Yazılar

Four Points by Sheraton İstanbul’da iftarın keyfi

Four Points by Sheraton İstanbul’da iftarın keyfi

Four Points by Sheraton İstanbul Kağıthane, ramazan boyunca kuracağı iftar sofralarıyla akşamınıza huzur katacak.

Otelin restoranı PaperHouse’un deneyimli şefleri tarafından özenle hazırlanan iftar yemeği, ramazanın tadını sevdikleriyle çıkarmak isteyenleri bekliyor.

Türkiye’nin En Büyük Sabit Dijital Deneyim Müzesi

Türkiye’nin En Büyük Sabit Dijital Deneyim Müzesi

Türkiye’nin en büyük sabit dijital deneyim merkezi niteliğindeki “Dijital Deneyim Müzesi” kapılarını ziyarete açtı.

Yerli yaratıcılığın küresel bir deneyimle buluşma noktası olan müzede, 3 ve 4 boyutlu deneyim olanağı sağlayan tüm teknolojiler için gerekli yazılımlar Türk yazılımcılar tarafından geliştirildi. Deneyim Müzesi, Avrupa’nın “en”leri ve “ilk”lerine de ev sahipliği yapmaya hazır.

İBB Kültür AŞ Dijital Deneyim Müzesi, ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunmak amacıyla dijital teknolojiler ve multidisipliner yaklaşımla hazırlanan etkileşimli sergilere ev sahipliği yapıyor.  Beyoğlu Sütlüce’de konumlanan Dijital Deneyim Müzesi, 2.000 m2ye yayılıyor ve aynı anda 400 kişi ağırlama kapasitesine sahip.

 Şehrin Yeni Çekim Merkezi Olacak

4 ana odadan oluşan müzenin her biriminde etkileşimli interaktif deneyimler mevcut. Müze, önümüzdeki altı ay boyunca, hayatımızı değiştiren ve geleceğe yön veren icatların sahibi Nikola Tesla’nın serüvenini sanal olarak deneyimleme fırsatı sunacak. İstanbul’u mitleri ve tarihi değerleri ile su altından keşfedileceği bir dijital macera da artırılmış gerçeklik ile ziyaretçilerle buluşacak. Minik ziyaretçiler, dijital teknolojileri kullanarak hayallerindeki İstanbul’u yaratabilecekleri bir deneyim yaşayacak.

Bilet fiyatları:

Tam Bilet :  ₺120,00

Öğrenci Bileti :  ₺30,00

Emel Yıldırım “Kadının kıyafeti de dişi olmalı”

Emel Yıldırım “Kadının kıyafeti de dişi olmalı”

Türkiye’nin dereceli güzellerinden, model, oyuncu, modacı ve çocuklarıyla birlikte büyüyecek kadar genç yaşta anneliği yaşamış başarılı dostum sevgili Emel Yıldırım bu ay dergimizin kapak konuğu oldu. Başarılı modacı Emel Yıldırım, mesleğine olan bağlılığı ve işkolik seviyedeki çalışkanlığı ile sektörde dikkat çekiyor. Spor şıklığı ve zarafetiyle elegant koleksiyonlar tasarlayan Emel Yıldırım, kadının dişi ve güçlü yanlarını vurgulayarak moda dünyasında kendine özgü bir tarzı ile bilinirlik yaratmıştır. Değerli modacı, bizimle modadan, mesleğinden, zorluklarından ve hayatındaki kırmızı çizgilerinden bahsetti. Bu güzel söyleşi de elbette ki; ünlü modacının yeni tasarladığı koleksiyonunun detaylarını da konuştuk.  Emel Yıldırım’ın samimiyetle paylaştığı hayat dolu hikayesi ve moda dünyasındaki yolculuğu, sizi etkileyecek ve ilham verecek. Keyifle okumalar dileriz.

Emel Yıldırım

Her tasarımcının ilham kaynakları ve üretimlerine vesile olan hikayeleri merak edilir. Sizi üretmeye teşvik eden hikâye nasıl, neler var bu hikâyede?

Her tasarımcının mutlaka bir ilham kaynağı vardır. Ben çok inceleyen ve araştıran biriyim. Düğün veya davetlere katıldığımda kadınları incelerim. Ne tür kıyafetler giymiş. Hangi tarz ağırlıkta. Yurtdışında birçok defileye katılıyorum. Tasarımcılara dikkat ederim. Detaycı biriyim diye bilirim. Bazen benim tasarladığım kıyafeti neredeyse birebir alıp kullanan moda atölyelerine de şahit oldum. Belki saçma gelecek ama bazen bir modacı ile farklı zamanlar ya da aynı zamanlarda aynı şeyleri düşünüyor olabileceği hissini yaşıyorum. Home Store markamda bir koleksiyon yaptığımda çok kısa zamanda benzeri koleksiyonları bazı vitrinlerde görmüşümdür. Esinlenme denilen bu eylem neredeyse tüm marka ve modacılarda var.

Kadınlar benim giyim tarzımı çok beğenir mutlaka bana ceketiniz nereden, eteğiniz nerden gibi sorulara muhatap olmuşumdur. Benim neden moda dünyasına giriş yaptım sorusu bunlarda gizli.

Ülkemizin derece almış güzellerinden biri olarak; sizi moda dünyasına çeken ne idi? Güzel seçilmiş olmasaydınız yine modaya ilgi duyar mıydınız?

