Yazılar

Seyahatleriniz artık bileğinizde  

Seyahatleriniz artık bileğinizde  

Artık seyahatleri yönetmek ve takip etmek Bilet Dükkanı’nın akıllı saat uygulaması ile çok daha kolay ve hızlı olacak.

Bilet Dükkanı, seyahati fonksiyonellikle birleştirerek Türkiye’de bir ilke imza atıyor ve akıllı saat kullanıcıları için özel olarak tasarlanmış uygulamasını sunuyor. Dünya genelindeki onlarca havayolu şirketinin binlerce uçuş seçeneğine kolaylıkla ulaşmayı sağlarken güçlü teknolojik altyapısı ve uzman yazılım ekibiyle birlikte yeni projelerini hayat geçiren Bilet Dükkanı, iOS ve Android işletim sistemli akıllı saat uygulamasıyla, akıllı seyahat dünyasının geleceğini zirveye taşımaya bir adım daha yaklaşıyor.

Bilet Dükkanı’nın yeni akıllı saat uygulaması, PNR sorgulama özelliğiyle uçuş detaylarına kolayca ulaşmayı sağlıyor. Kullanıcılar bu ekrandan seyahatlerini listeleyebilir ya da PNR sorgulaması yapabilirler. Akıllı Seyahat tutkunlarının favorisi olacak Bilet Dükkanı Akıllı Saat Uygulaması hem kullanıcılarına zaman kazandırıyor hem de seyahatlerini daha kolay yönetmelerini imkan tanıyor. Uygulama, rezervasyonları listelemeye ve uçuş detaylarına kolayca ulaşmayı sağlayarak, akıllı seyahat deneyimine yeni bir soluk getiriyor.

Tırnaklarımız sağlığımız hakkında önemli ipucu veriyor!

Tırnaklarımız sağlığımız hakkında önemli ipucu veriyor!

Tırnaklarımız parmak uçlarına destek vererek dokunma ve taşımayı sağlayan önemli yapılar olduğu gibi kozmetik olarak da hayatımızın merkezinde yer alıyorlar. Bakımlı olmanın en önemli göstergelerinden biri olan tırnaklarımız aynı zamanda pek çok ciddi hastalığın işareti de olabiliyor.  Acıbadem International Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl,  bu nedenle tırnaklarda aniden oluşan veya giderek artış gösteren değişimlerde hekime başvurmak gerektiğine dikkat çekerek, “Yaygın görülen pek çok önemli hastalık tırnakların renginde, şeklinde veya yüzeyinde  oluşan değişimlerle kendini belli edebilir. Değişimlerin dikkate alınması, çeşitli dermatolojik veya sistemik hastalıkların tanı konulmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle kişinin tırnak değişimini açıklayacak protez tırnak ve yapıştırıcı kullanmak gibi belirgin bir aktivasyonu yoksa dermatoloji hekimine başvurmasında fayda vardır.” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, tırnaklarda oluşan değişimlerin işaret edebilecekleri bazı hastalıkları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Dr. Şenay Ağırgöl

Dr. Şenay Ağırgöl

Sarı tırnak

Tırnak ve çevresindeki dokuların giderek kalınlaşırken tırnakların sarı renk almaya başlaması ‘sarı tırnak sendromu’ olarak ifade ediliyor.  “Tüm tırnakları etkileyen sarı renk önemlidir ve bu tablo akciğer hastalıkları, lenfödem ile kronik sinüzitle ilişkili olabilir” bilgisini veren Dr. Şenay Ağırgöl, şöyle devam ediyor: “Deri hastalıklarında sarı renk değişikliği en sık mantar nedeniyle görülür. Mantar ilerlediği zaman tırnağın sertliğini bozar. Tırnak yumuşak ve kırılgan hale gelerek kalınlaşır, ardından dökülür. Erken fark edilirse kolayca tedavi edilebilir,  ancak kalınlık artınca aylar süren ilaç tedavisi kullanmak gerekir”

Kaşık tırnak

Tırnak bombeliğinin değişerek tırnak ortasının çökük, kenarlarının kalkık hale gelmesi ‘kaşık tırnak’ olarak ifade ediliyor.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, kaşık tırnağın en sık demir eksikliği anemisi nedeniyle oluştuğunu vurgulayarak, “Ayrıca tiroit, tip 2 diyabet ve plummer vinson gibi yemek borusu hastalıklarında veya kanserlerde de kaşık tırnak oluşabilir. Tırnaklar kaşık şeklini almaya başladıysa, en azından vücuttaki demir miktarına baktırmakta fayda vardır.”  diyor.

