Yazılar

Cesare Catania: Sanatın Metaverse Yolculuğu

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Cesare Catania: Sanatın Metaverse Yolculuğu

İtalyan sanatçı Cesare Catania, geleneksel sanatın digital dünyayla kucaklaştığı bir evrende sınırları zorluyor. Eserleri, renk, form ve kompozisyonun bir araya geldiği bir dünyada izleyiciyi büyülüyor. Sanatçının soyut eserleri, figüratif detayları soyutlamak suretiyle duygusal bir deneyim sunuyor. Renklerin dansı, şekillerin ritmi ve soyut formların anlamı, izleyiciyi içine çeken bir yolculuğa çıkartıyor. Metaverse ile bu soyut dünyaların sınırları daha da genişliyor. Sanatçının eserleri, sanal dünyanın içinde de yeni bir boyut kazanıyor.

Cesare Catania ile sanatın sınırlarını keşfetmek isteyen herkes için ilham verici bir röportaj gerçekleştirdik.

Sanat hayatınız ne zaman ve nasıl başladı?

Sanat hayatım aslında benden habersiz çocukluk yıllarımda başlamıştı. Dedem keman sanatçısıydı. Klasik müziğin yaratıcılığına ve titizliğine karşı tutkum onun sayesinde başladı. 9 yaşımdayken piyano dersleri almaya başladım. Hem müzikal hem de figüratif sanata karşı her zaman bir tutkum oldu. Benim için ikisi birbirinden uzak ya da ayrı şeyler değildi o yıllarda bile. Hayatı algılayışım, kendimi eğlendirme arayışım genellikle kendi yarattığım küçük dünyaların içinde hikayecikler halinde belirdi önümde. Gördüğüm en küçük beni etkileyen şey günlerce hayalimde yaşattığım dünyaları mümkün kılıyordu. Anılarıma dâhil olan herkesin psikolojisi, karakterleri, düşünceleri, görünüşleri vb. birçok şey benim etkilenme ve beslenme alanlarım oldu.  Hayatımın dönüm noktasının bu süreçle başladığına inanıyorum. İlk kayda değer resmim 1995 yılına kadar uzansa da bu tutkumu 10 yılı aşkın bir süre önce mesleğe dönüştürmeye başladım. “Metaphysical Composition” – 2016, in “Artistic Composition” – 2016 , “The Dynamics of Movement” – 2016) , the “Vanity” ve diğer soyut ve sembolik olanlarda – 2014, “Flamingos in the Mirror” – 2015 – the “Tear” – 2012 gibi eserlerim ortaya çıktı.

Eserleriniz oldukça etkileyici bir dile sahip. Bize çalışmalarınızı ve tarzınızın oluşum sürecini anlatır mısınız?

1998 yılında mühendislik fakültesinde okumaya başladım. Ve burada perspektif ve aksonometri alanında uzmanlaştım. Bu bana tüm şekilleri basit üç boyutlu çokgenlere bölerek kendisini çevreleyen sorunları ve gerçekliği gözlemlemeyi öğretti. 144: Jazz Trio” – 2014, “Nice (A Tribute to Matisse and Chagall)” – 2015) ve katı ve eğrisel figürlerin zarif ve uyumlu bir şekilde yan yana gelmesiyle “Summer Readings (Tribute to Pierluigi Nervi)” – 2016 adlı eserlerim bu sayede çıktı ortaya. Yıllar içinde fotoğrafçılığa karşı da özel bir tutkum gelişti. Fotoğraf teknikleri ile oluşturulan yumuşak tonlamalar, ışık oyunları, çekim sırasında ve sonrasında elde edilen duygusal, dramatik ve şiirsel çalışmalara yoğunlaştım. Renk ve biçimsel bozulma gibi çeşitli teknikleri kullanarak soyut sanat örnekleri çıkartmaya başladım.

Bu süreçteki çalışmalarımda hiçbir sınırlamaya yer vermedim. Sanat sonsuzdur ve ifade biçimleri de sonsuzdur. O sebeple, ben sadece üretiyorum ve üretilen her eser kendi içinde kendi varlığını inşa ediyor.  İlhamımı yaşamın acı ve tatlı olan kendisinden ve evrenin bütünlüğünden, renklere olan aşkımdan alıyorum. Yaşam benim ilhamım.

