Yazılar

Abdi İbrahim, Aronpharma ile anlaştı

Abdi İbrahim, Aronpharma ile anlaştı

Abdi İbrahim, Avrupa’nın gıda takviyesi alanında yenilikçi ürünler üreten önemli şirketlerinden Aronpharma ile iş birliğine gidiyor.

Abdi İbrahim, Polonyalı şirketin Berroxin marka ürünlerinin Türkiye’deki satış ve dağıtım haklarını almak için anlaşma imzaladı.

Abdi İbrahim, yenilikçi gıda takviyesi ürünleri sunan Aronpharma’nın Berroxin markası altında bulunan bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı ürünlerinin Türkiye’deki satış ve dağıtım haklarını aldı. Ürünlerin Abdi İbrahim güvencesiyle, 2023 yılı içerisinde Türkiye pazarında tüketiciye ulaştırılması hedefleniyor.

Berroxin’in içeriğinde, aronya ve kara mürver özleri kompleksi olan Fenactive®’in mevcut en yüksek konsantrasyonu bulunuyor.

“Tüketici sağlığı alanındaki gücümüzü ve vizyonumuzu pekiştiren yatırımlara devam edeceğiz”

Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, 111 yıldır dokunduğu hayatları iyileştirmek için çalışan Abdi İbrahim’in gelecek vizyonunda tüketici sağlığı ürünleri pazarının önemli bir odak alanı olduğunu belirterek, bu alanda yaptıkları iş birliklerinin değerine dikkat çekti. Nezih Barut; “Türk tüketicisini Berroxin marka ürünlerle buluşturmaktan heyecan duyuyoruz. Anlaşma ile rekabetin ve pazarın yoğun olduğu bu kategoriye çok güvenilir ve yenilikçi bir portföy sunuyoruz. Bu iş birliği, reçeteli ürünlerdeki başarımızı, tüketici sağlığı kategorisinde de sürdürme kararlılığımızın bir göstergesi. Aynı zamanda bu alandaki uluslararası hedeflerimize de daha hızlı yürümemizi sağlayacak önemli bir adımdır. Tüketici sağlığı alanındaki gücümüzü ve vizyonumuzu pekiştiren yatırımlara ilerleyen dönemlerde de hız kesmeden devam edeceğiz” dedi.

Hakkasan’da yeni yıla özel “Festive Menü”

Hakkasan’da yeni yıla özel “Festive Menü”

Mandarin Oriental Bosphorus Istanbul’da yer alan Hakkasan İstanbul, yeni yılı rafine bir lezzet ve eğlence ruhuyla karşılamak isteyen misafirlerini yılbaşı özel menüsüyle ağırlamaya hazırlanıyor.

Mekan, Kanton mutfak kültürüyle hazırlanan imza lezzetler, canlı DJ performansları ve sürpriz etkinliklerle eğlence ve lezzetin lüks buluşma noktası olacak.

“Festive Menü” eşliğinde ev sahipliği yapan Hakkasan İstanbul’un yeni yıl lezzet seçkisinde; başlangıç olarak ‘Tresure of the sea baked dim sum’, ‘Fresh local greens and beetroot salad ve ‘Crispy spicy beef’ servis ediliyor. İthal ve üst kalite malzemelerle hazırlanan Festive Menü de ana yemek olarak ise; ‘Steamed red porgy and egg custard’, ‘Spicy peppercorn toban sauce’ ve imza lezzeti ‘Grilled szechuan fillet’ yer alıyor.

Farklı bir lezzet arayışında olanlar için hazırlanan yardımcı yemek olarak ‘Autumn mushroom and golden squash’ ile ‘Fried trio organic wild rice’ şefler tarafından Festive Menü için özel olarak hazırlanıyor.

Ruins, Bodrum’da yılbaşı partisine hazır

Ruins, Bodrum’da yılbaşı partisine hazır

Bodrum’un seçkin mekanlarından Ruins, yeni yıl partisine hazır. Renkli ışıklarla süslenmiş yılbaşı ağacı ve özenle dekore edilmiş taş duvarlar, Ruins Bodrum’da yılbaşı ruhunu hissettirecek. Sanatçı olarak Taykunku, Timy & Becky (Live) ve Tuna’nın geceye renk katacağı canlı performanslarıyla misafirlere unutulmaz bir gece yaşatılacak.

