Yazılar

BigChefs’den mevsime özel tatlar

BigChefs’den mevsime özel tatlar

BigChefs’in tüm kış boyunca restoranlarda olacak yeni menüsünde mevsime özel taze tatlar yer alıyor. Serin havalar BigChefs lezzetleriyle daha güzel! Mevsimin taze ürünleriyle hazırlanan yemekleri misafirlere sunabilmek için menüsünü yılda iki kere güncelleyen BigChefs’in klasikleşmiş yemek alternatiflerine, bu kış müdavimlik yaratacak yeni tatlar ekleniyor.

Güne sağlıklı ve doyurucu başlamak isteyenler için taze meyvelerle daha da tatlanan Granola; lezzetli ve hızlı bir şeyler isteyenler içinse Simit&Kızarmış Yumurta kahvaltı seçeneklerini arttırıyor. Serin havalara sıcak tatlar katacak yenilikler de menüdeki yerini alıyor. Yemeğine sıcacık çorbayla başlamak isteyenler Pazılı Mercimek Çorbası’ını; yemeklere eşlik edecek tatlar arayanlar da Zeytinyağlı Vişneli Kereviz ve Somonlu Çıtır Ekmek seçeneğini yeni menüde bulabilecekler. Tek pizzada iki lezzeti bir araya getiren Alaturka&Ispanaklı Lor Peynirli Pizza da menüdeki yeniliklerden.

Ana yemeklerde jalapeno biber, karamelize soğan ve fasulye ile sunulan Meksika Köfte, tadı Antakya’dan gelen Tepsi Kebabı, tereyağlı köy kuskusu ile servis edilen Tatlı Ekşi Soslu Tavuk, özel sosu ile farklılaşan New York Steak seçenekleri arttırıyor.

Tatlı menüsünde de kışa özel lezzetler yerini alıyor. Balkabaklı Cheesecake, Kestaneli Sufle, Çok Çikolatalı Pasta sonbaharı daha da güzelleştireceklerden. BigChefs’te bu kış damakları tatlandırırken sağlıklı olmayı başaran bir tatlı da var: Glutensiz, Şekersiz Brownie.

 

“Eğitim ve sağlık İPKB ile güçleniyor”

İPKB Direktörü Kazım Gökhan Elgin “Eğitim ve sağlık İPKB ile güçleniyor”

—İPKB olarak ana hedefimiz risk azaltma olduğu için sadece ona odaklanarak çalıştık ve başarılı bir model ortaya koyduk.

—İSMEP Projesi ile dünyadaki risk azaltma projelerine veya benzer hazırlık yapan ülkelere de bir ilham kaynağı olduk ve örnek teşkil ettik. Geçtiğimiz yıl Filipinler, Nepal ve Pakistan’dan ziyaretçilerimiz geldi. Bu amaç ile çeşitli ülkelerden gelen misafirlerimize hem projemizin sunumunu veriyoruz, hem de sahada yapılan çalışmaları gösteriyoruz ve onların ülkelerinde neler yapılabilir onun istişaresini yapıyoruz.

—Bizim yaptığımız okullar birer toplanma alanı olarak İstanbul afet müdahale planlamasına tanımlandı. Her mahalledeki sağlamlaştırdığımız okullarımız toplanma ve barınma alanları olarak planlamamızda mevcut…

-İSMEP projesi dünyaya örnek olan bir proje… Proje hakkında bilgi verir misiniz?  Son iki yılda bunun gibi kaç projeniz tamamlandı ve şu anda çalışmaları devam ediyor?

Biz Proje Koordinasyon Birimi olarak uluslararası standartlarda kaliteye önem veren, vizyoner projeler yapmayı hedefliyoruz. Bugüne kadar güçlendirerek ya da yıkıpyeniden yaparak depreme hazır hale getirdiğimiz okulları ve hastaneleri hep bu standartlarda ve de bu bakış açısında öne çıkarmaya çalıştık. Şu anda 1150 adet okul binasının güçlendirme ve yeniden yapım çalışmalarını tamamlamış bulunuyoruz. Bu okullarda 1.6 milyon öğrenci eğitim görmekte, dolayısıyla depreme karşı sağlam bu yeni binalarda eğitim görüyorlar diyebiliriz. Önceliğimiz 1999 yılından önce yapılan kamu binaları ve biz  99 öncesi yapılmış okulların-%90’ını depreme karşı güvenli hale getirdik. İSMEP projesi ile dünyadaki risk azaltma projelerine veya benzer hazırlık yapan ülkelere de bir ilham kaynağı olduk ve örnek teşkil ettik. Geçtiğimiz yıl Filipinler, Nepal, Tacikistan ve Pakistan’dan ziyaretçilerimiz geldi. Projelerimizi incelemek için Güney Doğu Asya’dan ve diğer bölgelerden gelen misafirlerimiz oluyor. Gelen misafirlerimize hem projemizin sunumunu veriyoruz, hem de sahada yapılan çalışmaları gösteriyoruz ve onların ülkelerinde neler yapılabilir onun istişaresini yapıyoruz.

-İPKB olarak hastane yenileme ve güçlendirme çalışmalarında çok önemli noktalara geldiniz. Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mart ayında açıldı. Hastalar artık daha güvenli hastanelerde sağlıklarına kavuşacaklar. İstanbul için bu hastane güçlendirme çalışmalarının önemini vurgulamak için neler söylemek istersiniz?

