Yazılar

Her bel ağrısı, bel fıtığı değildir!

Her bel ağrısı, bel fıtığı değildir!

Öksürürken, hapşırırken hatta dişinizi fırçalarken bile bel fıtığının kapınızı çalabileceğini biliyor muydunuz? Özellikle günümüzde masa başında bilgisayar karşısında uzun süreli geçirilen saatler ve hareketsiz (sedanter) yaşam, fazla kilo ve yanlış duruş pozisyonları kas-iskelet sistemimizin de hızla zayıflamasına ve yıpranmasına yol açarak, yaşam kalitemizi vuran bel fıtığına zemin hazırlıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu her bel ağrısının bel fıtığı olmadığını, bel fıtığı tanısı konulan hastaların ise sadece yüzde 5’inde ameliyat gerektiğini belirterek “Fiziki muayenede sinir tahribatına ait bulgular yoksa öncelikle yatak istirahati, ağrı kesici ve fizik tedavi uygulanmalıdır. Sinir tahribatı olması ya da bu yöntemlerin başarısız kalması durumunda cerrahi gerekir” diyor. Tıbbi tedavi yerine farklı yöntemlere yönelmekten kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çavuşoğlu, aksi halde kalıcı sakatlanmalar hatta felç meydana gelebildiğini söylüyor. Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu bel fıtığından korunmanın 6 önemli kuralını ve tedavi yöntemlerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu

Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu

Duruş pozisyonunuza dikkat edin!

Yere, diz seviyesinden aşağıda bir tabureye, alçak tuvalete ya da ayağınızın temas etmeyeceği oranda yüksek bir sandalyeye oturmayın. Otururken bel boşluğunu doldurmak için belinizin arkasını ufak yastıkla mutlaka destekleyin. Kesinlikle yere uzanmayın. Kendinizi bir anda yatağa atmaktan kaçının! Yatağa girerken önce yatağa oturup sonra yatış pozisyonunu alın; kalkarken de önce yan dönüp, bacaklarınızı yere uzattıktan sonra kalkın.

Eğilirken, yukarı uzanırken mutlaka bu kurala uyun!

Yere eğilirken belinizden değil, diz ve kalçalarınızdan bükülün. Örneğin; bir damacanadan su doldururken ya da yerden bir cisim kaldırmak gerekirse kesinlikle belinizden eğilmeyin, çömelin, cismi gövdeye yaklaştırıp, bu şekilde doğrulun. Yukarıya uzanmanız gerekiyorsa ayaklarınızın altına mutlaka bir merdiven veya tabure koyun. Aksi taktirde her iki durumda da belinizdeki kaslara yüklenme sonucu ani bir travma gelişebileceği gibi zamanla belinizdeki kasınız zedelenerek de bel fıtığı gelişebilir.

Tek tarafa yüklenmeyin!

Ağırlık taşırken iki elinize eşit yük almaya özen gösterin. Çok ağır eşya taşımaktan kaçının. Elinizdeki poşetleri ya da yükleri gövdenize yakın iki elle taşımaya dikkat edin çünkü elinizdeki poşetleri ya da eşyayı gövdenizden ne kadar uzak kaldırırsanız belinize olumsuz etkisi o kadar fazla olur, bel fıtığına zemin hazırlar. Bir cismi itmek veya çekmek gerekirse öncelikle bundan kaçının, eğer mutlaka yapmak gerekiyorsa sadece itin, kesinlikle kendinize çekerek sürüklemeyin.

İdeal kilonuzda olun

Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu fazla kilonun bel fıtığına davetiye çıkaran en önemli etkenler arasında yer aldığını belirterek, ideal kiloda olunmasının son derece önemli olduğunu söylüyor. Kilo verme sürecinde ise dikkatli olmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çavuşoğlu “Kiloluysanız mutlaka sağlıklı bir şekilde kilo vererek ideal kilonuza kavuşun. Hızlı kilo verme kas kitlenizde daha çok kayba neden olacağından, omurgaya destek olan kas hacminiz azalır ayrıca sistemik rahatsızlıklara neden olabilir” diyor.