Tırnakta bombeleşme

Normalde iki tırnak birbirine değdirilince elmas deseni görülürken, tırnağın bombeliği arttığında bu görüntü bozuluyor. Tırnakta bombeleşme; akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları, akciğer kanseri, kalp zarı enfeksiyonları, doğumsal kalp hastalığı, akciğer absesi, inflamatuar bağırsak hastalıkları, siroz ve sindirim sistemi kanserlerinin belirtisi olabiliyor. Tek taraflı bombelik artışı da aynı taraftaki damarlarda oluşan bir soruna işaret edebiliyor.

Teri tırnağı

Tırnak yatağının uç kısmında az bir bölümünün ince bant şeklinde kırmızı ve kahverengi, diğer kısmının ise tamamen beyaz renk alması ‘teri tırnağı’ olarak adlandırılıyor. Karaciğer hastalıkları, siroz, otoimmün hepatit, romatoit artrit, reiter sendromu, tip 2 diyabet, kalp hastalıkları veya böbrek yetmezliğinin belirtisi olabiliyor. Teri tırnağının ilerleyen yaşla birlikte görülme sıklığının arttığını belirten Dr. Şenay Ağırgöl, “Tırnak dip kısımları beyaz ve ucu ay şeklinde bir görünüm aldıysa hekime başvurmak gerekir” diyor.

 Yüksük tırnak

Tırnak üzerinde minik çukurcukların oluşturduğu yüksük tırnak genellikle cilt hastalıkları sebebiyle oluşuyor. En yaygın nedenlerinden biri olan el egzamaları uzun süre devam ederse ve tedavi edilmezse tırnak yapısını da bozabiliyor.  Ayrıca sedef, sarkoidoz, lupus ve liken hastalıklarında da çukurcuklar görülebiliyor. Tüm tırnakları etkileyen yüksük tırnak şiddetli bir saçkıran nedeniyle de gelişebiliyor.

Dr. Şenay Ağırgöl

Beyaz tırnak

Beyazlık tırnağın tamamını kaplayabileceği gibi çizgisel veya noktasal şekilde olabiliyor. Beyaz tırnaklar çoğunlukla manikür ve tırnak yeme gibi sorunlardan kaynaklansalar da bazen altta sistemik veya genetik bir hastalık yatabiliyor. Arsenik ve ağır metal zehirlenmeleri,  vitamin eksiklikleri, böbrek yetmezliği, sinir hastalıkları, polisitemia vera, hemokromatozis,  kindler sendromu ile lupus hastalıklarının yanı sıra organ nakli ve ilaçların yan etkileri sebep olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, deri hastalıklarında da sedef, liken, tırnak mantarı, saçkıran ve vitiligo hastalıklarının beyaz tırnağa yol açabileceğini vurgulayarak, “Her beyaz tırnak hastalık değildir, ancak hekimin değerlendirmesinde fayda vardır” diyor.

Kırılgan tırnak

En çok el tırnaklarında görülen ‘kırılgan tırnak’ genellikle vücutta su ve yağ içeriği azaldığı zaman oluşuyor.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, travmalar, liken, saçkıran ve darier hastalığı, egzama gibi cilt hastalıkları ile tiroit hastalıkları, beslenme bozuklukları ve romatizmal hastalıklar gibi sistemik hastalıkların, çinko ile C vitamini, E  vitamini eksiklikleri ile ilaçların yan etkilerinin de tırnakların kırılmasına neden olabileceğini belirterek,  sözlerine şöyle devam ediyor: “Kırılgan tırnaklarda öncelikle buna yol açan hastalık varsa, tedavi edilmelidir. Destekleyici ve takviye edici gıdalar verilebilir. Demir, çinko ile biotin tırnak kırılganlığını azaltmada etkili olabilir. Tırnak nemlendiricileri ve kısa süreli tırnak cilası uygulamak da tırnağı destekleyebilir”