12 hastane ve 59 adet polikliniğin güçlendirmesini tamamladık. Ayrıca 6 hastanenin de yeniden yapımını gerçekleştiriyoruz. Özellikle Okmeydanı, Göztepe ve Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastaneleri çok özellikli ve önemli hastaneler diyebilirim. Çünkü bunlar İstanbul’un ana arterlerinde olan ve havadan ulaşılabilirlikleri olan ihtisas hastaneleridir. Biz de bu 3 hastanenin depreme karşı dayanıklı hale gelmesi aynı zamanda da uluslararası standartlarda hastane hizmetini çok etkin, verimli verebilecek hastaneler olmasını çok önemsedik. Bunu da projelendirirken sismik izolatörler ile tasarladık. Deprem anında deprem yükünü izolatörler alsın istedik. Dolayısıyla üst yapıya deprem yükü daha az gelecek ve yer değiştirmeler bu binalarda çok azalacak. Peki, bu bize neyi getirecek? Yapısal olduğu kadar yapısal olmayan elemanlar da hasar görmeyecek, deprem sırası ve sonrası bu binalar kesintisiz hizmet vermeye devam edecek.  Yani bu da bizim ana amacımızı, hazırlanan tasarım kriterleri karşılıyor demektir. Bu binaları sıradan bir bina şeklinde yapamazdık. Uluslararası standartlarda ve yine yeşil bina konseptine uygun LEED Gold sertifikasını alacak düzeyde yaptık. Şu anda da Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin sertifikalandırma işlemi devam ediyor. Bunlar çok önemli detaylar çünkü kamuda bu sertifikayı alacak ilk hastaneler. Mühendislik ve mimari olarak bu hastaneleri planlarken bu hizmeti aksatamazdık, çünkü İstanbul’un en önemli hastaneleri bahsettiğimiz hastaneler. Her birinin yıllık 1,5 milyon poliklinik hastası, 45 bin ameliyatı, 700 bin civarında da acil servis hastaları var. Dolayısıyla bu hastaneleri kapatarak çalışmak mümkün olmazdı, bu sebeple etaplı olarak planladık. Boş arazide yapıp mevcut binayı transfer ederek ve yıktığımız eski yere de 2. etabını yaparak ilerliyoruz. Şu an Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni tamamladık. Poliklinik kısmını ve idari binayı teslim ettik. Diğer kısımları da Sağlık Bakanlığı’na teslim aşamasında… Şu anda ana binaya eski binadan taşınma işlemleri devam ediyor. Onunda en kısa sürede tamamlanacağını umuyoruz. Ayrıca bu hastanemiz LEED Gold sertifikası alacağı gibi, Dünya Bankası’nın IFC adındaki kuruluşu, yeşil binaları sertifikalandırmak için verdiği EDGE Sertifikasını Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi için uygun görerek, verdiler. Bu da bizim için ayrı bir gurur vesilesi oldu.

-Okmeydanı Hastanesi’nin çalışmalarına devam ediyorsunuz ve son gelişmeler mevcut. Hastanenin son gelinen son aşamasından bahseder misiniz?

Okmeydanı Hastanemiz, İstanbul’un en önemli ve özellikli hastanelerinden biri. Yıllık 1,5 poliklinik hastası bulunuyor ve 700 bin civarı da acil bölümündeki hastalarımız hizmet alıyor. Bunların dışında 40-50 bin civarında ameliyatgerçekleşiyor. İstanbul’un Avrupa Yakasındaki en çok nüfusa hizmet veren hastanesi diyebiliriz. Bu hastanemiz deprem riski taşıyordu, güvenliğini kaybetmişti ve tam anlamıyla sağlık hizmeti sağlayamıyordu. Bu sebeplerden binayı yeniden yapma kararı aldık. Yeniden yapmayı planladık ama hastanenin hizmetini aksatmadan bu yapım çalışmasının devam etmesi gerekiyordu. Buna istinaden projeyi yaparken iki etaplı olarak ilerledik. 1. etapta hastanenin %80’ini inşa etmek ve sonrasında mevcut hastaneyi yaptığımız binaya transfer ederek kalan %20’lik kısmını tamamlamak şeklinde programladık. Ve nihayet Piyale Paşa Bulvarı tarafında bu hastanemize başladık ve şu an teslim aşamasına kadar geldik. Hakikaten dünyanın en modern, en fonksiyonel ve deprem anında operasyonda kalacak hastanesini inşa etmiş buluyoruz. Hastane 180 bin m² kapalı alana ve 800 civarında kapalı otoparka sahip olacak. Bu hastanemizi iki açıdan çok önemsiyoruz. Birinci özelliği olarak şu an yaptığımız kısımda 385 adet deprem izolatörü kullandık. Bu izolatörler depremi yükünü alarak binaya daha az salınım ve yük getirecek. Diğer özelliği ise çevreci ve yeşil hastane konseptine uyumlu bir hastane olmasıdır.

-Çocuklarımızın daha iyi şartlarda daha iyi şekilde eğitim görebilmesi için ‘’Geleceğimizi güçlendiriyoruz ‘’sloganı ile tam kapsamlı projeler yürütüyorsunuz. Bize eğitim alanındaki projelerinizin son durumlarını paylaşır mısınız?

Özellikle belirtmek isterim ki okullarımız çevresine değer katan okullar olsun istiyoruz. Çocukların sosyalleşebileceği, aktivite yapabilecekleri, geniş alanların olduğu, enerji tasarruflu, bakım gerektirmeyen okullar yapıyoruz. Çocuklarımızın başarı derecelerini etkileyeceğine inandığımız çalışmalar yapıp çocukların iyi ki burada okuyorum demesini sağlıyoruz. Burada emek veren tüm mimar arkadaşlarımıza, İPKB’de çalışan müteahhitlerimize, müşavirlerimize ve tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bunun dışında şu anda 35 adet okulun projesi yapılıyor, gelecek yıl içerisinde ihalesine çıkacağız.

Kamu binaları olarak deprem çalışmalarında çok önemli noktalara geldik. Depreme hazırlık konusu kolay bir çalışma değil. Her bina %100 depreme hazır olduğunda ancak depreme hazırız diyebiliriz. Bu alandaki çalışmalarımızın daha da hızlanarak devam edeceğini umut ediyorum. Şunu da unutmamamız gerekiyor, depreme hazırlık çalışmaları kısa vadeli çalışmalar değil, orta ve uzun vadeli planlar dâhilinde olması gerekiyor.