Evet Türkiye güzeli oldum ama moda merakı çocukluktan gelme. Elimde makas bir şeyleri keser dikerdim.  Sonra eğitimime meslek lisesinde giyim bölümünde devam ettim. Tasarım, kalıp çıkarma dikmeyi daha profesyonelce öğrendim. Bu benim sevdiğim ve ilgi duyduğum bir işti. Küçük esler versem de moda da hiç uzaklaşmadım. Giymeyi ve giydirmeyi seviyorum. Şimdi kişiye özel kıyafetler yaptığım için kişinin proporsiyonu, ten rengine, katılacağı yere göre çalışıyorum. Hatta saçına, makyajına her şeyine karışıyor ve onu o geceye hazırlıyorum. Mutlu ayrılıyorlar. Önemli olan da bu. Çocukluktan beri hayalciyimdir. Hayal kurmayı, düşünmeyi severim. Kafamda kendi kendime elbise tasarlarım. Bozarım tekrar tasarlarım. Eğer hoşuma gittiyse onu kağıda döker sonrada hayata geçiririm. Benimde ilhamım hayalcilik diyelim.

Yani benim ünlü olmam ve kraliçe olmamla modaya merakım başlamadı.

 Modayı nasıl tanımlarsınız?

Moda bence zamansız ve sürekli kendini yenileyen bazen de tekrar eden canlı bir organizma gibi. Her kıyafetin biri dili olduğunu düşünüyorum. Size ve karşı tarafa bir şey anlatıyor.

Emel Yıldırım

Sizce Türk kadını ve erkeğinin dünya modasında oturmuş bir stili var mı?

Türk kadının ve erkeğinin moda dünyasında mutlaka yeri var.  Ben konuya bu şekilde bakmıyorum. Şık ve şık olmayan olarak bakarım. Dünyanın her yerine seyahatler yapıyorum. Bir sıralamam yapmayayım ama kadınlarımız ve erkeklerimiz hem çok bakımlı hem de çok şık. Ama arada işin dozunu kaçıranlarda oluyor.

Tasarımlarınızın; nasıl bir kadın imajı çizmesini hayal ederek çalışıyorsunuz?

Benim tarzım yıllardır belli spor şık. O dişil enerjiyi veren dekolteli de seviyorum. Abiye giydiğim zaman üzerine oversize ceket giye biliyorum. O zaman sıra dışına çıkabiliyorum. Tuvalet-tuvalet ya da sahne kostümü gibi değil de spor şıklığı seviyorum. Atölyeme gelen benim tarzımı biliyor yüzlerce insan giydirdim. Home Store’da ise milyonlarca insan giydirdim. Bir tarzım oluştuğu için bana gelen ne alacağını biliyor diyelim.

Bir tasarımcı olarak stilinizi 3 kelimeyle nasıl tanımlarsınız?

Fazlasıyla titiz, fazlasıyla kalıp hastası, fazlasıyla mükemmeliyetçi… Müşterin yüzündeki tebessüm ve benim onayım olduysa o tasarım tamam demektir. Bu erdemler beni fazlasıyla yoruyor ama bende böyleyim.

Emel Yıldırım

Sitil sadece dışsal bir yansıma ile oluşturulabilir mi? İnsanın içsel dönüşümünden etkilenir mi, buradan da beslenmeli midir?

Modacıyız evet. Ama insanız. Her şeyden etkilenir. Bazen olumlu bazen olumsuz. İnsanların modu var. Bende bazen eşofman giyer sokağa çıkarım. Ama asla salaş değil. Ünlü insanların hep şık görünmek, iyi görünmek gibi bir sorumluluğu var.  Zaman içinde değişimler oluyor. Lüks giyim, aksesuarlar, topuklu ayakkabılar bir kenara bırakıp daha konforlu kıyafetler seçebiliyor insan. Şık ama seni rahat ettiren kıyafetleri tercih edebiliyorsun.

“Emel Yıldırım” aslında kişisel bir marka… Adınız ve siz her daim ilgi gören ve sempati ile izleniyor. Katılıyor musunuz? Siz bu başarılı kişisel marka yönetimini nasıl yorumluyorsunuz?

Evet çok sempatik buluyor ve sevgi ile bakıyorlar. Bu benim çok hoşuma gitse de minik rezervim var.  Ama benim bir görüşüm var. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil. Herkes beni severse normal değildir diye bakarım. Hayatta eleştiri olacak, seven sevmeyen de olacak. Ben hep şundan yanayım; biz insanlar iyiliği, iyi düşünmeyi, iyi niyeti bırakır olduk. Hemen ve acımasızca eleştiriyoruz.  Bu hiç güzel bir şey değil. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ama saygı duymak zorunda. Bu dünyaya o eleştiren kişi geldiyse ben de geldim. Ben ünlüyüm diye; kendi iç dünyasındaki mutsuzluğunu yansıtmak için eleştiremez. Önce tanıyacak.  İyilik perisi değilim ama bu hayatta iyi olmak için, daha iyi nasıl olabilirim diye uğraşıyorum. O yüzden kimseye kötülüğüm olmadığı için kalben her kesin de iyiliğini istediğim için Rabbim her şeyi yoluna koyuyor. Ruhlar birbirini severmiş hani beden olarak değil de sevmeyen de fark etmez ama kalbi güzel insan olsun. Çok sevenim var.

Bu işi neden sevdiğinizi, bu işe neden başladığınızı sorguladığınız oldu mu?

Sorgulamıyorum çünkü işime ilgi ve merakım sonsuz. Böyle olunca işimi aşkla yapıyorum.

Emel Yıldırım

Güzelliğiniz ve fiziğinizle izlenen, konuşulan bir isimsiniz… Bunu sadece spor ile mi sağlıyorsunuz?  Beslenmenize, uykunuza dikkat eder misiniz? Estetik yaptırdınız mı?