Tırnak ayrılması

Tırnak plağı tırnak yatağından ayrılınca, araya renk yapan bakterilerin  girmesi nedeniyle tırnak yeşil veya kahverengi renk alabiliyor. Mantarlar da bu açıklıktan tırnağa eklenebiliyor ve bunun sonucunda tırnak kalınlaşabiliyor. Tırnak ayrılması genellikle travma, tırnak mantarı ve egzama gibi etkenler sonucu oluşsa da bazen sebebi bulunamıyor. Dr. Şenay Ağırgöl, tırnak ayrılmasının tedavisinde travma, su ve deterjandan kaçınmanın en önemli basamak olduğunu belirterek, “Ayrılan bölgelere enfeksiyon eklenmemesi için dikkat edilmelidir. Tırnak yatağı sert şekilde temizlenmemelidir. Temizlik yaparken plastik eldiven altına pamuklu eldiven takılmalıdır. Tırnaklar düzelene kadar kalıcı tırnak uygulamalarından kaçınılmalıdır”  diye konuşuyor.                          

Tek yönlü beslenme bağırsak sağlığını olumsuz etkiliyor!

Tek yönlü beslenme bağırsak sağlığını olumsuz etkiliyor!

Kefir ve yoğurt gibi fermente süt ürünlerinin bağırsak sağlığı için faydalı olduğunu dile getiren uzmanlar, prebiyotiklerin elma, kayısı gibi meyveler ve pırasa, kereviz gibi sebzelerde bulunduğunu söylüyor. Sağlıklı bir bağırsak sistemi için doğru beslenme alışkanlıklarının önemine dikkat çeken Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, tek yönlü beslenmenin bağırsak sağlığını olumsuz etkilediğini kaydetti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, sağlıklı bağırsak sisteminin nasıl olması gerektiğini anlattı.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Kefir ve yoğurt gibi fermente süt ürünleri bağırsak sağlığı için faydalı

Kefir ve yoğurt gibi fermente süt ürünlerinin bağırsak sağlığı için faydalı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Özellikle kefir ve yoğurtta bulunan sağlıklı bakteriler, mikrobiyota dediğimiz trilyonlarca hücreyle beraber olan yararlı bakterilerin sayısını artırıyor, buna bağlı olarak sindirimi kolaylaştırıyor ve vücudun direncini artırarak kilo kaybında dahi etkileri oluyor.” dedi.

Prebiyotikler elma, kayısı gibi meyveler ve pırasa, kereviz gibi sebzelerde bulunuyor

Probiyotiklerle beraber prebiyotikler ve her ikisinin beraber olduğu simbiyotiklerin bulunduğunu da anlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Prebiyotikler bakterilerin, vücudumuzda bulunan mikroorganizmaların beslenmesinde rol oynayan maddelerdir. Prebiyotikler meyve ve sebzelerde bulunur. Elma, armut, turunçgiller, kayısı, şeftali, enginar, soğan, sarımsak, pırasa, kereviz ve mercimek de bulunuyor. Bunlar vücut tarafından sindirilmeyen fakat vücuttaki bakteriler tarafından sindirilebilen, sonuç olarak bakterilerin beslenmesini sağlayan ve vücuttaki immün sistemin güçlenmesini sağlayan maddelerdir. Günlük diyetimizdeki lif içeriğini artırırsak probiyotiği de sağlamış oluruz.” şeklinde anlattı.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Sağlıklı bir bağırsak sistemi için dikkat edilmesi gerekenler neler?

Sağlıklı bir bağırsak sistemi için olması gerekenlere işaret eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, şunları dile getirdi:

“Sağlıklı bir bağırsak sistemi için günlük beslenme alışkanlığımızda mümkün olduğu kadar doğal beslenmeye dikkat etmeliyiz. Özellikle her meyve sebzeyi mevsiminde yemeliyiz, kilo almamalıyız, her şeyden azar azar yemeliyiz.

İdeal bir bağırsak sağlığı için diyetimizde karbonhidrat, protein ve yağın dengeli olarak bulunması gerekmektedir. Tek yönlü beslenme bağırsak sağlığımızı olumsuz etkilemektedir.

Ketojenik diyet gibi tek yönlü beslenmeler bağırsak sağlığını bozuyor

Yapılan bazı ketojenik diyetler adı altında tek yönlü beslenmeler bağırsak sağlığımızı ve vücut immün sistemimizi bozmaktadır. Her türlü besinden dengeli bir şekilde almak kaydıyla yemeliyiz, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeliyiz.