Bunun dışında Atatürk Öğrenci Yurdumuzda 3555 kız öğrencimiz eğitim görüyor. Yurdumuzun çatısında güneş panellerimiz mevcut, sıcak suyu onlardan sağlıyoruz. Yağmur suyunu toplayıp yeşil alanların sulamasını yapıyoruz. Ayrıca içerisinde kütüphanesinin, konferans salonunun, spor salonunun ve idari binasının olduğu tam bir kompleks yapı halinde. Türkiye’nin şu anda en modern yurdu diyebiliriz.

-İstanbul yeni bir deprem geçirdi. Peki diğer okullar, hastaneler ve topluma açık yerler ne kadar güvenli? Bu deprem projelerinizi nasıl etkiledi?

Son yaşadığımız deprem, projelerimizin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Özellikle okullar, hastaneler, yurtlar, sosyal hizmet binaları ve idari binalar başta olmak üzere kamu binalarının güçlendirilmesi veya yeniden yapılması amacıyla ISMEP Proje’sine başladık ve şu ana kadar 1380 tane kamu binasını güçlendirdik ya da yeniden yaptık. Ayrıca 1150 tane de okul binasına ulaştık. Bunlardan 801 okul binasını güçlendirdik, 349 tanesini de yıkıp yeniden yaptık. Okulları yaparken de depreme dayanıklı olduğu kadar çevreci, teknolojik, enerji tasarruflu ve bakım gerektirmeyen okullar inşa etmeye çalışıyoruz. Velilerden, öğrencilerden ve idarecilerden çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. Bizim için bu okulların depremde can kaybı olmayacak şekilde yapılması çok önemli. Çünkü 5.8 büyüklüğündeki bir deprem aslında bizim beklediğimiz İstanbul depremine göre küçük ölçekli bir deprem olsa da insanlara korku veriyor. Dolayısıyla bu yaşanan korku da bizim yaptığımız çalışmaların ne kadar önemli olduğunu ve devletimizin de bu konuda çalıştığını gösteriyor.

-Peki İstanbul tam anlamıyla depreme hazır olması ne kadar zaman alır bu sürede herkese düşen yükümlülükler nedir?

Genel olarak değil herkesi ayrı ayrı değerlendirdiğimizde her birey depreme hazırım dediği zaman İstanbul depreme hazır olacaktır. ‘Bu da nasıl olur ve bize düşen görev nedir’ diye soracak olursak öncelikle bu görevlerin bilincinde olmamız gerekiyor. Bu bilincin de aile, yaşadığımız çevre, iş yerimiz, mahallemiz vs. olarak geniş ölçeğe yayılması gerekiyor.

Depreme hazırlık çalışmaları kısa vadede olan çalışmalar değil orta ve uzun vadede olan çalışmalardır. İSMEP kapsamında 13 yılda geldiğimiz noktayı az önce size sayılarla özetlemeye çalıştım. Dolayısıyla İstanbul’un depreme hazırlık için önünde uzun bir yolu var. Ama 15-20 sene önceye göre çok daha iyi durumdayız diyebiliriz. Ama tabi ki bu yeterli değil daha yoğun ve çeşitli alanlarda çalışılması gerekiyor. Bunun için de çok iyi bir koordinasyon ve iş birliği şart.

Bizim yaptığımız okullar birer toplanma alanı olarak İstanbul afet müdahale planlamasına tanımlandı. Her mahalledeki sağlamlaştırdığımız okullarımız toplanma ve barınma alanları olarak planlamamızda mevcut. Dolayısıyla biz toplanma alanlarından ziyade sağlam binalarda oturuyor muyuz? Binamız nasıl? Bunlara öncelik vermemiz gerekiyor. Bu noktada kentsel dönüşüme önem verilmeli ve insanlara kentsel dönüşüm doğru anlatılmalı. İnsanları kendi yerinden etmeyen ve kendi içerisinde çözen mahalle ve bölge bazlı çözümler ile bu işinde üstesinden gelineceğine inanıyorum.

-Projelerinizdeki başarıyı gelecek nesillere aktarmak için üniversitelerde konferanslara  ya da farklı etkinliklere katılıp öğrencilere güçlendirme ve yeniden yapım çalışmaları hakkında bilgi veriyor musunuz?

Tabi ki gençlerimize bu konuda bilgilendirme yapıyoruz. En son Eskişehir Teknik Üniversitesi ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin düzenlediği uluslararası bir kongre vardı. Burada İPKB olarak İSMEP Projemizi en üst düzeyde anlattık. Moderatörlüğünü ben üstlendim. İSMEP örneğimiz ile risk azaltmanın çeşitli yönlerini üniversitelilerimiz ve akademisyenlerimiz ile paylaştık. Bu tür kongreler ve konferanslar gerçekten çok önemli. Çünkü afet sektörü tek bir sektörü ilgilendirmiyor, birçok sektörün bir araya gelip birlikte çalışması gereken bir sektör diyebiliriz. Dolayısıyla bu tür konferanslarda yapılanlar paylaşılınca hem aydınlanma oluyor, hem de daha başka neler yapılabilir onları görebiliyorsunuz.

-Aynı zamanda Kızılay’ın Şişli Şubesi’nin Başkanlığına da geçtiniz, bu ulvi görev hakkında neler söylemek istersiniz?

Benim için ve her Türk vatandaşı için çok önemli olan Kızılay teşkilatının delegelerinin teveccühü ile Kızılay Şişli Şubesi’nin başkanı seçildim. Şubat 2019’dan bugüne başkanlığı yürütmekteyim. Kızılay yurt içi ve yurt dışında Türkiye’nin merhamet elidir. Dolayısıyla elimizden gelen her şeyi yapmamız gerektiğine inanıyorum. Afet bilinçlendirme eğitmenlerimizin olduğu Kızılay Şişli Şubesi’nin işlettiği bir huzur evi var. Bir gün sizleri de orada ağırlamak isterim. Orada 72 yaşlı konuğumuzun her türlü bakım hizmeti sağlanıyor. Görevimizi layığı ile yerine getirmeye çalışıyoruz.