Estetik yaptırmadım. Dudağıma ile ilgili başıma gelen o kötü faciayı her kes biliyor. Dolgu da fazla aşırıya gitmeye karşıyım. Yarın bir gün yüzüm sarkarsa 65 yaşımdan sonra belki yaparım.   Nasıl böyle kalıyorum? Emek vermeden hiçbir şey elde edilmiyor. Uyku çok önemli. En önemli olanların başında uyku… Sonrasında spor ama bir sene yapıp bir sene yapmamak değil. Hayatının bu anlamda bir parçası haline getirmesi gerekli. Haftanın birkaç günü spor hayata mutlaka katılmalı, insanı ruhu bedeni o an istemese bile, gerçekten zorlayarak bile olsa kendini spor yapacak çünkü İleriye doğru en kıymetli yatırım…

Güzellik rutininiz var mıdır? Bahseder misiniz?

Cildime iyi akıyorum. Haftada bir mutlaka cilt bakımı peeling yapıyorum. Maske yine haftada bir gün yaparım. Sağlıklı beslenirim ama her daim böyle değil. Arada canımın istediği şeylerden de yerim. Uyku ve sporumun hayatımda çok önemli bir yeri vardır. Aksatmam…

Güne nasıl başlarsınız? Neler olmazsa olmazlarınızdır?

Sabah kalktığım gibi almam gereken vitaminlerim varsa onları alırım. Sonra. Birkaç hareketim vardır. İlaç gibi düzenli yaptığım onları yapmadan asla güne başlamam. Ondan sonra bir hurma ve bir kahve ile gün başlarım. Sonra bir litre suyu yavaş yavaş bitiririm. Bunlar benim olmazsa olmaz güne başlama akışım…

Emel Yıldırım

Spora zaman ayırdığınızı biliyorum. Sporun yaratıcılığınıza ve iş performansınıza etkisi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Çok katkısı oluyor. Güne ve çalışmalarınıza bir değil 1000 sıfır önde başlıyorsunuz desem doğru olur. Odağınız artmış, mutlu, ruhunuz ile bedeninizin güne hazır olmanın etkisi, sadece iş değil yaşam performansımda da etkili…

Her gün ofise atölyenize gider misiniz?

Benim çevrem arkadaşlarım iyi bilir tam bir iş koliğimdir. İşim varsa çok disiplinliyimdir o konuda… eğer sağlık ile ilgili sorun yoksa her gün giderim.

Çocuklarınızı da bu yoğun tempoda büyüttünüz? Onlar bu çalışmalarınızı nasıl değerlendiriyor?

Onlar benimle hep guru duyar… Çünkü ben onlarla büyüdüm. Çalışırken çanta gibi yanımda taşıdım. Çünkü evlatlarım benim yaşam amacım. Rabbimin emaneti… İşimde çalışırken hayatım boyunca onları yanımda taşıdım. Hep yanımdaydılar.  Onun için hep benimle guru duydular çünkü; her zaman mücadeleci bir anneye sahip olduklarını, çalışkan bir anneleri olduğunu, kendi ayakları üzerinde duran bir anneleri olduğunu bunun nasıl olduğunu biliyorlar. Ben de onlarla hep guru duyuyorum. Evlatlarımdan memnunum…  Onlar da benden memnunlar ise ne mutlu bana..

Kariyerinizde hangi zorluklarla karşılaştınız ve nasıl üstesinden geldiniz?

Kariyerimde zorluklar olmadı. Allah’a şükürler olsun.  Yirmi yaşında yarışmaya girdim. Sonra çocuklarım oldu. Hayat hep güzelliklerini yaşattı. Her insan gibi sıkıntılarımız da oldu tabi ki dertlerimizde oldu. Bunlar normal ama bunun üstesinden gelebilmek, böyle güçlü bir ruha sahip olmak gerekiyor. Bu da bende var. Güçlü bir karaktere sahibim, ruhum da güçlü… Hayata totalde güzel bakıyorsanız, kötü gelen şeyleri de nasıl karşılayacağını biliyorsanız zaten fazlası ile iyilikler sizi buluyor.

Yeni koleksiyonunuzda yer alan tasarımlarınız romantik mi, asi mi? Nasıl bir ruhu var bu yeni koleksiyonun? Hangi renkler ağırlıklı?

En artı siyah renk… Siyah rengi çok seviyorum ama karanlık olduğu için asil bir renk olduğu için bana göre… Siyah renk üzerinde küçük bir aksesuar bile koyduğunuzda kendi ışıltısını  veriyor.  Yeni tasarımlarım asi değil elegant… Spor şık ama kadın dişi olması lazım. Tarzımı yansıttım ama dantel, işleme, payetli de hazırladım. Çünkü herkesin tercihine göre bulabileceği tasarımlarıma da yer verdim bu koleksiyonumda…

Yeni koleksiyonunuzun, önceki tasarımlardan farkı nedir? Ortaya çıkardığınız parçalar günlük hayata kolaylıkla adapte edilebilir mi yoksa sadece özel zamanlar için şıklığı temsil etme aracı mı?  

Taşlı bir kot kumaşı üzerinde üçlü kombinasyonlar yaptım. Spor ve şık… Bu parçalar birlikte kullanılabileceği gibi ayrı ayrı da kullanılabilir. Ben spor ve şıkım…. Abiye de dikiyorsam, örneğin bir abiye ceket kullanıldığı geceden sonra şık bir şekilde günlük olarak da kullanılabilir bir şekilde tasarladım.

Emel Yıldırım

Yeni koleksiyonunuzun tasarım süreci ve konsepti hakkında neler söylemek istersiniz? Koleksiyonunuzda öne çıkan parçalardan bahseder misiniz?