Cesare Catania

Çalışmanız güçlü renklerden ve renk kontrastlarından oluşuyor. Belirli bir eserde hangi rengi kullanacağınıza nasıl karar veriyorsunuz?

Her düşüncenin, arzunun, bilginin, hislenmenin yani her şeyin bir rengi ve tonları var.  Ben, rengin algılanamaz olduğunu kabul edip, yine de ulaşmaya çalışma durumunun gerekliliğini estetik açıdan değerlendiriyor ve iki gerçeklik (renk – nesne) arasındaki en kısa mesafeyi arayarak, yeni bir gerçekliği gün yüzüne çıkarmaya çalışıyorum. Rengi yaşıyorum, arzuluyorum, hayal ediyorum, hissediyorum ve eserlerimle gün yüzüne çıkartıyorum. Dolayısı ile her eser kendi rengine kendisi karar veriyor diyebilirim.

Dijitalleşme ve teknolojiyle birlikte sanat dünyasının dinamiklerinde çok ciddi değişimlerle karşılaştık. Bu değişim rüzgârı eser üretimlerini de etkiledi. Kripto sanat, NFT eserler ve blockchain teknolojisi de bu değişimlerin en önemli örneklerinden oldu. Siz de “Artistic Metaverse” olarak adlandırdığınız bir metaverse sergi düzenlediniz? Nasıl oldu bu süreç?

Hepimizin Covid19 salgını nedeniyle evlere kapandığı Pandemi döneminde “Artistic Metaverse” adını verdiğim ilk Metaverse sergimi gerçekleştirdim. Davetlilerim herhangi bir çaba göstermeden, yalnızca kullandıkları sanal gerçeklik cihazları sayesinde, sergime katılıp, diledikleri tablomu kolayca satın alabildiler. Kendi aramızda bir söyleşi bile gerçekleştirdik. Mikrofon ve sohbet kutusu aracılığıyla eserlerim hakkında sohbet ettik. Bir sanatçı olarak en büyük arzularımdan biri sanat tarihinde ileride yazılacak bir değişime şahit olma arzusuydu. Bu arzumun karşılık bulduğunu gördüm. Ayrıca bu sergimin yeni nesil koleksiyoner ortaya çıkarmak konusunda farklı bir işlevi de oldu.

Harika! Benim de en merak ettiğim konuların başında NFT’lerin yükselişe geçmesi koleksiyonerlik kavramını nasıl etkilediğiydi.

Şöyle ki hayatını tamamen ekranda yaşayan, internetin var olduğu bir dünyada doğan, dijital madencilik yaparak zengin olan, alışverişini kripto parayla yapan, oyun evrenlerinde avatarına tasarım kıyafetler, silahlar, ayakkabılar alan ve bunlara ciddi paralar harcayan insanlarla; nerdeyse tamamen fiziksel dünyada yaşayan insanların yaşamı ele alış biçimleri, estetik zevkleri ve paraya bakışı haliyle birbirinden çok farklı. Tamamen fiziksel dünyada yaşayanların “fiziksel olmayan bir eseri ne yapacağım?” sorusunu yeni nesil “fiziksel bir eseri ne yapacağım?” olarak soruyor. Zira onların evleri, duvarları sosyal medya hesaplarında, ekranlarında. Bu yüzden belki de hiçbir zaman bir sanat eseri almayacaklardı. NFT ise onlar için bu ortamlarda sergileyebilecekleri, varlıklarını, kültürel birikimlerini gösterebilecekleri bir alan yarattı. Fiziksel koleksiyonerlikte de olan sahip olma, bunu paylaşma, kültürel statüsünü sergileme, sanatçının macerasına eşlik etme zevklerini NFT koleksiyonları üzerinde onlar da yaşamaya başladı. Böylece NFT hem sanatçının, sanat piyasasının hem de koleksiyonerlik kavramının gelişmesine, bir alan daha kazanmasına sebep oldu. Tanınmış, fiziksel sanat piyasasında önemli yerlerde olan sanatçıların bu piyasaya ilgi göstermesiyle de hibrit bir ortam oluşmaya başladı.

Cesare Catania

Peki sanatın gerçek değerinin NFT’ler ile belirlenip belirlenemeyeceği konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dijital sanatın kripto paralar ile değerinin ölçülmesini doğru anlamak ve detaylandırmak için NFT teknolojisini doğru anlamak gerekiyor. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de göreceli bir değere sahip sanat, NFT ile en azından sanatçının hak ettiği gerçek değeri elde etmesine olanak tanıyor. Gelecekte özgün bir sanat eserini NFT ortamında elinde tutmak ciddi bir kazanç sağlamada bir araç olarak değerlendirilebilir.