-Özel yaşamınızda vakit buldukça yurt dışına seyahatlerde bulunuyorsunuz. Kaç ülkeyi gezme fırsatınız oldu ve oralarda neler keşfettiniz?

Gezmeyi seviyorum. İş ya da  vakit buldukça özel seyahatlerimde gittiğim yerlerin kültürünü görmeyi, insanları ile konuşmayı, şehrin olabildiğince farklı noktasına gidip oraları keşfetmeyi isterim. Şehrin ve kültürün endine özgü şeylerini almak beni çok mutlu eder. Bizim damak zevkimize uygun olan yiyeceklerinden tatmayı asla ihmal etmem. Uzak Doğu’ya iş sebebiyle seyahatlerim oluyor. Pasifikten başlayıp Japonya, Malezya, Vietnam, Filipinler, Hindistan gibi çok çeşitli ve değişik kültürleri olan ülkeleri gezme fırsatı yakaladım. Bunların dışında Orta Doğu, Güney Amerika ve Avrupa’da da birçok ülkeye gittim. Benim için iz bırakan en özel yerlerden biri ise Afrika’daydı. Afrika’da Malavi’yi hiç unutmuyorum. Akvaryum balıkları özellikle okyanus balığı dediğimiz renkli balıklar Malavi Gölü’nden çıkıyor. O renk cümbüşüne şahit olma fırsatım oldu. Bir de buna ilave olarak dünyada gördüğüm en parlak yıldızlar Afrika’daydı. Çünkü elektrik imkanı çok olmadığı için hiç ışık yok. Gece üzeri açık bir araçta seyahat ettiğimde gökyüzünün o görüntüsünden büyülenmiştim. Adeta samanyolunu izler gibiydim.

Dünyanın her noktası keşfedilmesi gereken bir yer. İmkanı olan herkesin zaman buldukça gezip farklı yerler görmesini tavsiye ederim.

Röportaj: Zehra Sadıç

 

NG Holtes’in yeni yıl programları belli oldu

NG Holtes’in yeni yıl programları belli oldu

NG Hotels, NG Sapanca’da Muazzez Ersoy ve NG Afyon’da Bülent Serttaş ile muhteşem bir yılbaşı gecesine imza atacak

Yılbaşına özel programlarıyla her yıl misafirlerin keyif dolu vakit geçirmesini sağlayan NG Hotels, unutulmaz bir yılbaşı gecesine hazırlanıyor. Huzurlu bir doğanın içinde bulunan NG Sapanca’da Muazzez Ersoy ve termalin merkezi Afyonkarahisar’da bulunan NG Afyon’da Bülent Serttaş’ın sevilen parçalarıyla müzik bir dolu bir geceye imza atacak.

NG Sapanca;

Muazzez Ersoy, yılbaşına özel hazırladığı repertuarında yer alan unutulmaz parçalarını NG Sapanca’nın misafirleri için seslendirecek. Müzik dolu dakikalarla doyasıya eğlenecek olan misafirler, otelin eşsiz yılbaşı menüsünü de deneyimleme fırsatı bulacak.

Yılbaşına özel sunulan, gala gecesinin de dahil olduğu 29 Aralık 2019 – 1 Ocak 2020 tarihleri arasında geçerli olan 3 gecelik konaklama paketi sayesinde misafirler, hem yeni yıla görkemli bir şekilde giriş yapacak hem de otelin eşsiz doğasında yenilenme fırsatı bulacak.

NG Sapanca misafirlerine alternatif program olarak Grup Karnaval’ın şarkılarıyla açık büfe lezzetlerini de yeni yılda deneyimletecek.

NG Afyon; 

Lüks termal deneyimi, yemek kültürü ve tarihi zenginlikleriyle, gezi tutkunlarının yeni keşif rotası Afyonkarahisar’daki buluşma noktası NG Afyon, yılbaşını Bülent Serttaş ile karşılayacak. Yılbaşına özel hazırlanan programa NG Afyon’un usta şeflerinden çıkan özel menü eşlik edecek. Misafirler, 28 Aralık 2019 – 1 Ocak 2020 tarihleri arasında geçerli olan konaklamalarda yeni yıla NG Afyon’da yenilenerek girecek.

Orkid’en Türk Kadın Voleyboluna tam destek

Orkid’en Türk Kadın Voleyboluna tam destek

P&G’nin lider kadın bakım markası Orkid, marka ve spor endüstrisini bir araya getiren Brand & Sport Summit’te bugüne kadar voleybola verdiği desteği ve gelecek planlarını anlattı. P&G Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu’nun konuşmacı olduğu “Orkid ile Dünden Bugüne Voleybol” oturumunda Orkid’in kadınları ve genç kızları güçlendirmek amacıyla spora verdiği destekten bahsedildi.

Metin Görgün’ün moderatörlüğündeki oturumun konukları arasında A Milli Kadın Voleybol Takımı Eski Antrenörü Reşat Yazıcıoğulları, Milli Voleybolcu Özlem Özçelik, Milli Voleybolcu ve A Milli Kadın Voleybol Takımı Menajeri Pelin Çelik Emniyetli de yer aldı. Etkinlikte Milli Voleybolcu Özlem Özçelik, Tokyo 2020 yolunda Filenin Sultanları’na başarılar diledi.

İlk kez 2003’te Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı’nın ana sponsoru olan Orkid’in 16 yıla yayılan voleybol serüveninde, Filenin Sultanları’nın başarılarının konuşulduğu, Metin Görgülü’nün moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda A Milli Kadın Voleybol Takımı Eski Antrenörü Reşat Yazıcıoğulları, Milli Voleybolcu Özlem Özçelik, Milli Voleybolcu ve A Milli Kadın Voleybol Takımı Menajeri Pelin Çelik Emniyetli konuk oldu.