Evde yapabileceğimiz doğal besinler olarak ev yoğurdu, ev sirkesi, turşular vücut sağlınızın korunmasında rol oynamaktadır. Sadece beslenmeyle değil beraberinde egzersiz yapmalı, alkol ve sigaradan uzak durmalıyız.”

 

Baharda nereler gitmeli

Baharda nereler gitmeli

 Sıkıldınız, yoruldunuz. Günlük koşuşturmacalar, stresler; sırtınızda kim bilir hangi yükler… Hakkınızdır, bir bahar molasının tam da zamanı. Haydi pencerenizden uzatın ellerinizi. Güneşe çevirin yüzünüzü. Doğanın bu mucize renk dönüşümünü izlemek, baharı kucaklamak için harekete geçin. ‘’Peki nereye gitmeli, en iyi bahar rotaları hangisidir’’ diye soranlara öneriler Tatilsepeti’nden gelsin.

 Kapadokya’da güneşe yolculuk:

Times Gazetesi’nin ‘’Dünyanın 25 Harika Listesi’’ne 5. Sıradan giren, UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’nde yer alan Kapadokya her mevsim gezilesi yerlerden kuşkusuz ama baharda bir başka güzel. 3 günlük uçaklı bir Kapadokya turu ile bu mucize dokuyu enine boyuna gezip, tüm güzelliklerini keşfedebilirsiniz. Kişi başı 7 bin liradan başlayan tur paketine uçak biletleri, yarım pansiyon konaklama ve panoramik çevre gezileri dahil. Gezip görülecek yerler arasında Hacı Bektaş Veli Müzesi, Göreme Açık Hava Müzesi, Hunat HAtun Medresesi, Devrent ve Ihlara vadileri, Peri bacaları yer alıyor. Dilerseniz sabahın erken saatlerinde balon turuna veya at safari programına katılabilirsiniz. Şarap mahzenleri, çömlek ve deri atölyeleri de programda var.

Avrupa şehirlerinde bahar turu:

5 günlük Express Benelüx Paris Turu ile Avrupa’nın kalbinde Baharı yaşamak mümkün. Amsterdam, Brüksel ve Paris’te unutulmaz anılar biriktirin. Kişi başı 499 Euro’dan başlayan bu tur paketine oda kahvaltı, ekonomi sınıfı uçuşlar ve panoramik şehir turları ve transferler dahil. Avrupa sevenler için bir diğer alternatif de Klasik İtalya Turları. Venedik, Milano, Floransa ve Roma’yı gezip görmek için turun kişi başı fiyatı 599 Euro.

Dubai mi olsun Kızıldeniz mi:

İzmir ve Antalya çıkışlı Dubai Turları’nda Palmiye Adası ve Dubai ikonlarını gezip keşfedebilirsiniz; alışveriş yerlerine yürüme mesafesi otellerde kalacağınız bu turun fiyatı 449 Euro. Antik Mısır uygarlığına meraklıysanız baştan başa Mısır’ı keşfedebileceğiniz 7 günlük turları seçebilirsiniz. Kızıldeniz’in zengin sualtı dünyasını keşfetmek, deniz, kum ve güneşin keyfini her şey dahil otellerde çıkarmak isteyenler ise sadece Kızıldeniz’i rotasına alabilir; 5 günlük bu turun kişi başı fiyatı ise 1327 dolar.

Mezopotamya güneşini doğurun!

Belki de hala görmediyseniz şimdidir zamanı. Daha kaç bahar beklenir ki bu kadim şehri gezip görmek, tüm zamanların en etkileyici uygarlığının izlerini sürmek için. Mezopotamya güneşinin doğuşuna tanıklık edebilir, Mardin’i 3 günlük uçaklı bir turla keşfedebilirsiniz. Deyrul Umur Manastırı, Cahit Sıtkı Tarancı Müze Evi, On Gözlü Köprü, Hasankeyf, Ulu Camii, Midyat, Dara AntiK kenti, Deyrul Zaferan Manastırı, Kasımiye Medresesi, Kırklar Kilisesi… Mardin sizi çağırıyor. 3 günlük bu uçaklı turun kişi başı fiyatı 7 bin lira.