Yılbaşı gecesi için özel olarak hazırlanan chef menüsü, muhteşem lezzetleri ve özel sunumlarıyla misafirlere unutulmaz bir gastronomi deneyimi sunacak.

Ruins Bodrum, sunulan özel konaklama paketleriyle, yeni yılını sevdikleriyle birlikte geçirmek isteyenleri ağırlıyor.

Kıvılcım Ural “Ben Çok Eskiden”

Kıvılcım Ural “Ben Çok Eskiden”

Başarı basamaklarını hızla tırmanarak büyük bir hayran kitlesine ulaşan Kıvılcım Ural’ın ikinci albümünden üçüncü yeni şarkısı “Ben Çok Eskiden” dinleyicisiyle buluştu.

Söz ve müziğinin Kıvılcım Ural’a ait olduğu “Ben Çok Eskiden” şarkısının aranjesini Onur Gulanber ve Baturalp Yılmaz yaparken, çekimi eğlenceli geçen klibin yönetmen koltuğuna ise ünlü yönetmenler Damla Demircioğlu ve Fatih Turker yer aldı. Şarkının klibinde Kıvılcım Ural’a müzik grubu performansıyla eşlik ederken eğlenceli ve çok renkli anlar yaşandı. Müzik festivalleri ve üniversite şenliklerinde sahne alan Kıvılcım Ural ‘ın kış aylarını kendi müzik stüdyosunda geçirdiği öğrenildi.

Bilfen’de Öğretmenler Günü coşkusu

Bilfen’de Öğretmenler Günü coşkusu

Bilfen Şirketler Topluluğu okul markalarından Bilfen Eğitim Kurumları ve Bilnet Okulları, öğretmenlerinin “24 Kasım Öğretmenler Günü”nü coşku ile kutladı.

Ülker Sports Arena’da gerçekleşen ve binlerce öğretmenin yanı sıra genel müdürlük ve grup şirketleri çalışanlarının da hazır bulunduğu gece “Kıdem Ödülleri Töreni” ile başladı. Sanatçı Sertab Erener’in muhteşem sahnesi ile devam eden gecede öğretmenler doyasıya eğlenme fırsatı yakaladı.

Eğitimde 35 yılını geride bırakan, eğitim sektörünün en başarılı markalarından biri olan Bilfen Eğitim Kurumları ve grubun ikinci okul markası olarak 8 yıl önce eğitim hayatına başlayan Bilnet Okulları, İstanbul ve Bursa Okullarında görev yapan binlerce öğretmenini “Ülker Sports Arena”da gerçekleşen etkinlikte ağırladı. Gecede anaokulundan liseye kadar tüm kademelerde görev yapan öğretmenler, kıdem ödüllerini Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fatih Öztürk’ün elinden aldı

Pankreas kanserinde ‘kalıcı iyileşme’ oranı yükseliyor!     

Pankreas kanserinde ‘kalıcı iyileşme’ oranı yükseliyor!                   

Günümüzde ölüme en sık neden olan kanserler arasında 4. sırada yer alan pankreas kanserinin 2030 yılı itibariyle, cinsiyet ayrımı olmaksızın, 2. sıraya yükseleceği öngörülüyor. Pankreas kanserinin en ölümcül kanserlerden biri olmasının başlıca nedeni, kanserin ileri evrelere kadar çok fazla belirti vermeden sinsice ilerlemesi.  Son yıllarda pankreas kanserinde yaşam süresinin uzaması, hatta kalıcı iyileşme sağlanan hasta grubunda ciddi bir artış yaşanması ise yürekleri ferahlatıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan, son yıllarda ‘tanı konulan her hasta kaybedilir’ düşüncesinin tedavide yaşanan önemli gelişmeler ile yıkılmaya başladığına dikkat çekerek, “Pankreas kanserinde kalıcı bir iyileşme için kemoterapinin yanı sıra tümörün ameliyatla mutlaka çıkarılması gerekiyor. Ancak bu kanser türü genellikle ileri evrelerde tespit edilebildiği için hastaların çoğu ameliyat şansını yakalayamıyorlardı. Son yıllarda folfirinox protokolü olarak adlandırılan üç kemoterapötik ilacın eş zamanlı kombinasyonu ve etkin kemoterapi uygulamaları ile uygun hastalarda tümör küçültülerek ameliyat edilebilir boyuta getirilebiliyor. Bu sayede pankreas kanserinde ameliyat edilebilen hasta oranı yüzde 20’den yüzde 50 gibi yüksek bir orana yükseldi” diyor.  Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan, kanserin görülebilir uzak metastaz yapmadığı aşamada saptanan hastalarda, etkili kemoterapi ve cerrahi tedavi ile 5 yıllık sağ kalım oranının artık yüzde 50’yi aştığına dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Mert Erkan