On iki kıyafet yaptım. Bir buçuk ay gibi bir sürede tamamladım. Dümdüz bir payetli kumaştan bir kırmızı elbise diktim. Burada bu dümdüz kumaştan üzerinde, taşlar, danteller, işlemeler gibi ekstra parçalar olmadan elegant bir elbise olabileceğini koleksiyonuma katmak istedim…

Tüketici açısından, insanlar sürdürülebilirliği hayatına adapte etmeli mi? Nasıl adapte etmeliler? Özellikle moda alanında?…

Günümüzde her şey çok pahalı… Doğal olarak kaliteli bu tarz özellikleri olan ürünler de pahalı. Ancak zamansız parçalar dahil edildiğinde tüketici açısından daha kolay olur. Bazen moda diye alıyoruz ama daha çok natürel ve zamansız tercihler edilirse tüketiciler mutlu olur.

Sosyal medyayı güzel kullanıyorsunuz. Takip ettiğiniz dünyaca ünlü modacılar var mı? Var ise İlk üç ismi kim? Türk modacılardan beğenip, takip ettiğiniz isimler var mı?

Sosyal medyayı kullanıyorum ama zamanım çok kıymetli. Olmam gerektiğine inandığım kadar varım. Başka şeylere çok daha fazla zaman ayırıyorum. Takip ettiğim değil de bazen tarzını beğendiğim birkaç isim Elie Saab, Murad Zuair, Balmain çok hot couture yapmıyor ama tam benim tarzım diyebilirim. Türk modacılar zaten çoğu arkadaşım. Herkesin emeği var. Türk tasarımcılarımızı da maşallah çok becerikli ve başarılı olduklarını söylemek isterim.

Seyahat etmeyi sever misiniz? Farklı kültürleri deneyimlemenin, mesleğinize nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Çok severim, farklı kültürler, farklı tatlar ve farklı insanlar farklı yerler görmek bana mesleğim açısından çok şey katıyor. Her bir detaya bakıyorum. Sadece kıyafet değil, bir renk, bir çiçek, bir ağaç… Hayallerimi besliyor, çağrışım yapıyor.  İlham veriyor.

Seyahate çıkmadan önce hazırlık süreniz hızlı ve hafif çantalar mı yanınıza alırsınız? Yoksa uzun hazırlanır bavullarca mı çıkarsınız?

Herkesin tercihi farklı ama beni yormayan parçalarla, hızlı pratik hazırlanma süresiyle hareket ederim. Gittiğim yerlerden de alacaklarım oluyor. Bana fazla yük olmasın diye düşünüyorum… Bir de ben gittiğim yerlerde; görmek ve hissetmek gibi bana katkı sağlayacak şeylere zamanımı ayırıyorum. Pratik olanla ilerlemek önceliğim.

Seyahatlerinizde favori destinasyonlarınız nelerdir?

İtalya ve sınırları, Paris, Miami çok seviyorum. Kışın yaz olan yerlere gitmeyi çok severim.

Kırmızı çizgileriniz var mıdır?

Öncelikle saygı benim kırmızı çizgim. Yalan söylenmesinden hiç hoşlanmam çünkü yalan söyleyen insana saygım kalmıyor. Ve tabi ki Çocukların en öncelikli kırmızı çizgim…

Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Hangi özellikleriniz mizacınızı belirler? Alıngan mısınız, küser misiniz? Çabuk sinirlenir misiniz? Sevmediğiniz bir yönünüz var mı?

Sevmediğim yönüm özelliğim insanlara çabuk inanmak. Tabi bu iyiniyetli kalmakla alakalı… İnsan ya iyi niyetli olmayı ya da kötü olmayı seçer. Ben iyi olmayı seçerim. Fazla mütevaziyim. Alıngan değilim ama kırılgan olabiliyorum. Çünkü karşımdaki kim olursa olsun saygılı davranırım, karşımdaki insan kim olursa olsun ailem, dostlarım, arkadaşlarım beni bir düşünen olursa ben on düşünürüm. Karakterimi seviyorum. Kendimi seviyorum. Bir de eskiden hep evet derdim. Hayırım yoktu eskiden. Ama hayır demeyi öğrendim.

Eğer sihirli bir güce sahip olabilseydiniz, dünyada neyi değiştirmek isterdiniz?

Herkesin sağlıklı, mutlu olmasını istiyorum. Global dünyanın bu mutsuzlukları, savaşlar, masumların zarar görmemesini isterdim.

Dünya Kadınlar Gününe yönelik neler söylemek istersiniz? Kadınların güçlenmesi ve eşitlik için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Yıllar boyunca kadınlar tarafından sürdürülen mücadelede artık erkeklerin yer aldığını, çaba harcadıkları elbette görmezden gelinmemelidir. Ama ne yazık ki; bu mücadeleyi verenler, kadın ya da erkek olsun her seferinde azınlıkta kalıyor… 8 Mart’ in özel bir gün olarak kutlanmasından ziyade; kadınların her alanda başarısının alkışlanması, desteklenmesi gereken bir gün olması için her birey üzerine düşen sorumluluğu üstlenmeli diye düşünüyorum.…

Kadınların moda dünyasındaki ve toplumda genel olarak rolünü nasıl buluyorsunuz?

İş dünyası, eğitim, eşitlikçi yaklaşımlar… Sizce nasıl? Moda endüstrisinde kadınların kariyer yolculuğu, son yıllarda önemli bir değişim geçirdiği ortada…  Artık kadınlar, moda dünyasında daha fazla liderlik pozisyonuna yükseliyor ve kendi markalarını yaratıp başarıyla yönetiyorlar. Bu, kadınların kendi tarzlarını ve vizyonlarını moda endüstrisine yansıtma fırsatı buldukları anlamına geliyor. Ayrıca, kadınlar arasında dayanışma ve destek de artıyor, bu da sektörde daha güçlü bir kadın ağı oluşturulmasına yardımcı oluyor. Bu gelişmeler, moda endüstrisinde kadınların kariyer yolculuğunun daha güçlü ve etkili hale gelmesine katkıda bulunuyor.

Geleceğe yönelik projeleriniz nelerdir ve markanızı nasıl geliştirmeyi planlıyorsunuz?

