Yazılar

Nasıl Derler Bilirsin “Manzara”

Nasıl Derler Bilirsin “Manzara”

Alternatif müziğin sevilen gruplarından Nasıl Derler Bilirsin, yeni şarkısı ‘Manzara’yı müzikseverlerle buluştu.

Sony Music etiketiyle yayınlanacak şarkının söz ve bestesi Alper Altıntaş’a ait. Aranjede Okan Coşkun’un yer aldığı şarkı, etkileyici sözleri ve duygusal melodisiyle dinleyicileri romantik bir serüvene çıkarıyor. Şarkının en dikkat çeken kısmı ise şu sözlerle karşımıza çıkıyor: ‘Sen en güzel çiçeklere manzarasın.” Dinleyiciye hikaye anlatmayı seven ve dinleyeni hikayenin kahramanı yapmaktan da geri kalmayan Nasıl Derler Bilirsin’in yeni şarkısı “Manzara”, videosuyla birlikte tüm dijital platformlarda yerini aldı.

Fettah Can “Kimse Olmadı”

Fettah Can “Kimse Olmadı”

Fettah Can, Türkiye’nin en önemli söz ve müzik yazarlarının şarkılarından oluşan yeni albümünden sürpriz şarkılar yayınlamaya devam ediyor.

Yorumculuğu kadar söz yazarı ve besteci kimliğiyle de gönüllerde taht kuran sanatçının yeni albümünün müjdecisi ve üçüncü teklisi olan “Kimse Olmadı” isimli şarkı Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanıyor.

Sözü ve müziği Cansu Kurtcu’ya ait olan ve albümdeki tek yeni şarkı olma özelliğini de taşıyan çalışmanın düzenlemesi ise Ara Akan’a ait.

Kozmetik Kısa Film Yarışması heyecanı başladı

Kozmetik Kısa Film Yarışması heyecanı başladı

Laber Kimya Organik Kozmetik A.Ş’nin “ Sürdürülebilir Kozmetik” ana teması ile düzenlediği 4. Kozmetik Kısa Film Yarışması’nın başvuruları basın lansmanı ile başladı.

Laber Kimya’nın İzmir, Torbalı’daki fabrikasında düzenlenen tanıtım toplantısında, etnokozmetik kültür politikası anlatılarak yarışma ile ilgili bilgiler aktarıldı.

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Kozmetik Kısa Film Yarışması’nda birinciliğe 50.000, ikinciliğe 30.000 ve üçüncülüğe 20.000₺ ile birlikte Iva Natura kişisel bakım ürünleri paketi de verilecek. Değerlendirmesinin; temaya uygunluk, özgünlük, yönetmenlik, duygusal etki, prodüksiyon performansı, ses ve müzik kullanımı ve görüntü yönetmeliği başlıklarında yapılacak Kısa Film Yarışmasının başvuruları ise 1 Ekim 2024 tarihine kadar devam edecek.

  1. Kozmetik Kısa Film Yarışmasına son katılım tarihi ise 1 Ekim 2024 olarak açıklandı.

Laber Kimya YKB Levent Kahrıman yaptığı lansman konuşmasında “Ülkemizde çok fazla aromatik bitki var. Bunlar binlerce yıldır beslenme, bakım hatta giyinme ve barınma için kullanılmış. Bu süreci araştıran bir bilim dalı var. Hangi zamanda hangi bitkiler ne amaçla kullanıldığına dair.  Etno Botanik. Bizler de kozmetik ürünlerimizde bu bitkileri nasıl ve ne amaçla kullanabiliriz diye düşündük ve Anadolu’da nasıl kullanıldığına dair çok fazlaca kaynak araştırdık. Bu da bizi Etno Kozmetik kavramına ulaştırdı. İnsan topluluklarının güzellikle olan tüm ilişkisi olarak tanımlayabiliriz bu kavramı. Hatta şu anda akademik çalışmaları da yapılan bir terim olarak karşımıza çıkıyor. Bizde Laber Kimya olarak bu yıl dördüncüsünü düzenlediğimiz Kozmetik Film Yarışması ile kozmetik endüstrisi ile sanatın iyileştirici gücünü bir araya getirmek istedik. Üzerine bastığımız çiçeklerin, bitkilerin yüzyıllardır bizlere nasıl fayda sağladığını ve Anadolu topraklarının bitki çeşitliliğini bu film yarışması ile duyurmak ve farkındalık yaratmak istedik. Bugün dördüncüsünü düzenlediğimiz film yarışmamızın başvurularının startını vermiş bulunmaktayız. Geçmiş yıllarda çok güzel işler ortaya çıktı, bu yılki konumuzu ise Sürdürebilirlik olarak belirledik, gene çok güzel işler ortaya çıkacağına inanıyorum” dedi.