Genellikle ileri evrelerde yakalanıyor, çünkü…

Pankreas kanseri sıklıkla ileri evrelere kadar belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerliyor. Ayrıca hazımsızlık ile bel ağrısı gibi en sık görülen belirtileri de safra kesesi taşı, omurga ve böbrek problemleriyle ilgili olduğu sanılarak hastalar tarafından uzun süre ciddiye alınmıyor. Bu sürede pankreas kanseri metastaz yapmaya, yani başka organlara sıçramaya zaman buluyor.

Kalıcı şifa için ‘ameliyat’ şart!

Cerrahi tedavi  veya kemoterapi pankreas kanserini tek başına kalıcı olarak ortadan kaldırmak konusunda yeterli olmuyor. Yani, cerrahi tedavi yapılamayan hastalarda kemoterapi ile sağ kalım süresi uzatılıp hayat kalitesi artırılabilse bile kür şansı maalesef bulunmuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan, pankreas kanseri tanısı alan hastalarda kalıcı bir iyileşmenin ancak etkili kemoterapi ve etkili cerrahinin bir arada kullanılmasıyla mümkün olduğunu söylüyor.

Bu tedavi protokolü hayat kurtarıyor!

2012 yılında kullanıma giren folfirinox protokolü (üç kemoterapötik ilacın eş zamanlı kombinasyonu) ile başlayan etkin kemoterapi uygulamaları sayesinde pankreas kanserinde ilk defa, hastalığı yavaşlatmanın ötesinde, geriletebilen bir sonuca ulaşıldı. Folfirinox tedavisi öncesinde, ilk tanı anında hastaların yaklaşık yüzde 50’si uzak metastaz nedeniyle, yüzde 30’u ise tümör lokal  olarak ileri olduğu için ameliyat olamıyor ve sadece yüzde 20’si ameliyat şansını yakalıyordu. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan, üçlü kemoterapi protokolünün pankreas kanserinde tedavinin kurallarını tümden değiştirdiğine dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam ediyor, “Etkin kemoterapi sayesinde, lokal ileri hastalığı olan üçte birlik grubun büyük bir kısmı kemoterapi sonrasında tümörleri küçülünce, tekrar ameliyat edilebilir hale gelebiliyor. Bu sayede pankreas kanserinde ameliyat edilebilen hasta oranı yüzde 20’den yüzde 50’ye yükseldi. Üstelik kemoterapi sonrasında ameliyat edilebilen hastalar ile ilk tanı anında ameliyata aday olabilen hastalar arasında sağ kalım açısından da bir fark bulunmuyor”

Prof. Dr. Mert Erkan

Kapalı yöntemle ameliyat sayısı artıyor!