Beyin ve Sinir Cerrahisi

Düzenli egzersiz yapın

Öncelikle mutlaka her 20 dakikada bir oturduğunuz yerden kalkın ve belinizi rahatlatın. Günümüzde bilgisayar karşısında uzun saatler geçirilmesi ve spordan uzak, hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı nedeniyle bel ve çevresindeki kaslar zayıflarken, bel fıtığı gelişme riski artıyor. Bu nedenle mutlaka düzenli egzersiz yapmaya zaman ayırın. Yüzme, pilates, haftada en az 3 gün olmak üzere birer saatlik tempolu yürüyüş gibi omurgaya dost olan egzersizler karın ve sırt kaslarınızı güçlendirip fıtık riskinden uzaklaştırır.

Topuklu ayakkabıdan kaçının

Ayakkabı seçiminde sadece görselliğine aldanmayıp omurga ve bel sağlığını destekleyecek ayakkabı giymeye özen göstermek, gerekirse tabanlık kullanmak gerekiyor. Özellikle yüksek topuklu ayakkabıların bel ve kalça sağlığında ciddi sorunlar oluşturabildiğini, zamanla belde ortaya çıkabilecek yapısal bozulmalarla birlikte bel fıtığına da zemin hazırlayabildiğini belirten Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu “3 santimden daha yüksek topuklu ayakkabının sık kullanımından kaçınılmalıdır. Özellikle yüksek topuklu ayakkabıyla ağır bir cisim taşınmamalıdır.” diyor.

Bel fıtığı ameliyatında ‘minimal invaziv cerrahi’ tekniği

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halit Çavuşoğlu, günümüzde başarıyla gerçekleştirilen minimal invaziv cerrahi tekniği ile bel fıtığı tedavisinde son derece yüz güldürücü sonuçlar alındığını belirterek şöyle konuşuyor: “Bu ameliyat tekniği; kanamanın olmaması, hastanın çok kısa sürede sosyal yaşantısına dönüş imkanı sağlaması ve ameliyat konforu nedeni ile öne çıkmaktadır. 1,5 cm.lik cilt kesisi ile doğal doku planları kullanılarak disk mesafesine girilerek omurilik ve sinir dokuları rahatlatılır. Omurganın yük taşıyabilme ve hareket edebilme gücü bozulmadığı için hasta ameliyattan 3 saat sonra yürütülür ve aynı gün taburcu olabilir. Dikiş yoktur, iki gün sonra pansuman çıkarılıp banyo yapılabilir. Ameliyat sonrası hastanın oturması, yürümesi, merdiven inip çıkması serbesttir. Ameliyattan iki hafta sonra da egzersiz programı başlatılır ve çalışma hayatına dönebilir.”

Basel’de Fas esintileri

Basel’de Fas esintileri

Fas Gecesi İsviçre Basel 19 Şubat

İsviçreliler birçok şeyi farklı yapıyor ve ‘Fasnacht’ adı verilen karnavalları da bir istisna değil.

Fasnacht’ın başlangıcı Kül Çarşambası’ndan sonraki ilk Pazartesi günüdür. Yaşam sevinci ile melankolinin, kılık değiştirmelerin, ölümün ve asırlık geleneklerin bir karışımıdır. Diğer karnavallardan en çarpıcı farkı seyirci ve aktivistlerin katı bir şekilde ayrılmasıdır.

Avrupa’nın en büyük film festivali

Avrupa’nın en büyük film festivali

Berlin Uluslararası Film Festivali 15-15 Şubat

Berlin Uluslararası Film Festivali “Berlinale” en büyük film festivallerinden ve en saygın medya etkinliklerinden biridir.

1951 yılında Batı Berlin’de bir yaz festivali olarak başlayan Berlinale, 1978’den sonra her yıl Şubat ayında kutlanır. Çeşitli bölümlerde 400’e kadar film gösteriliyor. Altın ve Gümüş Ayı ödülleri için 20’ye yakın film yarışıyor.

Wyndham yeni butik oteliyle Malta’da

Wyndham yeni butik oteliyle Malta’da

Trademark Collection by Wyndham markası, St. Julian’s kent merkezinde yeni açılan Quadro Hotel ile büyüyor.