Güneşi gemiden batırın: Yunan Adaları

Bahar geldiyse denize açılma, yola çıkma vaktidir. Gemi ile seyahati ilk kez deneyecekseniz, uzağa gitmeye gerek yok. Kuşadası’ndan hareket eden cruise gemisi ile Yunan Adaları ve Atina’yı gezip keşfedebilirsiniz. Gemi yolculuğunda size güneş ve deniz eşlik edecek. 3 gece 4 günlük cruise turunun rotasında Patmos, Santorini, Atina ve Mikonos var.  Gemide tam pansiyon konaklama ve transferlerin dahil olduğu bu turun fiyatı 299 Euro’dan başlıyor.

Japon sanatı tabaklara yansıdı

Japon sanatı tabaklara yansıdı

Porland’ın Japon sanatından ilham alarak tasarladığı Vaso Piccolo, sofralara ilkbaharın enerjisini taşıyor.

Art Nouveau akımının çizgileriyle oluşturulan Vaso Piccolo koleksiyonu, dekoratif çiçek sembolleriyle zarif sofraları yansıtıyor.

Düz, kayık, çukur ve kase olmak üzere Japon sanatından ilham alınarak tasarlanan çiçek desenli tabaklar ve çay bardağı takımından oluşan koleksiyon, zarif dekoratif süslemeleriyle baharı sofralara getiriyor.

Zarif çiçek desenleriyle doğanın enerjisini sofrayla buluşturan Vaco Piccolo koleksiyonu, Art Nouveau akımının çizgisel şıklığını yansıtıyor. Beyaz rengin hakimiyetindeki koleksiyonda yer alan çiçekli vazo desenleri, minimal boyutlarıyla da sadeliğin bütünselliğine uyum sağlıyor. Kapalı mekanların yanı sıra açık hava sofralarının da tamamlayıcısı olan Vaco Piccolo, yemek yeme deneyimini sanata dönüştürüyor.

Kolon kanserinde yeni tedavi yöntemleri

Kolon kanserinde yeni tedavi yöntemleri

Kolon kanserine yakalanma oranının kadınlara göre erkeklerde daha yüksek olduğunu belirten, Liv Hospital Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Ayhan; “Araştırmalar kolon kanseri tarama yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte %80’i erken evrede yakalanabildiğinden kolon kanserlerine bağlı ölümlerde azalma olduğunu ortaya koyuyor.” diyerek kanserin evrelerini ve yeni tedavi yöntemlerini anlattı.

Doç. Dr. Murat Ayhan

Doç. Dr. Murat Ayhan

Kadınlara göre erkeklerde daha yüksek
Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserleri hem erkeklerde hem de kadınlarda 3. sıklıkta tanı alan kanser türüdür. Hastalığın yaklaşık %70’i kolonda ortaya çıkmaktadır. Hem sıklığı hem de ölüm oranı kadınlara göre erkeklerde daha yüksektir. Kanser tarama yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla beraber %80’i erken evrede yakalanabildiğinden son yıllarda kolon kanserlerine bağlı ölümlerde bir azalma söz konusu olmuştur.

Birinci ve ikinci evre:
Yeni tanı almış erken evre kolon kanserlerinde (evre 1 ve 2) temel tedavi; tümörün çevre lenf bezleri ile birlikte çıkartılmasıdır. Bu evrede sadece cerrahi tedavi ile birlikte hastaların %90’ında tam şifa sağlanabilmektedir.
Üçüncü evre:
Evre 3 gibi etrafında sarılı olan lenf bezlerine sıçramış olması veya evre 2 olup tümöre ait yüksek riskler taşıyanlarda tekrarlama riski %40-60’lara ulaşmaktadır. Bu durumda ameliyat sonrası koruyucu kemoterapi tedaviler ile sağ kalım %5-15 oranında artmaktadır.

Lenf nodlarına yayılmış olan kolon kanserli hastalarda eskiden 6 ay kemoterapi tedavisi verilmekteydi ancak son çalışmalarda düşük riskli lenf nodları tutulumu olan hastalarda 3 aylık kemoterapi tedavisinin de yeterli olacağı görüldü.