Türkiye’deki 25. yılı şerefine “Kadın Özgürlüğü 25 Yaşında” sloganı ile başlattıkları A Milli Kadın Voleybol Takımı sponsorluğu esnasında yine bu iş birliği için görev aldığını ifade eden Tankut Turnaoğlu “16 yıl önce bu sponsorluğun ilk yılında da Filenin Sultanları Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda 2.lik kazandı. Bu gerçekten Türkiye’de spor tarihi adına da yeni bir dönemin başlangıcı oldu” şeklinde konuştu.

Demet Özdemir Bakü’de

Demet Özdemir Bakü’de

Pantene, yeni marka elçisi Demet Özdemir’i Bakü’de gerçekleşen özel bir etkinlikte Azeri hayranları, Azeri ünlüler, basın ve influencerlar ile bir araya getirdi. Basın toplantısında Pantene’in yenilenen dinamik, genç ve enerjik dünyası Demet Özdemir ile tanıtıldı.

Azerbaycan’da dizileri sevilerek takip edilen güzel oyuncu, basın toplantısı öncesi şehrin tarihi bölgelerini gezerek, geleneksel yemeklerinden lüle, dolma, pilav ve şekerbura yedi. Kız Kulesi’ni ziyaret eden güzel oyuncu, bu sırada hayranlarının yoğun ilgisi ile karşılaştı. Fotoğraf çekilmek için sıraya giren hayranlarını kırmayan Özdemir, bu ilgi karşısında mutluluğunu dile getirdi. Şehir gezisi sonrası Azeri ünlülerin katılımı ile gerçekleşen özel bir parti ile geceye devam edildi.

 

 

Erguvan Zamanı

THY Arjantin’in River Plate futbol takımına sponsor oldu

THY Arjantin’in River Plate futbol takımına sponsor oldu
Türk Hava Yolları, River Plate Kulübü ile forma göğüs sponsorluğu için anlaştı. Avrupa’da Barcelona, Manchester United, Borussia Dortmund gibi takımlara da sponsor olan THY şimdi de 3 yıl boyunca Arjantin devi River Plate’e forma sponsoru oldu. Dünyada birçok spor takımına sponsor olan THY, Latin Amerika pazarındaki payını arttırmak için River Plate ile forma sponsorluğu için anlaştı.

TAV; Pazar çok büyük, ihtiyaçlar sonsuz ama rekabet bizi korkutmuyor

TAV; Pazar çok büyük, ihtiyaçlar sonsuz ama rekabet bizi korkutmuyor.

TAV Havalimanları İşletme Hizmetleri Genel Müdürü Bora İşbulan

Değişim hızının yüksek olduğu günümüz gereklilikleri ve gündem koşullarında, farklı arzu, gereksinim ve beklentilere sahip müşterilerin bulunduğu ortamları; üstelik hizmette konforu detaylandırma konularında liderliğe ulaşabilecek stratejiyi üretmek ve uygulamaya geçirmek büyük başarı… İşte bu başarıyı elde etmiş ve her geçen yıl hizmet verdiği alanlarda başarı grafiğini yükselterek global bir marka olma yolunda ilerleyen TAV Havalimanları işletme Hizmetleri Genel Müdürü Bora İşbulan bu ayki Brand Desk köşemizin marka konuğu… Değerli Bora Bey ile havalimanı işletmeciliğini, marka olmayı, hizmetlerinde yeni trendleri, Passport’u ve 150 milyondan fazla misafiri ağırlarken küresel pazarlarda gelenekleri, alışkanlıkları farklı ülke insanlarının da nasıl tercihi olduklarını siz değerli okuyucularımız için konuştuk.

SPOT:  Bizim hedefimiz hep “en iyi” ye ulaşmak ve tüm yarışlarımız hep kendimizle oluyor.

SPOT: “Müşteri memnuniyeti”ni ilke edinmiş olan şirketimiz de, havalimanlarını, sadece bir geçiş noktası olarak değil, yolculara her türlü konforun sınırsız biçimde sunulduğu mekanlar olduğunu algılamaları için çalışıyoruz.

TAV İşletme Hizmetleri’nden kısaca bahseder misiniz? Önemli bir markayı yaratmak, koruyabilmek ve kurumsal bir marka olabilmek… Nasıl bir süreç, neler gerektiriyor kısaca bahseder misiniz? TAV İşletme Hizmetleri A.Ş. TAV Havalimanları Holding’in havacılık dışı gelirlerini oluşturan ürün ve hizmetleri yaratan ve yöneten şirketidir. Şirketimiz de reklam ve tanıtım alanları kiralama, ticari alan tahsisleri, TAV “primeclass”, Özel Yolcu Salon İşletmeciliği, TAVPort.com Online Seyahat Sitesi, TAV Passport Kart Sadakat Programı, “primeclass” Lounge Card, LoungeMe mobil uygulaması, AirportEasy.com vb. ürün ve hizmet portfoyünden oluşturmaktadır.

Dünyada kaç ülkede faaliyet gösteriyorsunuz? Kaç çalışanınız var?  Şuan 4 ayrı kıta, 23 ülke, 40’dan fazla havalimanında 100 milyondan fazla yolcuya 1.300 personelimizle birlikte 7 gün/24 saat yürütüyoruz.

Gelenekleri ve alışkanlıkları farklı ülkelere, insanlara hizmet ediyorsunuz.  Memnuniyet istediğiniz seviyede mi?  Evet bugün, dünyanın 4 bir yanından gelen her coğrafyadan yolcuya hizmet veriyoruz. “Müşteri memnuniyeti”ni ilke edinmiş olan şirketimiz de, havalimanlarını, sadece bir geçiş noktası olarak değil, yolculara her türlü konforun sınırsız biçimde sunulduğu mekanlar olduğunu algılamaları için çalışıyoruz. Biz bir yerde hizmet vermek istiyorsak ilk önce o ülke, o ülkenin vatandaşı, o ülkenin gelenekleri oluyoruz. Kendi bilgi birikimimizi dünyada ün kazanmış misafirperverliğimiz ile harmanlıyoruz ve sonuç… Yüksek memnuniyet seviyesi!