95’ten fazla ülkedeki yaklaşık 9 bin 100 oteliyle dünyanın franchise veren en büyük otel şirketi Wyndham Hotels & Resorts, Malta’da Trademark Collection by Wyndham markalı ilk otelinin açılışını gerçekleştirdi.

Canlı plajları ve gece hayatıyla meşhur St. Julian’s kentinde açılan Quadro Hotel, Trademark Collection by Wyndham, St. George’s koyunun yanı sıra gözde mağazalar ve restoranlara da yakın bir mesafede yer alıyor.

Bir fitness merkezi, araç ve bisiklet kiralama, çamaşır ve aynı gün teslim kuru temizleme gibi olanaklar da Quadro Hotel’de bulunuyor.

Sürdürülebilir ve ekonomik tesisler Tiny house’lar

Sürdürülebilir ve ekonomik tesisler Tiny house’lar

Tiny house’lar, turizmciler ve arsa sahipleri için hem ekonomik hem doğa dostu yatırım alternatifleri sunuyor.

Şeffaf maliyet, geliştirilebilirlik, pratik çözümler yaratmaları, hızlı yatırım geri dönüşü gibi avantajları tiny house’lara ilgiyi arttırıyor.

Modern dünyanın koşturmacası, şehirlerin kaosu, hız odaklı yaşamlar, pandeminin etkileri, iş dünyasının kargaşası… Her geçen gün daha fazla insan, bunlardan kurtulmanın yolunu doğayla baş başa kalmakta buluyor. Turizm yatırımcıları da müşterilerine bu imkânı sağlamak için doğayla bütünleşmiş tiny tesisler kuruyor. Turizmcilere ve arsa yatırımcılarına hem doğa dostu hem ekonomik yatırım şansı tanıyan tiny tesisler; birkaç yılda tamamlanan geleneksel yapılara göre 45 günde hayata geçirilerek, zaman ve maliyet açısından kazanç sağlıyor. İstenilirse genişletilebilmeleri, şeffaf maliyetleri, pratik çözümler yaratmaları, taşınabilmeleri, çoğu araziye uygun olmaları gibi birçok avantajları bulunuyor.

Yılda 4 bin üretim kapasitesi

Mooble House ürünleri, Hollanda’dan İngiltere’ye; sekiz farklı ülkedeki satış noktalarında kullanıcı ve yatırımcılarla buluşuyor. Mooble House’un Çerkezköy’de bulunan, 11 bin metrekare kapalı ve 20 bin metrekare açık alanı olan fabrikası, yılda 4 bin adet modüler hacim üretim kapasitesine sahip. Ürünlerin hepsi, 2018/858 Treyler Yönetmeliği’ne ve tüm Avrupa yollarında çekilmeye uygun. Müşterilere, farklı segmentlerde paketler sunuluyor. Malzeme seçimi, donanım paketi gibi etkenler fiyatı değiştiriyor. Talebe göre opsiyonel olarak mobilya, beyaz eşya ve teknolojik donanımlar da pakete eklenebiliyor.

Beşir Bayar “Çünkü’süz Bekleyiş” ile sanatseverlerle buluşuyor

Beşir Bayar “Çünkü’süz Bekleyiş” ile sanatseverlerle buluşuyor

Sanatçı Beşir Bayar’ın “Çünkü’süz Bekleyiş” resim sergisi Trump Art Gallery’de açıldı.

Trump Alışveriş Merkezi’nde yer alan Trump Art Gallery, sanatçı Beşir Bayar’ın resim sergisi ‘Çünkü’süz Bekleyiş’e, Şubat ayı boyunca ev sahipliği yapacak.

Mekan; olay ve hikayelerin yaşandığı bir atmosferdir diyen sanatçı Beşir Bayar, “Resimde mekanın ya da atmosferin varlığını göstermek ya da işaret etmek metafizik tartışmalara yol açar. İnsanlar ya da figürler mekana varlıklarıyla gerçeklik katar yani mekanı somutlaştırır” diyor.