Mesleğime geri döndüm.

Sizce başarının sırrı nedir?

Çalışmak, yılmamak, kendine inanmak…

Obezite Cerrahisi Son Çare Olmalıdır

Obezite Cerrahisi Son Çare Olmalıdır

Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan obezitenin tedavisinde hangi aşamada obezite cerrahisine başvurulması gerektiği hakkında Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adem Akçakaya açıklama yaptı.

Obezite tedavisinde son zamanlarda ilk akla gelen yöntemin cerrahi müdahale olduğunu belirten Akçakaya, “obezite cerrahisi, tedavinin en son aşaması yani son çare olmalıdır” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından, “vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanan obezitenin görülme sıklığının her geçen gün arttığını belirten Prof. Dr. Adem Akçakaya, “Hastalığa karşı geliştirilen stratejiler temelinde bireyin yaşam tarzını değiştirmeye yönelik olan davranış terapisinin yanında, diyet tedavisi, egzersiz, son çare olarak ise cerrahi tedaviyi önermektedir. Yani hasta önce yaşam tarzını değiştirmeli, diyet ve egzersiz yapmalı hiçbirinden istenen fayda sağlanmazsa o zaman obezite cerrahisine başvurulmalıdır. Ayrıca obezite cerrahisinin hastanın şartlarına uygunluğu da incelenmelidir.”

Prof. Dr. Adem Akçakaya

Prof. Dr. Adem Akçakaya

Hızlı kilo vereyim derken sağlığınızdan olmayın

“Cerrahi tedavi dışındaki yöntemlerin kilo kaybı üzerindeki etkisi yavaştır. Bu yüzden obez hastaların birçoğu hızlı kilo vermek adına obezite cerrahisi yöntemlerini tercih etmektedir. Fakat bu yöntemler başta kilo geri kazanımı olmak üzere taşikardi, fistül, kanama, fıtıklaşma, anastomoz darlığı, gastrik erozyon, ince bağırsak tıkanıklıkları, derin ven trombozu ve pulmoner emboli gibi birçok komplikasyonu da beraberinde getirmektedir.”

Standart bir “Zayıflama Yöntemi” yoktur

“Obezite tedavisinde seçilecek yöntemin riskleri ve yan etkileri hasta ile tartışılmalıdır. Zira obezite konusunda herkese uygulanabilecek standart bir “Zayıflama Yöntemi” yoktur. Her birey her yönüyle değerlendirilip tüm süreçler aşamalandırıldıktan sonra zayıflama tedavisine başlanmalıdır.”

Obezite

Yaşam tarzını değiştirmek ana hedef olmalı

“Yaşam tarzını değiştirmek tüm tedavi yöntemlerinin ana hedefidir. Başarılı kilo kaybı, kademeli tedavi, öğün ve besin miktarlarının değiştirilmesi, egzersiz ve kalori harcamasının arttırılması ile sağlanabilir. Başarısızlık durumunda farmasötik ilaçlar ve endoskopik yöntemler uygulanır. Eğer sonuç alınamıyorsa ve hasta morbid obez ise cerrahi yöntemler tercih edilmelidir. Hangi cerrahi yöntemin seçilmesi gerektiği kişiden kişiye farklılık gösterir ve eşlik eden yandaş hastalıklara göre belirlenmelidir.” 

Kilo veremeyen hasta yoktur, kilo vermek sadece zaman alır

“Seçilen yöntemin riskleri ve yan etkileri hastayla tartışılmalı, hastaya öneriler multidisipliner bir değerlendirmeden sonra verilmelidir. Hastanın mevcut durumuna en uygun ve en az riskli yöntem ile tedaviye başlanmalıdır. Kişilerin uyumunu sağlamak için detaylı bir değerlendirme yapılmalı, eksiklikler belirlenerek tedavi planı buna göre yapılmalı, basamaklandırma yöntemi ile kilo veremeyecek hasta olmadığı konusunda hastaya güvence verilmeli, bu yöntemlerden biri ile zayıflamasının büyük ihtimalle sağlanacağını ama önemli olanın davranış değişikliği ile zayıf kalmanın sürdürülmesi olduğu anlatılmalıdır. Kilo veremeyen hasta yoktur, kilo vermek sadece zaman alır. Bu güvencenin sağlanması hasta uyumunu ve başarısını artıracaktır” şeklinde açıklama yaptı.

Barry Callebaut Türkiye’den yeni ürün, “Chocovic Beyaz”

Barry Callebaut Türkiye’den yeni ürün, “Chocovic Beyaz”

Barry Callebaut Türkiye, Eskişehir fabrikasına yaptığı yeni yatırımlar ile Chocovic markasının ürün gamını genişletmeye devam ediyor. Bitter ve Sütlü çikolata ürün yelpazesini Chocovic Beyaz ile tamamlayan marka, profesyoneller ve şefler için yaratıcılık dünyasının kapılarını açıyor. Eskişehir’de gerçekleştirilen Barry Callebaut Distribütör Buluşması’nda duyurusu ve tanıtımı yapılan Chocovic Beyaz, Beyaz 34 ve Beyaz 37 olmak üzere iki farklı akışkanlığa ve farklı gramajlara sahip.

Chocovic Beyaz 34 ve Chocovic Beyaz 37, 10 kg pul olarak üretilirken daha yoğun akışkanlığa sahip Beyaz 34, 2,5 kg’luk blok formunda da şeflerin ve profesyonellerin beğenisine sunuluyor.

Alkol bağımlılığı iradesizlik değil, önemli bir beyin hastalığı!

Alkol bağımlılığı iradesizlik değil, önemli bir beyin hastalığı!

