzeler, yoğurt gibi probiyotik süt ürünleri ve işlenmemiş proteinler hem kilo kontrolünde etkin hem de kanserden koruyucudur. Tuzlu gıdalar, işlenmiş kimyasal içerikli fast food ürünlerini soframızdan kaldırmalıyız.

Yoga, meditasyon, orman yürüyüşleri: Yaşam koşullarının her geçen gün zorlaştığı günümüz şartlarında kendimize vakit ayırmalı, müzik eşliğinde doğa yürüyüşleri ya da ruhu dinginleştiren yoga gibi meditasyonlara şans vermeliyiz. Stresin tetiklediği sayısızca negatif olay gibi kanser üzerine de etkisi inkar edilemez.

Hepimizin alıştığı şeylerden vazgeçmesi ya da değişiklik yapması konfor alanımızın bozulması gibi

İstanbul’un yeni eğlence merkezi; Kloud

Yaz başında kapılarını müzikseverlere açan Kloud İstanbul, Boğaz manzarası, otantik mimarisi ve minimalist tasarım detaylarıyla kaliteli müzik tutkunlarına eşsiz bir deneyim vadediyor.

Kısa sürede Kuruçeşme’nin gözde mekanı haline gelen Kloud Istanbul, Afrohouse ve Commercial müzik ağırlıklı konseptiyle dikkat çekerken bar kadrosuyla da unutulmaz kokteyller sunuyor. Yerel sahnenin en başarılı DJ’leriyle iş birliği yaparken, aynı zamanda dünya çapında tanınan müzik öncülerine de ev sahipliği yapan Kloud İstanbul, “Kloudy Nights” serisi çerçevesinde dünya çapında tanınan sanatçıları ağırlıyor.

Belçikalı Hoax ve İsviçreli DARREN(CH) gibi isimlerle başlayan bu serüven, gelecek sezonda da dünyaca ünlü ve yeni isimleri müzikseverlerle buluşturmaya devam edecek.

Perşembe hariç her gün akşamları saat 23.00’ten itibaren nefes kesici Boğaz manzarasının keyfi eşliğinde unutulmaz bir müzik deneyimi yaşatan Kloud İstanbul’da yerinizi ayırtmayı unutmayın.

D Maris Bay’de Dieter Bohlen ve Sophie Ellis-Bextor geliyor…

D Maris Bay, ağustos ayında ikinci kez Big Art Festivali’ne ev sahipliği yapacak.

Üç gün sürecek gala programı kapsamında Modern Talking’in efsanevi solisti Dieter Bohlen ve İngiliz popunun divası Sophie Ellis-Bextor sahne alacak.

D Maris Bay, 19-21 Ağustos tarihlerinde OMNIYAT Summer Collection by BIG ART FESTIVAL’in büyük finaline ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Üç gün sürecek gala programı; gastronomi deneyimini üst seviyeye taşıyacak bir açılış partisiyle başlarken, müzik dünyasına damgasını vuran Modern Talking grubunun solisti Dieter Bohlen ve İngiliz pop kraliçesi Sophie Ellis-Bextor büyüleyici sahne performanslarıyla festivale renk katacak.

Big Art Festivali’ne ikinci kez ev sahipliği yapıyor. D Maris Bay’de gerçekleşecek Big Art Festival; 19 Ağustos’ta La Guérite’de özel bir öğle yemeğiyle ve canlı müzik performansları ile başlayacak.

Şef Karim Bourgi’den yaza özel tatlılar

Özsüt’e uzun bir süredir danışmanlık yapan dünyanın en tanınmış pasta şeflerinden Karim Bourgi, sürpriz tatlarla lezzet tutkunlarını mutlu etmeye devam ediyor.

Özsüt’ün maharetli şefleriyle birlikte menülerine dokunuş yapan ünlü şef, yaza özel hazırladıkları lezzetleri, yaz trendlerini ve Türkiye’de en çok sevdiği tatlıları anlattı.