Pankreas kanserinde tümörün yerleşimine göre kabaca ‘üç standart ameliyat’ yapılıyor. Tümörlerin yaklaşık üçte ikisi pankreasın  baş kısmında yerleşik oluyor. Pankreasın baş kısmı, on iki parmak bağırsağı, safra kesesi ve safra yollarının alt ucunun bir arada çıkarıldığı ‘Whipple ameliyatı’ en sık yapılan ameliyatlardan. Ayrıca gövde ile kuyruk yerleşimli tümörler nedeniyle pankreasın gövde ve kuyruğunun sıklıkla dalakla birlikte çıkarılması, özel durumlarda da pankreasın tümünün çıkarılması,  diğer standart ameliyatları oluşturuyor.  Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan, pankreas kanserine yönelik ameliyatların günümüzde giderek artan bir oranda açık cerrahiden ‘minimal invaziv cerrahi’ denilen kapalı türde ameliyatlara kaydığını vurguluyor. Prof. Dr. Mert Erkan, kapalı ameliyatların endikasyonuna göre laparoskopik veya robotik olarak gerçekleştirildiğini belirterek, “Damar ameliyatlarıyla beraber yapılması gereken ileri evre tümörlerde açık cerrahi hala daha etkin bir saha hakimiyeti sağladığı için tercih ediliyor. Ancak artan tecrübe ve gelişen cihazlarla beraber laparoskopik ve robotik olarak yapılan ameliyatların sayısı da günden güne artıyor. Bu ameliyatların kapalı yöntemle yapılabilmesi hastaya sadece kozmetik değil, daha az ağrı ve daha çabuk iyileşme gibi önemli avantajlar sağlıyor” diyor.

Hassas Bağırsak Sendromu nedir?

Hassas Bağırsak Sendromu nedir?

Halk arasında ‘Hassas Bağırsak Sendromu’ olarak bilinen İrritabl Bağırsak Sendromu, bağırsak hareketlerinde ortaya çıkan değişimle karakterize olan ve hayat kalitesini ciddi boyutlarda düşürebilen bir sağlık sorunu. Ülkemizde görülme sıklığı yüzde 6 – 12 oranında değişen bu sendrom, genellikle 30-50 yaş aralığındaki kişilerde tespit ediliyor. Kadınlarda erkeklere nazaran iki kat daha fazla görülen Hassas Bağırsak Sendromu’nda özellikle hatalı beslenme alışkanlığı ve stres en yaygın görülen tetikleyici faktörler arasında yer alıyor. Genellikle ömür boyu devam eden sendrom; karında ağrı, gaz ve şişkinliğin yanı sıra kabızlık gibi sorunlara yol açarak günlük yaşamı adeta kabusa çevirebiliyor. Acıbadem International Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Emine Şatır, kesin bir çözümü olmasa da semptomların tedaviyle büyük oranda hafifletilebildiğine dikkat çekerek, “Özellikle son üç aydır ortalama olarak haftada en az bir gün yineleyen karın ağrısıyla birlikte dışkılama sıklığında ve görünümünde değişiklikler yaşanması, bu sendromu düşündürüyor. Bu tür şikayetlerde gecikmeden hekime başvurmak, sosyal ve işgücü kayıplarının önüne geçecektir” diyor.

Doç. Dr. Emine Şatır

Son 3 aydır bu belirtiler varsa, dikkat!

Hassas Bağırsak Sendromu’nun belirtileri kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Ayrıca bazı hastalarda belirtiler hafif seyredenken bazılarında ise çok şiddetli olabiliyor. Doç. Dr. Emine Şatır, karında ağrı, gaz ve şişkinliğin bu sendromun en yaygın görülen belirtileri olduğuna işaret ederek, “Karın ağrısının özelliği, dışkılama sonrasında azalması ve uykuda olmaması. Ayrıca aşırı yemek yemek veya besinleri hızlı tüketmek ağrının şiddetini artırıyor. Karın ağrısıyla birlikte dışkılama alışkanlığında ishal ve kabızlık gibi değişiklikler de gelişiyor. Dışkıda mukus görülebiliyor. Depresyon, anksiyete, fibromyalji, kronik yorgunluk ve baş ağrısı gibi bağırsak dışı semptomlar da eşlik edebiliyor” diyor.

Pek çok etken tetikleyebiliyor!