Sanatçı Beşir Bayar’ın resimlerinde kurgulanan mekanda; perdeler, dikitler, kapılar ve onların ötesinden sızan ışık gizemi çağırıyor ve öteyi merak ettiriyor. Bununla birlikte uzayan gölgeler mekan içinde mekan yaratıyor.

Turpun bilinmeyen faydaları

Turpun bilinmeyen faydaları

Turp içeriğindeki vitamin, mineral ve lifler sayesinde düzenli olarak tüketilmesi önerilen bir besin kaynağıdır. Salataların vazgeçilmezi olan turp, birçok yemeğin yanında garnitür olarak yenmekte, tokluk hissi verdiği için de diyetlerde kullanılmaktadır. Antioksidan içeriğiyle birçok sağlık sorununun oluşmasını engelleyen turp, içerdiği kükürtlü bileşiklerden dolayı gaz yapma ihtimali nedeniyle dikkatli tüketilmelidir. Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Betül Merd, vitamin deposu turpun faydaları hakkında bilgi verdi.

Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Betül Merd

Dyt. Betül Merd

Siyah turp antioksidan deposu

Turp (Raphanus sativus L.) Brassicaceae familyasından sebze olarak tüketilen; ilk olarak Çin, Japonya, Kore ve Güney Asya’da yetiştirildikten sonra günümüzde dünyadaki birçok iklim kuşağında yetiştirilebilen faydalı bir bitkidir. Askorbik asit (C vitamini), folik asit, magnezyum, kalsiyul ve potasyum gibi minarel zengini olan turp, aynı zamanda B6, riboflavin kaynağıdır. Turpta; kuru madde, ham lif, toplam çözünebilir şekerler, C vitamini, protein ve nitrat bulunmaktadır. Turpun % 90-95 su, %5-10 kuru maddeden oluşur. 100 gramında 17 Kcal enerji, 1 gramı protein, 0,1 gramı yağ, 3,6 gramı karbonhidrat, 10 IU A vitamini, 26 miligramı C vitamini, 0,03 miligramı tiamin ve riboflavin, 0,3 miligramı niasin, 30 miligramı kalsiyum, 31 miligramı fosfor, 1 miligramı demir, 18 miligramı sodyum ve 322 miligramı potasyum içermektedir. Bazı türlerinde ise % 3-4’e oranında şeker olduğu bilinmektedir. Yapılan araştırmalarda özellikle siyah turpun köklerinde yüksek oranda antioksidan, beyaz ve kırmızı turpta ise karotenoid olduğu belirlenmiştir.

Sindirimi rahatlatıyor, iştah açıyor

Sindirim sistemini güçlendirici etkisi olan turp aynı zamanda iştah açıcı özelliğe sahiptir. Kabızlığa iyi gelen turp, lif içeriği sayesinde sindirimi rahatlatmaktadır. Bağırsakları çalıştırdığı için sindirimi kolaylaştırmakta, iltihap sökücü özelliği nedeniyle astıma iyi gelmektedir. Bitkisel öksürük şuruplarının büyük bir bölümünde beyaz turp suyu kullanılmaktadır. Tarihsel süreçte cinsel gücü artırdığına inanılan turpun; mesane hastalıkları, romatizma, damar sertliği ve migren üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. DNA sarmal kırılmaları önlediği ve kanser önleyici etkisi olduğu, oksidatif kaynaklı hasarı önemli düzeyde azalttığı bilinmektedir. Köklerinin ekstrakte edilen hekzanın kanserli hücreler üzerinde potansiyel kemopreventif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.

Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Betül Merd

  • Her ne kadar C vitamini söz konusu olduğunda akla ilk portakal, mandalina ve greyfurt gibi meyveler gelse de kırmız turpta da hatırı sayılır miktarda C vitamini bulunmaktadır. Vücudu birçok hastalıktan koruyan C vitamini aynı zamanda kıkırdak oluşumunda etkili olan kolajen yapımına katkı sağlamaktadır. C vitamini, bağışıklığı destekleyerek vücudu soğuk algınlığından da korumaktadır.
  • Kana oksijen sağlayan kırmızı turp, kırmızı kan hücrelerinin hasarını kontrol edebilmektedir. Kalp damar sisteminin korunmasında rol oynayanturp, antioksidan özelliği sayesinde kalp damar hastalıklarına yakalanma riskinin düşürülmesine katkıda bulunmaktadır. Kırmızı turpta, folik asit ve flavonoid içeriği yüksektir.
  • Tansiyonu düşürme etkisi olan potasyum, turpta çokça bulunmaktadır.
  • Düzenli olarak tüketildiğinde cilt üzerinde olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca turpun kaynatılarak elde edilen suyu saçlı derideki kepeğe ve saç dökülmesine karşı etkilidir.
  • Turp iyot eksikliği sonucunda ortaya çıkan guatır için düzenli olarak tüketilmesi gereken bir besindir. Tiroid hastalıklarına karşı da tüketilebilir.

Turp nasıl tüketilmeli?

Türkiye’de özellikle et ve balık türü besinlerin yanında vazgeçilmez bir garnitür olarak servis edilen, bunun yanı sıra deniz ürünleri ile birlikte tüketilen turp her yemeğin yanında yenebilen vazgeçilmez bir besin kaynağıdır. Salataların süsü olan turp, besin değerlerinin kaybolmaması için çiğ olarak tüketilmelidir. Fazla olmamak şartıyla özellikle siyah turpu bal ile karıştırarak yemek birçok soruna iyi gelmektedir. Siyah turpu bal ile karıştırarak 1 gün soğukta muhafaza işlemi sonrasında sulu kısımdan sabah akşam birer fincan içilmesi gayet sağlıklıdır. ‘Turp gibi olmak’ deyiminin hakkını veren bu turpu çocuklara düzenli olarak yedirmek gerekir.

Kapeleia Restaurant’da özel tadım menüsü

Kapeleia Restaurant’da özel tadım menüsü

Sheraton İstanbul Ataköy Hotel içerisinde yer alan Kapeleia Restaurant, özel tadım menüsü ile gastronomi tutkunlarını ağırlıyor.

Anadolu, Türk ve Akdeniz mutfağının zengin lezzetlerini İstanbul’un kalbinde buluşturan Kapeleia Restaurant, sıcaklığı, lezzeti ve zengin menüsü ile misafirlerini muhteşem bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor.

Kapeleia Restaurant tadım menüsünde; Kıtır Soğanlı Fava, Bol Acılı Atom, Nar Taneli Fındıklı Pancar Ezmesi, Sarımsaklı Urla Enginar Ezmesi, Girit Ezmesi ve Sakşuka gibi soğuk başlangıçların yanı sıra Kalamar Tava, Kokoreç Topları ve Ege Otlu Çıtır gibi ara sıcaklar yer alıyor. Ana yemekte ise Ege Sarması, Parmak Köfte, Adana ve Kuzu Pirzola bulunurken, tatlı olarak ise Pişmaniye Kremli Baklava, Fıstıklı Ev Yapımı Cezerye, Peynir Helvası Brule ve Kazandibi Dondurma ile taze ve özenle seçilmiş meyvelere kadar geniş bir seçenek yelpazesi sunuluyor.

Kapeleia Restaurant, Cuma ve Cumartesi akşamları canlı müzik performansı ile samimi bir eğlence yaşatıyor.

Bu nefis tadım menüsü, sınırsız yerli içki eşliğinde kişi başı 2.200 TL’den sunuluyor. Pazar günleri hariç her gün 19.00 – 23.30 saatleri arasında hizmet veriyor.

Prostat biyopsisinde son yenilik; Cilt yüzeyi biyopsisi

Prostat biyopsisinde son yenilik; Cilt yüzeyi biyopsisi

Son yıllarda gelişen teknoloji ile sağlık alanında ciddi ilerlemeler kaydedildi. Bu gelişmeler, ürolojik hastalıkların tanı ve tedavisinde de yenilikler sağladı. Yeni teknolojiler ve en güncel yöntemlerle tanıların daha doğru konulduğunun altını çizen Liv Hospital Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Eymen Gazel Prostat kanseri hakkında bilgiler verdi.