Bourgi danışmanlığında oluşturulan menüde özellikle yaza özel hafif ve meyveli tatlar dikkat çekiyor. Bourgi, Özsüt’ün maharetli şef ekibiyle birlikte özel tekniklerle hazırladığı yeni tatları ve yaz trendlerini anlattı.

Ünlü şef, Özsüt misafirlerini mango, çilek, çarkıfelek gibi ferahlatıcı meyvelerle hazırlanmış enfes meyveli pastaların beklediğinin müjdesini verdi.

Ahududu, yabanmersini gibi egzotik meyvelerle ve pek çok yeni teknikle meyveleri öne çıkaran tatlar üzerinde çalıştıklarını anlatan Bourgi, “Yaz için trendlere uygun, farklı dokularda ve çok tatlı olmayan ürünler geliştirdik. Ayrıca çikolatalı, üçlü çikolatalı, yer fıstıklı, marshmallowlu çeşitli kurabiyelerle yaza lezzet kattık. Bunların dışında bardak pastalara ve tiramusu, çikolatalı kek ve snickers gibi çikolatalı tatlara da yeni menüde yer verdik” dedi.

Kalp kapağı hastalıklarında gözden kaçan önemli sinyaller!

 Günümüzde kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artıyor. İşlenmiş gıdalar, aşırı tuz tüketimi, karbonhidrat ağırlıklı beslenme, yoğun stres, hareketsizlik ve sigara kullanımı gibi birçok etken kalp ve damar hastalıklarının yaygınlaşmasına neden olurken, kalp kapaklarındaki yıpranma da tehlikeyi artırıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar “Yaş ilerledikçe kalp kapağı problemleri de artmaktadır. İnsan kalbinin işlevlerini yeterli bir şekilde yerine getirebilmesi için tüm kapakların sağlıklı olması gerekir. Ancak sigara, obezite, kontrolsüz diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi etkenler kalp kapaklarına ciddi zarar vermekte ve sorun çoklu organ yetmezliğine kadar gidebilmektedir” diyor.

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar kalp kapağını bozan sinsi tehlikeleri ve tedavide genilen noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Nefes darlığı, yorgunluk ve çarpıntı… Modern çağın koşuşturmacasında genç-yaşlı pek çok kişi bu sorunlardan bir veya birkaçıyla karşılaşıyor ancak çoğunlukla ‘dinlenirsem geçer’ ya da ‘hemen doktora gitmeye gerek yok’ düşüncesiyle doktora başvurmayı öteleyebiliyor. Hal böyle olunca sorun ileri dönemde; ciddi ritim bozuklukları, kalp yetersizliği hatta akciğer ödemi gibi hayati önem taşıyan boyutlara ulaşabiliyor! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp ve damar hastalıklarının ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını vurgularken, buna rağmen kalbimize gerekli özeni göstermediğimizi belirterek “İletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte artan farkındalık ve tıbbi teknolojinin ilerlemesiyle de erken teşhisin getirdiği faydalar bu konunun avantajlı yönleridir. Ancak işlenmiş gıdalarla beslenme, düzensiz yaşam, yoğun stres ve sporun hayatımıza yeterince adapte edilemeyişi kalp ve damar sağlığımızı olumsuz etkilemektedir. Ve maalesef tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her geçen gün kalp ve damar hastalıkları giderek artmaktadır” diyor.

Doç. Dr. Onur Taşar

Doç. Dr. Onur Taşar

Çoklu organ yetersizliğine yol açabiliyor!