Hassas Bağırsak Sendromu’nun kesin nedeni tespit edilememekle birlikte bazı faktörlerin riski arttırdığı biliniyor. Daha önce geçirilen bağırsak enfeksiyonları, beyin ile bağırsak arasında aşırı duyarlılık, bazı inflamatuar sitokinlerin, yani yangısal aracıların artması, bağırsak geçirgenliğindeki artış, beslenme hataları ve stres riski artırıyor. Bağırsak duvarındaki kaslarda anormal kasılmalar, sinir sistemi anormallikleri, beyin – bağırsak sinyal iletimindeki değişiklikler ve bağırsaklarda yaşayan bakterilerin dengesindeki bozulmalar, sigara ile alkol alışkanlığı, sendromu tetikleyen diğer faktörler arasında yer alıyor.

Kansere yol açmıyor, ancak…

Hastaların çoğu karın ağrısı ishal, kabızlık ve şişkinlik gibi belirtileri nedeniyle kanser endişesiyle hekime başvuruyor. Doç. Dr. Emine Şatır, Hassas Bağırsak Sendromu’nun ileride ciddi rahatsızlıklara dönüşme riski olmadığını ve kansere yol açmadığını vurgulayarak, “Ancak organik ve fonksiyonel bağırsak hastalıkları sıklıkla iç içe geçmiş semptomlardan oluştuğu için ayırıcı tanı büyük önem taşıyor. Tanıda hastanın öyküsü, muayene bulguları, laboratuvar ve tetkikler yol gösterici oluyor” diyor.

Hassas Bağırsak Sendromu’na karşı 7 etkili öneri!

Tedavi sürecinde beslenme ve yaşam alışkanlıklarında yapılan değişiklikler şikayetlerin daha kısa sürede geçmesini sağlıyor. 

  • Egzersiz, örneğin her gün 45 dakika tempolu yürüyüş yapın.
  • Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenin, fast food tarzı beslenmekten kaçının.
  • Sık sık, fakat küçük öğünler tüketin. Besinleri yavaş ve iyi çiğnemeye özen gösterin.
  • Geç saatlerde yemek yememeye dikkat edin.
  • Yağlı ve baharatlı gıdalar, karbonatlı içecek ile tatlandırıcılar, süt ve süt ürünleri ile kafein tüketimini azaltın.
  • Yeterli miktarda su içmeyi alışkanlık edinin.
  • Sigara ve alkolden uzak durun.

Basamaklı tedavi uygulanıyor!

Hassas Bağırsak Sendromu’nu tümüyle ortadan kaldıran bir tedavi protokolü mevcut değil. Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Emine Şatır, tedavinin semptomların şiddetini azaltmaya yönelik olduğunu ve basamaklı tedavi yaklaşımı benimsendiğini belirterek, şöyle devam ediyor: “Diyet, ilaç tedavisi ve psikoterapi olmak üzere farklı tedavi yöntemlerinden hasta için uygun olanlara başvuruluyor. Beslenme ve yaşam alışkanlıklarına dikkat edilmesi, tedaviden etkin sonuç alınmasını sağlıyor. Düzenli olarak yapılması gereken egzersizin yanı sıra sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmesi, sigara ile alkolden uzak durulması gerekiyor” diyor.

Taç’tan sürdürebilirliği anlatan reklam filmi

Taç’tan sürdürebilirliği anlatan reklam filmi

Zorlu Tekstil Grubu’nun ev tekstilindeki markası Taç, yeni koleksiyonu Reborn ile sürdürülebilirliğe katkı sunmaya devam ediyor.

Taç’ın, sürdürebilir yarınlara destek olmak için satışa sunduğu Reborn koleksiyonu için çektiği reklam filmi ise, sektöre ilham olurken daha iyi yarınlar için umut veriyor.

Gelecek için bugün sloganıyla sürdürebilirliği odağına alarak tasarladığı Reborn Koleksiyonu ile Taç, insana ve doğaya verdiği değeri yepyeni reklam filmiyle gözler önüne seriyor.

Künye

Reklamveren: TAÇ

Reklamveren Marka Ekibi: Çiğdem Solak, Burcu Sarıca Öztat, Ahsen Barak, Merve Ergül, Neslihan Demir Karataş, Oya Canözer, Büşra Tefinelli, Melih Mutlu, Erdi Eralp Uğur.