Yarışma 18 yaş üzeri herkese açık

Ekoloji, organik üretim, kozmetik ve sinema sektörlerini buluşturan yarışma 18 yaş üzeri herkese açık. Filmler kurmaca ya da belgesel türünde olması bekleniyor. Anlatım tekniğinde buluntu görüntü (remix) ve grafik öğelerle animasyon teknikleri kullanılabilecek yarışma filminde, filmlerin süresi jenerik dahil en fazla 15 dakika olarak belirlendi. Kriterler içinde katılımcıların yarışmaya en fazla 2 filmle katılabileceği ve yarışmaya başvuran filmlerin 2021 ve sonrası üretilmiş olması da bulunuyor. Yarışmaya gönderilecek filmlerin daha önce başka bir yarışmaya katılmış ya da ödül almış olması başvuruya engel olmadığı yarışmaya geniş katılım bekleniyor.

Tüm başvurular https://www.laberkimya.com/kozmetik-kisa-film-yarismasi/  internet adresinden temin edilebilecek başvuru formu ve muvafakatname ile yapılabiliyor.

Gazzeli çocuklarla ekmeklerini bölüştüler

Gazzeli çocuklarla ekmeklerini bölüştüler

Esenler Belediyesi tarafından 14’üncüsü düzenlenen Uluslararası Barış Ekmeği Festivali, bu yıl savaşın masum mağdurları, Gazzeli çocukları ağırlıyor.

Bugün gerçekleşecek Boğaz turuyla start verecek festivalde, pişirilecek ekmekler dünya liderlerine gönderilerek savaşın durdurulması istenecek ve barış mesajları verildi.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Esenler Belediyesi, bu yıl Gazzeli çocukları ağırladı.Türkiye’ye gelen 10-14 yaş aralığındaki 22 çocuk, dünyanın en güzel boğazında ikramlar ve müzik eşliğinde keyifli vakit geçirecekler. 5 gün boyunca devam edecek etkinlikler kapsamında çocuklar, İstanbul’un tarihi ve kültürel yerlerini rehberler eşliğinde keşfetme fırsatı buldu.

Tatilin daha fazlası Salamis Bay Conti Resort Hotel

Tatilin daha fazlası Salamis Bay Conti Resort Hotel

Kıbrıs’ın en gözde otelleri arasında yer alan Salamis Bay Conti Resort Hotel, 2024 yazında unutulmaz bir tatil vaat ediyor.

Su sporları, animasyonlar, canlı müzik performansları ve sahne şovları ile her anı dolu dolu bir tatil yaşatan Salamis Bay Conti Resort Hotel, her yaştan konukların beklentilerini karşılıyor.

Her şey dahil konsepti, yüksek hizmet kalitesi ve konforlu alanlarıyla konuklarına unutulmaz bir tatil yaşatan Salamis Bay Conti Resort Hotel, 2024 yazında da denize sıfır kum plajı ve havuzları ile güneşin tadını çıkarmak için mükemmel bir ortam sunuyor.

Türk ve Dünya mutfağına ek olarak Çin ve İtalyan lezzetleri ile de özel tatlar sunan Salamis Bay Conti Resort Hotel, fark yaratan menüsüyle her zevke hitap ediyor.

Hotel, mini club’taki eğlenceli etkinlikleri, çocuk parkı, yüzme havuzları ve gün boyu süren animasyonları ile çocuklara da unutamayacakları bir tatil yaşatıyor.

Nadir hastalık olan Hemofili nedir?

Nadir hastalık olan Hemofili nedir?

“Hemofili, pıhtılaşma faktörlerinin eksikliğinden dolayı kanın olması gerektiği gibi pıhtılaşamadığı nadir bir hastalıktır. Kandaki pıhtılaşma proteinlerinin azlığından kaynaklanır.” diyen Liv Hospital Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Köroğlu, tedavideki zorluklardan dolayı önlem almanın öncelik olduğunun altını çizerek hemofili hakkında bilgiler aktardı.