Alkol bağımlılığının iradesizlik değil, önemli bir beyin hastalığı olduğunu ifade eden uzmanlar, alkol bağımlılığının; kişinin haftalar, aylar ve yıllar içerisinde planladığı miktarlardan daha fazla tüketmeye başlamasıyla ortaya çıktığını söylüyor. ‘Alkol kokuyorsa alkol bağımlılığı vardır’ demenin uygun olmadığını dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Her gün alkol tüketilmesi bağımlılık için geçerli bir kriter değildir. Kişi, aralıklarla alkol tüketerek alkol bağımlısı olabilir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, 1-7 Mart Yeşilay Haftası dolayısıyla, alkol bağımlılığı konusunu değerlendirdi.

Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin

Dr. Alptekin Çetin

Alkol bağımlılığı nedir?

Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Alkol bağımlılığı önemli bir beyin hastalığıdır. İradesizlik falan değildir. Alkol bağımlılığı; kişinin haftalar, aylar ve yıllar içerisinde planladığı miktarlardan artık daha fazla tüketmeye başlaması, gündelik hayatını etkileyecek düzeylere gelmesiyle beraber ortaya çıkıyor. Bu bir süreç. Bir günde, haftada ya da ayda olan bir şey değil.” dedi.

“Herkesin bu hastalıkla ilgili yaşadığı deneyimler birbirinden farklı”

Alkol bağımlılığının, kişinin alkole temas etmesi, alkolle beraber keyif alması, alkolün hoşuna gitmesi, alkolün kaygısına, sıkıntısına iyi gelmesiyle ya da hoşuna gitmesiyle beraber kullanımı tekrarlaması sonucu aylar yıllar içerisinde ortaya çıkan bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Herkesin bu hastalıkla ilgili yaşadığı deneyimler birbirinden farklıdır. Yani 6 ayda hasta olacaksınız, bağımlılık ortaya çıkacak diye bir şey yoktur. Kişinin genetik yapısı, kalıtsal özellikleri, yaşamış olduğu başka hastalıklar, ruhsal hâli, sosyal çevresi, ortamda bulunan alkol, yakın çevresinde kullanılan alkol, genetik olarak birinci dereceden akrabalarında yaşanmış bir alkol bağımlılığının olması bağımlılık eşiğini değiştiriyor. Bu kişiden kişiye farklılık gösteriyor.” diye konuştu.

Alkol bağımlılığının pek çok belirtisi var

Alkol bağımlılığı belirtilerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, şöyle devam etti:

“Pek çok farklı belirtiler var. Öncelikle kişinin sosyal hayatında ciddi sorunlar, ciddi düzensizlikler ortaya çıkmaya başlıyor. Yani, belli başlı sorumluluklarını kişi artık yerine getiremez hâle gelebiliyor. Vaktinde işine gidemeyebiliyor, işindeki performansı sağlıklı olmayabiliyor ya da aile bireylerine ayırdığı vakit istediği düzeyde olamayabiliyor. Sağlığı ile ilgili ciddi problemler ortaya çıkmasına rağmen bu problemlerle uygun bir şekilde baş edemiyor olabilir. Maddi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Çok fazla para harcamaya başlıyor ve buna rağmen bu harcamalar devam edebiliyor. Kişinin dikkatini çekebilecek pek çok bu tarz sorunlar olabiliyor.”

“Alkol kokuyorsa alkol bağımlılığı vardır demek uygun değil”

Alkol bağımlısı kişilerin illaki alkol kokmuyor olabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Alkol kokuyorsa alkol bağımlılığı vardır demek uygun bir şey değildir. Sosyal hayatın içinde durum değişebiliyor. Yoksunluk krizi oluşturabilir ama oluşturmayabilir de. Kişi uzun süreli devamlı alkol tükettiğinde, belli sebeplerle alkolden uzak kalırsa yoksunluk krizi ortaya çıkabilir.” dedi.

Yoksunlukta ne olabilir?

Yoksunluk durumuna da dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Dışarıdan kişilerin dikkatini çeken durumlar olabilir veya kişinin kendisinin yaşadığı sorunlar olabilir. Kaygısı artabilir. Uykusuzluk ortaya çıkabilir. Titremeler olabilir. Genellikle çevrede en çok dikkat çeken bu olur. Terlemeler olabilir. Sıkıntısı artabilir. Kimi zaman daha hoş durumlarda öfkeli ve saldırgan hâle gelebilir. Daha da uç durumlarda, daha ciddi nörolojik tablolarda ortaya çıkabilir. Yani kişi epileptik nöbet geçirebilir. Beyin ciddi anlamda alkolle baskılandığı için alkolün bir anda kesilmesiyle beraber epileptik nöbet ortaya çıkabilir.” şeklinde konuştu.

Dr. Alptekin Çetin

Kimler alkol bağımlısı?

Belli içme sıklığının alkol bağımlılığı riskini ortaya çıkardığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kadınlar ve erkekler için haftalık tüketim birimlerinin belirlendiği bilimsel çalışmalar vardır. Bunlar bizim için riskli tüketim olarak adlandırılıyor ama bazen danışanlarımızdan duyuyoruz, ‘Ben her gün alkol tüketmiyorum ki ben bağımlı değilimdir.’  Hayır, her gün alkol tüketilmesi bağımlılık için geçerli bir kriter değildir. Kişi, aralıklarla alkol tüketerek alkol bağımlısı olabilir. Bunun için farklı farklı ölçütler, değerlendirmeler vardır.” dedi.

Alkol bağımlılığı erken bunamaya neden olabiliyor

Alkolün, beyin hücrelerinin ölümüne neden olabildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Beyinde küçülme oluyor. Bu da erken bunama hastalığının habercisidir. Erken bunama riskini ortaya çıkarır. Beyin kanamalarına daha yatkınlık olabilir. Ayrıca sadece beyin değil karaciğer de çok önemlidir. Alkol karaciğerde büyümeye neden olabiliyor. Karaciğerde büyüme olduktan sonra siroz süreci ortaya çıkabiliyor. Kaslar da çok etkileniyor. Ellerde, ayaklarda güçsüzlükler ortaya çıkabiliyor. Pankreas ciddi anlamda etkileniyor. Vücuttaki pek çok organ alkol ile beraber zarar görebiliyor.” diye konuştu.