 

Küresel turizm pazarında hedef pazarlarınız sizce hangileri? Bu ilklere yönelik planlama ya da yatırımlarınız var mı? Şu an dünya üzerinde 7 milyardan fazla insan yaşıyor. Yılda yaklaşık 4 milyar kerede insanlar havayollarını kullanarak seyahat ediyorlar.  Mobil yaşayan, sürekli seyahat eden, katma değerli hizmetleri talep eden, iş seyahatleri için uçanlar ya da yüksek gelir grubu birçok yolcuya ulaşabiliyorsunuz.  Avrupa ve Kuzey Amerika pazarı büyük, doygunluğa ulaşmış gibi görünse de hizmet sektörü olarak çok şey yapılabileceği kanaatindeyiz. Afrika, Ortadoğu, Çin ve Güney Amerika’da ise çok hızlı büyüme göreceğiz. Kalabalıklaşan bir orta gelir sınıfının daha sık havayolunu tercih etmesi, genişleyen ticari sınırlar ve bu genişlemenin iş seyahatlerine etkisi ve insanların yeni yerler görmek, keşfetmek merakı hizmetlerimize talebi arttıran önemli etkenler. Global pazardaki yatırımlarımızı havalimanındaki uçtan uca diye tarif edebileceğimiz ticari yolcu hizmetleri ile  büyütüyoruz. Ticari yolcu hizmetlerine özel yolcu salonlarından şoförlü transferlere, vale hizmetinden havalimanı otellerine, porter, hızlı geçiş, otopark işletmeciliği, concierge hizmetleri, loyalty kart uygulamaları gibi pek çok hizmet girmekte.

 

Aslında sizi bir noktada Türkiye’nin; birer kurumsal elçisi gibi düşünebiliriz?   Elbette ki… Biz bir Türk firması olarak yurtdışında hatırı sayılır sayıda yerlerde yolcu ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Yolcularımızın stresli bir seyahat yerine konfor ve ayrıcalıklı bir seyahat deneyimi sunuyoruz. Öyle ki, yolcularımız bir sonraki seyahatlerini iple çekiyorlar. Turizmin ilk kapısı havalimanları olduğu için, elçilik görevimizi en şekilde de temsil ettiğimize inanıyoruz. Türkiye bizim vatanımız ve işletmecilik anlamında da en güçlü olduğumuz nokta.  Birçok önemli havayolları, bankalar,  kurumsal firmalar ile işbirlikleri sağlayarak, ciddi bir deneyimler edindik ve bu deneyimi global dünyaya taşımaya devam ediyoruz.

 

Yakın zamanda üzerinde çalıştığınız projelerinizden bahsedebilir misiniz? Yolculara seyahatlerinde kolaylık sağlamak için nasıl projeler üretiyorsunuz?  Çok yakında LoungeMe isimli bir aplikasyon piyasaya sürdük. Dünya üzerinde 500’den fazla havalimanları çok kolay birkaç adım ile aplikasyondaki QR Kod sayesinde indirimli olarak giriş sağlayabiliyorsunuz. Bu aplikasyon yolcularımızın kapıdan içeri girmeye çekindikleri, kullanabilecekken kullanamadıkları yolcu salonlarının tüm hizmetlerini, fotoğraflarını, fiyatlarını, kurallarını telefonunuz aracılığıyla sizlere sunuyor. Ayrıca yolcu salonlarını kullandıkça, aplikasyon içindeki size özel oyunları oynadıkça puanlar kazanıyor ve bu puanları biriktirerek salon deneyiminizi ücretsiz hale getirebiliyorsunuz.

 

Gece gündüz yaşayan bir iş alanında uluslararası bir markasınız. Kesintisiz işleyiş, “yolcunun kendisini bulduğu konforla özel hissetmesi çok önemli”… Nasıl ilerliyorsunuz? Öncelikle oldukça sistematik bir çalışma döngümüz var. Bir zaman diliminde bir grubun edindiği bilgi diğer gruba eksiksiz taşınıyor. Böylelikle değişimler bizi olumsuz etkilememiş oluyor. Her yolcunun özel hissettiği nokta ve konfor anlayışı farklı fakat bizim işine oldukça hakim çalışanlarımız var. Yolcularımız ne isterlerse onu sunuyorlar. Bu özellik birde güleryüz ve misafirperverlikle birleşince başarı kaçınılmaz oluyor.

 

Sektörde ilk markalardan biri olmanız markalaşma yönünde, rekabet ortamında avantaj sağlıyor mu? Nasıl değerlendiriyorsunuz? Aslında ilk marka olmak hem ciddi bir avantaj hem de ciddi bir dezavantaj. Fakat biz dezavantajlarını iyi yöneten ve büyük başarılara çevirebilen bir markayız. Yani demem o ki dezavantajlarımız gücümüze güç katıyor! Üstelik Pazar çok büyük, ihtiyaclar sonsuz. Dolayısı ile rekabet bizi korkutmuyor.

 

Markanızı koruma metodolojiniz nedir? Nasıl geliştiriyorsunuz?  Değişim, değişim, değişim… Stabil kalarak başarı elde edemezsiniz. Bu sebeple, bu dinamik sektörde bizde iç dinamiğimizi her zaman yüksek tutuyoruz. Sürekli değişiyor, gelişiyor, yolcularımız ne istiyor ise biz onu sunuyoruz. Ama bu değişim içinde aynı kalan tek şey var; kalitemiz! Bu sebeple de, tüm pazarlama faaliyetlerimizde, iletişim kurgularımızı tasarlamak, planlamak, detaylandırmak ve yürütmek için metodolojik bir yaklaşım izleriz. Her ürün ve hizmet titizlikle pazarlama planımıza uygulanmaktadır.  Hiçbir ürün sonsuz değildir. Önemli olan trendleri, havalimanları özelinde seyahate dönük yasal düzenlemeler, teknolojiyi, dünyayı, insan ihtiyaçlarını iyi takip etmek ve doğru zamanda doğru noktada olmayı becerebilmek. Sanırım yıllar içinde geliştirdiğimiz en önemli know how ımız da bu.