Reklam Ajansı: ADSTOP

Ajans Başkanı: Ali Özbek

Yaratıcı Ekip: Volkan Lale, Gizem Kurtulmuş

Reklam Ajansı Marka Ekibi: Seda Tokel, İrem Evrandır

Reklam Ajansı prodüktörü: Cem Eti

Medya Ajansı: Mediacom

Prodüksiyon: Ge Media

Post Prodüksiyon: Mördak Post Ofis

Yönetmen: Barış Berberoğlu

Müzik: Yağız Oral

Seslendirme sanatçısı: Ilgın Bingöl

Daily, tüm ürün yelpazesini elektrikli versiyonda sunuyor

Daily, tüm ürün yelpazesini elektrikli versiyonda sunuyor

İkonik IVECO hafif ticari araç ailesi, ürün yelpazesinde standart olarak sunulan yenilenmiş özellikleri ve son teknoloji bağlantı özellikleriyle gelişimine devam ediyor.

IVECO

Kendi DNA’sına sadık kalan Daily, sürücü odaklı, kabin içi ve araç içi teknolojinin önemli ölçüde geliştirilmiş ergonomisiyle rakiplerinden sıyrılıyor. Tüm ürün yelpazesinde filo sahiplerinin favorisi ve sürücüler için sevilen bir simge haline getirecek yeni bağlanabilirlik özellikliyle hizmette sınır tanımıyor.  Taşıma kapasitesini artırman çözüm odaklı yaklaşan IVECO, şimdi isteğe bağlı olarak sunulan kademeli sertliğe sahip yeni bir arka yaprak yaylı süspansiyon sunuyor. Dailyler, aracın çift kanatlı süspansiyonla karşılaştırılabilir bir performansla daha ağır yükleri taşıma imkânı sunuyor.

Yeni Daily’nin elektrikli ve biyo-CNG versiyonları da mevcut. Müşterilerin sürdürülebilir geçişlerine yardımcı olmak için eksiksiz mobilite çözümlerini de sunuyor.

IVECO

Kabin içi özellikler

Daily, sürücünün hayatını daha konforlu hale getirmek için tasarlanmış bir dizi özellik sunuyor. Geniş açık saklama bölmelerine sahip yeni gösterge paneli, eşyaları düzenlemeyi ve ihtiyaç duydukları her şeyi kolayca erişilebilecek bir yerde tutmayı kolaylaştırıyor. Mobil cihazlar için özel alanlar, yeni USB tip A+C modülleri ve yeni kablosuz şarj cihazı ile şarjlarının bitmesi konusunda endişeleri ortadan kaldırıyor.

10 inç renkli ekrana sahip yeni bilgi-eğlence sistemi, gösterge panelinin orta bölümüne entegre edildi ve sürücünün araç içi deneyimini geliştirecek yeni özellikler sunuyor. Mobil cihaz yansıtmasıyla, ekrandan uygulamalarına erişmelerine olanak tanıyor. Işıklar, pencereler ve klima gibi kabin içi özellikler, artık sisteme entegre edilmiş durumda.

IVECO

 

 

 

 

Sürüş sırasında, sürücü Hi-Matic şanzımanın mutlak sürüş keyfinin tadını çıkaracak, şanzımanın durumunu anlamayı kolaylaştıran Güç ve Eko ayarı için güç seçicili yeni çift sabit konumlu çok fonksiyonlu kol ile bu keyif daha da gelişecektir.

Standart park sensörlerine ek kabin ve kamyonet için opsiyonel olarak sunulan dinamik çizgilere sahip geri görüş kamerası, arka tarafın net bir şekilde görülmesini sağlayarak geri manevraları daha güvenli ve basit hale getiriyor. Ayrıca, direksiyon simidi üzerindeki kontroller, mobil yansıtma gibi temel özellikleri alternatifi olan Dailyler, yeni 7 inç dokunmatik ekranlı radyo ile de satışa sunuluyor.

Divertikülit belirtileri nelerdir?

Divertikülit belirtileri nelerdir?