Kalp kapaklarının da genetik etkenler, sağlıksız yaşam alışkanlıkları ve ilerleyen yaş gibi faktörlerle bozulduğunu ve hayati riske yol açabildiğini belirten Doç. Dr. Onur Taşar şöyle konuşuyor: “Sağlıklı bir insanın kalbinde dört tane kapak sistemi vardır. Yaş ilerledikçe kapak problemleri de artmaktadır. Kalp kapaklarından mitral kapak problemleri doğası gereği genellikle erken aşamalardan itibaren belirti verdiğinden teşhisi hastalık kritik düzeye gelmeden olmaktadır. Ancak bazen ani gelişen ileri düzey kapak yetersizlikleri acil servise başvurmayı gerektirecek ölçüde nefes darlığı hatta şok tablosuna yol açabilmektedir. Erken teşhis edilse de zamanında müdahale edilmeyen hastalarda en nihayetinde kalp, akciğer ve hatta çoklu organ yetersizliği belirtileri ortaya çıkmaktadır.” Mitral kapak hastalıklarının tedavisinin açık kalp ameliyatının yanı sıra, son yıllarda hızla gelişen teknoloji sayesinde  girişimsel kardiyologlar tarafından anjiyografik olarak yani kapalı yöntemle yapılabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Taşar, hangi hastaya hangi tedavi yönteminin uygun olacağına Kardiyoloji -Kalp Damar cerrahisi ortak konseyde karar verildiğini ve başarılı sonuçlar alındığını vurguluyor.

Kalp kapaklarının sinsi düşmanları!

Kapak hastalıklarından bir kısmı genetik olurken, kişinin yanlış yaşam alışkanlıkları ve çevresel faktörler de kapaklara dolaylı şekilde ciddi zarar verebiliyor. Koroner arter hastalığı ile sonuçlanan damar sertliğinin özellikle mitral kapak sisteminin fonksiyonunu bozarak yetersizliğe yol açabildiğini belirten Doç. Dr. Onur Taşar, “Dolayısıyla koroner arter hastalığına yol açan sigara, obezite, kontrolsuz diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi etmenler kalp kapağına ciddi zarar verebilmektedir” diyor. Doç. Dr. Taşar, kalp kapak hastalıkları tanısı olan bireylerin düzenli kontrollerini yaptırmalarının ve tedavi yöntemini belirlerken mutlaka kapak hastalıkları konusunda deneyimli merkezlere başvurmalarının önemli olduğunu söylüyor.

Metabolizmanızı ‘bol su içerek’ canlandırın!

Yaz mevsiminde artan etkinlikler ve tatil planımız nedeniyle hemen hepimizi zayıflama telaşı sardı. Ancak fazla kilolardan kurtulmanın çözümünü düşük kalorili şok diyetleri uygulamakta arıyorsanız, bu hayalinizden bir an önce vazgeçmenizde yarar var.  Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, “Şok diyetler sizi kısa sürede mutlu etseler de, unutmayın ki hızla verilen kilolar ağırlıklı olarak kas ve sıvı kaybına sebep olduğu için yine hızla geri alınırlar. Daha da kötüsü; şok diyetler uzun süre uygulandığında tip 2 diyabetin başlıca sorumlusu insülin direncinden karaciğer yağlanmasına, kalp hastalıklarından depresyona kadar birçok sağlık sorununu da yol açabilirler” uyarısında bulunuyor.  Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, sağlıklı ve kalıcı kilo vermenin ancak kilo alınmasına sebep olan hatalı beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesiyle mümkün olabildiğine dikkat çekerek, “Sağlıklı kilo kaybı kişiden kişiye değişmekle birlikte, ideal olan haftada ortalama 1-1,5 kilo kaybetmektir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, yaz aylarında sağlıklı ve kalıcı kilo vermenin kurallarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik

Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik

Her sabah mutlaka kahvaltı edin

Genellikle sabahın erken saatlerinde, zamansızlık ve iştahsızlık nedeniyle atlanan, yoğun iş temposuyla da unutulan öğündür kahvaltı. Ancak günün en önemli öğünüdür aslında. Zira, metabolizmanızın çalar saatidir. Bu nedenle uyandıktan sonra bir saat içinde kahvaltı ederek metabolizmanızı erkenden çalıştırmaya başlamanız kan şekerinizin dengede kalmasını sağlayarak gün içinde ani acıkma atakları yaşamanızı önleyecektir.