Sadakat Programı TAV Passport Kar’tan kısaca bahsedebilir misiniz?  46.000’lik A+, A hedef kitlesinde aktif TAV Passport Üyelik Programında (Klasik, Plus ve Edition Kart) bulunmakta. 30-55 yaş aralığı, şirket sahibi veya ortağı, CEO veya üst düzey yönetici profilinde çok niş segmentte üyelerimiz mevcut. Hedef kitlesinin demografik özelliklerini de tariflemek istersek; gelir düzeyi yüksek, %80 erkek profilinde, % 88’i T.C , % 12 Non-TC,  %90’nı İstanbul, %5 Ankara, %5 İzmir ikametli, prestij ve statü arayan, seyahat etmeyi, lüks yaşamayı, alışveriş yapmayı seven, hız ve konfor arayan pragmatikler, şirket sahibi veya ortağı / üst düzey yönetici  veya orta düzey yönetici profilinde isteklerine hızlı ve rahat ulaşmak isteyen olarak özetleyebiliriz. En çok da hızlı geçişler, otopark & vale, lounge hizmetlerini tercih ediyorlar.

Yabancı ortaklarınız var, onların Türkiye’ye bakışı nasıl?    Başta ADP olmak üzere birçok önemli yabancı ortağımız var. TAV dışındaki projelerle, grup şirketlerimiz için de ciddi bir sinerji yaratıyoruz. Türkiye’ye ve Türk’lere karşı bakışları her zaman iyi… Bu noktada bir vitrin görevi görüyoruz. Daha önce hiç Türkler ile iş ilişkisi kurmamış farklı coğraflardan işbirlikçilerimiz var. Bu sebeple, çok fazla sorumluluk taşıyoruz. Ülkemizi ve hizmetlerimizi en iyi şekilde temsil ediyoruz. Ayrıca, TAV İşletme Hizmetleri olarak İspanyol GIS firmasını ile Şili de faaliyet gösteren Primeclass Pacifico iştiraklerinde de hakim ortak olarak, dünyanın bambaşka coğrafyalarına ortaklarımızla bahsettiğim ürün ve hizmetleri taşıyoruz.

Hedef kitleye ait hangi iç görüler üzerinden ilerliyorsunuz? Araştırma yaptırıyor musunuz? Küresel bir marka olarak reklam tanıtım stratejilerinizi saptarken nasıl bir ön hazırlık yaparsınız? Ülkelere göre vb.? İç görülerimiz ve yaptığımız araştırmaları harmanlıyoruz. İç görümüzü deneyimlerimiz oluşturuyor. Araştırma konusunda gelince ise kesintisiz araştırma yapan birimlerimiz var. Durmak nedir bilmiyorlar. Yolcu nerede ne istiyor? Neye ihtiyacı var? Bunları saptamak çok kritik… Ön hazırlıklarımız tüm bu harmanlanan verinin sonucunda gerçekleşiyor. Elbette ki ülkelere, kıtalara, geleneklere vs. göre araştırmalar da yapıyoruz.

Reklam stratejisi oluştururken ve Medya planlamalarınızı yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?

Reklam ve pazarlama stratejilerimiz, şirketimizde sunulan hizmet ve ürünlerin gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Hem yerel hem de küresel pazarlarda ayrıcalık, konfor, misafirperverlik, finansal fayda ve sağlıklı rekabet sunmaya odaklanan zengin ürün portföyüyle müşterilerimizle iletişim, yaptığımız işin önemli bir parçasıdır. Bu konuda bize destek olan yabancı ajanslarımızda var.

Kampanyalarınız için kullanılabilecek uygun reklam ortamlarını, çeşit ve durumlarını hangi açılardan değerlendiriyorsunuz?

Biz ağırlıklıklı olarak anlaşmalı olduğumuz gazete dergi ve sosyal medya kanalları üzerinden ürünlerimizi tanıtmaya gayret ettik. Outdoor mecralara cok girmedik. TAV ın entegre yönetim ilkesi kapsamında havalimanlarınımızı reklam mecrası olarak etkin kullanmaya çalıştık. Ayrıca havalimanlarında olmak isteyen markalarla da çapraz kampanyalar organize ederek kazan kazan ilkesi kapsamında markalarımızın bilinirlik düzeyini yukarı çektik.

Marka ile potansiyel müşteri/kullanıcı arasındaki bağlığı nasıl tanımlıyorsunuz? Bunu güçlendirmek için neler yapıyorsunuz?  Mevcut müşterilerinizin ve potansiyel müşterilerinizin sizi görebileceği her yerde iletişim ve marka stratejik dilinizi doğru seçmeniz çok önemli. Tutarlı ve güvenilir bir dil ile desteklemeniz gerekiyor. Kişisel verilerin korunması kanunu çerçevesinde müşterilerimizin datasını tutmanız çok önemli bir konu (email, telefon numarası, doğum günü vs). Elimizdeki süzülmüş datayı satış sonrasında belli aralıklarla müşterilerimize belli dönemlerde yaptığımız kampanyaları email ile gönderiyoruz. Aynı zamanda, yeni hizmet ve ürünleri sms, e-mail, web sitesi, sosyal medyalarımızda duyuruyoruz. Önemli gün, bayram, doğum günü kutlaması gibi tebrik mesajları, çok özel ayrıcalık ve indirim ile birbirinden değerli hediyeler vererek yolcularımızın kendisini özel hissetmesini sağlıyoruz.