Daha çok tüketmek için arkadaşlarından uzaklaşıyor

‘Alkol sosyalleştiriyor’ sözünü gerçeği yansıtmadığını, bağımlı kişilerin sosyal yaşantıdan yavaş yavaş çekilmeye başladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kendi içine kapanıyor. Arkadaşlarından, sosyal çevresinden, ailesinden uzaklaşıyor. Yalnızlaşmaya başlıyor. Yalnızken belki daha çok alkol tüketiyor. Sosyal anlamda ciddi bir etkilenme oluyor. İş hayatı, arkadaş çevresi etkileniyor.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, bağımlılık başlangıcı için genç yetişkin dönemin risk olduğunu ifade ederek, “18-25 yaş arasındaki yoğun alkol tüketimi alkol bağımlılığı açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Ama hastalarımıza bakacak olursak her yaş grubunda alkol bağımlılığını sık görebiliyoruz. Sosyal bir sınıf ise yoktur. Alkol bağımlılığı her sosyal sınıfta görülebiliyor.” şeklinde konuştu.

Alkol bağımlılarının profesyonel yardım alması gerektiğini de söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bazı danışanlarımıza ayaktan tedavi uygulayabiliyoruz ama bazılarında alkol kullanımının beyne ve vücuda ciddi etkileri varsa, kişi alkolden uzak kalamıyorsa, alkolden uzak kaldığında ciddi yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyorsa o zaman yatış sürecini planlamak gerekiyor.” dedi.

Bayramın asırlık lezzetleri Ali Muhiddin Hacı Bekir’de

Bayramın asırlık lezzetleri Ali Muhiddin Hacı Bekir’de

Ali Muhiddin Hacı Bekir, şekerleri, lokumları, baklava, helva gibi geleneksel tatlılarıyla Ramazan Bayramı’nda damaklarda iz bırakan tatlılar sunuyor.

Güllü lokum, limonlu akide şekeri ya da çikolatalı bademli draje…Ali Muhiddin Hacı Bekir’de sevdiklerine tatlı bir hediye vermek isteyenler için her zevke hitap edecek çeşit çeşit seçenekler yer alıyor.

1777 yılından bu yana damaklarda iz bırakan Ali Muhiddin Hacı Bekir, bayram sofralarının ve ziyaretlerinin tadına tat katacak lezzetleri sunmaya devam ediyor. Lokum, akide şekeri, baklava, ezme ve helva gibi geleneksel lezzetleri modern sunumuyla her yaştan tatlı severin beğenisine sunan Ali Muhiddin Hacı Bekir, bu bayramda da evlere konuk olacak.

Acer’den hibrit çalışan profesyonellere TravelMate P4 14

Acer’den hibrit çalışan profesyonellere TravelMate P4 14

Acer TravelMate P4 14 TMP414-53, hibrit veya hareket halinde çalışan kullanıcılar için yüksek performansın yanı sıra sunduğu sınıfının en iyisi güçlü güvenlik özellikleri ile dikkat çekiyor
TravelMate P4 14’ün hızlı şarj olan pili sayesinde mobil halde çalışmak ve dizüstü bilgisayarı beraberinde taşımak hiçbir zaman bir problem olmuyor.

Magnezyum alaşımlı şık kasası ile göz dolduran, ince çerçeveli ve yüzde 100 sRGB ekranıyla 1920×1200 piksele kadar çözünürlük sunan TravelMate P4 14, 16:10 ekran oranıyla kullanıcılara yüzde 10 daha fazla dikey alan sunarken, kristal netliğinde görüntüler vadediyor. Son derece ince ve hafif kasasıyla TravelMate P4 14, Intel vPro® platformu üzerine inşa edilmiş 13’üncü nesil Intel Core i7’ye kadar işlemci ve 16 GB DDR4 SDRAM bellek ile profesyonel kullanıcıların iş hayatında sıklıkla kullandığı uygulamaların altından rahatlıkla kalkabilecek seviyede yüksek performansı mümkün kılıyor. Hareket halindeyken çalışma süresini dert etmek istemeyen kullanıcıları da düşünen Acer, TravelMate P4 14 ile 65 W değerinde uzun ömürlü, hızlı şarj edilebilir bir pil de sunuyor.

Şimdi cildimizi yenileme zamanı!

Şimdi cildimizi yenileme zamanı!

Kış mevsiminin olumsuz hava koşulları, yanlış yaşam alışkanlıkları ve stres derken cildimiz iyice yıprandı. Ancak bu süreci tersine çevirmek ve bahar aylarında cildimize enerjisini kazandırıp, ışıltılı bir görünüme sahip olmak mümkün. Acıbadem Ataşehir Tıp Merkezi Dermatoloji Uzmanı Dr. Dilara Tüysüz, bahar aylarına girerken günlük yaşam alışkanlıklarımızda bazı kurallara dikkat ederek hem genel sağlığımız hem de cilt sağlığımız için çok önemli kazanımlar elde edebileceğimizi belirterek “Spordan düzenli uykuya, sağlıklı beslenmeden bol su içmeye, stresi kontrol etmeyi öğrenmeden düzenli cilt temizliğine dek bazı temel noktalara dikkat ederek, kış aylarında soğuktan ve nemsizlikten kuruyan ve kırışan cildimizi yeniden sağlıklı ve ışıltılı bir görünüme kavuşturabiliriz” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Dilara Tüysüz, bahar aylarında sağlıklı ve ışıltılı bir cildin 6 püf noktasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Dilara Tüysüz

Dr. Dilara Tüysüz

  • Düzenli spor yapın

Hareketsizlik cilt sağlığının en büyük düşmanlarından birisidir. Sağlıklı ve ışıldayan bir cilt için olmazsa olmazlardan biri; vücudumuzun en büyük organı olan derimizin yeterli oksijen ve dolaşıma sahip olmasıdır. Bu nedenle, dolaşımı artırıcı etkisiyle düzenli spor cildimiz için yapabileceğimiz en önemli iyiliktir. Haftada en az üç-dört gün düzenli ve tempolu yürüyüş ya da spor eğitmenleri kontrolünde yapacağımız sporlar cildimizde kısa sürede gözle görülür fark meydana getirecektir.