Gelecek için başka iş birlikleriniz ve projeleriniz var mı? Son dönem sergilerinden bahsedelim, şu an sanat tutkunlarını burada neler bekliyor?

Şu anda Venedik Bienali’nde, aynı anda hem fiziksel hem de dijital bir heykel olan son sanat eserimin açılışını yapıyorum. Bu Phygital Embrace Versiyonu.

Venedik Bienali ziyaretçileri heykelimi fiziksel bir versiyonda gözlemlemeye ya da artırılmış gerçeklikte onunla “oynamaya” karar verebilirler. Bu vesileyle, yine yapay zeka sayesinde, herkese benzersiz bir dijital kucaklaşma heykeli yapma ve bunu dijital sanat eserleri olarak benimle birlikte imzalama imkanı veren bir yazılım da geliştirdim. İnsanların sanatla oynarken nasıl eğlendiklerini ve sanatın demokratikleşmesinin, sanatsever olsun ya da olmasın, genel halk tarafından nasıl takdir edilen bir süreç olduğunu görmek harika.

Peki Türkiye’deki sanat ortamı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye çok özel bir yer. Yakın zamanda Türkiye’de de sanatsal bir proje geliştirebilmeyi çok istiyorum.

Shangri-La Bosphorus, Istanbul’da lezzet şöleni yaşandı

Shangri-La Bosphorus, Istanbul’da lezzet şöleni yaşandı

Shangri-La Bosphorus, Istanbul, özel brunch etkinliğinin ikincisini “Shang Brunch Vol.2” ile gerçekleştirdi.

IST TOO’da İtalyan mutfağından Hint mutfağına, Çin mutfağından Karadeniz mutfağına kadar 9 Executive şefin canlı istasyonlarda sunulan imza lezzetleri, konuklara yine unutulmaz bir gastronomik deneyim sundu. Etkinlik boyunca canlı caz müziği, Le Bar’ın özel kokteylleri ve çocuklara özel aktiviteler ile Shang Brunch Vol.2 festival tadında geçti.

Eyüpsultan’a 7 yeni anaokulu sözü

Eyüpsultan’a 7 yeni anaokulu sözü

Eyüpsultan Belediyesi Anaokulları ve Akademisi’nde 2023 – 2024 eğitim öğretim yılını tamamlayan minik öğrenciler için kep atma töreni düzenlendi.

ESA Anaokulu bahçesinde düzenlenen törenin açılışında konuşan Eyüpsultan Belediye Başkanı Dr. Mithat Bülent Özmen yeni anaokulları yapılacağı müjdesini verdi.

Talebin farkında olduklarını ve anaokulların sayısını hızla artıracaklarına da dikkat çeken Başkan Özmen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buradan bir bilgi daha vermek istiyorum. Önümüzdeki çok kısa süre içerisinde belirli yerleri dönüştürerek 7 tane anaokulunu daha Eyüpsultan’ın hizmetine sunacağız. Talebin farkındayız. Sayımızı çok hızlı artıracağız. Hedefimiz, her mahallede 1 tane, bazılarında 2 tane olmak üzere bu sayıyı 40’a çıkarmak. Çocuklarımızın eğitimde fırsat eşitliğine, kaliteli eğitime ihtiyacı var. Bunu hep birlikte başaracağız.”

The Marmara Bodrum, 2024 yazına yenilenerek merhaba diyor

The Marmara Bodrum, 2024 yazına yenilenerek merhaba diyor

The Marmara Bodrum, 2024 yazında da kusursuz hizmet anlayışıyla misafirlerini ağırlamaya hazır.

Tuti Restoran

2024 Michelin tavsiye listesinde yer alan Tuti Restoran’ın yeni menüsüyle misafirlerine lezzet şöleni yaşatmaya devam ediyor. Executive Şef Hakan Süve ve mutfak ekibinin özenle hazırladığı menüler, Bodrum’un yerel mutfağından izler taşıyor ve bölge bahçelerinden günlük, taze ve doğal ürünler kullanılarak oluşturuluyor.