Müşteri sadakatini sağlamak ya da daha güçlendirmek için yaptığınız kampanyaların ortak özellikleri ya da farklılıkları nedir?  Şuan dünya üzerinde Avrupa’dan Amerika’ya, Ortadoğudan Afrika’ya kadar 23 ülke de faaliyet gösterdiğimiz için, öncelikle verdiğiniz hizmetin, ürünlerinizin kaliteli olması gerekmektedir. Çünkü hizmetten memnun olmayan müşterilerimizin, tekrardan bizlere geri kazandırmak çok daha zor olacaktır. Ayrıca, hizmetlerimizi verdikten sonra, sadakati sağlamak adına müşterileriniz ile iletişimi, organik bağı hiç koparmamanız gerekiyor. Hizmet alındıktan sonra, belli bir süre içerisinde tekrardan müşterimiz ile iletişime geçerek, telefonda ve maille memnuniyet anketi yapıyoruz. Bu şekilde hem kendimizi tekrar hatırlatmış oluyor, hem de yolcumuzun beklentilerini öğrenmeye çalışıyoruz.

Müşteri memnuniyetini nasıl ölçümlüyor musunuz? Gerek basılı anketler ile gerek telefon yoluyla bütün müşterilerin memnuniyet ve bağlılık dereceleri aylık olarak ölçümlenmektedir. Alınan sonuçlar doğrultusun da var olan müşterilerimizi korumak, memnuniyetlerini arttırmak ve yeni müşteriler kazanmak için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Operasyonel uzmanlığımızdaki başarımız, müşterileri en sağlıklı şekilde anlamak ve onlara hizmet etmek de aynı derecede önemlidir. Dünyanın dört bir yanında, ziyaretçilerimizin ortak özelliklerini tespit ettik diyebiliriz. Kalite bilincine sahip, en iyi hizmeti talep eden ve seyahat deneyimi için zaman ve para harcamaya hazır olarak tarifleyebiliriz. Olumlu bir yolcu deneyimi tasarlama yolu, yolcuyu anlamakla başlar. Yolcuyu anlamak, neyi sevdiklerini, neleri sevmediklerini ve yıllar içinde onlarda davranışsal değişikliği daha da önemlediklerini anlama anlamına gelir. Bu anlayış, Lounge yönetimini müşterinin yeni alışkanlıklarına göre daha iyi uyarlamak için neyin yeniden tasarlanması gerektiğinin daha büyük resmini gösterir. Sonuçta müşteri memnuniyetini anket sonuçları, beklenti trendleri ve sektördeki her türlü değişim ve gelişim üzerinden ölçümlemek olarak özetleyebiliriz.

Röp Ebru Arzu Çağdaş

Foto: Ersin Al

 

LG’den “Büyük Ekran TV” Fırsatı devam ediyor

LG’den “Büyük Ekran TV” Fırsatı devam ediyor

 Avantajlı fiyatlarla LG Büyük Ekran TV’lere sahibi olma fırsatı 31 Mart’a kadar devam ediyor.

LG, televizyon keyfini maksimumda yaşamak isteyenlere avantajlı fiyatlarla daha büyük ekran, daha fazla heyecan sunuyor. 31 Mart’a kadar yetkili satış noktalarında devam edecek kampanya kapsamında, 4K UHD çözünürlüğe sahip 86UK6500PLA, 75UK6500PLA ve 70UK6950PLA model LG Büyük Ekran TV’ler avantajlı fiyatlarla satılıyor.

Büyük Ekran, Keskin Görüntü, Daha Fazla İzleme Alanı

LG Büyük Ekran TV’lerdeki dört çekirdekli işlemci sayesinde görüntü keskinliği arttırılarak büyük ekranda daha yüksek çözünürlüklü bir görüntü elde ediliyor. Geniş izleme açısı sunan IPS panel ise geleneksel TV’lerin yapamadığı şekilde, renkleri tıpkı ön cepheden olduğu gibi yan taraftan da neredeyse yüzde 100 doğrulukta gösteriyor. Böylelikle, LG Büyük Ekran TV kullanıcıları renk kayması ve bozulma olmadan TV izleme keyfini sürebiliyor.

70 inç TV, bir 55 inç TV’ye kıyasla yüzde 62 daha fazla izleme alanı sağlarken, 75 inç TV,  65 inç TV’ye göre yüzde 33, 86 inç TV ise, 75 inç TV’ye göre yüzde 32 daha fazla izleme alanı sağlıyor.

Büyük Ekranda En İyi Netflix Deneyimi

Uygulamaya kolay ve hızlı erişim, üstün deneyim yaşatma gibi başlıklarda, Netflix’in son derece kapsamlı testlerinden geçer not alan LG Büyük Ekran TV’ler Netflix tarafından da öneriliyor.

 

Doritos ile doğrulu mu? cesaret mi?

Doritos ile doğrulu mu? cesaret mi?  Yeni Doritos Risk 3.0 ile doğruluk mu, cesaret mi oynamaya var mısın?

Doritos’un efsane Risk oyunu heyecanı bu kez üçe katlanıyor. Doritos Risk 3.0 paketinden çıkan acı ve ekşi cipsler herkesi ‘’Doğruluk mu? Cesaret mi?’’ oyununa davet ediyor. Bu oyunda şanslıysan içinden Taco da çıkabilir. Her zaman gençlerin yanında olan Doritos Risk 3.0, eğlenceli oyun kurgusuyla da dikkat çekiyor. Risk 3.0 bir cips olmanın ötesinde oyunu ve eğlenceyi temsil ediyor. En az iki kişiyle oynanabilecek şekilde oyuncular acı gelmesi durumunda doğruluk, ekşi gelmesi durumunda ise cesaret görevlerini gerçekleştiriyor. Yeni Doritos Risk 3.0’ı deneyemeye cesaretiniz var mı?