Bol miktarda sebze meyve tüketin

Gün içerisinde ortalama 1-2 porsiyon meyve ve 4-5 porsiyon sebze tüketmeye özen gösterin. Kahvaltınızda, üzerine yağ eklenmemiş mevsim sebzelerini, öğle ve akşam yemeklerinizde de az miktarda yağ ile hazırlanmış zeytinyağlılar ve bol yeşillikli salataları tüketmeyi alışkanlık haline getirin.  Sebzeler yüksek posa içerikleriyle hem tokluk hissi oluşturacak, hem de düşük kalorili oldukları için zayıflamanızı kolaylaştıracaktır. Meyveler ise uygun porsiyonda yenildiklerinde  kan şekeri dengesi sağlayacakları için gün içinde tatlı krizlerini önleyeceklerdir.

Ara öğünleri atlamayın

Kalıcı kilo vermenin bir başka önemli kuralı ise ara öğünleri atlamamak. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, ara öğünlerin metabolizmaya ‘çalış’ emrini verdiklerine işaret ederek, “Günde 1-2 kez ara öğün yapmayı alışkanlık haline getirmek sağlıklı kilo kaybı ve kilo kontrolü için oldukça önemlidir. Ara öğünler bir sonraki öğüne yarı tok girmenizi sağlayarak porsiyonları kontrol etmenizi kolaylaştıracaktır” diyor.  Ara öğünlerin metabolizmanızın açlık durumuna girmesini ve yavaşlamasını önleyen en önemli ama aynı zamanda en tehlikeli öğünler olduğunu vurgulayan Müzeyyen Çelik, “Dikkat edilmesi gereken nokta,  bu öğünlerde tatlı ve hamur işleri yerine; meyve, yoğurt, kuru yemiş, kremasız ve şurupsuz sütlü kahve gibi alternatifleri tercih etmektir” diyor.

Asla tek yönlü beslenmeyin, çünkü…

Aldığımız kalorinin miktarı kadar, bu kalorinin kaynakları da önemli. Kilo kaybı ve kilo korumada besinlerin kalorilerini saymak yeterli gelmiyor, besin grubu dengesi daha önem taşıyor. Gün içerisinde protein ve karbonhidratı dengeli olarak almak gerekiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, tek yönlü beslenmenin kan şekerinde dengesizliğe neden olacağı için gün içerisinde yeme isteğini artırabileceği uyarısında bulunarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu nedenle her öğünde; süt, et, tahıl, sebze-meyve gruplarından bir tabağa sığacak şekilde porsiyonlar almak çok önemli. Çünkü, tahıl grubunu süt ve et gruplarına göre fazla tüketmek kan şekerinde ani yükselmeye sebep olabilir. Bu da bir sonraki öğüne kadar daha çabuk acıkmanıza ve olması gerekenden daha fazla yemenize, bunun sonucunda kilo almanıza yol açabilir. Genel olarak et grubunu fazla tüketmeniz durumunda ise kan yağı seviyesini yükseltmiş ve sağlıksız beslenmiş olursunuz.”

Kalori değil porsiyon hesabı yapın

Kalıcı ideal kilo vermede neyi yediğimiz kadar, ne kadar yediğimiz ve hangi saatte yediğimizin de önemi var. Porsiyon kontrolü yapmanız, ihtiyacınız olandan fazla enerji almanızı ve mide kapasitenizin gereksiz büyümesini önleyecektir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, ortalama porsiyonları besin gruplarına göre şöyle anlatıyor: “Et grubu (kırmızı et, tavuk, balık, hindi) avuç içiniz kadar, yani ortalama 100-120 gram olmalıdır. Ancak bu miktar egzersiz durumunuza ve ihtiyaçlarınıza göre değişebilir. Tahıl grubunda; her öğüne ortalama 1,5-2 dilime denk  gelecek kadar ekmek veya 5-6 çorba kaşığı kadar bulgur, kinoa, buğday, tam tahıllı makarna gibi karbonhidratlar tercih edebilirsiniz. Süt grubunu da öğünlerinizde bir kase yoğurt (200 gr) veya bir su bardağı (200 ml) ayran veya cacık bulundurarak tamamlayabilir, tabağınızın kalanını da sebzelerden doldurabilirsiniz.”