Doç. Dr. Murat Ayhan

Dördüncü evre:
Hastalığın başka organlara sıçradığı evre 4’de standart tedavi kemoterapidir. Ancak karaciğer ve akciğer gibi sınırlı organ yayılmalarında kemoterapi yanı sıra bu bölgelere yönelik ameliyat ve radyocerrahi gibi yöntemlerde önemli bir yere sahiptir.

Akıllı ilaçlar tedavide önemli gelişmeler sağlıyor
Günümüzde yeni geliştirilmiş olan kemoterapi ilaçları ve hedefe yönelik ajanlar ile kolon kanserli hastaların tedavisinde önemli gelişmeler yaşanmıştır. Moleküler hedefli tedaviler bir diğer deyişle akıllı ilaçlar olarak da bilinen ilaçlar kolon kanseri tedavisinde önemli bir ilerleme kaydetmiştir.
Kombine kemoterapilerin yanında hangi moleküler hedefli tedavilerin ekleyeceğine hem tümördeki RAS ve BRAF durumu hem de hastalığın sağ veya sol kolon yerleşimi karar verir. Bu tedaviler genellikle 4. evre kolon kanserli hastaların ilk iki seçenek tedavilerini oluşturur. Ayrıca mikrosatellit instabilite (MSI) saptanan kanserlerde ilk seçenek olarak bir immünoterapi ajanı verilir ve kemoterapiden iki kat daha etkili olduğu saptanmıştır.
Kişiselleştirilmiş tedaviler uygulanmaya başlandı
Son yıllarda genomik incelemeler sayesinde kanserin genetiği çözülmeye başlanmış olup her hastanın tümörünün diğerinden farklı olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız ve kişiselleştirilmiş tedaviler uygulanmaya başlandı. KRAS G12C, G12R gibi farklı KRAS mutasyonları, NTRK füzyonu, HER-2 mutasyonları, FGFR, ROS ve ALK füzyonu gibi moleküler değişiklikler sayesinde hedefli tedaviler için seçenekler oluşturmaktadır.

Kanserler ilerleyen süreçlerde genetik değişiklikler göstermektedir. Moleküler bir değişiklik yeni bir tedavi fırsatını yaratabilir. Gelişmiş genetik tanı yöntemleri (likit biyopsiler) sayesinde kandaki tümöre bağlı serbest dolaşan DNA’nın analizi sayesinde farklı hedefli tedaviler için ışık tutabilir.

Beta Yeni Han’da “Kahve Seremonisi”

Beta Yeni Han’da “Kahve Seremonisi”

Beta Yeni Han, eşsiz bir gastronomi deneyimi yaşamak isteyenleri mistik bir yolculuğa davet ediyor. Beta Yeni Han, dünyanın ilk kahvehanesinin açıldığı tarih olan 1554 yılına ithafen; saat 15:54’te gerçekleştireceği “Kahve Seremonisi” etkinliği ile misafirlerini tarihi bir geziye çıkarıyor.

Beta Yeni Han, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Topkapı Sarayı’nda, itibarlı konuklara kahve ikramı için gerçekleştirilen töreni, “Kahve Seremonisi” etkinliğiyle misafirlerine sunuyor. Unesco’nun “Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi”nde yer alan Türk Kahvesi ve kültürünü yaşatma hedefiyle gerçekleştirilen etkin, misafirleri eşsiz bir deneyime davet ediyor.

Osmanlı’nın son dönemine kadar devam eden bu geleneği; saat 15.54’te sunduğu kahve ikramıyla yaşatacak.

Türk müziği ve enstrümantal müzik eşliğinde Kahvecibaşı’nın bilgilendirme metniyle başlayan seremoni kahveci kalfalarının ekipmanları ile sağ baştan dizilerek beklemeye geçmesiyle devam ediyor. Kalfalar tarafından gül suyu misafirlere dağıtılırken, kalfalardan biri içinde gül ağacı tütsüsü yakılan buhurdanlığı gezdiriyor. Bu sırada, stil tutan kalfa, reçel ikram eden kalfa ve tepsi tutan kalfa Türk kahvelerini hazırlanan gül lokumları ile konuklara sunuyor.

 

Ekici Peynir’den “İşte Bizim Peynirimiz”

 Ekici Peynir’den “İşte Bizim Peynirimiz”

Ekici Peynir’in, oyuncu Engin Günaydın’ın seslendirdiği “İşte Bizim Peynirimiz” söylemiyle dikkat çeken yeni reklam filmi ekranlarda yerini aldı.