Prof. Dr. Mustafa Köroğlu

Prof. Dr. Mustafa Köroğlu 

Hemofili nedir?

Kanımızın içinde değişik fonksiyonlara sahip proteinler bulunur. Bunların hepsinin görevi farklı farklıdır. Bazı proteinler travma geçirdiğimizde damarlarımızdan aşırı kan kaybını engelleme özelliğine sahiptir. Bu proteinlere pıhtılaşma faktörleri adı verilir. Normal hayatta bu faktörler çalışmaz yani inaktivedir. Eğer çalışsaydı kanımız damar içinde donar, dolaşım devam etmezdi. Üstelik bir tarafta kan dolaşımı dururken vücudun diğer bölgelerinde de kanamalar başlardı. Bu yüzden bu sistemin hazır halde olup çalışmaması ve gerektiğinde kanı uygun şekilde pıhtılaştırması çok önemli. Ancak bazı bireylerde bu faktörlerde eksiklik, fazlalık ya da işlevlerinde anormallik bulunabiliyor.

Pıhtılaşma faktörleri hastalıklarının çoğu kalıtsal hastalıklar grubunda yer almaktadır. Yani vakaların çoğunda hastalık ailevi özellik gösterir ve bozuk gen taşıyan ebeveynden kalıtım yoluyla alt kuşaklara aktarılır. Hemofili, pıhtılaşma faktörlerinin eksikliğinden dolayı kanın olması gerektiği gibi pıhtılaşamadığı nadir bir hastalıktır. Kandaki pıhtılaşma proteinlerinin azlığından kaynaklanır. Normalde bir travma yaşandığında kandaki pıhtılaşma faktörleri, kanı yapışkan hale getirmek ve bir pıhtı oluşturmak için şekil değiştirerek aktive olur. Böylelikle kanama kontrol altına alınarak bir süre sonra durur.

Hemofili hastalarının kanlarında ise gereği kadar pıhtılaşma faktörü yoktur. Bu nedenle hemofili hastaları yaralandıklarında kanları olağan şekilde pıhtılaşmaz. Kesilen ve yaralanan bölgede kanamalar daha uzun sürer. Travma sonrası geç kanamalar olabilir. Küçük yaralanmalar genelde ciddi bir sorun teşkil etmez. Organ, kas veya eklemlerin görünmeyen iç kısımlarında gerçekleşen kanamalardan ise ciddi derecede endişe edilir. Planlı ve ani gelişen durumlarda gereken cerrahi operasyonlar sırasında veya sonrasında kanama komplikasyonu gelişme riski de çok yüksektir.

Kanama çeşitleri

İç kanamalar, organlara ve dokulara zarar verebileceği için hayati risk taşır. Kanın pıhtılaşma sürecini yavaşlatan hemofili hastalığı, ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Eklem içine kanamalar süreğen hale geldikçe bireyler kol ve bacaklarını düzgün hareket ettirememeye başlarlar. Gelişen eklem deformiteleri nedeni ile hasta kalıcı olarak engelli kalabilir.

Hemofili tipleri

Hemofilinin genellikle genetik olarak rastlanan bir hastalık olduğundan bahsetmiştik. Ancak hastalığın farklı tipleri ve şiddet seviyeleri vardır. Kanamanın seyri de buna göre değişkenlik göstermektedir. Kimi vakalar doğumdan itibaren ağır seyreder. Kimileri ise normal hayatlarına devam ederler ve yalnızca hayatın belli dönemlerinde kanama olabilir. Hemofili genelde X kromozomu ile ilişkili bozukluklardan ortaya çıkar. Bu nedenle iki X kromozomu taşıyan (46,XX) kadınlar hemofili taşıyıcısı olurlar ve herhangi bir hastalık belirtisi göstermezler. Taşıyıcı kadınlar çocuklarına %50 ihtimalle bu geni aktarırlar ve hastalıklı tek gen bile taşıyan erkek çocukta hemofili gelişir. Yine de nadir durumlarda örneğin hemofili hastası bir erkek ile taşıyıcı bir kadının evlenmesi neticesinde doğan kız çocuğunda da hemofili gelişebilir.