Yeni yaz sezonunda klasikleşen Tuti Restoran menüsüne eşsiz tatlar ekleniyor. Soğuk ve sıcak mezelerde İzmir Sakız Enginarı, Mavi Kuyruk Karides, Milas Erişte, İstiridye Kokoreç, Cevizli Ege otlu Kalamar Dolma, Karadut ve Reyhan Sorbe ile Aydın Atça Çilek Sorbesi, tatlılarda ise Vanilyalı Akça Armut öne çıkan lezzetler arasında yer alıyor. Ana menü de ise Trança, Ege soğan mıhlaması ve tere birleşimi ile lezzetli bir seçenek sunuyor.

Tuti Restoran, “slow food” ve “yaveş gari” sorumluluk projelerinden elde edilen bilgilerle Bodrum’un teknik ve hikayelerini taşıyan yemekler sunuyor.

The Marmara Bodrum

Pera 77 Pop Up Jazz ve Lıkır Lıkır Geceleri

The Marmara Bodrum, yaz boyunca canlı müzik performansları ve birbirinden özel sanatçı sahneleriyle Bodrum’u yaşamak isteyen herkese unutulmaz anılar biriktirme fırsatı sunuyor. Bodrum’da keyifli vakit geçirmek isteyen müzik severleri eğlenceye çağırıyor. İstanbul’un sevilen caz müzik sahnesi Pera 77, bu yaz Bodrum’da Pera 77 Pop Up ile caz müzik temsilcilerini The Marmara Bodrum’un eşsiz manzarasında takipçileriyle buluşturuyor.

Etkinlik takvimi ise oldukça dolu. Seran Bilgi 23 Haziran, 21 Temmuz ve 18 Ağustos’ta; Dilek Sert Erdoğan 7 Temmuz, 4 Ağustos ve 1 Eylül’de Pera 77 Pop Up’ta sahne alacak. Bu muhteşem performanslar, iki haftada bir tekrarlanacak ve katılımcılara eşsiz müzik deneyimleri sunacak.

The Marmara Bodrum

The Marmara Bodrum’un yeni konseptli yaz partileri “Lıkır Lıkır Geceleri”, her ayın 2. ve 4.  Çarşamba gecelerinde gerçekleşecek olan bu büyüleyici etkinlik serisi, Bodrum’un nabzını tutacak ve misafirlerine unutulmaz anlar yaşatacak

Yaz boyunca sürecek olan bu parti serisi, müzik sektöründe 40. yılını kutlayan efsanevi Tarık Koray’ı ve birbirinden başarılı DJ’leri ağırlayacak. The Marmara Bodrum, 2024 yaz sezonunda muhteşem müzik performanslarıyla Bodrum gecelerini aydınlatacak ve ısıtacak.

Adres: Yokuşbaşı, Suluhasan Cad. The Marmara Bodrum No:18, 48400 Bodrum/Muğla

Telefon: (0252) 313 81 30

Frankey & Sandrino The Roof’ta

Frankey & Sandrino The Roof’ta

Alman elektronik müzik ikilisi Frankey & Sadrino, 15 Haziran tarihinde The Ritz-Carlton, Istanbul, The Roof’ta sahne alıyor.

Global elektronik müzik sahnesinde ün kazanan elektronik müzik ikilisi Frankey & Sandrino, sevilen şarkılarıyla 15 Haziran saat 21:00’da hayranlarının karşısına çıkıyor.

‘Acamar’, ‘Wega’ ve ‘Ways of the Sun’ gibi parçalarıyla elektronik house müzik türünde önemli bir yer edinen ikili, The Roof at The Ritz-Carlton, Istanbul’un büyülü İstanbul manzarası eşliğinde sıra dışı bir deneyim sunmaya hazırlanıyor.

Bilgi: 0212 334 41 88

Emin Eker, Yaman Sandal “Yaklaş Yanıma”

Emin Eker, Yaman Sandal “Yaklaş Yanıma”

Yaman Sandal ve Emin Eker ilk teklileri “Yaklaş Yanıma” ile müzik dünyasına hızlı bir giriş yaptı. Hareketli melodisi ve bambaşka tarzı ile “Yaklaş Yanıma” ile yaza merhaba diyen ikili, yeni şarkılarının hazırlığına da hız kesmeden başladı.