Şiddetli karın ağrısı, ateş, titreme, karında şişlik gibi belirtiler birçok farklı hastalıktan kaynaklanabileceği gibi, bağırsak hastalığı olarak bilinen divertikülit nedeniyle de gelişebiliyor. Divertikülit tedavisi hastanın yaşına, ek hastalıklarına, hastalığın yaygınlığına göre farklılık gösterebiliyor. Divertikülit belirtileri hafifse evde tedavi ve divertikülit diyeti uygulanabiliyor ancak bağırsaklarda apse, fistül, obstrüksiyon (tıkanıklık), bağırsak duvarında delinme gibi durumlarda cerrahi tedavi tercih edilebiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Şule Namlı Koç, divertikülit hastalığı hakkında bilgi verdi.

Divertikül, bağırsak iç yüzeyinde bulunan astarda fıtıklaşma şeklinde kendini gösteren küçük, baloncuk şeklindeki yapılardır. Bağırsakta baloncuk gibi bir görünüme sahip olan divertiküler yapılarda iltihaplanma ya da enfeksiyon gelişimi ile karakterize durum olursa buna divertikülit adı verilmektedir. Divertikülit hastalığı kendini farklı belirtilerle gösterebilmektedir. Divertikülit belirtileri genel olarak şu şekilde sıralanabilir;

Dr. Şule Namlı Koç

  1. Şiddetli karın ağrısı divertikülite işaret edebilir. Karın ağrısı birçok farklı rahatsızlıktan kaynaklanabilmektedir. Ancak özellikle karnın sol alt kadranında yaşanan şiddetli ağrılar divertikülit belirtisi olabilmektedir.
  2. Ateş ve titreme önemsenmelidir. Ateş ve titreme vücutta enfeksiyon belirtileri arasındadır. Divertikülit kaynaklı enfeksiyon da ateş ve titremeye yol açabilir.
  3. Karında şişkinlik divertikülit belirtileri arasındadır.
  4. Kabızlık çok farklı nedenlere bağlı olarak yaşanabilir. Özellikle diğer şikayetlerle birlikte yaşanan kabızlık divertikülit belirtisi olarak değerlendirilebilir.
  5. Mide bulantısı ve bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişiklik divertikülit belirtileri arasındadır.
  6. Rektal kanama her zaman ciddiye alınması gereken bir şikayettir. Rektal kanamalar divertikülit belirtisi olarak yaşanabilmektedir.

Bu belirtilerin bir veya bir kaçının yaşanması durumunda uzman bir doktora başvurulması gerekmektedir.

Obezite ve sigara kullanımı riski artırıyor

Divertikül, genellikle kalın bağırsakta zayıf olan alanların basınç altında kalması sonucunda gelişir. Bağırsağa uygulanan bu basınç, çeşitli büyüklükteki keselerin kolon duvarından dışarı fıtıklaşmasına neden olur. Divertikülit ise divertikül duvarı basınç altında kalıp yırtıldığında, bağırsağın o kısımda iltihaplanma ve bazen enfeksiyon gelişmesi nedeniyle ortaya çıkar.  Bazı faktörler divertikülit gelişme riskini artırmaktadır.  İleri yaş, obezite, sigara kullanımı, hareketsiz yaşam, yüksek hayvansal gıda alımı ve düşük lifle beslenme ile bazı ilaçların kullanımı divertikülit gelişme riskini artırır.

Tedavide geç kalmayın

Divertikülit teşhisinde hastanın şikayeti ve muayenede sol alt kadranda hassasiyet saptanması, laboratuvarda kan ve dışkı testleri, görüntülemede ultrasonografi ve batın tomografisi önemli rol oynar. Tedavi seçimi hastanın genel durumu, yaşı, tıbbi özgeçmişi, ek hastalıkları, hastalığın yaygınlığı ve komplikasyonları, medikal tedavilere olan toleransı ve hastanın tedavi tercihine göre yapılır.