Prof. Dr. Mustafa Köroğlu

Belirtiler ve bulgular

Hastalık erkek bireylerde iyi tanımlanmıştır. Erken çocukluk evresinden başlayarak yürümeye çalışırken, oyun oynarken travmaya maruz kaldıkça hastada ağrılı – şiş eklemler, morluklar gelişmeye başlar. Kanamaların büyüklüğü faktör eksikliğinin düzeyi ile yakından ilişkilidir. Bazen dışkı ve idrarda kanamalar görülür. Burun kanaması görülebilir. Eğer hasta kadın ise adet kanamaları uzun sürebilir, hatta ciddi eksiklik durumlarında hayatı tehdit edecek kadar fazla olabilir.

Hastalığın tedavisi ve önleme

Hemofili akraba evliliğinin fazla olduğu bazı topluluklarda daha çok görülebilir. Bu gibi durumlarda genetik tanı testleri yapılması, antenatal (doğum öncesi) tetkiklerle fetüsün tanısının konulması, genetik danışmanlık verilmesi önerilmektedir. Yine de hemofili hastası bir bebek doğduğunda aileye eğitim verilmesi, çocuğa eksik olan faktörün verilmesi (faktör replasman tedavisi) gerekir.

Tedavideki zorluklar nedeniyle önlem birinci önceliktir. Replasman ancak damar yolundan ilaç enjeksiyonu ile yapılabilmektedir. Bunun haricinde yeterli faktör replasmanı alan vakalarda bile kanama ihtimali ve pıhtılaşma faktörlerine karşı bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesi ile gelişen “inhibitör” varlığı tedavideki zorluklardan bir kaçıdır.

Hastalığın doğası itibariyle hemofili vakaları multidisipliner yaklaşımla çocukluk yaş grubunda da erişkin olduklarında da kapsamlı hematoloji tanı tedavi merkezlerinde izlenir. Hastalar pediatrik hematoloji, fizik tedavi, psikiyatri hekimlerince ve çocuk gelişim uzmanlarınca tedavileri düzenlenir. Mümkünse özel sınıflarda travma ihtimalinden korunarak eğitim görürler.

Lifepark, FoodieFest’e ev sahipliği yapacak

Lifepark, FoodieFest’e ev sahipliği yapacak

Lifepark’ta 18 Mayıs 2024 tarihinde gerçekleşecek olan FoodieFest’de Cem Yenel, Melis Fis, Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars, Buray ve Köfn sahne alacak.

Türkiye’nin dört bir yanından en sevilen sokak lezzetlerini bir araya getiren festivalde; 50’den fazla hamburger, hotdog, kokoreç, tantuni gibi sokak lezzetlerini deneyimleyebilirsiniz. Ayrıca, vegan dostu ürünlerle dolu standları keşfedebilir ve lezzet dolu bir gün geçirebilirsiniz.

Foodiefest biletleri; Biletix ve Passo ‘da içerisinde 2 adet sokak lezzetinin dahil olduğu bir paket şeklinde sunuluyor.

Hatay kahvaltısı İzmir Petek Pastanesi’nde

Hatay kahvaltısı İzmir Petek Pastanesi’nde

Hatay’ın dillere destan kahvaltısı, Petek Pastanesi’nin Mavişehir ve Bayraklı şubeleri ile İzmir’de… 85 farklı kahvaltı çeşidi ile yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çeken dünyaca meşhur Hatay kahvaltısı, Petek Pastanesi aracılığı ile İzmir’e geldi.

Petek Pastanesi

SERPME KAHVALTI

Hatay’ın kırma yeşil zeytin salatası. Sele siyah zeytin. Yeşil kırma zeytin. Polifenolü yüksek soğuk sıkım zeytinyağ ile karıştırılmış zahter salatasında; sumak, şumra, fıstık, susam, çörek otu gibi 12 çeşit baharat bulunuyor. Baharatlar Petek Pastanesi’nde tek tek ve taze olarak çekilip bir araya getiriliyor. Sonbaharda dağlardan toplanan yabani kekik salamura salatası. Çökelek ve çeşitli baharatlarla hazırlanmış sürk salatası. Ceviz reçeli. Gulüten içermeyen nohut ile hazırlanan humus. Yüksek rakımda Petek için üretilen lezzetli ceviz ve Hatay’a özel, çekilmiş başbiber ile yapılmış muhammara. İzmirlilerin damak tadına uygun olması için çeşitli baharatlarla revize edilen ve domates reçeli ile servis edilen tuzlu yoğurt. Lor peynir, yeşilbiber ve Trabzon tereyağı ile hazırlanan sahanda yumurta. Petek özel suböreği de serpme kahvaltıda yer alıyor. Serpme kahvaltı iki kişilik olarak servis ediliyor.