Okul yıllarında müziğe ilgileri ile bir araya gelen Yaman ve Emin, kendilerine has ROP (Rap ve Pop) adını verdikleri tarzda hazırladıkları parçalarında İngilizce ve Türkçe karışık sözler kullandı. Mix-mastering’inde Deniz Bars Kasap imzası olan parçanın söz ve bestesi de Yaman ve Emin’in ortak çalışması. “Yaklaş Yanıma”nın klibi ise Serkan Türkoğlu yönetmenliğinde Dalaman’da çekildi.

Hyundai INSTER’in ilk görüntüleri

Hyundai INSTER’in ilk görüntüleri

Hyundai Motor Company, A segmentindeki yeni kompakt EV modelinin adını ve ilk görsellerini paylaştı. INSTER adı, İngilizce “intimate – innovative” yani “samimi ve yenilikçi” kelimelerinden türetilirken aynı zamanda ağırlıklı olarak piksel aydınlatma temasına da yer verilmiş.

Hyundai’nin yeni yarı kompakt EV modelinin kökleri, aslında 2021’de tanıtılarak yalnızca Kore pazarında satışa sunulan benzinli CASPER’a dayanıyor. Tamamen elektrikli olarak geliştirilen Hyundai INSTER, sürüş dinamikleri açısından da segmentinde yeni standartlar belirleyecek. WLTP’ye göre 355 kilometre menzil sunan elektrikli otomobil, teknoloji ve güvenlik özellikleri açısından da segmentinin sınırlarını fazlasıyla aşmış olacak.

Paylaşılan görüntülerde şık tasarımı vurgulayan en önemli kriterin imza niteliğindeki LED gündüz farları ve piksel grafikli dönüş sinyalleri olduğu anlaşılıyor. Bu aydınlatmalara ek olarak, arka taraftaki ışık imzası da kompakt bir SUV profili sergiliyor.

Hyundai INSTER’ın dünya lansmanı, Haziran ayı sonunda düzenlenecek Busan Uluslararası Mobilite Fuarı’nda gerçekleştirilecek.

Hyatt Regency İzmir İstinyePark bayrama hazır

Hyatt Regency İzmir İstinyePark bayrama hazır

Hyatt Regency İzmir İstinyePark, bayram tatilini Ege’nin serin sularında ve tarihi atmosferinde geçirmek isteyenleri bekliyor.

Tüm odaları İzmir körfezi manzaralı, İzmirlilerin vazgeçilmez mimari eklentisi balkon detayları ve özel geniş teraslı suit odaları ile konforu ve estetiği bir arada sunan Hyatt Regency İzmir İstinyePark, şehirde tatil konsepti arayanların vazgeçilmezi oluyor. Bağlantılı özel odaları ile çocuklu aileleri de düşünen otel, İstinyePark Alışveriş Merkezi’ne olan direkt bağlantısı sayesinde zengin eğlence, yeme içme ve alışveriş seçeneklerini bir arada sunuyor.

Hyatt Regency İzmir İstinyePark, havaalanına 15 dakika, bağlantı yollarına ve şehir merkezine yakın konumuyla misafirlerine fark yaratan konfor sağlıyor. Urla, Çeşme, Efes Antik Kent, Bergama ve daha birçok yaz tatil rotalarının merkezinde yer alan Hyatt Regency İzmir İstinyePark’ta bu bayram bambaşka olacak.

Dedeman ve Özyeğin Üniversitesi turizmde iş birliği yapacak

Dedeman ve Özyeğin Üniversitesi turizmde iş birliği yapacak

Dedeman Hotels & Resorts International; genç iç mimar adaylarının ilham verici ve yaratıcı fikirlerini turizm sektörüne kazandırmak amacıyla, Özyeğin Üniversitesi iş birliğine imza attı.

Proje kapsamında Özyeğin Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü 4. sınıf öğrencileri, 2023-2024 Güz Dönemi’nde aldıkları stüdyo dersi boyunca “Dedeman Palandöken Ski Lodge” otelini yeniden tasarlamak için çalışmalar yürüttü ve bu süreçte ilk kez gerçek bir yapıyı gerçek bir müşteriye tasarlama fırsatını elde etti.

Turizm sektörüyle iç mimari akademi dünyasını bir araya getiren iş birliği ile geleceğin iç mimar adayları, kariyer yaşamları için çok önemli bir deneyim yaşadı. Projeye katılan tüm öğrenciler, kariyer hedeflerine yönelik öncü bir girişimde bulunma cesareti göstererek, ilham verici fikirlerini gerçek bir otel projesine dönüştürme imkânı buldu.