Görebileceğiniz her yere su koyun

Vücutta kilo verme sürecinde yağ yakımıyla birlikte toksik madde miktarı da artıyor. Bu maddeler vücuttan su yardımıyla uzaklaştırılıyor. Metabolizmayı arındırmanın ve canlandırmanın altın kuralının ‘su içmek’ olduğuna dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, su tüketimini artırmak için şu önerilerde bulunuyor: “Susuzluk hissi yalancı  açlık hissiyle karıştırılabildiği için su içerek gereksiz kalori alımının da önüne geçmiş ve iştahınız kontrol etmiş olursunuz. Öncelikle su içmek için susamayı beklemeyin. Çünkü sıcak havalarda terlememiş olsanız dahi vücuttan yüzeysel olarak kaybedilen sıvı miktarı artar. Evinizde, iş yerinizde görebileceğiniz her yere su şişeleri, sürahiler ve su dolu bardaklar koyun. Suyun tadını, içine dilediğiniz meyveyi atarak değiştirebilir, tarçın, zencefil, taze nane yaprakları ekleyerek antioksidan kapasitesini artırabilirsiniz.”

sağlık

Yatmadan 2 saat önce yemeği sonlandırın

Vücudunuza besinleri sindirmesi için zaman tanıyın. Bu nedenle yemek ve içecekleri yatmadan 2 saat önce sonlandırın Gün ışığının ve hormonların etkisiyle saat 18:00‘den sonra metabolizma yavaşlamaya ve uykuya hazırlanmaya başlıyor. Bu nedenle erken saatlerde yenen akşam yemeğinden sonra herhangi bir atıştırmalık tüketmemek,   hem sindirim problemlerini ortadan kaldırıyor hem de kilo verme sürecinin yavaşlamasını önlüyor.

Sporu alışkanlık haline getirin

Sağlıklı ve zinde bir vücut için haftanın en az 3 günü spor yapmayı ihmal etmeyin. Eğer insülin direnciniz ve hipogliseminiz yoksa, sabah aç karnına gerçekleştirilen egzersizler metabolizmanızın daha hızlı çalışmasını sağlayacaktır. Gün içinde yapacağınız spordan önce ve sonra beslenmenize dikkat edin. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik,    spor öncesinde karbonhidrat, sonrasında ise karbonhidrat ve protein grubunu birlikte tüketmeyi alışkanlık edinmeniz  gerektiğini belirterek, şunları söylüyor: “Çünkü spor öncesi aldığınız karbonhidrat egzersiz esnasında enerjiye çevrilerek; kan şekerinizin düşmesini engelleyecek, sıvı ve mineral kaybının azalmasını sağlayacak ve kaslarda meydana gelebilecek hasarı önlemede yardımcı olacaktır. Spor sonrasında tüketeceğiniz karbonhidrat ve proteinden dengeli öğün ise kas yıkımının azalmasında, protein sentezinin artırılmasında ve karbonhidrat depolarının yeniden doldurulmasında etkili olacaktır. Muz ve kayısı içeriğindeki potasyumdan dolayı kasın dinlenmesini kolaylaştıran meyveler. Dolayısıyla spor sonrasında eğer yemek saatiniz uzayacaksa ½ muz veya 3-4 adet taze kayısı tüketmeniz metabolizmanız üzerinde toparlayıcı etki yapacaktır.”