Petek Pastanesi

PEYNİR TABAĞI

Kars kaşarı. Çörek otlu sepet peyniri. Çanakkale Ezine peyniri. İzmir bölge damağı için düşünülmüş; üç çeşit peynir ve baharat ve de Petek soğuk sıkım zeytinyağı ile karıştırılan Girit ezmesi. Petek için üretilen ceviz. Gün kurusu ve sarı olarak iki çeşit kayısı. Lolorosso yeşillik. Hindi ve dana jambon. Petek özel pişi. İki çeşit mevsim meyvesi. Domates ve salatalık peynir tabağında yer alıyor. Ekmek sepeti ise; ekşi mayalı baget, sacda pişirilmiş tam buğdaylı sac ekmeği, kayısı ve ceviz içerikli ekşi maya ekmeği, rulo kepekli Viyana ekmeği bulunuyor. Kahvaltı ile birlikte siyah çay ikram ediliyor. Artı olarak isteğe bağlı bir şekilde çifte kavrulmuş Hatay kahvesi sunuluyor.

Petek Pastanesi

SICAK KAHVALTI TABAĞI

Tek kişilik olarak servis edilen sıcak kahvaltı tabağında; bir dilim Petek su böreği, kıymalı ve biberli kaytaz, peynir kızartması, ekşi maya ekmeği üzerinde göz yumurta, ızgara sucuk, sosis, domates, biber ve patates kızartması bulunuyor. Kişi sayısına göre serpme kahvaltı yanında, sıcak kahvaltı tabağı ve tezgahtan seçilecek mayalı tabağı ile zenginleştirilebiliyor. Kastamonu’da ata tohumlarından üretilen siyez unlu poğaçalar da sunuluyor.

Uzun süreli e-sigara kullanımı akciğer sönmesine bile neden olabiliyor!

Uzun süreli e-sigara kullanımı akciğer sönmesine bile neden olabiliyor!

Elektronik sigaraların pazarlamasının, gençleri hedef aldığı ve bu cihazların zararsız olduğu veya geleneksel sigaralara kıyasla daha az zararlı olduğu algısının yaratıldığını ifade eden uzmanlar, elektronik sigaraların, farklı tatlar ve kokular sunduğunu bunun da gençlerin ilgisini çekerek kullanımını teşvik edebildiğini söylüyor. “Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın oldukları için bu cihazları kullanmaya başlayabiliyorlar.” diyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, uzun süreli e-sigara kullanımının akciğer sönmesi gibi ileri düzey akciğer hastalıklarını ortaya çıkabileceğini kaydetti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, ciğerlerin sönmesi ve ölüme bile neden olan elektronik sigaranın neden sağlığa zararlı olduğunu anlattı.

Dr. Alptekin Çetin

Dr. Alptekin Çetin

Elektronik sigara kullanımının sağlık üzerindeki potansiyel zararları ne?

Elektronik sigara ya da “e-sigara” olarak da adlandırılan cihazların buharlaştırıcı (atomizer) adı verilen bir cihaz aracılığıyla nikotin ve diğer kimyasalları içeren sıvıyı (e-sıvı) ısıtarak buharlaştırdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, elektronik sigara kullanımının sağlık üzerindeki potansiyel zararları ve neden gençler tarafından tercih edildiği konularında birçok faktör bulunduğunu söyledi.

Sağlık risklerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, kimyasal içeriğin genellikle nikotin, propilen glikol, gliserin ve çeşitli tatlandırıcılar gibi kimyasallar içerdiğini, bu kimyasalların bazılarının, solunum yolu hastalıklarına, kalp hastalıklarına ve kansere neden olabilecek potansiyel tehlikeler taşıyabildiğini vurguladı.