  • Bol su tüketin

Cilt sağlığımız için su tüketimi kritik öneme sahiptir. Özellikle soğuk kış günlerinde susama ihtiyacının azalmasıyla günü yeterince su içmeden kapatabiliyoruz. Ancak cilt sağlığı için her gün mutlaka iki litre su içmeye dikkat etmek gerekir. Hiçbir içecek suyun yerini tutmamaktadır. Çay ve kahve tüketimi hiçbir şekilde suyun yerini tutmadığı gibi, aksine suyun vücuttan atılmasına neden olmaktadır. Bu nedenle kahve içtikten sonra da mutlaka bir bardak su içmeye özen gösterin. Özellikle alkali su tüketmeyi unutmayın.

  • Sağlıklı beslenin

Cilt sağlığının en önemli belirleyicilerinden biri de sağlıklı beslenme. Fast-food, asitli içecekler ve tatlılar cilt sağlığı için son derece zararlı olup cildin kuru, lekeli ve mat bir yapıya dönüşmesine yol açtığı için bu tür yiyecek ve içeceklerden uzak durmak gerekir. Gerekirse Diyetisyen eşliğinde beslenme düzenimize getireceğimiz yeniliklerle cilt sağlığımız hızla düzelecek, bahar aylarında hem fit hem de parlak bir cilde kavuşmamıza katkı sağlayacaktır.

  • Her gün cildinizi düzenli temizleyin

Dermatoloji Uzmanı Dr. Dilara Tüysüz “Özellikle kış aylarında pek çok kişi günün yorgunluğunun da etkisiyle cildini temizlemeden uyuyor. Oysa cildimizi her gün temizlemek, nemlendirmek ve güneş koruyucumuzu her gün düzenli şekilde uygulamak büyük fark yaratacaktır. Bunun yanı sıra doktorunuzun tavsiyesine göre cildin ihtiyacı doğrultusunda nemlendirici altına uygulanacak hafif yapılı serumlar da günlük rutine eklenerek parlak bir cilt görünümü elde edilebilir. Evde uyguladığımız cilt bakımının yanı sıra yılda birkaç kez yaptıracağınız medikal cilt bakımı ile cildin nem seviyesi artar ve arındırılır” diyor.

Pause Sağlık

  • Yeterli ve kaliteli uyuyun

Yapılan bilimsel çalışmalar; cilt sağlığı için yeterli ve kaliteli uykunun son derece önem taşıdığını gösteriyor. Bu nedenle her gün düzenli olarak yedi-sekiz saat kaliteli bir şekilde uyumaya özen gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Dilara Tüysüz “Uykusuzluk cildin erken yıpranıp yaşlanmasına neden olmaktadır. Uyku sırasında salgılanan melatonin hormonu antiaging etkiye sahiptir ve cildin yaşlanmaya karşı korunmasında büyük önem taşır. Ayrıca uyku sırasında salgılanan bir diğer hormon olan büyüme hormonu da derinin kendini yenileme gücünü artırmaktadır” diyor.

  • Stresi yönetmeyi öğrenin

Dermatoloji Uzmanı Dr. Dilara Tüysüz günlük yaşamın koşuşturmacasında stresten kaçınmanın çok da mümkün olamadığını ancak aşırı stresin cildi hızla yıpratan, ciltte kırışıklığa yol açan ve erken yaşlandıran faktörlerden biri olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Stres ile vücudumuzda seviyesi artan kortizol adı verilen hormon derideki kan damarlarının kasılmasına sebep olarak derinin beslenmesine engel olmaktadır. Bunun yanı sıra kortizol hormonunun artması ile birlikte yükselen kan şekeri seviyelerimiz de derideki hücrelerde erken yaşlanmaya yol açmaktadır.”

Gastronomi tutkunlarını buluşturan davet

Gastronomi tutkunlarını buluşturan davet

Brothers, “Ultimate Experience” isimli özel davetini, The Peninsula Istanbul’da gerçekleştirdi.

Paris’in en yaratıcı şeflerinden 2 Michelin yıldızlı Şef David Bizet’nin hazırladığı menünün sunulduğu “Ultimate Experience” gecesi, iş, moda, sanat dünyasından isimleri bir araya getirdi.

Dört yılda bir takvimlerde yer almasıyla yılın en özel tarihi olan 29 Şubat akşamı The Peninsula Istanbul otelde Pernod Ricard Türkiye ana sponsorluğu ile gerçekleşen davet, misafirlerine benzersiz bir deneyim yaşattı.

Bu önemli gecede, 2 Michelin yıldızlı Şef David Bizet ilk kez İstanbul’da bir davet için özel bir menü oluştururken, misafirlere benzersiz bir gastronomik deneyim sundu. Manuş-u Ala’nın müzik performansıyla renklenen davet, misafirlerine unutulmaz bir gece yaşatırken, etkileyici atmosferiyle şıklık ve lezzetin mükemmel uyumunu gözler önüne sererek keyifli anlar yaşattı.