  • Belirtiler hafifse, evde tedavi yeterli olabilir. Bu durumda divertikülit tedavisi için antibiyotikler reçete edilir. Ancak yeni kılavuzlar çok hafif vakalarda antibiyotik gerekmeyebileceğini belirtmektedir.
  • Bağırsakların daha kolay toparlanması ve dinlendirilmesi için birkaç gün boyunca sıvı bir diyetle beslenme önerilir. Belirtiler düzeldiğinde, diyete yavaş yavaş kademeli bir şekilde katı yiyeceklerin eklenmesi önerilebilir. Lifli beslenme önemlidir ve hastalara uzun vadede önerilir. Hastanın şikayetleri şiddetli ise ve ek hastalığı mevcutsa yatarak tedavi önerilebilir. Bu durumda damar yolundan beslenme ve antibiyotik tedavisi ile yakın takip yapılır.
  • Bağırsaklarda apse, fistül, obstruksiyon yani tıkanma, bağırsak duvarında delinme gibi bir komplikasyon varsa veya birden fazla divertikülit atağı geçirilmiş ise hastanın durumuna göre ameliyat ile cerrahi tedavi de uygulanabilir.

Divertikülit diyeti yapabilirsiniz

Her hastada farklı besinler hastalığı tetikleyebileceği için kişi hangi gıdaların şikayetlere veya atağa neden olduğunu takip ederek hastalığı kötüleştiren gıdalardan kaçınmalı ve diyetini buna göre ayarlamalıdır. Düzenli tuvalete çıkmaya çalışmak, kabızlık ve ıkınmaktan kaçınmak, divertiküler hastalığı önlemek ve komplikasyonlarını azaltmak için diyet önemlidir.

  • Lif içeren gıdalar tüketmek: Lif, dışkıya daha fazla su çekerek daha hacimli, yumuşak dışkı çıkarılmasını sağlar. Böylece bağırsaklarda daha hızlı hareket ederek daha kolay atılır.
  • Su içmeyi ihmal etmemek: Daha fazla lifli gıdalar tüketmek daha fazla su emilmesine neden olur. Bu sebeple dışkıyı yumuşak ve hareket halinde tutmak için lifli gıdalarla birlikte içilen su miktarını artırmak gerekir.
  • Düzenli egzersiz yapmak: Düzenli fiziksel aktivite, yiyeceklerin bağırsak sisteminden geçmesine yardımcı olur. Mümkünse her gün düzenli olarak egzersiz yapmak kabızlığı önemli ölçüde engeller.

 

İleri vakalarda ameliyat gerekebilir

Divertikülit hastalığının tedavisinde cerrahi müdahale gerektiren durumlar olabilmektedir. Genel olarak divertikülit tedavisinde cerrahi tedavi şu durumlarda yapılmaktadır.

  • Bağırsakta apse, fistül, tıkanıklık, bağırsak duvarında perforasyon (delinme) gibi bir komplikasyon varsa
  • Birden fazla divertikülit atağı geçirilmesi durumunda
  • Kişi bağışıklık sisteminin zayıf olması durumunda cerrahi müdahale ile tedavi gerekebilmektedir.

Divertikül hastalığı olanlarda uygulanabilen iki ana ameliyat türü vardır:

  • Birincil Bağırsak Rezeksiyonu: Bu cerrahi yöntemde bağırsağın hastalıklı bölümleri çıkarılır ve sağlıklı bölümleri yeniden birleştirir. Bu prosedür bağırsak hareketlerinin normale dönmesini sağlar. İltihap miktarına bağlı olarak açık veya endoskopik cerrahi tercih edilebilir.
  • Kolostomi ile Bağırsak Rezeksiyonu: Kalın bağırsak ve rektum sağlıklı bağırsak kısımlarını yeniden birleştirmenin mümkün olmadığı kadar çok iltihap içeriyorsa, cerrah öncelikle bir kolostomi açar. Rektum, kalın bağırsak ile anüs arasında bulunan bağırsak bölümüne verilen isimdir. Kolostomi, karın duvarında bir kesi ile açıklık oluşturması ve kalın bağırsağın sağlıklı kısmına bağlanması ile yerleştirilir. Kişinin dışkısı açıklıktan bir torbaya geçerek torbada birikir. Bağırsaktaki iltihap hafiflediğinde, kolostomi kaldırılarak çevrilerek bağırsak yeniden bağlanabilir.