Kimyasal maruziyet, sağlığı olumsuz etkileyebiliyor

Nikotin bağımlılığına da dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Elektronik sigaralar, nikotin içerir ve bu da bağımlılık yapabilir. Gençler, nikotin bağımlılığı geliştirmeye daha yatkın oldukları için bu cihazları kullanmaya başlayabiliyorlar. E-sigaraların buharlaştırdığı kimyasallar, akciğerlerde tahrişe, inflamasyona ve solunum yolu problemlerine neden olabiliyor. E-sigara kullanımıyla ilişkili olan kimyasal maruziyet, sağlığı olumsuz etkileyebiliyor ve bazı durumlarda akciğer hastalıklarına yol açabiliyor.” dedi.

Gençler neden elektronik sigara kullanmayı tercih ediyor?

Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, elektronik sigaraların pazarlamasının, gençleri hedef aldığı ve bu cihazların zararsız olduğu veya geleneksel sigaralara kıyasla daha az zararlı olduğu algısının yaratıldığını kaydederek, “Elektronik sigaralar, farklı tatlar ve kokular sunuyor. Bu özellik, gençlerin ilgisini çekebiliyor ve kullanımını teşvik edebiliyor. Arkadaş gruplarında e-sigara kullanımının yaygınlaşması da gençler arasında popülerlik kazanmasına yol açabiliyor.” diye bilgi verdi.

Uzun süreli elektronik sigara kullanımı ve akciğer sönmesi…

Uzun süreli e-sigara kullanımının, solunum yolu problemlerine, özellikle de kronik obstrüktif akciğer hastalığına (KOAH) yol açabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Pnömotoraks, halk arasında bilinen ismiyle akciğer sönmesi, ileri düzey akciğer hastalıklarında ortaya çıkabilir. Nikotin, kalp atış hızını artırabilir ve kan basıncını yükseltebilir, bu da kalp hastalığı riskini artırabilir. Uzun süreli kullanım, nikotin bağımlılığına yol açabilir ve sosyal etkileşimleri olumsuz etkileyebilir.” dedi.

Elektronik sigara kullanımından kaynaklanan sağlık sorunlarının, genellikle tıbbi bir profesyonelin gözetiminde tedavi edildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Tedavi, nikotin bağımlılığını azaltmaya yönelik farmakolojik ve davranışsal yaklaşımları içerebilir. Solunum yolu problemleri gibi fiziksel sağlık sorunları için, uygun tedavi ve yönetim planları belirlenir.” diye sözlerini tamamladı.

Alice Harikalar Diyarında Sendromu nedir?

Alice Harikalar Diyarında Sendromu nedir?

Bu sendromda, nesneler olduğundan daha küçük veya daha büyük veya daha yakın veya daha uzak görülüyor.

Kişilerde algıda bozulmaya neden olan ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’na işaret eden uzmanlar, sendromun nedenleri arasında antidepresan ilaç veya halüsinojen madde kullanımı, yoğun stres, kronik migren ve epilepsinin sayılabileceğini söylüyor. Nedenler arasında en yaygın olanın migren olduğunu dile getiren Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülüyor. Zamanla ortadan kalkan bir algı bozukluğu ve özel bir tedavi gerektirmiyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, adıyla da ilgi çeken ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’ hakkında bilgi verdi.

Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş

Dr. Melek Gözde Luş

Alice Harikalar Diyarında Sendromu nedir?

Todd Sendromu veya dismetropsi (mesafenin, hızın veya hareketin gücünün saptanması yeteneğinin yitirilmesi) olarak da bilinen ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’nun 1950’li yıllarda psikiyatrist John Todd tarafından tanımlanan bir sendrom olduğunu belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Algıda bozulmaya neden olan nöropsikolojik bir durumdur. Nesnelerin olduğundan daha küçük (mikropsi) veya daha büyük (makropsi) veya daha yakın (pelopsi) veya daha uzak (teleopsi) görünmesi gibi görsel algılarda bozulmalar görülebilir. Bozulma görme dışındaki duyularda da meydana gelebilir.” şeklinde bilgi verdi.

Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülüyor

Sendromun nedenleri arasında antidepresan ilaç veya halüsinojen madde kullanımı, yoğun stres, kronik migren, epilepsi, beyin tümörleri, Epstein-Barr Virüsü (EBV) kaynaklı iltihapların sayılabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şunları anlattı:

“Nedenler arasında en yaygın olan ise migrendir. Genellikle çocuklukta ve yetişkinlik öncesi dönemde görülür. ‘Alice Harikalar Diyarı Sendromu’ genellikle nadir rastlanan bir bozukluktur. Özellikle ergenlerle yapılan çalışmalarda oldukça düşük oranlar bulunuyor. Nesneleri olduğundan daha küçük görenlerin oranı yüzde 3,8, daha büyük görenlerin oranı ise yüzde 3,9 olarak bildirilmiştir.”