60 yılı aşkın süredir Türk tüketicisinin damak tadına uygun üretim yapan peynir uzmanı Ekici Peynir yeni reklam filmini yayınladı. Oyuncu Engin Günaydın’ın seslendirdiği “İşte Bizim Peynirimiz” söylemiyle dikkat çeken yeni reklam filminde, peynir severlerin sahiplendiği Ekici Peynir lezzetlerinin unutulmaz tadına vurgu yapılıyor.

REKLAM FİLMİ KÜNYESİ

Reklamveren: EKİCİ PEYNİR

Reklamveren Temsilcileri: Elçin Ekici Öztürk, Rüya Aybatmaz Kolcuoğlu

Marka Danışmanı: Kerem Ayırtman

Reklam Ajansı: Fikirevim Reklam Ajansı & May Stüdyo

Ajans Başkanı: Necmi Çiçekçi

Yönetmen: Hakan Kurşun

Reklam Yazarı: Güven Ağır

Medya Strateji ve Planlama: FKR Medya / İffet Saraçoğulları

Görüntü Yönetmeni: Oktay Başpınar

Ajans Prodüktörü: Fatih Kafes

Müşteri İlişkileri Yöneticisi: Nilgün Özen

Yapım Şirketi: Yıkanmak İstemeyen Çocuklar

Müzik: Elec-Trip

 

Rammos Hotel’e yeni genel müdür

Rammos Hotel’e yeni genel müdür

Rammos Bodrum Hotel’in yeni genel müdürü tecrübeli turizmci Beste Küçük oldu.

2 yıl önce hizmet vermeye başlayan Rammos Hotel Bodrum, Turgutreis bölgesinde misafirlerini ağırlamaya devam ediyor.

Kadın Gücüne ve İstihdamına Büyük Destek

Rammos Hotel Bodrum’un çalışanlarının %70’ini kadınlar oluşturuyor. Aynı zamanda çeşitli sivil toplum kuruluşları ile işbirlikleri yaparak bölgedeki kadın girişimcileri de destekliyor, kadın istihdamını sağlamak adına bölgede bulunan, çalışmak, üretmek isteyen ev kadınlarına deneyimli yöneticileri sayesinde iş başı eğitimleri vererek meslek sahibi yapma projesini yürütüyor.

Rammos Hotel Bodrum Genel Müdürü Beste Küçük, turizmde kadın istihdamı ile ilgili düşüncelerini “Turizm emekçisi kadınlarımızın iş süreçlerini titizlikle yerine getirmekte ve sürdürmekte başarılı olduklarını görmekteyim. Kadınların yetenekleri ve becerileri, turizm bilgisinin ve sektörün gelişiminde önemli bir faktördür ve bu nedenle kadın istihdamına büyük önem vermekteyiz. Aynı zamanda yönetim kademesinde de kadın liderlerin varlığı, işletmenin çeşitliliğini ve başarısını artırır.” sözleri ile açıkladı.

Tiroit nodüllerinin takibi şart!

Tiroit nodüllerinin takibi şart!

Ses kısıklığı ya da sesinizde çatallanma oluyor, boynunuzda şişlik ya da yutkunurken hareket eden kitle hissediyor, nefes almada güçlük mü çekiyorsunuz? Bu ve benzeri şikayetler; nefes borusunun ön kısmında yer alan, şekli kelebeğe benzeyen ve salgıladığı hormonlarla vücudun birçok fonksiyonunu düzenleyen tiroit bezindeki nodüllerden kaynaklanıyor olabilir! Acıbadem Taksim Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tamer Karşıdağ, tiroit bezinin içindeki bu sert kitlelerin genellikle çapları 2-3 cm’yi geçmeden gözle fark edilmelerinin güç olduğunu belirterek “Tiroit nodüllerinin kötü huylu olup olmadıklarının mutlaka teşhis edilmesi gerekir. Zamanında fark edilir, doğru değerlendirilir ve iyi bir takip yapılırsa hiç bir nodül tehlikeli hale geçemez. Tiroit nodüllerinin görülme sıklığı, özellikle ülkemizin kuzey bölgelerinde dünya ortalamasının biraz üzerindedir. Her 100 kişiden 3-7’sinde tiroit nodülü bulunur. Bunların yüzde 5-15’i kanserdir. Beslenme alışkanlıkları, iyot eksikliği ve genetik faktörlerin etkili olduğu yerlerde tiroit bezi büyümesi (guatr) daha sık görülmektedir. Fazla radyasyona maruz kalan bölgelerde ise tiroit kanser sıklığı artar” diyor. Prof. Dr. Tamer Karşıdağ tiroit nodülleri hakkında bilinmesi gereken 6 önemli bilgi verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Acıbadem Taksim Hastanesi

Prof. Dr. Tamer Karşıdağ

  • Hazır ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmalıdır!