Çocukların sağlıklı yaz geçirmesinin püf noktaları

Çocukların sağlıklı yaz geçirmesinin püf noktaları
Yaz ayları çocuklar için, eğlence, tatil, dinlenme ve heyecan veren aktivitelerin yapılması gibi pek çok anlam ifade eder. Peki, ebeveynler çocukların güvenli ve sağlıklı bir yaz geçirmeleri için nelere dikkat etmelidir? Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Gizem Güvener’in önerilerine kulak verin.

Dr. Gizem Güvener

Dr. Gizem Güvener

Yaz tatili için öneriler

  1. Güneş ışınlarının dik geldiği saat 10.00 ile 16.00 arasında çocukların, direk güneş ışınlarına maruz kalmalarının önüne geçmeliyiz.
  2. 6 aydan büyük çocuklara en az 30 (tercihen 50) faktör mineral filtreli hem UVA hem UVB ye karşı koruyucu güneş kremi sürebiliriz. Güneş kremi, çocuk güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli ve 2 saatte bir yenilenmelidir.
  3. 6 aydan küçük çocuklar için uzun kollu ve uzun bacaklı, ince, pamuklu, ışığı yansıtan açık renkli ve bol kıyafetler, uv filtreli mayolar, geniş şapkalar kullanılmalıdır.
  4. Çocuklarda yaz aylarında sıvı kayıpları da olabileceğinden su içirilmesi ihmal edilmemelidir. 6 aydan küçük çocuklarda anne sütü veya anne sütü yoksa formül mama su ihtiyacını karşılar. Ek olarak suya ihtiyaçları yoktur.
  5. Yenidoğan bebeklerin üşümemesi amacıyla fazla kat giydirilmesi, odanın havalandırılmaması yapılan yanlışlardandır. Ortamın fazla sıcak olması, yenidoğan bebeğin uyku ve emme düzenini etkiler, isiliğe neden olabilir. Odanın havalandırılması yeterli olmuyorsa klimanın direk bebeğin üzerine gelmemesine dikkat edilerek açılması veya yan odadan açılarak dolaylı yoldan soğuk havanın gelmesinin sağlanması gerekir. Ebeveynler kaç kat giyiniyor ise yenidoğan bebekler 1 kat fazla giydirilebilir. İsilik açısından bu önlemler alınmalı ve bebek gerekirse her gün duş aldırılmalıdır.
  6. Enfeksiyon riskinin minimale indirilmesi açısından 6 ayı dolmuş ve 6 aylık aşıları tamamlanmış çocuklar temiz olduğundan emin olunan denize girebilir. Özel havuzlar hariç toplu kullanılan havuzlara ise 2 yaşına kadar sokulmamalıdır.
  7. Çocuklar havuz veya denize girip çıktıktan sonra enfeksiyona zemin hazırlamamak, idrar yolu enfeksiyonlarından da korumak adına mayoları veya küçük bebek ise bezleri değiştirilmelidir.
  8. Çocuklarda suda boğulmalara da dikkat etmeliyiz. Yüzme bilen çocuklar dahil tüm çocuklar ebeveynlerin kontrolü altında olmalıdır. Derinliği bilinmeyen denizlere omurga yaralanmaları ve travmalara neden olabileceği için atlanmamalıdır. Çocuklar için hazırlanan özel havuzların derinliği az olsa bile boğulmalar görülebiliyor dikkat etmeliyiz. Can yeleği, kolluk, simit yardımcı yöntem olarak kullanılabilir.
  9. Yaz aylarında yiyeceklerin çabuk bozulduğu göz önüne alınmalıdır. Açıkta satılan ve uzun süre güneşin altında kalmış gıdalar tüketilmemelidir. Kremalı, et-tavuklu yemekler, açıkta satılan dondurmalar dikkatli tüketilmelidir. Olası ishal durumlarına karşı tatil çantasında probiyotik hazır bulunabilir. Yaz aylarında artan rotavirüs için bebeklerin aşı olması oldukça kıymetlidir, ellerin sık sık su ve sabun ile yıkanması, yiyeceklerin bol su ile yıkanması ve hızlı bozulabilen gıdaların daha çabuk tüketilmesi gerekir.