Kendi beden parçalarını da olduğundan farklı algılıyorlar

Sendromun günlük yaşamı etkilemesi konusuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bireyler kendi beden parçalarını veya çevrelerindeki nesneleri, olduğundan farklı algılıyorlar. Şekil, boyut, hareket veya renk gibi; nesnelere ya da kendimize dair farkındalık oluşturmamıza katkı sağlayan özelliklerde bozulmalar meydana geliyor. Bu sendrom aynı zamanda işitme, dokunma ve zaman algısında da değişikliklere neden olabiliyor.” dedi.

İşitsel halüsinasyonlar da sendromun bir parçası olabiliyor

Bireylerin; mikropsi yani nesneleri olduğundan daha küçükmüş gibi algılama, makropsi yani eşyaları olduğundan daha büyük görme, teleopsi yani eşyaları kendinden daha uzaktaymış gibi algılama ve pelopsia yani nesneleri kendine çok yakında görme gibi deneyimler yaşadığını da kaydeden Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Aynı zamanda işitsel halüsinasyonlar da sendromun bir parçası olabiliyor. Bu tip halüsinasyonlar işitilen seslere yönelik algının da çarpıtılmasından kaynaklanıyor. Algıdaki bu değişimler, garip müzik veya seslerin duyulmasına da neden oluyor.”

Özel bir tedavi gerektirmiyor

‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’nun, zamanla ortadan kalkan bir algı bozukluğu olduğunu ve özel bir tedavi gerektirmediğini de ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Semptomların genellikle birkaç hafta veya birkaç ay içerisinde yok olduğu biliniyor. Bazı bireyler semptomları sadece gün içerisinde 10 saniye ila 10 dakika kadar sürecek şekilde deneyimlediklerini söylüyor. Ancak kişinin günlük yaşamdaki işlevselliğini olumsuz etkileyen durumlarda profesyonel destek alınması oldukça önemli.” diye konuştu.

Tanı nasıl konuluyor?

Hastalığa ilişkin tanı koyma süreci hakkında da bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Şikâyetlere bağlı olarak bazı tetkikler istenebilir.  MR, EEG ve kan tahlili istenebilir. Migren veya EBV enfeksiyonu gibi tıbbi bir durumdan kuşkulanılıyorsa ilaç tedavisi uygulanabilir. Özellikle migren tedavisi amaçlı tiramin-migren rejimi ile migren profilaksisi birlikte uygulanabilir. ‘Alice Harikalar Diyarında Sendromu’ tedavisi için kalsiyum kanal bloker ve beta bloker uygulamaları da yardımcı olabilir. Bu uygulamaların ancak doktor önerisi ile uygulanması gerekir.” dedi.

İnsanların mevcut ortamlarının çarpık bir versiyonunu görmelerine neden oluyor

“Alice Harikalar Diyarında Sendromu”nun psikoz belirtisi olmadığına da işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bu olaylara görme bozukluğu veya bir sanrı neden olmaz. İnsanların genellikle orada olmayan şeyleri görmelerine neden olan bir halüsinasyondan farklı olarak bu sendrom, insanların mevcut ortamlarının çarpık bir versiyonunu görmelerine neden olur. Etkilenen kişi genellikle gördüklerinin tuhaf veya gerçek dışı olduğunu bilir. Çoğu durumda başlangıç ​​ve bitişler aniden gerçekleştiği için tahmin etmek mümkün değildir.” şeklinde bilgi verdi.

Hasta doğru bilgilendirilmeli

Algısal çarpıklıklarla karakterize olan bu sendromun, şizofreni spektrumu ve diğer psikotik bozukluklardan ayırt edilmesi gerektiğini de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Migren, epilepsi, bazı enfeksiyonlar veya uyuşturucu madde kullanımının tetikleyebildiği bu semptomların yine diğer psikiyatrik hastalıklardan ayırt edilmesi ve hastanın doğru bilgilendirilmesi yapılması gereken en önemli müdahaledir.” şeklinde sözlerini tamamladı