Yaz aylarında kilo kaybını destekleyen 4 besin

Yaban mersini: A,B,C vitaminleri ile yüksek oranda lif içeren yaban mersini sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlayarak kabızlığı önlemeye yardımcı oluyor. Tokluk hissini artırdığı ve sindirimi hızlandırdığı için ödemin atılmasına ve kilo kaybına  da katkıda bulunuyor. İçeriğindeki antosiyanin ile iltihabı önleyerek mesane sağlığında önem taşıyor.

Kayısı- kavun: Kayısı ve kavun gibi sarı-turuncu renkli meyveler  potasyum açısından oldukça zengindirler. Vücut sıvılarında sodyum – potasyum dengesinin sağlanmasına, içeriğindeki yüksek lif sayesinde bağırsak sağlığının korunmasına ve kilo kaybına yardımcı oluyorlar.

Semizotu: Kalsiyumdan oldukça zengin bir besin kaynağı olan semizotu hem salatası, hem zeytinyağlısıyla yaz aylarında hafif ve lezzetli alternatifler oluşturmasının yanı sıra özellikle karın çevresi yağlanmanın azalmasında da etkili oluyor.

Balyan pastanesinin hikayesi

Bu İstanbul Beyefendisinin adı Harry Lenas.
Peki kim bu Harry?
Babası 1919’da Arnavutluk’tan İstanbul’a göç etmiş, bu topraklardaki ilk çikolata imalathanesini kuran Fransız Moulatier’nin yanında çıraklık yapmış, 1923’te İstiklal Caddesi’nde ilk pastanesini açmıştı.
 Cumhuriyetle yaşıt olan bu pastanenin adı, Loryan’dı… Fransızca “şark” anlamına gelen l’Orient kelimesinin okunuşuydu.
1934’te yasa çıktı, yabancı isimlerin Türkçeleşmesi gerekiyordu.
Mareşal Fevzi Çakmak’ın damadı, sanat tarihi profesörü Burhan Toprak, Loryan’ın müdavimlerindendi. Ona danıştılar, “Baylan ismini koruyun” dedi.
Çağatay Türkçesinde “kusursuzluk, mükemmellik” anlamına geliyordu.
Şark, mükemmel oldu Loryan, Baylan oldu.
Bay Harry, babasının pastanesinde çıraklık yaptı, liseden sonra Viyana’ya, pastacılık okulu Zuckerbaecker Schule’ye gitti.
Oradan diplomayı aldı, İsviçre’ye geldi, uluslararası Richmont Fachschule’de çikolata eğitimi aldı, Mövenpick’te çalıştı, Almanya’ya geçti, Solingen Grafrath’ta gıda sanayi okulunda şekerleme eğitimi aldı.
1953 yurda döndü. Türkiye’nin ilk “mektepli pastacısı”ydı. İlk’lerine başladı.
Türkiye’yi Espesso’yla tanıştırdı.
İlk cappuccino’yu o tattırdı. İlk milkshake’i o çalkaladı.
İlk tiramisu’yu o yaptı.
İlk İtalyan dondurmasını…
ilk İskandinav kanepelerini… ilk krokanlı çikolatayı o servis etti.
İlk madlenleri o üretti. Pandispanyayı ilk o kullandı. İstanbul efsanesi “kup griye”yi icat etti.
Vitrinini kalplerle süsleyip, Sevgililer Gününü ilk tanıtan o oldu.
Çikolata üzerine yazıyı ilk o yazdı.
Yazı’nın merkezi oldu. Atilla İlhan, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cemal Süreyya, Orhan Kemal, Haldun Taner, Peyami Safa, Asım Bezirci, Behçet Necatigil, Ferit Edgü, Ahmet Oktay, Güner Sümer, Ferhi Naci, Tomris Uyar, Leyla Erbil, Oktay Akbal, Salah Birsel…
 Baylan’ı mesken tutanlardandı.
Varlık vergisi, 6/7 Eylül olayları, Kıbrıs harekatı… gene de yurdundan ayrılmadı.
“Kızılcık şerbeti içtim” dedi yine hayatına renk ve tat katmaya devam etti.
Ve maalesef ülkemizde hayatını kaybetti.
Yaş kemale erince Cumhuriyetle yaşıt Baylan’ını kakao-çikolata-kahve sektörünün devlerinden Altınmarka’ya devretmişti.
 “Neden” diye sorduklarında ne cevap vermişti biliyor musunuz?
“Çocuğum olmadı, Baylan’ı bırakacağım bir varisim yoktu, bu yüzden güvenilir, ellere emanet ettim.
Baylan’ı sizin çocuklarınızın da görmesini istedim, çünkü Baylan, benim değil Türkiye’nin” demişti.