Tiroit nodülü olanların fazla kaloriden, hazır gıdalar ve işlenmiş gıdalardan uzak durmaları gerekir. Bunlar tiroit nodüllerinin daha hızlı büyümesine neden olur. Eğer herhangi bir yakınmaya neden olmuyorsa tiroit nodüllerini belli aralıklarla takip etmeleri gerekir.

  • Bilinçsiz takviye kullanımı zarar verir!

Prof. Dr. Tamer Karşıdağ belirli gıdaların veya takviye gıdaların tiroit sağlığını iyileştirebileceğini kanıtlayan hiçbir bilimsel kanıt olmadığını vurgulayarak “Tiroit sağlığını geliştirmek için pazarlanan bazı takviye gıdalar zararlı bile olabilir. Ekstra iyot alınması tiroit sağlığına katkıda bulunmayacağı gibi, aksine fazla miktarda iyot almak bazı durumlarda zararlı olabilir. İyi dengelenmiş bir diyet gerekli iyot alımı için yeterlidir” diyor.

  • Takip edilmeleri şarttır!

Tiroit nodülünde tanı koymak için klinik muayene sonrası ultrason ve basit hormon tetkikleri istenir. Gerek duyulursa iğne ile örnek almak gibi daha ileri tetkikler eklenir. Çoğunlukla elle yapılan muayene veya görüntüleme yöntemleri ile tesadüfen saptanırlar. Çok büyük bir kısmı iyi huyludur ve tedavi edilmeyi gerektirmezler ama takip edilmeleri şarttır. İyi huylu olduğu kanıtlanırsa, bir bulgu oluşturmuyorsa ve riskli bir büyüme hızı yoksa takip yöntemi uygulanır. Kanser tanısı konur veya biyopside şüphede kalınırsa, yutkunma veya nefes alma zorluğuna neden oluyorsa veya fazla miktarda tiroit hormonu salgılıyorsa tedavisi cerrahi olarak tiroit bezinin tamamını veya bir kısmını çıkarmaktır. Fazla tiroit hormonu salgılayan nodüller için radyoaktif iyot tedavisi uygulanabilir.

Acıbadem Taksim Hastanesi

  • Parfüm kullanmanın zararı yoktur, ama!

Boyuna parfüm sıkılması tiroit nodüllerine neden olmaz ancak bazı parabenler kanserin yayılmasında önemli etkiye sahiptir ve triklosan tiroit fonksiyonunu bozabilir. Hamilelik sırasında parabenlere maruz kalmak, tiroit bezinin fonksiyon bozukluğuna ve bebeğin özellikle de doğumda erkek bebeğin kilo almasına neden olur.

  • Hipotiroidi eğiliminiz varsa bu besinleri temkinli tüketin!

Soya içeren ürünler, lahana, brokoli ve karnabahar tiroit nodüllerine neden olmasa da bu ürünler iyot emilimini azalttığı için tiroidin hormon üretimini etkiler. İnsanlarda yeterli çalışma bulunmadığından, hipotiroidi eğilimi olduğu durumlarda bunları ölçülü olarak tüketmek daha güvenlidir. Bu sebzelerin içerdiği lif, C vitamini ve diğer besinler her durumda yarar sağlar.

  • Tiroid hormonu zayıflamak için kullanılmamalıdır!

Prof. Dr. Tamer Karşıdağ “Kilo vermek için tiroit hormonu kullanmak hayati riske dahi yol açabilir. Eğer hekime danışmadan, bilinçsizce kullanılmaya çalışılırsa kas proteini kaybı, kemik erimesi veya kalp sorunları gibi önemli risklerle karşı karşıya kalınabilir” diyor.