Doç. Dr. Eymen Gazel

Doç. Dr. Eymen Gazel

Erkeklerde en sık görülen kanser: Prostat
Prostat kanseri erkekler arasında en sık görülen kanser türlerinden biridir. Fakat erken teşhis edildiğinde uygun şekilde tedavi edilebilir.

Kan tahlili ile bakılan Prostat Spesifik Antijen (PSA) gibi bilinen taramaların yanı sıra üç tesla prostat manyetik rezonans (MR) gibi gelişmiş görüntüleme yöntemlerinin de kullanılması, doğru ve erken tanı imkanını artırmaktadır. Tüm bu tarama testleri kanser açısından bize bir risk oranı vermekteyken asıl tanı biyopsi yardımıyla yapılan patolojik inceleme ile koyulur.

Prostat biyopsisinde şüpheli lezyondan örnek almak çok önemli

Prostat erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Şekil ve yapı itibariyle portakala benzetilmektedir. Prostat kanseri şüphesi ile çekilen MR görüntülerinde bu bezin bir ya da birkaç bölgesinde bazen 1cm den de küçük olabilen kanser odakları izlenmektedir. Hastaya doğru tanı koyulabilmesi de bu küçük lezyonlardan parça alınması (biyopsi) ile mümkündür.

Bu küçük şüpheli alanları yakalayabilmek amacıyla günümüzde artık prostat biyopsisinde MR-ultrason (USG) füzyon yöntemi kullanılır. Bu yöntemde hastanın daha önce çekilen multiparametrik MR görüntüleri, biyopsi yapılan ultrason (USG) cihazına aktarılarak tümörün tam yeri belirlenebilmekte, böylece klasik biyopsilerdeki gibi “körleme” parça almak yerine “hedef gözeterek” doğrudan şüpheli odaktan biyopsi yapılır. Bu şekilde hastalara daha erken ve daha doğru tanı konulmuş olur.

Doç. Dr. Eymen Gazel

Yeni nesil Mr-Ultrason füzyon biyopsi

Prostat biyopsisinde son yenilik ise biyopsi işlemin rektum (makat)’dan değil perineal bölgeden yani cilt yüzeyinden gerçekleştirilmesidir.
Bu sistemin fark ve avantajları ve avantajları

  • MR ve Usg görüntüleri birleştirilerek şüpheli lezyon hedefleniyor.
  • İşlem rektum (makat) içinden değil de perineal (cilt) bölgeden yapıldığından enfeksiyon riski minimalize edilmiş oluyor.
  • Hastanın biyopsi haritası bilgisayar sisteminde kayıt altına alınıyor. Bu sayede şayet alınan örnek kanser çıkarsa lezyonun tam koordinatları bilindiğinden ameliyatsız (fokal) tedavilere olanak sağlıyor.

Bu yöntem sayesinde hastaların prostat biyopsi işleminden en çok çekindikleri enfeksiyon riski ve gaytada kanama olması görülmemektedir. Bu sebeple perineal (ciltten) yapılan biyopsiler çok daha konforlu ve güvenli kabul edilmektedir.

Almanya’nın en büyük ve en ünlü festivali “Köln Karnavalı”

Almanya’nın en büyük ve en ünlü festivali “Köln Karnavalı”

Köln Karnavalı 8-14 Şubat

Almanya’nın en büyük ve en ünlü festivallerinden biridir. Almanya’nın en büyük karnavalı olan Köln Karnavalı’nı keşfedin. Köln’de karnaval yüzyıllardır kutlanıyor. Karnaval zamanı dışında Köln’ü ziyaret eden herkes, yılın bu çılgın zamanındaki değişim nedeniyle şehri tanımakta zorlanacaktır.

Her yerde – sokaklarda, barlarda ve meydanlarda – herkesin parlak kostümler giydiği partiler var.

Kostümünüz muhtemelen süslü olmaktan çok eğlenceli olacaktır; karnaval ruhuna katıldığınızı göstermenin yanı sıra sizi sıcak tutmak için de giyilir!

Festival boyunca bar ve pubların kapanış saatleri bulunmuyor, bu da bu beş gün boyunca çok fazla eğlencenin yaşandığı anlamına geliyor. Bardağı kaldırırken Prost’u unutun; karnaval selamı Alaaf!