Sokak lezzetlerine gurme dokunuş

Snob, Türkiye’de açtığı altıncı şubeyle şimdi de Eskişehir’de misafirlerini ağırlıyor.

Sokak lezzetlerinin dinamizmini; kaliteli ve temiz malzemeler kullanan eğitimli şefler eşliğinde gurme bir deneyime dönüştüren Snob Eskişehir, bu sefer Burger&Pub konseptiyle zengin atıştırmalıklarından hamburger çeşitlerine kadar her lezzetiyle misafirlerine eşsiz bir ziyafet yaşatıyor.

Yeme içme sektöründe 14 marka ve 50’nin üzerinde restoranla faaliyet gösteren Akkomarka’nın sokak lezzetlerini gurme bir deneyime dönüştüren markası Snob, artık Eskişehir’de! Hamburger zincirleri arasında Amsterdam’da şubesi bulunan tek Türk markası olan Snob Eskişehir, Burger&Pub konseptiyle hamburger çeşitlerinden atıştırmalık tabaklarına, birbirinden leziz ve doyurucu menüsüyle misafirlerini bekliyor.

Sokak lezzetleri

Snob Eskişehir, satır sucuklu humustan mac&cheese toplarına, çıtır tavuktan parmesanlı patates kızartmasına kadar zengin atıştırmalıklar sunuyor. Brioche ekmeğindeki hamburger köftesinin duble cheddar peyniri ve dana baconun leziz relish sosu, sumaklı mayonez, mac&cheese topu ve çıtır soğanla birleştiği Benji Burger, köfte, black truffe mayo, cheddar peyniri ve çıtır soğanla hazırlanan Bun Truffle Burger, Snob sos, cheddar peyniri, relish sosla sunulan Snob Dog gibi lezzetler misafirlerine unutamayacakları deneyimler yaşatacak. Vegan ve vejetaryen hamburger çeşitleri ve alkol menüsü de bulunan Snob Eskişehir, 110 kişilik kapasitesiyle 12.00-02.00 saatleri arasında hizmet veriyor.

Sporculara özel Muratbey Kaymaklı Plus

Muratbey, Ar- Ge çalışmaları ışığında ürettiği Kaymaklı Plus gibi zengin besin değerine sahip inovatif peynirlerle sağlık için spor yapanları destekliyor.

Türkiye’nin yerli peynir markası Muratbey, D vitamini ile zenginleştirilmiş, inovatif ürünleriyle halk sağlığına katkı sağlıyor. Muratbey Plus Kaymaklı; prebiyotik içeriğiyle bağışıklık ve sindirim sistemlerini desteklerken, vücutta kullanılabilirliği yüksek olan whey protein içeriğiyle de başta sporcular olmak üzere sağlıklı beslenmek isteyen herkes için vazgeçilmez bir lezzet olarak öne çıkıyor.

Muratbey Plus Kaymaklı ’nın 100 gramında 5 mcg D vitamini bulunuyor. Muratbey Plus Kaymaklı, zenginleştirilmiş yapısıyla günlük D vitamini ihtiyacımızın yüzde 33’ünü tek başına karşılıyor. Ayrıca Türk Gıda Kodeksi ‘ne göre 100 gramı günlük kalsiyum ihtiyacımızın %88’ini ve fosfor ihtiyacımızın %93’ünü karşılamaya yetiyor.